Yazılar

“Gastrit veya ülserdir” deyip ihmal etmeyin!

“Gastrit veya ülserdir” deyip ihmal etmeyin!

Mide kanseri meme, akciğer ve kalın bağırsak kanserlerinden sonra en sık rastlanan 4. kanser türü. Dünyada her yıl yaklaşık bir milyon, ülkemizde de 20 bin kişiye mide kanseri tanısı konuyor. Erken dönemde çoğunlukla herhangi bir şikayete neden olmadan sinsice ilerlediği için tehlikeli kanserler arasında yer alıyor. İlk dikkat çeken belirtileri de genellikle karın ağrısı, yemekten sonra gelişen hazımsızlık ve şişkinlik oluyor. Ancak yakınmaların ‘mide ülseri’ veya ‘gastrit’ hastalıklarından kaynaklandığı düşünülerek sorun ihmal edilebiliyor, bu durum da tedavide gecikmeye yol açabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Erman Aytaç, mide kanserinde erken tanının yaşamsal önem taşıdığı uyarısında bulunarak, “Erken tanı sayesinde hastalar uzun yıllar sorunsuz bir şekilde yaşamlarına devam edebiliyorlar. Bu nedenle mide kanserinin genellikle ilk belirtileri olan karın ağrısı, yemekten sonra şişkinlik ve hazımsızlık gibi yakınmalarda zaman kaybetmeden hekime başvurulmalıdır” diyor. Daha da önemlisi ‘değiştirilebilir’ risk faktörlerine dikkat ederek mide kanserinden kısmen korunmak da mümkün olabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Erman Aytaç, mide kanseri riskini artıran 12 etkeni anlattı; önemli bilgiler verdi!

“Gastrit veya ülserdir” deyip ihmal etmeyin!

Doç. Dr. Erman Aytaç

İlerleyen yaş

Mide kanserinin görülme sıklığı ilerleyen yaşla birlikte artıyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Erman Aytaç, mide kanserinde 50 yaşından sonra riskin yükseldiğini söylüyor.

Erkek olmak

Mide kanseri erkeklerde kadınlardan 2 kat daha sık ortaya çıkıyor. Kadınlarda daha yüksek miktarda salgılanan östrojen hormonunun mide kanseri riskini arttıran Helikobacter Pylori enfeksiyonuna karşı koruyucu etkisi olduğu düşünülüyor.

Genetik faktör

Anne, baba ve kardeşler gibi birinci derece aile bireylerinde mide kanseri öyküsü varsa, bu hastalığın gelişme riski normal popülasyona göre daha fazla oluyor. Dolayısıyla riski değerlendirmek için mutlaka bu alanda uzman bir hekime başvurulması öneriliyor.

Helikobacter Pylori

Helikobacter Pylori (HP), midede sıklıkla rastlanan bir bakteri cinsidir. Gastrit oluşumundan sorumlu bir bakteri olarak görülen Helikobacter Pylori’ye mide kanserli hastalarda daha fazla rastlandığı biliniyor. “Ancak bu tablodan midesinde Helikobacter Pylori saptanan her kişide mide kanseri oluşacağı sonucu çıkartılmamalıdır” bilgisini veren Doç. Dr. Erman Aytaç, “Çünkü Helikobacter Pylori’nin sık görüldüğü bazı toplumlarda mide kanseri oranı düşüktür. Dolayısıyla bu bakterinin yanı sıra diğer risk faktörleri de son derece önemlidir” diyor.

Fazla tuz tüketmek

Fazla tuz tüketimi mide kanseri riskini artıran önemli faktörler arasında yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü, günlük tuz tüketiminin 5 gramı geçmemesini tavsiye ediyor.

Tuzlanmış, tütsülenmiş besinler

Dünya Sağlık Örgütü, gelişmiş ülkelerdeki kanserlerin yüzde 30’unun beslenmeyle ilişkili olduğunu bildiriyor. Örneğin Japonya gibi tuzlanmış ve tütsülenmiş besinlerin yoğun olarak tüketildiği coğrafyalarda mide kanserine daha sık rastlanıyor. Ülkemizde de yaygın olarak tüketilen mangalda pişirilmiş etin de risk faktörü olabileceği düşünülüyor. Bu durum etin tuzlanması ve pişerken yanmasıyla ilişkili olabiliyor. Benzer şekilde fazla miktarda işlenmiş et veya yağda kızartılmış, soslu ve baharatlı besinler ya da aflatoksin ile bulaşmış olan besinler de (bayat ekmekteki küfler gibi) riski artırıyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Erman Aytaç, “Nasıl ki tuzlanmış, tütsülenmiş besinlerin fazla tüketilmeleri mide kanserine yakalanma olasılığını artırıyorsa, tersine çiğ sebze ve meyvelerin bolca yenilmesi, C vitamini ve antioksidan maddeler de bu kanserden korunmada olumlu etki yapabiliyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Sigara kullanımı

Sigara kullanımı birçok kanserde olduğu gibi mide kanseri için de risk faktörü oluyor. Öyle ki sigara kullanım yoğunluğu ve süresi arttıkça risk 4 kat yükseliyor.

Obezite

Çağımızın önemli bir sorunu olan obezite hastalarında da mide kanseri riski yükseliyor. Obeziteyle artan vücut içindeki toksik maddeler, kanser gelişimini hücre seviyesinde arttıran oksijenlenme bozukluğu ve savunma sisteminin zayıflaması gibi etkenler mide kanserinin gelişimini kolaylaştırabiliyor.

Bazı meslekler

Bazı iş kollarında çalışanlar (odun dumanına ya da asbest dumanına maruz kalanlar, metal, plastik ve maden işçileri gibi) mide kanseri açısından daha fazla risk altında oluyorlar.

Kan grubunun A olması

Mide kanseri kan grubu A olan kişilerde daha sık görülüyor. Kesin nedeni bilinmemekle beraber, bu durum A kan grubu olan kişilerin Helikobacter Pylori enfeksiyonuna karşı daha yatkın olmalarıyla açıklanıyor.

Bazı hastalıklar

  • Kalın bağırsağı tutan bazı hastalıklarda (ailesel adenomatöz polipozis ve ailesel nonpolipozis kolorektal kanser) mide kanseri görülme olasılığı yükseliyor.
  • B12 vitamininin emilememesi nedeniyle oluşan kansızlık türü olan pernisiyöz anemi de mide kanseri riskini artırıyor.
  • Atrofik gastriti (midenin iç yüzünü döşeyen mukoza tabakasının epitel hücrelerinin ve salgı bezlerinin kaybıyla sonuçlanan kronik ihtihaplanma) olan hastalarda mide kanseri daha sık görülüyor.
  • Yapılan çalışmalarda, toplumda öpücük hastalığı olarak bilinen enfeksiyöz mononükleoz hastalığına neden olan ebstein–barr virüsünün mide kanseri gelişimine etkisi olduğu gösterilmiş.

Mide ameliyatı olmak

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Erman Aytaç, geçmişte mide ameliyatı olanlarda, özellikle de midesinin bir kısmı çıkartılan hastalarda bu kanserin gelişme riskinin yıllar içinde arttığına işaret ederek, “Bu nedenle yakınmasız olsalar dahi mide ameliyatı geçiren hastalara belli aralıklarla kontrol amaçlı gastroskopi yapılıyor” diyor.

 Uzun yıllar sorunsuz yaşanabiliyor

Mide kanserinde çok erken evre tümörler ameliyat gerekmeden endoskopik olarak tedavi edilebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Erman Aytaç, endoskopik tedavi yöntemleri dışında, hastalığın 1-3 evrelerinde ana tedavi yönteminin cerrahi işlem olduğunu belirterek, “Cerrahi tedavinin ana prensibi, tümörün yayılma olasılığı olan tüm lenf bezleriyle birlikte çıkartılmasıdır. Hastalığın 2. ve 3. evresinde genellikle önce kemoterapi uygulanıyor, ameliyat daha sonra yapılıyor. Patoloji raporuna göre ameliyat sonrasında kemoterapi ve radyoterapi gibi ek tedaviler uygulanabiliyor. Tümör karaciğer ve akciğer gibi uzak organlara da sıçramışsa, yani hastalık 4. evredeyse ana tedavi yöntemi kemoterapi oluyor” diyor.

Doç. Dr. Erman Aytaç tedavi sonuçlarını birçok faktörün etkilediğini belirterek, “Bu etkenlerin en önemlileri hastalığın evresi ve yapılan tedavilerin kalitesidir. Deneyimli merkezlerde kapalı yöntemlerin hastaya sağladığı avantajlar göz önünde tutularak ameliyat laparoskopik veya robotik olarak yapılabiliyor” diyor.

Müziğin kalbi İzmir’de atacak

Müziğin kalbi İzmir’de atacak
Kültür sanatın en eğlenceli festivali CityFest, kaldığı yerden devam ediyor. Mart ayında İzmir’den başlayacak olan CityFest, Türkiye’nin yıldızlarını hayranlarıyla buluşturuyor.

İzmir Arena’da 8-11 Mart tarihlerinde Mabel Matiz, Mor ve Ötesi, Duman ve Ozbi’nin sahne alacağı CityFest, müzikseverlere unutulmaz anlar yaşatacak. Baharı festivalle karşılamaya hazırlanan İzmir, birbirinden sevilen sanatçıların performanslarıyla eğlenceyi ikiye katlayacak.

8 Mart Salı Mor ve Ötesi ile başlayacak olan CityFest, 9 Mart Çarşamba Duman, 10 Mart Perşembe Ozbi ve 11 Mart Cuma Mabel Matiz’le İzmirlilere keyif dolu saatler yaşatacak

Maydanozun faydaları

Maydanozun faydaları

Yeşil yaprakları ve baharatlı tadıyla yemeklere lezzet katan maydanozun sağlığa pek çok faydası bulunuyor. Düşük kalorisi ve vitamin içeriğiyle diyetlere gönül rahatlığıyla eklenebilen maydanoz, bağışıklık sisteminin de güçlenmesine katkıda bulunuyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Sinem Türkmen, maydanoz ve faydaları hakkında bilgi verdi.

Maydanoz yeşil yapraklı, baharatlı türde bir bitkidir. Kokusu ve tadında yoğun bir aroma bulunmaktadır. Salatalara, yemeklerin üzerine süs olarak, smoothie olarak tüketilebilir. Yemeklerin yanında garnitür olarak da kullanılabilen maydanoz vücut için vazgeçilmez bir besindir. Yemeklere hem sağlık hem de lezzet katar. Maydanozun 100 gramında 36 kalori, 56 mg sodyum, 554 mg potasyum, 133 mg kalsiyum, 133 mg C vitamini, 50 mg magnezyum vardır.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dyt. Sinem Türkmen

Maydanoz suyunu aşırı tüketmemek gerekir

Pek çok kişi internetten yaptığı araştırmalarda maydanoz ile ilgili yanlış bilgiler edinebilmektedir. Örneğin maydanoz suyunun kilo verdirdiğine dair bir inanış da bulunmaktadır. Hatta pek çok detoks programında maydanoz suyu da yer almaktadır. Ancak maydanozu tüketirken de aşırıya kaçmamak önemlidir. Çok miktarda maydanoz tüketilirse vücuttan çok miktarda sıvı atılır. Aşırı miktarda maydanoz suyu içmek sıvı kaybına neden olabilir. Yağ atılmadığı sürece zayıflama söz konusu olmaz. Maydanoz detoksu, vücuttaki ödemin atılmasına fayda sağlar. İhtiyaca göre maydanoz limon kürü de yapılabilir. Ancak çok miktarda tüketilmemesi gerekir. Maydanoz kürü ihtiyacına beslenme ve diyet uzmanı gereken tahlilleri yaptıktan sonra karar verir.

Maydanozun faydaları

Maydanozun diyetlerle birlikte kullanılmasının yanında pek çok faydası vardır. Bunları şöyle maddelemek mümkündür:

  • Yarım su bardağı maydanoz günlük A vitamininin yüzde 108’ini, C vitamininin yüzde 53’ünü, K vitamininin yüzde 547’sini, folatın yüzde 11’ini, potasyumun yüzde 4’ünü karşılar.
  • Kan pıhtılaşması ve kemik sağlığı için gerekli olan K vitamini açısından da zengindir. Maydanoz muhteşem bir A ve C vitamini kaynağıdır.
  • Antioksidan özelliklere sahiptir.
  • Kalorisi düşüktür, kilo verme diyetlerinde gönül rahatlığıyla yenebilir. Maydanoz kemik sağlığını destekler.
  • Kanserle savaşan maddeler içerir. Maydanoz, antikanser etkileri olabilecek bitki bileşikleri içinde barındırır.
  • Maydanoz, kalp sağlığını iyileştirebilecek bir bitkidir. Örneğin, günlük ihtiyacın %11’ini sağlayan 1/2 fincan (30 gram) ile iyi bir B vitamini folatı kaynağıdır. Diyet folatının yüksek alımı, belirli popülasyonlarda kalp hastalığı riskini azaltabilir.
  • Kemiklerin sağlıklı ve güçlü kalması için bazı besinlere ihtiyacı vardır. Maydanoz da kemik sağlığı için gereken K vitaminini içerir. Yarım su bardağı, 30 gram maydanozda günlük K vitamininin yüzde 547’sini almak mümkündür.
  • Maydanoz antibakteriyel faydalara sahip olabilir. Maydanoz ekstraktının antibakteriyel özelliklere sahip olduğu test tüpü çalışmalarında gösterilmiştir. Yine de daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.
  • Maydanoz bağışıklık sistemini güçlendirir. İçindeki A, C, K vitaminleri bağışıklığı desteklemektedir.
  • Araştırmalara göre maydanoz diyabetli kişilerde kan şekeri düzeyini düşürebilir.
  • Maydanozun idrar söktürücü özelliği bulunmaktadır. Böbrek taşı gibi sorunlarda faydası dokunabilir.
  • Maydanoz diş ve diş etlerini korumakta; ağız kokusunu gidermektedir.
  • Ciddi bir hastalık nedeni yoksa mide bulantısına karşı iyi gelir. Ayrıca gaz da giderir.
  • Maydanoz cildi tazeler, gençleştirir, güzelleştirir. Vücuttan zararlı kimyasal maddeleri uzaklaştırdığı için bunu yapar.

Hamileler de aşırıya kaçmadan tüketebilir

Hamilelikte maydanoz tüketiminin düşüğe neden olabileceği söylenmektedir. Aşırıya kaçılmadan birkaç dal maydanoz tüketiminin gebelikte bir sakıncası bulunmamaktadır. Bunun yanında maydanoz içeren takviyelerin emzirme sürecinde süt akışını azalttığı ifade edilse de çalışmalarca bu kanıtlanmamıştır. Dolayısıyla emzirme döneminde de yine aşırıya kaçılmadan maydanoz tüketilebilmektedir.

Maydanoz suyu tarifi

10-15 dal taze maydanoz yaprakları ve bir limonun kabukları 2 bardak suyun içine konulur. 2 dakika kaynatıldıktan sonra demlemeye bırakılır. 5 dakika demleme sonrasında süzülüp içilir. Maydanoz suyu içenler genellikle kilo verdiğini iddia eder. Ancak kilo vermenin sadece bu tür kürlerle değil, sağlıklı beslenme ve egzersiz düzeniyle gerçekleşeceği unutulmamalıdır.

Füsun Eczacıbaşı, ödülünü İspanya Kraliçesi’nin elinden  aldı

Füsun Eczacıbaşı, ödülünü İspanya Kraliçesi’nin elinden  aldı

Madrid merkezli Calila Vakfı sanata ve sanatçıya yaptığı katkılardan dolayı SAHA Yönetim Kurulu Başkanı Füsun Eczacıbaşı’nı “Uluslararası Sanata Destek” ödülü ile onurlandırdı. İspanya Kralı 6. Felipe’nin annesi Kraliçe Sofia’nın kuruluşundan itibaren destek verdiği ve bu yıl 7’ncisi düzenlenen ödül töreni, Madrid’deki San Fernando Güzel Sanatlar Kraliyet Akademisi’nde yapıldı. Törene uluslararası konuklarla birlikte SAHA Yönetim Kurulu ve kurumsal destekçileri ile Türkiye’nin İspanya Büyükelçisi ve eşi de katıldı.

2015 yılından beri etik ve ahlaki değerler çerçevesinde sanata destek ve filantropi alanındaki çalışmalarından ötürü İspanya ve Güney Amerika’nın önde gelen sanat destekçilerine verilen ödül, bu yıl ilk kez uluslararası bir isme, Füsun Eczacıbaşı’na verildi.

Ödülünü İspanya Kraliçesi Sofia’nın elinden alan Füsun Eczacıbaşı duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Uluslararası çapta ilk kez verilen bu ödülü Majestelerinin elinden, böylesine saygın konukların huzurunda, kıymetli filantroplar Felipe Jove ve Darlene & Jorge Perez ile birlikte almak büyük bir onur. Bu ödülü, 100’ün üzerinde bireysel ve kurumsal üyenin desteğiyle varlığını sürdüren SAHA Derneği ve ekip arkadaşlarım adına alıyorum. Eduardo Galeano’nun ‘Hayırseverliğe değil dayanışmaya inanıyorum.’ sözü bizim SAHA’da yaratmak istediğimiz modeli en iyi şekilde anlatıyor. Tepeden inen hiyerarşik bir yapıdan kaçınan, bunun yerine saygı ve dayanışmayla eşitlikçi bir işbirliğine odaklanan bir model… Bizler, bu işbirliği ruhu içinde, Türkiye sanatını uluslararası sanatsal diyaloga entegre etmeyi, sanat için bağımsız bir ‘alan’ (Saha) yaratmayı hedefledik.”

Konuşmasında sanatın hayatını ve dünya görüşünü zenginleştirdiğinin altını çizen Eczacıbaşı; “Sanatçılar, çalışmaları aracılığıyla empati becerimizi ve anlayışımızı besleyerek diğer yaşamları, anlatıları ve bakış açılarını hayal etmemizi sağlar. İnsanlar, ideolojiler, inançlar ve kültürler arasındaki mesafeyi yaratıcılıklarıyla kapatmamıza yardımcı olurlar. Suskunların ve susturulanların sesi olurlar. Sanat yoluyla iletişim kurmanın günümüz dünyasında her zamankinden daha önemli olduğuna inanıyoruz.” dedi.

Grand Hyatt İstanbul The Library Lounge’da müzik devam ediyor

Grand Hyatt İstanbul The Library Lounge’da müzik devam ediyor

Grand Hyatt İstanbul The Library Lounge sıcacık atmosferiyle misafirlerini ağırlamaya ve eğlenceli vakit geçirmeleri için benzersiz programlar sunmaya devam ediyor. Geleneksel İngiliz ‘gentleman’s club’ tarzını yansıtan The Library Lounge’ın keyifli ortamına, her çarşamba ve cuma Suami Ramirez ve Orkestrası’nın sahne performansı damga vuruyor.

Geleneksel İngiliz ‘gentleman’s club’ tarzı, yüksek kaliteli içkileri, el yapımı kokteylleriyle sıcacık bir atmosfere sahip The Library Lounge’da çarşamba ve cuma günleri ise Suami Ramirez ve Orkestrası benzersiz bir müzik ziyafeti sunuyor. Çarşamba günleri Latin rüzgarlari estiren Suami Ramirez ve Orkestrası, cuma günleri ise 80’ler ve 90’lar şarkılarıyla hafta sonuna eğlenceli bir başlangıç yapmak isteyenlerin ilk tercihi olmaya aday…

Rahat bir koltukta el yapımı kokteyllerini yudumlayarak, ateşin yanında dinlenerek ya da barda oturup arkadaşlarıyla sohbet ederek mevsimin ruhunu yaşamak isteyenler The Library Lounge’da yerlerini ayırtabilir.

10 kat daha güçlü reset serum

10 kat daha güçlü reset serum

3 bin farklı antioksidanla dolu, cildi adeta bir gecede sıfırlayan L’Occitane Reset yüz serumu, yakın zamanda yenilenen ve10 kat güçlü hale getirilen formülü ile yeniden doldurulabilir eko yedek şişeli ambalajında etki ağını büyütüyor. Dünyada artık her bir dakikada bir Reset Serum satılıyor.

L’Occitane Reset Serumda ölmez otu esansiyel yağı konsantrasyonu 10 kat arttırıldı. Yeni Ölmez Otu Özsuyu sayesinde cilt tüm geceyi beklemeden anında rahatlamaya başlıyor.  Ve şimdi bu özel formül ekonomik yedek ambalajı ile çevreye de duyarlı. 50 ml olarak tasarlanan Reset serum yedek ambalajı, 50 ml orijinal ürün ambalajına göre yüzde 12 daha avantajlı fiyata sahip.

10 Kat daha güçlü!

Yenilenen Reset göz çevresi serumuyla, hassas göz çevresinde biriken stres ve yorgunluk izleri anında siliniyor. Ayrıca “göz uyandırıcı özü” de denen yeni içeriği ile göz çevresindeki şişkinliğini azalıyor, daha canlı bir görünüm ve  aydınlık bir göz çevresi görünümü geliyor.

Formülasyona eklenen mercanköşk ve Acmella Olaracea (Dişotu) özü ise anında yumuşatma yaparak, botoks benzeri bir etki sayesinde gergin cildi rahatlatıyor.

Reset Serum 30 ml –  875 TL

Reset Serum 50 ml – 1250 TL

Reset Serum 75 ml –  1485 TL

Reset Serum Eco – Refill 50 ml – 1100TL

Reset Eye Serum 15 ml  – 810 TL

Reset Triphase Essence Lotion 150 ML – 1065 TL

Avon’dan yeni maskara

Avon’dan yeni maskara

Göz makyajında devrim yaratacak yepyeni ürünü Avon Legendary Lengths ile tanışmaya hazır mısınız? Kirpiklerinde uzunluk ve hacmi aynı anda isteyenlerin ilk tercihi olacak maskara, aynı zamanda makyaj sevenlerin vazgeçilmezi olacak. Deneyenlerin %100’ünün uzunluğu ve hacmi artırdığını onayladığı* Avon Legendary Lengths Maskara,  kirpiklerinizi artık 3 kat daha hacimli ve yüzde 50’ye kadar daha uzun gösterecek!

Avon Legendary Lengths Maskara: 54,99 TL

“Galiba bir müzisyen daha yetişiyor”

“Galiba bir müzisyen daha yetişiyor”

Türk pop müziğinin güçlü sesi Funda Arar ve güçlü yorumuyla herkesi kendine hayran bırakan Haktan geçtiğimiz akşam Maslak 1453’teki Yeni Gazino’da sahne aldılar.

Gecenin ilk bölümünde dillere pelesenk olan şarkılarını Yeni Gazino’yu dolduran yüzlerce müziksever ile birlikte koro halinde seslendiren Haktan, adeta kulakların pasını sildi.

Rezervasyonların saatler öncesinden dolduğu muhteşem gecede, konser öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Funda Arar; “Türk sanat müziği pop şarkılarımızla renkli güzel bir repertuarla hazırlandık. Bu gece çok güzel geçecek” dedi.

“GALİBA BİR MÜZİSYEN DAHA YETİŞİYOR”

Muhabirlerin oğlu ile ilgili sorulara ”Oğlum beni sahnede hiç izlemedi. Çok çok küçükken İstanbul dışında bir sahnede izlemişti ama unutmuştur tabi. Bu yaz bir konserime gelmesini çok istiyorum. Çünkü o da çok meraklı müziğe. Aras piyano dersi alıyor ve büyük bir bağlama aşığı. Kubat sağolsun bir tane bağlama hediye etti ona. Onu kendi kendine çalıyor şu anda. Galiba bir müzisyen daha yetişiyor.

Sahneye Songül Sarpbaş imzalı kırmızı elbiseyle çıkan ve kusursuz güzelliğiyle hayranlarından büyük beğeni alan ikinci yarıda yine Songül Sarpbaş’ın hazırladığı beyaz elbisesiyle göz doldurdu. Funda Arar, 3 saat sahnede kaldığı programını alkışlar eşliğinde noktaladı.

“Türk müziğine hasta olmayan bir millet yok”

“Türk müziğine hasta olmayan bir millet yok”

Ünlü sanatçı Linet, önceki akşam Luvia Yeşilköy’de hazırladığı harika bir repertuarla sevenleriyle buluştu.

Muhteşem geceye sarı taşlı tulum ve derin yırtmaçlı mor elbise ile çıkan ünlü sanatçı, hayranlarını “Hatıram Olsun” şarkısı ile selamladı.

“SİZDEN ALDIĞIM ENERJİYLE UÇUYORUM”

Gecenim ilerleyen saatlerinde hayranlarının Maşallah yorumuna; “Biliyorsunuz bu maşallah inşallah tamamen enerjiyle alakalı bir şey. Sizden aldığım öyle güzel bir enerji var ki benim uçmamam imkansız. Güler yüz, iyi niyet her kapıyı açar. Yaşadık gördük çok şükür. İnsanların kalbinde taht kurmak kolay bir iş değil. Bu gece geldiğiniz için çok teşekkür ederim” dedi.

“Türk müziğine hasta olmayan bir millet yok”“HEM İSRAİL’DE HEM TÜRKİYE’DE YENİ ŞARKI MÜJDESİ”

Şarkıları benim sesimden benim yorumumdan dinlemek farklı bir lezzet oluşturuyor. Her şarkımı zevk olarak söylüyorum diyen ünlü sanatçı; “Hem İsrail’de hem Türkiye’ye yeni şarkılar yolda. Türk müziğini sunmak, takdim etmek o kadar büyük gurur ki size anlatamam. Hastalar bize. Türk müziğine hasta olmayan bir millet gösterin bize. Az kalsın Eurovision’a gidiyorduk ama olsun biz zaten kazandık” dedi.

Yaklaşık iki saat boyunca sahnede kalarak harika bir performansa imza atan Linet, alkışlar eşliğinde geceyi noktaladı.

 Salgına yönelik ‘Tehdit algısı düştü’

 Salgına yönelik ‘Tehdit algısı düştü’

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 96. dönem verileriyle toplumda; Koronavirüs salgınına yönelik haberlerin takibi, salgının bireylerin kendileri ve aileleri için oluşturduğu tehdit algısındaki son durum, zor günlerin bizi beklediği ya da geride bıraktığımızı düşünenlerin oranı, 3. aşısını olmamış kişilerin aşı olmama ve aşı olacağını söyleyenlerin oranındaki durum, Omicron varyantının tehdit algısı gibi konulara  ilişkin  ifade, tutum, davranışlar​​ incelendi.

SALGINA YÖNELİK “TEHLİKE ALGISINDAKİ DÜŞÜŞ” AŞILANMA NİYETİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR.

Ipsos’un gerçekleştirmiş olduğu araştırma verilerine göre bugüne kadar 3. Doz aşısını olmamış kişilerin aşı olmama niyeti %15’lerden %20’ye çıktığı görülüyor. Aşı olacağını söyleyenlerin de oranı %60’lara kadar gerilemiş durumda. Bu verilerin dikkate alınması açısından önemli bugün halen dünyadan verilere bakıldığında vaka sayıları dikkat çeken ülkeler var. Ayrıca; yeni varyantlar yayılmaya devam ediyor.

Ipsos Türkiye

SALGINDA ZOR GÜNLERİN GERİDE KALDIĞINI DÜŞÜNENLERİN DE ORANI ARTIYOR…

Ocak ayının başında bireylerin %55’i salgında zor günlerin bizi beklediği görüşündeyken, bugün bu oran %43’e kadar geriliyor. Zor günleri geride bıraktığımızı düşünenlerin oranı ise %40 oranında. Bu oran Ocak ayının ilk günlerinde %30 seviyesindeydi.

Ipsos Türkiye

 OMICRON VARYANTININ TEHDİT ALGISINDA DA DÜŞÜŞ VAR

Koronavirüs salgının gerek Türkiye gerekse de kendileri ve aileleri için oluşturduğu tehdit algısı hala yüksek olsa da, Şubat ayında bu tehdit algısında düşüş gözleniyor. Ipsos’un gerçekleştirdiği bu araştırmanın verilerine gör; Ocak ayının başında virüsü kendileri ve aileleri için tehlike olarak görenlerin oranı %81 iken Şubat ayı ortasında bu oran %73’e gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

 SALGINLA İLGİLİ HABERLERİN TAKİP EDİLDİĞİ KANALLAR DA DÜŞÜŞ VAR. ARTIK SALGIN HABERLERİ DAHA AZ TAKİP EDİLİYOR.

2021 yılının ilk aylarında toplum salgınla ilgili haberleri her türlü kanaldan takip ederken bugüne gelindiğinde haberlerinin takip edildiği hemen hemen hemen tüm kanalların bugün daha az takip edildiği görülüyor. Özellikle internetteki haberler ve hükümetin açıklamaları geçen seneye göre 20 puan üzerinde düşüyor.

Ipsos Türkiye

ARTIK KORONAVİRÜS SALGINI İLE İLGİLİ HABERLER DAHA AZ TAKİP EDİLİYOR.

Salgının ilk başladığı günlerde beklendiği gibi toplumun %90’ından fazlası, 2021 yılında gerek vaka sayılarının yüksek seyretmesi ve bu virüs yakalanan kişilerin hastalığı ağır geçirmesi gibi nedenlerin de etkisiyle toplumun %80’den fazlası Koronavirüs salgınına yönelik haberleri takip ettiğini belirtirken, 2022 yılında artık toplumun %69’u artık salgına yönelik haberleri takip ettiğini söylüyor. Salgınla ilgili haberleri takip edenlerin de %60’ı aynı zamanda salgının ilk gününe göre haberleri daha az takip etmekte.

Ipsos Türkiye

Ipsos, Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nı 96 haftadır yürütüyoruz. Son haftalarda dikkat çeken bulgumuz salgına dair konsantrasyonda bir gevşeme olduğu. Salgın hala gündemimizde önemli yer tutuyor olmakla birlikte yavaş yavaş eskisi kadar odaklandığımız bir konu olmaktan çıkıyor.

Buradaki en çarpıcı gösterge salgın haberlerine olan ilginin seviyesi, 2020’de toplumun tamamı salgın haberlerini takip ediyorken geçtiğimiz hafta bu oran %69’a kadar geriledi. Hatta salgın haberlerini takip etmeye devam eden bu kitlenin de %60’ı eskiye nazaran daha az takip ettiklerini belirtiyorlar. Yani o kitlede de bir gevşeme söz konusu. Bu gevşeme ve gündemden düşme durumu elbette bir sebep değil sonuç. Sebep ise salgının sonuna yaklaşmaya başladığımıza dair kanaat. Her on kişiden dördü artık salgında zor günleri geride bıraktığımızı düşünüyor, bu oran salgında zor günlerin bittiğini düşünenlere neredeyse eşit. Virüsün kendisi ve ya ailesinden biri için tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı hala çok yüksek ancak orada da kayda değer bir düşüş olduğunu atlamamak lazım.

Ocak ayı başında virüsü tehlike olarak görenlerin oranı %81 iken Şubat ayı ortasında bu oran %73’e geriledi. Gevşemenin bir diğer işaretini aşı olma niyetinde de görüyoruz, 3. doz aşıyı olmama eğilimi her geçen hafta yükseliyor. Ocak ayı başında %15’lerde olan 3. doz aşıyı yaptırmama niyeti Şubat ortasında %20’lere yükseldi.

Toplumda baskın duygular yorgunluk, bıkkınlık, hepimiz doğal olarak artık salgından ve neden olduğu tehlikelerden, kısıtlamalardan kurtulmak istiyoruz. Bu arzunun etkisi ile gelişmeleri olumlu yorumladığımız görünüyor. Umarım bu yorumlar doğrudur ve artık salgında sonun başlangıcı dönemine girmişizdir. Gelecek haftalarda bu toplumdaki bu “bitiyor artık” düşüncesini irdeleyeceğiz, gerçekten böyle mi düşünüyoruz, detaylarda neler var?

Etkinlikler

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi