Yazılar

Nejat Alp’ten Işın Karaca’ya cevap: Maddi ve manevi kimseye ihtiyacım yok!

Türk müziğinin usta ismi sanatçı Nejat Alp, uzun yılların ardından yapımcılığını  Hüseyin Usta’nın üstlendiği ‘Bitsin Artık’ isimli yeni şarkısını Diamond Media etiketiyle yayınladı. Çalışmasını İstanbul’da kliplendiren sanatçı, çok güzel bir işe imza attıklarını ve tam bir yaz klibinin ortaya çıktığını  dile getirirken Işın Karaca’nın ‘Bana birileri söyledi. Nejat Alp çok zor durumdaymış maddi ve manevi yardıma ihtiyacı varmış’ açıklamalıyla ilgili de konuştu.

Üç gün üzüntüden uyuyamadım!

Nejat Alp, Işın Karaca’nın kendisiyle hiç tanışmadım. Kötü niyetle söylemiyordur mutlaka iyi niyetlidir ama insan bir teyit etmez mi. Arayıp ulaşıp gerçekten böyle bir şey var mı diye sormaz mı.. Söylenenler Nejat Alp çok zor durumda maddi ve manevi diyor çok üzüldüm üç gün uyuyamadım.55 senedir bu sektörde çok çalıştım. Hâlâ daha çalışıyorum maddi ve manevi hiçbir şeye ihtiyacım yok benim.B eni tanıyanlar zaten bunu iyi bilir. Bu açıklamalar karşısında hem çok şaşkınım hemde çok üzüldüm gerçekten’ dedi..

Arda Turan belgeselinde buluştular

Prime Video, merakla beklenen Türk Orijinal belgeseli Arda Turan: Yüzleşme’nin galası Paribu Cineverse Kanyon’da gerçekleştirildi.

Prime Video’da yayınlanacak bu etkileyici belgesel, Türk futbolunun en ikonik ve başarılı isimlerinden biri olan Arda Turan’ın yaşamını, kariyerini ve kişisel yüzleşmelerini derinlemesine ele alıyor.

Belgeseli sevdikleriyle birlikte izleme fırsatı bulan Arda Turan, heyecanını şu sözlerle paylaştı: “Yüzleşme çok güzel ama bir o kadar da zor bir kelime… Hele insanın kendisiyle yüzleşmesi gerekiyorsa daha da zor… Biz geçtiğimiz 8 ay boyunca; futbola aşık bir çocuğun başarı hikayesini, umutlarını, mutluluklarını, inişlerini, çıkışlarını, pişmanlıklarını anlatmaya çalıştık. Ben acısıyla, tatlısıyla bu hikayemle gurur duyuyorum… Bu projeye inandığı için Prime Video, Insignia ve Possible ailesine ve bu özel gecede bizimle olan herkese çok teşekkür ediyorum.”

 

 

 

 

 

İtalya tatili başladı 

Dünyaca ünlü Hollywood yıldızı Leonardo Di Caprio , İtalya’da tatil yapıyor. Kendisinden 25 yaş küçük  model sevgilisi  Vittoria Ceretti ile İtalya’nın sahillerinde tatillerine  devam ediyor.

 

Ege ‘den yeni şarkı geldi

2025 yılında Best of çıkarmaya hazırlanan Ege’nin albüm için hazırladığı 4. şarkı ‘Bana biraz aşktan söz et’ dijital müzik marketlerde yerini aldı.

Söz ve müziği Taner Çetin pehlivan’a ait şarkının düzenlemesini Erol Temizel klibin yönetmenliğini ise Yavuz Selim Kılınç yaptı.

Şarkının eski versiyonunu bozmadan yenilenmiş sound ile projeyi hazırlayan Ege, bu defa ritmi daha yüksek tutmak adına Balkan nefesli enstrümanlarını kullanmayı tercih etti. Eski dinleyicisini kaybetmemek, yeni dinleyecekleri yakalamak arasında denge kuran şarkı, yumuşak melodik formu ve ritmik soundu ile zirveye göz kırpıyor.

Telezzüz’ün menüsünde tohum ve filiz

Bağlarbaşı Abdülmecit Efendi Korusu’nda misafirlerini ağırlayan Telezzüz, yaz menüsü çerçevesinde oluşturdu.  Tohum ve Filiz isimli tadım menüleri ile lezzetleri bir arada deneyimleme fırsatı sunuyor.

Telezzüz’ün ödüllü ve yaratıcı şefi Bahtiyar Büyükduman liderliğindeki mutfak ekibi tarafından hazırlanan bu özel tadım menüleri, ödüllü şarap uzmanı ve eğitmeni Göknur Gündoğan’ın tavsiyeleri doğrultusunda oluşturulan şarap eşleşmeleri ile misafirlere sunuluyor.

Telezzüz,

Breze Mantar

Tohum ve Filiz tadım menüleri hem mideye hem de ruha iyi geliyor

Aromatik çiğ enginar dilimleri ve bir çeşit Japon suflesi olan chawanmushi’nin birleşiminden oluşan Çiğ Enginar & Chawanmushi, ferah ve asidik dokunuşlarıyla her lokmada etkileyici bir tat deneyimi yaşatıyor. 60 kat patatesin özel baharatlarla fırınlanıp kızartılmasıyla elde edilen Patates Terin, kaju bazlı bitki temelli cheddar ve yaban mersini sosuyla tamamlanıyor.

Telezzüz

Agnolotti

Taze trüf ve frenk soğanıyla süslenen bu tabak, menünün “yaramaz çocuğu” olarak öne çıkıyor. Mantar ketçap, kayısı sweet & chili sos ve çalı fasulyesi coleslaw ile servis edilen Uçan Enginar, damaklarda unutulmaz bir iz bırakıyor. Deniz yosunu, salatalık salsa, kızarmış kapari ve badem sosun muhteşem uyumunu yansıtan Karpuz Tataki, mantar dolgusu, bezelye püresi, naneli soğan jus, bitki temelli demi glace ve fesleğen köpüğü ile Agnolotti, ağır ateşte pişmiş shiitake’in bezelye püresi, fermente kaju tozu ve tütsülenmiş toz biberle sunulduğu Breze Mantar menüde yer alan diğer lezzetlerden…

Telezzüz

Karpuz Tataki

Telezzüz’ün tadım menülerinin kapanışını ise birbirinden lezzetli iki tatlı yapıyor

Edebiyat, sinema ve İtalyan esintileriyle hayat bulan Elio’nun Şeftali Tatlısı, şeftali, badem ve cinin mükemmel uyumunu mutfağa taşırken hikayesi ve hafif tadıyla da ağızlarda eşsiz bir iz bırakıyor.

Telezzüz

Patates Terin

Mezopotamya’nın antik bira geleneklerine modern ve zarif bir dokunuş getiren Bir Zamanlar Bira, içindeki malt crumble ve malt dondurmasıyla keyifli bir lezzet deneyimi sunuyor.

Bilgi: 0216 576 76 71

Carole Feuerman “Su ve yüzme, çocukluğumdan beri beni büyüledi”

Paris 2024 Olimpiyatları uzun yıllar boyunca çizgi dışı yapısı ve sanatla harmanlanmış yapısıyla anılacak. Hiperrealistik heykel sanatının öncüleri arasında yer alan Carole Feuerman’ın Eiffel Kulesi önünde sergilenen “The Diver” heykeli ise Olimpiyatların şimdiden simgesi haline dönüştü.Carole Feuerman; hem simge heykelin Paris’te sergilenme hikayesini hem de mücadele dolu sanat yolculuğunu Pause Dergi okurlarına anlattı.

Röportaj: Melis BAYRAKTAR

Carole Feuerman

Sanatınızda su önemli bir rol oynuyor. Bu elementin heykellerinizdeki önemi nedir ve bu özelliği nasıl bu kadar canlı bir şekilde yakalayabiliyorsunuz?

Su ve yüzme, çocukluğumdan beri beni büyüledi ve eserlerimin ilham kaynağı haline geldi. Jones Beach’te kumla oynayıp dalgalara atladığım çocukluk anılarım, suyun cildime temas edişi ve oluşan desenler beni hep büyülemiştir. Suyun insan figürünü nasıl sağlıklı ve canlı gösterdiğini gözlemledim. Bu yüzden ikinci sınıfta yüzücüleri çizmeye başladım ve beşinci sınıfta özel sanat dersleri almak istedim. O zamandan beri, yüzücüler ve su, ilgi odağım oldu.

1958’den beri yüzücüler ve su öğeleri içeren figürler üzerinde çalışıyorum. Heykellerim aracılığıyla klasik güzelliği ve estetiği araştırıyorum. Klasik güzelliği reddetmeyip, aksine kucaklıyorum. Güzelliği görüp, yaratıp, yüzücülerimle duygu, neşe, zarafet, huzur ve duyusallık sergiliyorum. Onlar yaşamdan memnun, barış ve zevk arayan hayatta kalıcılar.

Yaptığım her heykel bir hikaye anlatıyor. Bunlar bazen benim hikayelerim ve bazen de anlatmak istediğim hikayeler oluyor. Yaptığım sanat da insan figürü üzerine yoğunlaşmış, çok çeşitli kişisel duygulara dokunuyor. 2005 yılında, “Grande Catalina” olarak anılacak ilk anıtsal yüzücüyü yaptım. Bu heykel, “Survival of Serena” adlı bir diğer anıtsal yüzücü eserimle birlikte, ilk kez İtalya’daki Floransa Bienali’nde sergilendi. Yağmura ve soğuğa rağmen bu yüzücüler, ziyaretçiler tarafından çekilen binlerce fotoğraf için poz verdiler.

Carole Feuerman

“Quan” isimli çalışmam, bir fitness topunda dengede duran, yoga pozisyonundaki bir kadının heykeli. “Quan”, ismini Çin kültüründeki ‘Merhamet Tanrıçası’ndan alıyor. Quan, Guanshiyin’in kısaltması, yani ‘dünyanın seslerini (veya ağlamalarını) gözlemlemek’ anlamına gelir. “Quan” ayrıca, ‘bütün’ ve ‘eksiksiz’ kelimelerinden türetilmiştir. Tanrıça, geleneksel olarak, aşağıya bakarken veya aşağıyı izlerken tasvir edilir. Bu da onun, dünyayı gözlediğini ve koruduğunu sembolize eder. “Quan”, dünyayı simgelemek üzere tasarlanmış paslanmaz çelik bir kürede mükemmel bir şekilde dengededir. Onun duruşu ve durumu, zihinsel ve duygusal istikrarı, sakin davranışı ve yargıyı, çalıştığım şeyleri ve Olimpiyatların en yüksek ideallerine bağlı kalmak için koruduğu durumlarını temsil eder. İzleyici heykelin önünde durduğunda, cilalı paslanmaz çelik topun yüzeyinde kendisinin yanı sıra çevresindekilerin de yansımalarını görebilir.

“Golden Mean” heykeli ise, on altı metre boyunda, ellerinin üstünde dengede duran, dalmaya hazır bir erkek yüzücüdür. İsmi, denge ve orantıyı açıklayan gerçek matematiksel oranı -altın oranı- ifade eder. Hem atalarımız hem de modernler, güzellik ile gerçek arasında matematikte yakın bir ilişki olduğunu fark ettiler. Şair John Keats, “Ode on a Grecian Urn” kitabında şu şekilde ifade etmiştir: “Güzellik gerçektir, gerçek güzelliktir”. Aristo’ya göre ‘Altın Oran’, iki uç olan, aşırılık ile hiçlik arasındaki arzu edilen bir orta yerdi. Budist felsefe de bu orta yol kavramını içerir; her iki uç noktadan birine fazla yakın olmak, birinin düşmesine neden olabilir. Ancak ‘Altın Oran’ı elde etmek için mükemmel denge, aydınlanma yolunu ve fazilet için çalışmak gerekir. Figürün pozu ve bedeninin kavislilik derecesi, uyumun sağlanması ve mükemmel orana ulaşması adına, benim için kritik kararlardı.

Son olarak, Paris 2024 Olimpiyatları için yarattığım ‘The Diver’ adlı heykelim, su sporlarına olan hayranlığımı ve dört kez Olimpiyat madalyası kazanan Greg Louganis’ten aldığım ilhamı yansıtıyor. Bu heykel, Eiffel Kulesi’nin önünde sergileniyor ve Olimpiyat ruhunu, dürüstlük, azim, mücadele ve cesaret gibi değerleri temsil ediyor. Gençlere ve sporculara ilham kaynağı olmasını ve asla pes etmemeleri gerektiğini vurgulamak istiyorum.

Carole Feuerman

Son serinizi oluştururken ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Paris Olimpiyatları öncesinde, ‘The Diver’ adlı heykelim gümrükte takıldı ve Paris’e gitmesi gereken uçağı kaçırdı. Tüm planlar değiştirilmek zorunda kaldı ve zamanında kurulup kurulamayacağından emin bile değildim. Başka bir heykelim olan “Perseverance” ise Olimpiyat Köyü’nde sergilenmesi gerekiyordu ancak köye kimse alınmadığını öğrenince geri çektim ve şimdi sergilenmeyecek. Bu da yetmezmiş gibi “Seaport”ta sergilenecek 9 heykelimden Howard Hughes Vakfı sadece bir tanesinin sergilenebileceğini söyledi. Israr etmeye devam ettim ve şu anda 5 eserim birden sergileniyor. Son olarak Venedik’te bu yıl sergilenen heykeller solmuş durumda; galerim eğer birçok gösterimi düzenlememişse masraflarını ödemiyor.

Karşılaştığınız tüm zorluklara rağmen çok güzel işlere imza attınız.

Hayatta başarı, bazen mücadeleden vazgeçmeyerek karşınıza çıkabilir. Karşılaştığınız zorluklar ve harcadığınız emek, ter dökmenin sonucunda boşa gitmiyor. Bir noktada, verdiğiniz tüm çabayı düşünüp ‘İyi ki bu kadar uğraşmışım’ diyeceğiniz bir an geliyor. Hayatımda yaşadığım iyi ve kötü deneyimler, sanatımla hikayeler anlatmama neden oldu benim.

Örnek verecek olursam;1979’dan 1981’e kadar galeri temsili arayışındaydım. Cesaretim kırıldı ama asla vazgeçmedim. 1980’de OK Harris Gallery tarafından eserlerimi sergilemem için davet edildim. Ancak yanlış bir karar vererek illüstrasyon kariyerime devam ettim ve güzel sanatlara yönelmem 1984’ü buldu. Bu sırada Duane Hanson, Whitney’de bir sergi açtı ve çok daha ünlü oldu. Duane Hanson ve John D’Andrea, benden daha fazla takdir ve para kazandı. Hiçbir büyük New York müzesinde sergim olmadı.

Carole Feuerman

Tüm bunların aksine; 2006 yılında, John Spike, iki heykelimi ‘anıtsal’ boyuta büyütmemi istedi. “Catalina” ve “Survival of Serena” heykellerim, 55. Venedik Bienali’nde sergilendi. Bu eserlerim, izleyiciler üzerinde derin bir etki bıraktı. Roma’daki Galleria d’Arte Moderna ve Terrazza del Pincio’da, North Adams’daki The Artist Book Foundation’da ve Milan’daki Palazzo Reale’de sergilerim oldu. 2014 yılında, Sunnyvale şehrine “The Double Diver” heykelimi bağışladım. 2012 yılında, Peekskill’daki MOCA ve Hudson Valley Center for Contemporary Art’ta “The Golden Mean” heykelimi sergiledim.

Kariyerinizi ve sanatsal gelişiminizi özellikle etkileyen iş birlikleri veya projelerden bahsedebilir misiniz?

2003 yılında Amar Ziribi ile iş birliği yaptım. Ziribi, “The Diver” adlı heykelimi Paris 2024 Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları’na taşıdı. Bu iş birliği, eserimin mükemmelliği, azmi ve rekabet ruhunu somutlaştıran uluslararası bir platformda sergilenmesini sağladığı için benim için önemli bir dönüm noktasıydı.

Bir diğer önemli iş birliği ise Rizzoli ile yaptığımız monografi çalışmasıydı. Bu proje, sanatsal yolculuğuma derinlemesine bir bakış sunarak daha geniş bir kitleye ulaşmamı sağladı.

Ayrıca, Park Avenue’nun patronları tarafından dokuz heykelimi sergilemem için ve ardından Howard Hughes Vakfı tarafından Seaport’ta beş heykelimi sergilemem için davet edilmem, prestijli mekanlarda eserlerimin görünürlüğünü ve doğruluğunu artıran büyük fırsatlar oldu.

Sanat kariyeriniz boyunca en gurur duyduğunuz an hangisiydi peki?

Sanat eserlerimin New York City’deki Rockefeller Center’da sergilenmesiyle gurur duyduğum anlardan birini yaşadım. Bu sergi, eserlerime geniş bir izleyici kitlesinin ulaşmasını sağladı ve pek çok kişi sanatımı keşfetti. Ayrıca, ‘Sanat Dünyasının Olimpiyatları’ olarak bilinen 57.Venedik Bienali’nde yer almam da kariyerim için büyük bir onur ve önemli bir dönüm noktasıydı. Orada su ve insan figürü temalarına odaklanan çalışmam büyük ilgi gördü.

Hayatınızı konu alan bir film projesi olduğunu duydum.

Evet, hayatımı konu alan bir belgesel çalışmaları devam ediyor ve gelecek yıl yayınlanacak. Bu uzun metrajlı film, kariyerim ve kişisel hayatım hakkında kapsamlı bir bakış sunarak hikayemi daha geniş bir kitleyle paylaşacak ve umarım gelecekteki sanatçılara ilham verecek.

Carole Feuerman

 

Eserleriniz Türkiye’de de büyük beğeni topluyor. Contemporary Istanbul’da düzenlenen geçmiş dönem serginiz kayda değer bir satış ya da yeni fırsatlara yol açtı mı?

Contemporary Istanbul’da Aria Galeri ile sergi açtım. Sergim tüm eserlerin satıldığı bir sergiydi. Çok fazla basın yazısı çıktı ve büyük ilgi gördüm. Ayrıca Emre Kurttepeli ve Aslı Soyak’a ait olan C24 adında New York’taki bir galeri tarafından temsil edildim. İki kişisel sergim oldu ve bu galeride eserlerimin sergilenmesi beni daha geniş bir Türk izleyici kitlesiyle tanıştırdı.

Buradan Türk sanatseverlere göndermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Türk sanatseverlere, sanatımı ve heykellerimi keşfetmeleri ve takdir etmeleri için teşekkür etmek istiyorum. Sanatımın Türkiye’de beğenilmesi ve değer görmesi benim için büyük bir onur. Sanat, kültürel sınırları aşan ve insanları birleştiren evrensel bir dil olduğu için, Türk izleyicilerle bu bağı kurmak benim için çok değerli. Herkesi sanatın güzelliğini ve derinliğini keşfetmeye ve kendi sanatsal yolculuklarına çıkmaya davet ediyorum. Sanatla dolu ve ilham verici bir yaşam dilerim.

Sanatta “Diyalog” sergisi

Küratörlüğünü Zeynep Öztürk’ün üstlendiği, farklı disiplinlerde sanatçıların eserleriyle yer aldığı, “Diyalog” adlı karma sergi; DG Art Project ve MGallery Bodrum Yalıkavak Hotel’in iş birliği ile sanatseverlerle buluştu.

DG Art Project sanatçılarından Devrim Erbil, Ozan Oganer, Şahin Demir ve Yasin Uysallar’ın izleyicilere görsel ve duygusal bir deneyim yaşattıkları karma sergi, sanat severlerle buluştu.

“İki ya da daha çok kişinin karşılıklı konuşması” anlamına gelen “Diyalog” kelimesinden adını alan sergi, dört değerli sanatçının eserleriyle davetliler arasında bir diyalog kuruyor. Sergi ortamında kendi içinde diyalog olan eserler, sanatın birleştirici gücü ile “ben” olmaktan çıkıyor “biz” oluyor.

Türk resim sanatının en önemli isimlerinden biri olan Devrim Erbil, tablolarındaki benzersiz çizgileri ve doğa betimlemeleriyle dikkat çekerken Şahin Demir’in heykelleri, soyut formlarıyla izleyicilere yepyeni bir perspektif sunuyor. Ozan Oganer’in çağdaş sanat eserleri ise günümüz toplumuna dair derinlikli bir bakış açısı sunarken Yasin Uysallar’ın eserleri ise modern dünyanın karmaşasını ve güzelliklerini bir arada yansıtıyor.

Dikkat! Konserve hazırlarken ve tüketirken bu hatalar sağlığınızdan edebilir!

Son günlerde pek çok evde konserve hazırlamanın tatlı telaşı yaşanıyor. Yaz sebze ve meyvelerinin lezzetinden ve faydalarından mahrum kalmamak için yapılan konserveler geleneksel yiyecekleri muhafaza etmenin önde gelen yöntemlerinden birini oluşturuyor. Ancak dikkat! Hazırlayacağınız konserveden sağlığınız için fayda sağlamayı umarken, dikkat edilmesi gereken bazı kuralları atlayarak aksine zarar verebilirsiniz! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz “Elbette evde yaptığımız konserveler sağlıklı beslenmenin bir parçası. Konserve yaparken uygulanan ısıl işlem ile zararlı mikroorganizmaların yok edilmesi amaçlanır ve bu şekilde yiyeceklerdeki bozucu ve zararlı etkiler ortadan kaldırılır. Ancak yüksek ısıda haşlama işlemi ısıya duyarlı ve suda çözünebilen C vitamini ile karbonhidratın vücutta yakılmasını sağlayan tiaminin bir miktar azalmasına sebep olabilir. Ayrıca hazırlama, saklama ve tüketme esnasında bazı kurallara uymamak sağlığa ciddi zararlar verebilir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, evde konserve hazırlarken, saklarken ve tüketirken dikkat edilmesi gereken çok önemli 7 kuralı anlattı, evde konservesi yapılabilen sebze ve meyveler hakkında bilgiler verdi, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz

  • Kaliteli, taze, çürüksüz konserve malzemesi seçin

Konserve için kullanılacak sebze ve meyveler taze, yarasız ve çürüksüz olmalı, kesinlikle küflü ürün kullanılmamalıdır. Ön hazırlık yapılırken sebze ve meyveler akan suyun altında ovuşturarak iyice yıkanmalı ve konservelemeye uygun olacak şekilde doğranmalıdır.

  • Uygulanacak ısıl işlemin süresine ve sıcaklığına dikkat edin

Konservesi yapılan besinde sağlığa zararlı mikroorganizma üremesini engelleyecek olan en önemli husus; uygulanan ısıl işlemin süresi ve sıcaklığıdır! Çoğunlukla konserve besinlerle bulaşan, ‘Clostridium Botulinum’ adlı bakterinin toksini şiddetli gıda zehirlenmelerine yol açar. Bu zehirlenmenin temel sebebi uygun sürede ve sıcaklıkta pişirilmeden kapatılan, evde hazırlanmış konservelerden kaynaklanır. Konserve içerisinde mikroorganizma oluşumunu engellemek için C.Botulinum toksinini tahrip etmek gerekir. Sıcaklık mutlaka 100 derecenin üzerinde olmalıdır. Bunun için özellikle düdüklü tencere gibi basınçlı kaplarda sebze ve meyvelerin asitlik derecesine bağlı olarak 10-20 dk kaynatılması gerekir. Hatta ısıya dayanıklı bazı toksinleri yok edebilmek için 116 dereceye kadar ısıtmak gerekir. Domates gibi asitlik seviyesi yüksek olan gıdalar ortalama 20 dakika kaynatılmalıdır. Kaynatma sırasında tuz ve yağ eklenebilir.

  • Kullanacağınız kaba ve hijyenine dikkat edin

Konserve yapımında ısıya dayanıklı cam veya mikroorganizmaların çoğalamayacağı kaplar kullanılmalıdır. Bu kaplarda çizik, çatlak olmamasına dikkat edilmelidir. Bu kaplar gelişebilecek zararlı mikroorganizmaları yok edecek bir sıcaklık derecesine kadar ısıtılmalıdır. Kullanmadan önce, cam kavanozlar akan suyun altında yıkanmalı ardından 15-20 dakika kaynatılarak sterilize edilmelidir. Kavanozlar soğumadan sebzeler doldurulmalıdır. Kesinlikle soğuk doldurma işlemi yapılmamalıdır yoksa konserve hızlı bozulur ve zehirleme yapabilir.

  • Önceden kullanılmış kapaktan kaçının

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz “Kavanoz kapakları ısıya dayanıklı, darbe almamış, iç kısmı korozyona uğramamış ve önceden kullanılmamış olmalıdır. Daha önce kullandığınız kapaklar, tam kapanmaz ve konserve içine hava girmesine sebep olur. Her seferinde mutlaka yeni ve sterilize edilmiş kapaklar kullanmalısınız. Bunun için akan suyun altında yıkanmış kapaklar tencerenin içinde 15 dakika kaynatılmalıdır” diyor.

  • Konserveyi gıda güvenliğine uygun şekilde kapatın

“Isıtılan cam kavanozlara doldurma işlemi; kaynar şekilde hiç zaman kaybetmeden kavanozun 1/5 i kadar boşluk kalacak şekilde yapılmalıdır. Boşluk kalmayacak şekilde dolum yapılırsa sızdırma ve hava alma sorunu yaşanabilir. Doldurma işlemi bittikten sonra, hijyeninden emin olduğunuz ve temiz bir havluyla kuruladığınız kapak kavanozun üzerine konulur. Avuç içi baskısıyla 3 tık sesi duyana kadar geriye sarılıp bir kez de sağa sıkılıp sızdırmaz kapama sağlanır” diyen Tokgöz uyarıyor: “Yapılan en büyük yanlış ise ters çevirme işlemidir. Kesinlikle ters çevirme yapmayın çünkü kapağın iç yüzeyi sıcakla ayrıca gıda asitliyse bu asitle reaksiyona girebilir ve sağlığa zarar verir.”

  • Konserveyi saklarken ve tüketirken bu kurallara mutlaka uyun!

 Hazırladığınız konserveler serin, kuru ve güneş ışığı almayan yerde muhafaza edilmelidir. Açılmamış konserveler, 6 aya kadar saklanabilir. Açılmış konserveler ise mutlaka buzdolabında saklanmalı ve 2-3 gün içinde tüketilmesine çok dikkat edilmelidir. Aksi taktirde bakteri oluşumu hızlanır ve gıda zehirlenmelerine yol açar! Konservelerin hızlı tüketimini kolaylaştırmak için büyük kaplar yerine daha küçük olanları tercih edilmelidir. Ek önlem almak isterseniz evde hazırlanmış konserveler, açıldıktan sonra en az 10 dakika kaynatılarak tüketilebilir.

  • Tüketmeden önce mutlaka kapağını kontrol edin!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz “Konserve tüketilmeden önce mutlaka kapağı kontrol edilmelidir. Eğer kapakta kabarma ve bombeleşme varsa bu durum, bakteri ürediğinin göstergesidir. Böyle bir koşulda konserve kesinlikle tüketilmemelidir. Ayrıca kapakta herhangi bir sızıntı ve küflenme veya sebzelerin renginde, dokusunda, kokusunda bir değişiklik varsa bu durumda da konservenin bozulduğu anlaşılır. Bozulmuş konserveler asla tüketilmemelidir” diyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz

Konservesi yapılan besinler

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, konservesi yapılan besinleri ve faydalarını şöyle anlattı;

  1. Bamya Konservesi: Besleyici ve düşük kalorili bir yemek olan bamya, yüksek lif içeriği ile tokluk sürenizi uzatırken bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olur.
  2. Bezelye Konservesi: Demir, bakır ve magnezyum gibi sağlık açısından faydalı mineraller içeren bezelye aynı zamanda önemli bir protein kaynağıdır. Bezelyenin 100 gramında 18 gr protein vardır.
  3. Taze Fasulye Konservesi: İçerdiği karotenoid ve flavonoid sayesinde kalp damar hastalıklarından koruyucudur. Güçlü posa kaynağı olduğu için sindirim sistemini korur.
  4. Domates Püresi Konservesi: Kırmızı rengini veren likopen adlı antioksidan sayesinde bağışıklık sistemini ve kalbi korur. Özellikle kaynatılarak hazırlanmış domateste likopen daha etkili olduğu için kanserden koruyucu etkisi olduğu düşünülüyor.
  5. Kayısı Konservesi: İçindeki beta-karoten sayesinde kötü kolesterolü (LDL) düşürerek kalp hastalıklarını önlemeye yardımcı olurken, zengin A vitamini içeriği ile gözü korur. Kabızlık ve sindirim sorunları yaşayanlar için iyi bir posa kaynağı olan kayısı mutlaka tüketilmelidir.
  6. Köz Patlıcan Konservesi: Özellikle kabuklarıyla közleyin. Çünkü patlıcan kabuğunda bulunan nasunin sayesinde antioksidan özellik gösterir. Beyin hücre zarını koruyucu özelliği vardır. Kalp damar hastalık ve kanser riskini azaltır.
  7. Köz Kırmızı Biber Konservesi: Düşük kalorisiyle dikkat çekerken, bol miktarda C vitamini, rengini veren likopen ve potasyum içeriğiyle hem bağışıklık sistemini güçlendirir hem de kalp krizi riskini azaltır.

Tuğçe Duman yaza özel şarkısı “İnşallah”

Tuğçe Duman, profesyonel müzik kariyerine enerjik ve neşeli bir şarkı ile devam ediyor…

İkinci single’ı “İnşallah” ile müzikseverlerle buluşan Tuğçe Duman, şarkısında hem söz yazarı hem de sanatçı olarak imzasını taşıyor. Şarkının müzikal düzenlemesini Cem Dikici üstlenirken, Rev6’nın katkılarıyla şarkının enerjisi daha da yükseldi…

Mirada Exclusive Bodrum’da 3 farklı mutfak

Mirada Exclusive Bodrum, konaklamanın ötesindeki tatil anlayışı ile gastronomi meraklıları için de unutulmaz bir deneyim sunuyor. Ultra Her Şey Dahil konseptinin yanında üç farklı a la carte restoranıyla dünyanın farklı mutfaklarını keşfediyor…

Mirada Exclusive Bodrum, zengin açık büfe mutfağının yanı sıra Türk, Yunan ve İtalyan mutfağının lezzetlerini sunan üç farklı a la carte restoranı ile farklı damak zevklerine hitap ediyor. Her noktada deneyimi ön plana çıkaran otelin, kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri ile gece büfesi için konsept dahilinde hizmet veren Terrace Restaurant’ı kapalı ve açık alanlarıyla cömert bir seçkiye sahip.

Mirada Exclusive Bodrum, lokal ürünü ve tarımı destekleyen bakış açısıyla da mutfaklarında başta Aksa Tarım’ın Samsun ve Tekirdağ’da yer alan çiftliklerinde üretilen ürünleri olmak üzere tüm yerel üreticileri destekliyor.

Pepper, Anadolu mutfağının en leziz örneklerini sunuyor. Fettah ve İçli Köfte – Fındık Lahmacun gibi soğuk ve sıcak başlangıçlar, Sultan Kebabı ve İki Pilavlı Kuzu Tandır gibi ana yemeklerle Anadolu mutfağına bir saygı duruşunda bulunan Pepper, Belluriye ve Elmalı Baklava gibi tatlı seçenekleriyle de dikkat çekiyor.

Sirtaki, Deniz ürünleri ağırlıklı mutfağıyla öne çıkan ve Ege’nin ışığını yansıtan Sirtaki’de ise mezeler, çorbalar ve salataların yanı sıra, Spanakopita gibi Yunan klasikleri de Sirtaki menüsünde yer alıyor. Karşı kıyının havasını muhteşem manzarayla birlikte sunan Sirtaki, zengin menüsüyle Mirada Exclusive Bodrum misafirlerini ağırlıyor.

Sunset, İtalyan mutfağından zengin seçenekler sunuyor. Sunset’te Klasik İtalyan başlangıçları, çorbaları ve salatalarına ek olarak orijinal soslarıyla makarnalar, pizzalar ve risottolar da yer alıyor. İtalya’yı Bodrum’a taşıyan menünün tatlılarında ise Tiramisu ve Panna Cotta gibi en sevilen İtalyan tatlıları vazgeçilmeyenlerden.

Adres: Asarlık Mevkii, Turkuaz Sk. D: 8/10, 48400 Bodrum / MUĞLA

Telefon:444 20 30

info.bodrum@miradahotels.com

@miradaexclusivebodrum