Yazılar

İsmail Acar’a Kazakistan’dan nişan

İsmail Acar’a Kazakistan’dan nişan

Türk Ressam İsmail Acar: Kültür Sanat Diplomasisinin Öncüsü ve Türk Kültür Elçisi olarak Kazakistan Devlet Akademisi tarafından altın madalya nişan ve diploma ile ödüllendirildi.

Dünya çapında tanınan ve eserleriyle Türk kültürünü en üst seviyede temsil eden ünlü ressam İsmail Acar, sanatının her alanında doğup büyüdüğü coğrafyanın değerlerini incelikle sunarak kültür sanat diplomasisi ile ülkemizin kurumsal marka elçisi gibi çalışmaktadır. Yıllardır vermeye devam ettiği emekleri, “sanatın diplomasisi ile devletlerin kuramadığı diyalogları kuruyoruz” diyerek, Türk kültür sanatına uluslararası alanda katkıda bulunmaktadır.

Türk kültür sanatına yaptığı katkılardan dolayı ve uluslararası alanda Türk kültürünü başarıyla tanıttığı için, Kazakistan Devlet Akademisi tarafından kendisine altın madalya nişanı ve fahri diploma verilerek onurlandırılmıştır. Ayrıca, daha önce BM tarafından “İnsanlık Elçisi” unvanı verilen ünlü ressam Acar, bu konudaki çalışmalarını başarıyla sürdürmektedir.

Ressam İsmail Acar’ın kültür sanat diplomasisi ve Türk kültürünü uluslararası alanda temsil etme konusundaki başarıları, ülkemizin marka iletişim stratejileri ve PR açısından büyük önem taşımaktadır. Acar’ın sanatı ve çalışmaları, Türk kültürünün zenginliğini ve derinliğini dünya genelinde etkili bir şekilde tanıtmaktadır.

Damar tıkanıklığı son yıllarda hızla yaygınlaşıyor!

Damar tıkanıklığı son yıllarda hızla yaygınlaşıyor!

Günümüzün en ciddi sağlık sorunlarından biri olan damar tıkanıklıklarının görülme sıklığı dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de giderek artıyor. Artık genç yaşlarda da ortaya çıkabilen damar tıkanıklığı tedavi edilmediğinde kalp krizi ile doku ve organ kaybına yol açarak hayatı tehdit edebiliyor! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar “Genetik yatkınlık, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, sigara, alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, diyabet, stres ve hareketsiz yaşam gibi etkenlerle son yıllarda hızla yaygınlaşan bu hastalığın tedavisi kadar, ortaya çıkmasının ve nüksetmesinin önlenmesi de temel hedefimiz olmalıdır” diyor. Teknoloji ve tıpta yaşanan hızlı gelişmeler sayesinde artık damar tıkanıklığı tedavisinin daha etkili yapılabildiğini belirten Doç. Dr. Taşar, bunun yanı sıra bilimsel çalışmalar ışığında alacağımız basit ama etkili tedbirlerle bu ciddi sorundan büyük ölçüde korunmanın mümkün olduğunu vurguluyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar damar tıkanıklıklarını önlemenin 7 etkili yolunu ve tedavide yeni nesil yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Onur Taşar

Doç. Dr. Onur Taşar

Beslenme alışkanlıklarınızı gözden geçirin

Doymuş yağlardan zengin hayvansal yağlar yerine bitkisel kökenli doymamış yağ asitleri içeren sıvı yağlar tüketin. Akdeniz tipi beslenmeyi benimseyin. Şeker, beyaz ekmek vb nişastalı ürünlerden uzak durun. Günlük tuz tüketiminde 5 gramı aşmayın. Liften zengin tam tahıllar, meyveler, sebzeler, baklagiller ve kuruyemişler de damar tıkanıklıklarını önleyen temel gıdalar olarak sayılabilir.

Kırmızı et yerine beyaz et tüketin

Haftada en az bir porsiyon fırında pişirilmiş balık tüketin. Özellikle kendinden yağlı balıklar zengin omega-3 yağ asidi kaynaklarıdır ve damar tıkanıklığından korur. Kırmızı eti de haftada 500 gramı geçmemek şartıyla mümkün olduğunca yağsız olanlardan yemeli, işlenmiş kırmızı et ve et ürünlerinden olabildiğince uzak durmalıyız.

Bol su için, şekerli ve gazlı içeceklerden kaçının

Günde iki buçuk litre su tüketmek genel vücut sağlığı gibi damarlarımızın sağlığı açısından da çok önemli. Yeterli sıvı tüketimi dolaşımı düzenler ve damarları korur. Ancak sıvı tüketiminin su, ayran, kefir gibi içeceklerden karşılanması, şekerli ve gazlı içeceklerin zararları nedeniyle bu tür içeceklerden kaçınılması gerekir.

Sigara ve alkolden uzak durun

Yapılan bilimsel çalışmaların; sigara ve alkolün damar sağlığı açısından da zararlarını ortaya koyduğunu vurgulayan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar “Nargile, tütün, tütün ürünleri, elektronik sigara ve alkollü içeceklerden uzak durmak genel vücut sağlığı açısından olduğu gibi damar sertliği ve damar tıkanıklığının önlenmesinden de çok önemlidir” diyor.

Kahve ve çay tüketimini düzenleyin

Günlük bir ila üç kupa arası içilen filtre edilmiş ve kaynatılmamış kahve tüketmenin, başta damar tıkanıklığı temelli ölümler olmak üzere bazı ritim bozuklukları, yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, kolesterol yüksekliği ve yaratacağı etkileri önlediği kanıtlanmıştır. Yine günlük üç ila altı kupa kadar tüketilen siyah çayın ve bir kupa yeşil çayın damar tıkanıklıklarını az da olsa önlediği düşünülmektedir.

Doç. Dr. Onur Taşar

Düzenli egzersiz yapın

Hareketsiz (sedanter) yaşam damar sağlığımızı da tehdit eden başlıca unsurlardan birini oluşturuyor. Bu nedenle düzenli egzersize mutlaka zaman ayırın ve günlük yaşam alışkanlıklarınız arasına katın. Kadınların haftada toplam 150 dakika, erkeklerin 300 dakika egzersiz yapması damar sağlığını korumada çok büyük önem taşıyor.

Uyku saatlerini düzenleyin

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar; düzenli, yeterli ve kaliteli uykunun da damar sağlığı açısından önemli rolü olduğunu belirterek, özellikle gece saatlerinde en az 7-8 saat uyumak gerektiğini söylüyor. ‘Az uyku bana yetiyor’ şeklinde düşünülmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Taşar, vücudumuzun gece uykusunda kendini yenilediği göz önüne alınarak özellikle gece 23:00’den itibaren mutlaka uykuda olunması gerektiğini vurguluyor.

Damar tıkanıklığı tedavisinde yeni yöntemler

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar damar tıkanıklığı tedavisinde yeni yöntemleri  şöyle anlatıyor: “Günümüzde teknoloji ve tıptaki çok hızlı ilerlemeler sayesinde artık damar tıkanıklıkları ultra ince yapıdaki, metal protez yükünü azaltan yeni nesil stentler ile başarıyla açılabiliyor. Stente olanak tanımayan küçük çaplı damarlar ilaç salımlı balonlarla tedavi edilebiliyor. Yine ultrasonik dalgalar yardımıyla tıkanıklığa yol açan kireçli dokular eritilerek damarlar açılabilirken, ’’Rotablasyon’’ denen yöntemle damar içinde tıkanıklık yapan doku tıraşlanarak hasta sağlığına kavuşturulabiliyor.”

Nilüfer’in konser maratonu başlıyor

Nilüfer’in konser maratonu başlıyor

Pop müziğin usta sanatçılarından Nilüfer, KerkiSolfej’in gerçekleştirdiği konserler kapsamında Türkiye turnesine başlıyor. Kısa bir süre önce Mabel Matiz’in Nilüfer’e yazdığı ‘Kara Gözünün Hasretinden’ şarkısının yanı sıra yıllardır hepimizin kalbinde yer edinen, binlerce kişilik koroyla beraber seslendirdiği şarkıları da konserlerinde seslendirecek.

KralPop Radyo sponsorluğunda gerçekleşecek olan Nilüfer konserlerinin ilki 3 Mayıs Cuma günü TED Ankara Koleji’nde başlıyor. Ardından sanatçı; 22 Mayıs Çarşamba Adana Çukurova Üniversitesi Açıkhava Tiyatrosu, 26 Mayıs Pazar Antalya Açıkhava, 20 Haziran Perşembe İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu, 23 Haziran Pazar Bursa Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu, 7 Temmuz Pazar Bodrum Antik Tiyatro, 27 Temmuz Cumartesi Altınoluk Amfi Tiyatro, 28 Temmuz Pazar Çeşme Açıkhava Tiyatrosu, 31 Temmuz Çarşamba Kuşadası Altın Güvercin Amfi Tiyatro, 17 Ağustos Cumartesi Marmaris Amfi Tiyatro, 18 Ağustos Pazar Datça Açıkhava Tiyatrosu’nda sevenleriyle buluşacak.

Gonca Güngör “Senin Merkezin”

Gonca Güngör “Senin Merkezin”

Karaköy’ün kalbinde, sanatın ve çevre farkındalığının buluşma noktası olan Artgalerim, yepyeni bir sergiyle ziyaretçilerini ağırladı. Gonca Güngör’ün “Senin Merkezin” adını taşıyan sergi, 7 Mart – 12 Nisan 2024 tarihleri arasında sanatseverlerle buluştu.

Bu özel sergi, altı yetenekli sanatçının eserlerini bir araya getirdi. Sergide yer alan sanatçılardan Gonca Güngör, sanatıyla çevre farkındalığını birleştiren ve izleyicilerine mizahi bir dille seslenen eserleriyle dikkat çekti.

Can Emre Dağ “bir “DÜŞ” gördüm”

Can Emre Dağ “bir “DÜŞ” gördüm”

Evrim Sanat Galerisi’nde, Şair ve Ressam Can Emre Dağ’ın “bir “DÜŞ” gördüm” isimli kişisel sergisi kapılarını sanatseverlere açtı.

Ressam Can Emre Dağ, 46 adet yağlı boya eserini sanatseverlerle buluşturdu. Sanatçı Süheyl Uygur’un yazdığı bir metin eşliğinde eserlerini sergileyen Dağ, izleyicilere eserleriyle duygusal bir deneyim yaşattı.

“Artık özgürüm. Aynadaki yansımamdan kurtulup gökyüzünün özgürlüğüne doğru elimi uzattım. Dünyanın karanlığını arkamda bırakıp cennetin umuduyla başlıyorum bilinmeyen yolculuğuma. Yansımam üzgün, pişman. Ama geç artık onun için. Ayırdım kendimi kendimden. Belki de iyi yanım arkamda bıraktığım. Belki de özgürlüğe koşan kötü yanım ve özgürlük sandığım kaçtığım karanlık. Ama yine de. Yine de gidiyorum yanımı arkada bırakarak.”

“bir “DÜŞ” gördüm” sergisi, 2 Mayıs 2024 tarihine kadar Evrim Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilir.

Cırcır Böcekleri, İtler ve Biz” sahne tarihi belli oldu

Cırcır Böcekleri, İtler ve Biz” sahne tarihi belli oldu

“Cırcır Böcekleri, İtler ve Biz”,  20 Mayıs’ta Mall of İstanbul Biletinial Moi Sahne’de tiyatroseverlerle buluşuyor.

Sam Shepard’ın 1980 yılında yazdığı metinden uyarlanan ve Serhat Teoman, Buğra Gülsoy, Burak Sarımola ve Ayşe Lebriz Berkem’in rollerini paylaştığı “Cırcır Böcekleri, İtler ve Biz”,  20 Mayıs’ta Mall of İstanbul Biletinial Moi Sahne’de seyirciyle buluşacak. Oyunun biletleri Türkiye’nin kapsayıcılığı en geniş teknoloji odaklı online etkinlik biletleme platformu Biletinial’da satışa çıktı.

Kentli, eğitimli bir senarist ve ormanlara sığınan, özgür ruhlu bir hırsız olan iki kardeş. Aynı ağacın üstünde farklı mevsimlerde iki kardeşin birbirini keşfetme, birbirine dönüşme hikâyesi. Kentin doğayla, sanatın ticaretle, eğitimin cehaletle, hayallerin gerçeklerle savaşı. İnsan kendi elleriyle kurduğu sistemin içinde ezilirken, kendi elleri ile bu tuzaktan kurtulmayı beceremez mi? Yoksa insanın kurduğu sistem, insandan daha akıllı davranıp onu beceriksizleştirdi mi? Peki hangisi daha zor, kalmak mı gitmek mi?

Polvo “Why So?: Childhood Memories”

Polvo “Why So?: Childhood Memories”

Çağdaş sanatçı POLVO’nun, kendi çocukluk hatıralarından esinle hazırladığı yeni kişisel heykel sergisi “Why So?: Childhood Memories”, BBprojecTT’in Teşvikiye’de bulunan galerisinde açıldı!

Çalışmalarında kalıplaşmış normlara ve kanıksanmış değerlere yeni bir bakış açısı sunma amacı taşıyan POLVO, toplumsal cinsiyet kalıplarını ve aynılaşmayı eleştiren, çeşitliliğe, özgünlüğe ve bireyin varoluşuna göndermede bulunan elma ve muzlarından sonra şimdi de dondurma formundaki rengârenk heykelleriyle izleyicileri çocukluk anılarına götürüyor. Sanatçı, “Why So?: Childhood Memories” sergisinde yer alan heykelleriyle çocukluğa, yetişkinlerce tanımlanmış hız kavramına ve “kendine yabancılaşma”ya odaklanıyor. “Why So?: Childhood Memories”, 30 Nisan’a kadar BBprojecTT’te ziyaret edilebilir.

Gebelik sonrası tercih edilen estetik uygulaması

Gebelik sonrası tercih edilen estetik uygulaması

Estetik denildiğinde akla ilk gelen uygulamalardan olmasa da kadınlar arasında popüler olan genital bölge estetiği özellikle doğum sonrası, hızlı kilo alıp verme döneminden sonra tercih edilen işlemler arasında… Konforlu olan, yatış gerektirmeyen, genel veya bölgesel anestezi ile uygulanan ve tüm dünyada popülerliği artan genital bölge yağ enjeksiyonu ile ilgili merak edilenleri Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Seyhan Özleme anlattı.

Doğum Uzmanı Seyhan Özleme

Doğum Uzmanı Seyhan Özleme

Hızlı kilo alıp verme sonrası çok tercih ediliyor
Hızlı kilo alıp verme, kötü beslenme alışkanlıkları, gebelik süreçleri, sigara ve alkol tüketimi, sık cinsel ilişki, ilerleyen yaş gibi faktörlerle genital bölge estetiğine ihtiyaç duyulabiliyor. Son yıllarda obezite cerrahisinden da ihtiyaç duyulabiliyor. Bu durum kozmetik olarak da sorun oluşturabiliyor.

Bu sorunu çözmek için karın bölgesinden, özel kanüller yardımıyla alınan yağ işlendikten sonra kullanılabiliyor. Genital bölge yağ enjeksiyonu; genel veya bölgesel anestezi ile kısa sürede, günübirlik olarak uygulayabilen, hastane yatışı gerektirmeyen konforlu bir yöntemdir ve tüm dünyada popülerliği git gide artmaktadır.

Bu işlemin üç aşaması vardır:

  • Kanül ile yağ almak (Fat harvesting)
  • Alınan yağı işlemek (Fat processing)
  • Alınan yağı enjeksiyon ile dokuya vermek (Fat transfer)

Yağ almak için en sık karın bölgesi tercih edilir. Ancak karın bölgesinde yeterince yağ dokusu yok ise uyluk iç veya dış kısmı, mons pubis de yağ elde etmek için uygun olabilmektedir. Yağ alındıktan sonra, uygulanacak bölgeye göre inceltme işleminden geçirilir.

Enjekte edilen yağ kalıcı mıdır?
Alınan yağın 3’te 2’si ilk altı ayda erimektedir. Geri kalan üçte birlik yağ dokusu ise yaklaşık 5 yıl kalıcı olmaktadır. Bu sebeple ilk uygulama esnasında normalden daha fazla yağ enjekte edilir. İlk aylarda daha büyük ve şiş olan görünümün nedeni budur. Uygulanan yağın kalıcılığını arttırmak için hızlı kilo kayıpları olmaması, sağlıklı beslenme ve sigara kullanılmaması önemlidir. Ayrıca uygulama esnasında alınan yağın fazla bekletilmeden, inceltme işleminin iyi yapılması, PRP eklenmesi de kalıcılığı arttırmaktadır.

Uygulama sonrası nelere dikkat edilmelidir?
İşlem sonrası erken dönemde buz uygulaması, antibiyotik kullanılması önem arz eder. Yağ alınan bölgede kanama olmaması için bandaj yapılır ve 48 saat özen gösterilmelidir.
İşlem sonrası yaklaşık 1 ay boyunca çok sıcak su kullanmamak, havuz-spa kullanmamak, dar pantolon, tayt, bisiklet, ata binme ve cinsel ilişki gibi aktivitelerden uzak durmak iyileşme açısından çok önemlidir. Dengeli beslenme, yeterince su tüketimi ve sigara kullanmamak iyileşme süreci ve enjekte edilen yağın kalıcılığı açısından özellikle önem arz etmektedir.

Çabuk yoruluyorsanız nedeni o hastalık olabilir!  

Çabuk yoruluyorsanız nedeni o hastalık olabilir!  

Ülkemizde yaygın görülen bir sorun olan kalp kapak hastalıkları kardiyoloji polikliniğine başvuran hastaların önemli bir kısmını oluşturuyor. Tüm dünyada yaklaşık 41 milyon romatizmal kapak hastası, 24 milyon dejeneratif mitral kapak hastası, 9 milyon da kireçlenmeye bağlı aort darlığı hastası bulunduğu tahmin ediliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Aleks  Değirmencioğlu, kalp kapağına bağlı oluşan hastalıkların hayatı tehdit edebilen ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekerek,Geç saptanan hastalarda kalp fonksiyonlarının bozulması sonucunda ritim bozukluğu ve kalp yetmezliği gibi önemli sorunlar gelişebilmektedir.  Erken tanı için yol yürümek, merdiven ve yokuş çıkmak gibi günlük aktivitelerde normalden çabuk yorulma, nefes darlığı veya çarpıntı hissi olan kişilerin mutlaka doktora başvurmaları gerekmektedir. Zira, erken dönemde doğru tanı ve uygun tedaviyle hastaların sağlıklı bir yaşam sürmeleri sağlanabilmektedir” diyor.  Kalp kapağı hastalıklarının bazen uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebileceğine de işaret eden Prof. Dr. Aleks Değirmencioğlu, “Bu nedenle ekokardiyografi ile kontrol edilmediğinde sorun tespit edilemeyebilir ve tedavi için geç kalınmış olabilir. Dolayısıyla hiçbir yakınma olmasa bile her insanın genç yaşlarda en azından bir kere ve 40 yaşından sonra düzenli aralıklarla kalp kontrollerini yaptırması çok önemlidir” diyor.

Prof. Dr. Aleks  Değirmencioğlu

Prof. Dr. Aleks  Değirmencioğlu

Çabuk yoruluyorsanız, dikkat!

Kalp kapak hastalıkları ciddiyetlerine göre; hafif, orta veya ileri derecede olmak üzere üç gruba ayrılıyor. İleri düzeydeki kapak hastalıklarının ilk semptomları eforla yorulma ve çarpıntı gibi şikayetler oluyor. Süreç ilerledikçe kapak hastalığı kalbe fazladan yük bindirerek, ilk aşamada eforla gelen ama müdahale edilmezse ilerleyerek daha sonra dinlenme halinde bile oluşan nefes darlığına yol açıyor. Ayrıca çarpıntı, göğüs ağrısı veya bayılmaya da sebep olabiliyor. Ancak bunun dışında bazen de yakınmalar başlamadan, herhangi bir sağlık problemi veya check up amaçlı hekime başvuran hastanın kalbi dinlenirken üfürüm duyulmasıyla tesadüfen de kapak hastalığı saptanabiliyor.

Ülkemizde en yaygın nedeni eklem romatizması!

Kalbimizin içinde yer alan ve kanın kalp odacıkları içinden geçerken geri kaçmasına engel olan yapılar  ‘kalp kapakları’ olarak adlandırılıyor. Kalbin sol ve sağ tarafında 4 adet kapak yer alıyor. Kapak hastalıkları; bu kapakların daralmaları, kapak yetersizliği veya her ikisinin kombinasyonu şeklinde olabiliyor. Çocukluk ve genç erişkinlik döneminde, bakteriyel boğaz enfeksiyonu sonrası ortaya çıkabilen eklem romatizması ile doğumsal olarak meydana gelen anormallikler en yaygın görülen kapak hastalığı nedenlerinden. İleri yaşlarda ise daha çok kireçlenmeye bağlı kapak hastalıkları görüldüğünü vurgulayan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Aleks Değirmencioğlu, “Popülasyon yaşlandıkça kireçlenmeye bağlı kapak hastalıkları sıklığı artış göstermektedir. Ayrıca kapak yapısındaki anormallik sonucu kapakların çökmesi de yine hem genç yaşta hem de ileri yaşta yaygın görülen kapak hastalığı sebeplerindendir. Bununla birlikte romatizmal kapak hastalıkları ise geçmiş yıllara göre sosyokültürel seviye arttıkça nispeten azalma eğilimine girmiştir” diye konuşuyor.

Pause dergi

Kalbin kalıcı hasar görmesi önleniyor!

Kalp kapak hastalıkları kardiyolojik muayene ve ekokardiyografi olarak adlandırılan kalp ultrasonu ile kolaylıkla saptanabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Aleks Değirmencioğlu, ciddi sorunu olan kapak problemlerinde hastanın şikayetleri de başladıysa ya da kalpte belli bir düzeyde bozulma oluşmuş ise mutlaka müdahalede bulunulması gerektiğine işaret ederek, “Tedavideki en önemli iki hedef ise hastanın yakınmalarının giderilmesi ve kalbin geri dönüşümsüz hasar görmesinin önlenmesidir” diyor. Kapak hastalıklarında tedavinin kapağa anjiografik veya cerrahi olarak müdahale edilerek gerçekleştirildiğini belirten Prof. Dr. Aleks Değirmencioğlu, bazen kapağın tamir edilmesi mümkün olabilirken, birçok hastada ise yıpranmış olan kapağın biyolojik veya mekanik yapay bir kapak ile değiştirilmesi gerektiğini söylüyor.

Tedavi sonrası düzenli kontrol şart!

Zamanında ve uygun yapılan kapak müdahalesi sonrasında hastalar hemen hemen normal yaşamlarına devam edebiliyorlar. Prof. Dr. Aleks Değirmencioğlu, ancak tedavi sonrasında düzenli kontrollerin yapılmasının ve çok ağır egzersizlerden kaçınılmasının oldukça önem taşıdığını belirterek, “Ayrıca mekanik kapak ile tedavi edilen hastaların düzenli takip edilmesi gereken kan sulandırıcı bir ilaç kullanmaları da gerekmektedir” diyor

Çiçeği burnunda belediye başkanı ilk etkinliğini yapıyor

Çiçeği burnunda belediye başkanı ilk etkinliğini yapıyor

31 Mart seçimlerinde belediye başkanlık yarışını kazanan Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, ilk etkinliğini yapıyor.

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, 18-21 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olan 13. Alaçatı Ot Festivali için İstanbul’da gerçekleştirilen tanıtım toplantısına katıldı. Toplantıya, müzisyen Ayhan Sicimoğlu, basın mensupları ve çok sayıda da davetli eşlik etti.

Toplantıda konuşan Başkan Denizli, konuşmasında Ege’nin zengin bitki örtüsüyle ve şifalı otlarıyla ünlü olduğunu, bu festivalin sadece Ege Bölgesi için değil, aynı zamanda Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçilere de büyük bir değer sunduğunu vurguladı. Festivalin, Ege’nin doğal ve kültürel mirasını keşfetmek için eşsiz bir fırsat olduğunu belirtti.