Yazılar

ArtHan Galeri’de Seden Erşen’den “Martini Etkisi”

İstanbul Karaköy’deki tarihi Kurşunlu Han’da yer alan ArtHan Galeri, 4–25 Nisan 2026 tarihleri arasında Seden Erşen’in “Martini Etkisi” sergisine ev sahipliği yapıyor. Nuray Özler Yolcu küratörlüğünde gerçekleşen sergi, dalgıçların derin sularda yaşadığı algı değişiminden esinlenerek insan zihninin bilinç katmanlarına dair metaforik bir yolculuk sunuyor.

Sanatçının kendine özgü tekniğiyle ürettiği eserler, saydam katmanlar ve canlı renk geçişleri aracılığıyla izleyiciyi derinleşen bir algı deneyimine davet ediyor. Denizanaları, sinir ağlarını andıran organik biçimler ve kozmik patlamaları çağrıştıran renk alanları, insan psikolojisinin akışkan ve dönüşen doğasına işaret ediyor.

Tarihi Kurşunlu Han’ın mimarisi içinde gerçekleşen sergi, yalnızca görsel bir deneyim değil; aynı zamanda bilincin farklı katmanları üzerinde düşünmeye alan açıyor. Erşen’in eserleri, izleyiciyi sınırların netliğini yitirdiği bir içsel yolculuğa davet ediyor.

Yer: ArtHan Galeri – Kurşunlu Han, Karaköy, İstanbul

Tarih: 4–25 Nisan 2026

 

#ArtHanGaleri #SedenErşen #MartiniEtkisi #ÇağdaşSanat #KaraköySanat #KurşunluHan #SanatSergisi #BilincinKatmanları #NurayÖzlerYolcu #SanatHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş

ArtAnkara’da Katmanlı Bir Sanat Diyaloğu

Sevil Dolmacı Gallery, 25–29 Mart 2026 tarihleri arasında ATO Congresium’da düzenlenen ArtAnkara 12. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı kapsamında, uluslararası ve Türkiye çağdaş sanat sahnesinden dikkat çekici isimleri bir araya getiren özel bir seçkiyle sanatseverlerle buluşuyor.

Her yıl galeriler, koleksiyonerler ve sanat profesyonelleri arasında dinamik bir etkileşim alanı yaratan ArtAnkara, disiplinler arası üretimleri odağına alarak çağdaş sanatın nabzını tutuyor. Bu yıl Sevil Dolmacı Gallery, küresel ölçekte karşılık bulan sanatçılar ile Türkiye’nin güncel üretimlerine yön veren isimleri aynı bağlamda buluşturarak katmanlı bir anlatı kuruyor.

Galerinin seçkisinde; Peter Halley, Bosco Sodi, Daniel Firman, Michael John Kelly gibi uluslararası sanatçılar öne çıkarken, Türk sanat tarihinin önemli isimlerinden Burhan Doğançay’ın eserleri de sanatseverlerle buluşuyor. Ayrıca Haluk Akakçe, Nilbar Güreş, Ahmet Oran, Ekrem Yalçındağ gibi isimler kavramsal derinliği yüksek üretimleriyle dikkat çekiyor. Genç kuşak sanatçılar ve farklı disiplinlerden üretimler ise sunuma çeşitlilik katıyor.

Nilbar Güreş’in Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda sergilenen “Açık Telefon Kulübesi” yerleştirmesiyle uluslararası yankı uyandırmış olması, seçkinin güçlü güncel sanat vurgusunu pekiştiriyor. Resimden heykele, fotoğraftan yerleştirmeye uzanan bu sunum, malzeme ve düşünce ekseninde genişleyen bir ifade alanı yaratıyor.

 

Yer: ATO Congresium – Arakat / Mezzanine Floor

VIP Ön İzleme: 25 Mart 2026, 11:00 – 21:00

Genel Ziyaret: 26–29 Mart 2026, 11:00 – 20:00

 

#SevilDolmacıGallery #ArtAnkara2026 #ÇağdaşSanat #UluslararasıSanat #SanatFuarı #BurhanDoğançay #NilbarGüreş #PeterHalley #BoscoSodi #SanatHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş

Başkentte Sanatın Yavaş Ritmi

Sanat dünyasının kalbi 25–29 Mart tarihleri arasında ATO Congresium’da atıyor. ArtAnkara Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı, VIP açılışla kapılarını aralarken Fırça Sanat Galerisi standında Günsu Saraçoğlu’nun özel seçkisi sanatseverlerle buluşuyor.

Uluslararası sanat çevrelerinde dikkat çeken Saraçoğlu, küresel iklim krizine dair güçlü duruşunu bu kez Ankara’ya taşıyor. Sanatçının yeni koleksiyonu “Slow Down Life” (Hayatı Yavaşlat), önceki işlerinin yüksek sesli mesajını daha içsel ve derin bir anlatıma dönüştürüyor. Bu seçki, fuarın hareketli atmosferine bilinçli bir karşıtlık kurarak izleyiciyi dinginliğe ve yavaşlamanın gücünü keşfetmeye davet ediyor.

Sosyolog kimliğini disiplinli bir teknik altyapıyla birleştiren Saraçoğlu, kentsel dönüşümden çevre bilincine uzanan temaları işliyor. Doğanın organik akışını yansıtan tuvaller, modern hayatın hızına karşı iyileştirici bir mesafe sunuyor. Sanatçı, “Modern yaşamın baş döndürücü hızında hem kendimizi hem doğayı kaçırıyoruz. ‘Slow Down Life’ ile izleyiciyi sadece bakmaya değil, durup hissetmeye çağırıyorum” sözleriyle koleksiyonunun ruhunu özetliyor.

Saraçoğlu’nun eserleri yalnızca görsel bir deneyim değil; aynı zamanda daha dingin ve farkındalıklı bir yaşam anlayışı sunuyor. Yoğun hayat temposuna kısa bir ara vermek isteyenler için Fırça Sanat Galerisi standı, fuarın öne çıkan duraklarından biri olmaya aday.

Yer: ATO Congresium, Söğütözü – Ankara

Tarih: 25–29 Mart

#ArtAnkara #GünsuSaraçoğlu #SlowDownLife #ÇağdaşSanat #SanatFuarı #BaşkentteSanat #FırçaSanatGalerisi #HayatıYavaşlat #SanatVeDoğa #SanatHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş

Meme kanserinde, umutsuzluğa kapılmayın, alternatif yöntemlere başvurmayın!

Ülkemizde genç yaşlarda da görülme sıklığı artan meme kanserinde, son yıllarda geliştirilen akıllı ilaçlar, immünoterapiler ve kişiye özel tedavi yaklaşımları, hastalar için umut veriyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, doğru zamanda başlanan tedaviyle hem yaşam süresinin hem de yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabildiğini belirterek “Eskiden meme kanseri denince hastalar ve yakınları için akla hemen umutsuz bir tablo gelirdi. Ama artık bu durum değişti; meme kanseri, tıpkı diyabet ve hipertansiyon gibi uzun süre kontrol altında tutulabilen bir hastalık haline geldi. Bu nedenle tanı alan hastalarımızın umutsuzluğa kapılmadan, alternatif yöntemlere başvurmadan onkoloji hekimine başvurması ve tedavisine başlaması büyük önem taşıyor” diyor. Prof. Dr. Özge Gümüşay, meme kanseri tedavisinde yeni dönemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Meme kanseri dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkıyor. Her yıl milyonlarca kadın bu tanıyı alırken, teknoloji ve tıptaki gelişmeler sayesinde tedavi seçeneklerinin güçlenmesi ise umutları artırıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, hastaların bu sayede yaşam sürelerinin uzadığını ve günlük yaşamlarının kaliteli bir şekilde devam edebildiğini belirterek “Özel bir teknolojiyle geliştirilen antikor-ilaç konjugatlarının meme kanseri tedavisinde kullanıma girmesiyle çok iyi sonuçlar elde edildi. Bu teknoloji sayesinde antikora bağlı olarak taşınan kemoterapi ilacı doğrudan kanser hücresine ulaştırılarak sağlıklı dokulara verilen zarar önemli ölçüde azaltılabilmektedir. Tüm hasta grubunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan HER2 pozitif meme kanserinde, damardan başlanan akıllı ilaçlar sayesinde hastaların tüm lezyonları gerileyerek hastalık kontrolü sağlanarak uzun süre yaşamını devam ettirebilmekteler. Tüm vakaların yaklaşık yüzde 70’ini oluşturan östrojen duyarlı metastatik meme kanserli hastalar bazen sadece evde ağızdan aldıkları akıllı ilaçlar ve endokrin tablet sayesinde kansersiz bir şekilde yıllarca normal yaşantılarını sürdürebilmekteler” diyor.

Prof. Dr. Özge Gümüşay

Prof. Dr. Özge Gümüşay

Kişiye özel tedavi modeli

Son yıllarda hedefe yönelik ajanlar, antikor-ilaç konjugatları ve immünoterapi gibi yenilikçi tedavilerle meme kanseri tedavisinde önemli bir dönüşüm yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay sözlerine şöyle devam ediyor: “Artık meme kanseri, tek bir hastalık olarak değil; biyolojik alt tiplerine ve moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi edilen bir hastalık olarak ele alınmaktadır. Bu nedenle tedavi kararını verirken yalnızca tümörün evresine değil, hormon reseptör durumuna, HER2 durumuna, genetik mutasyonlara, hastanın yaşına, ek hastalıklarına ve risk özelliklerine göre değerlendirme yapılmaktadır. Bugün meme kanserinde amacımız herkese aynı tedaviyi vermek değil; doğru hastaya, doğru zamanda, doğru ilacı verebilmektir. Bu alanda devam eden bilimsel çalışmaların sonuçlarını hem hastalarımız hem de biz onkologlar heyecanla takip ediyoruz. Tedavi seçeneklerinin her geçen gün artması, meme kanseriyle mücadelede hem hastalarımıza hem bizlere umut vermeye devam ediyor.”

Anne olmaya engel değil!

Meme kanserinin erken yaşlarda da görülebilen bir hastalık haline gelmesi ve son yıllarda genç yaşlarda hızla yaygınlaşması, meme kanseri tedavisi gören kadınları, anne olmalarını engelleyebileceği düşüncesiyle endişelendiriyor. Prof. Dr. Gümüşay bu konuda endişeleri gideren bilimsel gelişmeleri şöyle anlatıyor: “Henüz çocuk sahibi olmamış ya da çocuk isteği olan genç hastalarımız olup, bu hastalarda fertilite koruyucu yaklaşımlar büyük önem taşımaktadır. Tedavi öncesinde yumurta veya embriyo dondurma gibi yöntemler planlanabilmekte; bazı hastalarda over baskılama tedavileri ile doğurganlığın korunmasına katkı sağlanabilmektedir. Yapılan çalışma göstermiştir ki kemoterapi ve radyoterapi tedavilerini tamamlayan hastalarımız, sonrasında yeterli süre endokrin tedavisini alıp (çalışmada 18-30 ay endokrin tablet almışlardı) onkoloji doktorlarının da onayı ile hamile kalmasına izin verilmekte. Meme kanseri tanılı hastalar takip eden onkoloji doktorunun önerdiği uygun zamanda gebe kaldıklarında hastalığın tekrarlama riski artmamaktadır, bu da yapılan çalışma ile doğrulanmıştır.”

Öte yandan meme kanseri olan hastaların, aldıkları endokrin tedaviye bağlı yan etkiler yaşayabildiklerini, bunlardan en önemlisinin de sıcak basması olduğunu belirten Prof. Dr. Gümüşay “Yapılan çalışmada görüldü ki, sıcak basması gibi yaşam kalitesini bozan yan etkiye karşı geliştirilen ilaç sayesinde sorunun şiddeti azaldı. FDA onay sürecinin tamamlanmasının ardından ilacın günlük pratiğe girmesi beklenmektedir” diyor.

Üçlü negatif meme kanserinde artık sonuçlar daha iyi

Özellikle genç kadınlarda ve BRCA gen mutasyonu bulunan kadınlarda daha sık görülen üçlü negatif meme kanseri, tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 10-15’ini oluşturuyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, bu alt tipin geçmişte daha agresif seyreden bir hastalık olarak değerlendirildiğini belirtiyor.

Önceden sadece kemoterapi ile yönetilen bu alt tipte, immünoterapi ve yeni nesil antikor-ilaç konjugatları sayesinde tedavi başarısının önemli ölçüde iyileştiğini vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay, şu bilgileri veriyor: “Son yıllarda üçlü negatif meme kanseri tedavisinde iki önemli gelişme yaşandı. Bunlardan ilki immünoterapi, diğeri ise yeni nesil antikor-ilaç konjugatlarıdır. Bu tedaviler sayesinde hastalarda tedavi başarısı önemli ölçüde artmıştır. Erken evrede ameliyat öncesi kemoterapiye immünoterapi eklenmesi artık standart tedavi olup ülkemizde SGK ödeme kapsamındadır. Metastatik hastalıkta ise özellikle PD-L1 pozitif hastalarda immünoterapi önemli fayda sağlamaktadır”

Yaşam kalitesini artıran destek tedaviler

Tedavideki gelişmelerin yalnızca kanseri hedeflemekle sınırlı kalmayıp, hastaların yaşam kalitesini korumayı da amaçladığını belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, şöyle konuşuyor: “Bulantı için geliştirilen ilaçlar sayesinde bulantı ve kusma büyük ölçüde kontrol altına alınmaktadır. Enfeksiyona karşı; kemoterapi sonrası uygulanan kan yükseltici iğneler, grip aşısı, zatürre aşısı ve zona aşısı gibi koruyucu önlemler alınmaktadır. Sosyal ve psikolojik olarak süreci zorlaştıran saç dökülmesine yönelik kemoterapi sırasında uygulanan -saçlı deri soğutma işlemleri- saç dökülmesi önemli ölçüde azalmakta ve hastaların psikolojik yükünü hafifletmektedir.”

#MemeKanseri #Akıllıİlaçlar #İmmünoterapi #SağlıkHaberi #Onkoloji #KadınSağlığı #KanserTedavisi #YaşamKalitesi #TıpVeTeknoloji #SağlıktaYeniDönem #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kemal Kara “KOZMOGONİ”

Sanatçı Kemal Kara, dokuzuncu kişisel sergisi “KOZMOGONİ” ile sanatseverleri evrenin kadim geometrisi ve ruhun derinlikleri arasında kurulan bir yolculuğa davet ediyor. Sergi, 4 Nisan Cumartesi günü saat 16:00’da Futy Art Gallery’de açılış kokteyli ile başlayacak ve 20 Nisan 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

“KOZMOGONİ”, makrokozmos ile mikrokozmos arasındaki ince ilişkiyi sanatın diliyle ele alıyor. İbnü’l Arabî’nin düşünce dünyası ve Plotinos’un estetik anlayışından beslenen eserler, izleyiciyi yalnızca bir gözlemci olarak değil, yaratım sürecinin bir parçası olarak konumlandırıyor. Kara, serginin felsefi arka planını şu sözlerle özetliyor:

“Bizler evrende kaybolmuş yolcular değil, evreni kendi içinde taşıyan sırlı aynalarız. Bu sergideki her form, mutlak bir sessizliğin dile gelişi; her renk ise ilahi bir nefesin maddedeki yankısıdır.”

Sergide yer alan eserler, ışık ve karanlığın karşıtlığını fırça darbeleriyle görünür kılarken, dünyanın üçüncü gezegeninin toprak kokusunu evrenin kadim geometrisiyle buluşturuyor. “KOZMOGONİ”, bir sonun başlangıcından doğan varoluş fikrini, “kün” nefesiyle filizlenen yeni dünyaların yapı taşları olarak ele alıyor.

Sanatçı, “Keşif bitti; şimdi inşa etme zamanı” diyerek izleyicileri kendi içsel gökyüzlerini yeniden kurmaya ve varoluşun kozmik düzeni üzerine düşünmeye davet ediyor.

#KemalKara #Kozmogoni #FutyArtGallery #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #KültürSanat #İstanbulSanat #EvreninGeometrisi #SanatVeFelsefe #KozmikYolculuk #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sefo ve İrem Derici’den İlk Düet: “Senden Kalanlar”

Türk pop müziğinin sevilen isimleri Sefo ve İrem Derici, uzun zamandır beklenen ilk düetlerini müzikseverlerle buluşturdu. Prodüktörlüğünü Aerro’nun üstlendiği, söz ve müziği Sefo’ya ait olan “Senden Kalanlar”, güçlü vokaller ve etkileyici düzenlemesiyle dikkat çekiyor.

Sanat dünyasında yıllardır süren dostluklarıyla bilinen ikili, bu kez sahnede değil stüdyoda bir araya geldi. Şarkının doğum günlerine denk gelen çıkışı, hayranları için ayrı bir sürpriz oldu. Sosyal medyada yaptıkları paylaşımlar ise parçaya olan merakı daha da artırdı.

Şarkının klibi, Ecem Gündoğdu yönetmenliğinde çekildi. Görsel anlatımıyla parçanın duygusunu güçlendiren klip, iki insanın ne tamamen birlikte ne de ayrı olabildikleri bir ilişkiyi konu alıyor.

Sefo ve İrem Derici’nin ilk düeti “Senden Kalanlar”, tüm dijital platformlarda yayında ve kısa sürede listelerde üst sıralara yükselmesi bekleniyor.

#Sefo #İremDerici #SendenKalanlar #YeniŞarkı #TürkPopMüziği #MüzikMagazin #HitDüet #Aerro #EcemGündoğdu #DijitalPlatformlardaYayında #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türk Popunda Dev Buluşma: İki Hit İsim Aynı Projede

Türk pop müziğinin iki güçlü ismi Demet Akalın ve Gökhan Özen, yıllar sonra yeniden bir araya gelerek müzikseverlere sürpriz yaptı. İkilinin birlikte hazırladığı proje kapsamında yayınlanacak EP’nin ilk single’ı “Korkak”, Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda yerini aldı.

Söz ve müziği Gökhan Özen’e ait olan şarkı, Demet Akalın’ın güçlü yorumuyla bambaşka bir ruh kazandı. Yenilenen düzenlemesiyle yeniden listelere giren “Korkak”, müzik dünyasında büyük heyecan uyandırdı.

Şarkının klibi, Rixos Tersane İstanbul’da çekildi. İkilinin performansını göz alıcı görsellikle buluşturan klip, parçanın duygusunu güçlü bir şekilde yansıtıyor.

Pop müziğin hit makinesi Demet Akalın ile romantik şarkıların unutulmaz sesi Gökhan Özen’i aynı projede buluşturan bu özel çalışma, yaz sezonuna damga vuracak. Ardından gelecek yeni şarkılarla birlikte ikilinin bu birlikteliğinin müzik listelerinde güçlü bir etki yaratması bekleniyor.

#DemetAkalın #GökhanÖzen #Korkak #TürkPopMüziği #YeniSingle #SonyMusicTürkiye #MüzikMagazin #HitŞarkılar #YazSezonu #DijitalPlatformlardaYayında #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Buray’dan Teoman Yorumu: “Kupa Kızı ve Sinek Valesi”

Türk müziğinin unutulmaz isimlerinden Teoman’ın şarkıları, farklı sanatçıların yorumlarıyla yeniden hayat buluyor. Bu özel albümün yeni single’ı, Buray’ın seslendirdiği “Kupa Kızı ve Sinek Valesi” oldu. 23 yıl önce yayınlanan şarkı, Buray’ın kendine özgü vokal tarzı ve modern düzenlemesiyle günümüz dinleyicilerine yeniden sunuluyor.

Teoman’ın 27 şarkılık repertuvarından oluşan “Teoman Şarkıları” albümü, her hafta farklı sanatçıların yorumlarıyla dinleyiciyle buluşuyor. “Kupa Kızı ve Sinek Valesi”, bir ilişkinin kırılgan dengelerini ve duygusal gelgitlerini sade ama çarpıcı bir dille anlatırken, yıllar sonra da aynı etkiyi yaratmayı sürdürüyor.

Buray, şarkıya kattığı yeni atmosferle parçayı genç kuşaklara taşıyor. Düzenlemesi Buray’a ait olan çalışmanın mix ve mastering süreci ise Utku Ünsal imzası taşıyor. Bayhan Müzik ve Avrupa Müzik iş birliğiyle hazırlanan single, tüm dijital platformlarda yayında.

Bu özel yorum, Teoman’ın klasikleşmiş eserlerini yeni nesil sanatçılarla buluşturan albümün en dikkat çekici parçalarından biri olarak öne çıkıyor.

#Buray #TeomanŞarkıları #KupaKızıVeSinekValesi #TürkMüziği #YeniSingle #BayhanMüzik #AvrupaMüzik #MüzikMagazin #DijitalPlatformlardaYayında #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Mutluluk artık sadece kişisel bir tercih değil.”

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik, Günümüz dünyasında yaşanan hızlı değişim ve belirsizlikler, “iyi olma halini artık yalnızca kişisel tercihlerin bir yansıması olmaktan çıkarıyor. Ülkemizin ekonomik ve sosyal koşulları, küresel gelişmeler ve günlük hayatımızdaki değişkenler, mutluluk seviyemizi doğrudan etkiliyor. Kaygı ve belirsizlik arttıkça hem kendimizle hem de çevremizle kurduğumuz ilişkiler değişiyor.

Ipsos Türkiye

Kendi “iyi hissetme” halimizi destekleyen unsurları keşfetmek, zihinsel dayanıklılığımızı güçlendirmek ve belirsizliklerle başa çıkma becerilerimizi geliştirmek hem bireysel hem de toplumsal düzeyde atabileceğimiz en değerli adımlardan biri. Burada sözünü ettiğim mutluluk. Geçici hazlar peşinde koşmak değil: hayatın anlamlı ve tatmin edici bir şekilde yaşanması sonucunda ortaya çıkan derin bir doyum hissi. Ipsos’un 29 ülkede 23 binden fazla kişiyle gerçekleştirdiği Global Advisor Ipsos Mutluluk Endeksi araştırmasına göre, toplumların genel mutluluk seviyesi geçtiğimiz yıla kıyasla yükseldi. 29 ülke ortalamasında, katılımcıların dörtte üçü kendilerini mutlu hissediyor. Türkiye’de ise her on kişiden altısı mutlu olduğunu belirtiyor.

Ipsos Türkiye

Mutluluk seviyeleri uzun vadede önemli değişkenlikler gösteriyor. 2011 yılıyla karşılaştırıldığında, her iki araştırmaya da katılan 20 ülkeden 15’inde insanlar bugün geçmişe kıyasla daha az mutlu. İspanya, Arjantin, Macaristan. Meksika ve Brezilya ise bu dönemde mutluluk seviyesini artıran nadir ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye özelinde ise tablo daha çarpıcı: 2011 yılında Hindistan ile beraber en mutlu ülkeydik. 2026 yılına geldiğimizde en mutsuz üç ülkeden biriyiz. Öte yandan, geçtiğimiz yıla kıyasla görülen 10 puanlık artış, ülkemizin bu yıl daha mutlu hissetmeye başladığını gösteren umut verici bir işaret olarak öne çıkıyor. Peki, mutluluğumuzu ve mutsuzluğumuzu en çok etkileyen faktörler neler?

Ipsos Türkiye

Araştırma sonuçları, takdir edilme ve sevgi hissi ile aile ilişkilerinin mutluluğun en önemli belirleyicileri olduğunu ortaya koyuyor. Ülkeler ortalamasında, mutlu olduğunu ifade eden katılımcıların %37’si mutluluklarının en büyük kaynağı olarak takdir edilme veya sevilme hissini gösteriyor; bunu %36 ile aileleriyle kurdukları ilişkiler takip ediyor. Türkiye’de 50-74 yaş grubu ve evli bireylerin diğer demografik gruplara göre daha mutlu olması, aile ve çocuklarla kurulan güçlü bağların bireylerin mutluluğunda belirleyici bir rol oynadığını destekliyor.

Ipsos Türkiye

Kişisel finansal durum, mutsuzluğun en önemli nedeni olarak öne çıkıyor. Mutsuz olduğunu belirten her on kişiden yaklaşık altısı, finansal durumlarının mutsuzluklarının başlıca sebebi olduğunu ifade ediyor.

Elbette ki insanları neyin mutlu ettiği konusunda ülkeler, nesiller ve gelir seviyeleri arasında farklılıklar var. Ancak bir gerçek var ki sevildiğimizi ve takdir edildiğimizi hissediyorsak, sevdiklerimiz ile bağlarımız güçlüyse ve hayatımızın ipleri elimizde ise daha mutluyuz.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik

 

#IpsosMutlulukEndeksi #SidarGedik #MutlulukAraştırması #TürkiyeMutluluk #GlobalAdvisor #İyiOlmaHali #ToplumsalMutluluk #AileVeSevgi #FinansalDurum #MutlulukEndeksi2026 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Bora Erkmen’den Modern Hayata Zaman Dersi

Modern iş dünyasında sıkça duyulan “zamanım yok” ifadesi, aslında yaşam kalitesinin en büyük göstergelerinden biri haline geldi. Bildirimler, toplantılar ve bitmeyen ajandalar arasında zamanını başkalarının önceliklerine harcayan profesyoneller için yeni bir bakış açısı sunan Bora Erkmen, “Kronos Bilgeliği” adlı kitabıyla raflarda yerini aldı.

Ceres Yayınları etiketiyle yayımlanan eser, zamanın yalnızca yönetilecek bir kaynak değil, aynı zamanda anlam üretmenin anahtarı olduğunu hatırlatıyor. Güneşin gölgesinden dijital takvimlere uzanan kadim yolculuğu yeniden ele alan kitap, modern şehir yaşamının hız ve verimlilik baskısının nasıl bir performans göstergesine dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Erkmen, eserinde bir karakterin içsel yolculuğu üzerinden okuru kendi yaşam ritmini sorgulamaya davet ediyor. Bilge bir rehberin eşliğinde zaman kavramı disiplin aracı olmaktan çıkıp farkındalık ve anlam arayışının merkezine yerleşiyor. “Kronos Bilgeliği”, zamanı kontrol etme telaşından sıyrılıp yaşamın özünü sahiplenmeye çağıran güçlü bir anlatı sunuyor.

#KronosBilgeliği #BoraErkmen #CeresYayınları #ZamanYönetimi #KitapÖnerisi #ModernHayat #OkumaKeyfi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity