Yazılar

Renkler ve Katmanlarla Bilinç Yolculuğu

Sanatçı Naz Kökbudak, yeni kişisel sergisi “Inner Cosmos: The Power of Imagination” ile 21 Nisan – 16 Mayıs tarihleri arasında Gama Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor. Toplam 20 eserden oluşan seçki, içsel deneyimler ile evrensel döngüler arasındaki ilişkiyi merkezine alarak izleyiciyi algı, bilinç ve dönüşüm kavramları ekseninde düşünsel bir yolculuğa davet ediyor.

Kökbudak’ın sanat pratiği, doğrudan gözleme dayalı temsilden ziyade içsel imgelerin görselleştirilmesine dayanıyor. Akrilik boya, pigment, yoğun doku pastaları ve epoksi/reçineyi bir arada kullandığı çok katmanlı yüzeyler; ışık, derinlik ve hareket hissi yaratarak eserleri yalnızca görsel değil, aynı zamanda deneyimsel bir alan haline getiriyor.

Sanatçının renk kullanımı kavramsal anlatının temel taşıyıcısı olarak öne çıkıyor: kırmızı ve bordo tonları yaşam enerjisi ve içsel güce; lacivert ve derin uzay tonları sonsuzluk ve bilinmeyene; parlak ve metalik yüzeyler ise farkındalık ve bilinç açılımına işaret ediyor. Serginin merkezinde yer alan “Nazar Serisi”, evrenin döngüsel yapısından hareketle insanın tekrar eden düşünce ve deneyimlerini simgeliyor. “Piece of Mars” adlı çalışma ise gezegensel çarpışmaları yaşamın kırılma anlarıyla ilişkilendirerek dönüşüm fikrine odaklanıyor.

Naz Kökbudak’ın “Inner Cosmos: The Power of Imagination” sergisi, 21 Nisan itibarıyla Gama Gallery’de ziyaret edilebilecek.

Sergi Alanı: Gama Gallery

Adres: Turnacıbaşı Cd. No: 21 Beyoğlu/İstanbul

Tarih: 21 Nisan – 16 Mayıs 2026

Ziyaret saatleri: Pazar günleri hariç 12:00 – 18:00 arası

 

#NazKökbudak #InnerCosmos #GamaGallery #SanatSergisi #HayalGücü #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #SanatVeBilinç #KozmikEnerji #SanatHaber #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Yedi Yaşıma Girmeden Önce” İşaret Dili’yle Çocuklara Ulaşıyor

Tülin Kozikoğlu’nun yazıp Seda Mit’in resimlediği, ana karakteri işitme engelli bir kız çocuğu olan “Yedi Yaşıma Girmeden Önce Bilmem Gerekenler” adlı öykü kitabı, Redhouse Kidz ve SEV Amerikan Koleji’nin ortak sosyal sorumluluk projesiyle Türk İşaret Dili’ne uyarlandı. Kitabın arkasındaki karekod sayesinde çocuklar, İşaret Dili Eğitmeni Bergüzâr Aksoy Gürer tarafından hazırlanan videoya erişerek öyküyü işaret diliyle izleyebilecek.

Nitelikli Edebiyat Her Çocuğun Hakkı

Uluslararası The White Ravens kataloğuna seçilen eser, işitme engelli çocukların edebiyata erişimini kolaylaştırırken, işaret dilini öğrenmek isteyen tüm çocuklara da yeni bir kapı aralıyor. SEV Amerikan Koleji öğrencilerinin gönüllü katkılarıyla hazırlanan video, okulun e-learning stüdyolarında çekildi. Proje, nitelikli çocuk edebiyatına erişimin her çocuğun hakkı olduğu bilinciyle hayata geçirildi.

 

#YediYaşımaGirmedenÖnce #TülinKozikoğlu #SedaMit #RedhouseKidz #SEVAmerikanKoleji #İşaretDili #ÇocukEdebiyatı #NitelikliEdebiyat #TheWhiteRavens #SosyalSorumluluk #HerÇocuğunHakkı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Mercedes-Maybach, “The Devil Wears Prada 2” ile Sahneye Çıkıyor

Mercedes-Benz’in en prestijli markalarından Maybach, 20th Century Studios imzalı merakla beklenen “The Devil Wears Prada 2” filmiyle güçlü bir iş birliğine imza attı. Filmin baş karakteri Miranda Priestly’nin aracı olarak konumlanan Mercedes-Maybach S-Serisi, gücün, zarafetin ve ayrıcalığın simgesi olarak hikâyede merkezi bir rol üstleniyor. Bu iş birliği, markanın “The Art of Arrival” felsefesini odağına alarak sinema ve moda dünyasında ikonik bir buluşmaya sahne oluyor.

“The Art of Arrival” Felsefesiyle Ayrıcalığın Yeni Tanımı 

Maybach, zamansız stil anlayışını sinema dünyasının en ikonik evrenlerinden biriyle buluşturuyor. 1 Mayıs’ta vizyona girecek devam filminde Mercedes-Maybach S-Serisi, üstün işçiliği, rafine gücü ve zarafetiyle Miranda Priestly’nin dünyasına eşlik ediyor. Mercedes-Benz Group AG yöneticisi Christina Schenck, “Filmin geri dönüşünü aracımızın aynı derecede güçlü ve stil sahibi konumlandırmasıyla kutluyoruz” derken, Disney yöneticisi Lylle Breier ise “Varışın sanatı, Maybach ile kusursuz bir şekilde hayat buluyor” ifadelerini kullandı.

 

#MercedesMaybach #TheDevilWearsPrada2 #TheArtOfArrival #SClass #LüksOtomobil #ZamansızStil #ModaVeOtomobil #MaybachDeneyimi #SinemaİşBirliği #İkonikVarış #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Hayalim, Tarihteki güçlü kadın kahramanları ekrana taşımak

Genç yaşına rağmen sahne ve kamera önünde güçlü bir duruş sergileyen Ayşe Sena Tiroğlu, çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürmüş bir isim. Aynanın karşısında roller biçip oynayan küçük bir kızdan, bugün tiyatro ve dizi dünyasında kendini kanıtlayan bir oyuncuya dönüşen Tiroğlu, hem samimi hem de kararlı tavrıyla dikkat çekiyor. Oyunculuk serüvenini, sektördeki zorlukları ve gelecek hayallerini bizimle paylaştı.

Röportaj: Eyüp Sağsalim

Ayşe Sena Tiroğlu

Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı, sizi bu yola yönlendiren ilk kıvılcım neydi?

6 yaşımdan beri hep oyuncu olmak istiyordum. Tiyatro ve drama kurslarına gittim, annem de destek oldu; setlere, tiyatroya götürüyordu. Hayalimden hiç vazgeçmedim. Herkes doktor, mühendis olmak isterken ben oyuncu olacağım diyordum. Aynanın karşısında kendime roller biçip oynuyordum. Sonra konservatuarı kazandım, okulu bitirdikten sonra bir süre çocuklara amatörce drama eğitimi verdim. Ardından profesyonel anlamda tiyatro ve kamera önü devam etti.

Genç yaşta dizi ve film sektöründe yer almak nasıl bir deneyim, sizi en çok hangi yönüyle etkiliyor?

Keyifli ama zor bir süreç. Normalde içime kapanık biriydim, oyunculuk beni çok değiştirdi. Özgüvenimi, duruşumu, diksiyonumu geliştirdi; içimden başka bir ben çıkardı.

Bugüne kadar oynadığınız roller arasında sizi en çok zorlayan ya da dönüştüren hangisiydi?

Bütün rollerimi severek oynadım. Zorluk yaşamadım ama tiyatrodan kamera önüne geçtiğim dönemde bazı sıkıntılarım oldu.

Ayşe Sena Tiroğlu

Kamera önünde kendinizi ifade ederken en çok hangi duyguyu yansıtmayı seviyorsunuz?

Ben özümde neşeli ve hayat dolu biriyim. Eğlendirirken, güldürürken düşündürmeyi seviyorum. Ama dram rolleri geldiğinde karakterimin dışına çıkmak beni mutlu ediyor.

Set ortamında sizi en çok motive eden şey nedir?

Küçük bir rol bile olsa, oradan güzel bir karakter çıkarıp başardığımı hissetmek.

Kariyerinizde örnek aldığınız, hayranlık duyduğunuz oyuncular var mı?

Kesinlikle Gonca Vuslateri. Bana göre karakter oyuncusu; bütün rollerinde duyguyu en iyi şekilde yansıtıyor.

Ayşe Sena Tiroğlu

Oyunculuk dışında hayatınızda sizi besleyen hobiler veya ilgi alanları neler?

Dans etmeyi, yüzmeyi, yoga yapmayı ve tiyatro izlemeyi çok seviyorum.

Genç bir oyuncu olarak sektörde karşılaştığınız zorluklar neler ve bunlarla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Bu sektörde ne kadar yetenekli olursanız olun kendinizi kabul ettirmenin zorluğunu yaşıyorsunuz. Ben çocukluk hayalimi kaybetmek istemediğim için savaşmaya devam edeceğim.

Gelecekte hangi tür projelerde yer almak, hangi karakterleri canlandırmak isterdiniz?

Tarihimizde yer almış önemli kadın kahramanları oynamak isterim. Ekranda güzellik algısını kırıp karakter oyuncusu olarak devam etmek hayalim.

Hayranlarınıza ve sizi takip eden gençlere vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

Her mesleğin zorluğu vardır ama oyunculukta sabır ve sevgi olmazsa sürdürülmüyor. Ne olursa olsun hayallerinizden vazgeçmeyin.

#AyşeSenaTiroğlu #GençOyuncu #OyunculukHayali #TiyatrodanEkrana #HayallerindenVazgeçme #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Mehmet Erdem’den Sezen Aksu Klasiğine Modern Dokunuş

Türk müziğinin unutulmaz eserlerini yeniden yorumladığı serisine devam eden Mehmet Erdem, Sezen Aksu imzalı “Aldatıldık” şarkısını günümüz sounduyla yeniden seslendirdi. Bayhan Müzik etiketiyle 27 Mart’ta tüm dijital platformlarda yayınlanan eser, sanatçının karakteristik vokali ve yalın akustik düzenlemesiyle dikkat çekiyor.

Aldatıldık” Dijital Platformlarda Yayında

90’ların en güçlü şarkılarından biri olan “Aldatıldık”, Alper Atakan’ın düzenlemesiyle modern bir atmosfer kazanırken, eserin ruhuna sadık kalındı. Mehmet Erdem’in klasiklere getirdiği rafine yorum serisi, Nisan ayında sürpriz bir şarkıyla devam edecek.

#MehmetErdem #Aldatıldık #SezenAksu #BayhanMüzik #YeniTekli #TürkMüziği #KlasiklereModernDokunuş #MüzikYeniden #DijitalPlatformlarda #AlperAtakan #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Göksel’den Yeni Şarkı: “Alev Alev”

Türk pop müziğinin güçlü yorumcularından Göksel, heyecanla beklenen yeni albümü “Rüyaların İşi” öncesinde ikinci şarkısı “Alev Alev”i dinleyicilerle buluşturdu. Sözü ve müziği Göksel’e ait olan eser, bir kadının aşka karşı geliştirdiği içsel isyanı ve toksik ilişkilere başkaldırısını anlatıyor. Şarkı, 27 Mart itibarıyla tüm dijital platformlarda yayınlandı.

İddialı Klip Dikkat Çekiyor

Aytekin Yalçın yönetmenliğinde çekilen klipte Göksel’e İtalyan oyuncu Gennaro Lauro eşlik ediyor. Kırmızı kostümü ve güçlü performansıyla kamera karşısına geçen sanatçı, ayrılık sürecindeki bir kadının aşk ve yıkım arasında gidip gelen duygularını etkileyici bir şekilde yansıtıyor. Soles Müzik ve Avrupa Müzik iş birliğiyle yayınlanan “Alev Alev”, Göksel’in 15 Mayıs’ta çıkacak 10. stüdyo albümü “Rüyaların İşi”nin güçlü bir habercisi niteliğinde.

#Göksel #AlevAlev #Rüyalarınİşi #TürkPopMüziği #YeniAlbüm #SolesMüzik #AvrupaMüzik #AytekinYalçın #GennaroLauro #MüzikHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tatbiki Ekolü Beyoğlu’nda Yeniden Hayat Buluyor

Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu mezunları ve öğretim üyelerinden oluşan Ekol Tatbiki Sanat Topluluğu, 1 Nisan 2026’da Beyoğlu Vefa Lisesi Kültür Evi – Camhane Art’ta “Şaka Gibi” adlı karma sergiyi sanatseverlerle buluşturuyor.

“Günlük Sergi, Yıllık Etki” mottosuyla hazırlanan sergi, yalnızca 24 saat içinde kurulup açılacak şekilde kurgulandı. Bu kısa süre, Tatbiki ekolünün üretken ve hızlı reflekslerini yansıtırken, kolektif hafızaya ve güçlü bir ekole duyulan güveni vurguluyor.

Küratör Berrin Aksu’nun yönetiminde gerçekleşen sergi, Bauhaus temasını merkezine alıyor. Tekstil, grafik, resim ve heykel gibi farklı disiplinlerden eserler, Tatbiki’nin bugün hâlâ yaşayan bir ekol olduğunu kamusal alanda görünür kılmayı amaçlıyor. Aksu, serginin “süreklilik yerine yoğunluk, uzunluk yerine etkiyi” hedeflediğini belirterek, Tatbiki ruhunun Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde hâlâ sürdüğünü vurguladı.

Sanat ve tasarım gücünün günümüz sanayisinde nasıl değerlendirildiğini göstermek isteyen sergi, bir gün sürecek özel deneyimiyle sanatseverleri ekolü keşfetmeye davet ediyor.

Adres: Camhane Art, Vefa Lisesi Kültür Evi, Kuloğlu Mah. İstiklal Cad. Turnacıbaşı Sok. No:7, Beyoğlu / İstanbul

 

#ŞakaGibiSergi #EkolTatbiki #Bauhaus #SanatTopluluğu #BeyoğluSanat #KarmaSergi #MarmaraGSF #SanatVeTasarım #İstanbulEtkinlikleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Alaçatı Ot Festivali Dünya Sahnesinde

Çeşme Belediyesi’nin ev sahipliğinde bu yıl 15’incisi düzenlenecek Alaçatı Ot Festivali, ilk kez “uluslararası” unvanıyla kapılarını açıyor. 20–26 Nisan tarihleri arasında “Köklerden Dünyaya” temasıyla gerçekleşecek festival, doğa, gastronomi ve kültürü bir araya getirerek Ege mutfağını küresel sahneye taşıyacak.

İstanbul’da düzenlenen lansmanda konuşan Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, festivalin 15 yıl önce gönüllü komşuların emeğiyle başladığını ve bugün milyonlara ulaşan dev bir organizasyona dönüştüğünü vurguladı. Denizli, festivalin özellikle hafta sonlarında 1 milyona yaklaşan ziyaretçi sirkülasyonuna ulaştığını belirterek, bu güçlü yerel mirasın artık uluslararası bir marka hâline geldiğini ifade etti.

Worldchefs akreditasyonu ile uluslararası statü kazanan festival, 13 ülkeden yaklaşık 50 şefin katılımıyla düzenlenecek yarışmalarla Alaçatı’yı dünya gastronomi haritasına taşıyacak. Worldchefs Türkiye Başkanı Dr. Emrah Köksal Sezgin de festivalin küresel gastronomi dünyasındaki önemine dikkat çekerek, Alaçatı’nın bu yıl uluslararası şeflerin buluşma noktası olacağını söyledi.

Festivalin üretim kültürü ve kadın emeğiyle büyüdüğünü vurgulayan Denizli, bu yıl seçili otun “körmen” olduğunu açıkladı. Altı gün sürecek programın ilk üç günü tamamen gastronomiye ayrılacak. Profesyonel şeflerin yanı sıra gastronomi liseleri ve üniversitelerden öğrenciler de yarışmalara katılacak. Sonraki günlerde ise Alaçatı’nın klasik atmosferi konserler, söyleşiler, gastronomi atölyeleri, sergiler, yoga ve spor etkinlikleriyle yeniden canlanacak.

Nil Karaibrahimgil, Mert Demir ve Şevval Sam gibi sevilen sanatçılar festival sahnesinde yer alarak Alaçatı sokaklarına müzikle eşlik edecek. Ayrıca geleneksel “En Güzel Ot Yemeği” ve “En Çok Ot Çeşidini Toplama” yarışmaları bu yıl da yapılacak. Festival korteji ise 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na denk gelerek “en iyi kostüm” yarışmasıyla daha da renkli hâle gelecek.

Geçtiğimiz yıl yaklaşık 500–560 milyon TL ekonomik hacim yaratan festival, kadın üreticilerden küçük esnafa, otellerden restoranlara kadar geniş bir ekosistemi harekete geçirerek Çeşme için sezon dışı dönemde büyük bir ekonomik güç oluşturdu. Bu yıl da sürdürülebilirlik, biyoçeşitlilik ve yerel üretim odağıyla Çeşme’nin dört mevsim yaşayan kent vizyonuna katkı sunmayı hedefliyor.

Uluslararası Alaçatı Ot Festivali, Çeşme’nin turizm, gastronomi ve kültür alanındaki marka değerini küresel ölçekte güçlendirmeyi amaçlarken, dünyanın dört bir yanından ziyaretçileri Alaçatı’nın eşsiz atmosferinde buluşturacak.

 

#AlaçatıOtFestivali #KöklerdenDünyaya #Çeşme #EgeMutfağı #Worldchefs #Gastronomi #Sürdürülebilirlik #Körmen #FestivalAtmosferi #TürkiyeEtkinlikleri #KadınEmeği #YerelÜretim #KültürVeDoğa #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yeni Isuzu D-Max: Daha Güvenli, Daha Teknolojik

Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, sağlamlığı ve dayanıklılığıyla öne çıkan pick-up modeli D-Max’i yeniledi. Tasarım, teknoloji, güvenlik ve konfor alanlarında yapılan geliştirmelerle yeni D-Max, kullanıcılarına daha güvenli, daha teknolojik ve daha konforlu bir sürüş sunuyor.

Yeni D-Max’in dış tasarımında yapılan güncellemeler araca daha modern ve güçlü bir görünüm kazandırırken, güncellenen renk kartelası kişiselleştirme seçeneklerini artırıyor. Elektronik direksiyon sistemi (EPS) ile sürüş konforu yükseltilirken, yeni eklenen çevre görüş kamerası ve sürücü izleme sistemi güvenliği destekliyor.

Araç, Şerit Takip Asistanı, Acil Şerit Koruma, Sürücü İzleme Sistemi gibi gelişmiş sürüş destek sistemleriyle donatıldı. Ayrıca 4G destekli Acil Çağrı Sistemi (eCall) ve kamera tabanlı çevre görüş sistemi de sürüş güvenliğini artırıyor.

Motor hacmi 2164 cc’ye yükseltilirken, maksimum tork 400 Nm’ye çıkarıldı. Otomatik şanzıman ise 6 ileri yerine 8 ileri olarak güncellendi. İç ve dış tasarımda yapılan yeniliklerle D-Max, daha modern ve güçlü bir karaktere kavuştu.

Yeni Isuzu D-Max, hem iş hem günlük kullanımda pick-up segmentindeki iddiasını güç ve dayanıklılıkla bir adım daha ileri taşıyor.

 

#IsuzuDMax #AnadoluIsuzu #YeniDMax #PickUp #OtomobilHaberi #GüvenliSürüş #TeknolojiVeKonfor #AraçYenilikleri #Otomotiv #SürüşDeneyimi #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya

Kilo artışının “gizli sebebi” bunlar olabilir!

Kilo vermeye çalışırken bazen hiç beklenmedik bir tabloyla karşılaşabiliyoruz.  Daha az yeriz, daha çok hareket ederiz ama tartı ibresinde bir değişim olmaz. Üstelik, bazen canımızı daha da sıkan bir şey olur; her zamankinden az yediğimiz halde kilo alırız. Acıbadem Altunizade Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman, bu durumun çoğu zaman hatalı beslenme ve yaşam alışkanlıklarımızdan kaynaklandığını belirterek, “Diyet sürecinde kalori hesabı yapmamak, az yenilmesine rağmen kilo alınmasının en yaygın sebeplerinden biridir. Ancak, kilo alınmasının nedeni sadece beslenme hataları değildir. Vücudumuz bazen kronik strese, hareketsizliğe ve uyku bozukluğu gibi etkenlere karşı kendini korumaya alır ve yağ depolamaya yönelir. Bu nedenle az yemek her zaman çözüm olmayabilir” diyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman, ancak kilo artışının hormonal veya metabolik hastalıklardan da kaynaklanabildiğini vurgulayarak, “Özellikle kısa sürede ve karın çevresinde belirgin kilo artışı varsa, metabolik veya hormonal sebeplerin araştırılması son derece önemlidir” ifadelerini kullanıyor. Doç. Dr. Adnan Batman,  az yemeye rağmen kilo artışına yol açabilen 10 etkeni anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Doç. Dr. Adnan Batman

Doç. Dr. Adnan Batman

Hatalı diyetler

Az yenilmesine rağmen kilo alımının en önemli sebeplerinden biri, diyet sürecinde kalori hesabı yapılmamasıdır. Bu durum farkında olmadan ihtiyaçtan fazla enerji alınmasına yol açabiliyor. Ayrıca, şok diyetler de kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlasalar da metabolizmayı yavaşlatabiliyor ve kas kaybına neden olarak kilo alımını kolaylaştırıyor.

Yetersiz ve kalitesiz uyku

Yetersiz ve kalitesiz uyku, az beslenilmesine rağmen kilo artışının önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. Doç. Dr. Adnan Batman, beş saatin altında uyuyan kişilerde obezite riskinin yüzde 50 oranına kadar artabildiğine işaret ederek, şu bilgileri paylaşıyor: “Gece geç uyumak melatonin ve kortizol dengesini bozar. Bu durum insülin duyarlılığını azaltır ve vücudu yağ depolamaya daha yatkın hale getirir. Aynı zamanda kortizolün salınımını yükselterek karın çevresinde yağlanmayı artırır.  Dolayısıyla melatonin hormonunun yükseldiği 22:00-23:00 saatleri arasında uyku moduna geçilmesi son derece önemlidir.”

Kronik stres

Kronik stres altında vücut daha fazla kortizol hormonu salgılıyor. Bu hormon uzun süre yüksek düzeyde kaldığında metabolizma hızını düşürüyor. Ayrıca, kan şekerini yükselterek insülin seviyesinin de artmasına neden olabiliyor; bu durum yağ depolanmasını kolaylaştırıyor. Kronik stres altında olan kişiler az yeseler bile yağ depolamaya daha yatkın hale gelebiliyor. Doç. Dr. Adnan Batman,   stres hormonu kortizol yüksekliğinin özellikle karın bölgesinde yağ dokusunu artırdığını belirterek, “Karın bölgesi kortizole daha duyarlı olduğu için yağ yakımı burada daha fazla belirginleşmektedir” diyor.

Kas kütlesinde azalma

Kas kaybı 35 yaş sonrasında yavaş ama sürekli bir şekilde ilerliyor. Kas dokusunun metabolik olarak aktif olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Adnan Batman, “Kas kütlesi azaldıkça bazal metabolizma hızı da düşmektedir. Bu durum, aynı miktarda beslenmeye devam edilse bile vücudun daha az enerji harcamasına ve zamanla yağ oranının artmasına neden olabilmektedir” bilgisini veriyor.

Hareketsiz yaşam

Sadece spor yapmak değil, gün içindeki toplam hareket miktarı da enerji harcamasını belirliyor. Masa başında çalışma ve uzun süre oturma gibi alışkanlıklarda günlük enerji harcaması ciddi şekilde azalıyor. Bu durumda kişi az besin tüketse bile harcanan enerji daha düşük olduğu için kilo artışı görülebiliyor. Düzenli günlük hareket, metabolizmanın daha aktif kalmasına yardımcı oluyor ve kilo kontrolünü destekliyor.

Perimenopoz / Menopoz

Perimenopoz ve menopoz dönemlerinde östrojen seviyesinin azalması metabolizmanın yavaşlamasına neden olabiliyor. Dolayısıyla az yenilse bile metabolizma daha yavaş çalıştığı için kilo alınabiliyor. Bu hormon değişimi vücudun yağı özellikle karın bölgesinde depolama eğilimini artırıyor.

Tiroit yetmezliği (Hipotiroidi)

Metabolizmamızı düzenleyen tiroit hormonlarının eksikliğinde bazal enerji harcaması düşüyor ve sıvı tutulumu gelişebiliyor. Genellikle 2–4 kilo civarında kilo artışı yaşanırken beraberinde halsizlik, üşüme ve kabızlık gibi sorunlar da görülebiliyor.

Cushing sendromu

Cushing sendromu, vücudun uzun süre yüksek miktarda kortizol hormonuna maruz kalmasıyla oluşan bir hastalık. Kortizol yüksekliği özellikle karın bölgesi, ense ve yüzde yağ birikimine yol açıyor. Yüz yuvarlaklaşıyor, cilt inceliyor ve morarmalar gelişebiliyor. Doç. Dr. Adnan Batman, hızlı ve bölgesel kilo artışında Cushing sendromunun mutlaka akla gelmesi gerektiğine işaret ediyor.

İnsülin direnci

İnsülin direncinde hücreler kan şekerini dengelemek için daha fazla insülin salgılıyor. İnsülin, glikozu hücrelere taşıma ve fazla enerjiyi yağ olarak depolama sinyali veren bir hormon. Kan şekeri normal olsa bile yüksek insülin nedeniyle vücut yağ depolamaya daha yatkın hale geliyor ve yağ yakımı zorlaşabiliyor. Kilo artışı özellikle karın bölgesinde görülüyor.

Polikistik over sendromu

Polikistik over sendromu olan kadınlarda androjen artışı ile insülin direnci birlikte görülebiliyor.  Bunun sonucunda az yenilmesine rağmen kilo artışı yaşanabiliyor. Ayrıca adet düzensizliği, tüylenme ve akne gibi sorunlar da gelişebiliyor.

 Kilo artışına karşı 5 etkili öneri!

  • Gerçek kalori alımınızı objektif olarak belirleyin.
  • Uyku sürenizi 7–8 saate çıkarın.
  • Haftada en az 3 gün direnç egzersizi yaparak, kas kütlenizi koruyun.
  • Tiroit, insülin ve kortizol gibi temel hormon değerlendirmesi yaptırın.
  • Kilonuzu ve bel çevrenizi düzenli olarak ölçün. 

#KiloKontrolü #AzYemekÇözümDeğil #Metabolizma #HormonalDenge #UykuSağlığı #StresYönetimi #KasKütlesi #HareketsizYaşam #İnsülinDirenci #TiroitSağlığı #SağlıklıYaşam #BeslenmeAlışkanlıkları #ObeziteRiskleri #Endokrinoloji #AcıbademSağlık #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya