Yazılar

Ece Özdikici “Kimse hayal kurmuyor artık”

Sanatın her dalında iz bırakan Ece Özdikici, oyunculuk deneyimlerinden resim tutkusuna, çocuk atölyelerinden yeni projelerine kadar birçok konuyu Pause Dergisi’yle paylaştı

Nazan Ortaç

Oyunculuk kariyeriniz boyunca tiyatrodan televizyona, oyuncu koçluğuna kadar geniş bir yelpazede çalıştınız. Bu süreçte sizi en çok etkileyen deneyim neydi?

Tek bir deneyim gelmiyor aklıma. Daha çok nelerden etkilendiğimi söyleyecek olursam; mesleğimi ve sektörümü dışarıdan izleyen insanlara manzaranın nasıl göründüğünü hatırlamıyorum. Uzun yıllardır o manzaranın içindeyim. Çok zorlandığımız zamanlar oluyor. Kaygı yaratacak çok unsur var. Benim ve azimle devam eden meslektaşlarımın süreçleri, düşüşleri kalkışları, yeniden başlayışları, çocuksu oyun oynama arzuları beni inanılmaz heyecanlandırıyor. Çok etkileniyorum bu masum, çocuksu direnişten. Bir de iyi bir eser karşısında çok fazla duyguyu aynı anda yaşıyorum. Heyecanlanıyorum, seviniyorum ona bakabildiğim için, ağlama isteği geliyor, o kadar çok şey yaşıyorum ki… İyi yazılmış, yönetilmiş, oynanmış bir filmde oturamadığımı, heyecandan ayağa kalkıp izlediğimi, bazı resimlere uzun uzun ağlayarak baktığımı hatırlıyorum. Sanat beni çok heyecanlandırıyor.

Ece Özdikici

Oyunculuk kariyerinizde canlandırdığınız karakterlerden hangisi sizi en çok etkiledi ve neden?

Hepsinden ayrı ayrı parçalar kaldı bende. Bazen sanırım oynadığım tüm karakterlerin kolajı olan bir tarafım var diye düşünüyorum. Çok güzel karakterleri tiyatroda da, televizyonda da oynamak kısmet oldu şükürler olsun. Bazılarının çocuksu hallerini sevdim. Juliet gibi. Televizyonda ‘Kadın’ dizisinde oynadığım kabuklu ama yürekli Jale vardı, ona bayılırım. ‘Poyraz Karayel’de Songül’ün deli zekasını, enerjisini, yaşama inadına bayılırım. Bu sezon da devam edecek ‘Salıncakta İki Kişi’ adlı oyunda Gitta karakterini oynuyorum. Seyircilerimizi beklerim. Onun da olaylardan hayatı öğrenerek çıkarması, yoluna devam edebilecek gücü yine kendinden alması oldukça etkileyici. O kadar çok ki…

Bir rolü kabul ederken hangi kriterlere dikkat ediyorsunuz ve bu süreçte en çok hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

En başta oyun/senaryo, rol, yönetmen/yapım, ekip sıralamasında ilerliyorum. Yolda değişenler oluyor tabii. Ekip arkadaşları, yönetmen ve hatta kabul ettiğiniz karakter değişebilir… Oyunlarda olmaz ama senaryolarda başladığınız karakter çoğunlukla değişiyor.

Aynı zaman ressamsınız ve sergileriniz de var… Resmin hayatınızdaki yerini nasıl anlatırsınız? Resimlerinizde hangi temaları işlemeyi seviyorsunuz?

İtiraf etmeliyim ki, resim yapmaya en adandığım dönemler içimin karanlık evrelerinde umut ışığı ararken oluyor. Bunu yeni yeni kendime itiraf ettim. Şimdi de sizinle ve okuyan herkesle paylaşıyorum. Hep resmettiğim kadınların güçlü bakışları ve rahatsız edici bir tarafları olduğunu söylerler. O rahatsızlık unsurunu ben ekliyorum. Masum peri bakışlı bir kıza görmezden geldiği bir örümcek ekliyorum örneğin. Biraz bakışımı ve resimle olan ilişkimi değiştiriyorum şu sıra. Hayatın her yönü var. Neden mutlu ya da huzurlu, tatmin olmuş anlarda da üretmeyeyim? Şimdi o dönemdeyim. Resimlerime bakan insanların benimle beraber yüklerini hafifleten bir yolculuğa çıksınlar istiyorum.

Ece Özdikici

Çocuklar için drama atölyeleri düzenliyorsunuz. Bu atölyelerde çocuklara hangi becerileri kazandırmayı amaçlıyorsunuz?

Drama atölyeleri değil. Yanlış bilgi olmasın. Yaratıcı atölye adı altında resim ve oyunculuk eğitimini birbirine eşleyerek götürüyorum. Tek bir kursta her iki sanata da değsinler istediğim için böyle bir atölye geliştirdim. Aslında planlarımın arasında yetişkinler için de aynı hedefle bir atölye yapmak var. Biraz üzerine çalışmak istiyorum ilerleyen dönemde.

Çocukların sanata olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz ve onları bu alanda desteklemek için ailelere neler önerirsiniz?

Çocuklar o kadar çok kursa gidiyor ki, önereceğim şey bir kurs, bir etkinlik değil. Elbette isterim benim atölyeme gelsinler, çalışalım. Söylemek istediğim yanlış anlaşılmasın. Çocukların saatlerini doldurmayı, onları meşgul etmeyi bırakın. Şimdi ama bütün gün tablette diyecekler biliyorum. Bunu sınırlandırın ve çocukların sıkılmalarına izin verin Allah aşkına. Sıkıntıdan patlayacak noktada arayışa girecek, eline boya alacak, şarkı söyleyecek. O zaman üretecek. Kimse hayal kurmuyor artık. Çocuklar dahil. İhtiyaç duymuyorlar ki. Bırakın sıkılsınlar, duvara bakarak hayal kursunlar. Sanat, edebiyat başka türlü üremez. Piyano kursuna götürülen kaç çocuk ailesiyle beraber senfoni konserlerine gidiyor? Hayatınıza girmeyen bir şeyi nasıl benimseyebilirsiniz? Bunlar hep heves olarak kalmaya mahkûm.

Sanatçı olarak sizin için en büyük ilham kaynakları nelerdir? Hangi sanatçılardan veya eserlerden etkileniyorsunuz?

En büyük ilhamım doğa. Sonra hassas insanlarla sohbetler, gözlemler… Notlar alıyorum. Görseller topluyorum. Etkilendiğim sanatçıları saymakla bitmez ki. Tüm sanat dallarından ayrı ayrı sanatçılar yüreğime çarpıyor.

Ece Özdikici

Gelecek için hangi projeler üzerinde çalışıyorsunuz ve kendinizi geliştirmek istediğiniz yeni alanlar var mı?

Evet var ama gerçekten benim için yeni bir alan ve oluşturma aşamasının çok başındayım. O yüzden paylaşmak için erken diyebilirim. Yapmış olduğum projeleri geliştirmek için konuşabilirim. Benimle ve çalışmalarımla bağ kuracak insanlarla tanışmak, çalışmak istiyorum. Yaratıcı atölyeyi daha çok çocuk ve okulla buluşturabiliriz. Sanat ile henüz tanışmamış çocuklara bu atölyenin kısa versiyonunu taşıyabilmem için bana destek sağlayacak bir ekip çok güzel olurdu. Kitabım için de aynı şey geçerli. Ben elbette ki daha çok çocuğa ulaşsın istiyorum. Yoksa yazmam ne işe yarar, değil mi? ‘ECE GERİ DÖNÜŞÜMÜ ANLATIYOR’ adlı çocuk kitabımın daha çok çocuk ile buluşması için, aklıma ilk gelen özellikle ilkokul ve anaokulu öğretmenleri oluyor. İnstagram @eceozdikici sayfamda profildeki linkten, ya da @divit_kitabevi sayfasından edinebilirler. Aklıma gelmeyen birçok olasılık mümkün olsun. Yeni sezonda tiyatro ve televizyon için olan projelerimi de yine instagram sayfamdan takip edebilirsiniz. Oyun çıkışı izleyenler arasında bu röportajı okuyup gelen olursa kesinlikle çok mutlu olurum.

Ece Özdikici

“YAZDIĞIM ÇOK FAZLA ÖYKÜ VAR”

 “Ece Geri Dönüşümü Anlatıyor” kitabınızın hikayesi nasıl ortaya çıktı? Bu kitabı yazma sürecinizden bahseder misiniz?

Hayallerimden biri idi çocuk kitabı yazmak ve resimlemek. Dijitallerini de yapmak istiyorum aslında. Yazdığım çok fazla öykü var. Canım sıkıldıkça bir şeyler yazarım ya da çizerim. Diyorum ya sıkılmak ürettirir. Bu öyküyü yıllar evvel yazmıştım. Diğer yazdıklarımın arasından bu öyküyü seçmemin sebebi; dünya için önemli bir konuyu sıkıcılaştırmadan, nasihat vermeden çocuklara anlatabilmek aslında. Baskıdan evvel üzerinde tekrar çalıştım elbette. Resimlerini tablette çalışmadım. Eski usul çalışmayı seviyorum. Kâğıt ve boyalar…

Kitabınızda israf, geri dönüşüm ve doğal kaynakların kullanımı gibi konulara değiniyorsunuz. Bu konulara ilgi duymanızın sebebi nedir?

Çok sayıda bilinçsiz insan var. Dünyaya sadece tüketmeye gelmiş ve her şeyi kendi hizmetine kullanmak hakkıymış gibi yaşayan. Yetişkinlere -eğer açık değillerse- farkındalık kazandırmak çok zor. Öğrenmemek için direnenleri tanıyorum. Halbuki küçük bir alışkanlık değiştirmek ile gerçekten büyük değişime sebep olabilir herkes. Sen, bir fabrika kadar zararlı değilsin diye dünyadan daha az sorumlu değilsin. Büyüklere anlatmaya çalışmaktan yoruldum ne yalan söyleyeyim. Çocukları en iyi şekilde yetiştirmeye çalışıyoruz hepimiz. Benim de katkım bu olsun istedim.

Kitabınızda yer alan resimleri de kendiniz yaptınız değil mi?

Evet. Çok zevkliydi. Her zaman çocuk kitabı resimlemeye devam etmek isterim.

Çevreyle ilgili başka projeleriniz var mı? Yeni kitaplar, atölyeler veya başka çalışmalar planlıyor musunuz?

Tek başıma değil, bir ekiple yapmak isterim. Benim gibi düşünen, üretmeyi seven kişilerle yine sanat atölyeleri yapmak, konularımızı hayatın, gündelik yaşamımızın içinden seçmek ve eğer çocuklar ile çalışacaksam duyarlı, hassas büyümelerini destekleyecek çalışmalar yaptırmak isterim.

Hacimli saçlara sahip olmanın yollar

We Are Paradoxx Volume Shampoo doğal içeriği ve tüm saç tiplerine uyumuyla dikkat çekiyor. Saçların nemli, ipeksi ve pürüzsüz görünümünü sağlıyor. İçeriğinde bulunan, nane saç köklerini uyarırken ginseng saçları güçlendiriyor. Aynı zamanda babassu yağı, matcha yeşil çayı ve İrlanda yosunu özü, saçların hafif ve ipeksi bir görünüm kazanmasına yardımcı oluyor. Şampuan, paraben, plastik, parfüm, sülfat, mineral yağ ve toksin içermeyen içeriğiyle de öne çıkıyor.

Fiyat: 1.220 TL

We Are Paradoxx Volume Conditioner, %99 doğal içeriyle günlük kullanıma uyum sağlıyor. Saçları ağırlaştırmadan ipeksi bir parlaklık kazandıran saç kremi, içeriğindeki şerbetçiotu ve beyaz ısırgan sayesinde hacimli bir görünüm yaratıyor. Hindistan cevizi ve fındık yağı saça bakım yapıp beslerken, matcha çayı pürüzsüzlüğün anahtarını veriyor.

Fiyat: 1.390 TL

Saçlara hacim veren Volume Blow Dry Spray, %94 doğal içeriğiyle dikkat çekiyor. Sadece saç diplerine uygulanan sprey, fön öncesinde astar görevi görüyor ve saçlara hacim ve parlaklık kazandırıyor. Ayrıca saçların fön sırasında çabuk kurumasını önlerken, içeriğindeki beyaz ısırgan otu saçların daha sağlıklı görünmesini sağlıyor.

Fiyat: 1.390 TL

Marmaris’in Saklı cenneti NUUP’ta gastronomi şöleni devam ediyor

NUUP, Marmaris’in yemyeşil doğası ile ünlü Çamlı Köyü’nde, yüksek standartları, sade ve şık tasarımı, konforu, lezzeti ve huzuru buluşturduğu hizmet anlayışı ile misafirlerini ağırlıyor.

Bünyesinde, 28 odalı NUUP Hotel’in de bulunduğu tesis, seçkin menüsü ile hizmet veren fine-dining restoran Sento by NUUP, eşsiz tatlılar ve zengin kahvaltı seçenekleri sunan NUUP Patisserie, yaratıcı atölyelere ev sahipliği yapan ve özgün tasarımların satışa sunulduğu Krei Atelier ve bahçeden tabağa taptaze ürünlerin yetiştirildiği NUUP Farm ile, misafirlerine birçok ayrıcalıklı deneyimi bir arada sunuyor.

Şef Tacan Oruç

Şef Tacan Oruç

Gastronomi deneyimi

Gault&Millau Modern Cuisine ödüllü Şef Tacan Oruç ve ekibinin özgün tarifleri ile sezona güçlü bir giriş yapan sento by NUUP, tamamen doğaya saygılı bir yaklaşımı benimsiyor. NUUP Farm bahçelerinden, yerel üretici ve kooperatiflere, ormanın mucizelerinden, denizin sunduklarına kadar tüm ürünlerin 50 kilometre karelik bir alandan temin edildiği sento by NUUP mutfağında, şık ve lezzetli sunumlar, Casual Dining porsiyonlarda “Fine Aegean Cuisine” konsepti ile servis ediliyor. Misafirler menüden istediği lezzeti seçebildiği gibi, dilerlerse Şef’in ‘Karadan’, ‘Denizden’ ve ‘Tarladan’ olmak üzere sunduğu tadım menülerini deneyimleyebiliyor.

NUUP Hotel

Sento’da kullanılan sunum tabakları da mutfak ekibinin ellerinden çıkıyor. krei Atelier’de günler boyu seramik çamurlarını işleyerek hazırladıkları birbirinden özgün el yapımı tabaklar, sento’da yaratıcılığın tabaktan başladığını kanıtlıyor.

NUUP Hotel

Ekşi Maya mucizesi

200 yıllık ekşi mayalı hamur ile yoğrulan özel ekmeği bu benzersiz gastronomi deneyimini taçlandırıyor. Ünü her geçen gün büyüyen, ekşi maya ekmeğini satın almak ve deneyimlemek için çevre il ve ilçelerden misafirler Nuup Patisserie’yi ziyaret ediyor.

NUUP Hotel

Kahvaltı ile başlayan, saklı cennet içindeki gastronomi yolculuğu, akşam yemeğine kadar şölen tadında devam ediyor. Tesis, asırlardır gölgesinde oturanlara şifa dağıtmış ulu çınarın ev sahipliğinde, kuğuların, renk renk ördeklerin keyifle süzüldüğü gölet etrafında, NUUP Patisserie’nin zengin menüsünden özgün lezzetler sunuyor.

Fransız Riviera’sının kalbi “Mas Sculpture” da atacak

Richard Mas, modern heykel alanının önde gelen sanatçılarından biriydi ve eserleri fantasmagoriques bir tarza dayanıyordu. Mas’ın yapıtları, bugünün kaotik hayatına karşı pozitif varoluş biçimlerini karşılayabilecek sürreal, post-fütürist yeni bir estetik önermekteydi. 2021 yılında hayatını kaybettikten sonra geride 450’den fazla heykelden oluşan büyük bir sanatsal miras bıraktı. Richard Mas’ın vefatından sonra, eşi ANNA MAS, onun sanat mirasını yaşatma ve tanıtma konusunda önemli bir rol oynuyor. “Mas Sculpture” adlı bir sanat kuruluşu kuran Anna Mas, Richard Mas’ın eserlerini daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Anna Mas ile Fransa’nın Cote D’Azur bölgesine bağlı Villeneuve-Loubet (Alpes Maritimes) ‘de ki Richard Mas’ın atölyesinde buluştuk. Adeta Alice Harikalar Diyarını andıran atölyenin içinde bizi güzel yüzü ile karşıladı.

Röportaj: Melis Bayraktar

Fransız Riviera’sının kalbi “Mas Sculpture” da atacak Röportaj: Melis Bayraktar

Richard Mas’ın vefatından sonra sanatsal süreci sürdürmek zor bir süreç olabilir. Bu süreçte ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Sanatsal süreci sürdürmek, elbette zorluklarla dolu bir süreç. Richard Mas’ın özgün yaklaşımını devam ettirmek ve onun eserlerini canlı tutmak için çocuklarımla beraber elimizden geleni yapıyoruz. Eserlerin tanıtımı ve pazarlaması, sanat eserlerinin korunması, sergilenmesi ve satılması gibi önemli sorumlukları üstlendik. Bizim için zorlu bir sorumluluk bu. Vizyonunu sürdürebilmek için elimizden geleni yapıyoruz.

Mesela Richard’ın eserleri Londra, Gstaad, Hong Kong, Miami, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nde sergilendi. Monaco Botanik Bahçesi’nde ve Cannes Film Festivali’nde Croisette’de yer alıyor.

Ayrıca, Richard’ın heykelleri, Fransa’da Saint Laurent du Var’da Nice’e yakın bir alışveriş merkezi olan Cap 3000’de sergileniyor. Bu büyük sergi 11 eserini içeriyor. Richard Mas, sanat eserlerinin sadece galerilerde ve müzelerde değil, herkesin erişebileceği alanlarda bulunması gerektiğini savunurdu. Bu sergi sayesinde 2022’den bu yana geniş bir kitleye ulaştık bile. Güney Fransa’da “El Şeklinde Kanatlı Horoz” heykelinin önünde fotoğraf çekilmeyen kimse kalmadı herhalde.

Richard Mas

Kadınlar Gerektiğinde baş kaldırıyor!

Cannes Film Festivali zamanı Armani’de ilk sergilendiği günü hatırlıyorum. Ben de önünde fotoğraf çekilmiştim. ‘Horoz/Tavuk’ heykelini tasarlama fikri Richard Mas’a nereden geldi biliyor musunuz?

Richard’ın her projesinin kendine has zihinsel süreci vardı. Tasarım sürecini zihinsel sürecinden geçirerek tamamlardı. “Horoz ve Tavuk” heykelinin tasarlanma bahsedecek olursam; ilhamını kültürlerden ve kadınlardan almıştı. Dünyanın o an içinde bulunduğu ekonomik krize karşı doğmasını hayal ettiği güneşten, kadınların daha güçlü bir şekilde seslerini çıkartmasından… Bakın, son yıllarda artık kadın, erkekle eşit olmaktan çok kendi varlığını ortaya koyuyor. Gerektiğinde baş kaldırıyor! Gücünü gösteriyor. Geçtiğimiz senelerde 71. Cannes Film Festivali’nde 82 kadın cinsiyet eşitsizliğini protesto etti. Eski Hollywood film yapımcısı Harvey Weinstein artık Cannes Film Festivaline gelemiyor. Bunların hepsi kadınların seslerini çıkartması sayesinde.

Neden horoz/tavuk sembolünü seçtiğine gelince de biliyorsunuz kültür ve sanatta, oldukça zengin ve derin anlamlar taşıyan sembol grupları bulunmaktadır. Söz konusu sembol gruplarından en popüleri ise, şüphesiz hayvan üslubu ismiyle de üsluplaşmış olan hayvan sembol grubudur.

Sembollerle anlatım, en eski devirlerden beri her türlü coğrafyada ve birçok kültürde en ileri seviyede kullanılagelmiştir.

Dünya kültür ve sanat arenasına baktığımızda horoz, inanç ve ışık anlamına gelen büyük bir sembolik değer. Ve horozun her sabahki ötüşü, karanlığın üzerine doğan güneş veya kötülüğün üzerine doğan iyilik anlamına geliyor. Ayrıca Fransa’nın da inatçı ruhunu temsil ediyor.

Horoz heykelinin kanatlarındaki ve başının üzerindeki (ibikleri) kadın elleri de Neolitik ve Kalkolitik çağlarda, “Ana Tanrıça” olarak taçlandırılan “Kybele” ‘yi bolluğu ve bereketi simgeliyor.Richard Mas

Osmanlı sanatında da çok sayıda horoz/tavuk figürüne rastlanmıştır

Daha önce duydunuz mu bilmiyorum fakat İslam ve Türk geleneklerine baktığımızda da horoz özellikle de beyaz horoz önemli bir sembol olarak kullanılmıştır.

Evet zaten sadece Fransa’da değil birçok kültürde horoz, güneşin ve gururun sembolü olarak algılanmış, onun ötüşüyle güneşin doğuşu arasında ilişki kurulmuştur.

İslam ve Türk geleneklerine baktığımızda da bunu görürüz.

Hun devrine ait Pazırık kurganlarından çıkarılan eserler arasında horoz/tavuk figürleri çok fazladır. Selçuklu ve Osmanlı dönemi minyatür, hat, fresk, maden, ahşap, taş ve halı sanatında, özellikle Selçuklu sanatının en gözde eserlerinden olan Varka ve Gülşah minyatürleri ile Osmanlı sanatına ait Hümayunname ve Zübdetü’t Tevarih minyatürlerinde çok sayıda horoz/tavuk figürüne rastlanmıştır.

Richard Mas

Richard Mas’ın sanat mirasını yaşatmak için Mas Sculpture’ı kurdunuz. Ne zaman ve nerede açılacak? Açılışı heyecanla bekliyorum.

Richard Mas’ın vefatından sonra çocuklarımızla birlikte Mas Sculpture’ı kurarak onun sanat mirasını yaşatmaya karar verdik. “Mas Sculpture” yakın zamanda kendi atölyesinde açılacak. 450’den fazla eserini geniş bir kitleyle buluşturmayı hedefliyoruz. Müşterilerimizi randevu ile kabul edeceğiz.

Fransa’da bile Richard’ın heykellerini çok açık buldukları için galerilerinde sergilemek istemeyen galericiler vardı.

Fransa ile kıyasladığınızda Türkiye’de sanatın durumu nedir?

Türk sanatı egemen sanat piyasasında yer bulmaya başladı. Çok bilinçli sanatçılarınız, galericileriniz var. Richard’ın sergilerinde birçok Türk sanatseverle tanıştım.

2014 yılında Cannes Film Festivali sırasında İstanbul Mercure Otel’in sanat danışmanı, Richard’ın Festival için tasarladığı “Mr and Mrs Smile” heykelini satın aldı. Mr and Mrs Smile eserinin hikayesi aslında hepimizin içinde bulunduğu bir hikaye… Kabus ve umut… 2000 yılından bu yana 150 bin kişiden fazlası hayatını terör saldırılarında kaybetti. İstanbul, Ankara, Nice, Paris ve diğer saldırılarda hepimizin canı fazlasıyla acıdı. Çok korktuk… Bu heykel, saldırılara inat umutla gülebilen, gülmemiz gerektiğini hatırlatan bir heykel. Heykeller İstanbul Taksim’deki Mercure Hotel’in lobisinde. Merak edenler orada görebilirler.

Richard Mas

Bunun yanı sıra, Sanatın özellikle heykelin insan yaşamında yer alabilmesi, insanın bunu kendine katabilmesi ve sanatla sunulan yeni dünyaların insan tarafından algılanabilmesi her çağda ve her coğrafyada zor olmuştur. Dünya Sanat Tarihi incelendiğinde genelde sanatın, özelde heykelin bu zorlu yürüyüşü kimi zaman toplumsal yapıya, kimi zaman toplumsal inançlara, kimi zaman toplumun siyasal duruşuna bağlanarak açıklanmıştır.

Bu nedenle heykel kimi zaman kilisenin, kimi zaman sarayın, kimi zaman politikanın yollarında zorluklarla yürürken, kimi zaman özgürlüğüne susamış, ancak bunu elde ettiği zamanlar da bile zorluklardan kendini kurtaramamıştır. Maalesef heykel sanatı bugün bile aynı olmasa bile benzer zorluklarla karşı karşıya. Kendimden örnek vereyim; Fransa’da bile Richard’ın heykellerini çok açık buldukları için galerilerinde sergilemek istemeyen galericiler vardı bir dönem.

Sucuk & Bratwurst’un ‘Sand Carstle’ eseri MOMO Bodrum’da

Mercedes-Benz ve Pilevneli Gallery iş birliğiyle, dünyaca ünlü sanatçı topluluğu Sucuk & Bratwurst’un “Sand Carstle” eseri, yaz sezonu boyunca MOMO Bodrum’da ziyaretçilerle buluşuyor.

Mercedes-Benz’in ikonik G-Serisi şeklindeki dev bir kum kalıbını sembolize eden eser, çocukluk yıllarının neşesini ve yaratıcılığını yetişkinliğin rafine stiliyle birleştiriyor.

Pilevneli Gallery iş birliğiyle sergilenen “Sand Carstle” isimli eser, hareketli ve sabit üç boyutlu ve dijital eserleriyle tanınan Sucuk & Bratwurst imzasını taşıyor. Mercedes-Benz’in sürdürülebilirlik vizyonu ile uyumlu olarak çevre dostu malzemeler ve tekniklerle hayata geçirilen eser, markanın yenilikçi ve estetik yönünü yansıtırken çocukluk anılarına atıfta bulunan tasarımıyla sanat tutkunlarını geçmişe yolculuğa çıkarıyor.

‘Persona’ sergisi sanatseverlerle buluştu

Bodrum Loft, Avrupa’nın önde gelen galerilerinden Thaddaeus Ropac işbirliğiyle hayat geçirdiği “Persona” sergisini sanatseverlerle buluşturdu.

Persona sergisi için Bodrum Loft’da düzenlenen açılış kokteyline iş, cemiyet, kültür, sanat camiasının önemli isimleri katıldı.

Küratörlüğünü Artsa Danışmanlık’ın kurucusu Selcan Atılgan’ın üstlendiği ve 4 Temmuz – 1 Eylül 2024 tarihleri arasında açık kalacak “Persona” sergisi, vizyoner sanatçılar Erwin Wurm, Tony Cragg, Tom Sachs ve Sylvie Fleury’nin eserlerini sanatseverlerle buluşturuyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bodrum’da Sıla kuyruğu

Bodrum’da Sıla kuyruğu

Pop müziğin en sevilen kadın sanatçılarından Sıla, yaz turnesine hız kesmeden devam ediyor. Konserden konsere koşan sanatçı, önceki akşam Bodrum Antik Tiyatro’ya akın eden hayranlarıyla unutulmaz bir konser yaşattı.

KerkiSolfej organizasyonu ve Kral Pop Medya sponsorluğundaki konserinin biletleri saatler öncesinden tükenirken, hayranları Bodrum Antik Tiyatro’nun girişinde uzun kuyruklar oluşturdu. Konser boyunca tüm şarkılarına eşlik eden Sıla hayranlarının sesleri Bodrum’da yankılandı. Çok sevilen yeni şarkısı ‘Mesela’ya coşkuyla eşlik eden dinleyici, sanatçıyı alkış yağmuruna tuttu. Sıla Bodrum konserinin hemen ardından 6 Temmuz’da vereceği Çeşme konserini milli takımızın çeyrek finale yükselmesi ve Hollanda ile olan maçı nedeniyle 2 Ağustos’a ertelemişti. Sanatçı yaz boyunca çeşitli illerde düzenlenecek konserlerde sevenleriyle şarkılar söylemeye devam edecek.

Yazın göz alerjileri artıyor!

Yazın göz alerjileri artıyor!

Gözlerde kuruluk, yoğun kaşıntı, batma hissi, kızarıklık… Göz alerjisi yaz aylarını adeta kabusa dönüştürebiliyor! Her mevsim oluşabilen göz alerjisi; polenler, güneş ışınları, havuzdaki klorlu su ve klimanın kurutucu etkisiyle bu mevsimde daha fazla görülüyor. Tedavi edilmezse görme problemlerine veya enfeksiyona, bazı durumlarda çocuklarda astigmata, hatta kornea nakli gerektirecek hastalıklara bile yol açabiliyor. Hijyen kurallarına dikkat edildiğinde göz alerjisinin genellikle düzeldiğine dikkat çeken Acıbadem Altunizade Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp, “Gerekli değişiklikler yapılarak alerjenlerden uzak durulması faydalı olur. Doktor tarafından verilen tedavi planıyla genellikle gözlerde zarar oluşmadan kişi normal hayatına döner. Önlem olarak yazın güneş ışınlarından sakınılmasını, klordan korunmak için yüzme gözlüğü kullanılmasını, klimaya çok fazla maruz kalınmamasını, ekran karşısında çalışan kişilere düzenli suni gözyaşı kullanmalarını tavsiye ediyoruz” diyor.

Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp

Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp

Güneş, klorlu su ve klimaya dikkat! 

Yaz aylarında göz alerjisi genel olarak; polenler, güneş ışınları, toz akarları, hijyen eksikliği, havuzdaki klorlu su, klima ve makyajdan kaynaklanıyor. Alerjenlere temas etmek veya solumak, bağışıklık sisteminin aşırı tepkisiyle gözlerde alerjik reaksiyonlara neden oluyor. Her bir alerji etkeninin farklı yaklaşım gerektirdiğine değinen Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp, sözlerine şöyle devam ediyor: “Polenlere bağlı göz alerjisi daha çok bahar ve yaza geçişte görülür. Kısa süreli kortizon ve antihistaminik kullanımıyla kolayca geçer. Toz akarlarına ve evde yaşayan hayvanların tüylerine karşı oluşan göz alerjisi de ortamda gerekli değişiklikler yapılması ve benzer tedavi yaklaşımıyla daha uzun süre alsa da iyileştirilir. Yaz aylarında klor ile dezenfekte edilen havuzlar başlı başına alerjik konjonktivit sebebidir. Klordan korunmak için yüzme gözlüğü takılması ve havuzdan sonra yüzün temiz suyla yıkanması tavsiye edilir” diyor.

Ekran kullanımı alerji riskini artırıyor

Günümüzde ekran kullanımının artmasına bağlı oluşan göz kuruluğunun yol açtığı alerjen maddelerin gözden temizlenmemesi nedeniyle alerjik reaksiyonlara daha sık rastlanıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp, ekran kullanımının başlı başına alerji sebebi olduğuna işaret ederek, “Buna bir de çalışma alanlarındaki klimaların sebep olduğu kuruluk da ekleniyor. Ayrıca makyaj yapan kadınlar da çok titiz davranmalı, makyajı çıkardıktan sonra kirpik temizliğini daha detaylı yapmalı. Tüm bu etkenlerden gözlerimizi korumak için özellikle ekran karşısında çalışanlara düzenli suni gözyaşı kullanmalarını tavsiye ediyoruz” diyor.

Güneş ışınlarından korunmak şart!

Güneş ışınlarına duyarlılık kişiye özel olsa da maruz kalma süresi uzadıkça ve korunulmadığı takdirde oluşan göz alerjisi uzun bir tedavi isteyebiliyor, yoğun ilaç kullanımı gerektiriyor. Tedavi edilmezse gözün ön saydam tabakasında kalıcı değişikliklere yol açan ve ‘keratokonus’ adını alan hastalık durdurulmadığı takdirde tablo kornea nakli ihtiyacına kadar ilerleyebiliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp, “Bu nedenle yaz aylarında güneş gözlüğü asla ihmal edilmemelidir” uyarısında bulunuyor.

Alerji olan dönemlerde kontakt lens kullanmayın

Kontakt lensler alerjenlerin gözle temas etmelerine, üzerine yapışmalarına ve birikmelerine yol açabildiği için alerjik konjonktivitleri şiddetlendirebiliyor. Dolayısıyla mutlaka özenle yıkanmaları ve temiz tutulmaları büyük önem taşıyor. Alerjik tepki gösteren gözleri lensten korumak, alerji olan dönemlerde kontakt lens kullanımına ara verilmesi öneriliyor.

Gözyaşı damlasıyla nemlendirin

Gözün alerjen maddelere karşı gösterdiği reaksiyon olarak tanımlanan göz alerjisi kimi zaman kronik oluyor ve uzun süreli tedavi istiyor. Kimi zaman ise akut gelişiyor, alerjen maddeden uzaklaşmak bile tedavi edici olabiliyor. Her iki durumda da hekim tarafından etkenin saptanması ve uygun tedavi planlanması gerekiyor. Erken tespit edildiğinde ve kişi hayatını buna göre düzenleyip hijyen kurallarına dikkat ettiğinde göz alerjisinin genellikle düzeldiğine dikkat çeken Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp, “Gözün alerjenlerle mücadele etmek adına histamin üretmesi sonucu gözde kızarıklık, kaşıntı, sulanma ve kırmızılık oluşur. Bu tablo yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek şiddette gelişebilir. Göz alerjisi tedavisinde erken dönemde kısa süreli steroid ve uzun süreli antihistaminik kullanımı ilk seçenektir. Kuruluğa karşı düzenli suni gözyaşı sürecin aktifleşmesini engelleyicidir. Ağır tablolarda da dokunun toparlayabilmesi için damla şeklinde immunsupresif, bir başka deyişle bağışıklığı baskılayan daha güçlü tedaviyi uzun süre uygulamak gerekebilir” diyor.

Assos’tan ilham aldı

Assos’tan ilham aldı

Hepsiburada’nın sanat platformu Sanatburada, sanatçı Cevdet Mehmet Kösemen’in Assos ve Çevresinden Gerçeküstü Manzaralar” isimli özel seçkisini sanatseverlerle buluşturuyor. Seçki, Assos ve çevresindeki manzaralar, canlılar ve tarihi mekanlardan ilham alan 15 yeni eserden oluşuyor. Kağıt üzerine akrilik boyayla yapılan eserlerdeki doğaçlamalar ve renk seçimleri, Kösemen’in beğeniyle takip edilen tarzını yansıtıyor.

Handan Yavuz’a yeni görev

Handan Yavuz’a yeni görev

İçte sağlık dışta güzellik mottosu ile 2021 Yılında kendine ait özel Medlook polikliniğini kuran Handan Yavuz iş hayatında olduğu kadar sosyal yaşamında da insanlara katkı sağlamak adına çeşitli vakıf ve derneklerde görev alıyor.

Toçev, Koruncuk Vakfı Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı gibi daha birçok sivil toplum kuruluşları ile işbirliğiİ yapan ve şimdide Türk Kadınını Güçlendirme ve Tanıtma Vakfı yönetimine seçilen Handan Yavuz yeni görevinde kadınlarıiçin kolları sıvadı. Onlarla kendi bilgi birikimlerini paylaşıp   Sağlıklı Yaşam, Anti Aging, Saç tedavisi, kliniğinde yeni kurduğu ağız ve diş sağlığı bölümünün yanısıra fiziksel, zihinsel ve ruhsal potansiyellerini en üst seviyeye çıkararak içte sağlık dışta güzellik programları ile kadınlara her alanda desteğini sunacak.