Yazılar

BODRUM’DA PASCAL NOUMA RÜZGARI

BODRUM’DA PASCAL NOUMA RÜZGARI

Futbolculuğu bıraktıktan sonra Dj’lik yapan Beşiktaş’ın efsane futbolcusu Pascal Nouma, önceki gün Bodrum Tilkicik Koyu’ndaki Mamba Beach’de sahne aldı.
Kendisini izlemeye gelen sevenlerini söylediği pop, rap ve yabancı şarkılarla coşturan Nouma, hayranlarına dj kabininden seslenerek telefon numarasını verdi ve beni istediğiniz zaman arayabilirsiniz, konuşur dertleşiriz dedi. Öte yandan Pascal Nouma, Mamba Beach’te futbol sahalarındaki gibi üçlü çektirdi.
Yaklaşık iki buçuk saat dj kabininde sıcağa aldırış etmeden muhteşem bir performansa imza atan Pascal Nouma, harika enerjisi ve sempatik tavırlarıyla da misafirlerinden alkış aldı.

Bayramda Yemeği Fazla Kaçırdıysanız Bu Detoks Tam Sizlik!

Bayramda Yemeği Fazla Kaçırdıysanız Bu Detoks Tam Sizlik!

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Derya Fidan, bayramda yemeği fazla kaçıranlar için bir detoks önerisi paylaştı.

Yoğun beslenmeye maruz bıraktığımız bedenimizi arındırmak ve fazlalık oluşturan bizi rahatsız eden vücut yağını yakmak için bayram sonrası detoksunu yapmayı deneyebilirsiniz. 3 gün boyunca düzenli olarak yapacağınız bu programda, bol miktarda su içmeye ve hareketinizi arttırmaya özen göstermeyi unutmayın.

Sabah kahvaltısı;

  • * 4 yemek kaşığı kadar yoğurt
  • * 2 yemek kaşığı kadar yulaf
  • * 1 ince dilim ananas veya 12 adet kiraz
  • * 10 tane çiğ badem veya fındık
  • * 1 çay kaşığı toz tarçın ve çörekotu

Tüm malzemeler karıştırıp tüketilsin.

Ara öğün;

  • * 1 fincan kiraz sapı bitki çayı

Öğle yemeği;

  • * 200 ml kadar smoothie (Tarifi aşağıda)

Karaciğer temizleyici smoothie tarifi

  • * ½ su bardağı marul
  • * ½ su bardağı maydanoz
  • * ½ küçük boy pancar (yıkanmış ve dörde bölünmüş)
  • * 1 adet elma (çekirdek ve tohumları çıkarılmış)
  • * 1 adet limon (soyulmuş)
  • * 2 dilim taze zencefil
  • * 1 yemek kaşığı chia tohumu
  • * 1 tatlı kaşığı karahindiba veya 1 adet çiğden enginar
  • * ½ su bardağı içme suyu

Ara öğün;

  • * 1 fincan sütten yapılmış şekersiz kahve
  • * 10 tane çiğ badem veya fındık

Akşam yemeği;

  • * 6-8 yemek kaşığı kadar sebze yemeği (etsiz ve susuz alınsın)
  • * 1 kase yoğurt
  • * Çiğ ıspanak ve rokadan zengin mevsim salata (nar ekşisi ve mısır yok)

Gece;

  • * 1 fincan melisa çayı

ÇIPLAK AYAKLA SAHNEYE ÇIKTI

ÇIPLAK AYAKLA SAHNEYE ÇIKTI
Son dönemin popüler kadın şarkıcılarından Melek Mosso, Bayramın ikinci günü Bodrum Tilkici Koyu’ndaki Mücver Restaurant’da sahne aldı.
Sevenlerinin karşısına çiçek desenli bir elbise ile çıkan başarılı şarkıcı,  yeni konseptinden dolayı sahnenin her tarafı yapraklar ve renkli çiçekler içerisindeydi.
Bu bayram istediğimiz gibi bir bayram olmadığını dile getiren genç şarkıcı, “Ben inanıyorum bu kötü günleride geride bırakacağız. Birbirimize sıkıca sarıldığımız büyüklerimizin ellerinden, küçüklerimizin gözlerinden öpeceğimiz bayramlarımız tekrar olacak” diyerek hayranlarının bayramını kutladı.
İki saat boyunca repertuarında yer verdiği cover şarkılarının yanı sıra yazdığı parçaları da misafirleriyle birlikte seslendiren güzel şarkıcı, sahne boyunca çıplak ayakla devam etmesi ise dikkatlerden kaçmadı. Programını dijital platformlarda milyonlarca kez tıklanan “Keklik Gibi” şarkısı ile noktalayan Mosso, alkışlar eşliğinde sahneden indi.

 3 SAAT SAHNEDE KALARAK REKORA KOŞTU

 3 SAAT SAHNEDE KALARAK REKORA KOŞTU
Türk pop müziğinin Süperstarı Ajda Pekkan Kurban Bayramı’nın ikinci gününde Bodrum Bvs Bosphorus Otel’deki Günay Restaurant’da sahne aldı. Açık havada gerçekleşen performansı mekanı dolduran beş yüz kişi izledi.
Sahneye Gülşah Saraçoğlu imzalı kıyafet ile çıkan Süperstar Ajda Pekkan, dansçılarıyla birlikte adeta şov yaptı. “Yakar Geçerim”, “Arada Sırada”, “Resim”, “Yan”, “Aynen Öyle”, “Vitrin” ve “Flu Gibi” gibi pek çok hit şarkısını seslendiren Süperstar, söylediği Türk Sanat Müziği eserleri ile de kendisini dinlemeye gelenleri mest etti. Popun kraliçesi, repertuarında sürpriz şarkılara da yer verirken muhteşem şovuyla bayramda unutulmaz bir gece yaşattı.
Süperstar Ajda Pekkan “Batsın Bu Dünya” şarkısını yorumlarken kendisini dinlemeye gelen Orhan Gencebay’a da sevgilerini iletti.
Süperstar muhteşem sesi, bitmeyen enerjisi ve dillerden düşmeyen şarkılarıyla üç saat sahnede kalarak rekora koştu. Ajda Pekkan “Aman Petrol” şarkısıyla performansını noktaladı.

DUYGUSAL GECE

DUYGUSAL GECE
Yaz sezonuna damga vuran başarılı şarkıcı, Deha Bilimlier, Bayramın ikinci günü Bodrum Yalıkavak’taki Pandemi Restaurant’da sahne aldı.
Konserine Youtube’de milyonlarca kez tıklanan şarkısı “Dalga Dalga” şarkısı ile hızlı bir giriş yapan Bilimlier, kendisini dinlemeye gelen sevenlerininde bayramını kutladı. Repertuarında ağırlıkla Ahmet Kaya şarkılarına yer veren başarılı şarkıcı, merhum sanatçının “Nereden Bileceksiniz” şarkısını seslendirdiği sırada çocuklarının aklına geldiğini dile getiren Bilimlier “Benim şuan evde beni dinleyemeyen iki kızım bir oğlum var. Onlar rahat etsinler diye çok zorluklar çektim” diyerek sahnede duygusal anlar yaşadı.
Konser sonralarına doğru Ankara havaları ile eğlencenin ritmini bir tık daha yükselterek müzikseverlerin coşkusunu ikiye katlayan Deha Bilimlier, programını “Hançer” şarkısıyla noktalayarak alkışlar eşliğinde sahneden indi. Öte yandan Deha Bilimlier’i dinlemeye gelenler arasında Sinan Akçıl-Burcu Kıratlı çiftide vardı.

EN ‘BABA’ TEŞEKKÜR

EN ‘BABA’ TEŞEKKÜR
Türk müziğinin güçlü sesi Funda Arar bayramın 3’üncü gününde Bodrum Gündoğan’daki Bvs Bosphorus Otel içerisinde yer alan Günay Restaurant’ta sahne aldı. Gümüş gri, transparan, Swarovski taşlarla işlenmiş pantolonu ve ipek gömleği sahne alan Arar, güzelliğiyle izleyenleri büyüledi. Arabeskten Türk sanat müziğine, poptan rock müziğe kadar geniş repertuarıyla muhteşem bir konsere imza atan Arar’ı izlemeye gelenler arasında efsane sanatçı Orhan Gencebay ve eşi Sevim Emre de vardı.
Arar sahneden, “Çok özelsiniz, çok değerlisiniz. Bütün değerli eserleriniz için bize kattıklarınız için binlerce teşekkürler” diyerek Orhan Gencebay’ı selamladı. Yaklaşık 2 saat sahnede kalan Arar, bayramın 3’üncü gününde sevenlerine unutulmaz bir gece yaşattı.

KALÇA ŞOVUYLA ALKIŞ TUFANI KOPARDI

KALÇA ŞOVUYLA ALKIŞ TUFANI KOPARDI
 
Güçlü sesiyle adından her daim söz ettiren şarkıcı Linet, Bayramın üçüncü günü Bodrum Yalıkavak’taki Pandemi Restaurant’ta sahne aldı.
Konser öncesinde Pandemi süreci ile ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Linet, “Artık pandemi mi var, ben unuttum’ diyerek bu konuya dikkat çeken şarkıcı ‘ Baya bir saldık kendimizi diye düşünüyorum. Ama salmamamız gerekir, hepimiz yine birbirimizi kollamak adına sağlığımıza dikkat etmeliyiz” dedi.
Sevenlerinin karşısına Tolga Çam imzalı buz renkli bir elbise ile çıkan başarılı sanatçı, “İlk defa sahnemde buz rengi bir elbise giyiyorum. Bu gece kendimi Buzlar Kraliçesi Elsa gibi hissediyorum” diyerek ilginç bir benzetmede bulundu. Kendisini dinlemeye gelen yaklaşık iki yüz eli sevenin Bayramını kutlamayı unutmayan Linet, programına “Yatsın Yanıma” şarkısıyla başladı. Muhteşem ses tonuyla sevilen parçalarını misafirleriyle birlikte hep bir ağızdan seslendiren güzel sanatçı, yaptığı kalça şovuyla da alkış tufanı kopardı.
Konserinin ortalarına doğru sahnede topuklu ayakkabılarını çıkartarak konserine yalın ayakla devam eden  Linet, “Beş aydır topuklu ayakkabı giymiyorum, beni çok rahatsız etti. Şimdi diyeceksiniz ne kadar kısa boyluymuş” diyerek espirili bir şekilde hayranlarına takıldı.
Yaklaşık iki saat boyunca sahnede kalan Linet, programını “İsyan” şarkısıyla noktalayarak alkışlar eşliğinde sahneden indi.

YOĞUN İSTEK ÜZERİNE BİS YAPTI

YOĞUN İSTEK ÜZERİNE BİS YAPTI
 
Ünlü söz yazarı ve müzisyen Cem Adrian Kurban Bayramının üçüncü gününde Bodrum Yalıkavak’taki Mücver Restaurant’ta sahne aldı.
 
Sahnesine “Sen Benim Şarkılarımsın” parçasıyla başlangıç yapan Cem Adrian ” Yemekli programda hayatımın ilk konserini gerçekleştiriyorum. Hoşgeldiniz hepiniz, afiyet olsun aynı zamanda. Hiç konserimde afiyet olsun dememiştim. Öncelikle söylemek isterim ki konserimizde eğlenceli bir şarkımız yok. Genelde Bodrum geceleri biraz eğlenceli geçiyor diye duydum ben Çeşme’li olarak.Özellikle kalbinizin kırık noktalarına çok dokunacak şarkılar var. Dilerim hepimiz için çok güzel bir gece olur.” sözleriyle sevilen şarkılarını söylemeye devam etti. Adrian’a  Mücver Restaurant’ı tıka basa dolduran misafirler eşlik ederek adeta dev bir koro oluşturdu. Cem Adrian şarkılarının yanı sıra türkü söylemeyi de ihmal etmedi. Ünlü müzisyen “Sen Gel Diyorsun (Öf Öf)”, “Sarı Gelin”, “Uzun İnce Bir Yoldayım” ve “Dostum Dostum” gibi türküleri seslendirerek seyircileri büyüledi. Misafirlerinin istek parçalarına da yer veren Cem Adrian gelen “Gaziantep Yolunda” sesleri üzerine “En sevdiğim türküdür biliyor musunuz?” dedi ve eseri muhteşem sesiyle okudu.
Şarkı aralarında hayranlarıyla sohbet de eden Cem Adrian “Açıkcası biraz gerdindim konsere başlamadan önce. Çünkü hiç yemekli konser vermemiştim. Ama sizin enerjinizle çok güzel geçti. Çok teşekkür ederim. Bu gece çok güzel bir konserdi benim için. İyi ki geldiniz. Ben Çeşme’ciyim, Bodrum’cu değilim ama bir sempati duymadım değil. Bir daha ki geldiğimde bir kaç gün daha kalmayı düşünüyorum. Şimdi kendi şarkılarımdan biriyle sizlere veda edeceğim. Şarkıyı şöyle bilirsiniz; genellikle Türk dizilerinde ana karakter öldüğünde çalar. 15 dizide falan başrol oyuncusu öldüğünde bu şarkı çalmıştır.” sözlerini dile getirerek “Herkes Gider Mi?” şarkısını seslendirdi ve iki saatlik performansını noktaladı.
Kendisini dinlemeye gelen misafirlerinin yoğun isteği üzerine bis yapan Cem Adrian “Sen Gel Diyorsun (Öf Öf), “Sarı Gelin” türkülerini  tekrar seslendirdi.

Ayasofya’nın bilinmeyen  tarihi

Ayasofya’nın bilinmeyen  tarihi

Ayasofya ya da resmî adıyla Ayasofya-i Kebir Camii, uzun uğraşlar ve tartışmaların sonrasında Danıştay’ın kararıyla tekrar ibadete açıldı. Biz de sizler için bu çok önemli tarihi binanın geçmişini derleyerek Ayasofya’nın tarihi yolcuğuna rehber olmak istedik.

Ayasofya, Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından, 532-537 yılları arasında İstanbul’un tarihi yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür. 1935 yılından 2020 yılına kadar müze olarak hizmet vermiştir. 2020 yılında cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle tekrar cami statüsü kazanmıştır. Ayasofya, mimari bakımdan merkezî planı birleştiren kubbeli bazilika tipinde bir yapı olup kubbe geçişi ve taşıyıcı sistem özellikleriyle mimarlık tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak ele alınır.

Ayasofya adındaki “aya” sözcüğü “kutsal, azize”, “sofya” sözcüğü ise herhangi bir kimsenin adı değil, eski Yunancada “bilgelik” anlamındaki sophos sözcüğünden türemiştir. Yani Ayasofya adı Kutsal Bilgelik ya da İlahi Bilgelik gibi anlamlar taşımakta olup, Ortodoks Hıristiyanlar için Tanrı’nın üç niteliğinden biri sayılır. 6. Yüzyılın bilim adamları, fizikçi Miletli İsidoros ve Trallesli matematikçi Anthemius’un yönettiği Ayasofya’nın inşaatında yaklaşık 10.000 işçinin çalıştığı ve I. Justinianus tarafından bu iş için büyük bir servet harcandığı belirtilir. Bu kadim binanın özelliği, yapımında kullanılan bazı sütun, kapı ve taşların binadan daha eski yapı ve tapınaklardan getirilmiş olması ve daha eski bir tarihi barındırmalarıdır.

Bizans İmparatorluğu döneminde Ayasofya, büyük bir “kutsal emanetler” zenginliğine sahipti. Bu eşyalardan biri de 15 yüksekliğinde gümüş ikonostasisti. İstanbul patriğinin patrik kilisesi ve Ortodoks Kilisesi’nin bin yıl boyunca merkezi olan Ayasofya, 1054 yılında Patrik I. Mihail Kirularios’un Papa IX. Leo tarafından aforoz edilmesine şahitlik etmiş ve bu olay Schisma’nın yani Doğu ve Batı kiliselerinin ayrılmasının başlangıcı sayılmıştır.

1453’te gelen kutlu fetih ile birlikte kilise camiye dönüştürülden sonra Osmanlı Sultanı Fatih Sultan Mehmet’in gösterdiği hoşgörü ile mozaiklerinden insan figürleri içerenler tahrip edilmemiş (içermeyenlerse olduğu gibi bırakılmıştır), yalnızca ince bir sıvayla kaplanmış ve yüzyıllarca sıva altında kalan mozaikler, bu sayede doğal ve yapay tahribattan kurtulabilmiştir. Cami, müzeye dönüştürülürken sıvaların bir kısmı çıkarılmış ve mozaikler tekrar gün ışığına çıkarılmıştır. Günümüzde Ayasofya binası, aslında aynı yere üçüncü kez inşa edilen kilise olduğundan “Üçüncü Ayasofya” olarak da bilinir. İlk iki kilise isyanlar sırasında yıkılmıştır. Döneminin en geniş kubbesine sahip olan Ayasofya’nın merkez kubbesi, Bizans döneminde birçok kez çökmüş, Mimar Sinan’ın binaya payandaları eklemesinden itibaren hiçbir çökme meydana gelmemiştir.

Birinci Ayasofya geleneksel Latin mimarisi stilindeki bir sütunlu bazilika olup, çatısı ahşaptı ve önünde bir atrium yer almaktaydı. Bu ilk Ayasofya bile olağanüstü bir yapıydı. 20 Haziran 404’te Konstantinopolis Patriği Aziz İoannis Hrisostomos‘un, İmparator Arcadius‘un eşi İmparatoriçe Aelia Eudoksia ile çatışmasından dolayı sürgüne gönderilmesinin ardından çıkan isyanlar sırasında bu ilk kilise yakılarak büyük ölçüde tahrip olmuştur.

İkinci Ayasofya da yine bazilika planlı, ahşap çatılı ve beş nefliydi. İkinci Ayasofya’nın 381’de İkinci Ekümenik Konsil olan Birinci İstanbul Konsili‘ne Aya İrini ile birlikte ev sahipliği yaptığı sanılmaktadır. Bu yapı 13-14 Ocak 532’de Nika ayaklanması sırasında yakılıp yıkılmıştır.

İkinci Ayasofya’nın 23 Şubat 532’de yıkımından birkaç gün sonra imparator I. Justinianus öncekinden tümüyle farklı, daha büyük ve kendisinden önce gelen imparatorların yaptırdıkları kiliselerden çok daha görkemli bir kilise inşa ettirmeye karar verdi. Justinianus bu işi yapacak mimarlar olarak fizikçi Miletli İsidoros ile matematikçi Trallesli Anthemius’u görevlendirdi. Bir efsaneye göre, Justinianus inşa ettireceği kiliseye ilişkin hazırlanan taslakların hiçbirini beğenmez. Bir gece İsidoros taslak hazırlamaya çalışırken uyuyakalır. Sabah uyandığında Ayasofya’nın hazırlanmış bir planını önünde bulur. Justinianus bu planı mükemmel bulur ve Ayasofya’nın buna göre inşa edilmesini emreder. Bir başka efsaneye göre de İsodoros bu planı rüyasında görmüş ve planı rüyasında gördüğü şekilde çizmiştir. (Anthemius daha inşaatın ilk yılında öldüğünden işi İsidoros sürdürmüştür). İnşa, Bizanslı tarihçi Prokopius‘un Justinian’ın binaları adlı eserinde betimlenmektedir.

İnşada kullanılacak malzemeleri üretmek yerine, imparatorluk topraklarında yer alan yapı ve tapınaklardaki yontulmuş hazır malzemelerden yararlanmak yoluna gidilmiştir. Bu yöntem, Ayasofya’nın inşa süresinin çok kısa olmasını sağlayan etkenlerden biri olarak kabul edilebilir. Böylece binanın yapımında Efes’teki Artemis Tapınağı’ndan, Mısır’daki Güneş Tapınağı’ndan (Heliopolis), Lübnan’daki Baalbek Tapınağı’ndan ve daha birçok tapınaktan getirtilen sütunlar kullanılmıştır. Bu sütunların altıncı yüzyıl olanaklarıyla nasıl taşındığı bilinmemektedir. Kaplama ve sütunlarda kullanılan renkli taşlardan kırmızı porfir Mısır, yeşil porfir Yunanistan, beyaz mermer Marmara Adası, sarı taş Suriye ve kara taş İstanbul kökenlidir. Ayrıca Anadolu’nun çeşitli yörelerinden gelen taşlar kullanılmıştır. İnşaatta on binden fazla kişinin çalıştığı belirtilir. İnşaat sonunda Ayasofya Kilisesi günümüzdeki halini almıştır.

Mimaride yaratıcı bir anlayışı gösteren bu yeni kilise yapılır yapılmaz, derhal mimarinin başyapıtlarından biri olarak kabul edildi. Mimarın böylesine büyük bir açık mekânı sağlayabilecek devasa bir kubbeyi inşa edebilmede İskenderiye‘li Heron’un teorilerinden yararlanmış olması mümkündür.

23 Aralık 532’de başlanan yapım çalışması 27 Aralık 537’de tamamlandı. Kilisenin açılışını imparator Justinianus ve patrik Eutychius büyük bir törenle birlikte yaptılar. Ayasofya o zamana kadar en büyük yapı olarak kabul edilen Süleyman’ın Tapınağı’ndan daha büyük olduğundan İmparator I. Justinianus (Jüstinyen) halka yaptığı açılış konuşmasında “Ey Süleyman! Seni yendim” demiştir. Kilisenin ilk mozaiklerinin yapımı 565 ile 578 yılları arasında tahtta olan II. Justin döneminde tamamlanabilmiştir. Kubbe pencerelerinden sızan ışıkların duvarlardaki mozaiklerde oluşturdukları ışık oyunları dahiyane mimariyle birleşerek izleyicilere büyüleyici bir atmosfer yaratmaktaydı. Ayasofya İstanbul’a gelen yabancılar üzerinde öylesine büyüleyici, derin bir etki bırakmıştır ki, Bizans döneminde yaşayanlar Ayasofya’yı “dünyada tek” (“singulariter in mundo”) olarak nitelemişlerdir.

Fakat yapılışından kısa bir süre sonra, 553 Gölcük ve 557 İstanbul depremlerinde ana kubbe ile doğu yarım kubbesinde çatlaklar belirdi. 7 Mayıs 558 depreminde ise ana kubbe tümüyle çöktü ve ilk ambon, siboryum ve sunak da ezilerek yok oldu. İmparator derhal restorasyon çalışmasını başlattı ve bu çalışmanın başına Milet‘li İsidoros’un yeğeni genç İsidorus’u getirdi. Depremden ders alınarak bu kez yeniden çökmemesi için kubbenin yapımında hafif malzeme kullanıldı ve kubbe eskisine kıyasla 6,25 m daha yükseğe yapıldı. Restorasyon çalışması 562 yılında tamamlandı.

Yüzyıllarca Konstantinopolis Ortodoksluk patriğinin merkezi olan Ayasofya aynı zamanda Bizans’ın taç giyme törenleri gibi imparatorluk törenlerine ev sahipliği yapmıştır. İmparator VII. Konstantinos “Törenler Kitabı” (De caerimoniis aulae Byzantinae) adlı kitabında Ayasofya’da yapılan imparator ve patrik tarafından düzenlenen törenleri tüm ayrıntılarıyla anlatmaktadır. Ayasofya, ayrıca günahkarlar için de bir sığınma yeri olmuştur.

Ayasofya’nın daha sonra uğradığı tahribatlar arasında 859 yangını, bir yarım kubbesinin düşmesine neden olan 869 depremi ve ana kubbesinde hasara yol açan 989 depremi sayılabilir. 989 depreminden sonra imparator II. Basil, kubbeyi Agine ve Ani‘deki büyük kiliseleri inşa eden Ermeni mimar Trdat’a tamir ettirmiştir. Trdat kubbenin bir kısmını ve batı kemerini onarmış ve kilise 6 yıl süren onarım çalışmasından sonra 994’te yeniden halka açılmıştır.

Dördüncü Haçlı Seferi sırasında, Venedik Cumhuriyeti‘nin âmâ Doçu Enrico Dandolo komutasındaki Haçlılar İstanbul’u ele geçirip Ayasofya’yı yağmalamışlardır. Bu olay Bizanslı tarihçi Nikitas Honiatis‘in kaleminden ayrıntılı olarak öğrenilmektedir.

Kiliseden aralarında İsa‘nın mezar taşından bir parça, İsa’nın sarıldığı bez olan torino kefeni, Meryem‘in sütü ve azizlerin kemikleri gibi birçok kutsal emanet ile altın ve gümüşten yapılma değerli eşyalar çalındı, kapılardaki altınlar bile sökülerek batı kiliselerine götürüldü şeklinde anlatılmaktadır. Latin İstilası (1204-1261) olarak anılan bu dönemde Ayasofya, Roma Katolik Kilisesi’ne bağlı bir katedrale dönüştürülmüştür. 16 Mayıs 1204 tarihinde Latin imparatoru I. Baudouin imparatorluk tacını Ayasofya’da giymiştir.

Enrico Dandolo adına konan mezar taşı Ayasofya’nın üst galerisindedir. Gaspare ve Giuseppe Fossati tarafından gerçekleştirilen 1847-1849 restorasyonu sırasında mezarın gerçek bir mezar olmadığı Enrico Dandolo anısına bir sembolik plaket olarak konulduğu ortaya çıkmıştır.

Ayasofya 1261’de tekrar Bizanslılar’ın kontrolüne geçtiğinde harap, virane ve yıkılmaya yüz tutmuş bir durumdaydı. 1317’de imparator II. Andronikos finansmanını ölen eşi İrini‘nin mirasından karşılayarak binanın kuzey ve doğu kısımlarına 4 adet istinat duvarı ekletti. 1344 depreminde kubbede yeni çatlaklar belirdi ve 19 Mayıs 1346’da binanın çeşitli kısımları çöktü. Bu olaydan sonra kilise, 1354’te Astras ve Peralta adlı mimarların restorasyon çalışmasının başlamasına kadar kapalı kaldı.

İstanbul’un 1453’te fethedilmesinden sonra, fethin sembolü olarak, derhal Ayasofya Kilisesi camiye dönüştürülmüştür. O sıralarda Ayasofya harap bir haldeydi. Bu durumu Kordoba soylusu Pero Tafur ve Florentine Cristoforo Buondelmonti gibi Batılı ziyaretçilerce betimlenmektedir. Ayasofya’ya özel bir önem veren Fatih Sultan Mehmet kilisenin derhal temizlenip camiye çevrilmesini emretti, fakat adını değiştirmedi. İlk minaresi onun döneminde inşa edilmiştir. Osmanlılar bu tür yapılarda taş kullanmayı tercih etmekle birlikte minarenin hızla inşa edilebilmesi amacıyla bu minare tuğladan yapılmıştır. Minarelerden biri de sultan II. Bayezid tarafından eklenmiştir. 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman fethettiği Macaristan’daki bir kiliseden Ayasofya’ya iki dev kandil getirtmiştir ki, günümüzde bu kandiller mihrabın iki yanında yer alırlar.

  1. Selim döneminde (1566-1574) yorgunluk ya da dayanıksızlık belirtileri gösterdiğinde, bina, dünyanın ilk deprem mühendislerinden biri sayılan Osmanlı baş mimarı Mimar Sinan tarafından eklenen dış istinat yapılarıyla (payanda) takviye edilerek, son derece sağlamlaştırılmıştır. Günümüzde binanın dört tarafındaki toplam 24 payandanın bir kısmı Osmanlı dönemine, bir kısmı Doğu Roma İmparatorluğu dönemine aittir. Bu istinat yapılarıyla birlikte, Sinan ayrıca, kubbeyi taşıyan payeler ile yan duvarlar arasındaki boşlukları kemerler ile besleyerek kubbeyi iyice sağlamlaştırmış ve binaya iki geniş minare (batı kısmına), hünkâr mahfili ve II. Selim’in türbesini (güneydoğu kısmına) eklemiştir (1577). III. Murat’ın ve III. Mehmed’in türbeleri ise 1600’lerde eklenmiştir.

Ayasofya binasının içine Osmanlı döneminde eklenen diğer yapılar arasında mermerden minber, hünkâr mahfiline açılan galeri, müezzin mahfili (mevlit balkonu), vaaz kürsüsü sayılabilir. III. Murad Bergama’da bulunmuş, helenistik dönemden kalma (MÖ IV. yüzyıl), “bektaşi taşı”ndan (İng. alabaster) yapılma iki küpü Ayasofya’nın ana nefine (ana salon) yerleştirmiştir. I. Mahmud 1739’da binanın restore edilmesini emretti ve bir kütüphane ile binanın yanına (bahçesine) bir medrese, bir imarethane ve bir şadırvan ekletti. Böylece Ayasofya binası, civarındaki yapılarla birlikte bir külliyeye dönüştü. Bu dönemde ayrıca yeni bir sultan galerisi ve yeni bir mihrap yapıldı.

Ayasofya’nın Osmanlı dönemindeki en ünlü restorasyonlarından biri sultan Abdülmecit’in emriyle İsviçre İtalyanı olan Gaspare Fossati ve kardeşi Giuseppe Fossati’nin nezaretinde 1847 ile 1849 yılları arasında yapılmıştır. Fossati kardeşler, kubbe, tonoz ve sütunları sağlamlaştırdı ve binanın iç ve dış dekorasyonunu yeniden elden geçirdi. Üst kattaki galeri mozaiklerinin bir kısmı temizlendi, çok tahrip olanları ise sıvayla kaplandı ve altta kalan mozaik motifleri bu sıva üzerine resmedildi. Işıklandırma sistemini sağlayan yağ lambası avizeleri yenilendi. Kazasker Mustafa İzzed Efendi’nin (1801-1877) eseri olan, önemli isimlerin hat sanatıyla yazılı olduğu yuvarlak dev tablolar yenilenip sütunlara asıldı. Ayasofya’nın dışına yeni bir medrese ve muvakkithane inşa edildi. Minareler aynı boya getirildi. Bu restorasyon çalışması bittiğinde Ayasofya Camii 13 Temmuz 1849’da gerçekleştirilen bir törenle yeniden halka açıldı. Ayasofya külliyesinin Osmanlı dönemindeki diğer yapıları arasında sıbyan mektebi, şehzadeler türbesi, sebil, sultan Mustafa ve sultan İbrahim türbesi (önceden vaftizhane) ve hazine dairesi sayılabilir.

1930 ile 1935 yılları arasında restorasyon çalışmaları nedeniyle halka kapatılan Ayasofya’da Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle bir dizi çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalar arasında çeşitli restorasyonlar, kubbenin demir kuşak ile çevrilmesi ve mozaiklerin ortaya çıkarılıp temizlenmesi sayılabilir. Restorasyon sırasında Ayasofya’nın, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik ilkesi doğrultusunda, yapılış amacı olan kiliseye tekrar çevrilmesi konusunda fikirler ortaya atılmışsa da bölgede yaşayan Hristiyan sayısının çok az olmasından dolayı oluşan talep yetersizliği, bölgede bu denli görkemli bir kiliseye karşı yapılabilecek muhtemel provokasyonlar ve mimarinin tarihî önemi göz önüne alınarak Bakanlar Kurulu’nun 24 Kasım 1934 tarih ve 7/1589 sayılı kararıyla müzeye çevrilmiştir. 1 Şubat 1935’te ziyarete açılan müzeyi Atatürk 6 Şubat 1935 tarihinde ziyaret etmiştir. Yüzyıllar sonra mermer zemindeki halıların kaldırılmasıyla zemin döşemesi ve insan figürlü mozaikleri örten sıvanın kaldırılmasıyla da muhteşem mozaikler tekrar gün ışığına çıkarılmıştır.

Ayasofya’nın sistemli olarak incelenmesi, restorasyonu ve temizlenmesi ABD’deki Bizans Enstitüsü (the Byzantine Institute of America) adlı kurumun 1931’deki ve Dumbarton Oaks Alan Komitesi’nin 1940’lı yıllardaki girişimiyle sağlanmıştır. Bu kapsamda yapılan arkeolojik çalışmalar K. J. Conant, W. Emerson, R. L. Van Nice, P.A. Underwood, T. Whittemore, E. Hawkins, R. J. Mainstone ve C. Mango tarafından sürdürülmüş ve Ayasofya’nın tarihine, yapısını ve dekorasyonuna ilişkin başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Ayasofya’da çalışmalarda bulunmuş diğer isimlerden bazıları A. M. Schneider, F. Dirimtekin ve Prof. A. Çakmak’tır. Bizans Enstitüsü ekibi mozaik arama ve temizleme işleriyle uğraşırken, R. Van Nice yönetimindeki bir ekip de binanın, taş taş ölçülerek rölövelerini çıkarma çalışmasına girişmiştir. Çalışmalar hâlen çeşitli uluslardan bilim insanlarınca sürdürülmektedir.

Tonlarca altının kullanıldığı Ayasofya mozaiklerinin yapımında altının yanı sıra, gümüş, renkli cam, pişmiş toprak ve renkli mermer gibi taş parçaları kullanılmıştır. 726’da III. Leo’nun tüm ikonaların yok edilmesi emriyle, tüm ikona ve heykeller Ayasofya’dan kaldırılmıştır. Dolayısıyla Ayasofya’da günümüzde görülen, surat tasvirleri içeren mozaiklerin hepsi ikonoklazm dönemi sonrasında yapılan mozaiklerdir. Bununla birlikte Ayasofya’da surat tasviri içermeyen mozaiklerden az bir kısmı 6. yüzyılda yapılan ilk mozaiklerdir.

Ağustos ayı detaylı burç yorumu

Ağustos ayı detaylı burç yorumu

Astrolog Sündüz Taş

KOÇ BURCU

21 MART – 20 NİSAN

Gücünüzü daha iyi kullanabileceğiniz, üzerinizdeki yükleri atacağınız bu aylarda siz sevgili Koç ve yükselen Burcu Koç olanlar tatil için nihayet kendinize vakit ayırıyorsunuz. Sosyal medya üzerinden hayır kurumları ve çeşitli derneklere üye olmak isteyebilir bunu uluslararası platformlara da duyurmak isteyebilirsiniz. Kalbi boş olanlar yaz bitmeden tarzınıza uyan, benzer bakış açılarına sahip, etkilenebileceğiniz partnerinizle tanışabilirsiniz. Bundan sebep fiziksel görüntünüzü de yenilemek isteyeceksiniz, biraz bütçenizin dışına çıkabilirsiniz, dikkat etmenizde fayda var. Ortaklı işlere, projelere sıcak bakıyorsunuz. Evli olan ve ilişkilerinde sorun yaşayanlar özellikle cinsel olarak düşündüğünüz sizi rahatsız eden düşüncelerinizi de çözüyorsunuz. Çocuğunuz varsa eğitimi ile ilgili konularda araştırmalar yapıp kararlar alabilirsiniz. Aile büyüklerinizin sağlık konuları gündeminizi oluşturabilir, yardımı esirgemiyorsunuz. Evcil hayvanlara karşı çok duyarlı ve hassassınız son zamanlarda bu konuda yardımlaşma ve dayanışma içerisindesiniz.

 

BOĞA BURCU

21 NİSAN – 21 MAYIS

Fırtına öncesindeki sessizliğe kapılmış gibisiniz siz sevgili Boğa ve yükselen Burcu Boğa olanlar. Yoğun bir kış geçirdiniz ve artık kendinize vakit ayırmak, sevdiklerinizle beraber olmak, tatile çıkıp yeni yemekler ve tatlar deneyimlemek için gün sayıyorsunuz adeta. Rutin koşturmaların dışına çıkarken işlerinize ufak bir mola vererek gözlerden uzak yeni bir ilişkiye de yelken açacaksınız. Duygusal anlamda beklentileriniz çok yüksek bu aralar. Aile büyüklerinizle de yakından ilgilenecek, miras, gayrimenkul gibi konularda planlamalar yapmak durumunda olabilirsiniz. Kardeşleriniz arasındaki ego savaşlarına dikkat etmenizde fayda var. Hobilerinizi paraya çevirmek için de oldukça uygun zamanlardasınız. Sosyal medya kanalı ile işlerinizi ve hedeflerinizi büyütebilirsiniz. Sağlık anlamında boğaz ve boyun bölgenizdeki hassasiyetler biraz artabilir. Evli olan Boğa Burçları geçmiş konulara takılırsanız biraz sarsıntı ve kaygı yaşayabilir yada yaşatabilirsiniz. Eşinizin, partnerinizin çevresinde yer alan arkadaşlarıyla aranıza mesafe koyabilirsiniz.

 

İKİZLER BURCU

22 MAYIS – 21 HAZİRAN

Güneş nasılda gökyüzünü parlatıyorsa sevgili İkizler ve yükselen Burcu İkizler olanlar da kendilerini adeta parlatmak, öne çıkarmak isteyecekler. Elinizi verip kolunuzu kaptırmamaya özen göstermelisiniz maddi açıdan. Tatil beldesinde uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınızı görebilir, eskileri yad edebilirsiniz. Bu ay hayatınıza başka kültürden insanlar da girebilir. Devam etmekte olan hukuksal konularınız varsa çok ciddi avantajlı dönemlerdesiniz sizin lehine sonlanabilir birçok detay, şans ve fırsatlar sizlerden yana. Unuttuğunuz, üstünü çizdiğiniz ödemelerinizi de ufak ufak almaya başlayacaksınız. Haksızlığa gelemiyorsunuz ve hızlı tepkiler veriyorsanız bu dönem bazı dedikodulara kulaklarınızı kapatabilecek ve tatilinizin tadını bozmak istemeyeceksiniz. Aile büyüklerinizin sağlık sorunlarına destek oluyorsunuz ve sevginizi cömertçe sergiliyorsunuz. Gayrimenkul sahibi olanlar avantajlı fırsatlar yakalayarak satışa çıkarabilirler. Kazanımlarınızı revize ederek ek gelir elde edebilirsiniz. Evli olan siz sevgili İkizler Burçları da biraz özen, çaba göstermelisiniz monotonluktan kurtulabilmek için.

YENGEÇ BURCU

22 HAZİRAN – 23 TEMMUZ

Tıpkı evinizi düzenlediğiniz gibi ruhunuzu ve duygularınızı da düzenleyeceğiniz bir dönemdesiniz sevgili Yengeç ve yükselen Burcu Yengeç olanlar. Kendinizi en iyi hissedeceğiniz rahat ve dingin süreçlerdesiniz. Son zamanlarda çevrenizde yaşanan karışıklıklara seyirci ve maruz kaldığınızdan depresif bir moda girmek üzereyken doğrulup incindiğiniz ve kırıldığınız yerlerden sıyrılıp atağa kalkıyorsunuz. Bu ay aşka da vakit ayıracaksınız. Bekar bir Yengeç burcuysanız karşınıza kalbinizin atışını hızlandıracak birisi çıkabilir. Boşanma sürecinde olan bir Yengeç burcuysanız biraz sabrınız zorlanabilir. Evlilik hazırlığı içerisindeyseniz hayalinizdeki düğünü planlayabilirsiniz. Sağlık açısından biraz mizaç olarak ketum olduğunuzdan dertlerinizi içinize atmaktan mide ağrısı sorunu yaşayabilirsiniz. İş hayatıyla ilgili motivasyonunuzu yükselterek ve yeni iş ortaklarıyla temasa geçerek işlerinizi hızlı bir şekilde yoluna koyabileceksiniz.

 

ASLAN BURCU

24 TEMMUZ – 23 AĞUSTOS

Yazın büyüsü sizi şımartmaya devam ediyor, çalkantılı ayları geride bırakıyorsunuz sevgili Aslan ve yükselen Burcu Aslan olanlar. Aile içindeki karışıklık son zamanlarda gerginlik yaratsa da üst üste seyahatlere çıkarak uzun zamandır görmediğiniz insanlarla vakit geçirecek ve tüm gerginliklerinizi geride bırakabileceksiniz. Sevdiğiniz, huzur veren ve sizi güldüren insanlarla gezip sosyalleşirken yeni kişilerle tanışarak ikinci baharınızı yaşayabilirsiniz. İş ile ilgili telefonlarınız susmayacak, sorumluluklarınız artacak. Aklınız iş ile aşk arasında kalacak. Bu durumu idare etmeye çalışacaksınız. İlişkinize ve kendinize vakit ayırma zamanı. Maddi konularda daha planlı ve verimli hareket edebilirsiniz. Yurtdışı ile olan bağlantılarınız ofis hayatınızda değişiklikler yapmanızı kolaylaştırıyor. Evcil hayvanları olan Aslan burçları, bakımları ile ilgili ekstra koşturabilirler. Vize, pasaport gibi başvurularınız ile ilgili ufak aksaklıklar yaşayabilirsiniz. Sağlık açısından havaların ısınmasıyla birlikte kalp çarpıntısına dikkat etmekte fayda var.

BAŞAK BURCU

24 AĞUSTOS – 23 EYLÜL

Joker eleman gibi hissedebilirsiniz kendinizi bu aralar sevgili Başak ve yükselen burcu Başak olanlar. Tatilde olsanız bile insanların ve olayların tam da merkezindesiniz. Her işe yetişeceksiniz. İş yerinizdeki yöneticinizle birtakım sıkıntılı iletişimde bulunabilirsiniz. Size yeni bir iş sorumluluğu yüklenebilir, birkaç yöneticiyle eş zamanlı çalışmak zorunda kalabilirsiniz. Yaratıcılığınızla kıymete binebilirsiniz. Mükemmel olmak sizin özünüzde var. Gündelik koşturmaları biraz da olsa geride bırakıp sosyalleşiyorsunuz. Neşeli, keyifli arkadaş toplantılarına katılıyorsunuz. Bu toplantılarda sizi beğenen ve sizin de çok beğenebileceğiniz partnerinizle tanışma fırsatı yakalıyorsunuz. Evinizde veya iş yerinizde ufak tefek tadilatlar yapabilirsiniz. Sindirim sistemi ve dolaşım sisteminize dikkat etmenizde fayda var. Bol bol yürüyüş yapabilirsiniz. Çocukları olan Başak burcuysanız onların eğitimiyle ilgili oldukça yoğun araştırmalar yapabilirsiniz.

 

TERAZİ BURCU

24 EYLÜL – 22 EKİM

Planlarınızı ertelemeyerek gelecek günlere ilişkin planlar yapıyorsunuz siz sevgili Terazi Burçları ve yükseleni Terazi olanlar. Hayatta sizi nelerin mutlu ettiğini düşünerek kendinizi dinlenmeye alıyor, hangi konularda yıprandığınızı gözlemliyorsunuz. Yoğun çalışan Terazi burçları sorumluluğunu aldığınız işlerinizi, görüşmelerinizi, kovaladığınız fırsatları kolaylıkla kazanıma çeviriyorsunuz. Evli Terazi burçları eşinizin ailesi ile ilgili koşturmalarınız yoğunlaşabilir. Kardeşleri olan Terazi burçları onları koruma altına alarak adeta kol kanat geriyorsunuz. Dinlenmeye çok vakit ayırıp az sosyalleşmeyi tercih edebilirsiniz. Sezgileriniz güçlenerek rüyalarınız bilinçaltınızı zorlayacak. Bekar olan Terazi burçları nam ve ün yapmış bir aileye gelin-damat olabilirsiniz. Küçük sakarlıklara dikkat etmenizde fayda var. Ani ve şok edici haberler sizi çok şaşırtabilir, dışardan sizinle ilgili konuşmalar kulağınıza gelebilir. Hiç beklemediğiniz şekilde size iyi davranan birileri varsa bu yaklaşımlarının ardındaki gerçekleri öğrenebilirsiniz.

 

AKREP BURCU

23 EKİM – 22 KASIM

Kariyeriniz için üst düzey kişilerle tanışabileceğiniz, görüşebileceğiniz günlerden geçmektesiniz siz sevgili Akrep burcu ve yükseleni Akrep olanlar. Kendi işini yapan ve son zamanlarda iniş çıkışlar yaşadıysanız belinizi ve bütçenizi doğrultma zamanındasınız. Gelecek yıllarınızda rahat etmek adına birikim ve yatırım yapmak gibi konular gündeminizi oluşturuyor. Son zamanlarda mide rahatsızlıkları yaşadıysanız hiç korkmayın şifalanıyorsunuz. Ailenizden de sizlere maddi destekler gelmekte. Çevrenizden birinin platonik aşk yaşadığını öğrenip uzun zamandır gönül kapılarını aşka kapatmış bir Akrep burcuysanız doludizgin bir aşkın sizi beklediğini görme fırsatını yakalayabilirsiniz. Ailevi konularda bazı sorunlar yaşadıysanız kırgınlığınızı geride bırakarak aranızdaki bağın güçlenmesini sağlayacaksınız. Evliliğinizde sorun yaşıyorsanız duyduğunuz ve gördüğünüz bazı şeyler sizi adeta kendinize getirecek. Eğitimle ilgili konularda ikinci bir üniversite okumaya karar verebilirsiniz. Hayalinizde seyahate çıkmaya hazırsınız.

YAY BURCU

23 KASIM – 21 ARALIK

Yaşam standartlarınızı daha üst seviyelere taşımak isteyeceksiniz siz sevgili Yay burcu ve yükseleni Yay burcu olanlar. Dinlenmeye, nefes almaya, kendinize vakit ayırmaya başlıyorsunuz artık. Yoğun ve kısıtlandığınızı hissettiğiniz zamanları artık geride bırakıyor adeta kendi ruhunuzun yolculuğuna çıkıyorsunuz. Alışveriş yapıyor, dış görünüşünüzde fark yaratmak istiyorsunuz. Saçlarınızı ördürebilir, kestirebilir yada farklı marjinal bir renge boyatabilirsiniz. Çocuk sahibi olan bir Yay burcuysanız eğitimleri ile ilgili konularda kararlar alacaksınız. Evli Yay burçları kırgın ve alıngandınız artık bunları rafa kaldırma vakti, sevdiklerinizle yeni yerler ve lezzetler keşfedebileceğiniz ufak bir mola vermek isteyeceksiniz. İş ile ilgili bazı tedirginlikler yaşıyor olsanız bile ortak fikrine sıcak bakarak yeni girişimlerde bulunabilirsiniz. Sağlık açısından uyruk ve kalça kısımlarınıza dikkat etmenizde fayda var, su sporları yaparken ağır hareketlerden kaçınmalısınız. Yurtdışı, turizm, farklı kültürlere ilginiz artıyor. Kendinizi geliştirmek için yeni eğitimler alabilirsiniz.

OĞLAK BURCU

22 ARALIK – 20 OCAK

Sağlık sorunlarınız çok üst üste gelerek sizi bunalttı siz sevgili Oğlak burcu ve yükselen burcu Oğlak olanlar. Birçok insanın iyiliği için koştururken geçmişinizi sorgularken bulabilirsiniz kendinizi. Uzun zamandır iş arayan bir Oğlak burcuysanız rekabet ve hırsın yüksek olduğu ortamlarda şansı kimselere bırakmıyorsunuz ancak fikirlerinizi ve projelerinizi biraz gizli tutmanızda fayda var aksi takdirde başkaları tarafından sahiplenmeye çalışılabilir. Aile içinde sert duygularla mücadele etmek zorunda kalabilirsiniz. Kendinizi ifade etmekte oldukça cesur davranacaksınız. Yıllardır kendinize gereken vakti ayırmadığınızı fark edecek ve kendinizi şımartmaya başlayacaksınız. Arabanız varsa yenilemek isteyeceksiniz. Evli bir Oğlak burcuysanız monotonluktan uzaklaşmak isteyecek yeni ve farklı sürprizlerle partnerinizi şaşırtacaksınız. Bekar Oğlak burçları ise girdikleri farklı ortamlarda yeni partner adayları ile tanışma fırsatı yakalayabilirler. Çocukları olan Oğlak burçları ise iş ve kariyere gösterdiğiniz titizliği eğitimlerinde de gösterecek ve en mükemmel eğitim için kararlar vereceksiniz.

KOVA BURCU

21 OCAK -19 ŞUBAT

Küçük şeylerle de mutlu olabileceğinizi fark ediyorsunuz siz sevgili Kova burcu ve yükselen burcu Kova olanlar. Yaz ayının sıcaklığını kalbinizde, ruhunuzda hissederken kafanızı karıştıran, motivasyonunuzu bozan her ne varsa kenara bırakarak, olumlu duyguları kendinize çekecek ve keyif aldığınız her ne varsa tek tek yapmaya başlayacaksınız. Resim yapabilir, bir konu ile ilgili yeteneğiniz varsa yapabilir, yazabilir hatta müzik dinlerken ruhunuzu besleyebilirsiniz. İş ortamında rekabet yükselirken sizi çekemeyen, kıskanan kişilere karşı temkinli olmanızda fayda var. Evliliğinde sorun yaşayan sevgili Kova burçları üçüncü kişiler tarafından biraz dolduruşa geldiğinizi fark edebilir ve zedelenen ilişkinizi yapılandırmaya gayret gösterebilirsiniz. Bekar Kova burçları ise geçmişte sizde derin izler bırakmış, kalbinizi kırmış, affedemediğiniz eski partnerinizden haber alabilirsiniz, pişmanlığını dile getirmek için iletişime geçmeye çalışabilir. Bunun size faydası olmayacağını hatta tekrar üzülebileceğinizi hatırlatmanızda fayda var. Sağlık açısından kemiklerinize dikkat etmenizde fayda olacaktır.

BALIK BURCU

20 ŞUBAT – 20 MART

Geçmişte bıraktığınız, unuttuğunuzu sandığınız bazı konular tekrar gündeminize gelebilir siz sevgili Balık burcu ve yükselen burcu Balık olanlar. Sizler insanlara değer veriyor ve merhamet gösteriyorsunuz ancak bunu karşı taraftan beklemeden yapmalısınız. Çoğu insanın empati seviyesi sizin kadar yoğun ve yüksek olmayabilir. Sizden gizlenen, saklanan birtakım konular kulağınıza gelebilir, şüphe ettiğiniz her ne varsa önünüze çıkabilir, yanılmadığınızı bir kez daha anlayabilirsiniz. İş hayatınızdaki hiç olmadık kişilerin ilişki yaşadığını öğrenebilirsiniz. Evliliğinizde sorun yaşayan siz sevgili Balık burçları ailelerin sizleri biraz fazla etkisi altına aldığını fark ederek baş başa seyahat planı yaparak kendinize vakit ayırma fırsatı yakalayacaksınız. Ödemelerinize düzen getirmeye çalışacaksınız, ek gelir sağlayabileceğini düşündüğünüz bir projeye ortak olabilirsiniz. Yaşam kaynağınızı arttırmak için deniz kenarı, suya yakın yerlerde bulunmak, meditasyon yapmak oldukça rahatlatacaktır. Hobilerinizi sanata dönüştürebilmek adına çeşitli kurslar araştırabilirsiniz.