Yazılar

Gloria Hotels & Resorts’dan Sevgililer Günü için özel paket

Gloria Hotels & Resorts’dan Sevgililer Günü için özel paket

Gloria Hotels & Resorts ayrıcalıklarla dolu Sevgililer Günü paketiyle tüm çiftlere hafızalara kazınacak bir 14 Şubat vadediyor.

Gloria Hotels & Resorts, 10- 15 Şubat 2023 tarihleri arasında Gloria Golf Resort ve Gloria Verde Resort’te minimum 2 gece konaklayan tüm çiftlere her anlarını özel kılacak ve unutamayacakları bir 14 Şubat deneyimi vadediyor.

Havalimanı transferlerinden başlayarak çiftleri odalarında karşılayan sürpriz ikramlara kadar her detayın özenle düşünülmüş.

Gloria Hotels & Resorts şefleri tarafından geceye özel hazırlanan ve aşkınıza lezzet katacak Sevgililer Günü menüsü, Gloria Golf Resort’ün sevilen İtalyan A La Carte restoranı L’ancora’nın ve Gloria Verde Resort’ün Fransız A La Carte restoranı Bazilika’nın romantik atmosferiyle birleşerek her anı aşk dolu bir seremoniye imza atıyor.

Sevgililer Günü kapsamında gerçekleşen konaklama paketinde ücretsiz oda servisinden gün boyu gerçekleşecek sürpriz aktivitelere kadar zengin seçenekler çiftleri bekliyor. Çiftler ayrıca, Gloria Golf Resort ve Gloria Verde Resort’ün eşsiz SPA’sında birlikte deneyimleyecekleri özel masajla 14 Şubat heyecanını ikiye katlıyor.

Rezervasyon: 0242 710 23 00

Kanserde doğru bilinen yanlışlar

Kanserde doğru bilinen yanlışlar

Çağın hastalığı olarak tanımlanan kanserle ilgili internet ya da sosyal medya mecralarında birçok yanlış bilgi bulunuyor. Kanserle mücadele aşamasında kulaktan kulağa yayılan bu yanlış bilgiler tedavi sürecini de olumsuz etkileyebiliyor. Memorial Ataşehir ve Hizmet Hastaneleri Genel Cerrahi ile Meme ve Endokrin Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, “4 Şubat Dünya Kanser Günü” öncesinde kanser hakkında doğru bilinen yanlışlar konusunda bilgi verdi.

Pause Dergi Prof. Dr. Bülent Çitgez

1-Kanser bulaşıcıdır?

Yanlış! Kanser bulaşıcı bir hastalık değildir. Kanser, bakteri ya da virüsle oluşmadığı için kişiden kişiye hava ya da temas yoluyla bulaşmamaktadır.

2-Kanser belirti vermeden ortaya çıkar?

Yanlış! Her tümör ve her kanser aynı şekilde gelişmemektedir. Bazı kanser çeşitleri hemen vücudun yüzeyinde olduğu için, çok erken evrede bile belirti verebilmektedir. Özellikle meme, testis, lenf bezleri veya yumuşak doku tümörlerinde cilt altında şişlik ilk belirtiler olabilmektedir. Ancak akciğer gibi vücudun içinde ya da karın içi bölgesinde oluşan tümörler ileri evrelerde ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle erken teşhis için senelik rutin kontrollerin hayati önemi bulunmaktadır.

3-Mamografi çektirmek meme kanserine neden olur?

Yanlış! Her ne kadar halk arasında mamografinin meme kanserine neden olabileceği gibi bir inanış olsa bile tıp literatüründe bu şekilde bir bilgi bulunmamaktadır. Yapılan birçok bilimsel araştırmada mamografinin kanseri tetiklediği ya da zemin hazırladığı yönünde bir bilgi mevcut değildir. Tam tersine yapılan rutin mamografi tetkikiyle meme kanserinin erken evrede tespit edilmesi sağlanmaktadır.

4-Biyopsi kanserin yayılmasına neden olur?

Yanlış! Kanser ve biyopsi hakkında bu bilgi de doğruyu yansıtmamaktadır. Biyopsi kanserin yayılmasına neden olmamaktadır. Bu yanlış bilginin doğru olduğu düşünülse bile biyopsi yapıldıktan sonra hemen kanser tedavisine başlanacağı için kanserin yayılmasına fırsat bile olmayacaktır.

5- “Ailemde kanser hastası yoksa risk altında değilim”

Yanlış! Bazı kanser türleri kalıtsal olabilmektedir. Ancak meme kanseri örneğinden yola çıkacak olursak hastaların büyük bir çoğunluğu ailesinde kanser olmayan kişilerden oluşmaktadır. Bu nedende ailesinde kanser olmayan kişilerin kanser olmayacağı bilgisi doğru değildir. Ancak ailesinde kanser hikayesi olan kişilerin kanser bakımından daha dikkatli olması gerekmektedir. Bu nedende rutin sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi önemlidir.

6- “Erkeklerde meme kanseri olmaz”

Yanlış! Erkeklerde de meme kanseri vakaları görülmektedir. Erkek meme kanseri oranı kadınlara oranla çok daha düşüktür. Her 100 kadın meme kanserine karşılık 1 tane erkek meme kanseri vakası görülmektedir.

7- “Bitkisel destekler, kemoterapiden daha etkili”

Yanlış! Yapılan bilimsel çalışmalarda bitkisel ürünlerin kemoterapi yerine kullanılmasının faydasının olmadığı ortaya konulmaktadır. Hastalar antioksidan özellikleri nedeniyle kemoterapinin yan etkilerini azaltmak için kullanılan zerdeçal, propolis, çörek otu yağı gibi bitkisel ürünler kullanabilmektedir. Ancak destek amaçlı da olsa kullanılan bitkiler kemoterapi ilaçlarının etkinliğini azaltabilmektedir.  Bu nedenle, kemoterapi ile birlikte kullanımı sonucunda ilaç etkileşimine yol açabileceği, kemoterapi etkinliğini azaltabileceği ya da yan etkisini arttırabileceği unutulmamalı ve kemoterapi sürecinde beraber kullanılmamalıdır.

8- “Meme kanseri oldum, mememi kaybedeceğim”

Yanlış! Günümüzde meme kanseri ameliyatlarında meme koruyucu cerrahi ön plana çıkmaktadır. Gelişen teknoloji ve kemoterapi yöntemleri sayesinde ileri evre ileri evre meme kanserlerine bile meme koruyucu cerrahi uygulanabilmektedir. İleri evre meme kanserlerinde kemoterapi tedavileri uygulanarak evre küçültülmekte arkasından meme koruyu cerrahi yapılabilmektedir. Meme içinde yaygın tümörlerde bile Subkutan Mastektomi denilen memenin içinin boşaltılıp silikon yerleştirildiği cerrahi yöntemlerle meme korunabilmektedir.

9- “Tedavi olsam da kanser geri gelir”

Yanlış! Erken evrede teşhis konularak tedavi olan hastalarda başarı oranı artmaktadır. Tedavinin ardından özellikle 5 sene sonra kanser riski hiç kanser olmamış kişilerle neredeyse aynıdır. Ancak daha önce hiç kanser olmamış kişilerde bile kanser olma riski varken, kanser hikayesi olan kişilerin riskinin daha fazla olduğu da bilinmektedir.

10- “Emziren kadınlar meme kanseri olmaz”

Yanlış! Maalesef meme olan her yerde meme kanseri gelişebilir. Emziren kadınlarda hormonal durumlardan dolayı meme kanseri riski azalmaktadır. Riskin azalması emziren kadınların meme kanseri olmayacağı anlamına gelmemektedir. Bu nedenle hangi dönemde olunursa olunsun memede kitle varlığında zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır.

Çocuğunuzun iki bacağının eşit olduğuna emin misiniz?

Çocuğunuzun iki bacağının eşit olduğuna emin misiniz?

gelişimini yakından takip ediyor, adeta gözünün içine bakıyorsunuz. Peki hiç ayak izlerine baktınız mı! Ya da bir çift ayakkabının teki tam olup, diğeri biraz sıktığında bunun altında ortopedik bir sorun yatabildiğini düşündünüz mü? Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Eralp çocuklarda bir bacağın diğerine göre kısalığının (uzuv kısalığı) yaygın görülen bir sorun olduğunu, ancak özellikle 2 cm’in altındaki kısalıkların dikkatli bakılmadıkça fark edilemeyebildiğini söylüyor. Bu nedenle ailelere, çocuklarını dikkatlice gözlemlemelerini, özellikle de banyo sonrası ya da kumsalda gezinirken ayak izlerine bakmalarını tavsiye eden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Eralp, çocuklarda bacak (uzuv) kısalıkları hakkında açıklamalar yaptı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Toplumumuzda çok yaygın olan bel ağrısı şikayetlerinin altında, bir bacağın boyunun diğerinden daha kısa olmasının da yatabildiğini biliyor muydunuz? Peki, aldığınız ayakkabının tekinin normal olup diğer ayağı sıkmasının da aynı nedenden kaynaklanabildiğini? Günlük yaşantıda normal gibi görünen hatta hiç fark edilmeyen bazı sorunlar sadece ailelerin dikkatli gözlemleriyle ortaya çıkabiliyor! Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Eralp bu noktada anne babaların çocuklarını, onların dikkatini çekmeden ve psikolojik rahatsızlığa yol açmadan dikkatlice gözlemlemeleri gerektiğini belirterek “Bacak boyunun eşit olmaması (uzuv kısalığı) ancak bu dikkatli gözlemler sonucu anlaşılabilen hastalıklardan biridir. Günlük yaşantıda gözle görülen herhangi bir değişikliğe yol açmadığı için özellikle 2 santime kadar olan tek bacak kısalığı genellikle fark edilmiyor.” diyor. Prof. Dr. Levent Eralp şöyle konuşuyor: “Bacak kısalığı denilen sorunda, kalçadan parmak ucuna kadar olan bütün uzuvdan bahsediyoruz. Vücudun bir ya da birkaç noktasında tek bacak kısalığına sebep olan bozukluk olabilir. Amerika’da yapılan bir araştırma çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor; devlet tarafından liselere bir halk sağlığı görevlisi atanıyor. Kadın görevliler bütün kız öğrencileri vücutlarını görecek şekilde muayene ettiklerinde, bir çoğunda o güne dek hiç fark edilmemiş sırt eğrilikleri olduğunu görüyorlar. Böylece yüzde 4-5 olan skolyoz oranı bir anda yaklaşık 3 kat artıyor. Yani bir takım iskelet sistemi değişiklikleri ya da bozukluklarında göze çarpmayan, ailenin önemsemediği, çünkü günlük hayatı sekteye uğratmayan aksaklıklar söz konusu olabiliyor. Ancak özellikle bunlar çocukluk çağında artma eğiliminde olduğu için tanıda gecikmemek gerekiyor. Skolyozda olan sorun, tek bacağın kısalığında da geçerli.”

Pause Dergi

Prof. Dr. Levent Eralp

Ayak izine dikkatlice bakın!

Sağ ve sol bacak ya da kollar arasında uzunluk farkı olmasına uzuv kısalığı denildiğini belirten Prof. Dr. Levent Eralp, kollar arasında 5 cm altında uzunluk farkı olmasının, görüntü dışında, kullanma bozukluğuna neden olmayacağını, bu nedenle uzuv kısalığının daha çok bacaklarda yaşandığında çeşitli sorunlar ortaya çıkarabildiğini söylüyor. Tek bacağın kısalığına; doğuştan kemik hastalıkları, geçirilmiş kazalar, çocukluk çağında geçirilen kemik iltihapları, romatizmal ya da nörolojik hastalıkların yol açabildiğini söyleyen Prof. Dr. Levent Eralp teşhis konusunda “çocuğunuzun ayak izlerine dikkatli bakın” diyor ve şöyle anlatıyor: “Toplumumuzda yaygın görülen bir sorun olan tek bacak kısalığını fark etmek için anne babalar çocuklarının kışın banyo sırasında bedenlerine dikkatlice bakmalı, banyodan çıktıktan sonra da her iki ayak izini kıyaslamalıdır! Çocuk banyodan çıkar ve ıslak ayakla yere basar ama ama iki ayağının izi birbirinin aynı değildir. Dikkat etmezseniz gözden kaçırırsınız ama dikkat ederseniz görürsünüz. Veya yazın kumsalda yürürken çocuğun iki ayağının izi birbirinden farklı ise tek bacak kısalığı olduğunu tespit edebilirsiniz. Dolayısıyla çocuğun ayak izlerine ve özellikle yavaş yürürken aksamasının olup olmadığına dikkat etmek gerekir.”

Tek bacak kısalığında tedavi yöntemleri!

Anne babaların çocuklarının bacağını mezura ile ölçmeye kalkmamaları, çünkü bunun yanıltıcı olacağını söyleyen Prof. Dr. Levent Eralp sadece gözlem yapmaları ve gerekli durumlarda ihmal etmeyip hekime başvurmaları gerektiğini vurguluyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Eralp 2 cm’e kadar olan, 2-5 cm arası ve 5 cm’in üzerindeki tek bacak kısalığının tedavi yöntemlerini şöyle anlatıyor: “Bacaklarda 2 cm altındaki boy farklarında, kısa olan tarafın ayakkabısının içine ya da altına yapılacak takviyeler ile boy farkının ortadan kaldırılması en uygun tedavidir. 2-5 cm arasındaki farkta ise cerrahi tedavi şarttır. Bu durumda çocuklarda iki taraf uzuvlarının boyunu eşitlemek için ya kısa taraf uzatılır ya da uzun olan tarafın uzaması yavaşlatılır. Uygun tekniğe hekim altta yatan hastalık ve boy uzaması için geride kalan süre gibi faktörleri değerlendirerek karar vermelidir. 5 cm’den fazla ise; mutlaka kısa olan tarafı uzatmak gerekir ancak yine hekimin yapacağı değerlendirmelerle tekniğe karar verilmelidir.”

Pause Dergi

Bel ağrısından eklem kireçlenmelerine!

2 cm’den kısa da olsa bacak uzunluğu farkının bel ağrısı şikayetlerine neden olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Levent Eralp “Ayak bileği, diz, kalça ve bel esasında birbirine uyumlu çalışan dişli çarklar gibidirler, birbiriyle bağlantılı olarak bir düzen içerisinde çalışır. Ancak eğer bu dişlilerden bir tanesi diğerleriyle uyumlu dönmüyorsa zaman içinde diğerlerinin dişlerini aşındırır. Dolayısıyla cerrahi tedavi gerektirmeyen 2 cm’in altındaki kısalıklar bile bel ağrısı ve zaman içerisinde eklem kireçlenmelerine yol açabilir.” uyarısında bulunuyor. Anne babaların, çocuklarında tek bacak kısalığı durumunda doğru bilinen yanlışlara dikkat etmeleri ve bunlardan uzak durmaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Levent Eralp, örneğin; ip atlamak, seksek oynamak, tek ayağını öne doğru savurmak gibi yöntemlerin bacak uzatmada etkisinin olmadığı, aksine tedavide gecikmeye yol açabileceği konusunda uyarıyor.

Tüm Türkiye’yi saran turne başlıyor

Tüm Türkiye’yi saran turne başlıyor

Kültür sanatın lokomotifi KerkiSolfej, dolu dolu konser programıyla şubat ayında da sanatseverlere müzik dolu zamanlar yaşatacak. Türkiye’nin birçok ilinde gerçekleşecek konserler, stand-up gösterileri ve tiyatro oyunlarıyla sevilen sanatçılar, hayranlarıyla bir araya gelmeye devam ediyor.

İstanbul’da Doyasıya Eğlence

Şubat ayında İstanbul’da kültür sanat ekinlikleri dolu dizgin devam ediyor. Sefa Doğanay stand up gösterisi Kokpit’le 4 Şubat Cumartesi Mall of İstanbul MOİ Sahne, 18 Şubat Cumartesi Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde kahkahalar estirecek. Geçen yıldan beri Türkiye’yi karış karış gezerek büyük beğeni toplayan Şaşırt Beni oyunu 15 Şubat Çarşamba Mall of İstanbul MOİ Sahne’de sanatseverlerle buluşacak.

Elçin Sangu ve Hayko Cepkin’in başrolünü paylaştığı bir Broadway Müzikali Jekyll & Hyde; 13 Şubat Pazartesi Zorlu PSM Turkcell Sahnesi, 20 Şubat Pazartesi Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde tiyatro tutkunlarıyla buluşacak.

Sevgililer Günü özel konserinde ise Türk müziğinin sevilen kadın sanatçılarından Sıla, 14 Şubat Salı akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde şarkılarıyla romantik anlar yaşatacak.

Bursa’da Konser Coşkusu Yaşanacak

Ünlü isimler şubat ayında Bursalılara eğlence dolu anlar yaşatacak. Bursa Suare’de gerçekleşecek kış konserlerinde; 4 Şubat Cumartesi Sıla, 8 Şubat Çarşamba Redd & Tuğkan, 15 Şubat Çarşamba Ari Barokas, 22 Şubat Salı Feridun Düzağaç, 25 Şubat Cumartesi Seksendört eğlence dolu anlar yaşatacak.

Ankara ve İzmir Müziğe Doyacak

Congresium Ankara’da 6 Şubat Pazartesi Jekyll & Hyde, 10 Şubat Cuma Sıla, 17 Şubat Cuma Duman, 18 Şubat Cumartesi Buray, 24 Şubat Cuma Candan Erçetin sahne alacak. İzmir Arena’da ise şubat ayında; 10 Şubat Cuma Redd, 24 Şubat Cuma Duman eğlence severlerin karşısına çıkacak.

Ünlü İsimlerin Şubat Ayı Turnesi

Türkiye’nin farklı illerindeki hayranlarıyla şubat ayında da bir araya gelmeye devam eden sanatçılar, performansıyla fırtınalar estirecek. 10 Şubat Cuma Eskişehir If Performance Adamlar, 11 Şubat Cumartesi Konya Selçuklu Kongre Merkezi Anadolu Oditoryum Sıla, 14 Şubat Salı Eskişehir Vehbi Koç Kongre Merkezi Dolu Kadehi Ters Tut, Can Ozan, Sedef Sebüktekin, 15 Şubat Çarşamba Kayseri EKM Erciyes Kültür Merkezi Erol Evgin, 17 Şubat Cuma Kayseri EKM Erciyes Kültür Merkezi Buray, 17 Şubat Cuma Gaziantep Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi Erol Evgin, 18 Şubat Cumartesi Diyarbakır Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi Erol Evgin, 18 Şubat Cumartesi Kayseri EKM Erciyes Kültür Merkezi Duman, 19 Şubat Pazar Aydın Atatürk Spor Salonu Dolu Kadehi Ters Tut, 22 Şubat Çarşamba Adana Jolly Joker Adamlar, 24 Şubat Cuma Gaziantep Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi Adamlar, 24 Şubat Cuma Rize İsmail Kahraman Kültür Merkezi Sefa Doğanay, 25 Şubat Cumartesi Diyarbakır Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi Adamlar, 25 Şubat Cumartesi Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi AKM Salonu Sefa Doğanay, 26 Şubat Pazar Trabzon Anemon Hotel Dolu Kadehi Ters Tut, 26 Şubat Pazar Giresun Belediyesi Kültür ve Fuar Merkezi Sefa Doğanay, 27 Şubat Pazartesi Diyarbakır Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi Buray, 27 Şubat Pazartesi Samsun Neco Plaza dolu Kadehi Ters Tut, 28 Şubat Salı Gaziantep Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi Buray, 28 Şubat Salı Ordu Recep Kara Spor Salonu Dolu Kadehi Ters Tut sevenlerinin karşısına çıkacak.

Kötü hava etkilemedi

Kötü hava etkilemedi

Başarılı şarkıcı Murat Balcı, Ataşehir Watergarden’daki Endoff’da sahne aldı. Programına hızlı bir giriş yaparak hareketli şarkılarla başlayan Balcı, “Bu yağmurlu havada hareketli şarkılarla içinizi ısıtmak istedim” dedim. Sahnede ki enerjisiyle büyük beğeni toplayan Murat Balcı, sevilen şarkılarını kendisini dinlemeye gelen sevenleriyle birlikte hep bir ağızdan seslendirdi. Yaklaşık iki saat boyunca sahnede kalan başarılı şarkıcı, konserini “Sal Gitsin” şarkısıyla noktalayarak alkışlar eşliğinde sahneden indi.

Derya Bedavacı “Yıldız Tilbe ile düet yapmak isterim”

Derya Bedavacı “Yıldız Tilbe ile düet yapmak isterim”

Arabesk müziğin güçlü seslerinden Derya Bedavacı, Ataşehir Watergarden’daki Muamma Plus’da sahne aldı. Sevenlerinin karşısına gümüş renkli taş desenli bir elbiseyle çıkan Derya Bedavacı, güzelliğiyle göz kamaştırdı. Repertuarında kendi şarkılarının yanı sıra birçok usta sanatçının da eserine yer veren Bedavacı, ”Derdiniz varsa koşun bana gelin, sizin derdinizden ben anlarım” diyerek hayranları güldürdü. Yıldız Tilbe’nin ”Delikanlım” şarkısını okuyan Başarılı şarkıcı ”Yıldız Tilbe benim çok beğendim takdir ettiğim bir ses inşallah bir gün kendisiyle de bir düetimiz olur” dedi. Yaklaşık iki saat boyunca sahnede kalarak muhteşem bir performansına imza atan Derya Bedavacı, programını alkışlar eşliğinde noktaladı.

Güneş’den yeni şarkı “yok muydu vaktin bana”

Güneş’den yeni şarkı “yok muydu vaktin bana”

Hip-Hop ve R&B denilince Türkiye’de ilk akla gelen isimlerden biri olan Güneş, Sony Music Türkiye ile olan yolculuğuna “yok muydu vaktin bana?” isimli single’ı ile çıktı.

Yeni şarkısında Güneş, sözü ve müziği kendisine ait, düzenlemesi ise Ege Taştan, Kachi, Wonda ve Kenvy’e olan şarkı ile yeni bir maratona başlıyor.

Bir anlamda ikinci albümünün ilk single’ı olma özelliğini taşıyan “yok muydu vaktin bana?” şimdiden TikTok’ta kazandığı hype ile Atlantis’in başarısını devam ettireceğini kanıtlıyor.

Sanatçının yeni şarkıları peşi sıra gelecek ve 12 Mart’taki Volkswagen Arena konseri öncesinde dinleyiciyle buluşmuş olacak.

Prof.Dr. Atalay Yörükoğlu “Çocuk Ruh Sağlığı”

Prof.Dr. Atalay Yörükoğlu “Çocuk Ruh Sağlığı”

Çocuk ve ergen psikiyatrisi denilince akla gelen ilk isimlerden olan Prof.Dr. Atalay Yörükoğlu’nun eskimeyen; “Çocuk Ruh Sağlığı” kitabı, Prof.Dr. Yankı Yazgan önsözüyle yeniden hayat bularak, raflardaki yerini alıyor.

Türk halkına çocuk ve ergen psikiyatrisini tanıtan ve 2004 yılında hayata veda eden efsane Doktor Atalay Yörükoğlu, ölümsüzlüğünü bıraktığı eseri “Çocuk Ruh Sağlığı” kitabıyla korumaya devam ediyor. Prof.Dr. Atalay Yörükoğlu’nun çocuk gelişimini kapsamlı bir şekilde ele aldığı kitabında ebeveynlere ışık tutarken, diğer yandan da bunu öğretici bir üslupla aktarıyor.

Sade ve akıcı anlatımıyla herkesin kolaylıkla anlayabileceği bir dilde yazılan “Çocuk Ruh Sağlığı” bebeğin doğumundan başlayarak tüm gelişim aşamalarını ve ergenliğin bitişine kadar olan süreci tek tek mercek altına alıyor.

Kansere karşı etkili yöntemler

Kansere karşı etkili yöntemler

Kanserin görülme oranı tüm dünyada giderek artıyor. Dünyada her yıl 20 milyon, ülkemizde de yaklaşık 230 bin kişiye kanser tanısı konuyor. Üstelik kanser en sık görülen ölüm nedenleri arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alıyor. Dünyada her yıl 10 milyon kişi kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Yaklaşık her üç kanserden 1’inden de beş önemli risk faktörü sorumlu oluyor: Fazla kilolu ya da şişman olmak, meyve ve sebzeyi az tüketmek, hareketsiz yaşam sürmek, sigara ile alkol tüketmek. Dolayısıyla yaşam alışkanlıklarında yapılacak olan değişimlerle kanser riskini azaltmak mümkün olabiliyor. Öyle ki yapılan araştırmalara göre; risk faktörlerine karşı önlem alındığında kanser gelişimi yüzde 30-40 gibi önemli bir oranda önlenebiliyor.

Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Engin, sigara kullanımının kanser için en önemli risk faktörü olduğuna dikkat çekerek, “Sigara içmeyen bir toplum oluşturabilirsek akciğer kanserlerinin neredeyse yüzde 90’ından daha fazlasını önleyebiliriz. Sigara içmeyen bir toplumda akciğer kanserinin yanı sıra baş boyun kanserleri, yutak borusu, mide, pankreas, böbrek, mesane, lösemi ve hatta meme kanseri gibi birçok kanser türünde azalma görülecektir” diyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Engin, kanserden korunmamız için almamız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Dergi

Prof. Dr. Hüseyin Engin

Haftanın 5 günü tempolu yürüyün!

Kansere karşı korunmada düzenli egzersiz yapmak büyük önem taşıyor. Zira, düzenli ve doğru uygulanan egzersizler; metabolizmayı olumlu etkiliyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, fazla kilolardan kurtulmamıza destek oluyor ve stresi azaltıyor. Yapılan çalışmalarda, haftada 5 gün 30’ar dakika tempolu yürüyenlerde; meme, kalın bağırsak, rahim ve prostat kanseri daha az görülmüş. Bu nedenle haftanın iki- üç günü günde bir saat ya da haftanın beş günü 30’ar dakika yürümeyi alışkanlık edinin. Yürüyüşün yanı sıra yüzmek, bisiklet sürmek ve tenis gibi aktiviteler de sağlığımızı olumlu etkileyen egzersizler arasında yer alıyor.

Fazla kilolarınızdan kurtulun

Yapılan çok sayıda araştırma, fazla kilo ve obezitenin pek çok kanser türünü tetiklediğini gösteriyor. Östrojen ve insülin de dahil olmak üzere, bazı hormonların kanda yüksek düzeyde olması belirli kanserlere yakalanma riskini arttırabiliyor. Araştırmalar, obezite ve fiziksel aktivite yetersizliğinin özellikle meme, kolon, yemek borusu, karaciğer ile rahim kanserlerine yakalanma riskini yüzde 20-25 oranında artırdığını gösteriyor. Bu nedenle sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktiviteyle ideal kilonuza kavuşmanız büyük önem taşıyor.

Sigarayı hemen çöpe atın

Sigara başta akciğer kanseri olmak üzere pek çok kanser türünün gelişmesine yol açan en önemli etken. Yapılan bilimsel çalışmalar, akciğer kanserinin yüzde 90’ının sigara ve tütün ürünlerinin kullanımına bağlı olarak geliştiğini ortaya koyuyor. Ayrıca sigara ve tütün kullanımı en az 10 farklı kanserin oluşmasında doğrudan ya da dolaylı olarak etkili oluyor. Zira sigara dumanında dört binden fazla kimyasal madde yer alıyor ve bunlardan en az 250’sinin zararlı olduğu ve 50’den fazlasının da kansere yol açtığı biliniyor.

Sağlıklı ve dengeli beslenin

Günde en az 5 porsiyon sebze ile meyve tüketin ve kanser riskini artıran gıdalardan uzak durun. Örneğin kırmızı eti haftada en fazla yarım kilo ile sınırlandırın. Bunun yerine; balık, tavuk ve hindi gibi beyaz etleri tercih edin. Bakla, kuru fasulye, nohut, börülce ile mercimek gibi bitkisel proteinleri sofranızdan eksik etmeyin. İşlenmiş tahıl ürünleri yerine tam buğday, tam çavdar, tam yulafı tercih edin. Tuz alımınızı günde 2-3 gram ile sınırlayın. Mevsiminde olmayan sebze ve meyvelerde kanser gelişme riskini artıran hormon takviyesi ve kimyasallar daha fazla kullanılıyor. Bu nedenle sebze ile meyveleri mevsiminde tüketin.

Etleri mangalda pişirmeyin

Etleri kısa zamanda yüksek ateşte pişirmek gibi yöntemlerden kaçınmanız da önem taşıyor. Örneğin mangal yöntemini tercih etmeyin. Zira pişirme sırasında ortaya çıkan polisiklik aromatik hidrokarbonlar kanser riskini artırıyor. Yine de mangal kullanacaksanız etleri yakmamaya dikkat edin. Kanserden korunmak için en ideali yemekleri buğulama ve buharda gibi geleneksel yöntemler ile pişirmek.

İşlenmiş ürünlerden kaçının

Kanserden korunmak için işlenmiş ürünlerini mümkün olduğunca tüketmeyin. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Engin, gıdaların dayanıklılığını artırmak için besinlerin bir takım işlemlere tabi tutulabildiklerine dikkat çekerek, ”Örneğin işlenmiş balık ürünlerindeki polikloronil bifenil ve diğer besinlerde kullanılan sodyum benzoatin kanser riskini artırabildiği yapılan çalışmalarda ortaya konmuş. Ayrıca sosis, salam, sucuk ve jambon gibi işlenmiş et ürünlerini mümkün olduğunca az tüketin.” diyor.

Alkollü içecekleri bırakın

Alkol tüketimi baş-boyun bölgesi, yemek borusu, karaciğer, kalın bağırsak, pankreas ve meme kanserinin bilinen sebeplerinden. Özellikle sigara ile beraber alkol almak kanser riskini oldukça yükseltiyor. Prof. Dr. Hüseyin Engin, “Alkolün alım süresi ve günlük tüketilen miktarı arttıkça kanser riski de artıyor. Ancak alkol kullanımı ile ilgili güvenli bir eşik yok. Dolayısıyla alkollü içecekleri hiç tüketmemeniz en doğrusudur.” diyor.

Enfeksiyonlara karşı ‘önlem’ alın

Dünyada her beş kanserden biri kronik enfeksiyonlara bağlı gelişiyor. Örneğin helicobacter pylori bakterisi mide kanserine, hepatit B virüsü karaciğer kanserine, herpes grubu bazı virüsler de cilt ile rahim ağzı kanserine yol açabiliyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Engin, “Aslında enfeksiyonların çoğu önlenebiliyor veya tedavi edilebiliyorlar. Dolayısıyla enfeksiyonlardan korunmak için önlem alınmalı, hastalık geliştiyse kronikleşmemesi için zaman kaybetmeden bir hekime başvurulmalı.” diye konuşuyor.

Pause Dergi

Aşıları ihmal etmeyin

Kanserden korunmak için dikkat etmeniz gereken bir başka önemli nokta da ‘aşılarınızı düzenli yaptırmak’ olmalı. Risk altında iseniz veya Hepatit B’nin sık görüldüğü yerlerde yaşıyorsanız, Hepatit B aşısı olmanız karaciğer kanserinden korunmanız için çok önemli. Human Papilloma Virüsünün (HPV) belirli tipleri de kadınlarda rahim ağzı (serviks) kanseri gibi bazı kanser türlerinin gelişme riskini artıyor. Dünya Sağlık Örgütü; rahim ağzı kanserine karşı 9-13 yaşlarındaki kız çocuklarına aşı yapılmasını öneriyor.

Düzenli ve kaliteli uyku şart

Uykusuzluk da kanser riskini artıran önemli etkenler arasında yer alıyor. Uyku sırasında bağışıklık sisteminin güçlü olmasında rol oynayan birçok hormon salgılanıyor. Ayrıca vücutta gelişen kanser hücrelerinin önemli bir bölümü bağışıklık hücreleri tarafından uyku sırasında yok ediliyor.  Dolayısıyla düzensiz ve kalitesiz uyuduğumuzda hormonlar ile metabolizmamız işlevlerini yerine getiremeyince, kanserin gelişme riski artıyor.

Tarama programlarını aksatmayın

Herhangi bir yakınma olmasa bile tarama testlerinin düzenli olarak yaptırılması yaşamsal önem taşıyor. Bu amaçla 50 yaşından sonra, kansere dönüşebilen poliplerin saptanması ve tedavisi için 5-10 yılda bir kolonoskopi yapılması, 30 yaşından sonra 5 yılda bir PAP Smear ve HPV DNA testi ile rahim ağzı kanseri oluşumu için risk oluşturan CIN lezyonlarının saptanması ve tedavisi son derece önemli. Yine 40 yaşından sonra 2 yılda bir yapılacak olan mamografi tarama ile meme kanseri için öncül lezyonların saptanması mümkün oluyor.

Kış güneşine dikkat!

Son yıllarda, yetersiz D vitamini alımı ile bazı kanser türleri dahil pek çok hastalığın gelişme riski arasında ilişki olduğu biliniyor. Prof. Dr. Hüseyin Engin, “D vitamininin en iyi kaynağı ise güneşten sağlanan ultraviyole ışınlarıdır. Gereksinimin yüzde 90’ı bu şekilde karşılanabiliyor. Deride D vitamini oluşabilmesi için vücudun eller, kollar, bacaklar ve yüz gibi en az yüzde 25’lik kısmının 15-20 dakika süre ile güneş ışınlarının dik olarak gelmediği sabah saat 10:00’dan önce, öğleden sonra 16:00’dan sonra güneş ışınlarıyla temas edilmesi gerekiyor” diyor.

Ancak vitamin D’nin temel kaynağı olan güneşin kış ayları da dahil olmak üzere fazlası ve özellikle UV ışınlarının güçlü geldiği 10:00 – 16:00 saatleri arasında maruz kalınması zararlı oluyor. “Çünkü UV ışınlarının deri kanseri ve malign (kötü huylu) melanom gibi insan sağlığı üzerine ciddi zararları vardır” uyarısında bulunan Prof. Dr.Hüseyin Engin, “Bu saatler arasında güneşin altında kalınmamalı, kalınması gerekiyorsa da gerekli önlemler alınmalı. Güneşten korunma en iyi şekilde gölgelik yerler, güneş gözlüğü, uygun giysi ve şapka ile sağlanıyor. Güneş kremi de yüz ve eller gibi vücudun güneşe maruz kalan kısımları için gerekli oluyor.” diye konuşuyor. Ayrıca kozmetik amaçlı ultraviyole (örneğin solaryum) ışınlarına uzun süre maruz kalmak da tehlikeli oluyor.

Mehmet Ali Erbil’den geri vites

Mehmet Ali Erbil’den geri vites

Mehmet Ali Erbil, Çağla Şikel’den özür diledi: Çağla benim dünya ahiret kardeşimdir!

Canlı yayında Çağla Şikel’i sert bir şekilde eleştiren M.Ali Erbil, sosyal medya hesabından özür diledi. Erbil, şu açıklamayı yaptı:

“Sabahın erken saatinde aniden bağlandığım canlı yayında aslında çok kırıldığımı ifade etmek isterken amacını aşan, kontrolsüz, istemsiz sözler söylemişim. Yayının tekrarını İzlediğimde farkettim durumun vehametini. Çağla benim dünya ahiret kardeşimdir. Ben duygusal bir adamım. Beni herkes tanır. Çağla bu kadar kıymetli olmasa benim için bu derece kırılmazdım zaten. Ben onun başarılarıyla gurur duyarken onun mesleğinin ilk adımlarında yanında olduğumu unutmuş gibi davranmasıydı beni üzen. Ama ne kadar üzüldüysem de bugünkü sözleri sarfetmeme sebep olmamalıydı. Hepinizin huzurunda özür diliyorum kendisinden. Yayına çıkmak için para aldım bile demişim; oysa ki bu da doğru değil. Yurt dışındaydım, uçak biletini biz karşılayalım gel dediler gittim; hepsi bu.. Yaşadığım onca hastalığıma ver Çağla’m.”