Yazılar
EN ‘BABA’ TEŞEKKÜR
/0 Yorumlar/in MANSET /tarafından HANEDANKALÇA ŞOVUYLA ALKIŞ TUFANI KOPARDI
/0 Yorumlar/in HOLLYWOOD /tarafından HANEDANYOĞUN İSTEK ÜZERİNE BİS YAPTI
/0 Yorumlar/in HOLLYWOOD /tarafından HANEDANAyasofya’nın bilinmeyen tarihi
/0 Yorumlar/in Gezi /tarafından HANEDANAyasofya’nın bilinmeyen tarihi
Ayasofya ya da resmî adıyla Ayasofya-i Kebir Camii, uzun uğraşlar ve tartışmaların sonrasında Danıştay’ın kararıyla tekrar ibadete açıldı. Biz de sizler için bu çok önemli tarihi binanın geçmişini derleyerek Ayasofya’nın tarihi yolcuğuna rehber olmak istedik.
Ayasofya, Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından, 532-537 yılları arasında İstanbul’un tarihi yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür. 1935 yılından 2020 yılına kadar müze olarak hizmet vermiştir. 2020 yılında cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle tekrar cami statüsü kazanmıştır. Ayasofya, mimari bakımdan merkezî planı birleştiren kubbeli bazilika tipinde bir yapı olup kubbe geçişi ve taşıyıcı sistem özellikleriyle mimarlık tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak ele alınır.
Ayasofya adındaki “aya” sözcüğü “kutsal, azize”, “sofya” sözcüğü ise herhangi bir kimsenin adı değil, eski Yunancada “bilgelik” anlamındaki sophos sözcüğünden türemiştir. Yani Ayasofya adı Kutsal Bilgelik ya da İlahi Bilgelik gibi anlamlar taşımakta olup, Ortodoks Hıristiyanlar için Tanrı’nın üç niteliğinden biri sayılır. 6. Yüzyılın bilim adamları, fizikçi Miletli İsidoros ve Trallesli matematikçi Anthemius’un yönettiği Ayasofya’nın inşaatında yaklaşık 10.000 işçinin çalıştığı ve I. Justinianus tarafından bu iş için büyük bir servet harcandığı belirtilir. Bu kadim binanın özelliği, yapımında kullanılan bazı sütun, kapı ve taşların binadan daha eski yapı ve tapınaklardan getirilmiş olması ve daha eski bir tarihi barındırmalarıdır.
Bizans İmparatorluğu döneminde Ayasofya, büyük bir “kutsal emanetler” zenginliğine sahipti. Bu eşyalardan biri de 15 yüksekliğinde gümüş ikonostasisti. İstanbul patriğinin patrik kilisesi ve Ortodoks Kilisesi’nin bin yıl boyunca merkezi olan Ayasofya, 1054 yılında Patrik I. Mihail Kirularios’un Papa IX. Leo tarafından aforoz edilmesine şahitlik etmiş ve bu olay Schisma’nın yani Doğu ve Batı kiliselerinin ayrılmasının başlangıcı sayılmıştır.
1453’te gelen kutlu fetih ile birlikte kilise camiye dönüştürülden sonra Osmanlı Sultanı Fatih Sultan Mehmet’in gösterdiği hoşgörü ile mozaiklerinden insan figürleri içerenler tahrip edilmemiş (içermeyenlerse olduğu gibi bırakılmıştır), yalnızca ince bir sıvayla kaplanmış ve yüzyıllarca sıva altında kalan mozaikler, bu sayede doğal ve yapay tahribattan kurtulabilmiştir. Cami, müzeye dönüştürülürken sıvaların bir kısmı çıkarılmış ve mozaikler tekrar gün ışığına çıkarılmıştır. Günümüzde Ayasofya binası, aslında aynı yere üçüncü kez inşa edilen kilise olduğundan “Üçüncü Ayasofya” olarak da bilinir. İlk iki kilise isyanlar sırasında yıkılmıştır. Döneminin en geniş kubbesine sahip olan Ayasofya’nın merkez kubbesi, Bizans döneminde birçok kez çökmüş, Mimar Sinan’ın binaya payandaları eklemesinden itibaren hiçbir çökme meydana gelmemiştir.
Birinci Ayasofya geleneksel Latin mimarisi stilindeki bir sütunlu bazilika olup, çatısı ahşaptı ve önünde bir atrium yer almaktaydı. Bu ilk Ayasofya bile olağanüstü bir yapıydı. 20 Haziran 404’te Konstantinopolis Patriği Aziz İoannis Hrisostomos‘un, İmparator Arcadius‘un eşi İmparatoriçe Aelia Eudoksia ile çatışmasından dolayı sürgüne gönderilmesinin ardından çıkan isyanlar sırasında bu ilk kilise yakılarak büyük ölçüde tahrip olmuştur.
İkinci Ayasofya da yine bazilika planlı, ahşap çatılı ve beş nefliydi. İkinci Ayasofya’nın 381’de İkinci Ekümenik Konsil olan Birinci İstanbul Konsili‘ne Aya İrini ile birlikte ev sahipliği yaptığı sanılmaktadır. Bu yapı 13-14 Ocak 532’de Nika ayaklanması sırasında yakılıp yıkılmıştır.
İkinci Ayasofya’nın 23 Şubat 532’de yıkımından birkaç gün sonra imparator I. Justinianus öncekinden tümüyle farklı, daha büyük ve kendisinden önce gelen imparatorların yaptırdıkları kiliselerden çok daha görkemli bir kilise inşa ettirmeye karar verdi. Justinianus bu işi yapacak mimarlar olarak fizikçi Miletli İsidoros ile matematikçi Trallesli Anthemius’u görevlendirdi. Bir efsaneye göre, Justinianus inşa ettireceği kiliseye ilişkin hazırlanan taslakların hiçbirini beğenmez. Bir gece İsidoros taslak hazırlamaya çalışırken uyuyakalır. Sabah uyandığında Ayasofya’nın hazırlanmış bir planını önünde bulur. Justinianus bu planı mükemmel bulur ve Ayasofya’nın buna göre inşa edilmesini emreder. Bir başka efsaneye göre de İsodoros bu planı rüyasında görmüş ve planı rüyasında gördüğü şekilde çizmiştir. (Anthemius daha inşaatın ilk yılında öldüğünden işi İsidoros sürdürmüştür). İnşa, Bizanslı tarihçi Prokopius‘un Justinian’ın binaları adlı eserinde betimlenmektedir.
İnşada kullanılacak malzemeleri üretmek yerine, imparatorluk topraklarında yer alan yapı ve tapınaklardaki yontulmuş hazır malzemelerden yararlanmak yoluna gidilmiştir. Bu yöntem, Ayasofya’nın inşa süresinin çok kısa olmasını sağlayan etkenlerden biri olarak kabul edilebilir. Böylece binanın yapımında Efes’teki Artemis Tapınağı’ndan, Mısır’daki Güneş Tapınağı’ndan (Heliopolis), Lübnan’daki Baalbek Tapınağı’ndan ve daha birçok tapınaktan getirtilen sütunlar kullanılmıştır. Bu sütunların altıncı yüzyıl olanaklarıyla nasıl taşındığı bilinmemektedir. Kaplama ve sütunlarda kullanılan renkli taşlardan kırmızı porfir Mısır, yeşil porfir Yunanistan, beyaz mermer Marmara Adası, sarı taş Suriye ve kara taş İstanbul kökenlidir. Ayrıca Anadolu’nun çeşitli yörelerinden gelen taşlar kullanılmıştır. İnşaatta on binden fazla kişinin çalıştığı belirtilir. İnşaat sonunda Ayasofya Kilisesi günümüzdeki halini almıştır.
Mimaride yaratıcı bir anlayışı gösteren bu yeni kilise yapılır yapılmaz, derhal mimarinin başyapıtlarından biri olarak kabul edildi. Mimarın böylesine büyük bir açık mekânı sağlayabilecek devasa bir kubbeyi inşa edebilmede İskenderiye‘li Heron’un teorilerinden yararlanmış olması mümkündür.
23 Aralık 532’de başlanan yapım çalışması 27 Aralık 537’de tamamlandı. Kilisenin açılışını imparator Justinianus ve patrik Eutychius büyük bir törenle birlikte yaptılar. Ayasofya o zamana kadar en büyük yapı olarak kabul edilen Süleyman’ın Tapınağı’ndan daha büyük olduğundan İmparator I. Justinianus (Jüstinyen) halka yaptığı açılış konuşmasında “Ey Süleyman! Seni yendim” demiştir. Kilisenin ilk mozaiklerinin yapımı 565 ile 578 yılları arasında tahtta olan II. Justin döneminde tamamlanabilmiştir. Kubbe pencerelerinden sızan ışıkların duvarlardaki mozaiklerde oluşturdukları ışık oyunları dahiyane mimariyle birleşerek izleyicilere büyüleyici bir atmosfer yaratmaktaydı. Ayasofya İstanbul’a gelen yabancılar üzerinde öylesine büyüleyici, derin bir etki bırakmıştır ki, Bizans döneminde yaşayanlar Ayasofya’yı “dünyada tek” (“singulariter in mundo”) olarak nitelemişlerdir.
Fakat yapılışından kısa bir süre sonra, 553 Gölcük ve 557 İstanbul depremlerinde ana kubbe ile doğu yarım kubbesinde çatlaklar belirdi. 7 Mayıs 558 depreminde ise ana kubbe tümüyle çöktü ve ilk ambon, siboryum ve sunak da ezilerek yok oldu. İmparator derhal restorasyon çalışmasını başlattı ve bu çalışmanın başına Milet‘li İsidoros’un yeğeni genç İsidorus’u getirdi. Depremden ders alınarak bu kez yeniden çökmemesi için kubbenin yapımında hafif malzeme kullanıldı ve kubbe eskisine kıyasla 6,25 m daha yükseğe yapıldı. Restorasyon çalışması 562 yılında tamamlandı.
Yüzyıllarca Konstantinopolis Ortodoksluk patriğinin merkezi olan Ayasofya aynı zamanda Bizans’ın taç giyme törenleri gibi imparatorluk törenlerine ev sahipliği yapmıştır. İmparator VII. Konstantinos “Törenler Kitabı” (De caerimoniis aulae Byzantinae) adlı kitabında Ayasofya’da yapılan imparator ve patrik tarafından düzenlenen törenleri tüm ayrıntılarıyla anlatmaktadır. Ayasofya, ayrıca günahkarlar için de bir sığınma yeri olmuştur.
Ayasofya’nın daha sonra uğradığı tahribatlar arasında 859 yangını, bir yarım kubbesinin düşmesine neden olan 869 depremi ve ana kubbesinde hasara yol açan 989 depremi sayılabilir. 989 depreminden sonra imparator II. Basil, kubbeyi Agine ve Ani‘deki büyük kiliseleri inşa eden Ermeni mimar Trdat’a tamir ettirmiştir. Trdat kubbenin bir kısmını ve batı kemerini onarmış ve kilise 6 yıl süren onarım çalışmasından sonra 994’te yeniden halka açılmıştır.
Dördüncü Haçlı Seferi sırasında, Venedik Cumhuriyeti‘nin âmâ Doçu Enrico Dandolo komutasındaki Haçlılar İstanbul’u ele geçirip Ayasofya’yı yağmalamışlardır. Bu olay Bizanslı tarihçi Nikitas Honiatis‘in kaleminden ayrıntılı olarak öğrenilmektedir.
Kiliseden aralarında İsa‘nın mezar taşından bir parça, İsa’nın sarıldığı bez olan torino kefeni, Meryem‘in sütü ve azizlerin kemikleri gibi birçok kutsal emanet ile altın ve gümüşten yapılma değerli eşyalar çalındı, kapılardaki altınlar bile sökülerek batı kiliselerine götürüldü şeklinde anlatılmaktadır. Latin İstilası (1204-1261) olarak anılan bu dönemde Ayasofya, Roma Katolik Kilisesi’ne bağlı bir katedrale dönüştürülmüştür. 16 Mayıs 1204 tarihinde Latin imparatoru I. Baudouin imparatorluk tacını Ayasofya’da giymiştir.
Enrico Dandolo adına konan mezar taşı Ayasofya’nın üst galerisindedir. Gaspare ve Giuseppe Fossati tarafından gerçekleştirilen 1847-1849 restorasyonu sırasında mezarın gerçek bir mezar olmadığı Enrico Dandolo anısına bir sembolik plaket olarak konulduğu ortaya çıkmıştır.
Ayasofya 1261’de tekrar Bizanslılar’ın kontrolüne geçtiğinde harap, virane ve yıkılmaya yüz tutmuş bir durumdaydı. 1317’de imparator II. Andronikos finansmanını ölen eşi İrini‘nin mirasından karşılayarak binanın kuzey ve doğu kısımlarına 4 adet istinat duvarı ekletti. 1344 depreminde kubbede yeni çatlaklar belirdi ve 19 Mayıs 1346’da binanın çeşitli kısımları çöktü. Bu olaydan sonra kilise, 1354’te Astras ve Peralta adlı mimarların restorasyon çalışmasının başlamasına kadar kapalı kaldı.
İstanbul’un 1453’te fethedilmesinden sonra, fethin sembolü olarak, derhal Ayasofya Kilisesi camiye dönüştürülmüştür. O sıralarda Ayasofya harap bir haldeydi. Bu durumu Kordoba soylusu Pero Tafur ve Florentine Cristoforo Buondelmonti gibi Batılı ziyaretçilerce betimlenmektedir. Ayasofya’ya özel bir önem veren Fatih Sultan Mehmet kilisenin derhal temizlenip camiye çevrilmesini emretti, fakat adını değiştirmedi. İlk minaresi onun döneminde inşa edilmiştir. Osmanlılar bu tür yapılarda taş kullanmayı tercih etmekle birlikte minarenin hızla inşa edilebilmesi amacıyla bu minare tuğladan yapılmıştır. Minarelerden biri de sultan II. Bayezid tarafından eklenmiştir. 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman fethettiği Macaristan’daki bir kiliseden Ayasofya’ya iki dev kandil getirtmiştir ki, günümüzde bu kandiller mihrabın iki yanında yer alırlar.
- Selim döneminde (1566-1574) yorgunluk ya da dayanıksızlık belirtileri gösterdiğinde, bina, dünyanın ilk deprem mühendislerinden biri sayılan Osmanlı baş mimarı Mimar Sinan tarafından eklenen dış istinat yapılarıyla (payanda) takviye edilerek, son derece sağlamlaştırılmıştır. Günümüzde binanın dört tarafındaki toplam 24 payandanın bir kısmı Osmanlı dönemine, bir kısmı Doğu Roma İmparatorluğu dönemine aittir. Bu istinat yapılarıyla birlikte, Sinan ayrıca, kubbeyi taşıyan payeler ile yan duvarlar arasındaki boşlukları kemerler ile besleyerek kubbeyi iyice sağlamlaştırmış ve binaya iki geniş minare (batı kısmına), hünkâr mahfili ve II. Selim’in türbesini (güneydoğu kısmına) eklemiştir (1577). III. Murat’ın ve III. Mehmed’in türbeleri ise 1600’lerde eklenmiştir.
Ayasofya binasının içine Osmanlı döneminde eklenen diğer yapılar arasında mermerden minber, hünkâr mahfiline açılan galeri, müezzin mahfili (mevlit balkonu), vaaz kürsüsü sayılabilir. III. Murad Bergama’da bulunmuş, helenistik dönemden kalma (MÖ IV. yüzyıl), “bektaşi taşı”ndan (İng. alabaster) yapılma iki küpü Ayasofya’nın ana nefine (ana salon) yerleştirmiştir. I. Mahmud 1739’da binanın restore edilmesini emretti ve bir kütüphane ile binanın yanına (bahçesine) bir medrese, bir imarethane ve bir şadırvan ekletti. Böylece Ayasofya binası, civarındaki yapılarla birlikte bir külliyeye dönüştü. Bu dönemde ayrıca yeni bir sultan galerisi ve yeni bir mihrap yapıldı.
Ayasofya’nın Osmanlı dönemindeki en ünlü restorasyonlarından biri sultan Abdülmecit’in emriyle İsviçre İtalyanı olan Gaspare Fossati ve kardeşi Giuseppe Fossati’nin nezaretinde 1847 ile 1849 yılları arasında yapılmıştır. Fossati kardeşler, kubbe, tonoz ve sütunları sağlamlaştırdı ve binanın iç ve dış dekorasyonunu yeniden elden geçirdi. Üst kattaki galeri mozaiklerinin bir kısmı temizlendi, çok tahrip olanları ise sıvayla kaplandı ve altta kalan mozaik motifleri bu sıva üzerine resmedildi. Işıklandırma sistemini sağlayan yağ lambası avizeleri yenilendi. Kazasker Mustafa İzzed Efendi’nin (1801-1877) eseri olan, önemli isimlerin hat sanatıyla yazılı olduğu yuvarlak dev tablolar yenilenip sütunlara asıldı. Ayasofya’nın dışına yeni bir medrese ve muvakkithane inşa edildi. Minareler aynı boya getirildi. Bu restorasyon çalışması bittiğinde Ayasofya Camii 13 Temmuz 1849’da gerçekleştirilen bir törenle yeniden halka açıldı. Ayasofya külliyesinin Osmanlı dönemindeki diğer yapıları arasında sıbyan mektebi, şehzadeler türbesi, sebil, sultan Mustafa ve sultan İbrahim türbesi (önceden vaftizhane) ve hazine dairesi sayılabilir.
1930 ile 1935 yılları arasında restorasyon çalışmaları nedeniyle halka kapatılan Ayasofya’da Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle bir dizi çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalar arasında çeşitli restorasyonlar, kubbenin demir kuşak ile çevrilmesi ve mozaiklerin ortaya çıkarılıp temizlenmesi sayılabilir. Restorasyon sırasında Ayasofya’nın, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik ilkesi doğrultusunda, yapılış amacı olan kiliseye tekrar çevrilmesi konusunda fikirler ortaya atılmışsa da bölgede yaşayan Hristiyan sayısının çok az olmasından dolayı oluşan talep yetersizliği, bölgede bu denli görkemli bir kiliseye karşı yapılabilecek muhtemel provokasyonlar ve mimarinin tarihî önemi göz önüne alınarak Bakanlar Kurulu’nun 24 Kasım 1934 tarih ve 7/1589 sayılı kararıyla müzeye çevrilmiştir. 1 Şubat 1935’te ziyarete açılan müzeyi Atatürk 6 Şubat 1935 tarihinde ziyaret etmiştir. Yüzyıllar sonra mermer zemindeki halıların kaldırılmasıyla zemin döşemesi ve insan figürlü mozaikleri örten sıvanın kaldırılmasıyla da muhteşem mozaikler tekrar gün ışığına çıkarılmıştır.
Ayasofya’nın sistemli olarak incelenmesi, restorasyonu ve temizlenmesi ABD’deki Bizans Enstitüsü (the Byzantine Institute of America) adlı kurumun 1931’deki ve Dumbarton Oaks Alan Komitesi’nin 1940’lı yıllardaki girişimiyle sağlanmıştır. Bu kapsamda yapılan arkeolojik çalışmalar K. J. Conant, W. Emerson, R. L. Van Nice, P.A. Underwood, T. Whittemore, E. Hawkins, R. J. Mainstone ve C. Mango tarafından sürdürülmüş ve Ayasofya’nın tarihine, yapısını ve dekorasyonuna ilişkin başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Ayasofya’da çalışmalarda bulunmuş diğer isimlerden bazıları A. M. Schneider, F. Dirimtekin ve Prof. A. Çakmak’tır. Bizans Enstitüsü ekibi mozaik arama ve temizleme işleriyle uğraşırken, R. Van Nice yönetimindeki bir ekip de binanın, taş taş ölçülerek rölövelerini çıkarma çalışmasına girişmiştir. Çalışmalar hâlen çeşitli uluslardan bilim insanlarınca sürdürülmektedir.
Tonlarca altının kullanıldığı Ayasofya mozaiklerinin yapımında altının yanı sıra, gümüş, renkli cam, pişmiş toprak ve renkli mermer gibi taş parçaları kullanılmıştır. 726’da III. Leo’nun tüm ikonaların yok edilmesi emriyle, tüm ikona ve heykeller Ayasofya’dan kaldırılmıştır. Dolayısıyla Ayasofya’da günümüzde görülen, surat tasvirleri içeren mozaiklerin hepsi ikonoklazm dönemi sonrasında yapılan mozaiklerdir. Bununla birlikte Ayasofya’da surat tasviri içermeyen mozaiklerden az bir kısmı 6. yüzyılda yapılan ilk mozaiklerdir.
Ağustos ayı detaylı burç yorumu
/0 Yorumlar/in Alt manset /tarafından HANEDANAğustos ayı detaylı burç yorumu
Astrolog Sündüz Taş
KOÇ BURCU
21 MART – 20 NİSAN
Gücünüzü daha iyi kullanabileceğiniz, üzerinizdeki yükleri atacağınız bu aylarda siz sevgili Koç ve yükselen Burcu Koç olanlar tatil için nihayet kendinize vakit ayırıyorsunuz. Sosyal medya üzerinden hayır kurumları ve çeşitli derneklere üye olmak isteyebilir bunu uluslararası platformlara da duyurmak isteyebilirsiniz. Kalbi boş olanlar yaz bitmeden tarzınıza uyan, benzer bakış açılarına sahip, etkilenebileceğiniz partnerinizle tanışabilirsiniz. Bundan sebep fiziksel görüntünüzü de yenilemek isteyeceksiniz, biraz bütçenizin dışına çıkabilirsiniz, dikkat etmenizde fayda var. Ortaklı işlere, projelere sıcak bakıyorsunuz. Evli olan ve ilişkilerinde sorun yaşayanlar özellikle cinsel olarak düşündüğünüz sizi rahatsız eden düşüncelerinizi de çözüyorsunuz. Çocuğunuz varsa eğitimi ile ilgili konularda araştırmalar yapıp kararlar alabilirsiniz. Aile büyüklerinizin sağlık konuları gündeminizi oluşturabilir, yardımı esirgemiyorsunuz. Evcil hayvanlara karşı çok duyarlı ve hassassınız son zamanlarda bu konuda yardımlaşma ve dayanışma içerisindesiniz.
BOĞA BURCU
21 NİSAN – 21 MAYIS
Fırtına öncesindeki sessizliğe kapılmış gibisiniz siz sevgili Boğa ve yükselen Burcu Boğa olanlar. Yoğun bir kış geçirdiniz ve artık kendinize vakit ayırmak, sevdiklerinizle beraber olmak, tatile çıkıp yeni yemekler ve tatlar deneyimlemek için gün sayıyorsunuz adeta. Rutin koşturmaların dışına çıkarken işlerinize ufak bir mola vererek gözlerden uzak yeni bir ilişkiye de yelken açacaksınız. Duygusal anlamda beklentileriniz çok yüksek bu aralar. Aile büyüklerinizle de yakından ilgilenecek, miras, gayrimenkul gibi konularda planlamalar yapmak durumunda olabilirsiniz. Kardeşleriniz arasındaki ego savaşlarına dikkat etmenizde fayda var. Hobilerinizi paraya çevirmek için de oldukça uygun zamanlardasınız. Sosyal medya kanalı ile işlerinizi ve hedeflerinizi büyütebilirsiniz. Sağlık anlamında boğaz ve boyun bölgenizdeki hassasiyetler biraz artabilir. Evli olan Boğa Burçları geçmiş konulara takılırsanız biraz sarsıntı ve kaygı yaşayabilir yada yaşatabilirsiniz. Eşinizin, partnerinizin çevresinde yer alan arkadaşlarıyla aranıza mesafe koyabilirsiniz.
İKİZLER BURCU
22 MAYIS – 21 HAZİRAN
Güneş nasılda gökyüzünü parlatıyorsa sevgili İkizler ve yükselen Burcu İkizler olanlar da kendilerini adeta parlatmak, öne çıkarmak isteyecekler. Elinizi verip kolunuzu kaptırmamaya özen göstermelisiniz maddi açıdan. Tatil beldesinde uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınızı görebilir, eskileri yad edebilirsiniz. Bu ay hayatınıza başka kültürden insanlar da girebilir. Devam etmekte olan hukuksal konularınız varsa çok ciddi avantajlı dönemlerdesiniz sizin lehine sonlanabilir birçok detay, şans ve fırsatlar sizlerden yana. Unuttuğunuz, üstünü çizdiğiniz ödemelerinizi de ufak ufak almaya başlayacaksınız. Haksızlığa gelemiyorsunuz ve hızlı tepkiler veriyorsanız bu dönem bazı dedikodulara kulaklarınızı kapatabilecek ve tatilinizin tadını bozmak istemeyeceksiniz. Aile büyüklerinizin sağlık sorunlarına destek oluyorsunuz ve sevginizi cömertçe sergiliyorsunuz. Gayrimenkul sahibi olanlar avantajlı fırsatlar yakalayarak satışa çıkarabilirler. Kazanımlarınızı revize ederek ek gelir elde edebilirsiniz. Evli olan siz sevgili İkizler Burçları da biraz özen, çaba göstermelisiniz monotonluktan kurtulabilmek için.
YENGEÇ BURCU
22 HAZİRAN – 23 TEMMUZ
Tıpkı evinizi düzenlediğiniz gibi ruhunuzu ve duygularınızı da düzenleyeceğiniz bir dönemdesiniz sevgili Yengeç ve yükselen Burcu Yengeç olanlar. Kendinizi en iyi hissedeceğiniz rahat ve dingin süreçlerdesiniz. Son zamanlarda çevrenizde yaşanan karışıklıklara seyirci ve maruz kaldığınızdan depresif bir moda girmek üzereyken doğrulup incindiğiniz ve kırıldığınız yerlerden sıyrılıp atağa kalkıyorsunuz. Bu ay aşka da vakit ayıracaksınız. Bekar bir Yengeç burcuysanız karşınıza kalbinizin atışını hızlandıracak birisi çıkabilir. Boşanma sürecinde olan bir Yengeç burcuysanız biraz sabrınız zorlanabilir. Evlilik hazırlığı içerisindeyseniz hayalinizdeki düğünü planlayabilirsiniz. Sağlık açısından biraz mizaç olarak ketum olduğunuzdan dertlerinizi içinize atmaktan mide ağrısı sorunu yaşayabilirsiniz. İş hayatıyla ilgili motivasyonunuzu yükselterek ve yeni iş ortaklarıyla temasa geçerek işlerinizi hızlı bir şekilde yoluna koyabileceksiniz.
ASLAN BURCU
24 TEMMUZ – 23 AĞUSTOS
Yazın büyüsü sizi şımartmaya devam ediyor, çalkantılı ayları geride bırakıyorsunuz sevgili Aslan ve yükselen Burcu Aslan olanlar. Aile içindeki karışıklık son zamanlarda gerginlik yaratsa da üst üste seyahatlere çıkarak uzun zamandır görmediğiniz insanlarla vakit geçirecek ve tüm gerginliklerinizi geride bırakabileceksiniz. Sevdiğiniz, huzur veren ve sizi güldüren insanlarla gezip sosyalleşirken yeni kişilerle tanışarak ikinci baharınızı yaşayabilirsiniz. İş ile ilgili telefonlarınız susmayacak, sorumluluklarınız artacak. Aklınız iş ile aşk arasında kalacak. Bu durumu idare etmeye çalışacaksınız. İlişkinize ve kendinize vakit ayırma zamanı. Maddi konularda daha planlı ve verimli hareket edebilirsiniz. Yurtdışı ile olan bağlantılarınız ofis hayatınızda değişiklikler yapmanızı kolaylaştırıyor. Evcil hayvanları olan Aslan burçları, bakımları ile ilgili ekstra koşturabilirler. Vize, pasaport gibi başvurularınız ile ilgili ufak aksaklıklar yaşayabilirsiniz. Sağlık açısından havaların ısınmasıyla birlikte kalp çarpıntısına dikkat etmekte fayda var.
BAŞAK BURCU
24 AĞUSTOS – 23 EYLÜL
Joker eleman gibi hissedebilirsiniz kendinizi bu aralar sevgili Başak ve yükselen burcu Başak olanlar. Tatilde olsanız bile insanların ve olayların tam da merkezindesiniz. Her işe yetişeceksiniz. İş yerinizdeki yöneticinizle birtakım sıkıntılı iletişimde bulunabilirsiniz. Size yeni bir iş sorumluluğu yüklenebilir, birkaç yöneticiyle eş zamanlı çalışmak zorunda kalabilirsiniz. Yaratıcılığınızla kıymete binebilirsiniz. Mükemmel olmak sizin özünüzde var. Gündelik koşturmaları biraz da olsa geride bırakıp sosyalleşiyorsunuz. Neşeli, keyifli arkadaş toplantılarına katılıyorsunuz. Bu toplantılarda sizi beğenen ve sizin de çok beğenebileceğiniz partnerinizle tanışma fırsatı yakalıyorsunuz. Evinizde veya iş yerinizde ufak tefek tadilatlar yapabilirsiniz. Sindirim sistemi ve dolaşım sisteminize dikkat etmenizde fayda var. Bol bol yürüyüş yapabilirsiniz. Çocukları olan Başak burcuysanız onların eğitimiyle ilgili oldukça yoğun araştırmalar yapabilirsiniz.
TERAZİ BURCU
24 EYLÜL – 22 EKİM
Planlarınızı ertelemeyerek gelecek günlere ilişkin planlar yapıyorsunuz siz sevgili Terazi Burçları ve yükseleni Terazi olanlar. Hayatta sizi nelerin mutlu ettiğini düşünerek kendinizi dinlenmeye alıyor, hangi konularda yıprandığınızı gözlemliyorsunuz. Yoğun çalışan Terazi burçları sorumluluğunu aldığınız işlerinizi, görüşmelerinizi, kovaladığınız fırsatları kolaylıkla kazanıma çeviriyorsunuz. Evli Terazi burçları eşinizin ailesi ile ilgili koşturmalarınız yoğunlaşabilir. Kardeşleri olan Terazi burçları onları koruma altına alarak adeta kol kanat geriyorsunuz. Dinlenmeye çok vakit ayırıp az sosyalleşmeyi tercih edebilirsiniz. Sezgileriniz güçlenerek rüyalarınız bilinçaltınızı zorlayacak. Bekar olan Terazi burçları nam ve ün yapmış bir aileye gelin-damat olabilirsiniz. Küçük sakarlıklara dikkat etmenizde fayda var. Ani ve şok edici haberler sizi çok şaşırtabilir, dışardan sizinle ilgili konuşmalar kulağınıza gelebilir. Hiç beklemediğiniz şekilde size iyi davranan birileri varsa bu yaklaşımlarının ardındaki gerçekleri öğrenebilirsiniz.
AKREP BURCU
23 EKİM – 22 KASIM
Kariyeriniz için üst düzey kişilerle tanışabileceğiniz, görüşebileceğiniz günlerden geçmektesiniz siz sevgili Akrep burcu ve yükseleni Akrep olanlar. Kendi işini yapan ve son zamanlarda iniş çıkışlar yaşadıysanız belinizi ve bütçenizi doğrultma zamanındasınız. Gelecek yıllarınızda rahat etmek adına birikim ve yatırım yapmak gibi konular gündeminizi oluşturuyor. Son zamanlarda mide rahatsızlıkları yaşadıysanız hiç korkmayın şifalanıyorsunuz. Ailenizden de sizlere maddi destekler gelmekte. Çevrenizden birinin platonik aşk yaşadığını öğrenip uzun zamandır gönül kapılarını aşka kapatmış bir Akrep burcuysanız doludizgin bir aşkın sizi beklediğini görme fırsatını yakalayabilirsiniz. Ailevi konularda bazı sorunlar yaşadıysanız kırgınlığınızı geride bırakarak aranızdaki bağın güçlenmesini sağlayacaksınız. Evliliğinizde sorun yaşıyorsanız duyduğunuz ve gördüğünüz bazı şeyler sizi adeta kendinize getirecek. Eğitimle ilgili konularda ikinci bir üniversite okumaya karar verebilirsiniz. Hayalinizde seyahate çıkmaya hazırsınız.
YAY BURCU
23 KASIM – 21 ARALIK
Yaşam standartlarınızı daha üst seviyelere taşımak isteyeceksiniz siz sevgili Yay burcu ve yükseleni Yay burcu olanlar. Dinlenmeye, nefes almaya, kendinize vakit ayırmaya başlıyorsunuz artık. Yoğun ve kısıtlandığınızı hissettiğiniz zamanları artık geride bırakıyor adeta kendi ruhunuzun yolculuğuna çıkıyorsunuz. Alışveriş yapıyor, dış görünüşünüzde fark yaratmak istiyorsunuz. Saçlarınızı ördürebilir, kestirebilir yada farklı marjinal bir renge boyatabilirsiniz. Çocuk sahibi olan bir Yay burcuysanız eğitimleri ile ilgili konularda kararlar alacaksınız. Evli Yay burçları kırgın ve alıngandınız artık bunları rafa kaldırma vakti, sevdiklerinizle yeni yerler ve lezzetler keşfedebileceğiniz ufak bir mola vermek isteyeceksiniz. İş ile ilgili bazı tedirginlikler yaşıyor olsanız bile ortak fikrine sıcak bakarak yeni girişimlerde bulunabilirsiniz. Sağlık açısından uyruk ve kalça kısımlarınıza dikkat etmenizde fayda var, su sporları yaparken ağır hareketlerden kaçınmalısınız. Yurtdışı, turizm, farklı kültürlere ilginiz artıyor. Kendinizi geliştirmek için yeni eğitimler alabilirsiniz.
OĞLAK BURCU
22 ARALIK – 20 OCAK
Sağlık sorunlarınız çok üst üste gelerek sizi bunalttı siz sevgili Oğlak burcu ve yükselen burcu Oğlak olanlar. Birçok insanın iyiliği için koştururken geçmişinizi sorgularken bulabilirsiniz kendinizi. Uzun zamandır iş arayan bir Oğlak burcuysanız rekabet ve hırsın yüksek olduğu ortamlarda şansı kimselere bırakmıyorsunuz ancak fikirlerinizi ve projelerinizi biraz gizli tutmanızda fayda var aksi takdirde başkaları tarafından sahiplenmeye çalışılabilir. Aile içinde sert duygularla mücadele etmek zorunda kalabilirsiniz. Kendinizi ifade etmekte oldukça cesur davranacaksınız. Yıllardır kendinize gereken vakti ayırmadığınızı fark edecek ve kendinizi şımartmaya başlayacaksınız. Arabanız varsa yenilemek isteyeceksiniz. Evli bir Oğlak burcuysanız monotonluktan uzaklaşmak isteyecek yeni ve farklı sürprizlerle partnerinizi şaşırtacaksınız. Bekar Oğlak burçları ise girdikleri farklı ortamlarda yeni partner adayları ile tanışma fırsatı yakalayabilirler. Çocukları olan Oğlak burçları ise iş ve kariyere gösterdiğiniz titizliği eğitimlerinde de gösterecek ve en mükemmel eğitim için kararlar vereceksiniz.
KOVA BURCU
21 OCAK -19 ŞUBAT
Küçük şeylerle de mutlu olabileceğinizi fark ediyorsunuz siz sevgili Kova burcu ve yükselen burcu Kova olanlar. Yaz ayının sıcaklığını kalbinizde, ruhunuzda hissederken kafanızı karıştıran, motivasyonunuzu bozan her ne varsa kenara bırakarak, olumlu duyguları kendinize çekecek ve keyif aldığınız her ne varsa tek tek yapmaya başlayacaksınız. Resim yapabilir, bir konu ile ilgili yeteneğiniz varsa yapabilir, yazabilir hatta müzik dinlerken ruhunuzu besleyebilirsiniz. İş ortamında rekabet yükselirken sizi çekemeyen, kıskanan kişilere karşı temkinli olmanızda fayda var. Evliliğinde sorun yaşayan sevgili Kova burçları üçüncü kişiler tarafından biraz dolduruşa geldiğinizi fark edebilir ve zedelenen ilişkinizi yapılandırmaya gayret gösterebilirsiniz. Bekar Kova burçları ise geçmişte sizde derin izler bırakmış, kalbinizi kırmış, affedemediğiniz eski partnerinizden haber alabilirsiniz, pişmanlığını dile getirmek için iletişime geçmeye çalışabilir. Bunun size faydası olmayacağını hatta tekrar üzülebileceğinizi hatırlatmanızda fayda var. Sağlık açısından kemiklerinize dikkat etmenizde fayda olacaktır.
BALIK BURCU
20 ŞUBAT – 20 MART
Geçmişte bıraktığınız, unuttuğunuzu sandığınız bazı konular tekrar gündeminize gelebilir siz sevgili Balık burcu ve yükselen burcu Balık olanlar. Sizler insanlara değer veriyor ve merhamet gösteriyorsunuz ancak bunu karşı taraftan beklemeden yapmalısınız. Çoğu insanın empati seviyesi sizin kadar yoğun ve yüksek olmayabilir. Sizden gizlenen, saklanan birtakım konular kulağınıza gelebilir, şüphe ettiğiniz her ne varsa önünüze çıkabilir, yanılmadığınızı bir kez daha anlayabilirsiniz. İş hayatınızdaki hiç olmadık kişilerin ilişki yaşadığını öğrenebilirsiniz. Evliliğinizde sorun yaşayan siz sevgili Balık burçları ailelerin sizleri biraz fazla etkisi altına aldığını fark ederek baş başa seyahat planı yaparak kendinize vakit ayırma fırsatı yakalayacaksınız. Ödemelerinize düzen getirmeye çalışacaksınız, ek gelir sağlayabileceğini düşündüğünüz bir projeye ortak olabilirsiniz. Yaşam kaynağınızı arttırmak için deniz kenarı, suya yakın yerlerde bulunmak, meditasyon yapmak oldukça rahatlatacaktır. Hobilerinizi sanata dönüştürebilmek adına çeşitli kurslar araştırabilirsiniz.
YAZ SICAĞINDA ARTIŞA GEÇEN 5 HASTALIK
/0 Yorumlar/in Saglık /tarafından HANEDANYAZ SICAĞINDA ARTIŞA GEÇEN 5 HASTALIK
Covid-19 pandemisi sınırlamalarının kalkmasının ardından, sosyal mesafe başta olmak üzere diğer korunma yöntemlerine dikkat ederek yaz mevsiminin tüm güzelliklerini doyasıya yaşamaya çalışıyoruz. Ancak sıcak havalarda güneşli günlerin keyfini çıkarırken mutlaka uymamız gereken bazı kurallar var ki bunları ihmal ettiğimizde güneş çarpması gibi önemli sağlık problemleri gelişebiliyor ve kronik hastalıklar kötüleşebiliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja sıcak havalarda özellikle 3 korunma yönteminin yaşamsal önem taşıdığını belirterek, “Yaz mevsimini sağlıklı geçirmek için yoğun güneş ışığından kaçınmak, bol su içmek ve dinlenmeyi ihmal etmemek şart” diyor. Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja yaz mevsiminde görülme sıklığında artış yaşanan 5 hastalığı ve almamız gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılarda bulundu.
GÜNEŞ ÇARPMASI
“Güneş çarpması; güneşte birkaç saat kaldıktan sonra; bulantı, kusma, bilinç değişikliği ve ateşle kendini gösteriyor. Tablo ilerlerse bilinç kaybıyla birlikte ciddi bir sağlık sorunu haline gelebiliyor” diyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja sözlerine şöyle devam ediyor: “Hafif durumda ılık suyla banyo ve bol sıvı tüketimi yeterli iken bu bulguları daha yoğun yaşayan hastalarda hastane ortamında damardan tedaviyle müdahale gerekebiliyor.”
Nasıl korunmalı?
- Dışarıya çıkmadan 30 dakika önce cildinize yüksek koruma faktörlü güneş kremi sürün.
- Günde en az 2 litre su içmeyi asla ihmal etmeyin.
- Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 10:00-16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkmayın, çıkma zorundaysanız mutlaka gözlük ve şapka kullanın.
- Açık renkli, hafif ve bol giysiler kullanın.
İDRAR YOLU ENFEKSİYONU
Yaz aylarında kadınlarda sıkça görülen idrar yolu enfeksiyonları genellikle uygun koşulları barındırmayan havuzlardan kaynaklanıyor. Sık idrara çıkma, kaşıntı ve akıntı gibi durumlarda, yaz keyfinin kaçmaması için gecikmeden doktora başvurmak gerekiyor. Çünkü tedavide geç kalındığında daha uzun süreli ve daha yoğun tedaviler gerektirir.
Nasıl korunmalı?
- Klorlamanın ve su değişiminin yeterli olmadığı havuzları tercih etmeyin.
- Bol bol su içmeyi alışkanlık haline getirin.
- İdrarınızı tutmamaya çalışın.
- Pamuklu iç çamaşırı giyin.
- Sıkı ve vücuda oturan kıyafetlerden kaçının.
- Genital bölge temizliğinde sabun kullanmayın.
- Tuvalet sonrası temizliği önden arkaya doğru yapın.
İSHALLER
Hava sıcaklığının artmasıyla birlikte mikropların üremeleri ve gıdaların bozulmaları kolaylaşıyor. Bozulmuş ve kirlenmiş, üzerlerine mikrop bulaşmış besin ya da suların tüketimi sonrasında karın ağrısı ve yüksek ateşle seyreden ishal başlayabiliyor. “Yaz ishalleri çoğu zaman kendiliğinden 1-2 günde düzeliyor, ancak sürenin uzaması ve sıvı kaybının artması durumunda tedavi amacıyla hastaneye başvurmak gerekiyor” uyarısında bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja, “Aksi halde elektrolit bozuklukları ve böbrek rahatsızlıkları ile karşı karşıya kalabiliriz” diyor.
Nasıl korunmalı?
- Dışarıda yemek yememeye çalışın.
- Soğuk dolaplarda saklanan ürünleri tercih edin.
- Sebze ve meyveleri çok iyi yıkayın.
- Sık el yıkamaya dikkat edin.
- İyice pişirilmiş gıdalar tüketin.
GÖZ ENFEKSİYONU
Havuz suyunu dezenfekte etmek için kullanılan maddeler gözde alerji ve tahrişlere neden olabiliyor. Tam aksine bu maddelerin az kullanımı ise çeşitli göz enfeksiyonlarına davetiye çıkarabiliyor. Gözlerde sulanma, kızarıklık, kaşıntı, yanma ve şişlik varsa göz hekimine muayene olup, göz damlalarına başlamak gerekiyor. Bu belirtiler varsa hem başkasına bulaştırmamak hem de enfeksiyon ya da alerjinin artmaması için tedavi olmadan havuza girmemek gerekiyor.
Nasıl korunmalı?
- Havuza lensle girmemeye özen gösterin.
- Yüzücü gözlüğü kullanmayı ihmal etmeyin.
DIŞ KULAK YOLU ENFEKSİYONU
Kulak ağrısı, akıntısı veya kızarıklığıyla kendini gösteren dış kulak yolu enfeksiyonu nemli ve sıcak ortamları seviyor. Bu yüzden yaz mevsiminde sık suya girmek bile tek başına dış kulak yolu enfeksiyonlarının artışına sebep olabiliyor.
Nasıl korunmalı?
- Özellikle enfeksiyona eğiliminiz varsa mutlaka kulak tıkacı kullanın.
- Hijyeninden emin olmadığınız sularda yüzmeyin.
- Kulağınızı pamuklu çubuk gibi nesnelerle temizlemeyin, kaşımayın.
- Kulaklarınızın kuru kalması çok önemli. Banyo veya yüzmenin ardından nemli kalan kulakların dış kısmını bir havlu veya bez yardımıyla kurulayın. Dilerseniz saç kurutma makinesini en düşük ayara getirip, 30 santim uzaktan da kulağınızı kurutabilirsiniz.
- Duş alırken kulağınıza mümkün olduğunca su kaçmamasına dikkat edin.
Doritos, Deniz Berdan ve Ahbap Derneği sosyal sorumluluk için bir arada
/0 Yorumlar/in MANSET /tarafından HANEDAN
Doritos, Deniz Berdan ve Ahbap Derneği sosyal sorumluluk için bir arada
Doritos, ünlü tasarımcı Deniz Berdan ve Ahbap Derneği ile çok özel bir projeye imza atıyor. Deniz Berdan’ın Doritos için özel olarak tasarladığı ve yaşadığımız dönemde herkesin ihtiyacına uygun olarak kullanabileceği boyunluk ve bandanalar çok yakında Ahbap Market’te satışa sunulacak! Bu satıştan elde edilen gelir Ahbap Derneği’nın eğitim, doğa, insanlar ve hayvanlar için değer katan projelerinde kullanılacak.
Deniz Berdan’ın Doritos’un ikonik renklerini ve üçgen şeklini kullanarak markaya özel olarak tasarladığı bandana ve boyunluklar, “yeni normal” dediğimiz günlerde herkesin ihtiyacına uygun olacak şekilde kullanılabilecek. Ayrıca bu ürünlerin satışından elde edilecek gelirin tamamı Ahbap’ın eğitimi ve doğayı destekleyen, insanlar ve hayvanlar için değer yaratan projelerinde kullanılacak.
Konuyla ilgili açıklama yapan PepsiCo Türkiye Yiyecek Kategorisi Pazarlama Direktörü Osman Dilber “Doritos’la yıllardır farklı şekillerde gençlerin hayatına dokunmayı hedefliyoruz. İletişimlerimizden logomuzu kaldırdığımız Logo Yok kampanyamız kapsamında da yine bu amaçla hareket ettik. Yaptığımız araştırmalarda gençlerin günlük hayatında bandana ve boyunluk kullanımlarının arttığını gördük. Bunun yanı sıra sivil toplum kuruluşlarına bağış yapan her 3 gençten birinin Ahbap Derneği’ni tercih ettiğini gördük. Bu da bize hayata geçirdiğimiz proje için ilham verdi. Ahbap Derneği ile beraber gösterdiğimiz güçlü dayanışma örneğiyle topluma fayda sağlayacağımıza inanıyorum,” dedi.
Sürekli göz ovalama keratokonus hastalığına yol açabilir
/0 Yorumlar/in Saglık /tarafından HANEDANSürekli göz ovalama keratokonus hastalığına yol açabilir
Gözleri sürekli ovalamak veya kaşımak, gözümüzün ön kısmında yer alan saydam tabakanın yani korneanın incelmesine ve öne doğru bombeleşmesine yol açabiliyor. Keratokonus olarak tanımlanan bu hastalık, alerji nedeniyle sürekli gözlerini ovalayan çocuklarda ve gençlerde daha sık görülüyor. “Gözlerinizi ovalamayın, keratokonusu çağırmayın” diyen Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Yürütme Kurulu, bu hastalığın göz numaralarında artışa ve görme azlığına neden olduğunu paylaştı.
Keratokonus, korneanın öne doğru sivrileşmesi ve incelmesiyle birlikte kişinin görme düzeyini bozan önemli bir göz hastalığıdır. Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Koray Gümüş, keratokonus hastalığının en önemli belirtisinin ‘düzensiz astigmatizmaya bağlı sürekli değişim gösteren bulanık görme’ olduğunu söyledi.
Alerjisi olup sürekli gözünü ovalayan kişilerin acil doktora gitmesi gerekir
Hastalığın özellikle ileri evrelerinde görme düzey ve kalitesinin oldukça düştüğüne dikkat çeken Prof. Gümüş, “Çocukluğundan beri alerjisi olan, bu nedenle sürekli gözünü ovalayan ve bulanık görme şikâyeti olan kişilerin acilen göz doktoruna gitmesi gerekir. Göz muayenesini düzenli yaptıran ve gözlük numarası her defasında değişen hastalarda da mutlaka keratokonustan şüphelenilmeli ve ileri tetkikler yapılmalı” dedi.
Hastalığın nedenleri
Keratokonus hastalığının nedeni günümüzde tam olarak ortaya konabilmiş değil. Ancak araştırmalar ve deneyimler, ailesinde daha önceden keratokonus tanısı konmuş kişilerin en önemli risk grubunu oluşturduğunu gösteriyor. Diğer şüpheli bir neden ise, özellikle çocukluk döneminde gözün sıkça ovalandığı alerjik göz hastalıklarının varlığı. Keratokonus hastalarının büyük bir kısmına bakıldığında, çoğunda alerjik konjonktivit ve gözü ovalama hikayesi bulunduğu görülüyor.
Hangi yaşlarda daha sık görülüyor ve tanı nasıl konuluyor?
Prof. Dr. Koray Gümüş, 10-20 yaş aralığında, gözlük numarası sürekli yükselen, sık sık gözlük değiştiren ve alerjik konjonktivit geçmişi olan kişilerde, keratokonustan şüphe duyulması gerektiğini söylüyor. Ancak bu tip olgularda, kesin tanı koyabilmek için mutlaka kornea topografisinin çekilmesi önem taşıyor.
Risk faktörleri nelerdir?
Keratokonus hastalığının ilerleme riski özellikle 10’lu ve 20’li yaşlarda çok yüksek. Dolayıyla genç yaş, ilerleme için önemli bir risk faktörüdür. Diğer önemli bir risk faktörü de gözü ovalamaktır. Gözü ovalamanın, bu hastalığın başlamasında tetik rolü yapabileceğini veya hastalığın ilerlemesini arttırabileceğini söylemek mümkün.
Hastalık ilerledikçe hem korneada sivrileşme artıyor hem de korneanın kalınlığı azalıyor. Bütün bu değişim de hastalarda daha da bulanık ve kalitesiz görme şikayetlerine neden oluyor.
Tedavisi var mı?
Hastalarda alerji ve sürekli gözü ovalama davranışı varsa, gerekli tıbbi tedaviyi başlattıklarını ve hastaları gözlerini ovalamamaları konusunda uyardıklarını belirten Prof. Dr. Koray Gümüş, tedavi süreciyle ilgili şunları ilave etti: ”Tedavide iki ana nokta çok önemlidir. Bunlardan birincisi hastalığın ilerlemesinin durdurulması, ikincisi de hastalığın meydana getirdiği görme bozukluğunun giderilmesidir.
Keratokonus hastalığının durdurulmasında en etkin ve güvenilir yöntem ise korneal çapraz bağlama (cross-linking) tedavisidir. Bu tedavi ile zayıflamış kornea daha sağlam bir hale getirilmekte ve hastalık etkin bir şekilde durdurulabilmektedir. Korneal çapraz bağlama tedavisi tek başına uygulanabilirken; bazı hastalarda intrastromal halka tedavisi ya da Excimer LASER uygulamalarıyla da kombine edilebilmektedir”
Görme kalitesini artırmak için
Keratokonus hastalarında görme düzey ve kalitesini arttırmak için; gözlük, yumuşak kontak lensler, sert gaz geçirgen kontak lensler, yumuşak keratokonus kontak lensleri, hibrid lensler, skleral lensler denenebiliyor. Prof. Gümüş, bütün bunlara alternatif olarak, bazı hasta gruplarında, kornea içerisine yerleştirilen halka tedavisinin ve doğal lensin önüne ya da iris önüne yerleştirilebilen kişiye özel lenslerin de görme düzeyinin arttırılmasında başarılı olabildiğini ifade etti.
İleri evrede kornea nakli
Prof. Dr. Koray Gümüş, son olarak “Çok ileri evrelerde, özellikle korneasında skar gelişen yani kalıcı lekelenmenin meydana geldiği olgularda ise günümüz koşullarında tek çözüm kornea naklidir. Ancak unutulmamalıdır ki, kornea naklinden sonra oluşan astigmatın düşürülmesi ve görme düzeyini arttırmak için kontakt lens uygulaması, torik göz içi mercek yerleştirilmesi ve laser gibi ilave tedavilere ihtiyaç duyulabilmektedir” açıklamasını yaptı.
Gözlerinizi ovalamayın, keratokonusu çağırmayın
Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Yürütme Kurulu, “Gözlerinizi ovalamayın, keratokonusu çağırmayın” sloganıyla Uluslararası Refraktif Cerrahi Cemiyeti Başkanı Dr. Renato Ambrosio Jr.’ın global düzeyde başlattığı keratokonus farkındalık kampanyasına da destek veriyor. Kampanya, erken teşhis ve tedavinin önemini vurgulayarak, toplumda bu hastalığa yönelik bilinci arttırmayı hedefliyor.
İsmail YK’nın Emma Watson’a benzerliği sosyal medyada trend topik oldu
/0 Yorumlar/in HOLLYWOOD /tarafından HANEDANİsmail YK’nın Emma Watson’a benzerliği sosyal medyada trend topik oldu
Ünlü şarkıcı İsmail YK, Instagram hesabından küçüklüğüne dair bir fotoğraf paylaştı. Paylaşımı görenler önce fark etmese de, aradan geçen süre içinde şarkıcının kime benzediğini buldu. Şarkıcının küçüklüğü, ünlü oyuncu Emma Watson ile neredeyse birebir aynı. Bu benzerlik karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen kullanıcılar, sosyal medyada yüzlerce kez ikilinin fotoğraflarını yan yana koyarak paylaşım yaptı.
