Yazılar
Ünlüler bu partide buluşuyor
/in Surmanset-Ust-4lu /tarafından HANEDANÜçüncü Togg Azerbaycan yollarında
/in Surmanset-Ust-4lu /tarafından HANEDANÜçüncü Togg Azerbaycan yollarında
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev de Togg’u teslim aldı
Türkiye’nin doğuştan elektrikli ilk otomobili Togg, sahipleri ile buluşmaya başlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın teslim edilen ilk Togg T10X’lerin ardından ikinci teslimat Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de tamamlandı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, beraberindeki Togg heyeti ile birlikte Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i ziyaret ederek Türkiye’nin küresel mobilite markası Togg’un ilk akıllı cihazı T10X’i teslim etti.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sosyal medyasından şu şekilde paylaştı
Gardaşım Ilham Aliyev de Türkiye’nin gururu Togg’unu teslim aldı. Haneye hayırlı olsun. Allah güzel günlerde kullanmayı nasip etsin gardaşım.
Mustafa Erüst “Dünya standartlarında özel ürünler üretiyoruz”
/in ikili haber /tarafından HANEDANMustafa Erüst “Dünya standartlarında özel ürünler üretiyoruz”
Antalya’nın ilk seracıları arasında yer alan ve tarımda 4. Nesili temsil eden Erüst Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Erüst Pause Dergi’nin konuğu oldu. Tarımda öncü çalışmaları nedeniyle birçok ödüle layık görülen Mustafa Erüst, şimdiler dünyaca ünlü şeflerle yaptığı işbirliği ile adını sınırları ötesine taşıdı. Erüst Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Erüst ile iş hayatı ve başarısı üzerine sohbet ettik. Keyifle okumalar.
—-Antalya’da çok başarılı işlere imza atıyorsunuz. Bizim ile paylaşır mısınız?
Doğup büyüdüğüm yer, memleketim Antalya. Antalya’ya çok şey borçluyuz. Gerek havası, gerek iklimi bizim işlerimizde başarılı olmamızın en sağlam dayanaklarıdır. Çünkü üretim için, iklim lazım, toprak lazım, su lazım. Hepsi Antalya’mızda mevcut. Ailemiz tarımın içinde olan bir aile. Bende onların bilgi birikimlerini doğru yönde kullanarak ilkleri yapıyorum. Çalışma arkadaşlarımla birlikte, geleneksel sebze ve yeşilliklerin yanında, Türk mutfağını, Türk yemeklerimizi modernize eden şeflerimiz için dünya standartlarında özel ürünler üretiyoruz. Yenilebilir çiçekler, yaprağı yenen yabani otlar, taze baharatlar, mini sebzeler, mikro filizler gibi niş ürünleri üretiyoruz.
—-Tarım konusunda ülkemiz durumu nedir. Bazı kesimler her şeyin kötü gittiği, bazıları da güllük gülistanlık olarak anlatıyor sizce durumumuz nedir?
Biz aile olarak hep yapılmayanı yaptık, en zor olanla uğraştık. Ülkemizde tarım sektöründe, takip eden değil, takip edilen, izlenen bir üretici konumunda olduk. Dünya üzerinde sektörel gelişmeleri yerinde görüp inceledik. Bizim için faydalı olacağına inandığımız teknolojileri ithal edip, geliştirdik. Bütün bunların yanında birde ticari boyut var. Yapılan işin katma değerli olup olmaması konusu var. Üretici tarafı ürünsel bazda arz talep dengesini bilmek zorunda. En azından araştırmak zorunda. Ya da yönlendirilmek zorunda diyebiliriz. Eğer herkes domates ekerse ve çok az kişi biber ekerse, domatesçiler için işler kötü, biberciler için herşey güllük gülistanlık olur. Bu konunun özeti budur.

— Antalya’da tarım ne durumda. Tarımda dünyada bir marka şehir oldu mu?
Antalya tarım ve turizm denince ülkemizde önce çıkan ilk şehir. Turizm konusunda bir marka olduğumuzu düşünüyorum. Turizmde gerek devlet gerek özel sektör kuruluşları yıllarca omzu omuza çalışarak bu markayı oluşturdular. İmkan ve olanak olmasına rağmen tarım sektrörü için bu markalaşma henüz oluşmadı bana kalırsa. Birkaç ülkede birkaç ürünümüzle ön plandayız diyebiliriz. Fakat bize fazlası lazım.
— Siz tarımda çok farklı ürünlerle karşımıza çıkıyorsunuz. Yenilikçi ürünleri nasıl seçiyorsunuz?
Burada önemli bazı başlıklar var bize yön veren, Müşteri talepleri, bizim keşfettiklerimiz, Avrupa ve Asya mutfaklarında öne çıkan ürünlerin takibi gibi maddeler altında onlarca farklı seçenek arasında seçin yapabilmek ve müşteriye sunabilmek için, 25.000 m2 arge alanımız içinde kendi alanlarında başarılı ziraat mühendislerimizin kontrolünde halı dokur gibi gözlemliyoruz, test ediyoruz yeni ürün adaylarını. Ortalama 2 yıllık bir süreç gerekli bir ürünün pazara girebilmesi için. Yani biz şu anda gelecek sene hangi yeni ürünleri portföye ekleyeceğimizin çalışmalarını yapıyoruz. Ortalama 200 farklı tür ve çeşitten sadece 2-3 adet ürün bu yarışı kazanabiliyor her sene.
— Büyük marketlerde çalışıyorsunuz size bir katkısı oluyor mu?
Zincir marketler bizim için önemli, tedarik zincirinde taze ürünlerin kaliteli bir şekilde müşteriye sunulmasında anahtar müşteri gurubudur. Hem ticari süreklilik hemde vizyon açısından biz önem veriyoruz. Ulusal marketlerin tamamında mallarımız satılıyor.

—En çok hangi ürünler talep görüyor. Yenilikçi ürünlerde?
Yaklaşık 180 farklı çeşitle ürün tedariği sağlıyoruz. Yılın farklı zamanlarında farklı ürünler ilgi görebiliyor. Özellikle yenilebilir çiçekler, taze baharatlar ve mikro filizlerin giderek artan bir talep grafiği var. Bu aslında modern ve dekoratif yemek yapıp sunma alışkanlığının gelişmesi ile aynı orantıda ilerliyor. Mini sebzelerimizin ünü HoreCa mutfaklarında ev mutfaklarına kadar ulaştı. Biz bu tür geçişleri yakından takip ediyoruz.
—-Susuz tarım, dikey tarım biraz bahseder misiniz? Tarımda yenilikler var mı?
Susuz tarım da Türkiye’de 2010 yılında ilk yatırımı yapan benim. Yaklaşık 80 dönüm su kültüründe marul üretimi için tesis kurdum. Yaşayan marullar konsepti altında pazara uzun raf ömrü ile yeni bir soluk getirdik. Aynı zamanda temiz ve hijyenik üretim koşulları sayesinde, karışık salata çeşitlerimiz gelişti ve pazarda talep gördü. Bizim açtığımız bu kapının ardından, şimdilerde bir çok üretici bu sistemleri kullanıyor. Ülkemize kazandırdığımız bu şekilde çok proje var. Daha da olacak. Dikey tarım gibi farlı üretim şekillerinde denemelerimiz var. Gelişmeye ve geliştirmeye yönelik çok sayıda sistem üzerinde çalışıyoruz.
— Tarım dünyasını yakından takip ediyorsunuz? Piyasayı siz mi, yoksa piyasa mı sizi yönlendiriyor?
Sektörde önce firmayız. Varoluşumuzdan bugüne hep takip edilen izlenen bir firma olduk. Sektöre şeflerden gelen talepler ve bizim yaptığımız yenilikler yön veriyor diyebiliriz.

— Türk mutfağı hakkında düşünceleriniz nedir? Gereken değeri görüyor mu?
Türk mutfağı benim için dünyanın en zengin mutfağıdır. Her toplumdan insan bizim yemeklerimizi yiyebilir. Çünkü asya ve Avrupa sentezinin harika bir özetidir. Mutfağımız yenileniyor, birçok yemek ve tarif modern mutfağa uyacak şekilde elden geçiyor. Biz bu tarz faaliyetleri destekliyoruz.
— Son dönemlerde bir çok ilimizde gurme festivaller düzenleniyor. Bu konu hakkında düşünceleriniz nedir?
Daha çok olmalıdır, birçoğuna bizde katılıyoruz, desteklenmelidir. Sağlıklı ve doğru beslenme adına, doğru ürünlerin seçimi konusunda bu tarz çalıştayların, etkinliklerin yapılması önemlidir. Uluslararası bir konuma gelmelidir. Dünyanın ünlü gastromini paydaşları davet edilmelidir.
— Başarının sırrı nedir?
İşimi sevmem başarımdaki en büyük teşvik dinamiğidir.
Ediz Hun “On Kişiydiler” ile tiyatro sahnesinde
/in Surmanset-Ust-4lu /tarafından HANEDANEdiz Hun “On Kişiydiler” ile tiyatro sahnesinde
Usta aktör Ediz Hun’un başrolünde olduğu ‘On Kişiydiler’ Bursa ve İstanbul’da sahne alacak.
Yeşilçam’ın usta aktörü Ediz Hun’u ilk kez tiyatro seyircisiyle buluşturan “On Kişiydiler”, seyirciyle buluşmaya devam ediyor. Dünyaca ünlü polisiye yazarı Agatha Christie’nin eserinden sahneye uyarlanan oyun şimdi İstanbul ve Bursa’da.
Savaş Özduran’ın çevirip sahneye uyarladığı, Burak Karaman’ın yönetmenliğini üstlendiği oyunda Ediz Hun’a Oya İnci, Savaş Özdural, Pelin Turancı, Özdemir Çiftçioğlu, Hakan Akın, Can Esendal, Ozan Dağara, Ilgın Angın ve Fatih Gülnar eşlik ediyor.
Tülin Kaynak “Derindeki”
/in Sanat /tarafından HANEDANTülin Kaynak “Derindeki”
Tülin Kaynak, yeni resimlerini Bodrum’da 22 Nisan’da sanatseverlerle buluşturuyor. İlham aldığı gizemli dünyayı soyut olarak tuvale yansıtan sanatçının resimleri, dinamizmi ve derinlikleri ile fark yaratıyor.
“Derindeki” adlı yeni sergisi, Tülin Kaynak’ın özgün tarzı ile son dönem çalışmalarını yansıtıyor. Bodrum’da ilk kez sergi açan sanatçı, hiç deneyimlenmemiş alanlarda resim yapmaktan büyük keyif aldığını ifade ediyor. Sanatseverler, Bodrum esintileri taşıyan eserlerden oluşan sergide, sanatçının renkli dünyasında, modern sanatın etkileyici örneklerini keşfetme fırsatını yakalayabilecekler.
Sergi, 22 Nisan’dan, 10 Haziran’a kadar Bodrum-Türkbükü’nde Touch Sanat Galeri’de 13:00-22:00 saatleri arası gezilebilir
Lüks sokak giyim markası ile işbirliği
/in Moda, Shopping /tarafından HANEDANLüks sokak giyim markası ile işbirliği
Tommy Hilfiger, Londra merkezli lüks sokak giyim markası Aries ile en yeni bir iş birliğini duyurdu.
Ortak siluetlere ve orantı denemelerine odaklanan koleksiyon klasik Tommy kodlarını yeniden tasarlamak için Aries’in el işçiliğinden ve eskitme tekniklerinden yararlanıyor.
35 parçadan oluşan erkek ve kadın giyim ve ayakkabı koleksiyonu Tommy x Aries, TOMMY JEANS arşivlerinden ilham alıyor ve stilleri Aries filtresinden geçirerek güncelliyor. Koleksiyon genelinde katmanlar ve denim üzerinde abartılı oranlarla güçlü bir şekilde oynanırken modern prep stilleri Aries’in lüks sokak yorumlarıyla farklı bir enerji kazanıyor. Başlıca stiller arasında jakar şeritli logolu elbise, siyah trucker ceket ve uyumlu 5 cepli pantolon, rahat bir indigo denim ceket ve farklı blok renklerde serigrafi baskılı denim pantolon gibi parçalar yer alıyor.
Oruç tutmak spor yapmaya engel değil
/in Saglık /tarafından HANEDANOruç tutmak spor yapmaya engel değil
Herhangi bir sağlık sorunu olmadığı sürece oruç tutmanın spor yapmaya engel teşkil etmediğini ifade eden Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Sporcu Sağlığı Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nurzat Elmalı, “Ramazan ayında spor yapmak için en uygun zaman, iftardan hemen önce veya iftardan iki veya üç saat sonrasıdır” dedi.
11 ayın sultanı Ramazan’ın gelmesiyle, Ramazan ayında oruçluyken yapılabilecekler konusu da merak edilmeye başlandı. Özellikle günlük rutini içinde spor yapan insanlar, Ramazan ayında oruç tutarken spor yapıp yapılamayacağı konusunda merak içinde kaldı.

Prof. Dr. Nurzat Elmalı“Orucu zaten sağlıklı insanlar tutabilir”
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Sporcu Sağlığı Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nurzat Elmalı, oruç tutmanın, bir sağlık problemi olmadığı sürece hafif yoğunluklu spora herhangi bir engel teşkil etmediğini söyledi. Ramazan orucunu halihazırda sağlıklı insanların tutması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Elmalı, “Hastalığı olanlar, hastalığının durumu veya oruç tutup tutamayacağı ile ilgili bilgiyi doktorundan almalıdır. Ancak son birkaç yıl içerisinde yapılan bilimsel çalışmalarda Ramazan orucunun bağışıklığı güçlendirdiği, kilo vermeyi kolaylaştırdığı, kolesterol ve kan basıncı değerlerinde düşme gibi vücudumuz üzerinde pek çok olumlu etkiye sahip olduğu gösterilmiştir” diye konuştu.
“Düşük yoğunluklu egzersizler yapabilirsiniz”
Fiziksel olarak aktif olmanın, oruç tutarken de dahil olmak üzere kalp sağlığını korumanın yanında yağ kütlesini kaybetmeye, kas kütlesini ve aynı zamanda kemik yoğunluğunu korumaya yardımcı olmada açık faydaları olduğunun altını çizen Prof. Dr. Elmalı, “Bu nedenle Ramazan ayı boyunca düzenli olarak egzersiz yapmaya devam etmek önemlidir. Gün içinde vücudunuzu yiyeceklerle besleyemeyeceğinizden daha düşük şiddette özellikle sizi susatmayacak ve sağlığınız üzerinde olumsuz etki oluşturmayacak doğru antrenman planlamaları yapmanız önem taşımaktadır. Ramazan ayında yürüyüş gibi hafif, düşük yoğunluklu egzersizlere bağlı kalmak, oruçluyken gününüze sığdırabileceğiniz en kolay egzersiz şeklidir. İyi havalandırılmış, kirlilikten ve kalabalık sokaklardan uzak yerlerde spor veya egzersiz yapmayı tercih etmelidir. Vücudun fiziksel aktiviteden dolayı kaybettiği su ve mineral miktarı oruç tutulmayan dönem ile büyük farklılıklar göstermez. Ancak buradaki kilit nokta, oruç tutulmayan dönemde kaybedilen sıvı ve mineral desteğinin anında yerine konulabilmesi ile kişinin antrenmana daha verimli devam edebilmesidir. İşte bu açıdan düşündüğümüzde sporun ne zaman yapılacağı ve saati önem taşıyor” dedi.
Ramazan’da ne zaman spor yapmalı?
Ramazan ayında spor yapmak için en uygun zamanın iftardan hemen önce veya iftardan 2-3 saat sonra olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Elmalı, “İftar yemeğinden kısa bir süre önce egzersiz yapmak, dengeli bir yemekle çalışan kasları düzgün bir şekilde doldurmanıza izin verecektir. Fiziksel aktiviteyi takiben hızlı bir toparlanma için boşalan karbonhidrat (şeker) depolarının doldurulması, sıvı-mineral kayıplarının yerine konulması, hücre yenilenmesi (özellikle kas) için protein gereksinimin hemen karşılanması gerekmektedir. İftardan önce egzersiz yapacaksanız düşük yoğunlukta ve 30-40 dakika gibi kısa tutmalısınız” ifadelerini kullandı.
İftar sonrası spor yapacaklar dikkat!
Prof. Dr. Elmalı, iftardan sonra spor yapmayı planlayanlara ise şu uyarılarda bulunarak sözlerini noktaladı: “Eğer iftar yemeğinin ardından aktivite yapılacak ise iftarda fazla yağlı, sindirimi zor besinler tercih edilmemeli ve spor için yemeğin üstünden 1-2 saat geçmesi beklenilmelidir. Aktiviteyi takiben de tekrar hafif şeyler yenilebilir. Gün içinde hızlı koşular veya ağır ağırlık kaldırmak gibi yüksek yoğunluklu egzersizlerden kaçının. Ancak bunu iftardan iki veya üç saat sonra yapabilirsiniz. İftardan hemen sonra spor yapılması önerilmez çünkü o sırada vücudun tüm enerjisi sindirime odaklanır. İftardan 2-3 saat sonra yapılan egzersiz, verimi artırmak adına daha uygun olabilir. Yeterli besini alan vücut sindirim sonrası spora hazır hale gelecektir. İftardan sonra yapacağınız hafif egzersizler ve yürüyüşler vücudunuz için oldukça faydalı olacaktır.”
Ölüm nedenleri arasında 2. sırada!!!
/in Saglık /tarafından HANEDANÖlüm nedenleri arasında 2. sırada!!!
Kanser dünya genelinde en sık ölüme yol açan hastalıklar arasında ikinci sırada yer alıyor. Yaklaşık her 6 ölümden biri, ülkemizde de her 5 ölümden biri kanser nedeniyle gerçekleşiyor. Dünya Sağlık Örgütü 2020 yılı verilerine göre; dünya genelinde her yıl yaklaşık 19.3 milyon kişi kanser teşhisi alıyor ve yaklaşık 10 milyon kişi de bu hastalıktan hayatını kaybediyor. Yüreklere su serpen gelişme ise erken teşhis ve tedavide yaşanan önemli gelişmeler sayesinde günümüzde birçok kanser türünün ölümcül olmaktan çıkması. Neredeyse her ay yenilenen çok farklı tedavi yöntemleri sayesinde ileri evre olsa dahi, bazı kanser tipleri diyabet ve hipertansiyon gibi kronik hastalıklar sınıfına girmek üzere. Öyle ki, toplumda kanserin son dönemi olarak bilinen 4. evre kanser tanısı almanın kaderi de değişiyor.
Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Mustafa Bozkurt, erken teşhis edilmesi için kanserin erken dönem belirtilerini bilmenin ve zaman kaybetmeden hekime başvurmanın son derece önemli olduğuna dikkat çekerek, “Ancak insanlar yakınmaları olduğunda ‘kötü bir şey çıkacak’ kaygısıyla sağlık kuruluşuna başvurmayı hep öteliyorlar. Oysa erken teşhis sayesinde artık pek çok kanser türü tedavi edilebiliyor, hatta tam şifa sağlanabiliyor. Dolayısıyla korkuları bir kenara bırakmak ve hiçbir yakınma olmasa dahi kanser taramaları dahil düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak yaşam kurtarıyor” diyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Mustafa Bozkurt, kanserin bazı erken belirtilerini anlattı; önemli uyarılarda bulundu!

Dr. Mustafa Bozkurtİstem dışı kilo kaybı
Kanser hücreleri, kontrolsüz çoğalan ve orantısız büyüyen bir yapı olarak, etkiledikleri dokunun damar yapısını kendi lehine dönüştüren maddeler salgılayarak besin ve oksijeni orantısız olarak yüksek seviyede alıyor. Ayrıca, metabolizmayı kendi lehine yöneten ve iştah kaybı kaybına yol açan maddeler salgılıyor. Dolayısıyla istem dışı kilo kaybı, iştahsızlık ve eşlik eden halsizlik ile yorgunluk kanserin erken sinyali olabiliyor.
Geçmeyen ağrı
Tüm dünyada insanların en sık yakındıkları sorun ağrı oluyor, dolayısıyla her ağrı kansere işaret etmiyor. Ancak istirahat halinde geçmeyen ağrı, ağrılı bir meme kitlesi ya da dışkıda kan ve karın ağrısı birlikteliği, erken teşhis için sağlık kuruluşuna başvuruyu gerektiriyor.
Anormal kanamalar
İdrarda kanama, menopoz sonrası kanama, pek çok kişi tarafından basur kanaması olarak geçiştirilen dışkıda kanama veya kadınlarda cinsel ilişki sonrası kanama, karın alt bölgesi organlarına yönelik kanserin erken sinyalleri arasında yer alıyor.
Tuvalet alışkanlığında değişiklik
Büyük tuvalet alışkanlığında kabızlık ve ishal yönünde beklenmedik değişiklik bağırsak kanserinden kaynaklanabiliyor. Zira bağırsakta gelişen kötü huylu tümör, dışkının bağırsaktan geçişini zorlaştıran kabızlığa yol açıyor. Bazı durumlarda ise darlık noktasının arkasında yığılan dışkı bağırsak bakterilerinin etkisiyle yumuşuyor ve bu kez ishal tablosu gelişiyor. Dr. Mustafa Bozkurt, “Düzenli bağırsak alışkanlığında beklenmedik kabızlık veya ishal gelişirse sağlık kuruluşuna başvurmak çok önemlidir” diyor.
Sırta vuran öksürük
Öksürüğün özellikle kış ve bahar aylarında en yaygın görülen nedenleri viral enfeksiyonlar ile mevsimsel alerjiler oluyor. Ayrıca sigara içen kişilerde kronik öksürük de yaygın görülüyor. Ancak öksürük aynı zamanda bazı ciddi hastalıkların da erken belirtisi olabiliyor, örneğin akciğer kanseri gibi! Sırta vuran öksürük, daha da önemlisi kanlı öksürük, zaman kaybetmeden hekime başvuruyu gerektiriyor.
Benlerdeki değişimler
Özellikle açık tenli kişilerin, benlerini ara ara fotoğraflayarak, şekil değişikliği açısından izlemeleri, en saldırgan cilt kanseri türü olan melanomun erken teşhisi için çok önemli. Bu nedenle vücutta yeni bir ben oluştuysa ya da var olan bir ben renk ve şekil değiştiriyorsa, kaşıntılı ve/veya kanamalı bir durum geliştirmişse, hekime başvurmakta acele etmek gerekiyor.

Yutma güçlüğü ve ağrı
Yiyecekleri ve özellikle çayı normalden daha sıcak yeme-içme alışkanlığına sahip kişilerde yemeğin takılması ile yutma güçlüğü şeklindeki yakınmalar, yemek borusu kanserine işaret edebiliyor. Dr. Mustafa Bozkurt, “Zira, kötü huylu tümör varlığında yutulmaya başlanan yiyeceklerin veya içeceklerin boğaza, ardından yemek borusuna taşınmaları zorlaşabiliyor. Bunun sonucunda yutma güçlüğü ile ağrı yakınmaları gelişebiliyor” uyarısında bulunuyor.
İştah kaybı
Pek çok hastalığın belirtisi olan iştah kaybı da kanser için erken uyarı sinyali olarak karşımıza çıkabiliyor. Uzamış iştah kaybı tüm kanserler için bir uyarı olabilirken, özellikle baharatlı yemek kültürünün yaygın olduğu Güneydoğu Anadolu bölgesi gibi yörelerde, alışılmadık şekilde çabuk doyma veya yemek yiyememe mide kanserinin erken habercisi olabiliyor.
Sık sık hasta olmak
Kanser hastalığı bağışıklık sistemini zayıflatarak kolay hasta olmanın önünü açabiliyor. Ayrıca yine aynı nedenle iyileşmeyi de güçleştiriyor. Bu durum lösemi ve lenfoma gibi kan ve lenf sistemi kanserlerinde öne çıkıyor. Dolayısıyla genel olarak sık ve uzun süren ateşli hastalık ileri incelemeyi gerektiriyor.
Ciltte iyileşmeyen yaralar
Mesleği gereği veya bronzlaşmak uğruna güneş altında uzun saatler kalan kişilerin dudaklarında, saçlı derileri ile yüz cildinde çıkan ve iyileşmeyen yarayı cilt kanseri açısından önemsemeleri büyük önem taşıyor.
Tyler Rake geri dönüyor
/in Surmanset-Ust-4lu /tarafından HANEDANTyler Rake geri dönüyor
Netflix’in çok sevilen aksiyon filmi Exraction’ın, yönetmen koltuğunda Sam Hargrave’e yer veren devam filmi Extraction 2, 16 Haziran’da tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix’te yayınlanacak.
Chris Hemsworth’ün canlandırdığı Tyler Rake, bir başka ölümcül görevle geri dönüyor. İlk filmde ölümden dönen Rake, şimdi de Gürcistanlı zalim bir gangsterin rehin alınmış ailesini tutuldukları hapishaneden kurtarmak zorundadır.
