Yazılar

Gençlerde Kolon Kanseri Riski Artıyor

Kolon ve rektum kanserleri, yani kolorektal kanserler, uzun yıllar daha çok ileri yaş hastalığı olarak biliniyordu. Ancak son yıllarda bu kanserlerin genç yetişkinlerde daha sık görülmesi dikkat çekiyor. Güncel araştırmalar, bazı bağırsak bakterilerinin ürettiği “kolibaktin” adlı toksinin, özellikle genç yaşta görülen kolorektal kanserlerde DNA hasarıyla ilişkili izler bırakabileceğini gösteriyor. Memorial Göztepe Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay, kolorektal kanserlerde erken tanının önemine dikkat çekerek endoskopik tedavi yöntemlerinden biri olan ESD ile ilgili bilgi verdi.

Doç. Dr. Süleyman Günay

Doç. Dr. Süleyman Günay

Bu belirtileri göz ardı etmeyin!

Özellikle genç yetişkinlerde makattan kanama çoğu zaman hemoroid olarak değerlendirilmekte, dışkılama düzenindeki değişiklikler ise stres ya da beslenme düzensizliğiyle ilişkilendirilebilmektedir. Oysa genç yaşta olmak, kolorektal kanser riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Son yıllarda 45 yaş altındaki yetişkinlerde özellikle rektal kanserle ilgili artışlar dikkat çekmektedir. Bu nedenle makattan kanama ya da dışkılama alışkanlığındaki değişiklikler “basit bir sorun” olarak görülmemeli; dışkıda kan, açıklanamayan kansızlık, kilo kaybı, yeni başlayan kabızlık veya ishal gibi bulgular da ciddiye alınmalıdır.

Risk faktörleri yalnızca genetik değil

Kolorektal kanserlerde genetik yatkınlık önemli bir faktör olsa da hastalık yalnızca genetik nedenlerle açıklanmamaktadır. Aşırı kilo, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, ultra işlenmiş gıdaların sık tüketilmesi ve bağırsak florasını etkileyen çevresel faktörler de risk üzerinde etkili olabilmektedir. Gereksiz antibiyotik kullanımı da bağırsak mikrobiyotasında dengesizliğe yol açarak sindirim sistemi sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bağırsak florasıyla ilgili son araştırmalarda kolibaktin adlı toksinin öne çıkması, sindirim sistemi sağlığının korunmasının önemini bir kez daha göstermektedir.

Belirti beklemeden tarama yaptırın

Kolorektal kanserde erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle hiçbir şikayet olmasa bile özellikle 45 yaşından sonra kolonoskopi taraması yapılması önerilmektedir. Ailesinde kolon ya da rektum kanseri öyküsü olanlar veya alarm belirtileri yaşayan kişilerde ise tarama yaşı hekim tarafından daha erken planlanabilir. Kolonoskopi yalnızca kanseri erken yakalamak için değil, kanser gelişmeden önce riskli polipleri saptayıp çıkarmak için de önemli bir yöntemdir. Böylece bazı vakalarda kanser gelişimi başlamadan önlenebilir.

Erken evrede kesi olmadan tedavi mümkün

Kolorektal kanser ya da sindirim sistemindeki bazı riskli lezyonlar erken evrede yakalandığında, her zaman büyük bir ameliyat gerekmemektedir. Endoskopik Submukozal Diseksiyon yani ESD, uygun hastalarda tümörlü ya da kanserleşme riski taşıyan dokunun herhangi bir kesi yapılmadan endoskopik olarak çıkarılmasını sağlar.

ESD işleminde ağızdan ya da makattan girilen ince bir endoskop kullanılır. Karında kesi açılmaz. Yalnızca hastalıklı alan hedeflenir, sağlıklı organ dokusu mümkün olduğunca korunur. Hastalıklı doku milimetrik hassasiyetle çevresinden ayrılır ve tek parça halinde çıkarılır.

Hasta konforu ve organ koruyucu tedavi ön planda

ESD işlemi sonrası süreç hastalar açısından genellikle daha konforludur. Çoğu hasta aynı gün ya da kısa süreli takip sonrasında taburcu edilebilir. Günlük yaşama ve işe dönüş süresi klasik cerrahiye göre daha kısa olabilir. Özellikle kalın bağırsak ve rektum lezyonlarında organ koruyucu yaklaşımlar yaşam kalitesi açısından büyük önem taşır. Ancak ESD her hastaya uygulanabilen bir yöntem değildir. Bu tedavinin başarısı doğru hasta seçimine, lezyonun erken evrede saptanmasına ve işlemi gerçekleştiren ekibin deneyimine bağlıdır.

 

 

#KolonKanseri #BağırsakFlorası #ErkenTanı #ESDYöntemi #Gastroenteroloji #SağlıkHaberleri #KolorektalKanser #MemorialHastanesi #GençSağlığı #KanserFarkındalık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sushi Barba İstinyePark İstanbul’da Açıldı

Sushi Barba, Uzak Doğu mutfağının özgün lezzetlerini İstanbul’a taşıdı. 2017’de başlayan yolculuğunu İzmir ve Bodrum şubeleriyle büyüten marka, Eylül 2024 itibarıyla İstinyePark İstanbul’da kapılarını açtı. İki katlı mimarisi, geniş terası ve şık dekorasyonuyla dikkat çeken mekan, hafta sonları ve özel akşamlarda gerçekleşen DJ performanslarıyla gastronomi deneyimini eğlenceyle buluşturuyor.

Sushi Barba

Uzak Doğu’nun Özgün Tatları

Deneyimli şeflerin yaratıcı dokunuşlarıyla hazırlanan menüde; jumbo karides ve trüflü mayonezin eşsiz uyumunu sunan Ebi Tempura Roll, mangolu ferahlatıcı Tuna Tartar ve miso sosla buluşan mühürlenmiş somonun yer aldığı Somon Tataki öne çıkıyor. Menüye eşlik eden imza kokteyller arasında Japon esintili YuzuBarba ve tutku meyveli Remon dikkat çekiyor.

Sushi Barba

Deneyim

Sushi Barba, şıklığı ve konforu bir arada sunan dekorasyonu, yenilikçi menüsü ve yüksek hizmet kalitesiyle ayrıcalıklı bir gastronomi noktası olarak öne çıkıyor. Sürdürülebilirlik ilkelerine bağlı kalan marka, günümüz gastronomi trendlerini yakından takip ederek menüsüne sürekli yeni tatlar eklemeyi sürdürüyor.

Sushi Barba

Gastronomi ve Eğlence Bir Arada

İstinyePark İstanbul’daki yeni şube, yalnızca bir restoran değil; aynı zamanda keyifli sohbetlerin ve özel akşamların buluşma noktası. DJ performanslarıyla desteklenen atmosfer, misafirlere unutulmaz bir gurme deneyim sunuyor.

Sushi Barba

#SushiBarba #İstinyeParkİstanbul #UzakDoğuLezzetleri #GurmeDeneyim #İmzaKokteyller #SushiSeverler #Gastronomiİstanbul #FineDining #DJPerformans #MekanHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yeni Elektrikli Model Türkiye’ye Geliyor

Škoda, yeni elektrikli modeli Epiq’in seri üretimine İspanya’nın Pamplona kentindeki Volkswagen Navarra fabrikasında başladı. Bu adım, markanın tarihinde İspanya’da üretilen ilk model olmasıyla dikkat çekiyor.

Elektrikli Mobilitede Yeni Dönem

Yeni MEB+ platformu üzerine geliştirilen Epiq, Škoda’nın Modern Solid tasarım dilini yansıtan ilk otomobil olarak öne çıkıyor. 85 kW ile 155 kW arasında değişen güç seçenekleri, farklı batarya alternatifleri ve yaklaşık 440 km menzil ile günlük kullanımın yanı sıra uzun yolculuklar için de pratik bir çözüm sunuyor.

Epiq, yakın zamanda tanıtılacak Škoda Peaq ile birlikte markanın elektrikli mobilite stratejisinin temel taşlarından biri olacak. Böylece Enyaq ve Elroq modelleriyle yakalanan başarı çıtası daha da yükseltilecek.

İspanya’daki Modern Üretim Merkezi

Pamplona’daki Volkswagen Navarra fabrikası, günlük 1.400’ün üzerinde araç üretim kapasitesiyle grubun en önemli tesislerinden biri. İçten yanmalı ve elektrikli araçları aynı üretim hattında üretebilen esnek yapısıyla öne çıkan tesis, Epiq sayesinde Avrupa pazarındaki elektrikli araç talebine daha hızlı yanıt vermeyi hedefliyor.

Yeni Epiq, önümüzdeki yılın ikinci yarısından itibaren Türkiye’de de satışa sunulacak.

 

 

#ŠkodaEpiq #ElektrikliAraç #OtomobilEkonomisi #MEBPlus #ModernSolid #VolkswagenNavarra #Elektromobilite #ŠkodaTürkiye #YeniModel #Otomotiv2026 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Yansımalar” Futy Art Gallery’de

Futy Art Gallery, heykel sanatçısı Damla Güdemez’in yeni kişisel sergisi Yansımalar’ı 11 – 29 Haziran 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

Işığın ve İçsel Yansımaların Oyunu

Yansımalar, görünen ile hissedilen arasındaki sınırda izleyiciye sessiz bir davet sunuyor. Bronz, metal, cam ve vitray malzemelerle üretilen eserler; ışıkla kurdukları ilişki sayesinde sürekli değişen bir deneyim alanı yaratıyor. Renkli cam yüzeylerde çoğalan bronz formlar, izleyicinin konumuna göre farklı anlamlar kazanarak kişisel bir keşif yolculuğuna dönüşüyor.

Sanatçının üretimlerinde yansıma yalnızca optik bir olgu değil; hafıza, duygu ve deneyim katmanlarını görünür kılan bir araç. Her yüzey, dış dünyaya olduğu kadar insanın iç dünyasına da açılan yeni bir bakış öneriyor.

Doğadan İlham, Zeytin Ağacının Gücü

İstanbul, Ayvalık ve Assos arasında üretimini sürdüren Güdemez, doğadan ve özellikle zeytin ağacının taşıdığı direnç ve süreklilik fikrinden besleniyor. “Yaşamda hiçbir şey yok olmaz, yalnızca başka biçimlere dönüşür” düşüncesi, sanatçının eserlerinin temel çıkış noktası.

Sanatçı, uzun yıllar heykel sanatçısı Yunus Tonkuş ile çalışmış ve eğitim almış; 2023’te Art212’deki ilk kişisel sergisinden sonra yurt içi ve yurt dışında birçok sergiye katılmıştır. Eserleri son olarak Londra’daki Saatchi Gallery’de izleyiciyle buluşmuştur.

Sergi kapsamında elde edilecek gelirin bir kısmı, başarılı ancak maddi imkânları kısıtlı öğrencilere burs sağlayan ASKEV Ayvalık Sanat Kültür Eğitim Vakfı’na bağışlanacaktır.

📍 Sergi Tarihleri: 11 – 29 Haziran 2026

📍 Adres: Beykoz Acarlar Mahallesi 9. Cadde Acarverde Boulevard, Beykoz / İstanbul

📞 0530 526 97 69 – @futyart.gallery – info@futyart.com

 

#DamlaGüdemez #Yansımalar #FutyArtGallery #ÇağdaşSanat #HeykelSanatı #İstanbulSanat #SanatSergisi #KültürSanat #GurmeSanat #ASKEV #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Çamlıca’da İtalyan Zarafeti: Arbor İstanbul

Arbor İstanbul, Çamlıca’da tarihi dokusu, bahçeye açılan sakin atmosferi ve İtalyan mutfağına odaklanan gastronomi yaklaşımıyla şehrin içinde farklı bir ritim arayanları buluşturuyor. Butik otel olarak hayata geçirilen yapı, mimari, sanat ve gastronomiyi bir araya getirerek İstanbul’un hızlı yaşamına zarif bir alternatif sunuyor.

Arbor İstanbul

Tarihi Doku ile Çağdaş Yaşamın Buluşması

Özenle restore edilen tarihi bina, çağdaş tasarım çizgileriyle birleşerek zamansız bir atmosfer yaratıyor. İç mekânlarda yer alan sanat eserleri Arbor’u yalnızca konaklama veya gastronomi adresi olmaktan çıkararak kültürel bir buluşma noktası haline getiriyor. Çamlıca’nın yeşil dokusuyla uyumlu bu atmosfer, misafirlerine şehir merkezinden uzaklaşmadan dinginlik hissi sunuyor.

Arbor İstanbul

İtalyan Sofra Kültürü

Arbor İstanbul’un gastronomi kimliğinin merkezinde Arbor Ristorante Italiano bulunuyor. Günlük hazırlanan taze makarnalar, taş fırından çıkan pizzalar, özenle seçilen peynir ve şarküteri ürünleriyle İtalyan mutfağının köklü mirası günümüzün rafine yaklaşımıyla buluşuyor. Gösterişten çok dengeyi, karmaşadan çok sadeliği tercih eden mutfak anlayışı, restoranı günün farklı anlarına eşlik eden bir buluşma noktası haline getiriyor.

Arbor İstanbul

Şef Giovanni Terraciano’nun İmzası

Restoranın mutfak vizyonuna İtalyan şef Giovanni Terraciano yön veriyor. Ürünün doğallığı, mevsimsellik ve teknik dengeyi ön planda tutan yaklaşımıyla menüye hem geleneksel İtalyan mutfağının sıcaklığını hem de çağdaş gastronominin inceliklerini taşıyor. Arbor Ristorante Italiano, bu vizyonla yalnızca yemek yenilen bir adres değil; İtalyan yaşam kültürünü İstanbul’un merkezinde zarif bir atmosferle buluşturan özel bir durak olarak öne çıkıyor

Arbor İstanbul

Bahçeye Açılan Sofralar

Büyük pencerelerden süzülen doğal ışık ve bahçeye açılan alanlar, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında restoranın en sevilen bölümlerinden biri oluyor. Uzun öğle yemekleri ve paylaşım kültürünü çağrıştıran bu atmosfer, Arbor’u günlük yaşamın içinde özel bir mola noktası haline getiriyor.

Hiperrealist “At” Heykeli Sanatseverlerle Buluşuyor

Bozlu Art Mongeri Binası’nın giriş katında yeni yerleştirmesiyle sanatseverlerin beğenisine sunulan Server Demirtaş’ın “At” isimli kinetik heykeli, hiperrealist yaklaşımı ve çarpıcı ölçüleriyle dikkat çekiyor.

Sanatçı, iki yıllık bir çalışmanın ürünü olan bu eserinde yalnızca mekanik kurguyu değil, öznenin ruh halini ve iç dünyasını da yansıtmayı amaçlıyor. Günlük hayattan sahneleri yeniden kurgulayan Demirtaş, yarattığı etkinin sınırlarını zorlayarak izleyiciyi hem gerçekçi hem de mekanik bir deneyime davet ediyor.

Çarpıcı Gerçekçilik ve Mekanik Yapı

Heykelin gövdesindeki ipeksi dokunsal gerçekçilik, bacak kısmındaki mekanik yapı ile kesintiye uğruyor ve izleyiciye eserin altındaki teknolojiyi hatırlatıyor. Bu ikilik, eseri hem hiperrealist hem de mekanik bir başyapıt haline getiriyor.

Anri Sala’dan İlham

Sanatçı, Anri Sala’nın 2003 tarihli “Time After Time” videosundan esinlenerek yarattığı “At” heykelini şöyle anlatıyor: “Bir yol kenarında duran siyah bir at… Sahipsiz, susuz, yemeksiz… Onu sabaha kadar çekiyor. Ben çok etkilendim ama o zamanlar bu teknolojiyi yapacak cesaretim yoktu. Birkaç yıl önce artık o cesareti buldum ve 2-2,5 yıl uğraşıp bitirdim.”

Server Demirtaş’ın “At” heykeli, Bozlu Art Mongeri’nin giriş katında sanatseverlere hem estetik hem de düşünsel bir deneyim sunuyor.

 

#ServerDemirtaş #AtHeykeli #BozluArtMongeri #KinetikHeykel #ÇağdaşSanat #Hiperrealizm #SanatHaberi #İstanbulSanat #Sanatseverler #SanatSergisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tiroit nodülleri ülkemizde giderek artıyor!

Tiroit bezi içerisinde gelişen ve çevre dokudan farklı bir yapıda olan tiroit nodülleri dünya genelinde ve ülkemizde yaygın görülen bir sağlık sorunu. Yetişkin nüfusun yüzde 30 ila 50’sinde saptanan tiroit nodülleri çoğunlukla iyi huylu oluyor ve ciddi bir problem oluşturmuyor. Ancak bazı  nodüller büyüyerek nefes darlığı,  yutma güçlüğü ve ses kısıklığı gibi yaşam kalitesini düşüren sorunlara neden olabiliyor, boyun bölgesinde belirgin bir çıkıntı oluşturarak estetik kaygı yaratıyor. Geçmiş yıllarda hastada şikâyet oluşturan iyi huylu tiroit nodülleri için cerrahi tedavi ön planda yer alırken, günümüzde ise gelişen teknolojiyle birlikte  ameliyatsız yöntemler ön plana çıkıyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara,  son yıllarda artık birçok iyi huylu tiroit nodülünün ameliyatsız yöntemlerle  başarılı şekilde tedavi edilebildiğini belirterek, “Bu yöntemler arasında dokunun lazer veya kimyasal maddeler kullanılarak yok edilmesi prensibine dayanan ablasyon yöntemi ön plana çıkmaktadır. Özellikle radyofrekans ablasyon, mikrodalga ablasyon ve lazer ablasyon gibi yöntemler, seçilmiş hastalarda oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Bu yöntemlerin sağladıkları en önemli fayda ise birçok hastada tiroit hormonu üretiminin korunması sayesinde ömür boyu hormon ilacı kullanma ihtiyacını azaltabilmesi veya tamamen ortadan kaldırabilmesidir” diyor.

Prof. Dr. Melih Kara

Prof. Dr. Melih Kara

İyot eksikliğine dikkat!

Aynaya baktığımızda fark etmediğimiz, hatta yıllarca hiçbir şikâyete yol açmadan sessizce büyüyen tiroit nodülleri, günümüzde artık sadece ileri yaş gruplarında değil, 20’li ve 30’lu yaşlardaki genç erişkinlerde de sıkça rastlanan bir sorun. Bu artışın önemli bir kısmı ultrason kullanımının yaygınlaşması olsa da hatalı beslenme alışkanlıkları ve otoimmün hastalıklardaki artış gibi çeşitli faktörlerin etkili olabileceği düşünülüyor. Tiroit nodüllerinin oluşumunda pek çok etken rol oynuyor. En yaygın nedenlerinden birinin iyot eksikliği olduğunu belirten Prof. Dr. Melih Kara, “ Özellikle yıllarca süren iyot eksikliği tiroit bezinin büyümesine ve nodül oluşumuna yol açabilmektedir. Ayrıca genetik yatkınlık, ilerleyen yaş,  kadın olmak, boyun bölgesine radyasyon maruziyeti, sigara kullanımı ve Hashimoto gibi otoimmün tiroit hastalıkları önemli risk etkenleri arasında yer almaktadır” diye konuşuyor.

Kadınlarda yaklaşık 4 kat fazla görülüyor

Tiroit nodüllerinin kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Melih Kara, “Çalışmalarda, yaklaşık her 3 kadından 1’inde, hatta bazı serilerde yaklaşık her 2 kadından 1’inde, ultrason taramasında nodül saptandığı belirtilmektedir. Erkeklere göre kadınlarda yaklaşık 4 kat daha fazla görülmektedir. Bunun başlıca sebebi hormonal etkilerdir. Özellikle östrojenin tiroit dokusu üzerindeki uyarıcı etkisi ve otoimmün tiroit hastalıklarının kadınlarda daha sık olması nodül oluşumunu tetikleyebilmektedir. Aynı zamanda gebelikler de  tiroit dokusunu etkileyebilmektedir” ifadelerini kullanıyor.

Genellikle uzun yıllar hiçbir belirti vermiyor

Tiroit nodülleri  çoğu zaman uzun yıllar hiçbir belirti vermedikleri için hastaların büyük bir bölümü nodülleri tesadüfen öğreniyor. Prof. Dr. Melih Kara, tiroit nodüllerinin belirti vermeye başladığında ise oluşan sorunları şöyle  sıralıyor:

  • Boyunda şişlik veya ele gelen kitle
  • Yutkunurken takılma hissi
  • Boğazda baskı veya dolgunluk hissi
  • Nefes darlığı (özellikle büyük nodüllerde)
  • Ses kısıklığı

Aşırı hormon üreten bazı nodüllerde; çarpıntı, kilo kaybı, terleme ve sinirlilik gibi hipertiroidi belirtilerinin de ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Melih Kara, “Hastaların çok az bir kısmında ise hızlı büyüme, sertlik, lenf bezlerinde büyüme veya kalıcı ses kısıklığı gibi kanser açısından dikkat gerektiren bulgular görülebilir” uyarısında bulunuyor.

Hiçbir şikayetiniz olmasa bile 35 yaşından sonra…

Tiroit nodüllerinde başarılı bir tedavi süreci için erken tanı ve doğru risk analizi kritik bir önemde. Çünkü erken dönemde saptanan riskli nodüller tedavi edildiğinde oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor. Özellikle ailede tiroit hastalığının olması, kadın olmak, iyot eksikliği bulunan bölgelerde yaşamak ve boyun bölgesine radyasyon öyküsünün daha dikkatli takip gerektirdiğine vurgu yapan Prof. Dr. Melih Kara, “Şikâyeti olmayan bireylerde bile özellikle 35 yaş sonrası en az bir kez tiroit muayenesi ve ultrason değerlendirmesi faydalı olabilmektedir. Sonrasında takip sıklığı; kişinin risk durumuna, nodül varlığına ve ultrason bulgularına göre belirlenmektedir. Boyunda şişlik, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, hızlı büyüyen kitle veya ele gelen sertlik durumunda ise mutlaka hekime başvurulmalıdır” uyarısında bulunuyor.

Ameliyat ihtiyacı giderek azalıyor, çünkü…

Tiroit nodüllerinin tedavisinde temel hedef kanser riskini dışlamak, hastanın şikayetlerini gidermek ve tiroit fonksiyonlarını korumak. Her iyi huylu nodül doğrudan cerrahi müdahale gerektirmiyor. Küçük ve risksiz nodüllerde sadece takip yeterli olurken, bazı tablolarda ise ilaç tedavileri ve cerrahi müdahale gündeme gelebiliyor. Gelişen teknolojiyle birlikte artık birçok iyi huylu tiroit nodülünün ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebildiğine dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara,  bu seçeneklerde son yıllarda “ablasyon” yönteminin öne çıktığını belirterek, “Tiroit ablasyonu özellikle iyi huylu olduğu biyopsiyle kanıtlanmış ancak büyümeye devam ederek baskı ya da kozmetik sorun oluşturan nodüllerde tercih edilmektedir. Ayrıca, cerrahi için riskli veya ameliyat istemeyen hastalarda da önemli bir alternatiftir” diyor. Kötü huylu nodüllerde ise temel tedavinin hâlâ çoğu hastada cerrahi yöntem olduğunu anlatan Prof. Dr. Melih Kara, “Ancak küçük, düşük riskli bazı papiller tiroit kanserlerinde ya da ameliyat olamayacak hastalarda ablasyon yöntemleri alternatif veya tamamlayıcı tedavi olarak kullanılabilmektedir” bilgisini veriyor.

Hormon ilacı kullanma ihtiyacını azaltabiliyor

İyi huylu tiroit nodüllerinde ablasyon yönteminin en önemli avantajlarından biri sağlam tiroit dokusunun büyük ölçüde korunması. Klasik cerrahi operasyonlarda bazen tiroit bezinin bir kısmı veya tamamı alınabilirken, ablasyon yönteminde sadece hedef nodül tedavi ediliyor.  Bu sayede birçok hastada tiroit hormonu üretiminin korunduğuna dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara,  “Böylece ömür boyu hormon ilacı kullanma ihtiyacı azalabilmekte veya tamamen ortadan kalkabilmektedir.  Boyunda hiçbir kesi izinin olmaması, genel anestezi gerektirmemesi ve iyileşme süresinin kısa olması da yöntemin önemli faydalarını oluşturmaktadır” diye konuşuyor.

Günlük yaşama kısa sürede dönüş

Ablasyon tedavisinin ultrason eşliğinde ve lokal anestezi altında gerçekleştirildiğini anlatan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, “Çoğu zaman hastanede yatış gerektirmeyen bu yöntem ortalama 20-45 dakika içinde tamamlanmaktadır. İnce bir iğne elektrot yardımıyla kontrollü ısı enerjisi verilerek nodülün küçültülmesi sağlanmaktadır. Hastalar genellikle  aynı gün evine dönebilmekte ve kısa sürede günlük yaşamlarına devam edebilmektedir”  diyor.

 

#TiroitNodülü #TiroitSağlığı #AblasyonYöntemi #KadınSağlığı #Endokrinoloji #TiroitTedavisi #İyotEksikliği #SesKısıklığı #NefesDarlığı #AmeliyatsızTedavi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Rastlaşmalar Vol. 2: Frugal Hedonism Sanatla Buluşuyor

42 Maslak’ın ArtPlatform alanı, 11 Haziran–11 Ağustos 2026 tarihleri arasında küratör Esmer Erdem’in hazırladığı “Rastlaşmalar Vol. 2 – The Art of Frugal Hedonism” sergisine ev sahipliği yapıyor.

Bu özel seçki, sanat yapıtlarını bilindik galeri sınırlarından çıkararak koridorlara ve ortak alanlara taşıyor; İstanbul’da farklı disiplinlerden sanatçıları bir araya getiriyor. Resim, heykel, seramik, cam, tekstil, enstalasyon ve karma teknik üretimler, gündelik hayatın ritmiyle buluşarak izleyiciye yeni karşılaşma alanları sunuyor.

Frugal Hedonism Kavramı

Sergi, “frugal hedonism” yaklaşımını çağdaş sanatın malzeme, emek, hafıza ve dönüşümle kurduğu ilişki üzerinden yorumluyor. Haz ile ölçülülük, tüketim ile yeniden kullanım, gündelik olan ile estetik deneyim arasındaki gerilim serginin düşünsel zeminini oluşturuyor. İzleyici, azla çoğalan duyusal deneyimlere ve malzemelerin taşıdığı geçmişe odaklanmaya davet ediliyor.

Malzeme ve Kavramlar

Camdan tekstile, porselenden metale, mermerden tuvale uzanan geniş bir üretim alanı; atık cam, geri dönüştürülmüş metal, taş, boya ve zanaat temelli eserlerle birleşiyor. Bu üretimler kırılganlık, kimlik, beden, doğa, kent, bellek ve dönüşüm gibi kavramlarla birlikte düşünülüyor.

Katılımcı Sanatçılar

Adnan Doğan, Ahmet Öktem Arıç, Arif Çekderi, Aslı Aydemir, Aslı Jackson, Atilla Çakır, Bahadır Kurt, Bahadır Yıldız, Büşra Kölmük, Çağdaş Erçelik, Çağlar Uzun, Çetin Pireci, Deniz Çobankent, Deniz Pireci, Didem Öz, Elif Sözkesen, Eylül Deniz, Fırat Neziroğlu, Gökçe Er, Gül Bolulu, Hafize Melek Hidayetoğlu, İmdat Avcı, Kerim Kılıçarslan, Korkut Sönmez, Mark Erhan Geçim, Mert Çıkılmazkaya, Mehrnoush Esmailpour, Murat Tayfun Başaran, Murat Öz, Muzaffer Tuncer, Nur Akkayalı, Okan Ünal, Özge Biçer, Parisa Nami, Pemra Aksoy, Raşit Metehan Acehan, Refika Onur Mikar, Sanem Tufan, Selçuk Gürışık, Setenay Özbek, Sevim Arslan, Sinem Bezirci, Taha Baydar, Tansu Kırcı, Tina Varon, Yağmur Kevser Barutçu, Yücel Kale.

 

42 Maslak ArtPlatform, bu sergiyle sanatla karşılaşma deneyimini kapalı ve ayrıcalıklı alanlardan çıkararak günlük hayatın akışına dahil ediyor. “The Art of Frugal Hedonism” gösterişten uzak ama duyusal olarak zengin bir estetik alan öneriyor; izleyiciyi malzemeye, emeğe, doğaya ve hafızaya daha dikkatli bakmaya çağırıyor.

 

Tarih: 11 Haziran – 11 Ağustos 2026

Yer:  42 AVM, 5. Kat, ArtPlatform

Adres: Maslak, Ahi Evran Caddesi No: 6, İstanbul

 

#RastlaşmalarVol2 #FrugalHedonism #42MaslakArtPlatform #İstanbulSanat #ÇağdaşSanat #SanatSergisi #EsmerErdem #SanatlaKarşılaşma #GünlükHayattaSanat #SanatVeDönüşüm #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Oytun Erbaş ve Buket Aydın’dan Kaotik Dünyada Yol Gösteren Kitap

Prof. Dr. Oytun Erbaş ve gazeteci Buket Aydın, günümüzün en çok tartışılan toplumsal, bilimsel ve psikolojik meselelerini ele aldıkları yeni kitapları “Akıllılar İçin Hayatta Kalma Rehberi – Ne Yapmalı?” ile okurlarla buluşuyor. Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan eser, bilgi kirliliği ve sosyal medya çağında yönünü bulmaya çalışanlar için kapsamlı bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.
Kitap Hakkında
Kitap; sosyal medyanın insan zihni üzerindeki etkilerinden yapay zekâya, gençlik ve yaşlanma tartışmalarından aile yapısına, bağımlılıklardan toplumsal değişimlere kadar geniş bir yelpazede sorular soruyor ve cevaplar arıyor. Yazarlar, televizyon programlarında ele aldıkları güncel meseleleri bu kez kitap sayfalarına taşıyarak okuru düşünmeye ve sorgulamaya davet ediyor.
Öne Çıkan Konular
Gerçeklik algısının dönüşümü
Komplo teorilerinin yayılması
Ergenlik ve beyin etkileri
Empati ve vicdanın davranışlara etkisi
Yalnızlaşan toplum ve gelecek kaygısı

#AkıllılarİçinHayattaKalmaRehberi #OytunErbaş #BuketAydın #DestekYayınları #YeniKitap #KitapHaberleri #YapayZeka #ToplumsalDeğişim #Psikoloji #Bilim #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Rolls-Royce Spectre Series II Tanıtıldı

Rolls-Royce Motor Cars, ikonik süper coupé modeli Spectre’nin yenilenmiş yorumu Spectre Series II ve Black Badge Spectre Series II’yi tanıttı. Elektrikli sürüşte yeni bir dönemi temsil eden model, menzilini %18 artırarak 628 km’ye (WLTP) ulaştırırken, şarj sürelerini %14 oranında kısaltıyor.

Rolls-Royce Spectre Series II

Güç ve Performans

Goodwood’daki mühendisler, güç aktarma sistemini daha yüksek tepki ve kontrol sunacak şekilde geliştirdi. Black Badge Spectre Series II, 442 kW güç ve 1.015 Nm tork değerine ulaşıyor. Infinity Mode’da 500 kW güç, Spirited Mode’da ise 1.100 Nm tork sunuluyor. Bu veriler, Rolls-Royce tarihindeki en güçlü elektrikli model konumunu pekiştiriyor.

Rolls-Royce Spectre Series II

Tasarım ve Kişiselleştirme

Spectre Series II, Bespoke kişiselleştirme dünyasında Phantom’un ardından en çok tercih edilen modellerden biri. Yeni malzemeler ve detaylarla zenginleştirilen iç mekân; bambudan elde edilen Duality Twill kumaş, hassas lazer kesim desenli Placed Perforation deri ve yüksek parlaklığa sahip Brindled Walnut kaplama gibi yeniliklerle öne çıkıyor.

Dış tasarımda fastback profili korunurken, yeni Ethereal Blue rengi ve 23 inç dövme alaşım jantlar dikkat çekiyor. Black Badge versiyonunda ise mat yüzeyli Iced Black Exterior Detailing ve yeni jant tasarımı aracın asi karakterini vurguluyor.

Rolls-Royce Spectre Series II

İç Mekân Detayları

Yeni Illuminated Fascia tasarımı, 8.108 aydınlatma pikseliyle güçlü yatay karakteri vurguluyor. Havacılık göstergelerinden ilham alan yeni saat tasarımı ve özel vitrin bölümünde sergilenen paslanmaz çelikten Spirit of Ecstasy figürü, iç mekâna zarif bir dokunuş katıyor.

Rolls-Royce Spectre Series II

Elektrifikasyon Çağında Rolls-Royce

Rolls-Royce CEO’su Chris Brownridge, Spectre’ın dünya çapında gördüğü olağanüstü ilgiyi vurgulayarak, “Müşterilerimizin en çok değer verdiği sessizlik, zahmetsiz sürüş ve yüksek güç gibi özellikleri daha da ileri taşıyoruz. Spectre Series II, elektrifikasyon çağında kusursuz bir uyum sergiliyor” dedi.

Rolls-Royce Spectre Series II

 

#RollsRoyce #SpectreSeriesII #BlackBadgeSpectre #ElektrikliOtomobil #LüksOtomobil #Bespoke #OtomobilHaberleri #Goodwood #GeleceğinKlasikleri #OtomotivTasarımı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity