Yazılar

Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler

Tüm dünyada yeni bir pandemi mi geliyor sorularına neden olan Nipah virüsü (NiV) kaygıyla izleniyor. Meyve yarasaları ve domuz gibi hayvanlar tarafından taşınan virüs, ateş ve beyin iltihabına neden olabiliyor. İstinye Üniversitesi Üyesi Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın, Nipah virüsü (NiV) ile ilgili merak edilenleri yanıtladı. Fışgın’ın verdiği bilgilere göre, virüs vücuda girdikten sonra semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişiyor. En sık görülen belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kusma ve boğaz ağrısı gibi spesifik olmayan belirtiler yer alıyor. Vaka ölüm oranı ise yüzde 40 ile yüzde 75 arasında değişiyor.

Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor. Hindistan’da tespit edilen yeni Nipah virüsü vakaları, Asya’da da yakından izleniyor. Virüsün yayılım riskine karşı Tayland, Malezya ve Singapur gibi ülkeler, havalimanları ve sınır kapılarında tarama ve test uygulamalarını sıkılaştırdı. Bu durum yeni bir pandemi yaşanır mı sorularını akıllara getirdi. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın, Nipah virüsü ile ilgili merak edilenleri yanıtladı.

Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın

Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın

 “200’e yakın temaslının izlendiği bildirildi”

 “Nipah virüsü, hayvanlardan insanlara bulaşan, hayvanlarda ve insanlarda asemptomatik enfeksiyondan akut solunum yolu enfeksiyonuna ve ölümcül ensefalite kadar çeşitli klinik tablolara neden olan Paramyxoviridae ailesine ait bir RNA virüsüdür” diyen Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın,

“Nipah virüsü ilk olarak 1999 yılında Malezya’daki domuz çiftçileri arasında bir salgın olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra hastalık 2001 yılında Bangladeş’te de tespit edilmiş olup halen her yıl belli sayıda olgu saptanmaktadır. Hastalık ayrıca Doğu Hindistan’da da periyodik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yıl da Hindistan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarına göre iki vakanın doğrulandığı ve yaklaşık 200’e yakın temaslının izlendiği bildirilmiştir. Pteropodidae familyasına ait meyve yarasaları (uçan tilki) özellikle de Pteropus cinsine ait türler Nipah virüsünün doğal konakçılarıdır. Meyve yarasalarında belirgin bir hastalık belirtisi yoktur. Virüslerin Afrika’daki Pteropodidae yarasalarının coğrafi dağılım alanında mevcut olabileceği biliniyor.”

“Hasta insanlar salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabilir”

Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceğini belirten Fışgın, şunları söyledi:

“Nipah virusunun domuzlarda ve at, keçi, koyun, kedi ve köpek gibi diğer evcil hayvanlarda görülen salgınları ilk olarak 1999’daki Malezya salgını sırasında bildirilmiştir. Malezya’da ve Singapur’da da görülen ilk salgında, insan enfeksiyonlarının çoğu hasta domuzlarla veya onların kontamine olmuş dokularıyla doğrudan temas sonucu meydana geldiği görülmüştür.  Daha sonra Bangladeş ve Hindistan’da meydana gelen salgınlarda, enfekte meyve yarasalarının idrarı veya tükürüğüyle kirlenmiş meyvelerin veya meyve ürünlerinin, örneğin çiğ hurma suyu tüketimi, enfeksiyonun en olası kaynağı olarak saptanmıştır. Ayrıca virüsün insandan insana bulaştığı özellikle de enfekte hastaların aile üyeleri ve bakıcıları arasında saptandığı bildirilmiştir. Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceği ve insandan insana bulaşta bunun önemli olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle de sağlık çalışanları da hasta takibi açısından risk altındadır.”

“Semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişiyor”

Nipah virüsünün ilk belirtileriyle ilgili de bilgi veren Fışgın, şöyle konuştu:

“İnsanlarda görülen hastalık; asemptomatik enfeksiyonlardan, hafif veya şiddetli seyreden akut solunum yolu enfeksiyonlarına ve ölümcül olabilen ensefalite kadar değişmektedir. Virüs vücuda girdikten sonra semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişmektedir. Bazı hastalarda bu sürenin 45 güne kadar uzadığı bildirilmiştir. En sık görülen belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kusma ve boğaz ağrısı gibi spesifik olmayan belirtiler sayılabilir. Daha sonra hastalarda baş dönmesi, uyuşukluk, bilinç değişikliği ve nörolojik bulgular saptanabilmektedir. Hastaların bazılarında solunum yolu enfeksiyonu gelişmekte ve bu pnömoni bulguları ilerleyerek ciddi solunum yetmezliğine neden olabilmektedir. Şiddetli vakalarda ölümcül olarak tanımlanan ensefalit ve durdurulamayan nöbetler görülmekte ve hastada 24-48 saat içinde koma ortaya çıkmaktadır. Vaka ölüm oranı yüzde 40 ile yüzde 75 arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Nipah virus enfeksiyonunun ilk belirti ve bulguları spesifik olmadığı için genellikle başlangıçta bu hastalıktan şüphe edilmez. Burada özellikle hastalığın bulunduğu bölgeye seyahat etmek önemli bir epidemiyolojik veridir.  Tanıda kullanılan başlıca testler, vücut sıvılarından gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) ve enzim bağlantılı immünosorbent testi (ELISA) yoluyla antikor tespitidir. Ayrıca hücre kültürü yoluyla virüs izolasyonu da tanıda kullanılmaktadır.”

Virüse karşı alınması gereken önlemler

 Şu anda Nipah virusuna karşı herhangi bir ilaç veya aşının bulunmadığını belirten Prof. Dr. Fışgın, “Şiddetli solunum ve nörolojik komplikasyonların tedavisi için yoğun destekleyici tedavi önerilmektedir” dedi. Nipah virusuna karşı herhangi bir aşı bulunmadığı için koruyucu önlemlerin ön plana çıktığını belirten Fışgın, bu virüse karşı alınması gereken önlemlerle ilgili ise şunları sıraladı:

  • Bu kapsamda, 1999 yılında domuz çiftliklerinde yaşanan Nipah virus salgını sırasında edinilen deneyime dayanarak, domuz çiftliklerinin uygun deterjanlarla düzenli ve kapsamlı bir şekilde temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi enfeksiyonu önlemede etkili olabilir.
  • Ayrıca bir salgın şüphesi varsa, hayvan barınağı derhal karantinaya alınmalıdır. İnsanlara bulaşma riskini azaltmak için enfekte hayvanların itlaf edilmesi ve cesetlerin gömülmesi veya yakılması yakından denetlenmelidir. Enfekte çiftliklerden diğer bölgelere hayvan hareketinin kısıtlanması veya yasaklanması, hastalığın yayılmasını azaltabilir.
  • İnsanlardaki bulaş ve enfeksiyonu azaltmak için toplumu bu konuda bilgilendirmek gerekmektedir. Risk faktörlerinin, bulaş yollarının ve hasta ile temasta alınması gereken önlemlerin anlatılması önem arz etmektedir. Hasta kişilerle yakın ve korunmasız fiziksel temastan kaçınılmalıdır. Hasta kişilere bakım verdikten veya onları ziyaret ettikten sonra düzenli olarak eller yıkanmalıdır.
  • Seyahat edilecek bölgelerdeki riskli durumlar tanımlanmalıdır. Özellikle bulaşmada önemli olan ve engellenmesi gereken durum yarasaların hurma özsuyuna ve diğer taze gıda ürünlerine erişimini azaltmaya odaklanmalıdır. Yeni toplanan hurma suyu kaynatılmalı ve meyveler tüketilmeden önce iyice yıkanmalı ve mümkünse soyularak tüketilmelidir.
  • Şüpheli veya doğrulanmış enfeksiyonu olan hastalara bakım veren sağlık çalışanları, her zaman standart enfeksiyon kontrol önlemlerini uygulamalıdır. Özellikle sağlık kuruluşlarında insandan insana bulaşma vakaları bildirildiğinden, standart önlemlere ek olarak temas ve damlacık önlemleri de alınmalıdır.
  • Son olarak ülkemizde bulunan yarasa türleri, virüsü taşıyan “Pteropus” (meyve yarasası) türünden farklıdır. Bu nedenle, virüsün ülkemizdeki yaban hayatında doğal bir döngü oluşturma ihtimali düşüktür. Şu ana kadar ülkemizde doğrulanmış bir Nipah virüsü vakası bulunmamaktadır. Ancak küresel seyahat hareketliliği nedeniyle “ithal vakalara” karşı hazırlıklı olunması önemlidir.

#NipahVirüsü #HalkSağlığı #PandemiEndişesi #EnfeksiyonHastalıkları #AsyaVakaları #SağlıkGündemi #Virüs #KüreselSağlık #NiV #Epidemiyoloji #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ocakbaşı Kültürüne Mevsimsel Dokunuş: Tere’nin Yeni Lezzetleri

İstanbul’un en etkileyici manzaralarından birine karşı konumlanan Tere Ocakbaşı, Şubat ayında Gaziantep mutfağının kışa özgü iki özel lezzetini menüsüne taşıyor. Ocak ateşinin başrolünde olduğu mutfakta, mevsiminde öne çıkan ürünler ve zamana duyarlı pişirme teknikleriyle hazırlanan bu seçki, ocakbaşı kültürünü modern bir yorumla sunuyor.

Şubat’ın Öne Çıkan Tatları

Menüde öne çıkan Soğan Kebabı, kontrollü ve yavaş pişirme tekniğiyle hazırlanarak et ve soğanın derin aromalarını buluşturuyor. Ayvalı Nar Ekşili Lahmacun ise taş fırında pişirilerek ayvanın hafif tatlı dokusunu nar ekşisinin canlı asiditesiyle dengeliyor, klasik lahmacuna mevsimsel bir yorum kazandırıyor.

Mevsimsellik ve Ocakbaşı Kültürü

Tere, yıl boyunca farklı dönemlerde menüsüne ekleyeceği Keme Kebabı, Fındık Uykuluk, Sarımsaklı Kebap, Yenidünya Kebabı ve Birecik Patlıcan Kebabı gibi lezzetlerle ocakbaşı kültürünü mevsimsellik ve ürün odağında yeniden yorumlamayı sürdürecek.

 

#TereOcakbaşı #ŞubatLezzetleri #SoğanKebabı #AyvalıLahmacun #GaziantepMutfağı #GurmeDeneyim #İstanbulYemeİçme #OcakbaşıKültürü #MevsimselLezzet #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Griple mücadelede “Anne yemekleri” çok önemli, çünkü…

Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor. Dünya genelinde veriler, 10 yaş altındaki çocuklarda influenza virüsünün, solunum hastalıklarına bağlı hastaneye yatışların yaklaşık yüzde 15’ini oluşturduğunu gösteriyor.  İnfluenza gribinin temel semptomları olan yüksek ateş, halsizlik, kuru öksürük, boğaz ve kas ağrıları özellikle küçük yaştaki çocuklarda daha şiddetli seyrederken, ebeveynlerde ciddi kaygıya yol açabiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, griple mücadelede sadece tıbbi tedavinin değil, doğru ve dengeli beslenmenin de kritik bir önem taşıdığına dikkat çekerek, “Yeterli sıvı alımı ve doğru beslenme, bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına, şikayetlerin hafiflemesine ve komplikasyonların azalmasına yardımcı olur. Hastalık döneminde vücudu dinlendirmek için iyi bir uyku, bol sıvı ve yeterli protein ile bağırsak mikrobiyotasını destekleyen gıdaların alınması son derece değerlidir” diyor.

Influenza virüsünde en önemli kurallardan birinin çocuğu zorlamadan az ve sık aralıklarla sıvı ağırlıklı beslemek olduğunu belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini, çinko ve probiyotikler mucizevi sonuçlar yaratmazlar ama vücudun doğru çalışmasına destek olurlar.  C vitamininden zengin gıdaların yanı sıra mikrop öldürücü ve bağışıklığı destekleyici etkileri nedeniyle sarımsak ile soğan içeren yemeklerin tüketilmesi, üzerlerine antiviral özelliği olan karabiber serpilmesi önemlidir. C vitamininden zengin limon da çorbaların ve salataların üzerine sıkılıp kolayca tüketilebildiği için avantaj sağlar” diye konuşuyor.

Prof. Dr. Coşkun Çeltik

Prof. Dr. Coşkun Çeltik

C vitamini bağışıklığı destekliyor

Vücuttaki kolajen üretimini artıran ve bağışıklık hücrelerinin işlevlerini destekleyen C vitamini grip tedavisinde önemli bir destek sağlıyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini grip virüsünü azaltmaz ve bağışıklığı güçlendirmez. Ancak, akut hastalık döneminde şikayetlerin daha hızlı hafiflemelerine yardımcı olabilir” diyor.  Yüksek doz C vitamininin ekstra bir faydası olmadığını; bu nedenle gıdalarla doğal yoldan alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Portakal, mandalina, limon, biber, avokado, kivi ile kuşburnu C vitamini açısından zengindir.  Çocuğun mümkünse meyvelerin kendisini tüketmesi önemlidir. Meyve suyu olarak verilecekse günlük iki bardağın geçmemesi daha iyi olur; çünkü aşırı şeker yükü metabolizmayı olumsuz etkiler” bilgisini veriyor.

Çinko enzimlerin çalışması için çok önemli

Çinko, vücudumuzda çok sayıda enzimin yardımcısı olduğu için influenza virüsünün sınırlanmasını sağlıyor, hatta dokuya tutunmasını engelliyor. Bu nedenle, çinko içeren gıdaların tüketilmesi de faydalı oluyor. Hindi, tavuk, kıyma, yoğurt, badem, ceviz, fıstık, kaju, kabak çekirdeği ve nohut çinkodan zengin gıdaları oluşturuyor.

Omega – 3 yağ asitleri vücuttaki yangıyı azaltıyor

Omega-3 yağ asitleri vücuttaki enflamasyonu, yani aşırı yangıyı azaltırken,  bağışıklık hücrelerini de destekliyor. Dolayısıyla, yüksek omega-3 (EPA/DHA) içeren balıkların hastalık döneminde haftada 1-2 kez tüketilmesinde fayda var. Somon, sardalye, uskumru ve hamsi özellikle kış mevsiminde omega-3 oranı yüksek deniz balıkları arasında yer alıyor.  “Balıkların kızartma olarak değil fırında pişirilmesi en ideal seçimdir. Bu sayede kızartmayla ortaya çıkan kötü trans yağlardan da uzak durulmuş olur” bilgisini veren Prof. Dr. Coşkun Çeltik, çok yağlı gıdaların hastalık dönemlerinde bulantıyı tetikleyebileceği için dikkatli olunması gerektiğini anlatıyor. Bitkisel omega-3 kaynaklarından olan ceviz de tercih edilebiliyor.

Probiyotikler bağırsak mikrobiyotası için önemli

Kefir gibi fermente süt ürünleri bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek bağışıklık yanıtına dolaylı katkı sağlayabiliyor; ancak inek sütü alerjisi, laktoz intoleransı, irritabl bağırsak hastalığı olan çocuklarda sorun oluşturabiliyor. Ayrıca, fazla probiyotik tüketimi de bazen gaz sorununu artırarak olumsuz etkilere neden olabiliyor.   Günde 1-2 öğün, en fazla 200 ml (bir su bardağı) kadar probiyotik kaynağı tüketmek genellikle yeterli geliyor. Laktozu tolere edemeyen çocuklarda doğal yoğurt alternatif olabiliyor. Hastalık döneminde probiyotik etkisi nedeniyle en güzel olanı ise doğal kefir tüketmek.

Protein kaynakları dokuları onarıyor

Protein; bağışıklık hücrelerinin çalışmalarında, antikor üretiminde ve dokuların onarımında son derece önemli bir rol üstleniyor. Tüm enfeksiyon durumlarında fazla enerji tüketimine bağlı olarak bir tür metabolik yıkım süreci gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik,  “Bu süreci geri döndürmek için karbonhidratla birlikte protein almak şarttır. Hastalık döneminde yağlı et ve kızartma yemekleri yerine daha hafif ve sulu yiyecekler tercih edilmelidir.  Örneğin, yoğurtlu pirinç pilavı, yumurta, lor peyniri, tavuk ve hindi beyaz eti, tavuk çorbası, kıymalı çorbalar veya deniz balıkları verilebilir. Alınan protein, pirinç, yulaf, patates, muz ve elma gibi besinlerle desteklenmelidir” diyor.  Prof. Dr. Coşkun Çeltik, gaz ve karın ağrısını tetikleyebilecekleri için baklagilleri çok tercih etmediklerine, bu dönemde bal ile pekmezin de iyi enerji verdikleri için avantaj sağladıklarına vurgu yapıyor.

Sağlıklı yağlar iltihabı hafifletiyor

Sağlıklı yağlar vücuttaki iltihabı azaltarak bağışıklık hücrelerinin çalışmalarına destek oluyor. Sağlıklı yağlar denildiğinde ise aklımıza ilk olarak zeytinyağı geliyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, ancak zeytinyağının kesinlikle gıdaları kızartma amaçlı kullanılmaması gerektiği uyarısında bulunarak, “Çünkü, zeytinyağı çabuk yanar ve bunun sonucunda birçok toksik madde açığa çıkararak hücrelere zarar verebilir. Dolayısıyla, zeytinyağının yemeği ocaktan indirmeye yakın ilave edilmesi önemlidir” diyor. Ayrıca, avokado, ceviz, fındık ve badem yağları da iyi yağlar grubunda yer alıyorlar. Ek olarak, bu gıdaların kendilerinin tüketilmesi lif açısından da katkı sağlıyor ve enerji veriyor.

Bol bol sıvı alması şart!

Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, enfeksiyon döneminde çocuğun mutlaka bol sıvı alması gerektiğine de vurgu yaparak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Ateş, hızlı solunum ve terleme nedeniyle sıvı kaybı artar. Bu da halsizlik, baş ağrısı, bulantı ve kusma yapabilir. Ağırlıklı olarak su olmak üzere, belli ölçülerde ayran, elma suyu ve limonata gibi içecekler ile çorbalar sıvı eksikliğini tamamlayabilir. Bulantıyı tetiklememek için sıvıların yavaş, az az ve sık alınması gerekir. Bazen ılık, ballı ve limonlu ıhlamur çayı da solunum sorunlarının azaltılması için iyi bir alternatif olabilir. Ancak sıvı alımı çok azsa ve kusma başladıysa bir sağlık kurumuna başvurulması elzemdir.”

Anne yemekleri çok önemli, çünkü…

İşlenmiş gıdalar, içeriğinde yağ oranı çok yüksek olduğu için hekimler tarafından hurda gıdalar olarak tanımlanıyor. Paketli atıştırmalıklar, şekerlemeler, gazlı içecekler, meyve oranı düşük olan şekerli içecekler, salam, sosis ve sucuk gibi ürünler yağ oranı çok yüksek olmalarının yanı sıra birçok katkı ve koruyucu kimyasal maddeleri de içerebiliyor, gereksiz şeker ile tuz yükü getiriyorlar. “Tüm bunlar çocuğun midesini rahatsız edebilir ve iştahını daha da bozabilir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Özellikle yüksek şekerli içecekler ve yiyecekler kısa süreli enerji verseler de ani insülin yükselmesine sebep olup,  kan şekeri dengesizliğine ve beslenmenin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca reflü ve kusmaya da neden olabilir. Dolayısıyla, anne yemekleri dediğimiz sulu, temiz ve sevgi yüklü yemekler çocuklar için son derece önemlidir” diyor.

#Grip #ÇocukSağlığı #DoğruBeslenme #AnneYemekleri #Bağışıklık #Cvitamini #Çinko #Omega3 #Probiyotik #Protein #SağlıklıYaşam #KışAyları #Influenza #BeslenmeÖnerileri #DoğalGıdalar #Sarımsak #Soğan #Limon #Karabiber #SıvıTüketimi #Zeytinyağı #SağlıklıYağlar #HastalıktaBeslenme #ÇocukBeslenmesi #SağlıkHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Baruthane’de İnsanlık ve Sanat Buluşması

İBB Miras’ın restorasyonuyla kültür-sanat yaşamına kazandırılan Ataköy Baruthane, ressam Fügen Leman’ın ayrımcılık karşıtı “İnsan Olmak” sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, insanlık kavramını çağdaş sanatın diliyle yeniden tartışmaya açarken, ortak değerler ve birlikte yaşama kültürüne güçlü bir bakış sunuyor.

Fügen Leman’dan Ayrımcılığa Karşı Sanatsal Duruş 

Soyut dışavurumcu ressam Leman, eserlerinde dil, din ve ırk ayrımına karşı bir tavrı görünür kılıyor. Tuvalin sınırlarını aşan büyük ve küçük ölçekli denemeler, farklı malzemelerin bir arada kullanımı ve teknik çeşitlilik, sanatın kurallarını sorgulayan eleştirel bir yaklaşım ortaya koyuyor.

Humanite Temasıyla İnsanlık Hâllerine Yolculuk

Göç, eşitsizlikler ve küresel çatışmaların arka planında şekillenen eserler, insan olmanın anlamını sorguluyor. Uzun yıllardır üretimlerinin merkezine “humanite” temasını yerleştiren Leman, ötekileştirmeye karşı evrensel bir duruş sergileyerek izleyiciyi içsel bir sorgulamaya davet ediyor.

#İnsanOlmak #FügenLeman #Baruthane #İBBMiras #ÇağdaşSanat #SoyutDışavurum #Humanite #SanatSergisi #AyrımcılıkKarşıtıSanat #SanatHaberi #İstanbulSanat #KültürSanat #Sanatseverler #GöçVeSanat #Eşitsizlikler #BirlikteYaşamaKültürü #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Jale İris Gökçe’den Kendilik/Self Yolculuğu

Çağdaş sanat dünyasında kendisini “Kendilik Araştırmacısı” olarak tanımlayan Jale İris Gökçe (Angel Rainbow), uzun soluklu sanatsal pratiğinin en rafine durağı olan Kendilik/Self sergisini 14 Şubat 2026’da Göksu–Anadoluhisarı’nda Hermes bünyesinde sanatseverlerle buluşturuyor.

Benliğin Katmanlarına Sezgisel Bir Yolculuk 

Sanatçının mini retrospektifi niteliğindeki sergi, bireyin iç dünyasına ve kimliğin dönüşken doğasına odaklanıyor. Figüratif ile soyut arasında salınan kompozisyonlar, renk, yazı ve sembollerle izleyiciyi yalnızca görsel değil, aynı zamanda içsel bir karşılaşmaya davet ediyor.

Renklerin Gürültüsünden Işığın Sessizliğine 

Angel Rainbow imzasını taşıyan eserler, kimliğin parçalı doğasından saf enerjiye uzanan bir geçişi temsil ediyor. Gökçe, “Kendilik bir yüz değil; bir geçiştir” diyerek izleyiciyi kendi içsel haritasını yeniden düşünmeye çağırıyor.

 

#JaleİrisGökçe #AngelRainbow #KendilikSelf #ÇağdaşSanat #SanatSergisi #GöksuAnadoluhisarı #HermesSanat #BenlikYolculuğu #KimlikVeSanat #FigüratifVeSoyut #SanatHaberi #RenklerinSessizliği #İçselHarita #SanatSeverler #KadimBilgiler #SanatEtkinliği2026 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Geleneksel Lezzetler Modern Yorumlarla İftar Menüsünde

Address Istanbul, 19 Şubat – 19 Mart 2026 tarihleri arasında Ramazan ayının huzur dolu atmosferini The Restaurant’ta hazırlanan özel iftar menüsüyle misafirlerine sunuyor. Geleneksel tatların modern yorumlarla buluştuğu menü; iftariyeliklerden çorbaya, ana yemeklerden tatlıya kadar zengin bir seçkiyle Ramazan sofralarını unutulmaz bir deneyime dönüştürüyor.

Geleneksel Lezzetler Modern Yorumlarla Sofralarda 

Medine hurması, Hatay kırma zeytini, Ezine peyniri ve tahin helvası gibi seçkin iftariyeliklerle başlayan menü; kuzu gerdan veya acılı mercimek çorbası seçenekleri, dana kaburga, kuzu tandır, günün balığı ve organik tavuk gibi ana yemeklerle devam ediyor. Tatlılarda ise baklava çeşitleri, güllaç ve Türk lokumu Ramazan’ın simgesi şerbet eşliğinde sunuluyor. Address Istanbul’un zarif dekorasyonu ve sıcak ambiyansı, iftarı yalnızca bir yemek değil, sevdiklerinizle paylaşılan özel bir buluşma anına dönüştürüyor.

Bilgi; Info.ADISH@addresshotels.com

+90 216 285 1111

#Ramazan2026 #AddressIstanbul #TheRestaurant #İftarMenüsü #RamazanSofraları #GelenekselLezzetler #ModernYorumlar #İstan-bulLezzetleri #RamazanZarafeti #İftarDeneyimi #TürkMutfağı #Rama-zanAtmosferi #Rezervasyon #RamazanTatları #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Uzun dönemde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor!

Adet düzensizliği, kilo verememe, özellikle karın çevresinde yağlanma, akne, tüylenme artışı, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk… Birbirinden bağımsız gibi görünen bu şikâyetler, aslında tek bir sorunun habercisi olabilir.  Dünya genelinde milyonlarca kadını etkileyen Polikistik Over Sendromu’nda (PKOS) altta yatan temel mekanizmalardan birinin insülin dengesinin bozulması olduğuna dikkat çeken Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can Hastanesi) Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz, “İnsülin direnci Polikistik Over Sendromu’nun gelişimini kolaylaştırırken Tip 2 diyabetin oluşma riskini artırır, metabolik sorunların derinleşmesine zemin hazırlar” uyarısında bulunuyor.

Dr. Filiz Candan Topuz

Dr. Filiz Candan Topuz

Sadece yumurtalıkları değil tüm vücudu etkiliyor

Üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluklardan biri olan Polikistik Over Sendromu (PKOS) sadece yumurtalıkları değil, tüm vücudu etkiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz, PKOS’un dünya genelinde üreme çağındaki kadınların yüzde 6 – 19’unu etkilediğini belirtiyor ve “PKOS, yumurtlama düzensizliği, adet problemleri ile yumurtalıklarda çok sayıda küçük kist görünümüyle tanımlansa da, temelinde hormon dengesizliği ve çoğu zaman insülin direnci yer alır. Dolayısıyla, PKOS yalnızca doğurganlıkla ilgili değil; metabolik sağlık, kilo kontrolü ve uzun vadeli hastalık riskleri açısından yakından takip edilmesi gereken bir hormon bozukluğudur. PKOS’a bağlı olarak insülin direnci gelişebilir, bu da tip 2 diyabet riskini artırır ve kilo alma eğilimine yol açar. Ciltte akne, tüylenme artışı, saç dökülmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıkları riskinin yanı sıra depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sorunlar da yine bu sendroma bağlı olarak gelişebilir. PKOS yaşam kalitesini ciddi anlamda düşebilir” diyor.

PKOS’da gizli tehlike: İnsülin direnci!

PKOS ile insülin direnci arasındaki ilişkinin hem sendromun ortaya çıkışında hem de ilerlemesinde kilit rol oynadığına dikkat çeken Dr. Filiz Candan Topuz, “Vücut insülini etkili kullanamadığında kandaki insülin seviyesi yükselir; bu durum yumurtalıklarda androjen (erkeklik hormonu) üretimini artırarak yumurtlamayı bozar ve adet düzensizliklerine yol açar. Aynı zamanda yüksek insülin düzeyi yağ depolanmasını kolaylaştırır, özellikle karın çevresinde kilo artışına neden olur ve metabolik sorunların derinleşmesine zemin hazırlar. Öte yandan, PKOS’a bağlı hormonal dengesizlikler de insülin direncini daha da artırabilir. Bu karşılıklı etkileşim, bir kısır döngü oluşturarak hem belirtilerin şiddetlenmesine hem de uzun vadede diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskinin yükselmesine neden olabilir” diye konuşuyor.

Kesin tedavisi yok ama kontrolü mümkün!

Polikistik Over Sendromu’nda doğru ve zamanında tanının önemine dikkat çeken Dr. Filiz Candan Topuz, “Bu sendrom tüm metabolizmayı etkileyen bir sağlık sorunudur. Bu nedenle, belirtiler farklı şekillerde kendini gösterebilir. Bazı kişilerde belirtiler hafif, bazı kişilerde ise ağır seyredebilir. Tanı konulduktan sonra PKOS’un tamamen tedavi edilmesi mümkün değildir. Beslenmeden yaşam koşullarına, kilodan metabolizmaya uzanan geniş bir yelpazede etkilerini azaltmaya yönelik bir plan çerçevesinde hareket edilir. Bu kapsamda sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması, kilo kontrolü ve düzenli yapılan spor metabolizmanın düzenlenmesinde yardımcı olur. Bunların yanı sıra ilaç tedavileri ile yumurtlama ve hormon döngüsünde düzenleme sağlanır” ifadelerini kullanıyor.

Tedavide 4 altın kural

Küçük adımlarla önemli ilerleme sağlanabileceğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz, “Bu sendromun yönetiminde süreklilik önemlidir. Yani, hastanın kendisine iyi gelen değişimleri yaşam boyu alışkanlık haline getirmesi gerekir” diyor. Dr. Filiz Candan Topuz, dikkat edilmesi gereken kuralları şöyle özetliyor:

Beslenme düzeni: Rafine şeker ve beyaz un içeren ürünlerden uzak durmak; tam tahıllar, sebzeler, baklagiller, kaliteli protein kaynakları ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlara ağırlık vermek, kan şekerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı oluyor. Öğün atlamadan, düzenli ve dengeli beslenmek insülin dalgalanmalarını azaltıyor.

Fiziksel aktivite: Egzersizin metabolizmayı destekleyen en güçlü araçlardan biri olduğunu söyleyen Dr. Filiz Candan Topuz, “Masa başında çalışanlar için gün içinde kısa yürüyüş molaları bile önem taşırken, günde 15–20 dakikalık tempolu yürüyüş, esneme veya hafif egzersizler insülin duyarlılığını artırır” diyor.

Kilo kontrolü: Fazla kilonun yalnızca yüzde 5–10’unun verilmesi bile adet düzeninin iyileşmesine ve insülin direncinin azalmasına katkı sağlayabiliyor.

Yeterli ve kaliteli uyku: Her gece 7–8 saat kaliteli uyumak hormon dengesinin korunması ve metabolik sağlığın desteklenmesi açısından vazgeçilmez kurallar arasında yer alıyor.

 

#PKOS #PolikistikOverSendromu #İnsülinDirenci #KadınSağlığı #HormonalDenge #MetabolikSağlık #Tip2Diyabet #AdetDüzensizliği #KiloKontrolü #SaçDökülmesi #Akne #Tüylenme #Yorgunluk #SağlıklıBeslenme #Egzersiz #UykuDüzeni #KiloVerme #HormonBozukluğu #KalpDamarSağlığı #Depresyon #Anksiyete #YaşamKalitesi #SağlıkFarkındalığı #AcıbademKadıköy #DrFilizCandanTopuz #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Şubat 2026 burç yorumları

♈ Koç (21 Mart–19 Nisan)

Ayın başındaki Dolunay, yaratıcılığınızı açığa çıkarıyor ve projelerde ilerleme sağlıyorsunuz. Sosyal hayatınız hareketleniyor, yeni çevreler ve davetler gündeme geliyor. 6’sında Merkür ve Venüs’ün burç değiştirmesiyle gizli konuşmalar, perde arkası ilişkiler öne çıkabilir. 13’ünde Satürn burcunuza girerek ciddi sorumluluklar getiriyor; bu dönem disiplin ve kararlılık isteyecek. 17’sindeki Güneş Tutulması yeni arkadaşlıklar ve sosyal çevreler sunarken, 18’inden itibaren içe dönme ihtiyacı artıyor. Ay sonunda Merkür retrosu dinlenme ve sabır gerektiriyor.

♉ Boğa (20 Nisan–20 Mayıs)

Şubat ayı kariyerinizde hızlı bir yükseliş dönemi. Güneş’in etkisiyle liderlik fırsatları doğuyor. 1’inde Dolunay ev düzeni ve huzuru öne çıkarıyor. Uranüs’ün hareketiyle radikal değişimlere açıksınız; gardırobunuzu yenileyebilir, yeni bir tarz deneyebilirsiniz. 6’sında Merkür ve Venüs sosyal hayatınızı canlandırıyor. 17’sindeki Güneş Tutulması iş fırsatlarını getiriyor, kariyerinizde dönüm noktası olabilir. 22’sinde romantizm öne çıkıyor, özel planlar yapabilirsiniz. Ay sonunda Merkür retrosu sosyal çevrede yanlış anlaşılmalara yol açabilir.

♊ İkizler (21 Mayıs–20 Haziran)

Seyahat ve yeni deneyimler için ideal bir ay. 1’inde Dolunay ve 17’sinde Güneş Tutulması gezme isteğinizi artırıyor. Merkür ve Venüs iletişim gücünüzü yükseltiyor, iş hayatında ilerleme sağlıyorsunuz. 13’ünde Satürn sosyal çevrenizi yeniden şekillendiriyor; güçlü bağlantılar kurma zamanı. 18’inde kariyerinizde liderlik fırsatları doğuyor. 26’sında Merkür retrosu dikkat gerektiriyor; iletişimde yanlış anlaşılmalara açık bir dönem.

♋ Yengeç (21 Haziran–22 Temmuz)

Mali konular ön planda. 1’inde Dolunay gelir kaynaklarını etkiliyor, bütçenizi gözden geçirmeniz gerekebilir. 6’sında Merkür ve Venüs seyahat isteği doğuruyor ama önce bütçenizi kontrol edin. 13’ünde Satürn kariyerinizde güçlü bir dönem başlatıyor; sorumluluklar artıyor. 17’sinde sürpriz bir kazanç olabilir. 18’inde Güneş seyahat fırsatlarını aydınlatıyor. 26’sında Merkür retrosu seyahatlerde aksiliklere yol açabilir.

♌ Aslan (23 Temmuz–22 Ağustos)

Dolunay ile yenilenme zamanı. Eski alışkanlıkları bırakın, yeni bir benliğe adım atın. İlişkiler gözden geçiriliyor, size uymayanları geride bırakın. 6’sında Merkür ve Venüs ortak kaynaklar konusunu gündeme getiriyor. 13’ünde Satürn eğitim ve seyahat fırsatlarını kalıcı hale getiriyor. 17’sinde yeni bağlantılar doğabilir, romantik veya iş ilişkisi olabilir. 18’inde mali durumunuz iyileşiyor. 26’sında Merkür retrosu sözleşmelerde dikkat gerektiriyor.

♍ Başak (23 Ağustos–22 Eylül)

İş yoğunluğu artıyor, ayın başında dinlenmeye zaman ayırın. 6’sında Merkür ve Venüs ilişkilerde uyum getiriyor. 13’ünde Satürn finansal düzenlemeler için fırsat sunuyor; bütçenizi dengeleyin. 17’sinde yeni iş veya terfi gündeme gelebilir. 18’inde kazançlarınızı kutlayın. 26’sında Merkür retrosu iletişimde dikkat gerektiriyor.

♎ Terazi (23 Eylül–22 Ekim)

Romantik fırsatlar öne çıkıyor. 1’inde Dolunay sosyal hayatı canlandırıyor, yeni bağlantılar mümkün. 6’sında iş hayatında uyum sağlanıyor. 13’ünde Satürn ilişkilerde bağlılık veya ayrılık getirebilir. 17’sinde yeni başlangıçlar doğabilir. 22’sinde Venüs romantizmi artırıyor. 18’inde liderlik öne çıkıyor. 26’sında Merkür retrosu iş ortamında dikkat gerektiriyor.

♏ Akrep (23 Ekim–21 Kasım)

Ev ve aile konuları ön planda. 1’inde kariyer fırsatı doğuyor. 6’sında Merkür ve Venüs aşk hayatınızı canlandırıyor. 13’ünde Satürn iş yükünü artırıyor. 17’sinde evle ilgili sürpriz gelişmeler olabilir. 18’inde romantizm öne çıkıyor. 26’sında Merkür retrosu yanlış anlaşılmalara dikkat gerektiriyor.

♐ Yay (22 Kasım–21 Aralık)

Seyahat ve hareketlilik öne çıkıyor. 1’inde Dolunay tatil fırsatı sunuyor. 6’sında Merkür ve Venüs aile ihtiyaçlarını gündeme getiriyor. 13’ünde Satürn aşk hayatınızı ciddileştiriyor. 17’sinde yeni bağlantılar doğabilir. 18’inde ev ve aile konuları öne çıkıyor. 26’sında Merkür retrosu küçük tartışmalara yol açabilir.

♑ Oğlak (22 Aralık–19 Ocak)

Mali durumunuz iyileşiyor. 1’inde Dolunay bütçenizi netleştiriyor. 6’sında Merkür ve Venüs kısa seyahatler getiriyor. 13’ünde Satürn aile sorumluluklarını artırıyor. 17’sinde yeni gelir kaynağı doğabilir. 18’inde fikirlerinizi güçlü şekilde ifade ediyorsunuz. 26’sında Merkür retrosu iletişimde dikkat gerektiriyor.

♒ Kova (20 Ocak–18 Şubat)

Ayın ilk haftaları sizin için parlıyor. 1’inde Dolunay ilişkilerde özgürleşme getiriyor. 6’sında Merkür ve Venüs finansal konuları gündeme getiriyor. 13’ünde Satürn bilgi ve öğrenme alanında yeni bir dönem başlatıyor. 17’sinde radikal değişim isteği doğabilir. 18’inde kazançlar artıyor. 26’sında Merkür retrosu alışverişlerde dikkat gerektiriyor.

♓ Balık (19 Şubat–20 Mart)

Ay sakin başlıyor, içe dönme ihtiyacı artıyor. 1’inde Dolunay alışkanlıkları gözden geçirmenizi sağlıyor. 6’sında Merkür ve Venüs burcunuza girerek kendinizi ifade etmenizi kolaylaştırıyor. 13’ünde Satürn finansal disiplin gerektiriyor. 17’sinde kendinizi şımartın. 18’inde Balık mevsimi başlıyor, enerjiniz yükseliyor. 26’sında Merkür retrosu sözlerinize dikkat gerektiriyor.

#Balık #İfade #Finans #Tutulma #Koç #Dolunay #YeniBaşlangıçlar #MerkürRetrosu #Satürn #Kova #Özgürlük #Bilgi #Oğlak #Finans #Aile #Yay #Seyahat #Aşk #Akrep #Aile #Kariyer #Tutulma #Romantizm #Terazi #Aşk #Romantizm #Başak #İşHayatı #Finans #Aslan #Yenilenme #İlişkiler #Tutulma #Satürn #Yengeç #Finans #Kariyer #İkizler #Seyahat #Kariyer #Boğa #Kariyer #Değişim #Tutulma #Romantizm

Yeni Keşifim: Ceylan Splendor Otel

Yeni Yılı Divan Brasserie’de Karşılarım…

Ahu Çağdaş

Eğer İstanbul’daysam yeni yıla Divan Brasserie Bebek’te girmeyi seviyorum. Denize sıfır konumu, boğazın o ferahlatan manzarası ve içime çektiğim o deniz kokusuyla benim için burası özel bir yer. Çok çok küçük yaşlardan beri sık sık geldiğim bu mekânda, Muhammed Al Şef’in lezzetli reçetelerinden oluşturulan menü ve o harika manzara eşliğinde sunulanlar her zaman çok keyifli. E haliyle Ailece yılbaşını karşılama geleneğimizi bu yıl da sürdürdük. Yeni yıla yine burada girdik. Her zamanki zarif servisle gece çok keyifli geçti. Yeni seneye tam da istediğim gibi, Boğaz’ın yanında, mavi suların sesi ile başladım. Güzel başladım umarım hepimiz için de güzel devam eder.

Ahu Çağdaş

Sömestr Tatilinde Uludağ’a gidilir

Her sömestr tatilimde; kayak için gittiğim favori rotam. Bu yıl da daha ilk günden itibaren yağan karla şartlar harikaydı. Bol bol kayak yaptım, arkadaşlarımla keyifli ve dolu dolu vakit geçirdim.

Fahriye Evcen ve Burak Özçivit’le tanıştım. Çok kibar ve çok tatlılardı.

Akşamları ise günün yorgunluğunu şömine başında atmak bu Uludağ kaçamağının en güzel tamamlayıcısı oldu.

Ahu Çağdaş

Yeni Keşifim: Ceylan Splendor Otel

Chalet tarzı dekorasyon çok severim. Dağ yaşamının gerçeğini, özünü yansıtan, yakalayan bir stil. Çevredeki manzaranın güzelliğinden ilham alan bu dekorasyon anlayışı, sıcak ve samimi bir ortam yaratıyor.

Bu yıl açılan Ceylan Splendor Otel, dağ evi tarzı mimarisi ve zevkli tasarımıyla beni ilk anda etkiledi. Ortamın sıcaklığı ve detaylara verilen özen, otelin her köşesinde hissediliyor. Gün içinde fırsat buldukça öğle yemekleri ve cafe keyfi için uğradık; akşamları ise çoğu zaman yemeğimizi burada yemeyi tercih ettik. DJ performansı da oldukça iyiydi. Atmosfer keyifliydi. Her şey “tam yerinde” hissi veriyordu.

Ahu Çağdaş

Saçlarıma önem veririm

Doğru renk ve kesim; görünümün tamamını etkilediğini ve değiştirdiğine inanırım. Özellikle de highlight uygulaması, kuaförün tekniği ve seçilen rengin aynısının sonuca taşınmış olmadı büyük önem taşıyor. Ten rengine, saçın doğal tonuna ve kesime uyum sağlamayan her işlem, saçı olduğundan daha yıpranmış ve renksiz gösterebiliyor.

Uzun zamandır highlight çalışma örneklerine denk geldiğim; Gani Sezencan dikkatimi çeken uygulamalar yapıyordu. Uludağ’a geçerken kendisini ziyaret etmek, salonunu bir görmek istedim. Gizli müşteri şeklinde ilerledim. Gani bey ve tüm ekibi yarım günümü alsalar da; özenli ve başarılı bir iş çıkardılar. Hem renk geçişleri doğal ve yumuşak, hem de kesim tam istediğim gibi oldu. Emekleri için teşekkür ederim.

Ahu Çağdaş

#DivanBrasserie #Bebek #BoğazManzarası #YeniYılKutlaması #Uludağ #SömestrTatil #KayakKeyfi #FahriyeEvcen #BurakÖzçivit #CeylanSplendorOtel #ChaletDekorasyon #DağEviStili #DJPerformansı #SaçBakımı #Highlight #GaniSezencan #AhuÇağdaş #İstanbulLezzetleri #KışTatili #StilVeGüzellik #KeyifliAnlar #YeniKeşifler

#DivanBrasserie #Bebek #BoğazManzarası #YeniYılKutlaması #Uludağ #SömestrTatil #KayakKeyfi #WinterVibes #CeylanSplendorOtel #ChaletStyle #MountainLife #DJNight #SaçBakımı #HighlightHair #GaniSezencan #PauseDergi #AhuÇağdaş #TravelAndStyle #LuxuryLifestyle #NewYearMood #WinterEscape

#DivanBrasserie #İstanbul #YeniYılDeneyimi #Uludağ #KışTurizmi #KayakSezonu #CeylanSplendorOtel #ChaletDekorasyon #KonaklamaDeneyimi #SaçBakımı #ProfesyonelStil #GaniSezencan #PauseDergi #AhuÇağdaş #TurizmVeLifestyle #MarkaDeneyimi #KültürVeStil #YeniYıl2026

#PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“VII” Tadım Menüsü: Vegan Fine Dining’de Şiirsel Bir Deneyim

Türkiye’nin ilk vegan fine dining lokantası Telezzüz, şef Bahtiyar Büyükduman liderliğinde hazırlanan yeni kış menüsü “VII” ile misafirlerini sanat ve gastronomi arasında şiirsel bir yolculuğa çıkarıyor. Yedi duraktan oluşan menü, insanın içsel çatışmalarından ve evrensel zaaflarından ilham alarak tabaklara çok katmanlı bir anlatı taşıyor.

Telezzüz

Her bir durak; arzular, zaaflar ve duygular üzerinden şekillenen özgün tabaklarla misafirleri farklı bir deneyime davet ediyor. Şampanya, pancar ve gül aromasıyla baştan çıkarma duygusunu işleyen tabaktan, altın yapraklı vegan foie gras yorumuna kadar uzanan menü; kış mevsimine güçlü bir gastronomi anlatısı katıyor.

Telezzüz

À La Carte Seçkilerle Zenginleşen Kış Sofrası

“VII” tadım menüsüne eşlik eden à la carte seçenekler, kereviz çorbasından mantar pateye, isli sarma ve pırasalı muska böreğine kadar geniş bir yelpaze sunuyor. Ana yemeklerde ise glaze kereviz, koji havuç, kremalı fasulye ve lahana & kale şiş gibi yaratıcı yorumlar öne çıkıyor.

Telezzüz

Telezzüz, sanatla gastronomiyi buluşturan bu menüyle misafirlerine yalnızca bir yemek değil, aynı zamanda içsel bir yolculuk deneyimi sunuyor.

Telezzüz

#Telezzüz #VII #FineDining #VeganGastronomi #GurmeDeneyim #KışMenüsü #BahtiyarBüyükduman #LezzetYolculuğu #Gastronomi #Mekan #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Telezzüz