Yazılar

Sanatın Gücü: Ece Sanat’tan Kansersiz Yaşam’a Destek

Sanat dünyası, toplumsal dayanışmaya güçlü bir örnekle dikkat çekti. Ece Sanat Art Gallery, 16 Nisan’da düzenlediği müzayedede elde edilen gelirleri Kansersiz Yaşam Derneği (KAYD)’nin Eğitim Fonu’na bağışladı. Ressam Ahmet Yeşil, oyuncu Pelin Akil ve galeri tarafından bağışlanan eserler sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı.

Satışlardan elde edilen gelir, 10 üniversite öğrencisinin bir yıllık eğitim masrafını karşılayacak. Bu katkı, sanatın yalnızca estetik bir üretim alanı olmadığını; aynı zamanda somut bir dayanışma ve toplumsal fayda aracı olabileceğini bir kez daha ortaya koydu.

KAYD Yönetim Kurulu Üyesi Dida Kaymaz, sanatın birleştirici gücüne dikkat çekerek, “Müzayedede ilgili eserlerin satışından elde edilen tüm gelir, 2025 yılında açtığımız Eğitime Destek Fonu’na aktarıldı. Sanat aracılığıyla kurulan bu dayanışma, daha fazla gencin eğitimine destek olmamızı sağlayacak. En büyük motivasyonumuz, kanserle mücadele eden gençlerin geleceğe umutla bakmalarını sağlamak” dedi.

Ece Sanat Art Gallery yetkilileri ise daha fazla kişiye umut olabilmenin en büyük temennileri olduğunu vurguladı. Bu tür iş birlikleriyle hem doğrudan katkı sağlamayı hem de sanatın iyileştirici ve birleştirici gücüne dikkat çekerek toplumsal farkındalığı artırmayı amaçladıklarını belirtti.

#EceSanat #KansersizYaşamDerneği #SanatMüzayedesi #AhmetYeşil #PelinAkil #SanatınGücü #ToplumsalDayanışma #Magazin #SanatHaberleri #EğitimeDestek #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Hayalim, Tarihteki güçlü kadın kahramanları ekrana taşımak

Genç yaşına rağmen sahne ve kamera önünde güçlü bir duruş sergileyen Ayşe Sena Tiroğlu, çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürmüş bir isim. Aynanın karşısında roller biçip oynayan küçük bir kızdan, bugün tiyatro ve dizi dünyasında kendini kanıtlayan bir oyuncuya dönüşen Tiroğlu, hem samimi hem de kararlı tavrıyla dikkat çekiyor. Oyunculuk serüvenini, sektördeki zorlukları ve gelecek hayallerini bizimle paylaştı.

Röportaj: Eyüp Sağsalim

Ayşe Sena Tiroğlu

Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı, sizi bu yola yönlendiren ilk kıvılcım neydi?

6 yaşımdan beri hep oyuncu olmak istiyordum. Tiyatro ve drama kurslarına gittim, annem de destek oldu; setlere, tiyatroya götürüyordu. Hayalimden hiç vazgeçmedim. Herkes doktor, mühendis olmak isterken ben oyuncu olacağım diyordum. Aynanın karşısında kendime roller biçip oynuyordum. Sonra konservatuarı kazandım, okulu bitirdikten sonra bir süre çocuklara amatörce drama eğitimi verdim. Ardından profesyonel anlamda tiyatro ve kamera önü devam etti.

Genç yaşta dizi ve film sektöründe yer almak nasıl bir deneyim, sizi en çok hangi yönüyle etkiliyor?

Keyifli ama zor bir süreç. Normalde içime kapanık biriydim, oyunculuk beni çok değiştirdi. Özgüvenimi, duruşumu, diksiyonumu geliştirdi; içimden başka bir ben çıkardı.

Bugüne kadar oynadığınız roller arasında sizi en çok zorlayan ya da dönüştüren hangisiydi?

Bütün rollerimi severek oynadım. Zorluk yaşamadım ama tiyatrodan kamera önüne geçtiğim dönemde bazı sıkıntılarım oldu.

Ayşe Sena Tiroğlu

Kamera önünde kendinizi ifade ederken en çok hangi duyguyu yansıtmayı seviyorsunuz?

Ben özümde neşeli ve hayat dolu biriyim. Eğlendirirken, güldürürken düşündürmeyi seviyorum. Ama dram rolleri geldiğinde karakterimin dışına çıkmak beni mutlu ediyor.

Set ortamında sizi en çok motive eden şey nedir?

Küçük bir rol bile olsa, oradan güzel bir karakter çıkarıp başardığımı hissetmek.

Kariyerinizde örnek aldığınız, hayranlık duyduğunuz oyuncular var mı?

Kesinlikle Gonca Vuslateri. Bana göre karakter oyuncusu; bütün rollerinde duyguyu en iyi şekilde yansıtıyor.

Ayşe Sena Tiroğlu

Oyunculuk dışında hayatınızda sizi besleyen hobiler veya ilgi alanları neler?

Dans etmeyi, yüzmeyi, yoga yapmayı ve tiyatro izlemeyi çok seviyorum.

Genç bir oyuncu olarak sektörde karşılaştığınız zorluklar neler ve bunlarla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Bu sektörde ne kadar yetenekli olursanız olun kendinizi kabul ettirmenin zorluğunu yaşıyorsunuz. Ben çocukluk hayalimi kaybetmek istemediğim için savaşmaya devam edeceğim.

Gelecekte hangi tür projelerde yer almak, hangi karakterleri canlandırmak isterdiniz?

Tarihimizde yer almış önemli kadın kahramanları oynamak isterim. Ekranda güzellik algısını kırıp karakter oyuncusu olarak devam etmek hayalim.

Hayranlarınıza ve sizi takip eden gençlere vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

Her mesleğin zorluğu vardır ama oyunculukta sabır ve sevgi olmazsa sürdürülmüyor. Ne olursa olsun hayallerinizden vazgeçmeyin.

#AyşeSenaTiroğlu #GençOyuncu #OyunculukHayali #TiyatrodanEkrana #HayallerindenVazgeçme #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Bir Panik Ataklının Günlüğü” Okurla Buluştu

Ayşegül Günsür’ün yirmi yıla yayılan panik atak mücadelesini tüm gerçekliğiyle kaleme aldığı ilk kitabı Bir Panik Ataklının Günlüğü, Destek Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.

Kitap, panik atağın beden ve zihin üzerindeki etkilerini içeriden bir tanıklıkla aktarırken; yalnızlaştırıcı, yaşam alanını daraltan ve hayatı parça parça sıkıştıran bu süreci filtresiz bir şekilde okura sunuyor. Günsür, hastane koridorlarından yanlış teşhislere, ilaçlardan iş ve özel hayata kadar yaşadığı tüm deneyimleri paylaşarak “Yalnız değilsin. Ve bu bir kader değil.” mesajını veriyor.

Psikolojik derinliğiyle dikkat çeken eser, panik atağı yaşayanların iç dünyasına ışık tutarken aynı zamanda okuru kendi iç sesini yeniden keşfetmeye davet ediyor.

#BirPanikAtaklınınGünlüğü #AyşegülGünsür #DestekYayınları #YeniKitap #Edebiyat #GerçekHikaye #PanikAtak #KitapHaber #OkumaÖnerisi #YalnızDeğilsin #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Boğaz’da Ramazan Sofraları: Swissôtel’de Yedi Bölge, Yedi Tat

Ramazan ayının bereketini ve paylaşım ruhunu Boğaz’ın eşsiz manzarasıyla taçlandıran Swissôtel The Bosphorus, misafirlerini zengin iftar menüsü ve kültürel etkinliklerle ağırlıyor.

Sabrosa Restaurant, “Yedi Bölge, Yedi Tat” konseptiyle Türkiye’nin farklı yörelerinden seçkin lezzetleri iftar sofralarına taşıyor. Her akşam yedi sıcak yemek, yedi soğuk meze ve yedi tatlıyla hazırlanan menü; Ege’nin otlu mezelerinden Güneydoğu’nun kebaplarına, Karadeniz’in hamsili pilavından Doğu Anadolu’nun et yemeklerine kadar geniş bir yelpazede sunuluyor.

Tatlı büfesinde ise Ramazan’ın vazgeçilmezleri Güllaç, Fıstıklı baklava, Kaymaklı ekmek kadayıfı ve Osmanlı şerbetleri yer alıyor. Fasıl dinletileri ve semazen gösterileriyle zenginleşen iftar akşamları, misafirlere hem lezzet hem de maneviyat dolu bir deneyim yaşatıyor.

#RamazanLezzetleri #SwissotelIftar #BoğazdaRamazan #YediBölgeYediTat #Ramazan2026 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ocakbaşı Kültürüne Mevsimsel Dokunuş: Tere’nin Yeni Lezzetleri

İstanbul’un en etkileyici manzaralarından birine karşı konumlanan Tere Ocakbaşı, Şubat ayında Gaziantep mutfağının kışa özgü iki özel lezzetini menüsüne taşıyor. Ocak ateşinin başrolünde olduğu mutfakta, mevsiminde öne çıkan ürünler ve zamana duyarlı pişirme teknikleriyle hazırlanan bu seçki, ocakbaşı kültürünü modern bir yorumla sunuyor.

Şubat’ın Öne Çıkan Tatları

Menüde öne çıkan Soğan Kebabı, kontrollü ve yavaş pişirme tekniğiyle hazırlanarak et ve soğanın derin aromalarını buluşturuyor. Ayvalı Nar Ekşili Lahmacun ise taş fırında pişirilerek ayvanın hafif tatlı dokusunu nar ekşisinin canlı asiditesiyle dengeliyor, klasik lahmacuna mevsimsel bir yorum kazandırıyor.

Mevsimsellik ve Ocakbaşı Kültürü

Tere, yıl boyunca farklı dönemlerde menüsüne ekleyeceği Keme Kebabı, Fındık Uykuluk, Sarımsaklı Kebap, Yenidünya Kebabı ve Birecik Patlıcan Kebabı gibi lezzetlerle ocakbaşı kültürünü mevsimsellik ve ürün odağında yeniden yorumlamayı sürdürecek.

 

#TereOcakbaşı #ŞubatLezzetleri #SoğanKebabı #AyvalıLahmacun #GaziantepMutfağı #GurmeDeneyim #İstanbulYemeİçme #OcakbaşıKültürü #MevsimselLezzet #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Griple mücadelede “Anne yemekleri” çok önemli, çünkü…

Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor. Dünya genelinde veriler, 10 yaş altındaki çocuklarda influenza virüsünün, solunum hastalıklarına bağlı hastaneye yatışların yaklaşık yüzde 15’ini oluşturduğunu gösteriyor.  İnfluenza gribinin temel semptomları olan yüksek ateş, halsizlik, kuru öksürük, boğaz ve kas ağrıları özellikle küçük yaştaki çocuklarda daha şiddetli seyrederken, ebeveynlerde ciddi kaygıya yol açabiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, griple mücadelede sadece tıbbi tedavinin değil, doğru ve dengeli beslenmenin de kritik bir önem taşıdığına dikkat çekerek, “Yeterli sıvı alımı ve doğru beslenme, bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına, şikayetlerin hafiflemesine ve komplikasyonların azalmasına yardımcı olur. Hastalık döneminde vücudu dinlendirmek için iyi bir uyku, bol sıvı ve yeterli protein ile bağırsak mikrobiyotasını destekleyen gıdaların alınması son derece değerlidir” diyor.

Influenza virüsünde en önemli kurallardan birinin çocuğu zorlamadan az ve sık aralıklarla sıvı ağırlıklı beslemek olduğunu belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini, çinko ve probiyotikler mucizevi sonuçlar yaratmazlar ama vücudun doğru çalışmasına destek olurlar.  C vitamininden zengin gıdaların yanı sıra mikrop öldürücü ve bağışıklığı destekleyici etkileri nedeniyle sarımsak ile soğan içeren yemeklerin tüketilmesi, üzerlerine antiviral özelliği olan karabiber serpilmesi önemlidir. C vitamininden zengin limon da çorbaların ve salataların üzerine sıkılıp kolayca tüketilebildiği için avantaj sağlar” diye konuşuyor.

Prof. Dr. Coşkun Çeltik

Prof. Dr. Coşkun Çeltik

C vitamini bağışıklığı destekliyor

Vücuttaki kolajen üretimini artıran ve bağışıklık hücrelerinin işlevlerini destekleyen C vitamini grip tedavisinde önemli bir destek sağlıyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini grip virüsünü azaltmaz ve bağışıklığı güçlendirmez. Ancak, akut hastalık döneminde şikayetlerin daha hızlı hafiflemelerine yardımcı olabilir” diyor.  Yüksek doz C vitamininin ekstra bir faydası olmadığını; bu nedenle gıdalarla doğal yoldan alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Portakal, mandalina, limon, biber, avokado, kivi ile kuşburnu C vitamini açısından zengindir.  Çocuğun mümkünse meyvelerin kendisini tüketmesi önemlidir. Meyve suyu olarak verilecekse günlük iki bardağın geçmemesi daha iyi olur; çünkü aşırı şeker yükü metabolizmayı olumsuz etkiler” bilgisini veriyor.

Çinko enzimlerin çalışması için çok önemli

Çinko, vücudumuzda çok sayıda enzimin yardımcısı olduğu için influenza virüsünün sınırlanmasını sağlıyor, hatta dokuya tutunmasını engelliyor. Bu nedenle, çinko içeren gıdaların tüketilmesi de faydalı oluyor. Hindi, tavuk, kıyma, yoğurt, badem, ceviz, fıstık, kaju, kabak çekirdeği ve nohut çinkodan zengin gıdaları oluşturuyor.

Omega – 3 yağ asitleri vücuttaki yangıyı azaltıyor

Omega-3 yağ asitleri vücuttaki enflamasyonu, yani aşırı yangıyı azaltırken,  bağışıklık hücrelerini de destekliyor. Dolayısıyla, yüksek omega-3 (EPA/DHA) içeren balıkların hastalık döneminde haftada 1-2 kez tüketilmesinde fayda var. Somon, sardalye, uskumru ve hamsi özellikle kış mevsiminde omega-3 oranı yüksek deniz balıkları arasında yer alıyor.  “Balıkların kızartma olarak değil fırında pişirilmesi en ideal seçimdir. Bu sayede kızartmayla ortaya çıkan kötü trans yağlardan da uzak durulmuş olur” bilgisini veren Prof. Dr. Coşkun Çeltik, çok yağlı gıdaların hastalık dönemlerinde bulantıyı tetikleyebileceği için dikkatli olunması gerektiğini anlatıyor. Bitkisel omega-3 kaynaklarından olan ceviz de tercih edilebiliyor.

Probiyotikler bağırsak mikrobiyotası için önemli

Kefir gibi fermente süt ürünleri bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek bağışıklık yanıtına dolaylı katkı sağlayabiliyor; ancak inek sütü alerjisi, laktoz intoleransı, irritabl bağırsak hastalığı olan çocuklarda sorun oluşturabiliyor. Ayrıca, fazla probiyotik tüketimi de bazen gaz sorununu artırarak olumsuz etkilere neden olabiliyor.   Günde 1-2 öğün, en fazla 200 ml (bir su bardağı) kadar probiyotik kaynağı tüketmek genellikle yeterli geliyor. Laktozu tolere edemeyen çocuklarda doğal yoğurt alternatif olabiliyor. Hastalık döneminde probiyotik etkisi nedeniyle en güzel olanı ise doğal kefir tüketmek.

Protein kaynakları dokuları onarıyor

Protein; bağışıklık hücrelerinin çalışmalarında, antikor üretiminde ve dokuların onarımında son derece önemli bir rol üstleniyor. Tüm enfeksiyon durumlarında fazla enerji tüketimine bağlı olarak bir tür metabolik yıkım süreci gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik,  “Bu süreci geri döndürmek için karbonhidratla birlikte protein almak şarttır. Hastalık döneminde yağlı et ve kızartma yemekleri yerine daha hafif ve sulu yiyecekler tercih edilmelidir.  Örneğin, yoğurtlu pirinç pilavı, yumurta, lor peyniri, tavuk ve hindi beyaz eti, tavuk çorbası, kıymalı çorbalar veya deniz balıkları verilebilir. Alınan protein, pirinç, yulaf, patates, muz ve elma gibi besinlerle desteklenmelidir” diyor.  Prof. Dr. Coşkun Çeltik, gaz ve karın ağrısını tetikleyebilecekleri için baklagilleri çok tercih etmediklerine, bu dönemde bal ile pekmezin de iyi enerji verdikleri için avantaj sağladıklarına vurgu yapıyor.

Sağlıklı yağlar iltihabı hafifletiyor

Sağlıklı yağlar vücuttaki iltihabı azaltarak bağışıklık hücrelerinin çalışmalarına destek oluyor. Sağlıklı yağlar denildiğinde ise aklımıza ilk olarak zeytinyağı geliyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, ancak zeytinyağının kesinlikle gıdaları kızartma amaçlı kullanılmaması gerektiği uyarısında bulunarak, “Çünkü, zeytinyağı çabuk yanar ve bunun sonucunda birçok toksik madde açığa çıkararak hücrelere zarar verebilir. Dolayısıyla, zeytinyağının yemeği ocaktan indirmeye yakın ilave edilmesi önemlidir” diyor. Ayrıca, avokado, ceviz, fındık ve badem yağları da iyi yağlar grubunda yer alıyorlar. Ek olarak, bu gıdaların kendilerinin tüketilmesi lif açısından da katkı sağlıyor ve enerji veriyor.

Bol bol sıvı alması şart!

Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, enfeksiyon döneminde çocuğun mutlaka bol sıvı alması gerektiğine de vurgu yaparak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Ateş, hızlı solunum ve terleme nedeniyle sıvı kaybı artar. Bu da halsizlik, baş ağrısı, bulantı ve kusma yapabilir. Ağırlıklı olarak su olmak üzere, belli ölçülerde ayran, elma suyu ve limonata gibi içecekler ile çorbalar sıvı eksikliğini tamamlayabilir. Bulantıyı tetiklememek için sıvıların yavaş, az az ve sık alınması gerekir. Bazen ılık, ballı ve limonlu ıhlamur çayı da solunum sorunlarının azaltılması için iyi bir alternatif olabilir. Ancak sıvı alımı çok azsa ve kusma başladıysa bir sağlık kurumuna başvurulması elzemdir.”

Anne yemekleri çok önemli, çünkü…

İşlenmiş gıdalar, içeriğinde yağ oranı çok yüksek olduğu için hekimler tarafından hurda gıdalar olarak tanımlanıyor. Paketli atıştırmalıklar, şekerlemeler, gazlı içecekler, meyve oranı düşük olan şekerli içecekler, salam, sosis ve sucuk gibi ürünler yağ oranı çok yüksek olmalarının yanı sıra birçok katkı ve koruyucu kimyasal maddeleri de içerebiliyor, gereksiz şeker ile tuz yükü getiriyorlar. “Tüm bunlar çocuğun midesini rahatsız edebilir ve iştahını daha da bozabilir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Özellikle yüksek şekerli içecekler ve yiyecekler kısa süreli enerji verseler de ani insülin yükselmesine sebep olup,  kan şekeri dengesizliğine ve beslenmenin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca reflü ve kusmaya da neden olabilir. Dolayısıyla, anne yemekleri dediğimiz sulu, temiz ve sevgi yüklü yemekler çocuklar için son derece önemlidir” diyor.

#Grip #ÇocukSağlığı #DoğruBeslenme #AnneYemekleri #Bağışıklık #Cvitamini #Çinko #Omega3 #Probiyotik #Protein #SağlıklıYaşam #KışAyları #Influenza #BeslenmeÖnerileri #DoğalGıdalar #Sarımsak #Soğan #Limon #Karabiber #SıvıTüketimi #Zeytinyağı #SağlıklıYağlar #HastalıktaBeslenme #ÇocukBeslenmesi #SağlıkHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Pera Müzesi’nde Duygular ve Malzemenin İzleri

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, kuruluşunun 20. yılı kapsamında sanatseverleri iki özel sergiyle buluşturuyor: “Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar” ve “Åsa Jungnelius: Toprak, Ateş, Su ve Havayla Yazılmış Bir Dize.”

Her iki sergi de duygular ve malzeme üzerinden güçlü anlatılar sunarken, 8 Şubat Pazar gününe kadar ziyaret edilebilecek.

Ortak Duygular

Küratörlüğünü Ulya Soley’in üstlendiği sergi, British Council Koleksiyonu’ndan seçilen 29 sanatçının yapıtlarını bir araya getiriyor. “Özeni Korumak”, “Tanıdık Yüzler” ve “Hayali Gelecek” başlıkları altında kurgulanan sergi, müzeleri bugünün duygusal ve politik ilişkilerinin kurulduğu alanlar olarak ele alıyor.

Åsa Jungnelius

Küratörlüğünü Elif Kamışlı’nın yaptığı sergi, İsveçli sanatçı Jungnelius’un Türkiye’deki ilk kişisel sergisi. Cam ve taşın etkileşiminden yola çıkan eserler, malzeme ile insan arasındaki ilişkiyi tarih, ustalık ve doğa bağlamında ele alıyor. Camın kırılganlığı ile taşın dayanıklılığı arasında kurulan bu anlatı, izleyiciyi malzemenin belleğiyle buluşturuyor.

🕒 Ziyaret Bilgileri

Salı–Cumartesi: 10.00–19.00

Pazar: 12.00–18.00

Uzun Cuma: 18.00–22.00 arası tüm ziyaretçilere ücretsiz

Genç Çarşamba: Öğrenciler için ücretsiz giriş

#PeraMüzesi #OrtakDuygular #BritishCouncil #ÅsaJungnelius #SanatHaberi #İstanbulSanat #CamVeTaş #Sergi #Sanatseverler #Pera20Yıl #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kayada Büyüdüm Ben Galerist’te

Melike Abasıyanık Kurtiç’in sanatsal pratiğini merkezine alan “Kayada Büyüdüm Ben” sergisi, Galeri Nev iş birliğiyle ve Galerist ev sahipliğinde, Kale Tasarım ve Sanat Merkezi’nin desteğiyle 15 Ocak’ta açıldı.

Deniz Aktaş, Ece Bal, Gökhun Baltacı, İlhan Berk, Zeynep Kayan, Thiago Rocha Pitta, Anıl Saldıran, Johanna Seidel, Elif Uras ve Burcu Yağcıoğlu’nun eserlerini bir araya getiren seçki, Abasıyanık Kurtiç’in seramikten suluboyaya, fotoğraftan yerleştirmeye uzanan üretim evrenini farklı sanatçıların pratikleriyle buluşturuyor.

Sergi, sanatçının işlerinde öne çıkan döngüsellik ve yineleme fikrini çoğul bir karşılaşma zemini üzerinden tartışmaya açarken, edebiyatla da kesişen bir sanat deneyimi sunuyor.

“Kayada Büyüdüm Ben” sergisi, 21 Şubat 2026’ya kadar Galerist Tepebaşı’nda, salıdan cumartesiye 11.00–19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

#KayadaBüyüdümBen #MelikeAbasıyanıkKurtiç #Galerist #GaleriNev #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #Tepebaşı #SürdürülebilirSanat #SanatHaber #İstanbulSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Aşkı Taçlandıran Spa ve Özel Menü Deneyimi

Hilton İstanbul Bomonti Hotel & Conference Center, 14 Şubat Sevgililer Günü için çiftlere unutulmaz bir deneyim sunuyor. Otelin 34. katında yer alan Cloud 34, romantik atmosferi, canlı müzik performansları ve gurme lezzetleriyle bu özel geceyi benzersiz kılıyor.

Hilton İstanbul Bomonti Hotel & Conference Center

Gurme Lezzetlerle Aşkın Sofrası

Uzakdoğu mutfağından ilham alan özel menüde; erik jeli ve yuzu köpüğüyle servis edilen ördekli gyoza, teriyaki marinasyonlu somon ve fermente siyah sarımsak püresi yer alıyor. Gecenin finalinde ise “Aşkın Yapı Taşları” tatlısı, karadut sorbe, çikolatalı crumble ve matcha sponge ile romantizmi tatlandırıyor.

Hilton İstanbul Bomonti Hotel & Conference Center

Canlı Müzik ile Romantizm

Hilton Jazz Band, Sevgililer Günü’ne özel repertuarıyla piyano ve vokal eşliğinde sahne alarak romantizmi zirveye taşıyor.

Hilton İstanbul Bomonti Hotel & Conference Center

eforea Spa ile Yenilenme

Hilton İstanbul Bomonti’nin ödüllü eforea Spa’sı, çiftlere modern tasarımı ve lüks atmosferiyle benzersiz bir rahatlama deneyimi sunuyor. Çift üyeliklerinde %15 indirim fırsatı, Türk hamamı, sauna, buhar odası, yüzme havuzları ve VIP spa odalarıyla misafirler hem fiziksel hem de ruhsal yenilenme yaşıyor.

Hilton İstanbul Bomonti Hotel & Conference Center

Rezervasyon için:

Cloud 34: 0549 790 31 94

eforea Spa: 0212 375 30 00

#HiltonBomonti #SevgililerGünü #Cloud34 #RomantikKutlama #GurmeDeneyim #SpaKeyfi #PauseDergi

Ocak Boyunca Ücretsiz Gösterimler İstanbulluları Bekliyor

İBB Beyoğlu Sineması’nın büyük ilgi gören Ülke Sineması programı, 2026’nın ilk ayında Fransa’yı konuk ediyor. İBB Kültür’ün hazırladığı özel seçki, ocak ayı boyunca Fransız sinemasının önde gelen yapımlarını ücretsiz olarak sinemaseverlerle buluşturacak.

Fransız Sinemasından Özel Seçki

Programda, sinema tarihine damga vurmuş ve farklı dönemlerden örnekler sunan filmler yer alıyor. Gösterilecek yapımlar arasında Jacques Demy’nin “Cherbourg Şemsiyeleri”, Costa Gavras’ın “Ölümsüz”, Chris Marker’ın “Güneşsiz”, François Truffaut’nun “Cep Harçlığı” ve Gérard Oury’nin “Şahane Oyun” gibi klasikler bulunuyor. Ayrıca Raoul Peck, Stéphane Demoustier, Julie Navarro, Cédric Kahn, Iris Kaltenbäck ve Jeanne Herry gibi çağdaş yönetmenlerin dikkat çeken filmleri de seçkide yer alıyor.

Animasyon ve Kısa Film Gösterimleri

Ocak ayı boyunca yalnızca uzun metrajlı filmler değil, animasyon ve kısa film seçkileri de izleyicilerle buluşacak.

Animasyon Seçkisi: 11 ve 25 Ocak’ta “Fil ve Balina”, “İki Kız Kardeş Arasında”, “Boris’in Fırını”, “Koyun, Kurt ve Çay Bardağı” ve “Kapibara” gösterilecek.

Kısa Film Seçkisi: 11 Ocak’ta “Hoşça Kal”, “Katarak” ve “Yelken Bayraklar” izleyiciyle buluşacak.

Beyoğlu’nda Kültür Buluşması

İstiklal Caddesi’nin simge yapılarından biri olan İBB Beyoğlu Sineması, haftanın altı günü kapılarını açarak sinemaseverlere kültür ve sanat dolu bir program sunuyor. Etkinlikler ücretsiz olup, detaylı bilgi ve biletler için İBB Beyoğlu Sineması’nın sosyal medya hesapları takip edilebiliyor.

#İBBBeyoğluSineması #FransızSineması #ÜlkeSineması #KültürSanat #FilmGösterimi #İstanbulEtkinlikleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity