Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Elif Elkin’den Yeni Kitap: Kendi Sağlığının CEO’su Ol

Elif Elkin, Mona Kitap etiketiyle yayımlanan “Kendi Sağlığının CEO’su Ol” adlı kitabında iş dünyası profesyonellerine en kritik işletmelerini, yani beden ve zihinlerini yönetmeyi öğretiyor.

Sağlıklı Podcast serisinden doğan kitap, bilimsel verileri günlük yaşamda uygulanabilir bir sisteme dönüştürerek okurlara sürdürülebilir alışkanlıklar kazandırmayı hedefliyor. Elkin, “Hastalığı değil sağlığı yönetmek” gerektiğini vurguluyor.

 

 

#ElifElkin #KendiSağlığınınCEOsuOl #MonaKitap #SağlıkYönetimi #KitapHaberleri #SağlıklıYaşam #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

İstanbul Park’ta Tarkan’a Motor Sporları Sürprizi

İstanbul Park’ta bir bankanın 80. yıl kutlamaları kapsamında düzenlenen özel etkinlikte sahne alan Tarkan, konser öncesinde anlamlı bir sürprizle karşılaştı.

Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) yönetimi, motor sporlarına verdiği destek ve etkinliğe katılımı dolayısıyla megastar Tarkan’a isminin özel olarak işlendiği bir yarış kaskı hediye etti. Samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşmada Tarkan, jestten duyduğu memnuniyeti dile getirirken hatıra fotoğrafı da çekildi.

Motor sporları ile müziğin buluştuğu etkinlikte Tarkan’ın konseri büyük ilgi gördü. Özel kask hediyesi ise günün en dikkat çeken anları arasında yer aldı. Bu anlamlı jest, hem spor hem de müzik dünyasının ortak bir noktada buluştuğunu gösterdi.

 

#Tarkan #TOSFED #İstanbulPark #MotorSporları #YarışKaskı #MagazinHaberleri #SporVeMüzik #Etkinlik #PauseDergi #Türkiye #PauseDergi #Turizm #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Caresse Art’ta Zübeyde Çelik’ten “Harvest Time”

Caresse Art, 15-17 Haziran tarihleri arasında çağdaş sanatın güçlü isimlerinden Zübeyde Çelik’in solo sergisi “Harvest Time”’a ev sahipliği yaptı. 19 özel eserden oluşan sergi, doğa, insan ve gelecek arasındaki ilişkiyi sürdürülebilirlik perspektifinden ele alarak sanatseverlere unutulmaz bir deneyim sundu.

Çelik’in eserlerinde geniş buğday tarlaları, çalışan çiftçiler ve doğanın döngüsel yapısı öne çıkıyor. Sanatçı, impasto tekniğiyle empresyonist etkiler yaratırken, üç boyutlu ve dokunsal bir his uyandırıyor. Çocukluğunda ailesine ait çiftlikte edindiği izlenimlerden beslenen Çelik, eserlerine yaşanmışlık duygusunu ve güçlü bir perspektifi taşıyor.

“Harvest Time”, yalnızca hasat zamanını değil; insanlığın bugün attığı adımların yarın doğuracağı sonuçları da simgeliyor. Sergi, sürdürülebilir bir dünya için toprağın ve başakların önemini vurgularken, izleyiciyi çevresel farkındalık ve toplumsal sorumluluk üzerine düşünmeye davet ediyor.

Caresse Art’ta düzenlenen interaktif Art Talk etkinliği ise sanat ve sürdürülebilirlik ekseninde özel bir buluşma noktası yaratarak büyük ilgi gördü.

 

 

#ZübeydeÇelik #HarvestTime #CaresseArt #ÇağdaşSanat #Sürdürülebilirlik #SanatSergisi #İstanbulSanat #PauseDergi #SanatVeDoğa #SanatHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Bazı anksiyete ilaçları alkolle birlikte hayati risk oluşturabilir!

Antidepresanlarla alkol arasındaki etkileşimin çoğu zaman ölümcül sonuçlar doğurmadığını belirten uzmanlar, bazı kaygı giderici ilaçlarla birlikte alkol tüketiminin ciddi risk oluşturabildiğini söylüyor.

Psikiyatrik ilaç kullananların alkol tüketirken dikkatli olması gerektiğini kaydeden  Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, “Antidepresanların alkolle birlikte kullanılmasının çeşitli yan etkilere yol açabilir. Özellikle yüksek dozlarda alkolle birlikte alınan bazı anksiyete ilaçları ölümcül sonuçlara neden olabilir. Bu risk kalp krizinden değil, solunumun baskılanmasından kaynaklanır.” dedi.  Antipsikotik ilaç kullanan kişilerde ise nadiren kalp ritim bozuklukları görülebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Tan, bu nedenle düzenli hekim takibinin önem taşıdığını vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, psikiyatrik ilaçlarla alkol kullanımının riskleri hakkında açıklamalarda bulundu.

NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan

Prof. Dr. Oğuz Tan

Alkol ve bazı anksiyete ilaçları solunumu durdurabilecek risk oluşturuyor!

Ruhsal hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlarla alkolün birlikte alınmasının, hastalar tarafından sıkça merak edilen konular arasında yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Oğuz Tan, “Antidepresanlarla alkol arasında etkileşim bulunuyor ancak bu etkileşim genellikle ölümcül düzeyde olmaz.” dedi.

Antidepresanların alkolle birlikte kullanılmasının çeşitli yan etkilere yol açabileceğine değinen Prof. Dr. Tan, “Kaygı giderici (anksiyolitik) ilaçlar söz konusu olduğunda durum değişebiliyor. Özellikle yüksek dozlarda alkolle birlikte alınan bazı anksiyete ilaçları ölümcül sonuçlara neden olabilir. Bu risk kalp krizinden değil, solunumun baskılanmasından kaynaklanır. Solunumun yavaşlaması veya durması sonucu hayati tehlike oluşabileceği için bu ilaçları kullanan kişilere alkol tüketmemeleri önerilir.” şeklinde konuştu.

Anksiyete ilaçları kullananların alkol tüketiminden kaçınması gerekir!

Ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan bir diğer ilaç grubu olan antipsikotiklerde ise farklı riskler bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Tan, “Bazı antipsikotik ilaçlar alkolle etkileşimden bağımsız olarak nadir de olsa kalpte ritim bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle antipsikotik tedavi gören hastalarda kalp fonksiyonlarının düzenli olarak takip edilmesi önem taşır.” dedi.

Psikiyatrik tedavilerde kullanılan ilaçların yalnızca antidepresanlardan ibaret olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Tan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Antidepresanlar, anksiyete giderici ilaçlar, antipsikotikler ve diğer tedavi seçenekleri farklı özelliklere sahip. Alkolle en ciddi ve ölümcül etkileşim riski özellikle kaygı giderici ilaçlarda görülebiliyor. Bu ilaçları kullanan kişilerin alkol tüketiminden kaçınmaları gerekir.”

 

 

#Anksiyeteİlaçları #AlkolRiskleri #Psikiyatri #SağlıkHaberleri #ProfDrOğuzTan #Antidepresan #Antipsikotik #SolunumRiskleri #İlaçAlkolEtkileşimi #HayatiTehlike #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tiroit kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor!

Boynunuzda fark ettiğiniz küçük ve ağrısız bir şişlik, sesinizdeki inatçı bir kısıklık ya da yutkunurken yaşadığınız güçlük… Çoğu zaman önemsenmeyen bu belirtiler, boynun ön ve orta kısmında yer alan tiroit bezindeki kanserin ilk sinyalleri olabilir. Erken evrede çoğunlukla hiçbir belirti vermeyen tiroit kanserinde iyi haber ise görüntüleme yöntemlerinin yaygın kullanımı sayesinde bu bezdeki en küçük değişikliklerin dahi erken dönemde fark edilebilmesi. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İldem Deveci, tiroit  kanserlerinde erken evrede tanı konulan hastalarda sağkalım oranlarının oldukça yüksek olduğunu vurgulayarak, “Erken tanı için özellikle risk grubunda yer alan kişilerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi ve boyun bölgesinde fark ettikleri değişiklikleri ciddiye alarak bir uzmana başvurması büyük önem taşımaktadır” diyor.

Prof. Dr. İldem Deveci

Prof. Dr. İldem Deveci

Dünyada görülme sıklığı en hızlı artan kanser türü ama…

Tiroit, boynun ön kısmında yer alan ve vücudun metabolizma hızını düzenleyen hormonların üretiminden sorumlu olan önemli bir salgı bezi. Hormonal etkenler, baş-boyun bölgesine uygulanan radyoterapi öyküsü, çevresel radyasyon maruziyeti ya da genetik yatkınlık nedeniyle tiroit bezi hücrelerinde kontrolsüz çoğalmalar oluşabiliyor. Tiroit kanserlerinin dünyada en hızlı artış gösteren kanser türleri arasında yer aldığına dikkat çeken Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İldem Deveci, “Dünya genelinde her yıl yaklaşık 600 bin yeni tiroit kanseri vakası tanı alırken, Türkiye’de bu sayı yıllık ortalama 30 bine ulaşmaktadır. Ancak bu artışın önemli nedenlerinden biri, rutin muayene ve check-up uygulamalarının yaygınlaşmasıdır. Bununla birlikte ultrason gibi görüntüleme yöntemlerinin daha sık kullanılması da henüz belirti vermeyen küçük tümörlerin daha erken evrede saptanabilmesini sağlamaktadır” ifadelerini kullanıyor.

Ağrısız şişlik ilk işaret olabilir

Tiroit kanserleri en sık 20-60 yaş aralığında görülüyor. Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 4 kat daha fazla rastlanıyor. Prof. Dr. İldem Deveci, bunun en önemli sebebinin üreme çağındaki kadınlarda östrojen hormonunun tiroit dokusu üzerindeki etkileri olduğunu belirtiyor. Tiroit kanserlerinin genelde erken dönemde belirti vermediğini, sadece görüntüleme yöntemleriyle tespit edilebildiğini ifade eden Prof. Dr. İldem Deveci, “Ancak kanser büyüdükçe en sık boyundaki orta hatta ele gelen ya da gözle görülebilen şişlikler oluşturmaktadır. Bu şişlikler çoğu zaman ağrısız ve sert yapıdadır. Kanser büyüdükçe çevre dokuları da etkileyerek ses kısıklığı, yutma güçlüğü ve boğaz ağrısına neden olabilir. Lenf nodlarına da metastaz yaparak boyun yan taraflarında da şişlik oluşturabilir” diyor.

Ailede tiroit hastalığı varsa, dikkat!

Tiroit kanserlerine  karşı riskli grupta bulunan kişilerin düzenli doktor kontrolünden geçmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. İldem Deveci, “Özellikle ailesinde tiroit hastalığı ve otoimmün hastalığı olanların, daha önce baş veya boyun bölgesine ışın tedavisi almış olanların, hamilelerin, iyot eksikliği sık rastlanan bölgelerde yaşayanların ve 35 yaş üstü kadınların rutin muayene olması son derece önemlidir” diye konuşuyor.

Şüpheli nodülde biyopsi şart

Tiroit kanserlerinde tanı sürecinin çoğu zaman muayene sırasında tiroit nodülü veya boyun lenf bezlerinde şüpheli bulguların saptanmasıyla başladığını söyleyen Prof. Dr. İldem Deveci, “Şüpheli nodüllerde ultrason eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılarak alınan örnekler patolojik olarak değerlendirilir ve kesin tanıya ulaşılır. Gerektiğinde kan tetkikleri, genetik incelemeler ile bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme gibi ek yöntemlerden de tanı ve tedavi planlamasında yararlanılabilir” diyor.

Tiroit bezinin tümü alınmayabiliyor!

Tüm kanser türlerinde olduğu gibi tiroit kanserlerinde de erken tanı ile tedavideki başarı oranının yükseldiğinin altını çizen Prof. Dr. İldem Deveci, “Erken evrede yakalanan ve tedavi edilen vakalarda sağkalım oranları oldukça yüksektir. Erken evrede yakalandığında kanser için tiroit bezinin tümü alınmadan sadece kanserli tarafın alındığı kısmi cerrahilerin de yapılması mümkün olabilmektedir. Bu sayede hastaların ömür boyu hormon ilacı kullanma ihtiyaçları ortadan kalkabilmektedir. Erken evre vakalarda ameliyat sonrası kemoterapi ve radyo aktif iyot tedavisi olarak bilinen atom tedavisi gibi ek tedavilere de çoğunlukla ihtiyaç olmamaktadır” diyor.

Tiroit kanserinde temel tedavi cerrahi

Tiroit kanserlerinde temel tedavi yöntemini cerrahi oluşturuyor. Hastalığın evresine göre yalnızca kanserli bölümün çıkarılması yeterli olabilirken, bazı hastalarda tiroit bezinin tamamının alınması gerekebiliyor. Boyun lenf bezlerine yayılım saptanması durumunda ise aynı operasyon sırasında bu dokular da temizleniyor. Tedavide amaçlarının tümörlü dokuyu tamamen ortadan kaldırırken hastanın yaşam kalitesini korumak olduğunu belirten Prof. Dr. İldem Deveci, “Tiroit kanserlerinde cerrahi planlama hastalığın evresine ve yayılım durumuna göre kişiye özel olarak yapılmaktadır. Hastalarımızın büyük bölümü ameliyattan sonra 1-2 gün içerisinde taburcu olmakta ve yaklaşık bir hafta içinde günlük yaşamlarına dönebilmektedir” diyor. Prof. Dr. Deveci, hastalığın evresine göre cerrahi sonrasında radyoaktif iyot tedavisi veya diğer ek tedavilere ihtiyaç duyulabileceğini belirtiyor.

 

 

 

#TiroitKanseri #ErkenTanıHayatKurtarır #TiroitSağlığı #BoyunŞişliği #SesKısıklığı #YutkunmaGüçlüğü #KadınSağlığı #Endokrinoloji #TiroitBelirtileri #TiroitTedavisi #TiroitNodülü #TiroitKontrolü #SağlıklıYaşam #AcıbademHastanesi #ProfİldemDeveci #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Mina Hasman’a Britanya İmparatorluk Nişanı

Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarıyla uluslararası ölçekte tanınan Mina Hasman, Birleşik Krallık’ın en saygın sivil onurlarından Britanya İmparatorluğu Nişanı (OBE) ile ödüllendirildi. TIME dergisinin TIME100 İklim listesinde yer alan Hasman, bu nişana layık görülen ilk mimar oldu.

Kral’ın 2026 Doğum Günü Onur Listesi’nde adı geçen Hasman, küresel mimarlık şirketi SOM’da Sürdürülebilirlik Direktörü olarak görev yapıyor. İklim okuryazarlığı, net sıfır karbon tasarımı ve sürdürülebilir kentleşme alanındaki katkılarıyla öne çıkan Hasman, COP26’da tanıtılan Urban Sequoia konseptinin geliştirilmesinde üstlendiği rolle dikkat çekmişti. Bu proje, yüksek binaların karbon emen yapılara dönüştürülmesini hedefliyor.

Hasman, ödül sonrası yaptığı açıklamada bu başarının ekiplerin ve sektör paydaşlarının ortak emeğinin sonucu olduğunu belirterek, “Sürdürülebilirlik çağımızın en önemli sorumluluklarından biri” dedi.

Aynı zamanda eğitim alanında da aktif olan Hasman; Bartlett Mimarlık Okulu, Mimarlık Birliği (AA) ve Manchester Mimarlık Okulu’nda ders vererek yeni nesil mimarların sürdürülebilirlik odaklı yetişmesine katkı sağlıyor. Resmi takdim töreni ise ilerleyen dönemde Kral veya Kraliyet Ailesi üyeleri tarafından gerçekleştirilecek.

 

#MinaHasman #BritanyaİmparatorlukNişanı #OBE #Sürdürülebilirlik #UrbanSequoia #TIME100 #NetSıfırKarbon #Mimarlık #KraliyetOnuru #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Çağdaş Felsefede İktidar ve Direniş Tartışması

The Kitap Yayınları etiketiyle yayımlanan “İktidar ve Direniş”, çağdaş felsefe tartışmalarına yeni bir yön kazandırıyor. Michel Foucault, Gilles Deleuze, Félix Guattari, Jacques Derrida ve Louis Althusser’in düşüncelerini yeniden ele alan eser; iktidar, özne ve direniş kavramlarını keskin bir bakışla tartışmaya açıyor.

Yapısalcı ve post-yapısalcı düşüncenin temel iddiası olan “öznenin iktidar ilişkileri içinde üretildiği” fikrinden yola çıkan Yoshiyuki Sato, şu soruyu merkeze alıyor: Eğer özne iktidar tarafından kuruluyorsa, direniş nasıl mümkün olur? Bu sorgulama etrafında disiplin toplumlarından arzu teorilerine, yapısökümden ideoloji kavrayışına uzanan geniş bir düşünsel hattı titizlikle analiz ediyor.

Eser, yalnızca klasik teorileri açıklamakla kalmıyor; aynı zamanda neoliberal çağın görünmez iktidar mekanizmalarını ve direnişin biçim değiştiren doğasını da mercek altına alıyor. Net ve sistematik üslubuyla “İktidar ve Direniş”, çağdaş felsefeye ilgi duyan okurlar için önemli bir referans niteliği taşıyor.

 

 

#İktidarVeDireniş #YoshiyukiSato #TheKitap #FelsefeKitapları #ÇağdaşFelsefe #Foucault #Deleuze #Guattari #Derrida #Althusser #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Elif Sanchez’in 4. Albümü “Así pues…” Yayında

Elif Sanchez, 4. albümü “Así pues…” ile müzikseverlerle buluştu. 5 Haziran’da tüm dijital platformlarda yayınlanan albüm, O Kwarteto Yaylı Dörtlüsü eşliğinde kaydedildi ve Guinga, Antonio Serrano, Cenk Erdoğan ile Dimitris Bakoulis gibi isimleri konuk sanatçı olarak ağırladı.

İspanyolca, Portekizce, Türkçe ve Yunanca şarkılardan oluşan albüm, dinleyiciyi Brezilya’dan İspanya’ya, Yunanistan’dan Türkiye’ye uzanan bir müzikal yolculuğa çıkarıyor. Sanchez, “Albümde yıllardır hayranlıkla takip ettiğim müzisyenlerle aynı yolculuğu paylaşmak çok kıymetliydi” diyerek projenin kendisi için önemini vurguladı.

Sanatçı, daha önce “Stages of Love” albümü ve Kenan Doğulu ile seslendirdiği ‘Vuelve (Kurşun Adres Sormaz Ki)’ düetiyle büyük ses getirmişti. Yeni albümüyle ise caz, klasik ve halk müziğini harmanlayan özgün tarzını bir kez daha ortaya koyuyor.

 

#ElifSanchez #AsíPues #YeniAlbüm #MüzikHaberleri #CazMüziği #TürkSanatçı #PasionTurca #DijitalPlatformlar #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Her ateş tehlikeli değil ama!

Çocukluk çağında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, ateşle birlikte ortaya çıkan nöbetler oluyor. Genellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda, viral enfeksiyonların eşlik ettiği ateşli hastalık dönemlerinde görülen bu tablo aileleri paniğe sevk edebiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan, ateşli havalenin çoğu zaman iyi huylu seyretmesine rağmen, doğru müdahale edilmezse risk oluşturabildiğini belirterek “Ebeveynlerin, ateşli havalenin özellikle ilk dakikalarında doğru adımları atması kritik öneme sahiptir” diyor. Doç. Dr. Aslan, ateşli havalede, nöbet anında uyulması gereken 5 kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Ateşli havale, çocukluk çağında en sık görülen, belirli yaş aralığıyla sınırlı, genellikle iyi huylu seyreden ve ateşle birlikte ortaya çıkan nörolojik nöbetler arasında yer alıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan, “Ateşli havale, 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda, özellikle viral enfeksiyonların eşlik ettiği ateşli hastalık dönemlerinde görülüyor. Vücut ısısının rektal ölçümde 38.3 derece, koltuk altı ölçümünde 37.8 derece ve üzerinde olduğu durumlarda ortaya çıkan nöbetler, ateşli havale olarak ifade ediliyor” diyor. Çocukların yaklaşık yüzde 2-5’inde görülen ve en sık 18–22 ay arasında ortaya çıkan ateşli havalenin, yüzde 90 gibi büyük bir oranla ilk 3 yaş içinde meydana geldiğini belirten Doç. Dr. Aslan, nöbetlerin genellikle ateşli hastalığın ilk 24 saatinde geliştiğini söylüyor. Doç. Dr. Aslan sözlerine şöyle devam ediyor: “Nöbetlerin büyük kısmı 5 dakikadan kısa sürmekte ve kalıcı bir hasar bırakmadan sonlanmaktadır. Ancak yaklaşık yüzde 5’lik grupta “uzamış nöbet” gelişebilmekte ve bu durum 30 dakikayı aşarak yoğun bakım ihtiyacı gerektirebilmektedir. Bu nedenle çok dikkatli olunmalı ve zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır. Özellikle 39 derece ve üstü hızlı yükselen ateşlerde çok daha dikkatli olunmalıdır.”

Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan

Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan

Ateşli havale her çocukta aynı şekilde görülmüyor

Ateşli havalenin her çocukta farklı klinik görünümlerle ortaya çıkabildiğini belirten Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan şöyle konuşuyor: “Bazı çocuklarda tüm vücutta kasılma şeklinde belirgin bir nöbet tablosu izlenirken, bazı çocuklarda ise çok daha silik belirtiler olabiliyor. Bu durum sadece kısa süreli boş bakma, gözlerde kayma ya da birkaç saniyelik dalma şeklinde kendini gösterebiliyor. Nöbetler de her zaman aynı şiddette ya da aynı şekilde ilerlemiyor. Özellikle uzun süren, tekrarlayan ya da vücudun yalnızca bir tarafını etkileyen nöbetlerin daha dikkatli değerlendirilmesi gerekiyor. Bu tür durumlarda ileri inceleme ve nörolojik değerlendirme önem taşıyor.”

Nöbetler tek taraflı oluyorsa!

Nöbetlerin ikiye ayrıldığını belirten Doç. Dr. Aslan sözlerine şöyle devam ediyor: “Nöbetlerin tüm vücutta olduğu, 24 saatte bir kez olan ve 15 dakikadan az süren gruba ‘basit ateşli nöbetler’ diyoruz. Basit nöbet grupları için genellikle beyin MR ve EEG gibi tetkikler gerekmemektedir. ‘Komplike ateşli nöbet grubunu’ yani; 24 saatte birden fazla olan veya 15 dakikadan uzun süren ya da tek taraflı kasılma şeklinde gerçekleşen nöbetleriyse daha dikkatli incelemek gereklidir. Özellikle tek taraflı kasılmalarda beyin MRG ve EEG çekimi yapmak gerekmektedir.”

Ateşli havalade, nöbet anında aileler ne yapmalı!

Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan, “Basit ateşli havaleler iyi huylu nöbetlerdir. Çocuğun gelişimde bir sorun yaratmayacaktır. Risk faktörleri ile hastayı ve ailesini birlikte değerlendirmek gerekir” derken, nöbet anında 5 kritik kuralı şöyle sıralıyor;

  • Çocuk yan yatırılmalı.
  • Çocuğu sarsma, sallama ya da nöbet esnasında suyun altına sokmaktan kaçınılmalı.
  • Dişi kenetlenirse el sokularak açma gibi davranışlarda bulunulmamalı (Hasta yan yatırıldığı zaman dil yana düşmekte olup hava yolu açılacaktır.)
  • Üzerine su dökülmemeli, yüzüne kolonya sürülmemeli.
  • Nöbet bitinceye kadar yanında durulmalı. Nöbet bitince ve tam kendine geldikten sonra, ağızdan bol sıvı ve ateş düşürücü verilir.

 

#AteşliHavale #ÇocukSağlığı #Nöroloji #ÇocuklardaAteş #SağlıkHaberleri #AilelereÖneriler #ÇocukNörolojisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Çocuklarda Alerjik Nezleyi Önlemek İçin 10 Altın Kural

Alerjik nezle (alerjik rinit), çocuklarda en sık görülen kronik alerjik hastalıkların başında geliyor. Araştırmalar, her 5 çocuktan yaklaşık 1’inde alerjik rinit belirtilerinin görülebildiğini ortaya koyuyor. Burun akıntısı, sık hapşırma, burun tıkanıklığı, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtilerle ortaya çıkan hastalık; çocukların uyku düzenini, okul başarısını ve günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.

Central Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Gönen, alerjik nezlenin tamamen önlenmesinin her zaman mümkün olmadığını ancak doğru çevresel önlemlerle belirtilerin büyük ölçüde azaltılabileceğini belirterek ailelere şu önerilerde bulundu:

Dr. İsmail Gönen

Dr. İsmail Gönen

  1. Ev Tozu ile Mücadele Edin

Ev tozu akarları, alerjik nezlenin en önemli nedenleri arasında yer alır. Özellikle yatak, yastık, halı ve kumaş kaplı mobilyalarda yoğun olarak bulunurlar. Bu nedenle çocuk odalarının düzenli temizlenmesi, toz tutan eşyaların azaltılması ve mümkünse HEPA filtreli elektrik süpürgesi kullanılması önerilir.

  1. Yatak Odasını Alerji Dostu Hale Getirin

Çocukların günün önemli bir bölümünü geçirdiği yatak odaları alerjenlerden mümkün olduğunca arındırılmalıdır. Kalın perdeler, peluş oyuncaklar ve duvardan duvara halılar toz birikimini artırabilir. Yıkanabilir ve kolay temizlenebilir ürünler tercih edilmelidir.

  1. Yatak Takımlarını Düzenli Olarak Yıkayın

Yastık kılıfları, çarşaflar, nevresimler ve battaniyeler haftada en az bir kez 60 derece ve üzerindeki sıcaklıklarda yıkanmalıdır. Bu uygulama, ev tozu akarlarının önemli ölçüde azalmasına yardımcı olur.

  1. Polen Mevsiminde Önlemler Alın

İlkbahar ve yaz aylarında havadaki polen miktarı artış gösterir. Özellikle sabah saatlerinde polen yoğunluğu daha yüksek olabilir. Polen alerjisi olan çocukların bu saatlerde uzun süre dışarıda kalmamaları, eve geldiklerinde kıyafetlerini değiştirmeleri ve yüzlerini yıkamaları faydalıdır.

  1. Ev İçinde Sigara Dumanına İzin Vermeyin

Sigara dumanı yalnızca alerjik nezle belirtilerini artırmakla kalmaz, aynı zamanda çocukların solunum yollarında tahrişe neden olarak astım gelişme riskini de yükseltebilir. Çocukların bulunduğu ortamlarda sigara içilmemesi büyük önem taşır.

  1. Küf Oluşumunu Önleyin

Nemli ortamlar küf mantarlarının çoğalması için uygun koşullar oluşturur. Özellikle banyo, mutfak ve bodrum gibi alanlarda nem kontrolü sağlanmalı, düzenli havalandırma yapılmalıdır. Ev içi nem oranının yüzde 40-50 seviyelerinde tutulması önerilir.

  1. Evcil Hayvan Alerjenlerine Karşı Dikkatli Olun

Bazı çocuklar kedi, köpek veya diğer evcil hayvanların tüylerinden çok deri döküntülerine ve salgılarına karşı alerjik reaksiyon gösterebilir. Alerjisi olduğu belirlenen çocukların temas sonrası el hijyenine dikkat edilmesi gerekir.

  1. Kapalı Ortam Hava Kalitesini İyileştirin

Evlerin düzenli havalandırılması, klima ve hava filtrelerinin bakımının yapılması, iç ortam hava kalitesini artırır. Hava kirliliği ve çeşitli kimyasal kokular da alerjik belirtileri tetikleyebileceğinden temizlik ürünleri dikkatli kullanılmalıdır.

  1. Burun Tıkanıklığını Hafife Almayın

Sürekli burun tıkanıklığı yaşayan çocuklar ağızdan nefes almaya başlayabilir. Bu durum uyku kalitesini bozabilir, horlamaya ve gün içinde dikkat dağınıklığına neden olabilir. Uzun süren belirtilerde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

10.Düzenli Takibi İhmal Etmeyin

Alerjik nezlede erken tanı, hem belirtilerin kontrol altına alınması hem de astım gibi eşlik edebilecek hastalıkların önlenmesi açısından büyük önem taşır. Şikayetleri sık tekrarlayan çocukların bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı veya çocuk alerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir.

“Alerjik Nezle Çocukların Yaşam Kalitesini Etkileyebiliyor”

Central Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Gönen, “Alerjik nezle sadece mevsimsel bir rahatsızlık olarak görülmemelidir. Tedavi edilmeyen alerjik nezle; uyku bozukluklarına, okul başarısında düşüşe, dikkat sorunlarına ve yaşam kalitesinde azalmaya yol açabilir. Ailelerin belirtileri erken fark etmesi ve gerekli önlemleri alması çocukların daha sağlıklı bir yaşam sürmesine katkı sağlayacaktır” diyor.

 

#AlerjikNezle #ÇocukSağlığı #AlerjikRinit #SağlıkHaberleri #ÇocuklardaAlerji #PolenMevsimi #BurunTıkanıklığı #ÇocukSağlığıÖnerileri #CentralHospital #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity