Yazılar

Türk Popunda Dev Buluşma: İki Hit İsim Aynı Projede

Türk pop müziğinin iki güçlü ismi Demet Akalın ve Gökhan Özen, yıllar sonra yeniden bir araya gelerek müzikseverlere sürpriz yaptı. İkilinin birlikte hazırladığı proje kapsamında yayınlanacak EP’nin ilk single’ı “Korkak”, Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda yerini aldı.

Söz ve müziği Gökhan Özen’e ait olan şarkı, Demet Akalın’ın güçlü yorumuyla bambaşka bir ruh kazandı. Yenilenen düzenlemesiyle yeniden listelere giren “Korkak”, müzik dünyasında büyük heyecan uyandırdı.

Şarkının klibi, Rixos Tersane İstanbul’da çekildi. İkilinin performansını göz alıcı görsellikle buluşturan klip, parçanın duygusunu güçlü bir şekilde yansıtıyor.

Pop müziğin hit makinesi Demet Akalın ile romantik şarkıların unutulmaz sesi Gökhan Özen’i aynı projede buluşturan bu özel çalışma, yaz sezonuna damga vuracak. Ardından gelecek yeni şarkılarla birlikte ikilinin bu birlikteliğinin müzik listelerinde güçlü bir etki yaratması bekleniyor.

#DemetAkalın #GökhanÖzen #Korkak #TürkPopMüziği #YeniSingle #SonyMusicTürkiye #MüzikMagazin #HitŞarkılar #YazSezonu #DijitalPlatformlardaYayında #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Teoman’dan Üçlemeye Güçlü Final: “Rock and Roll”

Türk rock müziğinin efsane ismi Teoman, üç albümlük serisini “Rock and Roll” albümüyle tamamladı. Dokuz şarkıdan oluşan bu albüm, sanatçının üretim çizgisinde özel bir yere sahip olan serinin son halkası olarak müzikseverlerle buluştu.

2026 yılı, Teoman’ın diskografisi açısından önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor. “Rock and Roll” ile tamamlanan üçlemenin ardından sanatçı, “Featuring Teoman”, “Teoman Şarkıları” ve “Teoman’ın Hikayeleri” albümleriyle müzikal arşivini daha da genişletmeye hazırlanıyor.

Kariyeri boyunca farklı dönemlerde farklı sesler ve anlatımlar ortaya koyan Teoman, bu albümle hem üretim sürecinin güçlü bir özetini sunuyor hem de yeni projeler için ipuçları veriyor. “Rock and Roll”, sanatçının müzikal yolculuğunda hem geçmişe hem de geleceğe ışık tutan bir çalışma olarak dikkat çekiyor.

Albüm, Bayhan Müzik ve Avrupa Müzik iş birliğiyle tüm dijital platformlarda yayında.

#Teoman #RockAndRoll #YeniAlbüm #TürkRockMüziği #BayhanMüzik #AvrupaMüzik #MüzikMagazin #DijitalPlatformlardaYayında #TeomanDiskografi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Mutluluk artık sadece kişisel bir tercih değil.”

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik, Günümüz dünyasında yaşanan hızlı değişim ve belirsizlikler, “iyi olma halini artık yalnızca kişisel tercihlerin bir yansıması olmaktan çıkarıyor. Ülkemizin ekonomik ve sosyal koşulları, küresel gelişmeler ve günlük hayatımızdaki değişkenler, mutluluk seviyemizi doğrudan etkiliyor. Kaygı ve belirsizlik arttıkça hem kendimizle hem de çevremizle kurduğumuz ilişkiler değişiyor.

Ipsos Türkiye

Kendi “iyi hissetme” halimizi destekleyen unsurları keşfetmek, zihinsel dayanıklılığımızı güçlendirmek ve belirsizliklerle başa çıkma becerilerimizi geliştirmek hem bireysel hem de toplumsal düzeyde atabileceğimiz en değerli adımlardan biri. Burada sözünü ettiğim mutluluk. Geçici hazlar peşinde koşmak değil: hayatın anlamlı ve tatmin edici bir şekilde yaşanması sonucunda ortaya çıkan derin bir doyum hissi. Ipsos’un 29 ülkede 23 binden fazla kişiyle gerçekleştirdiği Global Advisor Ipsos Mutluluk Endeksi araştırmasına göre, toplumların genel mutluluk seviyesi geçtiğimiz yıla kıyasla yükseldi. 29 ülke ortalamasında, katılımcıların dörtte üçü kendilerini mutlu hissediyor. Türkiye’de ise her on kişiden altısı mutlu olduğunu belirtiyor.

Ipsos Türkiye

Mutluluk seviyeleri uzun vadede önemli değişkenlikler gösteriyor. 2011 yılıyla karşılaştırıldığında, her iki araştırmaya da katılan 20 ülkeden 15’inde insanlar bugün geçmişe kıyasla daha az mutlu. İspanya, Arjantin, Macaristan. Meksika ve Brezilya ise bu dönemde mutluluk seviyesini artıran nadir ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye özelinde ise tablo daha çarpıcı: 2011 yılında Hindistan ile beraber en mutlu ülkeydik. 2026 yılına geldiğimizde en mutsuz üç ülkeden biriyiz. Öte yandan, geçtiğimiz yıla kıyasla görülen 10 puanlık artış, ülkemizin bu yıl daha mutlu hissetmeye başladığını gösteren umut verici bir işaret olarak öne çıkıyor. Peki, mutluluğumuzu ve mutsuzluğumuzu en çok etkileyen faktörler neler?

Ipsos Türkiye

Araştırma sonuçları, takdir edilme ve sevgi hissi ile aile ilişkilerinin mutluluğun en önemli belirleyicileri olduğunu ortaya koyuyor. Ülkeler ortalamasında, mutlu olduğunu ifade eden katılımcıların %37’si mutluluklarının en büyük kaynağı olarak takdir edilme veya sevilme hissini gösteriyor; bunu %36 ile aileleriyle kurdukları ilişkiler takip ediyor. Türkiye’de 50-74 yaş grubu ve evli bireylerin diğer demografik gruplara göre daha mutlu olması, aile ve çocuklarla kurulan güçlü bağların bireylerin mutluluğunda belirleyici bir rol oynadığını destekliyor.

Ipsos Türkiye

Kişisel finansal durum, mutsuzluğun en önemli nedeni olarak öne çıkıyor. Mutsuz olduğunu belirten her on kişiden yaklaşık altısı, finansal durumlarının mutsuzluklarının başlıca sebebi olduğunu ifade ediyor.

Elbette ki insanları neyin mutlu ettiği konusunda ülkeler, nesiller ve gelir seviyeleri arasında farklılıklar var. Ancak bir gerçek var ki sevildiğimizi ve takdir edildiğimizi hissediyorsak, sevdiklerimiz ile bağlarımız güçlüyse ve hayatımızın ipleri elimizde ise daha mutluyuz.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik

 

#IpsosMutlulukEndeksi #SidarGedik #MutlulukAraştırması #TürkiyeMutluluk #GlobalAdvisor #İyiOlmaHali #ToplumsalMutluluk #AileVeSevgi #FinansalDurum #MutlulukEndeksi2026 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Mitoloji Defterleri Akdeniz’e Uzandı

Çocuk edebiyatının sevilen yazarı Delal Arya, Troya Şifresi’yle başlattığı Mitoloji Defterleri serisini Akdeniz’e taşıyor. Serinin ikinci kitabı “Likya Şifresi”, Zeynep Özatalay’ın çizimleri eşliğinde Redhouse Kidz tarafından yayımlandı.

Genç okurları tarih, mitoloji ve kültürel zenginliklerle dolu bir yolculuğa davet eden eser; Eli, Alaz ve Defne’nin binlerce yıllık Likya Yolu’nda Apollon’un, denizkızlarının ve Büyük İskender’in sırrını keşfetmeye çalıştıkları macerayı anlatıyor. Hazine avcısı Kenan Kalaycıoğlu’nu alt etmeye çalışan üç arkadaş, tarihle iç içe unutulmaz bir serüvene atılıyor.

Arya, klasik bir işleyiş yerine gençlere dost sohbeti tadında bir anlatım sunarken, Özatalay’ın çizimleri de hikâyeye görsel bir derinlik katıyor. “Likya Şifresi”, hem mitoloji meraklılarına hem de macera arayan genç okurlara hitap ediyor.

 

#LikyaŞifresi #DelalArya #ZeynepÖzatalay #RedhouseKidz #MitolojiDefterleri #ÇocukEdebiyatı #KitapHaber #GençOkurlar #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kariyer Yolculuğuna İnsani Bir Bakış

İş hayatının temposunu ve beyaz yakalıların kariyer yolculuğunu dört farklı evre üzerinden ele alan Eren Gülsever’in “Beyaz Yakanın Dört Mevsimi” adlı kitabı, Ceres Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.

Yazar, klasik iş kitaplarının ötesine geçerek; geceye sarkan sunumlar, yarım kalmış kahveler ve iş yaşamının küçük anlarından süzülen bir dost sohbeti tadında bir anlatım sunuyor. Kitap, kariyerin yalnızca unvan ve rakamlardan ibaret olmadığını; mevsimler gibi dönüşen, kökleriyle toprağı, gövdesiyle gökyüzünü kucaklayan bir yolculuk olduğunu hatırlatıyor.

Modern çalışma hayatının yoğun temposunda bireylere kendi hikâyelerini yeniden keşfetme alanı açan eser, profesyonellere kariyerin aslında hayatın en uzun yol arkadaşlarından biri olduğunu gösteriyor.

#BeyazYakanınDörtMevsimi #ErenGülsever #CeresYayınları #KitapHaber #KariyerYolculuğu #BeyazYaka #İşHayatı #Yazar #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Göz hastalıklarına “akıllı mercek” yöntemi!

Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler görme kusurlarının tedavisinde önemli kolaylıklar sağlıyor. Bunların başında ise halk arasında “akıllı mercek” olarak bilinen “premium göz içi lensleri” geliyor.  Tek odaklı lensler sadece bir mesafeye netlik sağlarken, akıllı mercekler; yakın, orta ve uzak mesafelerin tamamında net görüş imkanı sunabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, bu sayede gözlük ihtiyacının büyük ölçüde azaldığını belirterek, “Premium göz içi lensi teknolojisi son yıllarda optik tasarım ve materyal teknolojisi gibi önemli gelişmeler kaydetmiş ve bu sayede hastaların yaşam kalitesini belirgin şekilde artırmıştır” diyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, ancak bu teknolojinin başarısının, doğru hasta seçimi, detaylı preoperatif değerlendirme ve gerçekçi beklenti yönetimiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, “Her hastanın oküler yapısı, görsel ihtiyaçları ve adaptasyon kapasitesi farklıdır. Bu nedenle, ameliyat öncesi oftalmoloğunuzla detaylı görüşmeniz, tüm olası sonuçları değerlendirmeniz ve size en uygun tedavi planını birlikte belirlemeniz önem taşımaktadır” diyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, akıllı mercek hakkında en sık yöneltilen 10 soruyu anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Doç. Dr. Özge Begüm Comba

Doç. Dr. Özge Begüm Comba

Akıllı merceklere hangi durumlarda başvuruluyor?

Gözümüzün doğal lensinin yerine yerleştirilen ve birden fazla odak noktasına sahip olan göz içi lensi “akıllı mercek” olarak adlandırılıyor. Akıllı mercekler, ağırlıklı olarak  40 yaş üzerindeki hastalarda gözlük bağımlılığını azaltmak amacıyla tercih ediliyor. Katarakt, refraksiyon (kırma) kusuru ve presbiyopi (yaşa bağlı yakın görme kusuru) şikayeti olan kişiler bu uygulamadan en fazla fayda gören grubu oluşturuyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, akıllı lenslerin özellikle hem uzak hem yakın görüş problemini birlikte çözmek isteyen kişiler için ideal bir tedavi seçeneği olduğunu ifade ediyor.

Her hasta için uygun mudur?

Doç. Dr. Özge Begüm Comba, akıllı merceklerin her hasta için uygun olmadığını belirterek, “Öncelikle gözün anatomik olarak bu lenslere uygun olması gerekir; ön kamara derinliğinin yeterli olması, göz bebeği çapının ideal aralıkta bulunması ve kornea endotel hücre sayısının normal sınırlarda olması şarttır. Ayrıca, retina hastalıkları gibi progresif oküler bir hastalığa sahip olan kişiler de bu lenslerden tam verim alamayabilir, çünkü göz sağlıklı olmalı ki lens performansını gösterebilsin” diyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, özellikle profesyonel sürücüler, hassas el işi gerektiren mesleklerde çalışanlar veya yüksek kontrast gerektiren işlerde aktif olarak görev yapan kişiler için özel değerlendirme yapıldığını vurgulayarak, “Detaylı oftalmolojik muayene, biyometrik ölçümler ve hasta beklentilerinin gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesi başarılı sonuç için son derece önemlidir” diye konuşuyor.

Akıllı mercek ameliyatı nasıl gerçekleştiriliyor?

Operasyon topikal anestezi altında gerçekleştiriliyor. Göze 2-3 mm’lik minimal bir giriş yapılıyor ve ultrasonik titreşimler yardımıyla doğal lens küçük parçalara ayrılıp, dışarı alınıyor. Ardından yerine katlanabilir akıllı mercek yerleştiriliyor. Operasyonun ortalama 15-20 dakika sürdüğünü söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Hastalarımız ertesi gün hafif aktivitelerine başlayabilirler. Ancak ilk bir hafta ağır fiziksel aktivitelerden ve kontakt sporlardan kaçınmalarını öneriyoruz” diyor.

Ameliyat sonrasında net görüş ne zaman sağlanabiliyor?

Ameliyat sonrasındaki ilk günlerde hafif bulanıklık normaldir. Net görüş genellikle 1-2 hafta içinde başlıyor, ancak tam nöroadaptasyon, yani beynin farklı odak noktalarından gelen görüntülere uyum sağlama süreci 2-3 ay sürebiliyor. Bu süreçte beyin farklı odak noktalarından gelen görüntüleri işlemeyi öğrenir.

Ameliyatın ardından gece ışık saçılması görülür mü?

Özellikle erken postoperatif, yani ameliyat sonrasındaki ilk haftalarda  haleler görülmesi, gece araç farlarında ışık saçılması ve kontrast hassasiyetinde azalma yaşanabiliyor. Bu sorunlar zamanla azalıyor ve çoğu hasta birkaç hafta ile birkaç ay arasında geçen nöroadaptasyon sürecinde (Multifokal optik sistemlerden kaynaklanan çoklu retinal görüntülerin santral siniri sistemi tarafından işlenerek fonksiyonel görmeye adapte edilmesi süreci)  bu duruma alışıyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Mesleği gereği yoğun gece sürüşü yapan hastalarımızı ameliyat öncesi bu konuda mutlaka bilgilendiriyoruz” diyor.

Ameliyatın riskleri var mıdır?

Her göz içi cerrahisinde olduğu gibi bu prosedürün de riskleri bulunuyor. Endoftalmi (göz içi enfeksiyon) kanama ve retina dekolmanı gibi ciddi komplikasyonlar nadiren görülüyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Lensin yerinden hafifçe kayması, lens kapsülünün zamanla bulanıklaşması veya ameliyat sonrası geçici göz tansiyonu yükselmesi daha sık karşılaşılan durumlardır. Deneyimli bir cerrah ve uygun hasta seçimi bu riskleri minimize eder” diye konuşuyor.

Akıllı mercekler gözlükten tamamen kurtulmayı sağlar mı?  

Akıllı mercek sonrasında hastaların yaklaşık yüzde 80-90’ı günlük aktivitelerini gözlüksüz sürdürebiliyor. Ancak bazı durumlarda, özellikle çok küçük punto okumalarında veya uzun süreli bilgisayar kullanımında düşük numaralı gözlük ihtiyacı olabiliyor.

Ameliyat sonrası elde edilen net görüş kalıcı mıdır?

Doç. Dr. Özge Begüm Comba, implante edilen merceğin ömür boyu kalıcı olduğunu ve materyalinin bozulmadığını ifade ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak bazı hastalarda ameliyattan aylar veya yıllar sonra arka kapsül opasifikasyonu, yani halk arasında ‘ikincil katarakt’  olarak  bilinen durum gelişebilir. Bu tablo Nd:YAG lazer yöntemiyle basit ve etkili şekilde tedavi edilebilir.”

Ameliyat sonrasında nelere dikkat edilmeli?

Ameliyat sonrasında ilk hafta hafif aktiviteler ve ev içi işleri sorun oluşturmuyor.  Ancak, aşağıda yer alan kurallara dikkat etmeniz önem taşıyor.

  • Gözlerinize travmadan kaçının
  • Havuz ve deniz gibi enfeksiyon riski taşıyan ortamlardan uzak durun
  • Reçete edilen topikal ilaçları düzenli kullanın
  • Makyaj ve kozmetik ürünleri 2 hafta, kontakt sporları en az bir ay erteleyin
  • UV koruyucu gözlük kullanın

Ne zaman lazer, ne zaman akıllı mercek?

Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, 40 yaş altı ve düşük-orta dereceli kırma kusurları için lazer cerrahilerin (LASIK, PRK) ilk tercih edilen yöntemler olduğunu vurguluyor. 40 yaş üzeri presbiyopik (yaşa bağlı yakın görme kusuru) tablosunda, yüksek hipermetropide veya katarakt varlığında ise premium göz içi lensleri (akıllı mercek) öncelikli olarak değerlendiriliyor. Her hastanın korneal topografisi, ön segment anatomisi ve yaşam tarzı karar sürecinde belirleyici oluyor.

 

#AkıllıMercek #PremiumLens #GözSağlığı #NetGörüş #GözlüktenKurtul #Oftalmoloji #GözHastalıkları #SağlıkTeknolojisi #YaşamKalitesi #Acıbadem #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tarkan’dan Diva’ya Şarkı Sürprizi

Hürriyet yazarı Mehmet Üstündağ, TV8’de yayınlanan Gel Konuşalım programında müzik dünyasında dikkat çeken bir gelişmeyi paylaştı. Üstündağ’ın açıklamasına göre, megastar Tarkan, yeni albüm hazırlığında olan Bülent Ersoy’a özel bir şarkı hediye etti.

Ersoy’un şarkıyı çok beğendiği belirtilirken, bu gelişme hayranları arasında heyecan yarattı. İki sanatçının daha önceki iş birlikleri hatırlatılarak, yeniden bir düet ihtimali sosyal medyada konuşulmaya başlandı. Türk müziğinin iki güçlü isminin buluşması, müzikseverler için şimdiden merak uyandıran bir gündem oluşturdu.

#Tarkan #BülentErsoy #Diva #YeniAlbüm #TürkMüziği #MehmetÜstündağ #GelKonuşalım #MüzikHaber #ŞarkıSürprizi  #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Her 10 hastadan 7’sinde nöbetler kontrol edilebiliyor, ancak…

Halk arasında sara olarak bilinen epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani, geçici ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan ve tekrarlayıcı nöbetlerle seyreden bir hastalık. Dünya genelinde yaklaşık 50 milyon, Türkiye’de de yaklaşık bir milyon kişinin epilepsiyle yaşadığı bildiriliyor. Epilepsi her yaşta gelişebilen bir hastalık olsa da yaşamın erken ve geç dönemlerinde daha sık görülüyor. En riskli grupları 0-10 yaş arası çocuklar ile 65 yaş ve üzerindeki bireyler oluşturuyor. Epilepsi tedavi edilmediğinde eğitim ile iş hayatında kesintilere, sosyal izolasyona ve özgüven sorunlarına, nadiren de olsa hayatı tehdit edebilen tablolara yol açabiliyor. Ancak, son yıllarda tedavisinde yaşanan önemli gelişmeler sayesinde artık hastaların yaşam kalitesini düşüren bir sorun olmaktan çıkıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, günümüzde  epilepsi tedavisinde hedefin hastaların nöbet geçirmelerini önlemek ve normal bir yaşam sürmelerini sağlamak olduğunu belirterek, “Tedavide nöbetleri tamamen durdurmak veya sıklığı ile şiddetini azaltmak temel ilkemizdir. Doğru tedaviyle hastaların yüzde 70’inde nöbetler ilaç tedavisiyle tamamen kontrol altına alınabilirken, direnç gösteren 30’luk kısmı için cerrahi yöntemler ve epilepsi pili tedavisi gibi güçlü seçeneklerin olması büyük bir umut kaynağıdır” diyor.

Doç. Dr. Kemal Paksoy

Doç. Dr. Kemal Paksoy

Her iki hastadan birinde nedeni bilinmiyor!

Epilepsi hastalarının yaklaşık yarısında kesin bir nedeni tespit edilemiyor. Aile öyküsü ve spesifik gen mutasyonları ile beyin tümörleri gibi yapısal bozukluklar, belirlenen en yaygın nedenlerini oluşturuyor. Bunların yanı sıra kafa travmaları ile beyin ve beyin zarı iltihapları (menenjit ve ensefalit) serebrovasküler olaylar (inme ve beyin kanaması) ile metabolik etkenler (hipoglisemi) de epilepsiye yol açabiliyor.

Nöbet gelmeden önce sinyal verebiliyor!

Epilepsi belirtileri, beynin hangi bölgesinin etkilendiğine bağlı olarak çok geniş bir yelpazede değişebiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, bazı hastaların nöbetten hemen önce garip bir his yaşadıklarını anlatarak, “Yanık plastik kokusuna benzer bir koku, mide bulantısı veya yoğun bir korku hissi olabilir. Bunlar ‘haberci belirtiler’ olarak adlandırılır” diyor.  Bazı durumlarda bilincin tamamen kapanmayabileceğini ifade eden Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsinin diğer belirtilerini şöyle açıklıyor: “Vücudun bir bölgesinde (el ve yüz gibi) seğirmeler, boşluğa bakma, çevreden kopma ve anlamsız hareketler gibi kısmi belirtiler gelişebilir. Yaygın belirtilerde ise bilinç kaybı eşlik eder. Vücudun aniden kaskatı kesilmesi ve ardından şiddetli sarsıntılar yaşanabilir. Bunların yanı sıra birkaç saniye süren ‘dalma atakları’ ve kas gücünün aniden kaybolmasıyla ‘yığılıp kalma’ şeklinde klinik belirtiler ortaya çıkabilir.”

İlaca dirençli nöbetlere “epilepsi pili”

Epilepsi tedavisinde hedef,  hastanın  nöbet geçirmesini önleyerek normal bir yaşam sürmesini sağlamak. Doç. Dr. Kemal Paksoy, günümüzde epilepsi tedavisinden oldukça başarılı sonuçlar elde edildiğini vurgulayarak, “Her 10 hastadan 7’sinde doğru tedaviyle nöbetler kontrol edilebilmektedir. Ayrıca, hastalar uzun yıllar nöbetsiz kaldıktan sonra doktor kontrolünde ilaçlarını bırakabilmekte ve hayatına nöbetsiz devam etmektedir” diyor. Ancak, ilaç tedavisi birçok hastada nöbetleri kontrol altına alabilse de bazı hastalar için bu yöntem yeterli olmuyor. İşte bu noktada toplumda “epilepsi pili” olarak bilinen ve Vagal Sinir Stimülasyonu olarak adlandırılan yöntem önemli bir alternatif tedavi seçeneği sunuyor.

Nöbet sıklığında en az yüzde 50 azalma! 

Vagal Sinir Stimülasyonu (VNS),  ilaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda nöbet kontrolünü sağlamak amacıyla başvurulan ileri düzey bir nöromodülasyon yöntemi. En az iki veya üç antiepileptik ilacın uygun dozda kullanılmasına rağmen nöbetlerin devam etmesi, nöbet odağının beynin kritik bir bölgesinde (konuşma veya hareket merkezi gibi) olması ve bu bölgenin ameliyatla çıkarılamaması durumunda tercih ediliyor. Epilepsi pili nöbetleri tamamen ortadan kaldırmasa da birçok hastada belirgin bir iyileşme sağlayabiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsi pili uygulanan yaklaşık her iki hastadan birinde nöbet sıklığında en az yüzde 50 oranında azalma sağlandığına işaret ederek,  “Bazı hastalarda ise nöbetler daha kısa sürmekte ve daha hafif geçmektedir. Bu yöntemin en ilginç özelliği ise etkisinin zamanla artmasıdır. İlk 3 ayda başarı oranı daha düşükken, birinci yılın sonunda hastaların yaklaşık yarısında yüzde 50 oranında iyileşme görülür. Beşinci yılın ardından bu oranlar yüzde 60-70 seviyelerine kadar çıkabilir. Hastaların yüzde 5-8’inde ise nöbetler tamamen kesilmektedir” diye konuşuyor.

Cerrahi işlemle vücuda yerleştiriliyor!

“Vagal Sinir Stümilasyonu, boyun bölgesinde yer alan vagus siniri üzerine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla sinir sistemine belirli aralıklarla elektriksel uyarılar gönderilmesi prensibine dayanıyor. Bu uyarılar beyinde nöbet gelişiminden sorumlu olan bölgelerdeki anormal elektriksel aktivitenin düzenlenmesine destek oluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsi pilinin cerrahi işlemle vücuda yerleştirildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Önce göğüs bölgesinde küçük bir kesi açılır ve epilepsi pili köprücük kemiğinin altındaki bölgeye yerleştirilir. Daha sonra, cihazdan çıkan ince elektrotlar, boyundan açılan küçük bir kesiden, boyun bölgesinin sol tarafından geçen vagus sinirine bağlanır. Vagus siniri, beyinle vücudun pek çok bölgesi arasında iletişim sağlayan sinirlerden biri olarak bilinir. Göğüs bölgesine yerleştirilen cihaz belirli aralıklarla vagus sinirine elektriksel uyarılar gönderir. Bu uyarılar, beyindeki anormal elektriksel aktivitenin düzenlenmesine yardımcı olarak epilepsi nöbetlerinin sıklığını ve şiddetini azaltmayı amaçlar. Ardından cilt kapatılarak operasyon tamamlanır. Cihazın ayarları hekim tarafından hastanın nöbet sıklığına ve şiddetine göre programlanır.”

#Epilepsi #SaraHastalığı #EpilepsiPili #Nöroloji #SağlıkHaberleri #YaşamKalitesi #BeyinCerrahisi #KemalPaksoy #AcıbademHastanesi #İlacaDirençliEpilepsi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sezen Aksu’dan Yeni Albüm Müjdesi

Türkiye’nin en çok dinlenen kadın sanatçısı unvanını yıllardır koruyan Sezen Aksu, hayranlarını sevindirecek bir haberle gündemde. Hürriyet yazarı Mehmet Üstündağ’ın TV8’deki “Gel Konuşalım” programında aktardığına göre, sanatçı yeni albümünün okumalarını tamamladı.

Bu albümde Sezen Aksu, bugüne kadar başka sanatçılara verdiği şarkıları bu kez kendi sesiyle yorumlayacak. Hayranları için özel bir anlam taşıyan bu yaklaşım, albümün merakla beklenmesinin en önemli nedenlerinden biri. Albümün nisan sonuna yetiştirilmesi için çalışmalar hızla devam ediyor.

Sezen Aksu’nun müzik kariyerinde yeni bir dönemi işaret eden bu albüm, hem nostaljik bir buluşma hem de sanatçının kendi repertuvarına kattığı güçlü bir yorum olarak öne çıkıyor. Türk müziğinin “Minik Serçe”si, yıllardır olduğu gibi yine milyonların kalbine dokunacak bir projeyle sahneye çıkmaya hazırlanıyor.

#SezenAksu #YeniAlbüm #MinikSerçe #TürkMüziği #AlbümMüjdesi #NisanSonu #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Bahara Sıcak Bir Başlangıç

İtalyan mutfağının zarafetini Türk mutfağından aldığı ilhamla buluşturan Terrazza Italia, Executive Şef Claudio Chinali imzasını taşıyan yenilenen bahar menüsüyle misafirlerini sıradışı bir lezzet yolculuğuna davet ediyor. İstanbul’un seçkin buluşma noktalarından biri olan mekan, şık ve samimi atmosferinde gastronomi tutkunlarına ev konforunu zarafetle buluşturan ayrıcalıklı bir deneyim sunuyor.

Terrazza Italia

Baharın Tazeliği Sofralarda

Yenilenen menüde; suda pişmiş kök kereviz, Beluga mercimek ragu, porçini mantarı, siyah sarımsak püresi ve kereviz yağı ile hazırlanan Kereviz Çorbası; grana padano fondü, istiridye mantarı, ıspanak, fındık ve balzamik sirke eşliğinde sunulan Pizzetta Dana Bresaola; dana bonfile, kuşkonmaz, roka, kapari ve bagna cauda sos ile servis edilen Dana Carpaccio öne çıkan lezzetler arasında yer alıyor. Siyah trüf mantarı ve ricotta peynirli Ravioli Plin ile klasik İtalyan mutfağının modern yorumu Tagliolini Carbonara, menünün en dikkat çekici ana yemekleri arasında bulunuyor.

Terrazza Italia

Geleneksel Lezzetlere Modern Dokunuş

Menüde ayrıca karamelize soğan ve çavdar ekmeği ile sunulan Bruschetta Kuzu Ciğer, siyah havyar, peynir ve limon şekerlemesiyle hazırlanan Kırmızı Karides gibi yaratıcı tabaklar da yer alıyor. Bu seçki, İtalyan mutfağının köklü geleneklerini Türk mutfağının zengin malzemeleriyle harmanlayarak gastronomi tutkunlarına benzersiz bir deneyim sunuyor.

Terrazza Italia

Tatlılarda Bahar Zarafeti

Tatlı bölümünde ise kayısı sorbe, arı poleni, süt köpüğü ve tuile ile tamamlanan Ballı Panna Cotta, hafif ve zarif dokusuyla bahar sofralarına tatlı bir dokunuş katıyor. Mascarpone dondurma, marsala sabayon, espresso, fındık ve çikolatanın bir araya geldiği “This Not Tiramisu!”, klasik tiramisunun modern ve yaratıcı bir yorumu olarak menüde öne çıkıyor.

Terrazza Italia, baharın enerjisini mutfaklara taşıyan bu özel menüsüyle İstanbul’un gastronomi sahnesinde yine iddialı bir konumda. Misafirlerine yalnızca yemek değil, aynı zamanda kültürler arası bir lezzet buluşması sunuyor.

Terrazza Italia

#TerrazzaItalia #İlkbaharMenüsü #ClaudioChinali #GurmeLezzet #İtalyanMutfağı #İstanbulYemeİçme #FineDining #BaharLezzetleri #Gastronomi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity