Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Kaptan Amerika, ‘Kaptan Amerika: Cesur Yeni Dünya’dan ilk teaser

Beklenmedik bir saldırı sonrasında Kaptan Amerika’nın kalkanı çetin bir görev için ortaya çıkıyor. Marvel Studios’un en sevilen kahramanlarından Kaptan Amerika, ‘Kaptan Amerika: Cesur Yeni Dünya’ ile sinemalara geri dönüyor. Anthony Mackie’nin Kaptan Amerika’ya hayat verdiği, Oscar adayı oyuncu Harrison Ford’un ise Thunderbolt’u canlandırdığı film, 14 Şubat 2025’te sinemaseverlerle buluşacak.

 

 Marvel Sinematik Evreni’nin serüvenleri en heyecanla beklenen kahramanlarından Kaptan Amerika’nın son filmi için geri sayım başladı. İlk teaser afiş ve tanıtımı yayınlanan ‘Kaptan Amerika: Cesur Yeni Dünya’, 14 Şubat 2025’ten itibaren en zorlu serüvenine seyircileri dahil edecek.

Tam 10 sene önce ‘Kaptan Amerika 2: Kış Askeri’yle kalkanın Anthony Mackie’ye geçtiği serinin son filminde Mackie, rolünü tekrarlayarak sinemaseverleri en güç görevlerinden birine ortak edecek. Usta oyuncu Harrison Ford’un, yeni seçilen ABD Başkanı Thaddeus ‘Thunderbolt’ Ross karakteriyle Marvel Sinematik Evreni’ne ilk kez adım attığı filmde Sam, kendini uluslararası hayati bir olayın tam merkezinde buluyor. Gerçek deha Kaptan Amerika, dünya çapında yeni düşmanlar edinmeden hain bir küresel komplonun arkasındaki nedeni keşfetmeye çalışıyor.

Anthony Mackie ve Harrison Ford’a Danny Ramirez, Shira Haas, Xosha Roquemore, Carl Lumbly, Giancarlo Esposito, Liv Tyler ve Tim Blake Nelson’ın eşlik ettiği filmin yönetmen koltuğunda Julius Onah oturuyor.

Bodrum’da lüks ve eğlence Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum’da devam ediyor

Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum, konserler, canlı müzik performansları, dinamizm dolu içeriklerle donatılmış aktiviteleri ve yaratıcı lezzetlere sahip restoranlarıyla ağustos boyunca tatilin her anını keyifli kılıyor.

Güne Olives Restaurant’ta kahvaltı eşliğinde piyano dinletisiyle başlayan misafirler, Barbarossa’da DJ müziği ile tatlı saatler geçiriyor. İtalyan mutfağının en güzel örneklerini sergileyen Mammadrau’da haftanın altı gecesi farklı DJ performansları ile ritm dolu saatler yaşanıyor. Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum DJ müziğinin yanı sıra canlı orkestralarla da hafızalarda iz bırakacak saatlere imza atıyor. Geniş repertuarı ile dikkat çeken Emir Ersoy ve Orkestrası 17 Ağustos’ta misafirlerle buluşurken Küba’nın sıcak ritimlerini ve enerjisini sahneye taşıyan Havana Band, 20 Ağustos akşamı muazzam performansıyla konukların karşısına çıkıyor.

Otel, günün her anını enerji dolu geçirmek isteyenlere yönelik yoga ve fitness programlarıyla da güzel bir yaz vadediyor.  Barbarossa Beach Restaurant’ın önündeki ferah alan, keyifli buluşma noktası olan chill out lounge ve plaj gibi cezbedici noktalarında güne yayılan yoga, hit kardiyo, fonksiyonel training, voleybol gibi birbirinden özel aktiviteleri hayata geçiriyor.

Kempinski Hotel Barbaros Bay, Ege mutfağının lezzetlerini sunan Barbarossa Beach Restaurant, Asya-Pasifik mutfağının egzotik lezzetlerini yaratıcı bir yorumla buluşturan Saigon Restaurant, deniz ürünlerinden iştah açıcı tatlılara kadar zengin seçenekler servis eden Villa Rossa Restaurant ve İtalyan mutfağının en güzel örneklerinin yer aldığı Mammadrau Restaurant ile nefis tatları konuklarının beğenisine sunuyor.

Sapanca, Dedeman Village markası ile buluştu

Türkiye’nin en büyük yerli otel zinciri Dedeman Hotels & Resorts International; Dedeman Village Sapanca ile geleneksel misafirperverlik anlayışını ikinci kez Sapanca’ya taşıdı.

Dedeman ve yatırımcı şirket Mersoy Turizm iş birliği ile Dedeman kalitesini Sapanca’ya taşıyan Dedeman Village Sapanca misafirlerini ağırlamaya başladı.

9 ana markasıyla, misafirlerinin farklı ihtiyaçlarına göre alternatifler sunan marka; Dedeman Village markasını da, bu vizyon doğrultusunda Sapanca’ya taşıyarak, konsept ve özellikleri açısından otel ile birebir uyumlu bir deneyim sunuyor.

Ahşabın ön planda

İstanbul’a sadece 1 saat uzaklıkta yer alan Dedeman Village Sapanca, ahşap kullanımının yoğun olduğu mimarisinin yanı sıra, yer yer taşın da eşlik ettiği tasarımı ile dikkat çekiyor. 24 üniteden oluşan ve tamamen ahşap olan otel; 5 adet Karadeniz tipi serender ev, 1 adet standart bungalov ve değirmen konseptli 1 adet taş ev deluxe, 5 adet ısıtmalı havuzlu bamboo house, 7 adet jakuzili delta house, 4 adet family House ve 1 adet balayı süitinden oluşuyor.

 Su sporları, yürüyüş parkurları, ATV turları, gölde yelken, dağda trekking imkanları sunan otel, macera dolu aktiviteler için vazgeçilmez bir tercih. Doğayla iç içe vakit geçirmek isteyen misafirleri için, bisiklet turları, doğa yürüyüşleri ve piknik alanları gibi çok sayıda seçenek sunan Dedeman Village Sapanca, organik ürünlerle hazırlanan yöresel yemekler ve göl balığı lezzetini de tatmak isteyenler için eşsiz bir seçenek.

Küresel sağlık sorunu: Karaciğer yağlanması

Uzmanlar, rutin kontrollerde, özellikle karaciğer enzim düzeylerinde ve bazı metabolik parametreleri içeren tetkiklerde sorun görülmesi durumunda ultrason ile karaciğerdeki yağlanmaya bakılmasının önemli olduğunun altını çiziyor. Liv Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Yiğit, karaciğer yağlanmasının neden olduğunu, kimlerde görüldüğünü, belirtilerini ve tedavi sürecini anlattı.

Karaciğer yağlanması nedir?
Basitçe karaciğerinizdeki yağ oranının normalden daha fazla miktarda olması şeklinde tanımlanabilir. Artan obezite ve metabolik hastalıklar nedeniyle de her geçen gün daha fazla görülmekte olan küresel bir sağlık sorunudur. Yağlı karaciğer hastalığı veya hepatik yağlanma olarak da duyabileceğiniz bu hastalık, karaciğerin temel hücreleri hepatositlerde yağ birikimi ile seyreder ve genellikle uzun bir süre hastalarımızda önemli bir şikayete yol açmaz.

Kimlerde görülür?
Karaciğer yağlanması sinsi seyirli ve ilerleyici olabilen bir hastalıktır. Günümüzde dünyada ve ülkemizde en sık görülen kronik karaciğer hastalıklarından bir tanesi olarak kabul edilmektedir. Yaşam tarzı (hastanın beslenme düzeni, fiziksel aktivite, sosyoekonomik durum) ve çevresel faktörler hastalığın görülme sıklığını, şiddetini ve seyrini etkilemektedir.

Güncel bir çalışma sonucu, ülkemizde alkol ilişkili olmayan yağlı karaciğer hastalığının klinikte gördüğümüz iki yetişkin hastamızdan bir tanesinde olabileceğine işaret etmektedir.

Çoğunlukla metabolik bir hastalığı olan fazla kilolu bireylerde rastladığımız karaciğer yağlanmasına Tip 2 Diyabet, hipertansiyon, metabolik sendrom, kolesterol yüksekliği, insülin direnci ve kalp damar hastalıklarının da sıklıkla eşlik ettiğini görmekteyiz.

Bu nedenle özellikle Tip 2 diyabetli veya prediyabetli hastalar, insülin direnci ve obezitesi olan hastaların belli aralıklarla karaciğer yağlanması açısından taranmasını ve araştırılmasını önermekteyiz.

Metabolik hastalıkların dışında yoğun alkol kullanımı, kronik viral hepatitler, doğumsal yağ metabolizma bozuklukları, kolesterol depo bozuklukları, tiroid bezinin az çalışması, hipofiz bezi yetmezliği gibi hastalıkların ve bazı ilaçların kronik kullanımının da karaciğerde yağlanma artışına yol açabilmektedir.

Dr. Mehmet Yiğit

Dr. Mehmet Yiğit

Karaciğer yağlanmasının belirtileri ve seyri
Genellikle, hastaların erken dönemde belirgin bir şikayet olmamaktadır; ancak yağlanma ilerledikçe; hastalarda halsizlik, iştahsızlık, sağ üst karın ağrısı, bulantı, kusma ve sarılık gibi şikayetler olabilir. Karaciğer yağlanması zamanında tedavi edilmediğinde; hepatit, hepatik fibroz, siroz ve karaciğer kanseri gibi yüksek riskli hastalıkların görülme riskinde artışa yol açabilir.

Rutin kontrollerde, karaciğer enzim düzeyleri ve metabolik parametreleri içeren tetkiklerde sorun görülmesi durumunda ultrason ile karaciğere yağlanma açısından bakılması önemlidir.

Aynı zamanda ultrasonun yanı sıra tomografi veya MR gibi görüntüleme işlemleri de tanı ve takipte kullanılmaktadır. Son zamanlarda ‘FibroScan görüntüleme yöntemi’ ile herhangi bir girişim yapmadan hastanın karaciğerindeki yağlanma ultrason dalgaları kullanılarak daha hassas bir şekilde ölçümünü sağlamaktadır.

Karaciğer yağlanması tedavisinde neler yapılmalı?
Metabolik ilişkili karaciğer yağlanmasında, bu zamana kadar çok sayıda ilaç denenmiştir; maalesef, halen dünyada karaciğer yağlanması tedavisi için onay almış spesifik bir ilaç bulunmamaktadır. Bu nedenle öncelikle hastalarda yaşam tarzı değişikliği, diyet ve egzersiz ile kilo kaybı hedeflenmelidir.

Özellikle enerji içeriği yüksek gıdalar, yüksek fruktozlu gıdalar, işlenmiş et ve paket ürünler ile tatlandırılmış içeceklerden kaçınmalarını önermekteyiz. Ayrıca düzenli olarak haftada toplam 150 dakika yapılan aerobik veya direnç egzersizinin, günde 2 bardak kahve tüketiminin de karaciğer yağlanmasında fayda sağlayabileceği çalışmalarda görülmüştür.

Biz tatile gitsek bile diyabet tatile gitmiyor!

Modern çağın salgın hastalığı diyabet ülkemizde son yıllarda hızla artarak toplum sağlığını tehdit ediyor. Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, şekerli içecek ve tatlı tüketimi, fazla kilo, endokrin bozucu ve kimyasallara maruziyet gibi etkenlerle ülkemizde son 20 yılda diyabetli hasta sayısının yüzde 100 arttığını belirten Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Savaş Karataş “Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında diyabetli hasta sayısındaki artışta başı çekiyor. Üstelik her 2 kişiden birinin diyabet sorunu olduğundan haberi bile yok. Tanı almadıklarından ve dolayısıyla tedaviye yönelik bir ilaç kullanmayıp, sağlıksız yaşam alışkanlıklarına devam ettiklerinden hayati risklerinin çok büyük olduklarını da bilmiyorlar” diyor. Özellikle yazın aşırı sıcaklarında serinlemek amacıyla art arda içilen şekerli içeceklerin, ‘her şey dahil’ konseptindeki tatil köylerinde cezbeci binbir çeşit tatlıların ve karbonhidratlı yiyeceklerin diyabet hastalarının sağlığını çok ciddi tehlikeye attığını belirten Doç. Dr. Savaş Karataş, diyabette en sık yapılan ve tehlikeyi artıran 9 yaz hatasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Savaş Karataş

Doç. Dr. Savaş Karataş

  • Yeteri kadar su içmemek

Sıcak hava terlemeyi artırdığından vücut sıvılarının ve minerallerinin önemli ölçüde kaybına yol açabilir. Diyabetli kişiler için doktorları tarafından aksi önerilmediği sürece kan şekerindeki tehlikeli dalgalanmaları önlemek için yeterli düzeyde sıvı almak, bu sıvı ihtiyacını da çoğunlukla su içerek karşılamak çok önemlidir. Bol su içilmeli ve kan şekeri seviyesi düzenli olarak izlenmelidir. Yaşlı kişilerde susama hissi baskılanmış olabilir. Özellikle sıvı kaybettirici etkisi olan ilaçları kullananlar çok daha dikkatli olmalıdır.

  • İlaç, cihaz ve insülinleri uygun koşullarda saklayamamak

İnsülin ve diğer diyabet ilaçları kurallara uygun saklanmalı, kan şekeri ölçüm cihaz ve çubuğunun da sıcaktan etkilenebileceği, yanlış sonuç göstereceği unutulmamalıdır. Örneğin; bazı şeker ölçüm cihazları 40 derece üzerinde yanlış sonuç vermektedir.

  • Kan şekeri ölçümünü doğru yapmamak

Kan şekeri gölgeli ve serin bir yerde ölçülmeli, kan şekeri ölçüm çubukları güneş ışığına maruz kalmamalıdır. Vücudunuzun ıslak olması sonucu etkilediğinden denizden ya da havuzdan çıktıktan sonra parmaklar mutlaka iyice kurutularak kan şekeri ölçülmelidir.

  • Çıplak ayakla yürümek, sıcak zemine basmak

Diyabetli hastalar için sinir tutulumu varsa yürürken travmayı farketmemek oldukça sakıncalıdır. Gerekirse yumuşak terlik kullanılmalıdır. Görülen en ufak zedelenme ya da kızarıklığın büyük travmatik sonuçlara ilerleyebileceği bilinmeli bu nedenle çıplak ayakla yürümekten kaçınılmalıdır. Sıcak zemine de yalın ayak kesinlikle basılmamalıdır.

  • Aşırı sıcaklarda ‘serinleten’ şekerli içeceklere sarılmak

Doç. Dr. Savaş Karataş “Aşırı sıcaklarda kurtarıcı gibi gözüken soğuk meşrubat, meyve suyu ya da diğer içecekler içerdikleri şeker yükü açısından, ‘diyet’ adı altında bile olsa gözden geçirilmelidir. Günlük içilecek suyun sağlıklı yeşilliklerle sabah 2-3 litre hazırlanması ve gün içesinde tüketilmesi iyi olur. Önceden hazırlanmış meyve suyu ve limonata, karbonhidrat açısından yüksek içerikli olabilir ve sakıncalıdır. Ayranın ise yağsız yoğurttan yapılmış olması gerekir ve bir kutusunun yaklaşık 80 kcal içerdiği unutulmamalıdır” diyor.

  • Hipoglisemi terlemesini yaz terlemesi ile karıştırmak

Hipogliseminin (kan şekerinin düşmesi) klasik semptomlarından biri olan terleme, yaz sıcaklarında ısıya bağlı terleme ile karıştırılabilir ve hipoglisemi daha zor ya da geç fark edilir. Bu nedenle kan şekerinin düşüp düşmediğinden emin olunmalıdır. Tatilde olsanız bile her zaman elinizin altında hızla emilen karbonhidrat içeren besin bulunmalıdır.

  • Kontrol dışı aşırı hareket

Yaz aylarında aşırı hareket edebiliriz ve glikoz kaslarda tüketildiği için kan şekeri düşebilir. Yine yazın bir öğün ile diğeri arasında daha uzun aralıklar ve bir önceki öğünden çok daha fazla düşen kan şekeri ile farklı bir yaşam ritmi olabilir. Evden uzakta geçirilen bir tatil sırasında, yiyeceklerin kalitesi veya miktarı değişebilir ve kan şekeri yemek sırasında daha az yükselebilir ve/veya bir öğün ile diğeri arasında çok fazla düşebilir.

  • Güneş ışığına maruz kalmak

Yazın yürüyüş yaparken veya havuz/deniz kenarında güneşlenirken güneş yanığına maruz kalabilirsiniz. Özellikle diyabetli kişilerde güneş yanığı vücudu daha fazla strese sokar ve kan şekeri düzeylerini yükseltebilir. Vücudunuzu yeterli miktarda süreceğiniz güneş kremi ile koruduğunuzdan emin olun ve koruyucu gözlük takmaya özen gösterin.

  • Tatlılara ve hamur işi besinlere ‘hayır’ diyememek

‘Her şey dahil’ konseptiyle gidilen tatil köylerinde sınırsız ve birbirinden cezbedici görünen, iştah açan hamur işleri, tatlılar vb besinler ya da yeni bir yer keşfettiğimizde oranın mutfağını kaçırmak istemediğimizde; ağır kalorili yiyecekleri tüketirken bir kez daha düşünelim ve çok sevdiğimiz tatil yerinin hastanesi ile kötü şekilde tanışmayalım! Doç. Dr. Savaş Karataş “Fazla yemek yiyip şeker düşürücü ilaç ya da insülin dozunu fazla almak bir çözüm olmayabilir, çünkü bu yemeklerde sadece şekere dönüşen karbonhidrat değil yağ ve diğer zararlı maddeler de bulunuyor. Üstüne üstlük diyabeti olduğunu bilmeyen ya da prediyabeti olan bir kişi için de bu tür gıdalar tehlike arz edebilir. Dolayısıyla tatili sağlıklı tamamlamak için ölçülü ve beslenme düzenine göre yemek yenilmelidir” diyor.

Işıl Ayman’dan yaz şarkısı geldi

Şarkıları hem dijital platformlarda hem de TV dizilerinde müzikseverlerin beğenisini kazanan genç yetenek Işıl Ayman, yeni neslin ilişkilerini anlattığı şarkılarıyla yoluna devam ediyor.

Işıl Ayman yakın zamanda yayınladığı ve Spotify da hem Viral 50 listesine üst sıralardan giren ve Trend listesinde halen dinlenen “Böyle Sevmek Olmaz ki”nin ve yine aynı şekilde dinleyicilerden tam not alan Pera grubuyla düeti “Uyanmayalım”ın ardından; cıvıl cıvıl bir yaz şarkısı ile dinleyicileriyle buluşuyor.

Işıl Ayman Söz ve müziği Işıl Ayman’a ait “YOLU AÇIN”nın, düzenlemesi Tarık İster ‘e ait ve şarkının klibi Ahmet Can Tekin tarafından çekildi. Cesur sözleriyle dikkat çekecek ve ilk görüşte aşık olan bir yaz kızının duygularını yaz enerjikliği ve esprili bir dille anlattığı “YOLU AÇIN” 12 Temmuz’da Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda, şarkının müzik videosu da Işıl Ayman’ın Youtube kanalında yayında olacak.

Mis gibi kokan davet

Dior, yeni yaz koleksiyonunu ‘Le Collection Privee’ı Bodrum’da seçkin isimlerin katıldığı davetle tanıttı. Yalıkavak Marina’da Dior Beauty Pop-Up Boutique’deki yaz koleksiyon lansmanına katılan misafirler Dior’un yeni parfümlerini deneyimlediler.

Koleksiyon hakkında katılımcıları bilgilendiren Arcon Kozmetik Kurucu Ortağı ve Ceo’su Deniz Aksoy, davete katılan ünlü isimlere yaz koleksiyonu hakkında bilgiler verdi. Dior Le Collection Privee en çok tercih edilen yaz koleksiyonu 2024 konsepti Toile de Jouy’un parfümlerinden Dioriviera, Jasmin Des Agnes ve Eden-Roc kokularıyla beğeni topladı.

 

 

Richard Marsden “Sermayenin Doğası: Foucault’dan Sonra Marx”

Richard Marsden’in, insanların eylemlerini kısıtlayan veya mümkün kılan toplumsal ilişkilerin yapısını modelleme amacıyla sermayeyi kaleme aldığı çalışması Sermayenin Doğası: Foucault’dan Sonra Marx, Ayrıntı Yayınları’nın İnceleme Dizisi kapsamında yayımlandı. Marx ve Foucault’yu eleştirel gerçekliğin merceğinden tekrar okuyan, onların toplumsal teorilerinin esastan uyuşmadığı yönündeki yaygın kanıyı altüst eden kitap, insanların eylem kapasitesinin maddi nedeninin bir modelini inşa ediyor. Sermayenin Doğası: Foucault’dan Sonra Marx, toplum, iktisat ve siyasal teori ile eleştirel organizasyon, yönetim çalışmaları ve postmodernizm alanlarında okuyan ve araştıranların ilgiyle karşılayacağı özgün bir çalışma…

Yüksek enerjili eklektik bir atmosfer: Hyde Beach

Yalnızca yetişkinlere özel her şey dahil boho-chic cenneti Hyde Bodrum’un yüksek enerjili eklektik bir atmosfer sunduğu restoranı Hyde Beach, misafirleri büyülemeye devam ediyor.

Gün boyu süren partiler, konsept sanat atölyeleri, yerli ve dünyaca ünlü DJ’lerin performansları ile yemyeşil bir tabiat parkının yanında konumlanan Hyde Beach, misafirlerine sezon boyunca yüksek enerjili eklektik bir atmosfer sunuyor.

HVMZA, Tuğçe & Santi, Aaron Sevilla ve daha fazlasının da aralarında bulunduğu en sevilen sanatçı ve DJ’lere ev sahipliği yapan beach, gün batımı seanslarında eğlence dolu bir müzik serisi sunuyor. Misafirler, her salı ve perşembe Hyde Beach’in akustik performansları eşliğinde yıldızların altında dans etmeye veya Allen Hulsey’in akustik melodileriyle yaz akşamlarını kutlamaya davetli.

Asya dokunuşlarıyla zenginleştirilmiş Akdeniz atıştırmalıklarıyla tasarlanan menüsüyle benzersiz bir lezzet deneyimi sunan Hyde Beach, DJ performansları ve kokteyller ile gün batımına kadar atıştırmalık, yiyecek ve içeceklerle dolu bir masada geçireceğiniz keyifli anların vazgeçilmez mekanı. Deniz mahsullü linguini, popcorn suşiler, sashimi, levrek ceviche, somon tartar, çıtır mantı, dana bonfile ve baby kalamar gibi Asya ve Akdeniz mutfağından imza lezzetlerin yer aldığı menüsü, Tropic Thunder, Coconut Collins ve Frose All Day gibi özel kokteylleri Hyde Beach’in yüksek enerjili eklektik atmosferi için gereken enerji kaynağı olacak.

Dolunayda gerçekleştirilen Full Moon Yoga, Verda Samanlı ile Sanat Atölyesi, Full Moon DJ Performans ve kokteyl atölyeleri ise Hyde Beach’in tesadüfi anların cazibesini yansıttığı birkaç küçük andan sadece birkaçı.

Diyetisyenden kolayca yapacağınız, serinletici içecek tarifleri…

Aşırı yaz sıcaklarında çok da düşünmeden bir çırpıda başımıza diktiğimiz, içimizi ferahlatan soğuk içecekler bilinçsiz tüketildiğinde obeziteden diyabete dek ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz “Özellikle yaz aylarında değil terleme yoluyla nefes alıp verirken bile sıvı kaybettiğimiz için vücudumuzun suya ihtiyacı artıyor. Günde ikibuçuk litreden az su içmemek gerekiyor. Ancak pek çok kişi aşırı sıcaklarda su yerine soğuk şekerli içeceklere yönelebiliyor! Oysa gerek vücudumuzun sıvı ihtiyacını karşılamak gerekse serinlemek için kesinlikle sağlıksız, katkılı ve yapay içeceklerden uzak durmak çok önemli” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz aşırı sıcaklarda evde hazırlayabileceğiniz serinleten içecekleri, bir su bardağına (200 ml) denk gelen kalori miktarlarını ve tariflerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz

  • Şekersiz limonata ( 200 ml/ 65 kalori)

Yaz ayı denilince akla ilk gelenlerden biri ev yapımı limonata oluyor. 1 su bardağı limonatanın (200 ml) 65 kalori içerdiğini belirten Sıla Bilgili Tokgöz, içerisinde bal olduğu için 1 yaş altı çocuklardan uzak tutulması gerektiğini söylüyor.

Tarifi:

İki büyük limon ve bir portakalın kabuklarını rendeleyip suyunu sıkın. Üç yemek kaşığı çiçek balı, bir tutam fesleğen ya da nane ve bir litre su ekleyerek derin bir sürahide karıştırın. Buzdolabında en az iki saat dinlenmeye bırakın. Sonra ince bir süzgeç ile süzün. Bol buz, nane veya fesleğen yaprakları ile servis edebilirsiniz.

  • Karpuz ve Kavunlu Maden Suyu (200 ml/120 kalori)

Yazın vazgeçilmez meyvelerinden karpuz ve kavun içeriğindeki yüksek su oranıyla öne çıkıyor. Bu meyveleri maden suyuyla buluşturunca ortaya 120 kalorilik lezzetli bir içecek çıkıyor. Ancak dikkat! Beslenme ve Diyet Uzmanı Tokgöz, glisemik indeksi yani kan şekerini yükseltme hızı oldukça yüksek olduğundan diyabet hastalarının bu içeceği daha az ölçüyle ve dikkatli tüketmeleri gerektiğini vurguluyor.

Tarifi:

İki dilim karpuz (200 gr) ve iki dilim kavunu (200 gr) buzlukta iki saat dondurun. Daha sonra taze nane yapraklarıyla blenderden geçirin. Üzerine yarım limon suyu ve bir şiye maden suyu ekleyerek tüketebilirsiniz.

  • Yaban Mersinli Smoothie (200 ml/ 250 kalori)

Özellikle yazın kahvaltı için farklı alternatif arayanların da severek tüketeceği tok tutan ve serinleten içeceklerden biri; yaban mersinli smoothie. Bir bardağı (200 ml) 250 kalori olan bu içeceğin; içerisindeki çilek ve yaban mersini sayesinde C vitamini ve antioksidan açısından oldukça zengin olduğunu söyleyen Tokgöz “Yulaf içerisindeki lif sayesinde mideyi daha geç terkederek daha uzun süre tok kalmaya yardımcı oluyor. Süt hem kalsiyum hem protein bakımından günlük alıma katkı sağlıyor. Glisemik indeksi düşük meyve kullanıldığı için diyabet hastaları da rahatlıkla tercih edebilirler” diyor.

Tarifi:

Sekiz adet yaban mersini, bir su bardağı süt, iki yemek kaşığı yulaf ve bir çay kaşığı toz tarçını bir kaba koyarak blenderden geçirip tüketebilirsiniz. Daha şekerli bir tat arayanlar bu tarife bir adet muz da ilave edebilirler. Süt ve süt ürünlerine intoleransı olanlar ise badem veya yulaf sütü gibi bitkisel içecekler de tercih edebilir.

  • Meyveli Kefir (200 ml/195 kalori)

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, kefirin probiyotik etkinliği ile bağırsak dostu bir içecek olduğunu vurgulayarak “İçerisindeki kalsiyum ve protein sayesinde kas ve kemik sağlığı için de son derece önemli. Ek gıda döneminde bebeklerin bile rahatlıkla içebileceği hem çok sağlıklı hem de çok doyurucu bir içecek tarifi olarak öne çıkıyor” diyor.

Tarifi:

Bir su bardağının dörtte üçü kadar kefiri, yarım çay bardağı suyu, bir küçük muzu ve iki adet kayısıyı blenderden geçirdikten sonra içebilirsiniz. Diyabet hastaları için; kiraz, şeftali, elma ve çilek gibi kan şekerini hızlı yükseltmeyen besinler tercih edilebilir.

  • Sağlıklı Reyhan Şerbeti (200 ml/32 kalori)

Osmanlı mutfağından günümüze kadar gelen bu vazgeçilmez şerbetin oldukça sağlıklı olduğunu belirten Tokgöz şöyle konuşuyor: “Reyhan, antioksidan-bağışıklık destekleyici ve mide bağırsak yakınmalarına, hazımsızlığa iyi geliyor. Şerbet deyince akla hemen şekerli bir içecek gelse de yüksek şeker ve kalori alımı vücutta yağ olarak depolanıp hızla kilo aldırdığı için rafine şeker kullanmadan da reyhan şerbeti hazırlayabilirsiniz.”

Tarifi:

Bir demet taze reyhanı yıkayıp bir kaseye alın. Üzerine bir litre sıcak su döküp içerisine bir adet kabuk tarçın, beş adet karanfil ve bir adet limon suyu ekleyerek soğuyana kadar bekleyin. Soğuduktan sonra iki yemek kaşığı hurma özü veya balı ekleyip bol buzla servis edebilirsiniz.

  • Soğuk Şeftalili Yeşil Çay (200 ml/60 Kalori)

Hazır satılan soğuk çayların yüksek oranda rafine şeker içerdiğini, bu nedenle evde hazırlayarak hem aşırı sıcaklarda serinleyip hem de sağlıklı içecek olarak tüketebileceğinizi belirten Sıla Bilgili Tokgöz, bir su bardağı (200 ml) içeceğin 60 kalori olduğunu söylüyor. Tokgöz şöyle konuşuyor: “Termojenik etkiye bağlı olarak yeşil çay daha fazla enerji harcanmasını sağlıyor. Aynı zamanda yeşil çay polifenolik bileşenlerinin etkisiyle de kilo kaybına ve ödem atmaya da yardımcı oluyor. Ancak içeriğindeki kafein sebebiyle yüksek tansiyonu, kardiyovasküler hastalığı ve böbrek hastalığı olanların dikkat etmesi gerekiyor.”

Tarifi:

İki adet poşet yeşil çayı ya da bir yemek kaşığı dökme yeşil çayı yarım litre kaynatılmış suda demleyin. Soğumaya bırakın. İki adet olgun şeftaliyi bir çay bardağı su ile blenderden geçirip bir sürahiye süzün. Ardından üzerine soğumuş yeşil çayınızı ekleyip buzla servis edebilirsiniz.