Yazılar

YAZ SICAĞINDA ARTIŞA GEÇEN 5 HASTALIK

YAZ SICAĞINDA ARTIŞA GEÇEN 5 HASTALIK

Covid-19 pandemisi sınırlamalarının kalkmasının ardından, sosyal mesafe başta olmak üzere diğer korunma yöntemlerine dikkat ederek yaz mevsiminin tüm güzelliklerini doyasıya yaşamaya çalışıyoruz. Ancak sıcak havalarda güneşli günlerin keyfini çıkarırken mutlaka uymamız gereken bazı kurallar var ki bunları ihmal ettiğimizde güneş çarpması gibi önemli sağlık problemleri gelişebiliyor ve kronik hastalıklar kötüleşebiliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja sıcak havalarda özellikle 3 korunma yönteminin yaşamsal önem taşıdığını belirterek, “Yaz mevsimini sağlıklı geçirmek için yoğun güneş ışığından kaçınmak, bol su içmek ve dinlenmeyi ihmal etmemek şart” diyor. Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja yaz mevsiminde görülme sıklığında artış yaşanan 5 hastalığı ve almamız gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılarda bulundu.

GÜNEŞ ÇARPMASI

“Güneş çarpması; güneşte birkaç saat kaldıktan sonra; bulantı, kusma, bilinç değişikliği ve ateşle kendini gösteriyor. Tablo ilerlerse bilinç kaybıyla birlikte ciddi bir sağlık sorunu haline gelebiliyor” diyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja sözlerine şöyle devam ediyor: “Hafif durumda ılık suyla banyo ve bol sıvı tüketimi yeterli iken bu bulguları daha yoğun yaşayan hastalarda hastane ortamında damardan tedaviyle müdahale gerekebiliyor.”

Nasıl korunmalı?

  • Dışarıya çıkmadan 30 dakika önce cildinize yüksek koruma faktörlü güneş kremi sürün.
  • Günde en az 2 litre su içmeyi asla ihmal etmeyin.
  • Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 10:00-16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkmayın, çıkma zorundaysanız mutlaka gözlük ve şapka kullanın.
  • Açık renkli, hafif ve bol giysiler kullanın.

İDRAR YOLU ENFEKSİYONU

Yaz aylarında kadınlarda sıkça görülen idrar yolu enfeksiyonları genellikle uygun koşulları barındırmayan havuzlardan kaynaklanıyor. Sık idrara çıkma, kaşıntı ve akıntı gibi durumlarda, yaz keyfinin kaçmaması için gecikmeden doktora başvurmak gerekiyor. Çünkü tedavide geç kalındığında daha uzun süreli ve daha yoğun tedaviler gerektirir.

Nasıl korunmalı?

  • Klorlamanın ve su değişiminin yeterli olmadığı havuzları tercih etmeyin.
  • Bol bol su içmeyi alışkanlık haline getirin.
  • İdrarınızı tutmamaya çalışın.
  • Pamuklu iç çamaşırı giyin.
  • Sıkı ve vücuda oturan kıyafetlerden kaçının.
  • Genital bölge temizliğinde sabun kullanmayın.
  • Tuvalet sonrası temizliği önden arkaya doğru yapın.

İSHALLER

Hava sıcaklığının artmasıyla birlikte mikropların üremeleri ve gıdaların bozulmaları kolaylaşıyor. Bozulmuş ve kirlenmiş, üzerlerine mikrop bulaşmış besin ya da suların tüketimi sonrasında karın ağrısı ve yüksek ateşle seyreden ishal başlayabiliyor. “Yaz ishalleri çoğu zaman kendiliğinden 1-2 günde düzeliyor, ancak sürenin uzaması ve sıvı kaybının artması durumunda tedavi amacıyla hastaneye başvurmak gerekiyor” uyarısında bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja, “Aksi halde elektrolit bozuklukları ve böbrek rahatsızlıkları ile karşı karşıya kalabiliriz” diyor.

Nasıl korunmalı?

  • Dışarıda yemek yememeye çalışın.
  • Soğuk dolaplarda saklanan ürünleri tercih edin.
  • Sebze ve meyveleri çok iyi yıkayın.
  • Sık el yıkamaya dikkat edin.
  • İyice pişirilmiş gıdalar tüketin.

GÖZ ENFEKSİYONU

Havuz suyunu dezenfekte etmek için kullanılan maddeler gözde alerji ve tahrişlere neden olabiliyor. Tam aksine bu maddelerin az kullanımı ise çeşitli göz enfeksiyonlarına davetiye çıkarabiliyor. Gözlerde sulanma, kızarıklık, kaşıntı, yanma ve şişlik varsa göz hekimine muayene olup, göz damlalarına başlamak gerekiyor. Bu belirtiler varsa hem başkasına bulaştırmamak hem de enfeksiyon ya da alerjinin artmaması için tedavi olmadan havuza girmemek gerekiyor.

Nasıl korunmalı?

  • Havuza lensle girmemeye özen gösterin.
  • Yüzücü gözlüğü kullanmayı ihmal etmeyin.

DIŞ KULAK YOLU ENFEKSİYONU

Kulak ağrısı, akıntısı veya kızarıklığıyla kendini gösteren dış kulak yolu enfeksiyonu nemli ve sıcak ortamları seviyor. Bu yüzden yaz mevsiminde sık suya girmek bile tek başına dış kulak yolu enfeksiyonlarının artışına sebep olabiliyor.

Nasıl korunmalı?

  • Özellikle enfeksiyona eğiliminiz varsa mutlaka kulak tıkacı kullanın.
  • Hijyeninden emin olmadığınız sularda yüzmeyin.
  • Kulağınızı pamuklu çubuk gibi nesnelerle temizlemeyin, kaşımayın.
  • Kulaklarınızın kuru kalması çok önemli. Banyo veya yüzmenin ardından nemli kalan kulakların dış kısmını bir havlu veya bez yardımıyla kurulayın. Dilerseniz saç kurutma makinesini en düşük ayara getirip, 30 santim uzaktan da kulağınızı kurutabilirsiniz.
  • Duş alırken kulağınıza mümkün olduğunca su kaçmamasına dikkat edin.

Doritos, Deniz Berdan ve Ahbap Derneği sosyal sorumluluk için bir arada

 

Doritos, Deniz Berdan ve Ahbap Derneği sosyal sorumluluk için bir arada

Doritos, ünlü tasarımcı Deniz Berdan ve Ahbap Derneği ile çok özel bir projeye imza atıyor. Deniz Berdan’ın Doritos için özel olarak tasarladığı ve yaşadığımız dönemde herkesin ihtiyacına uygun olarak kullanabileceği boyunluk ve bandanalar çok yakında Ahbap Market’te satışa sunulacak! Bu satıştan elde edilen gelir Ahbap Derneği’nın eğitim, doğa, insanlar ve hayvanlar için değer katan projelerinde kullanılacak.

Deniz Berdan’ın Doritos’un ikonik renklerini ve üçgen şeklini kullanarak markaya özel olarak tasarladığı bandana ve boyunluklar, “yeni normal” dediğimiz günlerde herkesin ihtiyacına uygun olacak şekilde kullanılabilecek. Ayrıca bu ürünlerin satışından elde edilecek gelirin tamamı Ahbap’ın eğitimi ve doğayı destekleyen, insanlar ve hayvanlar için değer yaratan projelerinde kullanılacak.

Konuyla ilgili açıklama yapan PepsiCo Türkiye Yiyecek Kategorisi Pazarlama Direktörü Osman Dilber “Doritos’la yıllardır farklı şekillerde gençlerin hayatına dokunmayı hedefliyoruz. İletişimlerimizden logomuzu kaldırdığımız Logo Yok kampanyamız kapsamında da yine bu amaçla hareket ettik. Yaptığımız araştırmalarda gençlerin günlük hayatında bandana ve boyunluk kullanımlarının arttığını gördük. Bunun yanı sıra sivil toplum kuruluşlarına bağış yapan her 3 gençten birinin Ahbap Derneği’ni tercih ettiğini gördük. Bu da bize hayata geçirdiğimiz proje için ilham verdi.  Ahbap Derneği ile beraber gösterdiğimiz güçlü dayanışma örneğiyle topluma fayda sağlayacağımıza inanıyorum,” dedi.

Sürekli göz ovalama keratokonus hastalığına yol açabilir

Sürekli göz ovalama keratokonus hastalığına yol açabilir

Gözleri sürekli ovalamak veya kaşımak, gözümüzün ön kısmında yer alan saydam tabakanın yani korneanın incelmesine ve öne doğru bombeleşmesine yol açabiliyor. Keratokonus olarak tanımlanan bu hastalık, alerji nedeniyle sürekli gözlerini ovalayan çocuklarda ve gençlerde daha sık görülüyor. “Gözlerinizi ovalamayın, keratokonusu çağırmayın” diyen Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Yürütme Kurulu, bu hastalığın göz numaralarında artışa ve görme azlığına neden olduğunu paylaştı.

Keratokonus, korneanın öne doğru sivrileşmesi ve incelmesiyle birlikte kişinin görme düzeyini bozan önemli bir göz hastalığıdır. Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Koray Gümüş, keratokonus hastalığının en önemli belirtisinin ‘düzensiz astigmatizmaya bağlı sürekli değişim gösteren bulanık görme’ olduğunu söyledi.

Alerjisi olup sürekli gözünü ovalayan kişilerin acil doktora gitmesi gerekir

Hastalığın özellikle ileri evrelerinde görme düzey ve kalitesinin oldukça düştüğüne dikkat çeken Prof. Gümüş, “Çocukluğundan beri alerjisi olan, bu nedenle sürekli gözünü ovalayan ve bulanık görme şikâyeti olan kişilerin acilen göz doktoruna gitmesi gerekir. Göz muayenesini düzenli yaptıran ve gözlük numarası her defasında değişen hastalarda da mutlaka keratokonustan şüphelenilmeli ve ileri tetkikler yapılmalı” dedi.

Hastalığın nedenleri

Keratokonus hastalığının nedeni günümüzde tam olarak ortaya konabilmiş değil. Ancak araştırmalar ve deneyimler, ailesinde daha önceden keratokonus tanısı konmuş kişilerin en önemli risk grubunu oluşturduğunu gösteriyor. Diğer şüpheli bir neden ise, özellikle çocukluk döneminde gözün sıkça ovalandığı alerjik göz hastalıklarının varlığı. Keratokonus hastalarının büyük bir kısmına bakıldığında, çoğunda alerjik konjonktivit ve gözü ovalama hikayesi bulunduğu görülüyor.

Hangi yaşlarda daha sık görülüyor ve tanı nasıl konuluyor?

Prof. Dr. Koray Gümüş, 10-20 yaş aralığında, gözlük numarası sürekli yükselen, sık sık gözlük değiştiren ve alerjik konjonktivit geçmişi olan kişilerde, keratokonustan şüphe duyulması gerektiğini söylüyor. Ancak bu tip olgularda, kesin tanı koyabilmek için mutlaka kornea topografisinin çekilmesi önem taşıyor.

Risk faktörleri nelerdir?

Keratokonus hastalığının ilerleme riski özellikle 10’lu ve 20’li yaşlarda çok yüksek. Dolayıyla genç yaş, ilerleme için önemli bir risk faktörüdür. Diğer önemli bir risk faktörü de gözü ovalamaktır. Gözü ovalamanın, bu hastalığın başlamasında tetik rolü yapabileceğini veya hastalığın ilerlemesini arttırabileceğini söylemek mümkün.

Hastalık ilerledikçe hem korneada sivrileşme artıyor hem de korneanın kalınlığı azalıyor. Bütün bu değişim de hastalarda daha da bulanık ve kalitesiz görme şikayetlerine neden oluyor.

Tedavisi var mı?

Hastalarda alerji ve sürekli gözü ovalama davranışı varsa, gerekli tıbbi tedaviyi başlattıklarını ve hastaları gözlerini ovalamamaları konusunda uyardıklarını belirten Prof. Dr. Koray Gümüş, tedavi süreciyle ilgili şunları ilave etti: ”Tedavide iki ana nokta çok önemlidir. Bunlardan birincisi hastalığın ilerlemesinin durdurulması, ikincisi de hastalığın meydana getirdiği görme bozukluğunun giderilmesidir.

Keratokonus hastalığının durdurulmasında en etkin ve güvenilir yöntem ise korneal çapraz bağlama (cross-linking) tedavisidir. Bu tedavi ile zayıflamış kornea daha sağlam bir hale getirilmekte ve hastalık etkin bir şekilde durdurulabilmektedir. Korneal çapraz bağlama tedavisi tek başına uygulanabilirken; bazı hastalarda intrastromal halka tedavisi ya da Excimer LASER uygulamalarıyla da kombine edilebilmektedir”

Görme kalitesini artırmak için

Keratokonus hastalarında görme düzey ve kalitesini arttırmak için; gözlük, yumuşak kontak lensler, sert gaz geçirgen kontak lensler, yumuşak keratokonus kontak lensleri, hibrid lensler, skleral lensler denenebiliyor. Prof. Gümüş, bütün bunlara alternatif olarak, bazı hasta gruplarında, kornea içerisine yerleştirilen halka tedavisinin ve doğal lensin önüne ya da iris önüne yerleştirilebilen kişiye özel lenslerin de görme düzeyinin arttırılmasında başarılı olabildiğini ifade etti.

İleri evrede kornea nakli

Prof. Dr. Koray Gümüş, son olarak “Çok ileri evrelerde, özellikle korneasında skar gelişen yani kalıcı lekelenmenin meydana geldiği olgularda ise günümüz koşullarında tek çözüm kornea naklidir. Ancak unutulmamalıdır ki, kornea naklinden sonra oluşan astigmatın düşürülmesi ve görme düzeyini arttırmak için kontakt lens uygulaması, torik göz içi mercek yerleştirilmesi ve laser gibi ilave tedavilere ihtiyaç duyulabilmektedir” açıklamasını yaptı.

Gözlerinizi ovalamayın, keratokonusu çağırmayın

Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Yürütme Kurulu, “Gözlerinizi ovalamayın, keratokonusu çağırmayın” sloganıyla Uluslararası Refraktif Cerrahi Cemiyeti Başkanı Dr. Renato Ambrosio Jr.’ın global düzeyde başlattığı keratokonus farkındalık kampanyasına da destek veriyor. Kampanya, erken teşhis ve tedavinin önemini vurgulayarak, toplumda bu hastalığa yönelik bilinci arttırmayı hedefliyor.

İsmail YK’nın  Emma Watson’a benzerliği sosyal medyada trend topik oldu

İsmail YK’nın  Emma Watson’a benzerliği sosyal medyada trend topik oldu

Sosyal medya hesabından küçüklük fotoğrafını paylaşan İsmail YK’nın, ünlü oyuncu Emma Watson’a benzetilmesi sosyal medyaya damgasını vurdu…

Ünlü şarkıcı İsmail YK,  Instagram hesabından küçüklüğüne dair bir fotoğraf paylaştı. Paylaşımı görenler önce fark etmese de, aradan geçen süre içinde şarkıcının kime benzediğini buldu. Şarkıcının küçüklüğü, ünlü oyuncu Emma Watson ile neredeyse birebir aynı. Bu benzerlik karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen kullanıcılar, sosyal medyada yüzlerce kez ikilinin fotoğraflarını yan yana koyarak paylaşım yaptı.

 “KADIN DÖVENLER ETEK GİYSİN”

MUSTAFA YILMAZ VE DOĞUŞ DUY KLİBİ İÇİN BİR ARAYA GELDİ

Mustafa Yılmaz ve Doğuş “Duy” isimli şarkının klip çekimleri için kamera karşısına geçti.. Doğuş, sözleri müziği kendisine ait şarkının klip çekimlerin de Mustafa Yılmaz’ı yalnız bırakmayarak partneri oldu. Tekne içerisinde gerçekleşen çekimler öncesi kameraların karşısına geçen ikili, soruları yanıtladı.

Doğuş,”klib’in bugün ikinci günü, dün biraz tehlikeli geçti. Kardeşimin vücudu Can Yaman, ama içi ne diyeyim içi şamyel mi diyelim. Boğuluyordu dün zor geçti. Bugün yine tekne sahnelerimiz var atacağım ölecek,  ‘Duy’ ses getirsin diye” konuştu.  Sağlık sorunları yaşadığını söyleyen Doğuş,”Ben sudayken yardım ettim ama birde ameliyatlıyım, öyle çektim ama nasıl oldu bilmiyorum. İnsanlar yardım etti, ekipten arkadaşlar, geçmiş olsun” dedi. Çekimlerin iyi geçtiğini belirten Doğuş,”Çok böyle helikopterin içerisinden tavşan çıkartıp atmadık aşağıya ama güzel seyirlik, eğlenceli hepimizin keyif alabileceği bir iş oldu diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“UTANDIM ÖLÜMDEN DÖNDÜM

Çekimlerde boğulma tehlikesi geçiren Mustafa Yılmaz,”Küçükken geçirmiş olduğum bir olaydan dolayı, yüzme bilmiyorum. Fobi oluştu bende. İnşallah öğrenirim diye ümit ediyorum. Ekip arkadaşlarıma da söylemedim, utandım. Utandığım için söyleyemedim, keşke söyleseymişim daha kötü sonuçlar doğurabilirdi. Bugün için önlem aldık, artık yüzmeyi bilmediğimi biliyorlar. Gerçekten güzel bir klip oldu, Doğuş ağabeyime çok teşekkür ediyorum. Ümit ediyorum ki kalplere dokunacak bir şarkı oldu” şeklinde konuştu.

 “Kasıklarım Da Kist vardı”

Ameliyatıyla alakalı konuşan Doğuş,”İnsanların bilmesini istemiyordum ama paylaşıyorum sizinle, bel fıtığı ve kasıklarımdan oldum. Kasıklarımda kist vardı,  6 saat ameliyatta kaldım. Hatta Mustafa’ya dedim ki, öleydim bu klip’te  baya yürürdün diye takıldım. Benim kis iyi huylu çok şükür, atlattık” diye konuştu.

 

 “KADIN DÖVENLER ETEK GİYSİN”

Son dönemdeki kadına şiddet olaylarına da değinen Doğuş,”Ben bu mevzulara çok gıcığım, hiçbir kazanç elde etmeksiniz, iki gün stüdyoya kapanıp onlarla alakalı bir şarkı yapıp kendi kanalıma atmıştım, hiçbir paylaşımda yapmadım, kendi kendine dinleniyor. Kadına olan şiddete aşırı derecede gıcığım. Ben şimdi yolda giderken bir kadının dayak yediğini görürsem arabadan inerim, Allah o adamı korusun yani, net diyorum. Çocuğa vurmak kadına vurmak, hayvana vurmak, yaşlı insanlara vurmak, bunlar en son kırmızı çizgilerim bunlar. İnsan değil bunlar, bunu yapan insan olamaz. Kadına vurmak ne öldürmek ne delikanlımısınsen adam mısın sen, etek giy daha güzel durur sende. Hiçbir delikanlı kadına vurmaz, ceza evlerinde bile o adamın suratına tükürürler” diye sitem dolu sözler sarf etti.

SAĞLIKLI ESTETİĞİN SİHİRLİ ELİ

SAĞLIKLI ESTETİĞİN SİHİRLİ ELİ

Türkiye’nin önde gelen doktorlarından Doç. Dr. Tayfun Türkaslan ülkemizde ilk Badem Göz uygulamasını yapan cerrah olarak estetik dünyasına imza atmıştır. Yeni operasyon teknikleri ile alanında fark yaratmaya devam eden cerrah, dünyada en çok yapılan estetik cerrahi girişimi olan liposuction uygulamasına üzerinde çalışmış olduğu teknik ile savaş açmış ve yağ hücrelerini vücuttan silip atmıştır.

Liposuction göğüs bölgesi, kalça, bel ve basen gibi yağlanmanın en fazla görülen bölgelerine yapılan yağ hücrelerini aldırma uygulamasıdır. Dr. Tayfun Türkaslan yağ aldırma operasyonunda kullanmış olduğu teknik bir yöntem olan nokta atış uygulaması ile hastalarına ağrısız, konforlu ve hızlı iyileşme süreci sağlıyor. Herkesin merak ettiği ameliyat sonrasındaki izler ise doktorun sihirli ellerinin yöntemi ile kısa zamanda yok oluyor. Uygulamanın kalıcılığı hastanın yaşam tarzına, beslenme alışkanlıklarına göre şekillenmektedir. Bundan böyle de çalışmalarını sürdürdüğü ve geliştirdiği teknikleriyle adından sıkça söz ettirecek olan Dr. Türkaslan sihirli elleriyle her daim Plastik ve Estetik Cerrahi dünyasında çalışmalarıyla öncü olarak farkını hissettirecek.

Sinek ve Böcek Sokmaları Enfeksiyonlara Yol Açabilir

Sinek ve Böcek Sokmaları Enfeksiyonlara Yol Açabilir

Yaz aylarında sıkça görülen sorunların başında sinek ve böcek sokmaları geliyor. Kaşıntı ve alerjik reaksiyonların yanı sıra sinek ve böceklerin taşıdığı mikroplar nedeniyle farklı enfeksiyonlara neden olabileceğinin altını çizen DoktorTakvimi.com uzmanlarından İç hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, ısırık alanında ağrı, kanama, büyük şişlikler, ateş yükselmesi, baş ağrısı, deride döküntüler, bilinç değişiklikleri gibi belirtiler varsa mutlaka bir hastaneye başvurulması gerektiğini söylüyor.

Yaz günlerinde vaktimizi açık alanlarda geçirmekten hepimiz keyif alıyoruz. Ancak bahçede dolaşırken, spor yaparken, akşam saatlerinde sevdiklerimizle balkonda, terasta otururken genellikle kendini kaşıntıyla belli eden sinek ve böcek sokmaları bu keyfi kaçırabiliyor. Ülkemizde kimi sadece bizim coğrafyamıza has, kimi ise dünya çapında yaygın birçok böcek ve sinek türünün bulunduğunu hatırlatan DoktorTakvimi.com uzmanlarından İç hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, yaz aylarındaki sıcak iklimin bu canlıların yaşam döngüsünde üreme ve yayılma dönemini beraberinde getirdiğini, bu nedenle sinek ve böcek sokmalarının bu dönemde daha sık görüldüğünün altını çiziyor.

Koyu renk elbiseler giymek sivrisinek tarafından ısırılma riskini artırıyor

Uzm. Dr. Ferhat Çetin, bilimsel açıdan kesin olarak kanıtlanmasa da yapılan gözlemlerde, özellikle açık ten renkli kişilerin, gebelerin ve 0 kan grubu olanların böcekler tarafından daha sık ısırıldığın saptandığını ifade ediyor. Ayrıca aşırı terleyen kişilerde, egzersiz sonrası saatlerde, aşırı kilo veya obezite varlığında ve kanda yüksek ürik asit, laktik asit, amonyak ve alkol bulunan durumlarda da kişilere böceklerin daha çok ilgi gösterdiğinin bilindiğini belirten Çetin, sivrisineklerin sıcağa hassasiyetleri nedeniyle koyu renk elbise giymenin ısırılma riskini artırdığının altını çiziyor.

Sivrisinekler başta olmak üzere birçok böcek türünün insana bulaşması durumunda hastalık yapan virüs ve mikroplar taşıyabildiğini anlatan Uzm. Dr. Çetin, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Örneğin sivrisinekle sıtma, zika ateşi, dang humması gibi hastalıklar bulaşabiliyor. Ayrıca böcek sokması sonucu açılan deriden kapılacak ikincil enfeksiyonlar da olabilir. Kaşıma gibi travmalar ya da zamanında müdahale edilmeyerek kirli bırakılan yaralar, selülit, fronkulit, cilt altı apsesi, erizipel, yılancık, flebit gibi isimlerle anılan cilt enfeksiyonlarına yol açabiliyor.

Keneyi kendiniz çıkarmaya çalışmayın

Yaz aylarıyla birlikte kene vakalarında da artış yaşanıyor. Kenenin uzun süredir bu topraklarda var olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Çetin, kötü ününü ise salyasında taşıdığı çeşitli mikroplara bağlı oluşan, kırım kongo kanamalı ateşi, tularemi, lyme hastalığı, kayalık dağlar ateşli humması, babesiozis, ehrlichiozis gibi isimleri çok havalı bir grup hastalığın medyada yer bulmasına borçlu olduğunu söylüyor. Bu hastalıkların direkt kene kaynaklı bir zehirlenme değil, kenenin taşıdığı çeşitli mikrop ve virüslere bağlı oluşan sistemik hastalıklar olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Çetin, keneye karşı alınması gereken önlemleri ise şöyle anlatıyor: “Öncelikle alınması gereken temel önlem uzun konçlu çorap ve uzun pantolon giyilmesi, kene üzerinde etkin olan böcek kovucu spreyler kullanılması olacaktır. Bu geziler sonrası eve dönüldüğünde, aile bireyleri karşılıklı olarak birbirlerini gözle muayene etmeli, özellikle sırt, koltuk altı, bacak arası gibi kişinin kendi görmekte zorlanacağı bölgeler kontrol edilmelidir. Kafası cilt içine gömülü olarak duran her böcek, aksi ispat edilene kadar kene kabul edilmelidir. Kene ısırması durumunda altın kural, hastaneye başvurmak olmalıdır. Baş kısmındaki anatomik özellik nedeniyle, keneyi bilinçsizce çıkarmaya çalışırken cilt altında bazı parçalarının kalması ihtimali vardır. Oysaki kene çıkarma konusunda deneyimli bir sağlık personeli tarafından bu işlem kolay ve ağrısız bir şekilde saniyeler içinde yapılır. Kene ısırığı sonrası kan sayımı ile takip yapılarak, bu etkenlere bağlı erken bulgulardan olan kan hücre bozuklukları saptanabilir. Isırık sonrası ateş yükselmesi, baş ağrısı, deride döküntüler, bilinç değişiklikleri gibi bulgular açısından da kişi sıkı takip edilmelidir.”

Böceğin ısırdığı alanı ve vücuttaki değişiklikleri mutlaka inceleyin

Uzm. Dr. Çetin, zehirli böcekler denildiğinde akla televizyonda gördüğümüz Amazon havzası ya da Güneydoğu Asya bataklıkları gelse de ülkemizde nadir de olsa uzuv kaybı ve hatta ölümle sonuçlanabilecek ağır tablolara yol açan zehirli böcek türlerinin bulunduğunu hatırlatıyor. Çetin, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Kendinden zehirli olan Ege bölgesindeki sarı akrep, Güneydoğu Anadolu’da bulunan kara akrep, İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da rastlanan karadul ve keşiş örümcekleri haricinde ülkemizdeki böcek sokmalarında genel olarak zehirlenme görülmez. Asıl problem alerjik yanıtlara bağlı şikayetler ve yara yerinde oluşabilecek ikincil enfeksiyonlardır. Bir örümcek ya da akrebin zehirli olup olmadığını anlamaya çalışmak yerine ısırık alanında ve vücutta meydana gelen değişiklikleri incelemek daha önemlidir. Isırık alanında, böceğin türü ne olursa olsun hafif bir ağrı, kızarıklık, kaşıntı ve mercimek büyüklüğünü geçmeyen bir şişlik olabilir. Eğer bu bulgular abartılı şekilde artıyorsa; dayanılmaz ağrı, mora doğru kayan koyu kırmızı renk değişikliği, ısırık alanında durdurulamayan kanama, bozuk para boyutundan büyük şişlik gibi bulgular varsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Isırık sonrası ateş yükselmesi, çarpıntı, baygınlık hissi yapacak tansiyon düşüklüğü, gözde kararma, görme güçlüğü, başka yerden ısırılmaya rağmen dudak ve göz altlarında şişme olması, baş ağrısı, çift görme gibi nörolojik şikayetler, her türden solunum sıkıntısı ve nefes darlığı da hastaneye başvurmak için alarm bulgulardır.”

NEDEN BAZI ŞEKER HASTALARININ AĞIZ KURULUĞU SORUNLARI VAR?

NEDEN BAZI ŞEKER HASTALARININ AĞIZ KURULUĞU SORUNLARI VAR?

Uluslararası Diyabet Vakfı’na göre dünyada 463 milyon insan diyabet hastalığı ile mücadele etmektedir. Ve diyabetin ağız kuruluğu da dahil olmak üzere bazı diş sağlığı sorunları riskini arttırdığı bilinmektedir. Ağız kuruluğu, konuşmayı zorlaştırabilecek bir sıkıntıdan çok daha fazlasıdır. Diş çürüğü riskini arttıran ve mantar enfeksiyonlarının gelişmesini kolaylaştıran bir sorundur. Diyabetli insanlar ağız kuruluğu için ne yapmaları gerektiğini öğrendiklerinde hem diş sağlığı hem de genel sağlıklarını daha iyi koruyacaklardır. Çünkü ağız kuruluğunu hafifletmek veya ortadan kaldırmak için etkili yöntemler mevcuttur.

Periodontoloji Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmaya göre, kuruluğun sebebi şeker hastalarının daha az tükürük üretmesidir. Her diyabetli hastada kuru ağız problemi gelişmeyebilir.

Ağız kuruluğunun belirtileri nelerdir?

Diyabet hastalarında yaygın olan ancak diyabet hastalarına özgü olmayan ağız kuruluğu problemleriniz varsa, ağzınızın yapışkan olduğunu fark edebilirsiniz. Farkında olsanız da olmasanız da, ağız kokunuz olabilir. Ağız yaraları, çatlamış dudaklar (özellikle köşelerde) ve kuru boğaz da oluşabilir. Ayrıca, konuşma zor olabilir. Ağız kuruluğu olan bazı insanlar çok sık su içme ihtiyacı duyarlar.

Diş problemleri nasıl tedavi edilir?

Ağız kuruluğu söz konusu olduğunda, tedavi seçenekleri de mevcuttur. Bol miktarda su içmek yardımcı olmalıdır. Tükürük üretimini teşvik etmek için şekersiz ağız gargaraları, nane ve sakızlar işe yarayabilir. Alkol, tütün ürünleri ve kafeinden kaçınmalısınız çünkü ağız kuruluğu problemlerini daha da kötüleştirebilirler. Bu gibi bazı basit yaşam tarzı değişiklikleri genellikle sorunu en aza indirmek veya ortadan kaldırmak için yeterlidir.

Diş hekiminizi yılda iki kez muayene ve temizlik için ziyaret etmek de önemlidir.

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, özellikle diş kaybı olan şeker hastaları için özel implant sistemlerinin başarısından bahsetti. ‘‘Normal şartlarda implant tedavilerinde başarı oranının düşük olduğu diyabet hastalarında Akıllı Hidrofilik İmplantlarla kısa sürede sabit dişlere kavuşulabileceğini açıkladı.

Süper Star Bodrum’u yıktı geçti

Süper Star Bodrum’u yıktı geçti

Türk Pop Müziğinin Süperstarı Ajda Pekkan uzun bir aradan sonra Bodrum Gündoğan’daki Bvs Bosphorus Otel içerisinde yer alan Günay Restaurant’da sahne aldı.

Bir hafta öncesinden rezervasyonları dolduran Ajda Pekkan Gülşah Saraçoğlu imzalı pullarla bezeli krem elbisesiyle sahneye çıkarken, konserine Fikret Şenes’in “Sihirli Aşk” şarkısı ile başladı. Pekkan geçmişten günümüze dillere pelesenk olmuş şarkılarını sevenleriyle birlikte seslendirdi. Hem kulağa hem göze hitap eden Pekkan, dansçılarıyla birlikte harika bir sahne şovu sergiledi. Muhteşem performansıyla Bodrum’u sallayan Süperstar, sahne enerjisiyle de kendisini dinlemeye gelen beş yüz misafiri ayağa kaldırdı. 2,5 saat sahnede kalan süperstar kendi şarkılarının yanı sıra Türk müziği şarkılarına da yer verdi. Enerjisiyle hayranlarına unutulmaz bir Bodrum gecesi yaşatan Ajda Pekkan programını “Yakar Geçerim”  şarkısıyla noktaladı.

Düğün İstanbul’da balayı Bodrum’da

Düğün İstanbul’da balayı Bodrum’da

Flash Model Ajans’ın Sahibi Cemal Dindar ile Event Tree ve Think’n Talk şirketinin sahibesi Şebnem Celepoğlu, Büyük Kulüp’te evlendiler…

Dünyaca ünlü birçok modelin bağlı olduğu Flash Model Ajans’ın Sahibi Cemal Dindar, uzun bir süredir birlikte olduğu Event Tree ve Think’n Talk şirketlerinin sahibi Şebnem Celepoğlu ile Caddebostan Büyük Kulüp’te evlenerek dünyaevine girdi. Cemal Dindar’ın nikah şahitliklerini Türkiye Cumhuriyeti Bern Büyükelçisi İlhan Saygılı ile İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hakim Fatih Çınar yaptı. Grup Suit Up’ın sahne aldığı düğüne pandemi dolayısıyla az sayıda davetli ve çiftin akrabaları katıldı. Çift, düğünden sonra balayı için Bodrum’a uçtular. Pandemi dolayısıyla sınırlı sayıda davetlinin katıldığı nikahta, Ediz Hun’un kızı Bengü Hun Saygılı ile evli olan Bern Büyükelçisi İlhan Saygılı, nikah şahitliği için eşi Bengü Hanım ile İsviçre’den geldi. Flash Model’e bağlı olarak çalışan Mariana-Arın Kahyaoğlu ile Ksenia-Tan Kesler de patronları Cemal Dindar’ın bu mutlu günlerinde yalnız bırakmadılar.