Yazılar

Türkiye’nin en popüler 4. gölü Eğirdir Gölü

Türkiye’nin en popüler 4. gölü Eğirdir Gölü

Eğirdir Gölü, Isparta’da yer alan, tektonik ve karstik etkilerle oluşmuş bir tatlı su gölüdür. Dik kayalara, düz ve sığ bir tabana sahip olan gölün, kıyı uzunluğu 150 km dir. Eğirdir Gölü’nde Kemer Boğazın kuzeyinde yer alan bölümü Hoyran, Güneyinde yer alan kısım ise Eğirdir bölümü olarak bilinmektedir.

Eğirdir Gölü’nün yüzey alanı insanların su kullanımına bağlı olarak farklılık göstermektedir. Karstik yapıdaki gölün özelikle batı kesimlerinde yer alan düdenlerin bir kısmı kapatılmıştır. Farklı amaçlarla kullanılmak üzere (içme suyu, tarım vb.) gölde DSİ tarafından çok sayıda pompaj istasyonları kurulmuştur. Eğirdir Gölü’nün en önemli özeliklerinden bir diğeri denizle olan bağlantısıdır. Kovada kanalı ile Kovada Gölü’ne gelen sular Kovada Vadisi’nden, Aksu Çayı’na oradan da karstik yollarla Akdeniz’e boşalmakta idi. Son yirmi yıldır gölün suları Çandır Ovası’nda yaptırılan Karacaören I ve II barajlarına gelmektedir. Eğirdir Gölü ile Kovada Gölü arasında doğal bağlantıyı oluşturan 22 km’lik Kovada Kanalı yer almaktadır. Kemer Boğazı; Doğu-Batı doğrultusunda daralma göstererek yaklaşık 1,8 km’lik mesafe ile gölün iki bölümlü görünüm almasına neden olmaktadır.

Eğirdir göl çukurluğunun plüvyal dönemlerdeki karstik olaylar sonucu oluştuğu ve yine bu dönemde su ile dolduğu düşünülmektedir. Bilim insanları Göl çukurluğunun tektonik kökenli, su birikiminin Neojen sonrasında geliştiğini belirtmişlerdir. Holosen‘de büyük bir polyenin çökmesi sonucu ortaya çıktığı, göl içindeki küçük adaların da bunun delili olduğu söylemektedir. Tektonik kökenli çukurluğun karstik olaylarla mevcut şeklini kazandığı ve gölün plüvyal dönemde geliştiği düşünülmektedir. Anadolu’nun eski iklimi ile birleştirilerek Eğirdir dahil yöredeki büyük su kütleleri plüvyal göller şeklinde gruplandırılmaktadır.

Türkiye’nin en büyük 2. tatlı su gölüdür. Eğirdir Gölü’nün maksimum su kotu ile çevrelenen su alanı “I. Derece Doğal Sit Alanı” olarak belirlenmiştir. Maksimum su kotundan itibaren 300 metrelik bir bant ise “III. Derece Doğal Sit Alanı” olarak kabul edilmiştir. Eğirdir Gölü, “A Sınıfı Sulak Alan” listesindedir. Eğirdir Gölü havzası içerisinde Kovada Gölü Milli Parkı ve Gelincik Dağı Tabiat Parkı bulunmaktadır.

Gölde, Eğirdir’e bir karayoluyla bağlanmış bulunan iki küçük adacık bulunmaktadır. Birincisi Can Ada, ikincisi ise Yeşilada’dır.

Can Ada; Eğirdir ile Yeşilada arasında yer alan ve 7 dönümlük (7000 m²) bir alana sahip olan küçük bir adacıktır. Yerleşim alanı olmayıp, çadır ve karavan turizmi ile piknik alanı olarak kullanılmaktadır. Atatürk’ün Eğirdir’i ziyareti sırasında Canada, 1 Şubat 1933 tarihli Belediye encümeni kararıyla kendisine hediye edilmiş, daha sonra Atatürk’ün mirasçılarına, onlardan da Eğirdir Belediyesine geçmiştir.

Yeşil Ada: Eğirdir’in en güzel turizm bölgesi olan adada, doğa güzelliklerinin yanında Aya Stefanos Kilisesi gibi tarihi zenginliklerde bulunmaktadır. Yerli ve yabancı turistlere hizmet veren balık lokantaları ve ev pansiyonculuğu gelişmiştir.

Eğirdir Gölü’ne Isparta’dan kalkan araçlar ile ulaşmak mümkündür.

Ferhat Kaan Şahin

Kardinal Pietro’nun kurduğu şehir “Amalfi”

Kardinal Pietro’nun kurduğu şehir “Amalfi”

Amalfi İtalya’nın Campania bölgesindeki Salerno iline bağlı bir kasaba ve komündür ve Salerno Körfezi’nde yer alır.

İtalya’nın alışveriş başkenti Milano’dan uzakta bir dünya olmasına rağmen , Amalfi Sahili’nin Sorrento, Capri ve Positano, ülkenin en ünlü alışveriş merkezlerinden bazılarına ev sahipliği yapmaktadır.

Monte Cerreto’nun eteklerinde, kayalıklarla ve kıyı manzaralarıyla çevrili derin bir vadinin ağzında yer almaktadır. Amalfi kasabası, 839 ile 1200 yılları arasında Akdeniz’de önemli bir ticaret gücü olan Amalfi Dükalığı olarak bilinen denizci cumhuriyetin de başkentiydi.

1920’lerde ve 1930’larda Amalfi, İngiliz üst sınıfı ve aristokrasisi için popüler bir tatil yeri haline gelmiştir. Amalfi, bulunduğu sahilin ana kentidir, Costiera Amalfitana (Amalfi Sahili) olarak adlandırılır ve bugün aynı kıyıdaki Positano, Ravello gibi diğer kasabalarla birlikte önemli bir turizm merkezidir. Amalfi, UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer almaktadır. Amalfi’nin koruyucu azizi, kalıntıları Amalfi Katedrali’nde (Cattedrale di Sant’Andrea / Duomo di Amalfi) saklanan Havari Aziz Andrew’dur.

Pause Travel

Amalfi, ortaçağ mimarisinde önemli bir konuma sahipti. Amalfitan Kardinal Pietro Capuano tarafından kurulan Cappuccini manastırı olan Sant’Andrea Katedrali (Saint Andrew, 11. yüzyıl), eğilimiyle Güney İtalya’da hüküm süren sanatsal hareketi zengin bir şekilde temsil etmektedir. Bizans stilini kuzey mimarisinin formları ve keskin çizgileriyle harmanlanmıştır.

Başlıca tarihi eserler ve yerler, Aziz Andrew Katedrali (Duomo), Denizcilik Cumhuriyeti Arsenali (Gli Arsenali della Repubblica), El Yapımı Kağıt Müzesi (Museo della Carta) olarak sıralanabilir.

Amalfi, tarihte, batıya sattığı Bizans ipeklerini satın almak için Mısır ve Suriye’de basılan altın dinarların karşılığında komşularından tahıl, Sardunya’dan gelen tuz ve hatta kereste ticareti yapan bir deniz gücü olarak önem taşıyordu. Fernand Braudel, tahıl taşıyan Amalfi tüccarlarının İslam ülkelerinin limanlarında bazı imtiyazlara sahip olduklarını belirtmiştir. Amalfi çizelge tabloları (Tavole amalfitane), Hıristiyan liman şehirleri tarafından yaygın olarak kullanılan bir denizcilik kodu olmuştur.

Ortaçağ tarihinde Amalfi, gelişen hukuk ve matematik okullarıyla ünlüydü. Geleneksel olarak denizci pusulasını Avrupa’ya ilk getiren kişi olarak kabul edilen Flavio Gioia’nın Amalfi’nin yerlisi olduğu kabul edilmektedir.

Amalfiye, Napoli’den kalkan otobüs seferleriyle ya da araç kiralayarak ulaşabilirsiniz. Oldukça kıvrımlı ve dar yollara sahip olan Napoli-Amalfi arası yaklaşık 2 saat sürmektedir.

Pause Travel

Amalfi keşifleri:

Yürüyüş severler için Amalfi’nin enfes deniz ve kasaba manzaralarına nazır Sentiero degli Dei patikası biçilmiş kaftan. Tanrılar Yolu olarak da anılan bu patika, minik bir kasaba olan Agerola’dan başlayan ve Positano’ya kadar doğudan batıya uzanan hafif inişli yol size limon bahçeleri arasından geçirerek Capri Adası ve Positano kasabasının nefes kesici manzaraları ile karşılaştıracak. Gerçekten eşsiz bir deneyim. Başka bir keyifli yürüyüş rotası ise Amalfi’den Atrani köyüne uzanan Via delle Signore patikası. Civita ve Aurora tepecikleri arasında yer alan Atrani köyü zamanda asılı kalmış bir adres. Santuario Santa Maria del Bando’ya tırmanın ve tepeden limon ağaçları ile çevrili köyün manzaralarının tadına varın. Daracık sokaklar, geçitler ve merdivenler ve kemer altlarından geçerek köyün meydanı olan Piazza Umberto’ya ulaşın ve kahve molası verin.

Amalfi Tarih Keşifleri: Antik tarih severler için Minori balıkçı kasabasında yer alan Villa Romana’nın muhteşem freskoları ve yer mozaikleri görülmeye değer.

Praiano: Amalfi sahillerinin sanat kasabası Praiano, enfes manzaralara nazır limon ve narenciye ağaçları, daracık taş patikalar ve tarihi evler ile bezenmiş, sessiz ve sakin bir kasaba. La Brace, kasabanın manzaralarının ve lezzetlerinin tadına varabileceğiniz en güzel lokantası. Casa Angelina ve Casa Privata enfes manzaralara nazır büyüleyici birer inziva oteli. Ayrıca La Praia ve Praiano arasında deniz kıyısında yer alan minik ve şirin kasaba Marina di Praia görülmeye değer. Marina di Praia’da deniz kenarında geleneksel aile lokantası Trattoria Da Armandino’da enfes deniz mahsulleri yemek ise ayrı bir keyif.

Conca dei Marini: Bir göz açıp kapayana kadar yanından görmeden geçip gidebileceğiniz Conca dei Marini, Amalfi ve Furore arasında yer alan şirin mi şirin bir sahil kasabası. Sahile indikten sonra ufak kayıklar ile Grotta dello Smeraldo yani Zümrüt Mağarası’na gidin. Güneş ışıkları ile suyun yansımaları birleşince duvarları yemyeşil parlayan bu mağara gerçekten görülmeye değer. Sahilde iken Santa Rosa’lı rahibelerin 17. yüzyılda hazırladığı tarife göre yapılan Sfogliatella Santa Rosa tatlısının tadına bakın.

Amalfi’de Deniz Keyfi: Denizin keyfini sürmek isteyenler için önerilerimiz ise: kalabalık severler Positano’da Spiaggia Grande, sessizlik severler Positano’da Fornillo, parti ve gün batımı severler için Praiano’da One Fire Beach, lokaller ile harmanlanmak isteyenler için Amalfi’deki Santa Croce plajı, enfes manzaralara nazır denize girmek isteyenler için Castiglione(Lido di Ravello). Plaj keyfi ile mükemmel bir öğle yemeği deneyimini birleştirmek isteyenler için sadece tekne ile ulaşılabilen Laurito plajında yer alan Da Adolfo restoranı öneriyoruz. Positano’ya beş dakikalık tekne mesafesinde Laurito sahilinde özel minik bir koyda yer alan ufacık, mütevazi ve samimi restoran, denizle iç içe lokal bir aile işletmesi. Taze deniz mahsulleri, marine balıkları, çeşit çeşit peynirleri ile öğle yemeği için hem lokallerin hem de ünlülerin favori durağı.

Küllerinden doğan ülke “Vietnam”

Küllerinden doğan ülke “Vietnam”

Vietnam en çok ziyaret edilen destinasyonlar arasında.

Vietnam ya da resmî adı ile Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti, Güneydoğu Asya’da, Çinhindi Yarımadası’nın doğusunda yer alan bir ülkedir.

Uzun, dar bir kara parçası üzerinde yer alan Vietnam’ın kuzeyinde Çin, batısında Kamboçya ile Laos, güneyinde ve doğusunda Güney Çin Denizi yer alır. 1955’te Kuzey Vietnam ve Güney Vietnam olarak iki ayrı cumhuriyete bölünmüş olan ülke, 1976’da Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti olarak tekrar birleşmiştir.

Vietnam dağlık bir ülkedir. Song-Koi ve Mekong deltaları önemli alçak düzlükleri olarak ön plana çıkar. Doğu kısmında kıyı ovaları yer alırken, geriye kalan toprakların büyük bir bölümü ormanlık ve dağlık bölgelerden meydana gelmiştir.

Vietnamda yetişen başlıca ürünler; pirinç, manyok, kocadarı, mısır, kahve, çay, kauçuk, el işleridir. Önemli kentleri; Ho Chi (Şi) MinhHanoi ve Haifong’dur. Eğitim; 12 yaşına kadar parasız ve zorunludur.

Kuzey Vietnam ile Güney Vietnam 1976’da tek ülke olarak birleşmiş, ancak yıllarca süren savaş ve bombardıman sonucu büyük bir yıkıma uğramıştır.

Geçmişte bir Fransa sömürgesi olan Vietnam, yürütülen bağımsızlık mücadelesini başarıya ulaştırsa da, ülke Fransa tarafından ikiye bölünmüş, daha sonra başlayan iç savaşa ABD’nin de dahil olmasıyla on yıllarca süren savaşla ülke yerle bir olmuştur. ABD’nin kuvvetlerini geri çekmesi sonucu Kuzeydeki Komunist kuvvetleri güneyi ele geçirerek ülkeyi tekrar birleştirmiştir.

Turizm ülke ekonomisi için önemli bir yer tutmaktadır ve turizm gelirleri GSYH’nin %7.5’ine denk gelmektedir. Vietnam’da en çok ziyaret edilen destinasyonlar 5,8 milyon uluslararası yolcu gelişi ile Ho Chi Minh şehri, onun arddından 4,6 milyon ile Hanoi ve 4,4 milyon kişi ile Hạ Long şehridir.

Üçü de dünyanın en çok ziyaret edilen 100 şehri arasında yer almaktadır.

Vietnam, Güneydoğu Asya’da yer alan 8 UNESCO Dünya mirası sitesine ev sahipliği yapmaktadır. Yakın zamana kadar sadece savaşla anılan Vietnam, son dönemlerde dünyanın ileri gelen tatil merkezleri arasında sayılmaktadır. Öte yandan, Asya’da suç oranı en az ve en güvenli yerler arasındadır.

Başlıca öne turistik yerler ise; Ha Long Koyu (Ha long: Yere inen ejderha), Cat Ba Adası, Cuc Phuong Milli Parkı, Ho Chi Minh Mozolesi’dir.

Vietnam’a Türkiye’den direkt ya da aktarmalı uçuşlarla ulaşmak mümkün. Türk Hava Yolları haftanın 7 günü karşılıklı sefer düzenlemektedir. Direkt uçuşlar yaklaşık 10 saat sürmektedir. Vietnam’ın vize uygulaması sahip olunan pasaport türüne göre değişim göstermektedir.  Umuma mahsus (Bordo) pasaport sahiplerinin ülkeye giriş yapabilmesi için vize alması gerekmektedir. Yeşil pasaport, hizmet pasaportu, diplomatik pasaport sahibi Türk vatandaşları içinse gerçekleştirecekleri seyahatlerin 90 günü geçmemesi koşuluyla Vietnam vizesi almalarına gerek yoktur.

Gizemini hala koruyan “Manazan Mağaraları”

Gizemini hala koruyan “Manazan Mağaraları”

Karaman’a yaklaşık 40 km uzaklıkta yer alan yüksekliği ile dikkat çeken Manazan Mağaraları göreni kendine hayran bırakıyor.

Manazan Mağaraları Yeşildere (İbrala) ve Taşkale (Kızıllar) Köyleri arasında uzanan Yeşildere Vadisi’nin doğusunda, Karaman–Yeşildere Taşkale yolu üzerindedir. Karaman’a yaklaşık 40 km uzaklıkta yer alır.

Mağaralar, kil oranı yüksel kireçtaşlarından oluşan bir arazide, yüksek kaya kütlelerine tamamen insan eliyle oyularak yapılmış 5 katlı toplu yerleşkelerdir. İlk iki katı doğu batı yönünde ve hücre şeklinde birçok odacaktıktan oluşur. Doğu ve batı yönlerinde vadiyi yüksekten kontrol edebilecek stratejik bir konumu vardır. Orta kısımdaki yüksek kayaya oyulan diğer katlar, bölge halkı tarafından sırasıyla, Kum Kale, At Meydanı ve Ölüler Meydanı olarak isimlendirilmiştir.

Mağaraların ön cephesi doğal olaylar sonucu tahrip olduğundan günümüzde belirgin bir girişi yoktur. Birinci katta oyuntular şeklinde birçok mezar odaları vardır. Bu katta doğudan batıya doğruya sıralanan odalardan bazılarının şapel olduğu tespit edilmiştir. Bunların içerisinde bazı geometrik şekillerin ve freskoların izleri bulunmaktadır. Şapellerin en büyüğü doğu bölümde yer almaktadır.

Üstü beşik tonozlu olup yamaçta yer alan güney cephe doğal olaylar sonucu yıkılmıştır. Mağaraların ne zaman oyulduğunu kesin olarak ortaya koyacak veriler olmamakla birlikte buradan ele geçen küçük buluntulardan mağaraların Bizans Devri’nde 6 ve 7’nci yüzyıllarda oyulduğu ve yerleşildiği anlaşılmaktadır. Mağaraların hem güvenlik açısından hem de killi kireç taşının ısı ve nemi sabit tutması özelliği nedeniyle oyulmuş ve kullanılmış olduğu tahmin edilmektedir.

Manazan Mağalarına ulaşım oldukça kolaydır.

Karaman’a gittikten sonra, araba ile ya da toplu taşıma araçlarıyla kolaylıkla ulaşılabilmektedir. Toplu taşıma için kent merkezinden ya da köyden kalkan dolmuşlar ile ya da D330 karayolu üzerinden arabanızla ulaşabilirsiniz.

Bodrum Kalesi efsanesi

Bodrum Kalesi efsanesi

Bodrum, dediğimizde birçoğumuzun hayatlarında yerini almış, güzel anılar zihinlerde canlanacaktır. Bu ayki yazımda; Bodrum’ un eşsiz değerleri arasında kabul gören kalenin tarihini yazmak sizleri geçmişe dair kısa bir yolculuğa çıkartmak istedim.

Bodrum, tarihçilere göre üçbin beşyüz yıllık tarihi ile coğrafi açıdan bir yarımadadan oluşan liman kenti olmaktadır. İlk yerleşimlerin Milattan önceki çağlarda olduğu bilinmektedir.  Öyle bereketli ve güzel bir coğrafya olmuş ki; Dönemin güçlü tüm medeniyetleri şehri ele geçirebilmek adına birbirleri ile hep savaşmışlar. Antik dönemden tanıdığımız ünlü yazar Homeros, Halikarnasos’a (Bodrum); “Ebedi Mavilikler Cenneti” adını vermiştir.

Bu güzel liman kenti adı Antik dönemde Halikarnasos olarak bilinmiştir. Antik dönemden günümüze; Lidya, Karia, Pers, Dor, Helen, Roma, Bizans ve Osmanlı uygarlıklarının hakimiyeti altında olmuştur.

Bodrum’ da yetişmiş olan; Tarih yazarlığı denildiğinde ilk akla gelen ünlü tarihçi Heredotos ((M.Ö. 484) o dönemde ada şeklinde olan kale yerinin Dorlar tarafından kurulduğunu yazmaktadır. Dünya tarihinde önemli yeri olan ilk kadın deniz amirali I.Artemisia’ da bu şehrin yetiştirdiği özel kişilerden olmuştur.

Bodrum ismi kaleyi inşa eden St. Petrium şövalyelerinden gelmektedir.              

Bodrum’ u hakimiyeti altında tutan Rodos Şövalyeleri döneminde bölgede Türkler’ de yaşamaktaymış. Bu dönemde şehrin adı Bodrum olarak telaffuz edildiği rivayet edilir.

 Bodrum Kalesi Tarihi Süreç;

Osmanlı’ nın, Anadolu’ da topraklarını genişletmek adına girdiği savaşların etkisi ile Osmanlı’ ya karşı şehri korumak için kalenin yapımına başlandığı bilinmektedir.  St Jean Şövalyeleri tarafından inşa ettirilen, Bodrum kalesi yapımına 1402 yılında başlanmış olsa da, bitmesi 120 sene sürmüş ve 1522’ de inşası bitmiştir. Kale’ nin ilk ismi Aziz Peter Kalesi olmuştur.  Kalenin inşasına başlanırken, bölgede savunma için Dorlar döneminden kalan küçük kale burçları ve 11.yy’ dan kalan Selçuklu kalesinin bu alanda bulunduğu ifade edilmektedir. St Jean Şövalyeleri tarafından 1402-1522 yılları arasında kontrol edilen kalede; Fransız, İtalyan, İngiliz, Alman ve İspanyol (Yılanlı) kuleleri yer almaktadır. En yüksek kule ise Fransız kulesidir.

Şehir XI. Yüzyılın son çeyreği itibariyle Türklerin kontrolüne geçmiştir. Rodos adasını, Kanuni Sultan Süleyman’ ın fethi ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu toprağı olmuştur.

Müttefiklerin yenilmesi sonucu mağlup olunan I. Dünya savaşı sonrası İtalyan işgali başlamış ve Kurtuluş savaşı sonrası işgal sona ermiştir. Kale, 19 yy sonlarında bir dönem hapishane olarak kullanılırken hamam eklenmiştir. Hamam, Osmanlı eseri olma özelliğini içerir. 1960 yılında Sualtı Arkeoloji müzesi olarak hizmete alınmıştır.

 Bodrum Kalesi Hakkında;

Kale yapılırken, yıkık halde olan dünyanın yedi harikasından sayılan *Mausoleion’un taşlarının kullanıldığı ifade edilir. (“Halikarnas Mozolesi (ya da Mausoleion), Kral Mausolos adına karısı ve kız kardeşi Artemisia tarafından Halikarnassos‘ta yaptırılmış mezar”)

Kale, iki liman arasında kayalıklar üzerine kurulmuştur. Dorlar döneminde ada şeklinde olan kale bölgesi sonraki dönemlerde kara bağlantısı ile yarımada durumuna dönüşmüştür.

Savaş anında kuşatmalarda su teminini rahat sağlayabilmek adına iç kale içerisine yapılmış 14 adet sarnıç yer almaktadır.

İç kale mevkii alanına ulaşmak için 7 kapıdan geçilir. Her kapının üzerinde farklı anlamlar içeren ejderha, aslan gibi figürler yer almaktadır.

Kalenin iç güvenliğini tesis için yaptırılmış olan; takviye edilen çift duvarları arasında su hendeği üzerinde asma köprü, kontrol kulesi yer almaktadır. Ayrıca Sultan II. Mahmut tuğrası da bu bölümde yer almaktadır.

Sultan II. Beyazıd’ a karşı başarısız bir kalkışma gerçekleştiren kardeşi Cem Sultan şövalyelere sığınmış bir süre kalede ikamet etmiştir.

Kale içerisinde yer alan dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Sualtı Arkeloji müzesi;                  1995 yılında Avrupa’da Yılın Müzesi Yarışması’nda “Özel Övgü” ödülüne değer görülmüştür.

Müze içerisinde 14 adet sergi salonu bulunmaktadır. Doğu Roma gemisi, Amphora sergileri, Cam batığı, Cam salonu, Uluburun batığı, Sikke ve Mücevherat salonu, Karya Prensesi salonu, Alman kulesi içerisinde yer alan; işkence odaları yer almaktadır.

Müze, sahip olduğu Amphora sayısı itibariyle; Dünyanın en zengin Doğu Akdeniz amforaları koleksiyonuna sahiptir.  Dünyanın en eski batığı batık gemisi olarak kabul gören; 3 ton cam ile çıkarılmış Serçe Limanı batığı ve diğer önemli Yassıada, Şeytan Deresi batıkları da müzede sergilenmektedir.

 

Halikarnas Balıkçısı olarak bildiğimiz; Cevat Şakir Karabağaçlı (1886-1973)

Hikaye ve roman yazarımızı anarak yazımı bitirmek isterim.  Mahkumiyetini kalebent olarak geçirmek üzere Bodrum’ a sürgün edilmesi sonrası bir Bodrum aşığı olmuştur. Bugün göğe doğru uzanan meydan ve liman bölgesinde yer alan o dev ağaçları o ekmiş ve baba sevgisi ile onlara şefkat ve ilgi göstermiştir.  Bu vesile ile yazılarında bize verdiği ilham ve tüm katkılarından ötürü minnet ve şükran duygularımla…

 

Murat Söker

neexss@gmail.com

intagram: murat_soker

Fiyortlar ülkesi Norveç

Fiyortlar ülkesi Norveç

Arktik tundrayı keşfe çıkmak, eşsiz manzaralı takımadalarda gezinti, görkemli fiyortların cazibesi ve hiç batmayan gece yarısı güneşinin sıcaklığı. Bu deneyimler ve daha fazlası, Norveç’te yazın en iyi şekilde tadını çıkarmanın yolunu oluşturan seçeneklerden bazıları. Evet bu yazımda sizlere yazın çıkılacak Norveç tatilinde deyimleyebileceğiniz sıradışı etkinliklerden bahsedeceğim.

GECE YARISI GÜNEŞİNİ GÖRMEK İÇİN TELEFERİKLERE BİNİN

Kuzey Norveç’in Fløya Dağı’ndaki Storsteinen’in (Big Rock) görkemli manzaralarını deneyimleyin. 420 metre yüksekliğe sahip Storsteinen’in Fjellheisen teleferiği ile yukarıya doğru çıkılması kabaca dört ila beş dakika sürüyor. En tepede, Tromsø ve çevresindeki adaların muhteşem manzarasını sunan bir gözlem güvertesi bulacaksınız. Yaz aylarında, teleferik saat 1: 00’e kadar çalışmaktadır. Güneybatı sahil kasabası Bergen’deki ikonik Fløibanen füniküleri, sizi deniz seviyesinden 1.050 metre yüksekte, şehri çevreleyen yedi dağdan biri olan Fløyen’e götürür. Zirveye ulaşmak beş ila sekiz dakika sürüyor ve siz yukarıya çıkarken seyahatin kendisi Bergen limanının ve tarihi mimarisinin muhteşem manzarasını sunuyor. Füniküler yıl boyunca çalışıyor ve saat 11: 00’e kadar açık.

TROLLSTİGEN’İN NEFES KESİCİ MANZARASINI KEŞFEDİN

Strynefjell ve Romsdal arasındaki manzaranın içinden 66 mil hızla geçen popüler bir yol olan etkileyici Geiranger-Trollstigen Ulusal Turist Rotası boyunca cesaretiniz varsa araba kiralayın. Yol boyunca uçurumlar, dik dağ sıraları ve derin fiyortların yanı sıra şelaleler yer almaktadır. 1936’da açılan Trollstigen (Troll Yolu), Kongen (Kral), Dronningen (Kraliçe) ve Bispen (Piskopos) gibi görkemli isimlere sahip dağlarla çevrilidir ve 11 tane adrenaline neden olan büküm ve yüzde 9’luk keskin bir eğim sahiptir. Fotoğraf fırsatları için durabileceğiniz ve panoramik manzaraların tadını çıkarabileceğiniz altı dinlenme alanı da cabası!. En popüler durak Flydalsjuvet’tir ve UNESCO tarafından korunan Geirangerfjord’a bakan görüntüleme platformuna sahiptir.

NORVEÇ FİYORTLARI ARASINDA GEMİ GEZİYE ÇIKIN

Muhtemelen Norveç’in ihtişamını tecrübe etmenin en popüler yolu, derin fiyortlarını dik dağ yüzlerini gemi gezisi ile görüntülemektir. Hurtigruten, ülkenin sahil şeridini ve fiyortlarını (Lysefjord, Hardangerfjord ve Sognefjord gibi yol boyunca duran) kapsamlı bir şekilde barındıran yolculuklar sunmaktadır. Lysefjord 26 mil uzunluğunda ve 1.384 fit derinliğinde ve ikonik Preikestolen (Müezzin Kayası), Lysefjord’un üzerinde 1.982 fit yüksekliğe sahip düz bir platodur. Norveç’in en büyük ikinci fiyortu 111 mil uzunluğundaki Hardangerfjord’dur. Hardangerfjord’daki duraklar arasında, 560 metreden daha fazla bir şelale olan Vøringsfossen için bilinen Eidfjord belediyesi yer alıyor. Nærøyfjord 11 mil uzunluğunda ve en dar noktasında sadece 820 feet genişliğindedir ve asma vadileri ve konik kanyonları vardır. Ve Norveç’in  büyükannesi ve en büyük fiyortu olan Sognefjord, deniz seviyesinden 4.593 feete kadar yükselen ve küçük tarım toplulukları ve şelaleleri ile noktalanmış dikey dağ yüzlerine sahip en dramatik fiyort manzaralarını sunmaktadır.

Son olarak Norveç’e gitmek için, İstanbul’dan her gün Oslo-İstanbul arası direk ve aktarmalı uçuş bulmak mükündür. Norveç AB üyesi olmamasına rağmen, Schengen Vizesi kabul etmektedir.

Azka yeni sezona hazır

Azka yeni sezona hazır

Ege’nin incisi Bodrum’un en gözde yeri Bardakçı Koyu’nda bulunan Azka Otel, yaz sezonuna 1 Nisan’da merhaba diyor.

Yeni sezonda Güvenli Turizm Belgesi ile misafirlerini ağırlayacak olan otel, geçen sezon olduğu gibi bu sezon da maksimum hijyen anlayışıyla güvenli bir ortam sunmaya devam edecek. Konaklayan tüm misafirlerin HES kodu bilgileri alınarak, tesise giriş anı ve tüm outlet alanlarda infared ısı ölçümü yapılıp, misafirlere giriş anında maske ve eldiven desteği sağlayıp, ortak kullanım alanlarını ve odalar sürekli olarak dezenfekte edilerek tedbirler bu sezon da uygulanmaya devam edecek.

Denize Sıfır Tatil

Tarihi dokusu, göz alıcı denizi ile son zamanların en gözde yerlerinden biri olan Bardakçı Koyu’nda, 100 metre uzunluğundaki iskelesi, kumu ve eğlence hizmetleri ile denize sıfır olan Azka Otel, bu yıl da misafirlerine tatil anlayışını en renkli şekilde sunacak. Bu sezon spa ve açık havuzunun da açık olacağı Azka Otel’de aynı zamanda gym, fitness alanı, hamam, sauna hizmetleri de olacak. Toplam 197 odası bulunan otel, 100 deniz manzaralı, 24 deluxe, 19 bahçe, 20 apart villa, 8 suit, 2 business suite ve 2 engelli odası ile misafirlerine unutulmaz anlar yaşatacak.

Azka Otel, 10-11 Nisan tarihlerinde 27 yıl sonra Bodrum’da gerçekleşecek ilk ralli olan Rally Bodrum’un sporcularını otelde ağırlayacak.

Amanruya Bodrum yaza hazır

Amanruya Bodrum yaza hazır

Amanruya Bodrum, Nisan ayında 2021 sezonunu başlatıyor. Doğaya duyduğu saygı ile hiçbir ağaca dokunmadan Osmanlı mimarisini bölge ile buluşturan Amanruya; büyüleyici avlusu, eşsiz manzaralı terasları ve ultra lüks konsepti ile kusursuz bir tatilin kapılarını aralıyor.

Bodrumun popüler tatil mekanlarından Cennet Koyu’nun hemen yanında, Amanruya; 60 dönüm ormanlık arazi içinde bölgenin doğal yapısı korunarak tasarlanan 36 adet çağdaş taş villadan oluşuyor.  Doğa ile eşsiz bir uyum içinde olan villaların her birinde kendine özel büyük bir bahçe ve havuz yer alıyor. Osmanlı köylerini anımsatan yapısı ile göz dolduran tesis, doğanın kaynağından sonsuz maviye açılan 50 metrelik dev havuzu ile de otantik görünümü taçlandırıyor ve büyüleyici atmosferiyle konfor alanını üst seviyelere taşıyor. 

Amanruya Bodrum, Doğanın Cömertliğini Vurguluyor

Yoğunluğu ile bilinen Bodrum’da Amanruya, misafirlerine; özenle tasarlanmış yüksek tavanlı yemek ve yatak odaları, hamam tarzı geniş banyoları ve Türk kömür şöminelerinin yanı sıra kekik kokulu terasları, kendilerine ait havuzları, kabanaları ve huzur veren köy manzarası ile tüm tatil ihtiyaçlarının en iyi şekilde karşılandığı bir yaşam alanı sunuyor. Yine misafirlerine, kendi kıyısında bulunan sınırların olmadığı, özgür ve masmavi bir koyda serinlemenin ayrıcalığını sağlıyor. Doğal güzelliklerin arasına şık dokunuşlarla yerleştirilen divanlar, yataklar ve iskele ile otel doğanın tüm cömertliğini en şık şekilde gün yüzüne çıkarıyor. Otelin içinde bulunan ortak alanlar da çağdaş taş tasarımlarından oluşuyor. Her şeyin eşsiz bir bütün olarak ahenkle bir araya geldiği konsept içinde yine taş yapılardan oluşan şarap ve puro salonu, 3 katlı bir kütüphane, yemek villaları ve sanat galerisinin yanı sıra tesisin tam kalbinde Antalya’dan getirilen özel yeşil ve turkuaz mermerden yapılan 50 metrelik sonsuzluk havuzu bulunuyor.

Eşsiz Manzaraya Açılan Bir Pencere…

Ege’nin mavisini, yeşilini ve doğanın tüm güzel tonlarını bir arada kullanarak şık bir tasarıma dönüştüren Amanruya, restoran ve mutfak kültürü ile de hayranlık uyandırıyor. Şık restoranı ile deniz kenarında, Bodrum’un doğal güzelliklerine bir pencere açan otel, mutfağını Şef Cihan Beyit ’in sihirli dokunuşlarına bırakıyor. Şef menüsünde taptaze deniz ürünlerine, yerel malzemeler ile yapılan özel Akdeniz yemeklerine, Türk ve dünya mutfağının en özel lezzetlerine yer veriyor.

Jolly çalışanları geleneksel yaza veda partisinde eğlendiler

Jolly çalışanları geleneksel yaza veda partisinde eğlendiler

Jolly’nin Esentepe’deki genel merkezinde düzenlenen yaza veda partisinde çalışanlar, yoğun bir sezonun ardından yorgunluğunu atarken yeni dönem için de moral depoladı.

Türkiye’nin en güvenilir ve köklü turizm şirketlerinden  Jolly  “Yaza Veda” partisinde  bir araya geldi. Jolly Esentepe Genel Merkez’de düzenlenen partide ev sahipliğini Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, Yönetim Kurulu Başkanı Yardımcısı Mert Vardar ve Jolly Genel Müdürü Figen Erkan yaptı. Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar gecede yaptığı konuşmada, sezona bomba gibi hazırlıklarla başladıklarını paylaştı. Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar;  Her sene olduğu gibi bu yıl da yeni sezon öncesi oldukça heyecanlı ve enerji doluyuz, büyüyen organizasyonumuz ve yeni yapılanmamız gücümüze güç katıyor, bu yıl hepimizin gayretiyle çok daha güzel bir yıl olacak diye ümit ediyorumdedi ve tüm şirket çalışanlarına özverili çalışmaları ve bu ailenin bir parçası oldukları için teşekkürlerini iletti.