Yazılar

Alice Harikalar Diyarında Sendromu nedir?

Alice Harikalar Diyarında Sendromu nedir?

Bu sendromda, nesneler olduğundan daha küçük veya daha büyük veya daha yakın veya daha uzak görülüyor.

Kişilerde algıda bozulmaya neden olan ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’na işaret eden uzmanlar, sendromun nedenleri arasında antidepresan ilaç veya halüsinojen madde kullanımı, yoğun stres, kronik migren ve epilepsinin sayılabileceğini söylüyor. Nedenler arasında en yaygın olanın migren olduğunu dile getiren Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Genellikle çocuklukta ve yetişkinlik öncesi dönemde görülüyor. Zamanla ortadan kalkan bir algı bozukluğu ve özel bir tedavi gerektirmiyor.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, adıyla da ilgi çeken ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’ hakkında bilgi verdi.

Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş

Dr. Melek Gözde Luş

Alice Harikalar Diyarında Sendromu nedir?

Todd Sendromu veya dismetropsi (mesafenin, hızın veya hareketin gücünün saptanması yeteneğinin yitirilmesi) olarak da bilinen ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’nun 1950’li yıllarda psikiyatrist John Todd tarafından tanımlanan bir sendrom olduğunu belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Algıda bozulmaya neden olan nöropsikolojik bir durumdur. Nesnelerin olduğundan daha küçük (mikropsi) veya daha büyük (makropsi) veya daha yakın (pelopsi) veya daha uzak (teleopsi) görünmesi gibi görsel algılarda bozulmalar görülebilir. Bozulma görme dışındaki duyularda da meydana gelebilir.” şeklinde bilgi verdi.

Genellikle çocuklukta ve yetişkinlik öncesi dönemde görülüyor

Sendromun nedenleri arasında antidepresan ilaç veya halüsinojen madde kullanımı, yoğun stres, kronik migren, epilepsi, beyin tümörleri, Epstein-Barr Virüsü (EBV) kaynaklı iltihapların sayılabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şunları anlattı:

“Nedenler arasında en yaygın olan ise migrendir. Genellikle çocuklukta ve yetişkinlik öncesi dönemde görülür. ‘Alice Harikalar Diyarı Sendromu’ genellikle nadir rastlanan bir bozukluktur. Özellikle ergenlerle yapılan çalışmalarda oldukça düşük oranlar bulunuyor. Nesneleri olduğundan daha küçük görenlerin oranı yüzde 3,8, daha büyük görenlerin oranı ise yüzde 3,9 olarak bildirilmiştir.”

Kendi beden parçalarını da olduğundan farklı algılıyorlar

Sendromun günlük yaşamı etkilemesi konusuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bireyler kendi beden parçalarını veya çevrelerindeki nesneleri, olduğundan farklı algılıyorlar. Şekil, boyut, hareket veya renk gibi; nesnelere ya da kendimize dair farkındalık oluşturmamıza katkı sağlayan özelliklerde bozulmalar meydana geliyor. Bu sendrom aynı zamanda işitme, dokunma ve zaman algısında da değişikliklere neden olabiliyor.” dedi.

İşitsel halüsinasyonlar da sendromun bir parçası olabiliyor

Bireylerin; mikropsi yani nesneleri olduğundan daha küçükmüş gibi algılama, makropsi yani eşyaları olduğundan daha büyük görme, teleopsi yani eşyaları kendinden daha uzaktaymış gibi algılama ve pelopsia yani nesneleri kendine çok yakında görme gibi deneyimler yaşadığını da kaydeden Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Aynı zamanda işitsel halüsinasyonlar da sendromun bir parçası olabiliyor. Bu tip halüsinasyonlar işitilen seslere yönelik algının da çarpıtılmasından kaynaklanıyor. Algıdaki bu değişimler, garip müzik veya seslerin duyulmasına da neden oluyor.”

Özel bir tedavi gerektirmiyor

‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’nun, zamanla ortadan kalkan bir algı bozukluğu olduğunu ve özel bir tedavi gerektirmediğini de ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Semptomların genellikle birkaç hafta veya birkaç ay içerisinde yok olduğu biliniyor. Bazı bireyler semptomları sadece gün içerisinde 10 saniye ila 10 dakika kadar sürecek şekilde deneyimlediklerini söylüyor. Ancak kişinin günlük yaşamdaki işlevselliğini olumsuz etkileyen durumlarda profesyonel destek alınması oldukça önemli.” diye konuştu.

Tanı nasıl konuluyor?

Hastalığa ilişkin tanı koyma süreci hakkında da bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Şikâyetlere bağlı olarak bazı tetkikler istenebilir.  MR, EEG ve kan tahlili istenebilir. Migren veya EBV enfeksiyonu gibi tıbbi bir durumdan kuşkulanılıyorsa ilaç tedavisi uygulanabilir. Özellikle migren tedavisi amaçlı tiramin-migren rejimi ile migren profilaksisi birlikte uygulanabilir. ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’ tedavisi için kalsiyum kanal bloker ve beta bloker uygulamaları da yardımcı olabilir. Bu uygulamaların ancak doktor önerisi ile uygulanması gerekir.” dedi.

İnsanların mevcut ortamlarının çarpık bir versiyonunu görmelerine neden oluyor

“Alice Harikalar Diyarında Sendromu”nun psikoz belirtisi olmadığına da işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bu olaylara görme bozukluğu veya bir sanrı neden olmaz. İnsanların genellikle orada olmayan şeyleri görmelerine neden olan bir halüsinasyondan farklı olarak bu sendrom, insanların mevcut ortamlarının çarpık bir versiyonunu görmelerine neden olur. Etkilenen kişi genellikle gördüklerinin tuhaf veya gerçek dışı olduğunu bilir. Çoğu durumda başlangıç ​​ve bitişler aniden gerçekleştiği için tahmin etmek mümkün değildir.” şeklinde bilgi verdi.

Hasta doğru bilgilendirilmeli

Algısal çarpıklıklarla karakterize olan bu sendromun, şizofreni spektrumu ve diğer psikotik bozukluklardan ayırt edilmesi gerektiğini de kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Migren, epilepsi, bazı enfeksiyonlar veya uyuşturucu madde kullanımının tetikleyebildiği bu semptomların yine diğer psikiyatrik hastalıklardan ayırt edilmesi ve hastanın doğru bilgilendirilmesi yapılması gereken en önemli müdahaledir.” şeklinde sözlerini tamamladı

Pausetv yayın hayatına başlıyor

Pausetv yayın hayatına başlıyor

İnter Medya İletişim Hizmetleri PAUSE Dergi Pause Journal, Hanedancity haber portallarından sonra yatırımlarına devam ediyor.

İş insanı Fuat Çağdaş tarafından temelleri 2017 atılan medya şirketi tüm hızıyla büyümeye devam ediyor. Haber sitesi ve dijital dergi olarak bünyesinde farklı 6 adet web sitesi bulunan grup şimdi dijital televizyon ile yeni bir adım daha attı. Farklı programların içinde yer alan kanal şimdiden ilgi odağı oldu

Hareketleriniz yavaşladıysa dikkat!

Hareketleriniz yavaşladıysa dikkat!

Hareket bozukluğu olarak tanımlanan Parkinson hastalığı, beyinde dopamin üreten hücrelerdeki kayıp nedeniyle ortaya çıkar. Belirtileri kişiden kişiye değişkenlik göstermekle birlikte bazen yavaş başlar bazen de sinsice ilerler. Liv Hospital Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ayhan Öztürk; “Parkinson belirtileri her yaş aralığında görülebilir, fakat Parkinson’un ortaya çıktığı yaşlar genel olarak 60’lı yaşlardır.” diyerek Parkinson hastalığı hakkında bilgiler aktardı.

prof. Dr. Ayhan Öztürk

Prof. Dr. Ayhan Öztürk

Hareket bozukluğu hastalığıdır
Nörodejeneratif hastalıklar kategorisinde yer alan, en yaygın bulguları titreme ve hareket yavaşlığı olan Parkinson hastalığı, beyinde dopamin üreten hücrelerdeki kayıp nedeniyle ortaya çıkan bir hareket bozukluğu hastalığıdır.

Belirtileri her kişi için değişken özellikler gösterir

  • Yavaş hareket etme,
  • Titreme,
  • Kaslarda sertlik,
  • Öne eğiklik ve yürüme bozuklukları şeklinde motor bulgular ve çeşitli uyku bozuklukları,
  • Kabızlık,
  • Koku alma duyusunda azalma,
  • Psikiyatrik belirtiler (Depresyon, anksiyete vb.),
  • Cinsel işlev bozuklukları ve
  • Çeşitli vücut ağrıları gibi motor dışı bulgular olabilir.

Parkinson hastalığı belirtileri her kişi için değişken özellikler gösterdiği gibi, yaşanan bulguların ilerleme hızı da farklılık gösterebilir.

Parkinson belirtileri her yaş aralığında görülebilir, fakat Parkinson’un ortaya çıktığı yaşlar genel olarak 60’lı yaşlardır. Hastalığın ortaya çıkışında genetik ve çevresel faktörler bir arada rol oynamaktadır. Genetiğin baskın rol oynadığı alt tipler genellikle hastalığın genç yaşta başladığı olgulardır.

Parkinson belirtileri genellikle yavaş bazen de sinsi başlar

  • Yürümede yavaşlık,
  • Yürürken tek taraflı ayak sürtme,
  • Yürürken kol sallama hareketinde tek taraflı azalma,
  • Yürüme sırasında sanki arkadan itiliyormuş hissi ve hızlanma,
  • Alçak yerden zor ayağa kalkma,
  • Yüz ifadesinde oluşan donukluk,
  • Yazı yazarken harflerin ve rakamların giderek daha küçük yazılması ve açıklanamayan omuz ağrıları bizi Parkinson hastalığı konusunda uyarmalıdır.

Tanı nörolojik muayene bulguları ile konulur
Parkinson hastalığında kesin tanı koydurucu bir laboratuvar ve görüntüleme yöntemi yoktur. Tanı klinik olarak yani nörolojik muayene bulguları ile konulmaktadır. Bazı durumlarda ayırıcı tanı açısından MR görüntüleme ve kan tetkikleri yapılması gerekebilir. Genç yaş başlangıçlı ve ailesel özellik gösteren olgular başta olmak üzere, genetik inceleme yapılabilir.

İlerleyicidir ve ilerledikçe bulguları ağırlaşabilir
Parkinson,  ilerleyici ve ilerledikçe bulguları ağırlaşabilen bir hastalıktır. Bu nedenle, bulguların doğru teşhisi ve kişiye uygun tedavi sayesinde hastalar günlük hayatlarına normal bir şekilde devam edebilirler.

Tedavinin üç ana bileşeni vardır

  • Ağızdan ilaç tedavisi,
  • Fizik tedavi ve
  • Hastalığın ilerleyen dönemlerinde cihaz destekli ve cerrahi tedaviler.

Parkinson hastalığı tedavisi hayat boyu sürdürülen bir tedavidir.

İlaç tedavisine ek olarak beyin pili tedavisi de kullanılabilir
Bazı durumlarda, Parkinson hastalarında ilaç tedavisine ek olarak beyin pili tedavisi de kullanılabilmektedir. Bu tedavi şekli, beyinde belirlenen bölgelere elektrotların yerleştirildiği cerrahi bir operasyonu gerektirir.

Beyin pili uygulamasında, beynin derin cevherinde belirlenen bölgelere elektrotlar yerleştirilir. Elektrotlar, göğüs altına konulan bir pille bağlanır ve bu pil kişilerin beynine sinyaller gönderir. Beyin pili, elektrik kullanarak beyin aktivitelerini düzenler.

Tetkikler sonucunda hastaların tedaviye uygunluğu değerlendirilir
Parkinson hastaları, cerrahi tedavi için öncelikle;

  • Nöroloji,
  • Psikiyatri ve
  • Beyin cerrahı uzmanları tarafından ayrıntılı biçimde çeşitli testlerle yapılır.

Anda Barut Collection, lüks turizm Ege bölgesine taşıyor

Anda Barut Collection, lüks turizm Ege bölgesine taşıyor

Akdeniz Bölgesi’nin köklü turizm markası Barut Hotels, lüksü Anda Barut Collection ile Ege’ye taşıyor.

Didim Delice Yarımadası’nda 150 milyon Euro’yu aşan yatırımla hizmete giren Anda Barut Collection bölgeyi turizmde en önemli merkezlerden biri haline getirecek.

Herkes için bir mekân

Anda Barut Collection, misafirlerinin rahat etmeleri ve tüm deneyimleri yaşayabilmeleri için üç ana bölüme ayrılacak. İster iş için ister aile tatili veya lüks romantik bir tatil için ziyaret edin, Anda Barut Collection’dan dinlenmiş ve ömür boyu değer vereceğiniz anılarla dolu olarak ayrılacaksınız.

 Yetişkinlere özel

Anda Barut Collection’da, yetişkinler için özel olarak tasarlanmış bir alan sizi bekliyor. Geniş odalar, gurme restoranlar, büyüleyici deneyimler, sağlık, spor ve lüks alanlarıyla sizi çok daha fazla ayrıcalıkla karşılıyor.

 Aile tatili

Anda Barut Collection, çocuklu aileler için tatil deneyimini yeniden hayal etti ve en ince ayrıntıya kadar düşündü. Otel içinde; bölgenin en büyük su parkı ve panayır alanı bulunan eğlence parkı, çocuklar için özel olarak tasarlanmış eğitici aktiviteler ve güvenli oyun alanları bulunuyor.

Sağlıklı beslenme ve gastronomi

Dikkatle seçilmiş organik ürünlerle hazırlanan çeşitli menülerle, doğanın en saf lezzetlerini misafirlerin sofralarına getirmeyi amaçlıyor.

Spor dolu deneyimler

Anda Barut Collection, olimpiyat madalyalı dünya çapında ünlü sporcularla birlikte düzenlenecek hareket dolu bir spor etkinliğine ev sahipliği yapıyor. 10-12 Mayıs 2024 tarihleri arasında gerçekleşecek olan bu etkinlik, katılımcılara koşu, plaj fitnessı, yüzme, kürek çekme, yoga, dans gibi çeşitli spor aktivitelerini deneyimleme şansı sunacak. Misafirlerin, dünyanın en iyi sporcularından rehberlik, eğitim ve ilham alabilecekleri, her gün farklı programlar ve egzersizlerle dolu olan etkinlik spor, hareket ve enerji dolu günler vadediyor.

 

Bodrum Loft’ta sezon başlıyor

Bodrum Loft’ta sezon başlıyor

Kısa zamanda Bodrum’un en gözde tatil yerlerinden biri hâline gelen Bodrum Loft’ta sezon başlıyor.

Marka restoranlara bir yenisi daha eklendi. Ankara’nın sevilen lezzet durağı Ters Köşe Restoran’da bu yaz Bodrum Loft’ta yerini alırken, Loft Elia Restaurant, Paper Moon ve Vakko L‘Atelier Patisserie yine aynı çatı altında hizmet veriyor.

Kısa dönem kiralama

36 villadan oluşan bu özel tatil köyü, farklı tiplerdeki konaklama seçeneklerinin yanı sıra bu yıl otel konseptinde konaklama seçeneği de sunarak Bodrum’da turizmi altı aya yayma geleneğini sürdürüyor. Villalar, sahipleri tarafından kullanılmadıkları zamanlarda Bodrum Loft’un benzersiz rezervasyon sistemi üzerinden diğer ziyaretçilere kiralık olarak sunuluyor. Bodrum Loft, haftalık ve iki haftalık kısa dönem konaklama seçenekleriyle daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefliyor.

Delhi ve Yeni Delhi bölgesinin sembolik kalbi

Delhi ve Yeni Delhi bölgesinin sembolik kalbi

Delhi hem Hindistan içinde bir birlik bölgesi hem de bir şehirdir ve iki farklı dünyaya sahiptir. Yeni Delhi ve Eski Delhi. İngilizler tarafından 1931’de imparatorluk başkenti olarak hizmet vermek üzere açılan ilki, ülkenin modern başkenti ve hükümet merkezidir. Eski Delhi ise birçok kişi tarafından büyük metropol bölgesinin sembolik kalbi olarak kabul edilir.

Dünyanın en kalabalık bölgelerinden biri olan ve yaklaşık 20 milyonluk bir nüfusa sahip olan Delhi, gelenek ve modernliğin çarpıcı bir karışımıdır ve hem dini bir merkez hem de Hindistan’ın en yoğun uluslararası kapısı olarak önemlidir. Tarihi, Hinduizm’in en kutsal nehirlerinden biri olan ve batıda Yeni Delhi ile doğuda Eski Delhi arasında doğal bir ayrım çizgisi olan antik Yamuna Nehri kadar eskidir.

Delhi ve Yeni Delhi’de görülecek ve yapılacak çok şey var ve bunlar arasında çeşitli sanat ve el sanatları endüstrisini, birçok muhteşem anıtını ve sayısız gösteri sanatları mekanını deneyimlemek yer alıyor. Bölge aynı zamanda Hindistan’ın her köşesinden lezzetler içeren mükemmel mutfağıyla da tanınmaktadır. Delhi aynı zamanda ülkenin en ünlü ticari bölgesi Chandni Chowk da dahil olmak üzere çok sayıda çarşı ve pazarın bulunduğu bir alışveriş cennetidir.

Kızıl Kale

Kızıl Kale

Güzel Kızıl Kale (Lal Qila), 1648 yılında Şah Cihan tarafından inşa edilmiş ve 1857 yılına kadar Babür gücünün merkezi olarak hizmet vermiştir. Uzun, kırmızı kumtaşı duvarlarıyla bu çarpıcı yapı, iki kilometrekareden fazla bir alanı kaplamaktadır. Hilal şeklinde olup etrafı hendekle çevrilidir.

Etkileyici ana giriş Lahor Kapısı, Pakistan’daki Lahor’a baktığı için bu ismi almış, daha da büyük olan Delhi Kapısı ise imparator tarafından tören alayları için kullanılmıştı. Lahor Kapısı’ndan giren ziyaretçiler, hediyelik eşyaların ve gıda ürünlerinin yanı sıra ipek, mücevher, mücevher ve gümüş eşya gibi eşyaların satın alınabileceği 17. yüzyıldan kalma bir kapalı çarşı olan Chhatta Chowk’a ulaşıyor.

Kızıl Kale’deki Naubat Khana, bir zamanlar imparator için çalan müzisyenlere ev sahipliği yapmıştı ve güzel galerilerinde hâlâ davul, gong ve zil gibi birçok ilginç müzik enstrümanı bulunuyor. İmparatorun tebaasını ağırlayacağı Diwan-i-Am, yani Halkın Kabul Salonu da göz kamaştırıcı beyaz mermeriyle görülmeye değer.

Kutub Minaresi

Kutub Minaresi

12. yüzyılda tamamlanan güzel Kutub Minar, Hindistan’ın en yüksek minaresi. Ayrıca artık çevredeki nefes kesen manzaralar nedeniyle zirveye tırmanmak isteyen birçok uluslararası ziyaretçinin ilgisini çeken bir UNESCO Dünya Mirası alanıdır.

Bu beş katlı gösterişli kule 70 metreden fazla yükselir ve Kutub’un tarihini anlatan karmaşık oymalar ve Kuran yazıtlarıyla kaplıdır. Aynı zamanda bir dizi farklı taş türünden inşa edilmesiyle de dikkat çekicidir (ilk üç kat kırmızı kumtaşından yapılmış, dördüncü ve beşinci katlar ise mermer ve kumtaşından inşa edilmiştir).

Komplekste ayrıca kulenin dibinde bir cami olan Kuvvet-ül-İslam Mescidi; 1310’da inşa edilmiş bir ağ geçidi; ve Altamish, Alauddin Khalji ve İmam Zamin’in mezarları. Ayrıca 2000 yıllık Demir Sütun Alai Minar da görülmeye değerdir.

Lodi Bahçeleri

Lodi Bahçeleri

Yerel halk arasında en popüler Yeni Delhi parklarından biri olan 90 dönümlük Lodi Bahçeleri, Delhi seyahat programınıza dahil edilmeye değerdir. Park, yemyeşil bahçelerinin yanı sıra, çeşitli önemli mezarlar ve kalıntılar da dahil olmak üzere 1600’ler öncesi Lodi dönemine ait çok sayıda kalıntıyı barındırıyor.

Mimari açıdan öne çıkanlar arasında Lodi Sultanlarının kalıntılarını içeren 15. yüzyıldan kalma türbelerin yanı sıra pitoresk üç kubbeli cami, mavi çinileriyle bilinen Sırlı Kubbe ve yaklaşık 1490’dan kalma devasa bir kubbenin kalıntıları yer alır. Ayrıca parkın gölünü kaplayan çekici sütunları ve kemerleriyle 16. yüzyıldan kalma sekiz ayaklı bir köprü olan Athpula’yı da arayın.

Lodi Bahçeleri aynı zamanda 100’den fazla yerli ağaç türü, 50 kelebek türü ve bol miktarda kuş türü içeren flora ve faunasıyla da tanınır. Aynı zamanda ülkenin Ulusal Bonsai Parkı’na da ev sahipliği yapmaktadır.

Gurudwara Bangla Sahib

Gurudwara Bangla Sahib

Delhi’nin en önemli Sih ibadethanesi olan 18. yüzyıldan kalma Gurdwara Bangla Sahib, Connaught Place yakınında yer alır ve görülmeye değerdir. Öne çıkan özellikler arasında bu büyük kompleksin kalbindeki muhteşem Sarovar havuzunun yanı sıra ünlü altın kubbesi ve bayrak direği yer alıyor.

Ayrıca büyük tapınak binasının kendisi, sanat galerisi ve Sih dininin tarihine adanmış küçük bir müze de dikkat çekicidir. Burada ziyaretçiler her zaman memnuniyetle karşılanır ve büyük Gurdwara Mutfağı’nda ücretsiz olarak mükemmel bir yemek sunulur.

Lotus Tapınağı

Lotus Tapınağı

Dokuz tarafı ve çarpıcı merkezi kubbesi nedeniyle Lotus Tapınağı olarak da bilinen muhteşem Bahai Mabedi, mimari bir şaheserdir. Beyaz beton ve mermerden oluşan yapının tamamı, benzediği çiçek kadar narin görünüyor. Etrafındaki dokuz su birikintisinden yükselen bu bitki, sanki her an çiçek açacakmış gibi görünüyor.

1986 yılında inşa edilen tapınak, o zamandan bu yana 70 milyondan fazla ziyaretçinin ilgisini çekerek onu dünyanın en çok ziyaret edilen turistik yerlerinden biri haline getirdi. İlginçtir ki, bu olağanüstü ibadethanede putlar, dini resimler veya dinin dışsal sembolleri yoktur.

Hindistan Kapısı

Hindistan Kapısı

Paris’teki ünlü Arc de Triomphe’ye biraz benzeyen, aynı derecede etkileyici olan Hindistan Kapısı, Birinci Dünya Savaşı’nda öldürülen Hint askerlerinin anısına inşa edilmiş muhteşem bir taş kemerdir. Devasa yapının altında sonsuz bir alev yanıyor ve duvarlarında çatışmada ölen 90.000’den fazla askerin isimleri yazılı.

Kırmızı taştan bir kaide üzerinde duran ve üzerinde zaman zaman (genellikle sadece önemli yıldönümlerinde) yanan yağla doldurulan sığ kubbeli bir kaseye sahip olan yapı, çevresindeki park alanına hakimdir; hem turist hem de yerli halkın eğlendiği, her zaman kalabalık bir alan. piknik yapmak ya da sadece dinlenmek.

Jama Mescidi

Jama Mescidi

Jama Mescidi Hindistan’ın en büyük camilerinden biridir ve Şah Cihan’ın son mimari başarısıdır. 1658 yılında tamamlanan bu güzel yapı, üç giriş kapısı, dört açılı kule ve kırmızı kumtaşı ve beyaz mermer kullanılarak inşa edilmiş ve dikey şeritlerle çekici bir şekilde dönüşümlü olarak inşa edilmiş 40 metre yüksekliğinde iki minareye sahiptir.

Ziyaretçiler, Eski Delhi’nin muhteşem manzarasını görmek için güney minaresinin tepesine tırmanabilir ve ardından namazdan önce yıkanmak için kullanılan büyük merkezi havuzu ziyaret edebilir. Lütfen unutmayın: Ziyaretçiler içeri girmeden önce ayakkabılarını çıkarmalı ve uygun şekilde giyinmelidir; Namaz sırasında gayrimüslimlere izin verilmiyor.

Hümayun'un Mezarı

Hümayun’un Mezarı

Hoş, geniş, kare bir bahçenin içinde yer alan Hümayun’un Mezarı, beyaz mermer ve kırmızı kumtaşından yapılmış yüksek bir türbedir. Agra’daki Tac Mahal’in prototipi olarak tasarlanmıştır ve Babür mimarisinin mükemmel bir örneğidir.

16. yüzyılın ortalarında Hacı Begüm tarafından Humayun’un kıdemli dul eşi tarafından kocasının anısına inşa edilen türbe, yemyeşil resmi bahçelerle ve Humayun’un berberi ve İsa Han’ın Mezarı (Tac Mahal’in mimarı) dahil olmak üzere diğer mezarlarla çevrilidir. Lodi mimarisinin güzel bir örneğidir ve sekizgen şeklindedir.Akshardham

Akshardham

Yakın zamanda tamamlanmış olmasına rağmen (2007’de açıldı), muhteşem Hindu Akshardham tapınağı asırlık gibi görünüyor. Karmaşık ve özenli oymalarla süslenmiş bu muhteşem bina, görkemli güzelliğiyle sayısız ziyaretçinin ilgisini çekiyor.

Öne çıkan özellikler arasında tamamı pembe kumtaşı ve mermerden yapılmış zengin hayvan, bitki, tanrı, dansçı ve müzisyen oymalarıyla 43 metre yüksekliğindeki çarpıcı ana anıt yer alıyor. Dokuz kubbesini destekleyen 234 süslü sütunun yanı sıra fillere adanmış çarpıcı bir taş anıt özellikle dikkat çekicidir; bunların merkezinde bu hayvanlardan birinin 3.000 tonluk devasa bir heykeli yer alır.

Diğer ilgi çekici özellikler arasında binanın inşaatını anlatan bir filmin gösterildiği bir tiyatro, Hindistan’ın zengin tarihini ve çeşitli kültürünü gösteren 15 dakikalık eğlenceli bir tekne yolculuğu ve geceleri aydınlatıldığında özel bir ziyafet sunan büyük bir müzikli çeşme olan muhteşem Yagnapurush Kund yer alıyor.

Purana Qila

Purana Qila (Eski Kale)

Her ne kadar çoğu zaman gözden kaçsa da çoğu turist doğrudan daha ünlü Kızıl Kale’ye yöneldiğinden, Purana Qila (Eski Kale), Delhi seyahat programınıza dahil etmeye değer. Yaklaşık 2.500 yıl öncesine uzanan bir geçmişe sahip olan mevcut etkileyici yapıların çoğu 1500’lü yıllara dayanmaktadır, ancak 3. yüzyıla kadar uzanan daha eski yapıların kanıtları da keşfedilmiştir.

Mevcut yapı yüzyıllar boyunca bölge meselelerinde önemli bir rol oynamış ve 1541 yılında inşa edilen tek kubbeli bir ibadethane olan Qila-i-Kuna Camii gibi yapılardan da anlaşılacağı üzere özellikle Müslüman dininden etkilenmiştir. İki kilometre karelik bir alanda, kalın surları ve üç büyük kapısını keşfetmenin keyfine varacaksınız; özellikle gece aydınlatmaları sırasında etkileyici bir manzara.

Avustralya’nın ilk su altı oteli

Avustralya’nın ilk su altı oteli

Dünyanın en büyük mercan resif sistemi Avustralya’nın Queensland kıyılarında bulunmaktadır. Büyük Set Resifi 2900 resif ve 900 adadan oluşuyor ve dünyanın en büyük doğal manzaralarından biri. Büyük Set Resifi’nin ortasında yer aldığı için Avustralya’nın en popüler destinasyonlarından biridir. Hızlı bir tekne sizi kıyıdan 40 deniz mili (64 kilometre) uzaktaki Hardy Reef’e götürmek için Airlie Beach Marina iskelesinden kalkıyor. Bu otel iki tip konaklama imkanı sunuyor; glamping ve su altı. Yüzen otel, burada bulunan muhteşem deniz yaşamına herhangi bir zarar vermeden mercan resiflerine güvenli bir şekilde yanaşmıştır.

Reefsuites Otel

Reefsuites Otel güvertesi

Güvertedeki Reefsleep’te deniz manzaralı rahat çadırlar bulunurken, şanslı olanlar iki su altı süitinden birini alabilir. Açık hava çadırları teknenin üst güvertesinde yer alıyor ve burada yıldızların altında uyuma deneyimini yaşayabilirsiniz. Ve Büyük Set Resifi’nin üzerindeki nefes kesen gün batımlarını görmek için bir santim bile hareket etmenize gerek kalmayacak.

Reefsuites Otel

Gün batımı

Su altı süitinize inen parlak beyaz duvarlı bir merdiveni gizleyen, özel tabelalı bir kapı var. Odalar denizin 10 feet (3 metre) derinliğindedir ve geniş bir pencere duvarına sahiptir. Zemin bile (kısmen) camdır! Uygun sert malzemeden yapılmıştır, böylece isterseniz üzerine uzanabilirsiniz. Kral boy yatak denize bakmaktadır, böylece etrafta yüzen eğlenceli balıkların manzarasıyla uyanabilirsiniz.

Reefsuites Otel

Sualtı odası

Yaşanacak bir diğer eşsiz deneyim ise su altı gün batımıdır. Kulağa garip geliyor? Belki ama güneş battıkça ve su yüzeyinin altına daha az ışık girdikçe denizin giderek karardığını, hayatın yavaşladığını görebilirsiniz. Süitler ucuz olmadığından, hayatınızda bir kez karşılaşacağınız bir deneyimden yararlanmalısınız. Karanlık saatlerde deniz tabanının spot ışığı yanarak pencerenize yaklaşan deniz yaşamını aydınlatır.

Banyoda tam boy duş, nevresimler, peluş havlular ve unutulmaz bir manzara bulunmaktadır. Hiç balıklar size bakarken duş aldınız mı?

Şnorkelcilerin geçmesinden endişeleniyorsanız panjurları kullanabilseniz de tüm eğlenceyi kaçırırsınız. Cildiniz mavimsi görünüyorsa paniğe kapılmayın! Su altı odası mavi tonlarıyla renkleniyor.

Reefsuites Otel

Rezervasyonda sıra var

Hızlı bir şekilde rezervasyon yaptırın. Yalnızca iki su altı süiti var. Bu nedenle aylarca süren bekleme süreleri var.Reefsuites Otel

 Gurme yemekler

Reefsuites’e rezervasyon yaptırırsanız gurme şeflerin hazırladığı kaliteli bir yemek deneyimi sizi bekliyor. Yemekler, muhteşem deniz manzarası ve taze hava esintisi eşliğinde teknenin güvertesinde servis edilmektedir.

Reefsuites Otel

Şnorkelli Dalış

Muhteşem su altı odasından ayrılmaya hazır olduğunuzda özel rehberli şnorkelli dalış turuna çıkabilirsiniz. Deneyimli rehber sizi büyüleyici deniz yaşamına yönlendirecek ve bu konuda bilgi paylaşacaktır. Yani bir dahaki sefere tek başınıza şnorkel yaptığınızda, sarı ve mavi sırtlı fusilier’i tanıyacaksınız.

Ben Affleck’in cinsiyetsiz olarak nitelenen kızı adını da değiştirdi

Ben Affleck’in cinsiyetsiz olarak nitelenen kızı adını da değiştirdi

Jennifer Garner ve Ben Affleck’in eski adıyla Seraphina Rose olan 15 yaşındaki çocukları, geçen hafta sonu Jennifer’ın babası için düzenlenen anma töreninde yeni ismi “Fin” olduğunu söyledi.

Siyah takım elbise ve kısa kesilmiş saç modeli ile tam bir erkek çocuğu andıran Fin, Batı Virginia’nın Charleston kentindeki Christ Church United Methodist’teki cemaate İncil’den bir ayet okumadan önce kendini Fin olarak tanıttı.

Seraphina Rose Affleck

 

 

Göğüs ağrısı ve çarpıntısı varsa kalp kontrolünü ihmal etmeyin

Göğüs ağrısı ve çarpıntısı varsa kalp kontrolünü ihmal etmeyin

Koroner kalp hastalığı, yani kalbi besleyen arterlerde oluşan ateroskleroz (damar sertliği), en sık görülen kalp rahatsızlığı durumunda. Kalp rahatsızlıkları nefes darlığı, yorgunluk, efor kapasitesinde azalma, bacaklarda, karında şişlik ve göğüste ağrı gibi belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Aslı Sönmez, 10-16 Nisan Kalp Sağlığı Haftası’nda uyarılarda bulundu: “Çabuk yoruluyorsanız, yürürken ya da yokuş çıkarken göğsünüzde rahatsızlık hissediyorsanız, vücudunuzda ödem fark ettiyseniz, çarpıntı, göz kararması ve bayılma gibi şikayetleriniz varsa mutlaka bir kardiyoloji uzmanına başvurmanız gerekir”

Dünya genelinde kalp ve damar hastalıkları; bulaşıcı olmayan hastalıklar içinde, tüm ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Yapılan araştırmalar, kalp ve damar hastalıkları nedeniyle oluşan ölümlerin yüzde 80’inin tütün kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik gibi nedenlerden oluştuğunu gösteriyor.

Medicana Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Aslı Sönmez; kalp rahatsızlıklarında nefes darlığı, yorgunluk, efor kapasitesinde azalma, bacaklarda ve karında şişlik, göğüste ağrı, baskı ve yanma hissi, çarpıntı, baş dönmesi, göz kararması, dengesizlik ve bayılma gibi belirtiler görüldüğünü söyledi.

Uzm. Dr. Sönmez, “Normale göre daha çabuk yoruluyorsanız, yürürken ya da yokuş çıkarken göğsünüzde rahatsızlık hissi varsa, vücudunuzda ödem fark ettiyseniz, çarpıntı, göz kararması ve bayılma gibi şikayetleriniz oluyorsa mutlaka bir kardiyoloji uzmanına başvurmanız gerekir” ifadelerini kullandı.

Dr. Aslı Sönmez

Dr. Aslı Sönmez

Egzersiz yapmayanlar ve sigara içenler yüksek riskli grupta

Kalp hastalıklarında yüksek risk grupları hakkında bilgiler veren Uzm. Dr. Sönmez, risk faktörlerini şöyle sıraladı: “Ailesinde kalp hastalığı öyküsü ve ani ölüm olanlar, diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi, kronik böbrek yetersizliği tanıları bulunanlar, kilosu fazla olan, egzersiz yapmayan ve sigara içenler yüksek riskli olarak kabul edilir. Hiçbir risk faktörü ve şikayeti bulunmayan kişilerin, kardiyoloji kontrolü sırasında herhangi bir problem saptanmazsa, birkaç yıl sonra yeniden kontrole gitmesi dışında bir önlem alınması gerekmiyor. Fakat yeni kalp krizi geçirmiş ve stent takılmış bir hastanın erken dönemde semptomların değerlendirilmesi, ilaç dozlarının optimal düzeye çıkarılması için daha sık şekilde doktor kontrolünden geçmesi gerekir. Daha sonraki dönemde bu hastalarda kontrol aralıkları artırılabilir. Diğer yandan; şikayeti yeni oluşan hastalar, kontrol zamanına bakmaksızın şikâyetlerinin önemli bir sorundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemek üzere doktorlarına vakit kaybetmeden başvurmalıdır.”

Gençlerdeki yüksek kolesterolün sebebi genetik özellikler

Gençlerde de kolesterole bağlı kalp ve damar hastalıkları görülebileceğinin altını çizen Uzm. Dr. Aslı Sönmez, “Gençlerde kolesterol değerleri yüksek çıkabilmekte, bu durumlarda kişilerde damar hastalığı riski topluma göre daha yüksek bir seviyeye çıkmakta. LDL değeri yüksek olan gençlerde ileride gelişebilecek damar hastalığı kaynaklı sorunlar göz önünde bulundurularak bu kişilerin daha yakın takip edilmesi ve tarama testlerinin gerçekleştirilmesinde fayda vardır. Çocuklarında yüksek kolesterol saptanan aileler kendi kolesterol değerlerine ve bakılmadı ise diğer çocuklarının da kolesterol değerlerine baktırmalıdır” dedi.

Uzm. Dr. Aslı Sönmez, gençlerde görülen kolesterol yüksekliğinin sebeplerini ise şöyle anlattı: “Gençlerde kolesterol yüksekliği, diyetin etkisiyle birlikte daha çok ailesel hiperkolesteremiden kaynaklanmaktadır.  Yani kişinin ailesinden gelen genetik özellikler sebebiyle kolesterol seviyeleri yüksektir denebilir. Kan içerisindeki LDL kolesterolün hücre içine alınmasını sağlayan LDL reseptör geninde mutasyon olması sebebiyle, damar yatağındaki LDL miktarı topluma göre çok daha fazla olmaktadır. Ailesel hiperkolestereminin genetik kalıtıma göre iki çeşidi bulunmaktadır: Heterozigot ve Homozigot. Heterozigot olanlarda LDL değerleri 190 mg/dL, homozigot olanlarda 400 mg/dL üzerine çıkabilmektedir, bu kişilerde ateroskleroz (damar sertliği) riski yüksektir.”

Spor ve aktivitenin kalp sağlığına etkileri üzerinde de açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Aslı Sönmez, “Düzenli egzersiz kan basıncının düşmesine, efor kapasitesinin artmasına, kalp hastalığı riskinin azalmasına yardımcı olmaktadır. Yoğun spor yapanlarda nabız sayısı da bu paralelde daha düşüktür. Günlük egzersiz, kardiyoloji kılavuzları tarafından da önerilmektedir” dedi.

Bayramda beslenme düzeninizi bozmayın!

Bayramda beslenme düzeninizi bozmayın!

Bayram ve tatil dönemleri genellikle büyük ve lezzetli sofralarda buluşulan dönemlerdir. Bu zamanlarda yemek saatleri değişkenlik göstermekle birlikte yenilen tatlılar veya kurulan sofralarda abartılan beslenme düzeni kilo, yemek sonrası şişkinlik ve rahatsızlık olarak da geri dönebiliyor. Geçtiğimiz bir ay boyunca uzun süreli açlık ve yetersiz su tüketimi sebebiyle metabolizmamızın oldukça yavaşladığını belirten Liv Hospital Diyet ve Beslenme Uzmanı Safiye Keskin, bayramı metabolizmamızı hızlandıracak bir fırsat olarak düşünebiliriz diyerek bayram beslenmesinde dikkat edilmesi gerekenlere değindi.

Diyet ve Beslenme Uzmanı Safiye Keskin

Diyet ve Beslenme Uzmanı Safiye Keskin

Metabolizmanızı hızlandırabilirsiniz
Geçtiğimiz bir ay boyunca uzun süreli açlık ve yetersiz su tüketimi sebebiyle metabolizmamız oldukça yavaşladı. Bayramı metabolizmamızı hızlandıracak bir fırsat olarak düşünebiliriz. Beslenmeye mutlaka kademeli olarak başlamalısınız:

  • Günlük 3 ana öğün ve
  • 2-3 ara öğün planlaması yapabilirsiniz.
  • Her öğünde; protein, karbonhidrat, sağlıklı yağlar, vitaminler ve mineraller içeren çeşitli yiyecekleri tercih edebilirsiniz. Bu vücudun ihtiyaç duyduğu besin öğelerini karşılamaya yardımcı olacaktır.
  • Güne mutlaka peynir, yumurta, domates, salatalık, yeşillikler ve tam tahıllı ekmekten oluşan hafif bir kahvaltıyla başlamalısınız. Bu diğer öğünlere daha fazla aç girmenizi önleyecek ve tatlı tüketiminizi sınırlandıracaktır.

Günlük 2,5-3 litre su içmelisiniz
Ramazan boyunca oluşan su ve mineral kayıplarını telafi etmek amacıyla günlük 2,5-3 litre su tüketimi çok önemli. Çay, kahve, meşrubatlardansa; soda, ayran, bitki çaylarını tercih edebilirsiniz.
Sütlü tatlıları tercih edebilirsiniz
Tatlı konusunda kendinizi tutamıyorsanız eğer hakkınızı meyveli, sütlü tatlılardan yana kullanmaya özen göstermelisiniz. Şerbetli tatlılarla mesafenizi korumanızda fayda var.

Haşlama ve fırında pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz
Bayramda pişirme yöntemleri çok önemli. Kızartmalardansa ızgara, haşlama ve fırında pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz. Misafirlikte yapılan ikramların hepsini yiyebilirsiniz ama elbette tadımlık. Kendinize özel bir tabak oluşturmanız, porsiyon kontrolünüzde size yardımcı olacaktır.

Yürüyüş yapmayı ihmal etmemelisiniz
Tatil döneminde dahi düzenli fiziksel aktivitenizi ihmal etmemelisiniz. Yürüyüş veya ailece spor yapabileceğiniz aktiviteler hem sindiriminizi destekler hem de enerjinizi yüksek tutmaya yardımcı olur.