Yazılar

xKoton koleksiyon’a özel alışveriş etkinliği

xKoton koleksiyon’a özel alışveriş etkinliği

Ayşegül Afacan Köksal’ın özgün tasarımlarının Koton’la buluştuğu  Ayşegül Afacan x Koton koleksiyonu özel alışveriş etkinliğiyle tanıtıldı.

Modern stiliyle ilham veren Ayşegül Afacan Köksal, Koton ile hayata geçirdiği ilk koleksiyonunda, şehirli kadının seçkin görünümleri için klasik parçaları, sonbahar – kış trendleriyle birleştiriyor.

Klasik, güçlü ve yalın tasarımların yer aldığı koleksiyon, şehirli iş kadınını yeni sezonun trend görünümleriyle buluşturan ‘Elegan Suit’, ‘Winter Marine’ ve ‘Shiny Grey’ olmak üzere üç temadan oluşuyor.

Koton Yönetim Kurulu Üyesi Gülden Yılmaz ve Ayşegül Afacan Köksal ev sahipliğinde gerçekleşen özel alışveriş etkinliğine iş, sanat, influencer, moda ve cemiyet dünyasından birçok seçkin sima katıldı.

 

 

 

 

 

 

Manzara Hotel’de Bodrum tatili hiç bitmiyor

Manzara Hotel’de Bodrum tatili hiç bitmiyor

Bodrum Kalesi ve Bodrum Marina’nın muhteşem atmosferine sahip Manzara Hotel, sonbahar ve kış aylarında da hizmet vermeye devam ediyor.

Şehrin otantik kültüründen ilham alan modern tasarımı, deniz manzaralı lüks odaları ve damaklarda enfes tatlar bırakan lezzetleri ile Manzara Hotel, misafirlerine ev konforu tadında bir tatil vaat ediyor.

Manzara Hotel, özel günlerini unutulmaz anılara dönüştürmek isteyen misafirlerini, kış döneminde etkileyici Bodrum atmosferinin ve eşsiz manzarasının keyfini yaşatmaya devam ediyor.

Bu yanlış bilgiler ‘organ bağışını’ önleyebiliyor!

Bu yanlış bilgiler ‘organ bağışını’ önleyebiliyor!

Vücudumuzda yer alan organların işlevlerini geri döndürülemeyecek şekilde kaybetmesi durumunda bazen tek tedavi şansı organ nakli oluyor. Ülkemizde organ nakli için Sağlık Bakanlığı bekleme listesine kayıtlı olan ve bağışlanacak bir organla hayata tutunmayı bekleyen çok fazla hasta olduğu gibi, bu sayı her geçen yıl daha da artıyor. Öyle ki çoğunluğu böbrek nakli olmak üzere listede 31 binin üzerinde hasta bekliyor. Listede yer alan yaklaşık 24 bin kronik böbrek, 2 bin 500 karaciğer ve bin 350 kalp hastası bağışlanacak bir organla hayata tutunmayı bekliyor. Ancak organ bağışı bekleyen bu kadar çok hasta olmasına karşılık, 2021 yılında beyin ölümü tanısı konulan bin 420 hastadan sadece 305’inde organ bağışı yapılmış. Uzun yıllardır kadavradan organ bağışının önemi vurgulansa da günümüzde gerçekleşen beyin ölümlerinde organ bağışı yapılma oranı yüzde 25’lerin üzerine çıkamıyor. Diğer bir deyişle saptanan her 4 beyin ölümü vakasının sadece 1’inde organ bağışı yapılıyor.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, ülkemizde kadavradan organ bağışlarının çok yetersiz olması nedeniyle, ilk yıllardan itibaren canlı vericili ameliyatlara ağırlık verilmek zorunda kalındığına dikkat çekerek, “Türkiye, canlı vericili organ nakli ameliyatlarında dünyanın en başarılı ülkeleri listesinde en başlarda yer alıyor. Bu her ne kadar ülkemiz adına bir gurur tablosu oluştursa da, önemli olan kadavradan yapılan bağış oranlarının batı ülkelerindeki rakamlara ulaşmasının sağlanmasıdır. Ülkemizde kadavradan bağışın yetersiz olmasının birçok nedeni var. Başlıca sebep ise toplumun bu konuda halen yeterince bilgilendirilememiş olması veya eş-dost ya da internet gibi çeşitli kaynaklardan yanlış bilgilere maruz kalmalarıdır.” diyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, “3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası” kapsamında, organ bağışı hakkında toplumda doğru sanılan 8 hatalı bilgiyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Dergi

Prof. Dr. Hamdi Karakayalı

Bitkisel hayattayken organlarım alınabilir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bitkisel hayat ya da koma geri dönüşü olabilen bir durumdur, hasta yoğun bakım şartlarında kendisi için tıbbın mevcut olan tüm olanakları kullanılarak tedavi edilmeye çalışılır. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı “Organların alınması sadece beyin ölümü gerçekleştiğinde mümkündür. Beyin ölümü tıbben ölüm halidir ve asla geri dönüşü olan bir durum değildir.” diyor.

Hastanın sosyal statüsü göz önüne alınıyor. YANLIŞ

DOĞRUSU: Bağışlanan bir organın bekleme listesindeki hangi hastaya nakledileceği ile ilgili kararda hastanın sosyal statüsünün mutlaka göz önüne alındığı da yine kulaktan kulağa yayılan yanlış bir bilgi.

Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, bekleme listesinin ve bağışlanan organların dağıtımının tamamen Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışan bir birim olan Ulusal ve Bölgesel Koordinasyon Merkezleri tarafından yürütüldüğünü belirterek, “Bağışlanan organ ile bekleyen hasta listesi, hastaların sadece tıbbi verileri ve aciliyetlerinin değerlendirildiği bir bilgisayar programıyla eşleştiriliyor. Bu seçime, hastanın dili, dini, mesleği, cinsiyeti ve sosyal statüsü gibi konuların etki etmesi mümkün değildir.” diye konuşuyor.

Organ bağışı kartını taşımak yeterli. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Sanılanın aksine organ bağışı kartı olması yeterli olmuyor. Hayatını kaybeden kişinin organ bağışı yapmış olduğu bilinse de, mutlaka 1. derece yakınlarının da onamı alınıyor. Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, “Böyle bir durumda kişinin vasiyeti olarak kabul edildiği için hemen her zaman yakınları da bu isteğe saygı gösterirler, ancak yine de karşı çıkmaları durumunda organlar alınmaz.” diyor.

Organlar alınırken vücut bütünlüğü bozulur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Kişi organlarını bağışlarken hangi organ ya da dokularını bağışlayacağına kendisi karar veriyor. Örneğin kalp, karaciğer ve böbreklerini bağışlamış bir kişi, aynı sağlıklı bir bireyin bu organlar ile ilgili bir hastalık nedeniyle ameliyat edilmesi gibi ameliyata alınıyor. Bağışlanan organlar çıkarıldıktan sonra ameliyat kesileri yine özenle kapatılıyor. Cenaze aileye vücut bütünlüğü bozulmamış, sadece vücudunda ameliyata bağlı kesi izleriyle teslim ediliyor. Sadece kol, bacak ve yüz gibi organlarını da bağışlamış ise vücut bütünlüğü, bağışı yapan kişinin rızasıyla bozulmuş oluyor.

Pause Dergi

Organ bağışı ancak belli yaşlar arasında ve sağlıklı kişiler tarafından yapılabilir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yeni doğandan 90 yaşına kadar her yaş grubunun organları nakil edilebiliyor. Bağışlanan organların nakil amaçlı kullanılıp kullanılamayacağına her bir organ için ayrı ayrı tıbbi kriterlere göre karar veriliyor. Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, canlı vericiden yapılan organ nakillerinde ise donör için yaş kriteri olduğunu belirterek, şöyle devam ediyor: “18 yaşını doldurmadan önce kimse yasal olarak canlı organ vericisi olamaz. Örneğin karaciğerinin bir kısmını yakınına bağışlayacak olan kişilerde de üst yaş sınırı genellikle 55, bazı özel durumlarda 60 olarak kabul ediliyor.”

Para karşılığında organ bağışı yapılabilir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, canlı vericili organ bağışının tamamen yasalar çerçevesinde yapılabilen bir ameliyat olduğunu vurgulayarak, “Organ bağışının maddi bir çıkar karşılığında yapılmasının çok ağır yasal cezai yaptırımları vardır. Bu cezalar alıcı, verici, bu bağışa aracılık eden kişi, ameliyatı gerçekleştiren doktor ve ameliyatın yapıldığı kurum için de geçerlidir. Bağış tamamen gönüllülük esasına uygun olarak, hiçbir baskı altında olmadan ve hiçbir çıkar beklemeden yapılmış olmalıdır.” bilgisini veriyor.

Organ nakli olanlar normal yaşamlarına geri dönemezler. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Hastalar nakil sonrası dönemde mutlaka bazı şeylere dikkat etmek, kendilerine nakledilen organı kendi vücut savunma mekanizmalarının reddetmemesi için belli ilaçları kullanmak, düzenli ve aksatmadan kontrollerine gitmek zorundalar. Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, “Ancak normal hayatlarına geri dönebiliyor, evlenebiliyor, çocuk sahibi olabiliyor, hatta ağır sporları dahi yapabiliyorlar. Nakil ameliyatından sonra profesyonel spor yaşantılarına geri dönen birçok sporcu var.” diye konuşuyor.

Organ bağışı ve nakli İslam dini açısından uygun değildir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Başka insanların hayatını kurtarabilecek bir bağışta bulunmak dinen sakıncalı olabilir mi? Türkiye’de en yetkili dini otorite olan Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, organ bağışına her fırsatta olumlu görüşlerini açıklayarak destek veriyor, hatta yapılan organ bağışının birden fazla hayatın kurtarılmasına neden olmasıyla gerçekleştirilebilecek en büyük bağış ve sevap olduğunu belirtiyor.

Ömer Asım Aksoy “Özleştirme Durdurulamaz”

Ömer Asım Aksoy “Özleştirme Durdurulamaz”

Ömer Asım Aksoy’un, Dil Devrimi’nin kazanımlarına sahip çıkmak adına kaleme aldığı yazılarını bir araya getiren “Özleştirme Durdurulamaz”, İnkılâp Kitabevi imzasıyla yeniden okurlarıyla buluşuyor.

Aydınlanma mücadelesinin önemli savaşçılarından ve Türkçe’nin gelişmesine ömrünü adamış bir isim olan Ömer Asım Aksoy, “Özleştirme Durdurulamaz” kitabıyla toplumun dil hazinesine büyük katkılar sunuyor. Kitap, Aksoy’un 1965 ve 1973 yılları arasında Türk Dili dergisinde yayımlanmış otuz dört yazısından oluşuyor.

“Özleştirme Durdurulamaz”, Dil Devrimi’ne ve onun temelini kuran Türk Dil Kurumu’na yönelik saldırılara, fikri düzeyde cevaplar veriyor. Aksoy, “Özleştirme Durdurulamaz” kitabıyla da gelecek nesle dil bilincinin aşılanması konusunda önemli bir sorumluluk üstleniyor.

Doha’dan daha fazlasını keşfedin

Doha’dan daha fazlasını keşfedin

Katar, Dünya Kupası’nın ardından her biri bütçeye uygun çok çeşitli etkinlikler ve görülecek yerler ile Türk ziyaretçilerini ağırlamaya hazır.

Uzun bir çalışma yılının ardından hak edilen bir mola isteyenler için Katar gerçek misafirperverliği sunan dünyanın en güvenli ülkelerinden biri. Zengin bir yemek, macera, plaj ve kum tepeleri çeşitliliğinin yanı sıra Katar’da Doha’dan daha fazlasını bulmak mümkün.

Doha

Doha’dan Daha Fazlasını Keşfedin

Katar, çağdaşa doğru ilerlerken bile mirasına tutunan başkenti Doha’nın yanı sıra diğer küçük şehir ve kasabalarıyla da öne çıkıyor. Bu kasabaların kimisi limanlarıyla dikkat çekerken kimisi ise gelişen petrol ve gaz endüstrisini temsil ediyor.  Ziyaretçiler, bölgenin tarihine ışık tutan köyleri, arkeolojik alanları, adaları, doğal mangrovları, altın kumları, mavi-yeşil suları ve çok daha fazlasını keşfedecek.

Doha

 Al Khor 

Katar’ın kuzeyinde bulunan Al Khor, Katar’ın doğa harikalarından antik Ain Hleetan Kuyusu ve Al Khor Kuleleri, Thakira Mangrovları, Mor Ada, Al Farkiah Plajına ev sahipliği yapıyor. Al Khor Parkı, Hayvanat Bahçesi ve İlk FIFA Dünya Kupası Katar 2022 maçının oynanacağı Bayt Stadyumu da bu şehirde görülmeye değer yerler arasında…

Al Khor Park ve Hayvanat Bahçesi: Bakımlı çimenler, taze çiçekler, gölgeli ağaçlar, taze ve yeşil bir ortamda eğlenmek için birçok eğlenceli aktivite sunuyor.  Herkes yaş grubuna hitap eden etkinlikler olması nedeniyle tüm aile bireyleri için harika bir cazibe merkezi konumunda. Parka eklenen yeni ve heyecan verici bir hayvanat bahçesi, müze, kaykay alanı, biri büyük çocuklar için, diğeri küçük çocuklar için olmak üzere iki ayrı çocuk oyun alanı dikkat çekiyor. Parkta tavus kuşlarını ve diğer kuşları barındıran devasa bir kuş kafesi, bir Amfitiyatro, çocukların gözdesi olan pille çalışan bir tren ve çok daha fazlası var.

  • Al Thakira Mangrovları: Al Thakira Mangrovları, Katar’daki en eski ve en büyük mangrov rezervi olarak kabul ediliyor. Ziyaret etmek için güzel bir yer ve çok sakin; plaj alanı yüzmek, güneşlenmek veya sadece uzanıp dinlenmek için ideal. Kayık ve kuş gözlemciliği için harika bir lokasyon.
  • Mor Ada: Al Khor bölgesinde mutlaka görülmesi gereken bir doğa harikası Mor Ada veya Bin Ghannam Adası, Al Thakira Mangrovlarına yakın mesafede bulunuyor. Adanın adı, bölgenin MÖ 2. bin yılda Kassit kontrollü mor boya endüstrisinin ana bölgesi olduğu eski zamanlardan geliyor. Bugün, ziyaretçiler adanın etrafında kanoyla dolaşabilir, yürüyüş yapabilir ve doğal güzellikler, egzotik flora ve fauna ile çevrili rustik bir deneyim sunan tesis bünyesinde kamp yapabilir.

Katar’da havanın daha serin olduğu Kasım ve Şubat ayları arasında Al Thakira Mangroves ve Purple Island’ı ziyaret etmek için en iyi zaman olduğunu söylemek mümkün.

Doha

Madinat Ash Shamal 

Madinat Al Shamal, Katar’ın en kuzeyinde, 1970’lerde ortaya çıktığı ucun hemen yakınında yer alıyor. Bugün muhtemelen Katar’ın en az nüfuslu bölgesi olmasına rağmen, terk edilmiş balıkçı köyleriyle çevrili.  Ziyaretçiler dinlenmek, güneşin ve deneyimin tadını çıkarmak için bir dizi plaj ve Madinat Ash Shamal’ın yıl boyunca sundukları doğa için için bölgeye akın ediyor.

  • Plajlar: Fuwairit Plajı, Hawksbill deniz kaplumbağalarının kuluçka yeridir ve her yıl Nisandan Temmuza kadar, kaplumbağaların rahatsız edilmemesi ve doğal ortamlarında özgür hissedebilmeleri için kuluçka mevsiminde ziyarete kapatılıyor. Fuwairit Plajı, Shamal Plajı, Maroona Plajı, Azerbaycan Plajı ve Al Ghariyah Plajı, hepsi Shamal bölgesinde yer alıyor ve her plaj kumlu plajları, berrak suları ve doğayla iç içe olabileceğiniz sakin bir ortam ile kendi tarzında benzersiz.

Al Ruwais

Al Ruwais, Madinat Ash Shamal’ın doğusunda yer alıyor ve bazı harika simge yapılara sahip küçük bir sahil kasabası.

  • Al Ruwais Plajı: Güneşin doğuşunu veya batışını tüm ihtişamıyla izlemek istiyorsanız mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri… Al Ruwais’in sessiz bir köşesinde yer alan bu plajdaki yeşil-mavi su berrak ve sığdır, bu nedenle suyun ayaklarınızın üzerinden akmasına izin vermek ve kumda çıplak ayak yürümek, bu güzel, katkısız kumsala aşık olacaksınız.

Doha

Abu Dhalouf

Abu Dhalouf, Madinat Ash Shamal’ın batısında yer alan ve neredeyse onun bir parçası gibi görünüyor. Sakin bir kasaba olmasının yanı sıra Katar’ın en güzel parklarından biri olan Abu Dhalouf Park’a sahip.

  • Abu Dhalouf Park, Katar’ın en güzel parklarından biridir. Küçüğünden büyüğüne herkese hitap ediyor. Park gür ağaçlar, çitler ve rengarenk çiçeklerle dolu. Büyükler piknik yaparken, çocukların eğlenip oyun oynayabileceği iki oyun alanı bulunuyor. Küçük çocukların da suyun tadını çıkarabilmesi için sığ suları olan bir plaja açılan hoş bir mekan. Buradaki manzaralar harika ve Madinat Ash Shamal’daysanız, bu park kaçırılmamalı.

Doha’dan daha fazlasını keşfedin

Mesaieed 

Mesaieed, Katar’daki bir başka petrol ve gaz merkezi ve 20. yüzyılda birinci derecede önemli bir alan olarak kabul edildi.  Katar’ın güneydoğusunda yer alan, Qatar Petroleum çalışanlarına ev sahipliği yapmasının yanı sıragüzel plajlar ve altın kum tepeleri ile çevrili.

  • Sealine Plajı: Mesaieed’deki en popüler plajlardan biri. Aileler ve arkadaş grupları için ideal aktiviteler sunuyor. Yüzme, deveye binme, safari turları, kampçılık, kum tepeleri ve kum tepelerinde yarıştığını göreceğiniz tüm arazi araçlarını içeren ancak bunlarla sınırlı olmayan çok çeşitli aktiviteler sunuyor. Katar’da gün doğumunu veya gün batımını yakalamak için harika bir kumsaldır ve bölgede kamp yapmak harika bir deneyim vadediyor.
  • Şarkı Söyleyen Kum Tepeleri: Adından da anlaşılacağı gibi, müzik yapan ya da sesler gibi şarkı söyleyen Şarkı Söyleyen Kum Tepeleri’ni bu alanda, hilal şeklindeki kum tepeleri grubunda da bulabilirsiniz. Bu “şarkı”, kum tepelerinde koşma, yürüme veya kaymanın neden olduğu sürtünme veya rüzgardan kaynaklanıyor.

Dice Kayek şimdi Doha’da

Dice Kayek şimdi Doha’da

 İstanbul ve Paris merkezli moda markası Dice Kayek, Harvey Nichols Doha’nın içindeki ilk pop-up mağazasını açtı.

Katar’ın başkentinde bulunan Harvey Nichols Doha’da açılan Dice Kayek pop-up mağazası 3 Aralık’a kadar moda severlerle buluşacak.

Pop-up mağazada, Dice Kayek’in Sonbahar-Kış 2022 koleksiyonunun yanı sıra bu mağaza için özel olarak tasarlanan aksesuar ve elbise koleksiyonu satışa sunuluyor. Markanın el işlemesi ve Swarovski kristal taşlı elbiseleri, Harvey Nichols Doha’nın içinde yer alan pop-up mağazada sunulan heyecan verici seçkinin bir parçası olarak öne çıkıyor.

 

Sanatının 15. Yılını konser serisi ile kutlayacak

Sanatının 15. Yılını konser serisi ile kutlayacak

Sevilen sanatçı Sıla, KerkiSolfej’in gerçekleştirdiği konserler kapsamında Türkiye’yi gezmeye devam ediyor. Kasım ayında da pek çok ilde sevenleriyle buluşacak olan sanatçı, 15. sanat yılını sevenleriyle kutlayacak.

4 Kasım Cuma günü Zorlu PSM Turkcell Sahnesi, 25 Kasım Cuma Ankara Congresium, 26 Kasım Cumartesi Erciyes Kültür Merkezi’nde konserler verecek olan Sıla, geçmişten günümüze hit olmuş şarkılarını sevenleri için söyleyecek. Dur durak bilmeyen sanatçı, Türkiye’yi gezerek konser maratonuna devam edecek.

Kıskançlığa dair…

Kıskançlığa dair…

Kl. Psk. Şehnaz Tuna

Gündelik dilde “başkasında olanı isteme”, “başkasının sahip olduğuna özenme” gibi durumları ifade etmek için de kullanılabilen kıskançlık kelimesinin kadın-erkek ilişkilerindeki asıl tanımı: “Kişinin yaşadığı ilişkisini tehlikeye sokacak (ilişkinin bitmesi, sevgilisini/eşini kaybetme), romantik bir rakibe karşı duyulan duygusal reaksiyon” olarak yapılabilir. Bu olumsuz duygu her iki cins için aynı şekilde üzücü ve yıpratıcı olsa da erkeklerin kıskançlığı daha çok cinsel unsurlarla tetiklenirken kadın kıskançlığının altında duygusal yakınlaşma tehdidi oluyor.

Evrensel ve son derece insani bir duygu olan kıskançlık belirli sınırlar dahilinde yaşandığında yer, zaman, mekân ya da kültürel farklar gözetmeksizin normal olarak karşılansa da bu sınırlar aşıldığında istenmedik ve beklenmedik olaylara yol açabilir. Aşırıya kaçtığı zaman yaşayan kişiye derin bir acı, yaşatılana ise oldukça fazla zarar veren kıskançlık duygusu insan ilişkileri açısından son derece yıkıcıdır.

Öfke, güvensizlik, utanç ve kendinden şüphe duyma gibi eşlikçi negatif duyguları beraberinde getirdiği için bastırılan ve itiraf etmekten kaçınılan kıskançlık doğuştan sahip olunan bir kişilik özelliği olarak var olabildiği gibi yaşanan bazı travmatik olaylar sonrası da kendini gösterebilir. Örneğin, erken yaşta sevgilisi tarafından aldatılan ve bununla baş edemeyen bir genç, yetişkin dönemlerinde yaşadığı ilişkilerinde partnerine karşı kıskanç bir tutum sergileyebiliyor. Indiana Üniversitesi psikoloji profesörü Robert Rydell’in kıskançlığın kökenini araştırdığı çalışmasının sonucunda eşlerini kıskanan ve eşlerinden şüphe duyan kişilerin kendine güvensizlik ve kaygı düzeylerinin daha yüksek, benlik saygı seviyelerinin ise daha düşük olduğu görülmüştür. Kıskançlık bu tarz sağlıksız durumlara yol açtığı gibi, kıskanç çiftler birbirlerini istenmeyen şekillerde kontrol ediyor, nerede olduklarını sürekli takip ediyor ve bu şekilde ilişkilerinde tamiri zor zararlara yol açabiliyorlar. Kıskançlığın bireysel zararları da bir hayli fazla. Örneğin eşine sahip çıkma iç güdüsünde olan kişi kıskandığı rakibine benzemeye çalışarak onun özelliklerine sahip olmaya çalışabiliyor. Daha da uç boyutlarda bu durum kişinin kimlik çatışması yaşamasına ve hatta depresyona girmesine dahi yol açabiliyor.

Dozunda kıskançlık ise kadın-erkek ilişkilerine tat katıyor. Kimi araştırmacılara göre kıskançlık aşkın mevcut birkaç katmanından biri, hatta bazı durumlarda bu negatif duygu pozitif sonuçlara da yol açabiliyor. Örneğin aşırıya kaçmayan kıskançlık, kaybetme korkusunu gündeme getirdiği için eşlerin birbirlerine verdikleri değerin bir ölçütü olarak algılanabiliyor.

Genel olarak söyleyebiliriz ki kıskançlık duygu olarak değil de meydana getirdiği yıkıcı davranışlardan dolayı tehlikeli bir hal alıyor. Buna verilecek en tanıdık örnek eşini ya da sevgilisini kıskanan bir erkeğin sergilediği tavırlardır. Nitekim, ülkemizde yaşadığımız kadın cinayetlerinin büyük çoğunluğunda fail kıskanç bir eş, erkek arkadaş, eski eş ya da eski erkek arkadaş oluyor.

İçinde bulunduğumuz dönemi geçmişten bağımsız değerlendirdiğimizde teknolojinin son derece yoğun kullanıldığı modern çağda eşini sürekli kontrol etmek demek ciddi bir zaman kaybı ve stres yükünün altına girmektir diyebiliriz. Nitekim günümüzde artık eşler aynı odada otururken bile ellerindeki telefonla başka kişilerle yazışıp birbirlerini aldatabiliyorlar. Dolayısıyla bu durumun kontrolü neredeyse hiç mümkün değil. İşte bu yüzden kıskançlığın o cayır cayır yakan ateşten çemberinde kavrulmamak için çözümlerden biri kişinin sevdiğine güvenmesidir.  Madalyonun bir de öbür yüzü var tabii ki. Bir gün sevdiğimiz kişi tarafından gerçekten aldatıldığımızı öğrenirsek kıskançlıkla kendimizi tüketmek ya da kişiliğimizden ödün vermek yerine bırakıp gidebilmeliyiz. Aksi takdirde bu şekilde yaşanmaya devam edecek bir hayat her iki taraf için de cehennemden daha beter bir hal alacaktır.

Sonuç olarak kıskançlık, kimi durumlarda ilişkileri besleyen bir güç olsa da belli sınırlar aşıldığında oldukça yıkıcı durumları da beraberinde getiren bir duygudur.

Her şeyde olduğu gibi kıskançlığın da “Azı karar! Çoğu zarar!

Atiye “Yeniliklere ayak uyduran ayakta Kalacak”

Atiye “Yeniliklere ayak uyduran ayakta Kalacak”

Hayatın ritmini yakalayabilenlerden… Üç yıldır yoktu. Bu dönemi; “Planlı bir ayrılık değildi. Pandemi hiç birimizin öngöremediği bir şeydi. Hiç ara vermedim, üretmeye devam ettim işte yeni çalışmalarımla buradayım” dedi. Süreci üreterek geçirdi, çalıştı, zamanın ruhuna, ritmine içindeki bitmeyen enerjisi ile her zaman yetişmeyi bildi.  Bu süreçte ayrı boyuta geçerek anneliği de öğrendi. Ve şimdi yine yeniden başarılarına yenilerini eklemek için yola koyuldu.  Müzikleriyle, sözleriyle, danslarıyla kısaca Türk Pop müziğinde kendi ritmini başarıyla sürdüren genç sanatçı Atiye bu ayki kapak söyleşi konuğumuz. Son dönemlerde ekranlarda, sahnelerde eskisi kadar bulunmayan sanatçı ile sanatında geldiği noktayı, neler yaptığını, kazanımlarını, yeni çalışmalarını sizler için konuştuk. Keyifle okumalar dileriz.

Atiye

Atiye nerelerdeydi? Neler oldu hayatınızda? 

Atiye hep buradaydı. Müzik, dans ve ben bir aradaydık. Bunlar benim vazgeçilmez tutkularım. Pandeminin ilan edildiği gün klip çekimindeydik. Her şey hazırdı. Çıkış tarihimiz bile belliydi. Bir anda her şey değişti. Psikolojik olarak zor bir süreçten geçtik dünya genelinde… Böyle bir dönemde çıkış yapmak yerine enerjisi daha güzel bir zamanda harekete geçelim istedik. Ama sürecin bu kadar uzayacağını biz de ön görememiştik. Bu arada annelik ve pandemi sonrası uyum süreci ve dünyanın çeşitli yerlerinde kayıtlarını yaptığımız çalışmalar, gel gitler, şarkılar

derken tüm bu işlerin sonunda albümün çıkması 3 yılı buldu. Albümü Ses Seda Yok ile başladık tanıtmaya… Allem Kallem, Dalgana Bak ile yola devam ettik. Şimdi de Z kuşağının çok sevdiği ‘Kendime Not’ ile devam ediyoruz.

 Artık bir anne Atiye var karşımızda… Annelik size ne kattı?

Ben açıkçası bu konularda ballandıra ballandıra duygularımı anlatmaktan hoşlanmıyorum. Çünkü çok özel duygular. Çocuk İsteyen var, istemeyen var, isteyip bir sebepten sahip olamayan var. Böyle bir hassasiyetim var. Tek diyebileceğim isteyen herkese Allah nasip etsin. Ferah Feza benim dünyam, her şeyim. Daha duygusal, sabırlı, kızı için fazlaca hayalleri olan bir anne oldum. Kızımla vakit geçirmeye bayılıyorum. Ondan bir sürü şey öğreniyorum.

Müzik dünyasına ara verdiğiniz hep konuşuldu? Bu doğru bir yakıştırma mı? Müziğe ara verdiniz mi?

Hayır… Hiç ara vermedim. Sadece hazırlığını yaptığımız işi Pandemi nedeniyle doğru zamanı bekleyerek geç sumak zorunda kaldık. Koca bir albümü bitirdik. Bol bol beste yaptık. Kızımı dünyaya getirdim. Ona bol bol gönlümce vakti ayırdım. Film izledim. Kitap okudum, yeni döneme hazırlandım. Bahçede vakit geçirdim. Ağaçlar ve bitkiler hakkında daha fazla bilgiye sahip oldum. Eskiden beri doğayı severim. Aramızda güçlü bir bağ oluştu. Doğum andan itibaren müzikle nefes alıp vermeye ve yaşamaya başladım. Baştan aşağı arınma gibi bir süreç geçirdik.

Atiye

 Yeni parçanız ve albümünüzden bahseder misiniz?

Albüm adı gibi tam deli işi oldu. Sürekli farklı ülkelerde yeni insanlarla tanışarak ve çalışarak. Kendimize özgü melodileri, farklı kültürlerin motifleriyle harmanlayarak başka ve sound olarak güçlü bir albüm yapmak istedik. Kendimizi tekrar ederek kolaya kaçmak yerine yenilikleri takip edip onları uyguladık. Müzikal olarak Türkiye’de yapılan pop müziğin üzerinde güçlü soundu ve lirikleri olan bir albüm oldu. Rap şu anda çok revaçta. Bizim gibi müzik yapanlar son dönemde iyi işler ortaya çıkarmaya başladı. Pop müzikteki duraklama döneminin yeniden yükselişe geçmesine katkı sağlayacak bir albüm oldu. Kocaman bir ekiple, dünya işi yaptık.

Bu albümde süreç nasıldı anlatır mısınız kimlerle çalıştınız?

Çok uzun süren bir çalışma sürecinden geçtik.  Üç ay Hindistan’da kaldım.. Hem onların danslarını öğrendim, hem de yerel ve dünyaca ünlü Hintli müzisyenlerle kayıtlarda çalıştık.

Yunanistan’a gittik. Orada a dünyaca ünlü darbukacı benim için özel ürettiği bir enstürman aldım. Tam dünya işi olan, her notasında büyük emeğin olduğu bir albüm oldu.

Albüm ya da single hikâyesinden bahseder misiniz? Ne tür parçalar var? 

Nitelikli ve kimlik, etnik ögelerin fazlaca yer aldığı ama günümüz dünyasının soundlarının bulunduğu fusion pop bir albüm yaptık.

Çok genç yaşat sizi tanıdık. O günkü Atiye ile bugün atiye arasında annelik dışında nasıl bir fark var?

Okuyan, dinleyen kendini hep bir adım öteye taşıyan bir Atiye oldum. Çok çalıştım. Var olduğum yeri çalışarak emeğimle elde ettim. Yıllar içinde ne istediğini bilen kendinden çok emin bir noktadayım.

Atiye

Size ilham olan isimler oldu mu? Kimler?

Sadece bir kişiyi örnek gösteremem ama birçok farklı müzik stillerini dinliyorum. Çoğunun adını bile bilmezsiniz. Ama Madonna, Michael Jackson, Sting, George Michael, Prince de severim.

Pop müzik genel anlamda sizce durakladı mı? 

Her şey de olduğu gibi… Aslında bir duraklama dönemi değil de üretim azlığı oldu diyebiliriz. Müzik zevkleri ve eğilimleri değişti. Bu yeniliklere ayak uyduran ayakta kalacak.

Siz çok sevilen, çok yerde parçaları çok çalınan, dinlenilen bir isim oldunuz… Olmadığınız dönemler merak uyandırdı doğal olarak. Dinleyicilerinin bu sadakatini nasıl yorumluyorsunuz?

Gerçek sanatçı sanatıyla her zaman anılır. Bizi var eden üretimlerimiz. E sosyal medya gerçeği de var.  Sekiz yıl önce söylediğim bir şarkı yeniden Tik Tok’ta viral oldu. Ya da birinin dans videosunda benim söylediğim bir şarkıyı kullanıp onun popüler yapması gibi konularda aktif olarak sahnede olmasam da var olmamı desteklediler. Dinleyicimle aramda kurulan saf, temiz, çıkarsız sadece sevgiye dayalı bağ bizi ayakta tuttu.

Sahne size ne ifade ediyor? Sahnedeki Atiye ‘den de bahseder misiniz? 

Büyülü. Bulutların üstünde. Şarkı söylerken ve dans ederken en yalın halinizle binlerce göz tarafından takip ediliyorsunuz. Bilinçli bir transa geçme hali. Seyircim ile hiperaktif ve interaktif bir iletişim kurmayı seviyorum. Yorulmak nedir bilmem.

Atiye

Yaşadığınız zorluklar oldu mu bu sektörde?

Sağlam adımlarla ilk günden beri kendi kararlarımla ilerledim. Çocukluğumdan beri ne istediğimi biliyordum. Ve ona doğru ilerlerken donanımlarımı da öyle oluşturdum. O yüzden taviz vermem gereken olaylarla hiç karşılaşmadım.

Kararlı bir insan mısınız? Çok sık fikir değiştirdiğiniz olur mu? Çıkış şarkınıza nasıl karar veriyorsunuz ya da albümdekilere?…

Duygusal olarak sürekli dalgalanmalar yaşıyoruz. Hep iyi olmak, hep güzel olmak ve başarıyı devam ettirmek zorunda olmak stresli bir hal içinde olmanızı sağlıyor. Alkış, şarkının sevilmesi, hep bir ağızdan söylenmesi. İşte bunlar tüm yorgunluğunuza değiyor. Bir maç bitiyor ve sonra diğer maç için hazırlıklar başlıyor.

Sosyal medya kullanıyor musunuz? Nasıl yönetiyorsunuz? 

Evet kullanıyorum. Anlık olarak yaptığım işle ilgili tüm duyurularımı paylaşıyorum. Bazen canlı yayınlarda buluşuyoruz. İnteraktif ve güncel bir şekilde yönetiyorum

 Dünyada haksız bir rekabet söz konusu… Satın alma yaparak elde edilen beğeniler var. Gerçek olmayan görüntülenme ve tıklamalar…  Trende videolar ve müzik listelerine girmek, Platformların üst sıralarda bulunmak gibi yapay süreçler de hayatta var oldular. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Dünyanın her yerinde olan olaylar. Yapay ve doğal olan artık dinleyici tarafından ayrıştırılıyor. Er meydanı sahnedir. Konser vermeye kalkınca hepsi dökülmeye başlıyor. Gerçek sanat yapanla ticaret yapanlar her zaman elemilasyondan geçer. Üst sıralarda olmak, çok çalınmak bir kriter değil artık. Konser verdiğinizde gerçekler ortaya dökülür. Sistemin buna izin vermemesi, böyle yapanları tespit edip otomatik olarak silmesi gerekiyor.

Atiye

Size göre sektörün eksikleri neler?

Üretim eskisi kadar olmuyor. Şimdi rap revaçta ve bir dönem gelecek başka akımlar ve soundlar ön planda olacak.

Hızlı tüketim çağında sıkışıp kaldık. Bu çağ sizi korkutuyor mu? Ne gibi korkular?

Çağın gerisinde kalmak ve demode olmak sadece. O yüzden dünyayı ve çevremi sıkı bir şekilde takip ediyorum.

Sizin verdiğiniz görüntü; her zaman çok dinamik ve enerjik… Bunun için bir şeyler yapıyor musunuz?

Az yemek, düzenli hayat, kaliteli uyku ve spor. Sigara hiç içmem. Yediğimiz her şey organik. Az et, balık ve bolca yeşil ve renkli besinleri tüketiyorum. Tatlı ve süt ürünlerini tüketmiyorum. Bol su içerim. Bitki çayları içiyorum. Dengeli ve kararında yiyerek yaşıyorum. Uzun uzun yürüyüşler yaparım. Sporda hayatımın bir parçası.

Peki sizce bir şarkının, bir klibin ömrü içinde bulunduğumuz “hızlı tüketim” çağında ne kadar?

Rap yapanların hızı ve dinleyicinin hızla tüketmesi 1 ay. Ama tutan bir şarkı için süre daha da uzuyor. Kendi şarkınızı yazan biriyseniz zaten onu yazma ve kaydetme süreçleri var. Klip sadece sosyal medya platformlarında bir etiket oldu. Müzik kanalları sayısı tv izlenme oranları gibi hızla düştüğü için diyebilirlim.

Atiye

Yalnızlıktan korkar mısınız? Ya da yalnızlığı sever misiniz?

Yok korkmam. Çok da severim. Bizim işimizle uğraşan insanların üretim açısından en çok ihtiyaç duyduğu şey.  O yüzden akşamları daha rahat çalışırız.

Kolay sinirlenir misiniz? En çok neye kızarsınız?

Anlıktır sinirlenmem. Plansız programsız hareket etmeyi severim. İşle ilgili mükemmeliyetçiyim. Tembelliği ve yalan söylenmesini sevmem.

 Kendinizi nasıl yenilersiniz? Şehirden uzaklaşan doğaya bir süre kapanan insanlar var, spor yaparak zihnini yenileyen var… Siz hangi gruptasınız?

Evim doğanın içinde sayılır. Sabah ve akşam kızım ve köpeğimle uzun uzun yürüyüşlere çıkarım. Bisiklete binmeyi çok severim. Spor hayatımda hep bir yerde duruyor. Düzenli olarak spor yapıyorum. Bir de ailemin olduğu Almanya Bremen’e gitmek bana güç veriyor. Orada özgür bir şekilde kendimle baş başa kalarak yenileniyorum.

 Sosyal medyayı aktif kullanır mısınız?

Gerektiği kadar kullanıyorum. Kendiişlerimi, kişisel dünyamı ve yaptıklarımı paylaşmak hoşuma gidiyor. İnteraktif bir şekilde dinleyicim ile olan ilişkimizi devam ettiriyoruz. Organik olarak büyüme de devam ediyor.

Kimleri takip edersiniz?

Sosyal medya hesaplarım herkese açık. Oraya bakarlarsa görürler.

Yeni projeler var mı ya da bu soruyu şöyle soralım gelecek planlarınızdan bahseder misiniz?

Yeni şarkılar var. Birikti cepte. Albümden 4 video klip yayınladık. Şimdi bir yeni şarkıyı single olarak yayınlamak için kolları sıvadık.

Sizce başarının sırrı nedir?

Çok çalışmak, dünyayla aynı frekansta olmak. Her gün bir öncekinin bir adım önünde başlamak zorundasınız. Üreten, okuyan, yazan çizen insan her zaman ayakta durmayı başarır.

Marka Olabilmenin Anahtarı; Kurumsal Olabilmektir…

Marka Olabilmenin Anahtarı; Kurumsal Olabilmektir…

Top 5 By Dilek Birgen

“Marka Bilinirliği” ile “Marka Bağlılığı” arasındaki altın vuruş farkındalık yaratmakla başlar… Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki; insanların aklında yer edinen markalar incelendiğinde, O markanın kurumsal kimliği ve değerlerinin hedef kitle nezdinde bilinirliği ilk sırada gelendir. Her şirketin kendine özgü veya en azından benzersiz bir şekilde ifade edilen değerleri olmalıdır.  İkinci adımda ise marka kimliğinin dışarıda yarattığı algı, görünürlük bilinirlik etkisi ile çalışanlara sunulan iş yeri kültürünün uyumudur. Bir kuruluşun dışarıdan nasıl algılandığı,  içeride nasıl düşünüldüğü ile doğru orantılıdır.  Bu uyumu yakalayan markalar tüm paydaşları üzerinde değer yüksek yaratır.  Marka; bu değerler zinciri ile bir taraftan kurumsallaşır, diğer taraftan da kendini rakiplerinden ayrıştırır.  Çoğu insan; kullandıkları birçok markaya kurumsal kimliğine, logosuna duyduğu sempati ile yakınlaşır. Dolayısıyla insanların aklında ve duygularında oturmuş bir marka kültürü, sürdürülebilir bir rekabet avantajını da sağlar. Sağlıklı, etkili bir marka kültürü pek tabii işinizi her yönüyle geleceğe hazırlar.

Gelelim Pause dergi okuyucuları için hazırladığımız Top5 listemize…

Top 5 By Dilek Birgen

1—-Kasım ayında balkabaklı lezzetler bir arada!

Kahve Dünyası’nda her ay farklı lezzetlerle karşımıza çıkıyor. Kasım ayında balkabağının en lezzetli hallerini tatma şansı bulacağız.

Balkabaklı Dondurma ve Balkabaklı Milkshake başrolde yer alırken, Cadılar Bayramı özelinde sadece kasım ayı boyunca menüde yer alan Halloween Cookie ve Pasta da balkabağını farklı lezzetlerde deneyimlemek isteyenleri bekliyor. Kahve Dünyası’nın en sevilen çikolatalarından Lavi de Halloween konsept tasarımlı kutusuyla sevenlerini heyecanlandıracak.

Top 5 By Dilek Birgen

2—–Mutlu anların en harika hediyesi

Çikolata tutkunlarının vazgeçilmezi GODIVA, zengin hediyelik ürün seçkisiyle karşımıza çıkıyor.

Özel hediye seçenekleri arayan çikolata severlerin favorisi olan GODIVA, zengin hediyelik ürün seçkisindeki eşsiz lezzetlerini şık sunumlarla buluşturuyor.

Royal Box koleksiyonundan yeni doğan tebriği için Bebek Çikolata kutularına her özel anınıza uygun harika hediye alternatifleri sunuyor. GODIVA, elliden fazla özel kutu ve hediyelik sepet alternatifinin yer aldığı geniş ürün yelpazesiyle her yaştan ve her yaşam stilinden çikolata severin favorisi oluyor. GODIVA’nın hediye koleksiyonunda aynı zamanda özel mesaj içeren hazır not kartları ve kurdeleler gibi hediyeleri kişiselleştirmek için seçenekler yer alıyor.

Kansersiz Yaşam Derneğini destekliyor

3—Kansersiz Yaşam Derneğini destekliyor

Six Senses Kocataş Mansions, İstanbul, Meme Kanseri Farkındalık Ayında Kansersiz Yaşam Derneği’ne destek veriyor.

Six Senses Kocataş Mansions; Ekim ayı boyunca Kansersiz Yaşam Derneği tarafından seçilecek hastalara Spa’da Alchemy Bar Workshop’u sunmasının yanı sıra Six Senses Spa’da, Kansersiz Yaşam Derneği yararına satışa sunulan ürünlerle misafirlerini de bu iyilik hareketine dahil olmaya davet ediyor.

Yıl boyunca da Kansersiz Yaşam Derneği’ne Spa’da özel ayrıcalıklar sunmaya devam edecek olan Six Senses Kocataş Mansions ek olarak Dernek yararına gerçekleştirilecek ürün satışlarıyla Kansersiz Yaşam için destek verecek.   Bende b kampanyayı canı gönülden destekliyorum. Sizleri de Six Senses Kocataş Mansions’a bekliyoruz.

Yaşlanmaya çözüm mü geldi?

4—-Yaşlanmaya çözüm mü geldi?

Dermokozmetik markası Neostrata, glikolik asit mucizesi ile cildi pürüzsüzleştirirken kırışık ve gözenek görünümünü en aza indirmeye yardımcı oluyor.

Yaşlanma belirtilerini ve gözenekleri hedef alan seri, cildi tahriş etmeden yeniliyor ve güzelleştiriyor. Seride kullanılan akıllı Amoretik Kompleks teknolojisi, kıdemeli dağılım sistemi ile asitlerin iritasyon potansiyelinin en aza indirilmesini sağlıyor. Hücre yenilenmesiyle birlikte, daha sağlıklı ve pürüzsüz bir cilt görünümü için, alt katmanladaki dokunun ortaya çıkarılmasına yardımcı oluyor. Klinik çalışmalarda görüldüğü üzere, düzenli günlük kullanımda kazayağı ve ifade çizgilerini hedefleyerek cildi dolgunlaştırıyor ve sıkılaştırıyor.

Emporio Armani'den geri dönüştürülmüş gözlükler

5—-Emporio Armani’den geri dönüştürülmüş gözlükler

Emporio Armani’nin sorumluluk bilinci, 2022/2023 Sonbahar/Kış sezonu için sürdürülebilir gözlük seçkisiyle devam ediyor.

En az yüzde 50 organik içerikten oluşan bir malzeme olan biyo asetattan yapılan ve geri dönüştürülmüş polyesterden (yaklaşık yüzde 50 geri dönüştürülmüş içerik) yapılmış özel bir ambalajla sunulan iki güneş modeli, markanın çevreyi korumaya odaklandığını kanıtlıyor. Erkek ve kadınlar için benzersiz dinamik ve metropolitan izler taşıyan tasarımı, sapların yapısını görmeyi sağlayan şeffaf renklerle yumuşatılmış, belirgin açılara sahip güçlü çizgiler sunuyor.