Yazılar

Maitre Gims Bodrum’u salladı

Maitre Gims Bodrum’u salladı

Dünyaca ünlü Fransız rapçi Maitre Gims Bodrum Gümbet’teki B1 Clup’ta sevenleriyle buluştu.

Tüm rezervasyonları günler öncesinden tükenen etkinlik için saatler öncesinden mekan kapısında beklemeye başlayan dünyaca ünlü yıldızın hayranları, bu bekleyişleri esnasında ”Maitre” tezahüratları ile Bodrum’u inlettiler. Hazırlıkları günler önce başlayan kapalı gişe performans için son kez şanslarını denemek isteyen çok sayıda Maitre Gims hayranları ise tıka basa dolan mekan dolayısıyla büyük üzüntü yaşadılar.

Türkiye’de ilk kez sahne alan Türkçe ” Merhaba ” diyerek sahneye çıkan Gims, kendisini dinlemeye gelen yaklaşık 2.500 kişi ile birlikte sevilen şarkılarını hep bir ağızdan seslendirildi.

Kasım ayında düzenlenecek olan Katar’daki Dünya Kupası’nın müziğini de yapacak olan Gims, sahnesine Türkçe ” Bu harika bir dünya kupası provası oldu. Türkiye’yi ve bu geceyi asla unutmayacağım. En kısa sürede yeniden bir araya geleceğiz. Teşekkür ederim Bodrum ” diyerek alkışlar eşliğinde sahnesini noktaladı.

Bozcaada Caz Festivali başladı

Bozcaada Caz Festivali başladı

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) katkılarıyla ve 3dots ve fermente tarafından gerçekleşen 6. Bozcaada Caz Festivali, 28 Ağustos 2022 tarihine kadar devam edecek.

Paribu ana sponsorluğunda ve Kendine Has, Volkswagen, Jack Lives Here, Metro Türkiye, Bridgestone, The ORGANICS by Red Bull destekleriyle düzenlediğimiz, uluslararası programını Europe Jazz Network (Avrupa Caz Ağı) üyesi kurumlarla işbirliği içerisinde belirlediğimiz Bozcaada Caz Festivali, sahnesinde hem yeni yetenekleri hem de cazın ustalarını ağırlıyor.

Ülkemizde yılda yaklaşık 1 milyon 250 bin doğum oluyor

Ülkemizde yılda yaklaşık 1 milyon 250 bin doğum oluyor

Toplum çok değişti. Bundan 100-200 sene önce bir kadın erken yaşta evlenir, birçok çocuk doğururdu. Doğumların çoğu evde, tarlada olurdu, çoğunda ciddi bir sorun olmazdı, doğum her kadının defalarca yaşadığı fizyolojik bir olaydı. Ama gebelik ve doğum, ardından lohusalık ve yeni doğan döneminde yaşanabilen komplikasyonlarla çok sayıda anne ve bebeği kaybederdik.

Doğumlardaki bu komplikasyonları önlemek için birçok metot geliştirildi. Öncelikli sorun hijyen koşullarıydı. Sadece temizliğin gündeme gelmesi sonra da antibiyotiklerin keşfiyle enfeksiyon ile mücadele yüzbinlerce insanın hayatını kurtardı. Mekanik problemlerde ise önce forcepsin sonra da sezaryen ameliyatının geliştirilmesi ile doğumlarda artık eskisine nazaran çok çok az sorun yaşıyoruz. Annelerin genel sağlığı hayat şartlarının düzelmesiyle iyileşti, doğum sonu kanamalar ile mücadelede rahim kasıcı ilaçların ve cerrahinin kullanıma girmesiyle de çağ atlandı. Tıbbın devreye girmesiyle anne ölüm oranları yüzde birlerden onbinde birlere düşürüldü. Doğumun sağlıkla sonuçlanmasında tıbbın bu kadar etkili olması beraberinde sadece sorunlu doğumlarda değil, normal seyreden doğumlarda da tıbbın hakimiyetini beraberinde getirdi ki biz buna “doğumun medikalizasyonu” diyoruz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Op. Dr. Semra Özer

Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada doğuma bakış açımız çok mekanik, teknik, tıbbi

Evet doğum belli riskler içeriyor. Söz konusu olan bebeklerimizin, annelerimizin hayatı. Ancak tedbir alma ve gerektiğinde gerekli müdahaleleri yapma işini öyle bir abarttık ki, doğumun aslında doğal bir fizyolojik işlev olduğunu unuttuk. Yaptığımız müdahalelerin faydasını gördükçe sandık ki doğumu kontrol etmeyi başardık. Oysa doğum kontrol edilebilir değil kendiliğinden işleyen bir süreç. Doğumun doğru işlemesi için en önemli olan şey annenin kendini güvende hissetmesi, rahat olması. Her şey yolunda giderken bir müdahale yapıldığında işleyişinde aksaklıklar oluyor.

Bunu sindirim sisteminden verebileceğimiz bir örnekle netleştireyim: Besinleri sindirmek midenin görevi. Yemeğimizi çiğneyip yuttuğumuzda midemizde salınan enzimlerle sindiriliyor. “Şimdi çok yağlı yedim bu enzimden biraz daha fazla salgılamam lazım” diye düşünüyor muyuz, hayır. Her şey kendiliğinden oluyor. Tıp devreye ne zaman giriyor, ülseriniz varsa anti asit ilaç kullanıyoruz, bağırsaklarımız tıkandıysa cerrahi yapıyoruz. Ama durup dururken, hiçbir sorun yokken ilaç kullanır ya da cerrahi geçirirsek sindirme işlemimiz sekteye uğrar. Doğururken de herhangi bir sorun yokken ilaç ya da müdahaleleri kullanırsak doğum yapma işlevimiz bozulur. Nasıl sağlıklı bir beslenme için huzurlu bir ortamda rahat rahat yemeğimizi yememiz lazım, sağlıklı bir doğum için de aynı şey gerekli.

Hastanelerin işleyişi doğumda çıkabilecek sorunları saptamak üzerine kurulu

Doğumları evlerimizden hastanelere taşımamızın sebebi, sorun çıkarsa buna zamanında müdahale edebilme imkanına kavuşmaktı. Dolayısıyla hastanedeki ebeler, hemşireler, doktorlar doğum yapan anneyi ve bebeğini gözlemleyerek olası sorunlara karşı hazırlıklı olurlar. Buna karşın evdeki gibi doğum yapan tek kişiyi destekleyen birkaç yakınının olduğu koşullar yerine, birden çok, bazen onlarca doğum yapan kadına yetişmeye çalışan birkaç sağlıkçının olduğu koşullar gündeme gelir. Bu koşullarda da rutin uygulamalar devreye girer. Mesela her anne hastane önlüğü giyer ki, sezaryen yapılması gerekirse giyinmekle uğraşılmasın. Her hastaya damar yolu açılır ki, ilaç gerekirse hemen verilebilsin. Yakınlar yanına alınmaz ki sağlıkçılar rahat çalışabilsin. Sonuçta yalnız ve aç bırakılmış, hasta önlüğü giyerek, kolunda damar yolu, NST’ye bağlı bekleyerek sürekli her an bir şey olabilir mesajı alıyor gebe. Ortamın karanlık ve mahrem olması gerekirken çoğu doğumhanede ışıklar sonuna kadar açık ve mekân hep kalabalık. Bu koşullarda doğumun fizyolojik mekanizmalarının işlemesi mümkün değil. Bu durumda da devreye ilaçlar ve müdahaleler girmek zorunda kalıyor.

Yaşam tarzımız, beklentilerimiz değişti!

Eskiden ekmeğimizi peynirimizi kendimiz yapardık. Kışın ürünlerimize don vurursa hastamız kötü olurdu, bu kaderdi. Şimdiyse süpermarkete gidip takır takır alışveriş yapıyoruz. Bir ürün istediğimiz gibi çıkmazsa şikayetçi oluyoruz. Her şey hemen olsun, sorunsuz olsun, istediğimiz gibi olsun istiyoruz. Parasını verirsek istediğimizi elde ederiz sanıyoruz. Eskiden bir hastalığı olan insanlar doktora hastaneye erişebildiklerinde mutlu olurlardı. Şimdi ise başımıza bir hal gelirse bunun hesabını illa birileri vermeli. Doğum da bundan nasibini alıyor. Bebek aileye uyan zamanda gelecek, sağlıklı olacak, doğum uzun sürmeyecek, ağrı olmayacak, anne hiçbir şey yapmayacak, nasılsa doktorlar var, onlar kadını doğurtacak, en iyisini onlar bildiğinden eğer bir sorun olursa bu kaderde yazan asla değildir, kesinlikle bir hata yapmışlardır, dava edilmeli hatta haddi bildirilmelidir. En ufak problemde doktora neden sezaryen yapmadı denir ama sezaryen önerdiğinde kolaya kaçmakla suçlanır. Tüm koşulların doğum fizyolojisinin düzgün çalışmasına  engel olduğu ortamlarda çalışan doktora neden sezaryen oranın yüksek diye soruşturma açılır, maaşı kesilir. Performans sisteminde doğumun tüm sorumluluğu doktora yüklendiğinden ebelerin rolü giderek azalır.

Sağlık sadece kalbin atmasından ibaret değil. Sağlık temel bir düzey sağlandıktan sonra artık kaliteye de bakmak gerekiyor

Bugün ülkemizde yılda yaklaşık 1 milyon 250 bin doğum oluyor. Bugünün toplum yapısı, doğumhane işleyişi, hukuk sistemi ve çalışma koşullarına oranla canlı sonuçlanma açısından doğum yardımımız son derece başarılı. Ama canlı demek, sağlıklı demek değil. Bugün her 3 bebekten 2’si ameliyatla dünyaya geliyor. Çoğu doğumda ilaçlar, müdahaleler, travmalar var. Doğuma bitirilmesi gereken bir “İŞ” gözüyle bakıyoruz. Doğum sanki bir cerrahi operasyon. Kadının kendi bedeninde kendiliğinden gerçekleşen mucizevi bir olay değil de “arabanın kaputunu aç bebeği çıkar kaputu geri kapat” benzeri bir teknikalite.

Vücudumuz bir makine değil. Düğmesine bastığınızda birden annelik güdüleri devreye girmiyor

Annelik güdülerinin devreye girmesinde fizyolojik mekanizmalar var ve bunları taklit etmek öyle kolay değil. Ayrıca günümüzde bu mekanizmaların önemini göremediğimiz için taklit etme derdimiz de yok. Gayet mekanik olarak belirlediğimiz ve “yeterli” dediğimiz gün hastaneye gidiyoruz, bebekle anneyi ayırıyoruz, her şey sağlıklı sonuçlanmış gibi geliyor. Çünkü azalmış süt, yetersiz bağlanma, depresyon, müdahalelere bağlı komplikasyonlar gibi uzun vadede olan etkileri doğumun olduğu gün görmüyoruz.

Op. Dr. Semra Özer, doğuma bakış açımızı değiştirirsek bu kısır döngüyü de nasıl kıracağımızı bulabileceğimizi söylüyor ve ekliyor, ‘doktorlar şöyle, gebeler böyle, koşullar kötü diyerek birilerini suçlamayı bırakıp, doğum koşullarını nasıl düzeltiriz, doğumda kadınlara nasıl destek oluruz, bebeklerin hayata başlangıçlarını nasıl daha kaliteli hale getiririz, gereksiz sezaryenleri nasıl önleriz, doğumdan anne ve bebek kadar doktor ve ebenin de mutlu ayrılmasını nasıl sağlarız diye çalışmamız gerekiyor.’

İlhan Şeşen’den 8 yıl aradan sonra yeni şarkı

İlhan Şeşen’den 8 yıl aradan sonra yeni şarkı

Büyük usta İlhan Şeşen’in merakla beklenen EP’sinin ikinci teklisi “Sevişebilseydik” Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanıyor!..

En son 2014 yılında yayınladığı “Gel” albümünden 8 yıl sonra ilk solo çalışması olacak “Basmakalıp” EP’sinin ikinci şarkısı olan “Sevişebilseydik”, 26 Ağustos’ta tüm dijital müzik platformlarında yer alacak.

Sözü ve bestesi İlhan Şeşen’e ait olan şarkının aranjesinde ve çalınan tüm enstrümanlada Fuat Şeşen’in imzası bulunuyor.

Toplam 6 şarkıdan oluşacak EP’de 5 yeni şarkının söz ve müziği İlhan Şeşen’e ait olurken; Amca’nın kariyerindeki ilk yabancı cover olma özelliğini taşıyan sürpriz bir şarkı da yer alıyor.

İlhan Şeşen – “Sevişebilseydik” şarkısı ve lirik videosu 26 Ağustos’ta Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda ve Sony Music Youtube kanalında yayında!..

Ayrıca Eylül ayında müzikseverlerle buluşacak olan İlhan Şeşen – “Basmakalıp” EP’si ise 23 Eylül’e kadar Apple Music’te ön satışta olacak!..

Jolly ile sakin sokakların tadını çıkarın

Jolly ile sakin sokakların tadını çıkarın

Nostaljik sokakları ile şirin bir kasaba havasında yaz tatilinizi geçirmeyi planlıyorsanız Bozcaada&Gökçeada Turu ve Assos, Bozcaada, Gökçeada Turu sizin için uygun birer alternatif. Her Cuma Jolly ile çıkabileceğiniz bu ada turları 2 gece konaklamalı olarak belirlenmiş olup başlangıç fiyatı ise 1.249 TL’dir.

Ada tatilinizde ilk durağınız Gökçeada olacak. Karşılıklı 2 tepenin yamacına kurulmuş olan Dereköy, zeytin ağaçları ile çevrelenmiş Zeytinli Köyü, altın sarısı kumsallara sahip Kefalos Plajı; Gökçeada’da sizleri bekliyor olacak. İkinci durağınız olan Bozcaada’da ise sizleri turkuaz renkli deniz karşılayacak. Bozcaada’nın tertemiz havasında tüm gün denizin, kumun ve sımsıcak güneşin tadını çıkaracaksınız.

Assos… Assosta ise tatil severler; Tahta Kuşlar Müzesi, Assos Antik Kenti, Athena Tapınağı, Truva Ören Yeri ve Adatepe Köyü’nü ziyaret edecek.

Doğuş’tan sürpriz düet

Doğuş’tan sürpriz düet

Doğuş sözü ve müziği kendisine ait “Unut Beni” isimli şarkısında İranlı şarkıcı Sanaz Kalkhorani ile bir araya geldi. Yapımcılığını Hayrettin Güneş’in üstlendiği, Grand Müzik etiketiyle yayınlanan şarkı dijital platformların yanı sıra sosyal medyada da büyük ilgi gördü. Kısa süre içerisinde müzik listelerine giren “Unut Beni” isimli şarkının klibi 15 kişilik bir ekiple Alanya’da bir otelde çekildi. Daha önce  “Yara Bere” isimli şarkının düetinde bir araya gelen Doğuş ve Sanaz Kalkhorani, yeni çalışmalarının gidişatından ve gösterilen ilgiden memnun olduklarını dile getirdi.

Sahnede doğumgünü kutladı

Sahnede doğumgünü kutladı

Gülben Ergen dün akşam Bodrum’da Azka Otel’de konser verdi. Rezervasyonları günler öncesinden dolan konserde Gülben Ergen enerjisi ve yenilenen repertuvarıyla kendini dinlemeye gelenlerden tam notladı.

Yaklaşık 2 saat sahnede kalan Gülben Ergen konser bitiminde alkış ve ıslık sesleriyle tekrar sahneye gelerek sevenlerini kırmayarak şarkılar söyledi.

Gecenin sürprizi ise Azka Otel personelinin sahneye Gülben Ergen’e doğum günü pastası getirmesi oldu. Gülben Ergen yeni yaşının ilk pastasını üflemiş oldu.

Nostaljik yolcuk

Nostaljik yolcuk

Söyledikleri 80’ler ve 90’lar şarkılarıyla kısa zamanda büyük dinleyici kitlesine ulaşan Kaan Öztürk ve Onur  Mete Bodrum Turgutreis’teki Rammos Otel Rios’da sahne aldılar.

Eğlenceli ve interaktif sahneleriyle bilinen ikili geceye 80’lerin hit olmuş sanatçılarının seslendirdikleri şarkılarla başladılar.  Şarkı aralarında seyircisiyle sık sık mizahi sohbetlere de yer veren Öztürk ve Mete söyledikleri şarkıların yanı sıra kurdukları diyaloglarla da konuklarına eğlence dolu anlar yaşattılar. Yaklaşık iki saat sahnede kalan ikili söyledikleri nostaljik ve Rockabesk şarkılarıyla kendilerini dinlemeye gelen konukları adeta eski günlere götürerek unutulmaz bir gece yaşattılar.

Elif Buse Doğan’dan  yeni şarkı…

Elif Buse Doğan’dan  yeni şarkı…
2022 yılının ilk aylarından itibaren ‘Langıdı lang lang’, ‘Yalan Dünya’, ‘Yare Gidin Turnalar’ ve ‘Bir Alo De’ adlı eserleriyle 7’den 77’ye herkesin gönlünü kazanan Elif Buse Doğan, yeni eseri ‘Aşk Sana Benzer’ i müzikseverlerle buluşturdu.
Yaz boyunca yoğun konser maratonu arasında dinleyicilerinden gelen istek üzerine ‘Aşk Sana Benzer’ adlı şarkıyı çıkaran Elif Buse Doğan, ‘Televizyon programımda okuduğum ‘Aşk Sana Benzer’ çok sevildi ve dijitale taşımam için sayısız mesaj geldi. Dinleyicilerimi kıramadım ve ‘Aşk Sana Benzer’i her platforma taşıdık’ dedi. Sözü ve müziği Nurettin Rençber’e ait olan eserin düzenlemesini Emre Doğan yaptı. Yeni şarkısının heyecanını yaşayan Elif Buse Doğan, Türkiye’yi baştan sona gezerek dinleyicileriyle buluşmaya devam ediyor. Elif Buse Doğan’ın konser takvimi aşağıdaki tarih ve yerlerdir.

Konser takvimi :
20 Ağustos Ankara/ Kızılcahamam
21 Ağustos Kastamonu / Taşköprü
26 Ağustos Aksaray / Sultanhanı
27 Ağustos Denizli / Çameli
28 Ağustos Ankara/ Etimesgut
29 Ağustos Afyonkarahisar/ Dazkırı
30 Ağustos Bursa / Yıldırım
1 Eylül Kütahya / Emet
2 Eylül Isparta / Meydan Avm
3 Eylül Antalya / İbradı
4 Eylül İstanbul/Beylikdüzü
6 Eylül Balıkesir/ Gömeç

Burak Orhan “Günaha Davet” ediyor

Burak Orhan “Günaha Davet” ediyor

Burak Orhan, “Bi Şeyler”, “Kelepçe”, “Neyin Var?” adını verdiği şarkılarının ardından sözü Sezen Aksu müziği Sezen Aksu, Kıvanç K ‘YA düzenlenmesi Kıvanç Alper Atakan imzalı  “Günaha Davet”i müzikseverlerle buluşturuyor.

Burak Orhan, Noah Music Entertainment etiketiyle müzikseverlerle yeni şarkısı “Günaha Davet”i müzikseverlerle buluşturacağı için hayli heyecanlı olduğunu ustası Yonca Evcimik’in seslendirdiği şarkısının sorumluluğunu üstünde taşıdığını belirtti.

Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nü okurken, oyunculuk yapmaya ve şan dersleri almaya başlayan sonrasında Los Angeles’ta oyunculuk eğitimleri alan Burak Orhan, Kadir Has Üniversitesi’nde Sinema ve Televizyon yüksek lisansı yaptı. Eğitim hayatının ardından şan ve dans derslerine devam eden Burak Orhan mezun olduktan sonra müzik çalışmalarına ağırlık vererek çıkardığı “Bi Şeyler”, “Kelepçe”, “Neyin Var?” adını verdiği şarkılarını yayınladı. Profesyonel müzik hayatına emin adımlarla ilerleyen Burak Orhan, yeni şarkısı “Günaha Davet”in vokallerinde müzik dünyasının dev isimleri Simge, İrem Derici ve Yonca Evcimik’den destek gördü