Yazılar

Güneş Kremi Kullanmanın Doğru Yolları: Etkili Koruma İçin Altın Kurallar

Yaz mevsiminin etkisini artırmasıyla birlikte, güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınlarına karşı korunma ihtiyacı yeniden gündemin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Central Hospital Dermatoloji Uzmanı Dr. Gizem Yağcıoğlu, güneş kremi kullanımında yapılan hataların ve cilt tipine uygun olmayan ürün tercihlerinin, beklenen korumayı sağlamadığı gibi ciltte çeşitli sorunlara da yol açabileceği konusunda uyarıyor.

Dr. Gizem Yağcıoğlu

Dr. Gizem Yağcıoğlu

Doğru Uygulama Korumanın Temeli

Güneş koruyucuların etkili olabilmesi için doğru ve düzenli kullanım büyük önem taşıyor. Uzmanlar, güneş kremi uygulamasının güneşe çıkmadan en az 20 dakika önce yapılması gerektiğini belirtiyor. Yüz ve boyun bölgesi için “iki parmak kuralı” ile yeterli miktarda ürün kullanılması, koruyuculuğun sağlanması açısından kritik görülüyor.

Dr. Yağcıoğlu, gün içinde etkin korumanın devam etmesi için güneş kreminin her iki saatte bir yenilenmesi gerektiğini vurgularken; yüzme, terleme veya havluyla kurulanma sonrasında da tekrar uygulanması gerektiğini ifade ediyor.

Cilt Tipine Göre Güneş Kremi Seçimi

Güneş koruyucu seçiminde yalnızca SPF değeri değil, cilt tipi de belirleyici bir faktör olarak öne çıkıyor:

-Yağlı ve karma ciltler: Gözenekleri tıkamayan, su bazlı, mat bitişli ve “non-komedojenik” ürünler tercih edilmeli.

-Kuru ciltler: Hyaluronik asit ve seramid gibi nemlendirici içeriklere sahip formüller daha uygun.

-Hassas ciltler: Alerji riskini azaltan mineral filtreli (çinko oksit ve titanyum dioksit içeren) ürünler öneriliyor.

Günlük kullanım için en az SPF 30, yoğun güneş maruziyeti ve uzun süreli açık hava aktivitelerinde ise SPF 50 ürünlerin tercih edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Yalnızca UVB Değil, UVA Koruması da Önemli

Central Hospital Dermatoloji Uzmanı Dr. Gizem Yağcıoğlu, yalnızca UVB ışınlarına değil, UVA ışınlarına karşı da koruma sağlayan “geniş spektrumlu” ürünlerin kullanılmasının; güneş yanıklarının yanı sıra erken cilt yaşlanması ve leke oluşumunun önlenmesinde önemli rol oynadığını vurguluyor.

Güneş kreminin yalnızca yaz aylarında değil, kış mevsimi dahil olmak üzere yıl boyunca düzenli olarak kullanılması gerektiği hatırlatılıyor. Uzmanlar, UV ışınlarının bulutlu havalarda dahi cilde zarar verebileceğine dikkat çekiyor.

 

#GüneşKremi #SPF #CiltSağlığı #UVKoruma #Dermatoloji #SağlıkHaber #GüneştenKorunma #CiltBakımı #CentralHospital #DrGizemYağcıoğlu #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Çocuklarda Kalp Hastalıkları: Erken Belirtilere Dikkat

Ülkemizde son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Geçmişte sadece ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp hastalıkları, artık gençlerde de kapıyı çalıyor hatta çocuk yaşta kalp krizi vakalarıyla da karşılaşılabiliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin genetik etkenlerin yanı sıra günlük yaşamda yapılan bazı hataların da kalbe ciddi zararlar verebildiğini belirterek “Çocuklarda kalp hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerlemektedir. Özellikle çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma ve spor yaparken zorlanma gibi kalp hastalığının belirtileri olabilecek şikayetler varsa mutlaka Çocuk Kardiyolojisi uzmanına başvurulmalı, ‘büyüme döneminde olur’ gibi yanlış bir algıya kapılıp zaman kaybedilmemelidir” diyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, günümüzde çocuk kalbini tehdit eden 9 etkeni, hatalı davranışları ve erken tanı için ailelerin dikkat etmeleri gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Murat Şahin

Dr. Murat Şahin

Hazır ve paketli gıdaların aşırı tüketimi

Hazır gıdalar; yüksek tuz, şeker ve trans yağ içerdiklerinden çocukların damar yapısını olumsuz etkiler, zamanla damar sertliğine zemin hazırlayarak kalp hastalıklarının erken yaşta başlamasına neden olabilir. Bu tarz paketli ürünler, aşırı tuz içeriğinden dolayı çocukluk çağında da tansiyon yüksekliğine yol açabilmektedir. Bu nedenle çocuğa ev yapımı, doğal ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalı, paketli ürünler sınırlandırılmalıdır.

Hareketsiz yaşam tarzı

Tablet, telefon ve bilgisayar başında uzun süre hareketsizlik kalbin yeterince çalışmamasına, dolaşım sisteminin zayıflamasına yol açar, obezite riskini artırır. Ayrıca hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle kardiyovasküler sistem ayarı kendini hep istirahatte gibi algıladığı için, ani hareketlerde baş dönmesi, göz kararması ve bayılma da görülebilmektedir. Çocukların açık havada her gün 60 dakika aktif hareket etmesi ve düzenli spor yapmaları desteklenmelidir.

Çocukluk çağı obezitesi

Fazla kilo, kalbin üzerine ekstra yük bindirir. Obez çocuklarda yüksek tansiyon, kolesterol ve insülin direnci gibi kalp hastalıklarını tetikleyen riskler daha erken ortaya çıkar. Çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi, ekran süresinin azaltılması ve spora yönlendirilmeleriyle kilolarının olması gereken ideal seviyeye ulaşmaları sağlanmalıdır.

Aşırı tuz tüketimi

Yapılan bilimsel çalışmalar; fazla tuz tüketiminin çocuklarda da yüksek tansiyona neden olabileceğini, bu durumun uzun vadede kalp ve damar sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini gösteriyor. Yemeklere ekstra tuz eklenmemesi, hazır atıştırmalıkların tuz oranına dikkat edilmesi ve başta cips olmak üzere aşırı tuzlu atıştırmalıklardan uzak durulması konusunda bilinçlendirilmeleri çok önemlidir.

‘Büyüme döneminde olur’ algısı

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin “Çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi belirtiler çoğu zaman ‘büyüme dönemi’ denilerek göz ardı edilebiliyor. Oysa bu belirtiler kalp hastalıklarının erken sinyalleri olabileceğinden, bu tür şikayetler mutlaka ciddiye alınmalı ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır” diyor.

Şekerli ve gazlı içecekler

Şekerli, gazlı ve kolalı içecekler hem kilo artışına hem de metabolik dengesizliklere yol açarak kalp sağlığını dolaylı olarak bozar. Ayrıca insülin direnci ve diyabet riskini artırır. Kafeinli içeceklerin de çocuk beslenmesinde yeri yoktur. Çok fazla kahve tüketimi çocuklarda ritim bozukluklarını tetikleyebilmektedir. Su, ayran ve doğal içecekler tercih edilmeli; şekerli içecekler alışkanlık haline getirilmemelidir.

Yetersiz uyku

Yeterli ve kaliteli uyku çocukların kalp sağlığı için de kritik öneme sahiptir. Yetersiz uyku; stres hormonlarını artırarak kalp ritmini ve tansiyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca çok geç uyuma alışkanlığı olan çocuklarda, vücudun biyolojik ritmi bozulabilmektedir. Bu nedenle mutlaka çocuğun yaşına uygun düzenli uyku saatleri oluşturulmalı ve uyku hijyenine dikkat edilmelidir.

Duruş ve oturuş bozukluğu

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin “Çocuklar uzun süre tablet, telefon ve bilgisayar başında oturma sırasında, eğilerek bel desteksiz oturdukları için omurgada eğrilikler ve göğüs kafesi şekil bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Bu duruş ve oturuş bozuklukları, çocuklarda göğüs ağrısını tetikleyebilmektedir” diyor.

Ailede kalp hastalığı öyküsünü göz ardı etmek

Genetik faktörler çocuklarda kalp hastalıkları açısından önemli bir risk oluşturur. Ailede erken yaşta kalp hastalığı varsa ya da ailede doğuştan gelen kalp hastalığı olan bireyler varsa çocuk da risk altında olabilir. Bu nedenle, aile öyküsü mutlaka doktora belirtilmeli ve çocuk düzenli kontrollerden geçirilmelidir.

Çocuklarda kalp sağlığı için 3 kritik test

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, çocuklarda kalp sağlığı için 3 kritik testi şöyle açıklıyor;

EKG (Elektrokardiyografi): Ritim bozuklukları, düzensiz kalp atımı ve bazı yapısal sorunlar hakkında bilgi verir. Çarpıntı, bayılma, göğüs ağrısı veya ani halsizlikte ilk tercih edilen, hızlı ve ağrısız bir testtir. Göğüse yerleştirilen elektrotlarla kalp ritmi değerlendirilir.

EKO (Ekokardiyografi): Kalbin yapısı ve işleyişini ultrasonla gösterir. Kapaklar, kalp kası, doğuştan kalp delikleri ve kan akışı incelenir. Üfürüm (kalpte ses), nefes darlığı, morarma veya gelişme geriliği varsa bu test büyük önem taşır.

Efor Testi (Gerekli Durumlarda): Egzersiz sırasında kalbin performansını ve ritmini değerlendirir. Genellikle koşu bandında yürüyerek yapılır. Aktif spor yapan veya çabuk yorulan çocuklarda hayati önem taşıyabilir. Spor öncesi değerlendirmelerde de tercih edilir.

 

#ÇocukKalpSağlığı #KalpHastalıkları #ÇocukKardiyolojisi #ErkenTanı #KalpKrizi #GençlerdeKalpSorunları #SağlıklıYaşam #KalpSağlığı #ÇocuklardaKalpKrizi #KalpAlarm #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Senfonik Live Serisi Yeni Durağında

Türk pop müziğinin güçlü isimlerinden Fettah Can, 30. sanat yılını kutladığı “Senfonik Live” serisine yeni bir durak ekledi. Bursa Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde kaydedilen konser serisinin bu bölümünde sanatçı, “Sen En Çok Aşksın” şarkısıyla dinleyicilerle buluşuyor.

Söz ve müziği Cansu Kurtcu ve Fettah Can imzası taşıyan eser, senfonik düzenlemesiyle aşk temasını daha derin ve güçlü bir duygusal noktaya taşıyor. Her performansıyla farklı bir hissi sahneye yansıtan “Senfonik Live” serisi, dinleyiciyi içine çeken bir müzikal anlatıya dönüşmeye devam ediyor. “Sen En Çok Aşksın”, YouTube ve tüm dijital müzik platformlarında yayında.

 

#FettahCan #SenEnÇokAşksın #SenfonikLive #TürkçePop #MüzikHaberleri #YeniŞarkı #CansuKurtcu #DijitalPlatformlar #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türkçe Pop Globalde Yükseliyor

Türk pop müziğinin güçlü sesi Hadise, merakla beklenen yeni albümü “H.” ile dinleyicilerin karşısına çıktı. Pasaj Müzik etiketiyle yayınlanan albüm, tamamı Türkçe şarkılardan oluşuyor ve ilk günden itibaren yalnızca Türkiye’de değil; Avrupa ve Orta Doğu’da da dijital platformlarda öne çıkarılarak geniş bir görünürlük elde etti.

Albümde Aleyna Tilki, Motive, Ersay Üner, Murda gibi isimlerle yapılan iş birlikleri dikkat çekiyor. 14 şarkılık albümün açılış parçası “Ara Beni”, güçlü yorumuyla öne çıkarken, geçtiğimiz haftalarda yayımlanan “Labirent” albümün ayak seslerini duyurmuştu.

Hadise’nin “H.” albümü, Türkçe müziğin global ölçekte ulaştığı yeni noktayı temsil ediyor ve şimdi tüm dijital platformlarda yayında.

#Hadise #YeniAlbüm #HAlbümü #TürkçePop #PasajMüzik #MüzikHaberleri #Labirent #AraBeni #GlobalTürkMüziği #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Bahar aylarında en sık görülen nedeni polenler olsa da…

Bahar ayları özellikle astım hastaları için riskli bir dönemi de beraberinde getiriyor. Artan polen yoğunluğu ve hava değişimleri başta olmak üzere pek çok etken astım ataklarını tetikleyerek hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor, hatta ölümcül olabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, bu dönemde acil servise başvurularda ve hastane yatışlarında belirgin artış görüldüğüne dikkat çekerek, “Bahar, astım hastaları için en riskli mevsimlerden birini oluşturmaktadır. Bu dönemde yoğun polen, ani sıcaklık değişimleri, artan nem ve hava kirliliği gibi çevresel faktörlerin bir araya gelmesi hava yollarındaki hassasiyeti belirgin şekilde artırmaktadır. İngiltere’de yürütülen bir araştırma, nisan-mayıs döneminde astım kaynaklı ölümlerde anlamlı bir artış saptamıştır. Ülkemizde de benzer tablo yaşanmakta; ilkbahar aylarında astım nedeniyle poliklinik başvuruları yüzde 30 – 40 oranında artış göstermektedir” diyor.

Dr. Burcu Babaoğlu Karan

Dr. Burcu Babaoğlu Karan

Dünya genelinde 300 milyon kişi astım hastası

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, astım dünya genelinde 300 milyon kişiyi etkilerken, ülkemizde de yaklaşık 6 milyon kişinin bu hastalıkla mücadele ettiği belirtiliyor. Tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini düşüren astım özellikle bahar aylarında hastalar için ciddi bir tehdit oluşturabiliyor. Ancak önemli bir sağlık sorunu olsa da doğru tedavi ve önlemlerle kontrol altına alınabiliyor. Düzenli ilaç kullanımı, bireysel tetikleyicilerden kaçınma ve hekim takibinin bu süreçte kritik rol oynadığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bahar aylarında astım ataklarının önlenmesi; tetikleyicilerden korunmak ve uygun ilaç tedavisini sürdürmek olmak üzere iki temel stratejiye dayanmaktadır. Hekim tarafından önerilen ilaç tedavisinin düzenli kullanımı acil servislere başvuruları önemli oranda azaltmaktadır. Uluslararası GINA (Global Initiative for Asthma) kılavuzuna göre astımı iyi kontrol altındaki hastaların yüzde 80’inden fazlası, doğru tedavi ve korunma stratejileriyle öksürük ve nefes almakta güçlük gibi semptomlardan büyük ölçüde kurtulabilmektedir.”  Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, bahar aylarında astım ataklarını tetikleyen 7 önemli etkeni anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. 

POLENLER

Dr. Burcu Babaoğlu Karan, bahar aylarında astımı tetikleyen faktörlerin başında polenlerin geldiğine işaret ediyor. Mart ayından itibaren fındık ve kavak gibi ağaçlar, mayıs-haziran döneminde çimen ve yabani otlar yoğun miktarda spor, yani havada uçuşan mikroskobik toz taneciklerini salmaya başlıyor. Polenler solunum yoluyla bronşlara ulaştığında bağışıklık sistemini tetikleyerek IgE aracılı alerjik inflamasyonu başlatıyor; bu da hava yollarının şişmesine (bronkospazm) ve  mukus (balgam) artışına yol açıyor. Türkiye Astım ve Alerji Derneği verilerine göre; alerjik astımlı hastaların yüzde 70’inden fazlası ilkbahar polenlerine duyarlı oluyor. Avrupa’da yapılan geniş çaplı araştırmalar; yüksek polen yoğunluğu olan günlerde acil servislere astım kaynaklı başvuruların yüzde 30 – 50  oranında arttığını gösteriyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Günlük hava durumu tahminleriyle birlikte ulusal veya bölgesel polen takvimlerini takip edin; yüksek riskli günlerde dışarı çıkmaktan kaçının.
  • Polen yoğunluğu sabah 08:00-11:00 saatlerinde ve rüzgarlı havalarda en üst düzeye ulaşıyor; bu saatler dışında sokağa çıkmayı tercih edin.
  • Dışarıdan eve geldiğinizde mutlaka duş alın ve giysilerinizi değiştirin; kıyafetleri balkona sermeyin.
  • Ev pencerelerini kapalı tutun, HEPA filtreli hava temizleyicisi kullanın.
  • Alerji testleriyle duyarlı olduğunuz polenleri saptayın; doktorunuzla birlikte alerjen immünoterapisi seçeneğini değerlendirin.

ANİ HAVA DEĞİŞİMLERİ

Bahar ayları sabah saatlerinde 8-10 dereceye kadar düşen, öğleden sonra ise 20-25 dereceye yükselen hava sıcaklığıyla günlük ısı farklarının en belirgin yaşandığı bir dönem. Bu ani değişimler, bronşiyal hiperreaktiviteye, bir başka deyişle solunum yollarının normalden çok daha kolay tahriş olabilir hale gelmesine yol açabiliyor. Soğuk hava bronş mukozasında kuruma ve sekresyon değişikliğine yol açarken, ani ısı yükselişi hava yolu ödemini kötüleştiriyor. Bu iki etken birlikte devreye girdiğinde bronkospazm kaçınılmaz hale geliyor. Araştırmalar, 10 dereceyi aşan günlük ısı farklarında astım ataklarının yüzde 20 – 25 oranında arttığını gösteriyor.

Nasıl önlem alınmalı?

  • Hava durumu uygulamalarını düzenli takip edin; günlük ısı farkının yüksek olduğu günlerde katmanlı giyinin.
  • Sabah ve akşam saatlerinde soğuk hava maruziyetini azaltmak için ince bir bere veya atkı kullanarak ağız ile burun bölgenizi koruyun.

AÇIK HAVADA EGZERSİZ YAPMAK

Egzersiz sırasında artan solunum hızı, soğuk ve kuru havanın bronşlara nüfuz etmesine zemin hazırlıyor. Bu durum inflamasyon mediatörlerinin, yani histamin ve lökotrien gibi maddelerin salınımını tetikleyerek egzersize bağlı bronkospazma yol açabiliyor. Bahar aylarında açık havada yapılan koşu, bisiklet ve futbol gibi aktiviteler; yoğun polen maruziyetiyle eş zamanlı gerçekleştiğinde risk artıyor. Astım hastalarının yüzde 80’inde görülen bronkospazmın nefes darlığı ve göğüste sıkışma gibi semptomları genellikle egzersiz başlangıcından 5-10 dakika sonra belirginleşiyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Açık hava aktivitelerini mümkünse polen yoğunluğunun daha düşük olduğu öğle saatlerinde planlayın.
  • Egzersizden 15-20 dakika önce doktorunuzun önerdiği kısa etkili bronkodilatör (kurtarıcı inhaler) kullanın.
  • Aktiviteden 5-10 dakika önce yürüyüş gibi hafif tempolu bir ısınma yapın; bu uygulama hava yollarını kademeli olarak genişleterek ani bronkospazm riskini azaltır ve solunum kaslarını yoğun egzersize hazırlar.
  • Havuz ortamındaki nem bronşları koruduğu için koşu yerine yüzme gibi kapalı mekân sporlarını tercih edin.
  • Egzersiz sırasında ve sonrasında nefes almakta güçlük ve öksürük gibi semptomlar gelişirse hemen durun ve kurtarıcı inhalerinizi kullanın. 

TEMİZLİK ÜRÜNLERİ VE KİMYASAL İRRİTANLAR

Bahar temizliği, astımlı bireyler için ciddi riskler barındırıyor. Klorlu temizlik ürünleri, sprey dezenfektanlar, parfümlü yüzey temizleyiciler ve kuru tozlar bronş mukozasını doğrudan tahriş edebiliyor.  Temizlik sırasında havaya kalkan tozların içinde bulunan   ev tozu akarları ve küf sporları da güçlü alerjik tetikleyicileri oluşturuyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Güçlü çözücüler, çamaşır suyu ve amonyaklı ürünler yerine sirke veya karbonat bazlı doğal temizleyicileri tercih edin.
  • Temizlik sırasında N95 veya FFP2 maske takın ve mekanı iyi havalandırın; pencereleri açın.
  • Toz kaldırmayan microfiber bezler ve nemli paspas kullanın; toz kaldıran süpürge ve fırçalardan kaçının.
  • Ağır temizlik işlerini kendiniz yapmak yerine mümkünse yardım alın.
  • Bronşları tahrip edebildiği için hava tazeleyici ve oda spreylerinden kaçının.

KÜFLER VE FUNGAL SPORLAR

Bahar yağmurlarının ardından artan nem ve sıcaklık, küf mantarlarının çoğalması için ideal koşullar yaratıyor. Alternaria ve Cladosporium başta olmak üzere pek çok fungal tür sporu, yani havada bulunan mikroskobik parçacık miktarını zirveye taşıyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, bu sporların polenlerden çok daha küçük oldukları için bronşiollere kadar ulaşarak şiddetli astım ataklarını tetikleyebildiklerini vurguluyor. Dr. Burcu Babaoğlu Karan, “Özellikle ev içindeki küfler; banyo, mutfak ve ıslak duvarlarda yıl boyunca süregelen tetikleyicilerdir. Ayrıca, küf sporlarına duyarlı astım hastaları, yağmur sonrasında ve yüksek nemli günlerde belirgin semptom artışı yaşadıklarını bildirmektedir” diyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Ev içindeki nem oranını yüzde 45 – 50 arasında tutun; higrometre ile takip edin.
  • Banyo, mutfak ve bodrum gibi nemli alanları düzenli olarak küf önleyici ürünlerle temizleyin.
  • Islak zeminler ve çürümüş ahşap hızlı küflenmeye zemin hazırladıkları için çatı veya duvar sızıntılarını derhal onarın.
  • Spor yoğunluğunun arttığı günlerde (yağmur sonrası, sisli ve nemli havalarda) dışarıda fazla zaman geçirmeyin.
  • HEPA filtreli hava temizleyicisi kullanın ve yaşam alanlarını düzenli aralıklarla havalandırın.

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

Bahar, kalabalık okul ortamları ve mevsim geçişlerinin getirdiği bağışıklık kırılganlığı gibi etkenler nedeniyle üst solunum yolu enfeksiyonlarının sık görüldüğü bir dönem. Viral enfeksiyonlar bronşiyal inflamasyonu  artırıyor, mukus üretimini çoğaltıyor ve hava yolu tıkanıklığını belirginleştiriyor. Dr. Burcu Babaoğlu Karan, bu durumun astım ataklarını tetikleyebildiğini vurgulayarak, “Rinovirüsler başta olmak üzere influenza, Respiratuvar Sinsityal Virüs (RSV) ve koronavirüsler gibi viral etkenler astım ataklarının yaygın nedenleri olarak karşımıza çıkmaktadır” diye konuşuyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Yıllık grip aşısını ve doktorunuzun önerdiği diğer aşıları (pnömokok vb.) düzenli olarak yaptırın.
  • Viral bulaşmayı belirgin şekilde azaltmak için ellerinizi sık sık yıkayın ve kalabalık ortamlarda maske kullanın.
  • Viral enfeksiyon sürecinde ilaç dozunuzun ayarlanması gerekebiliyor. Bu nedenle enfeksiyon belirtileri başlar başlamaz doktorunuzu aramayı ihmal etmeyin.
  • Hasta kişilerle yakın temastan kaçının. Kapalı ve kalabalık mekânlarda geçirdiğiniz süreyi kısıtlayın.

HAVA KİRLİLİĞİ VE ARTAN OZON SEVİYELERİ

Hava kirliliği ve artan ozon seviyeleri de astım hastaları için büyük bir tehdit oluşturuyor. Bahar ve yaz başında güneş ışınlarının artmasıyla birlikte fotokimyasal smog reaksiyonları, yani güneş ışığının etkisiyle kirleticilerin kimyasal reaksiyonlara girerek ozon oluşturması süreci hız kazanıyor. Bunun sonucunda yüzeydeki ozon düzeyleri yükseliyor. Yüzeydeki ozon ile partikül maddeler bronş epitelini doğrudan tahriş ederek oksidatif stres ve inflamasyonu artırıyor. Büyük şehirlerde trafik kökenli azot dioksit ve uçucu organik bileşikler de bu etkiyi katlıyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Günlük hava kalitesi indeksini (HKİ) mutlaka takip edin; orta ve üzeri seviyelerdeyse fiziksel aktivitenizi kısıtlayın.
  • Trafiğin yoğun olduğu bölgelerde ve kavşaklarda uzun süre kalmaktan kaçının. Mümkünse park ve yeşil alanlarda yürüyüş yapın.
  • Güneşli ve sıcak günlerde ozon seviyeleri öğle-akşam saatlerinde en üst düzeye ulaşıyor; bu saatlerde dışarıda egzersiz yapmaktan kaçının.

 

#Astım #BaharAlerjisi #PolenMevsimi #GöğüsHastalıkları #AcıbademMaslak #DrBurcuBabaoğluKaran #AstımAtakları #SağlıkHaberleri #SolunumHastalıkları #AstımKontrol #BaharRiskleri #AstımVePolen #AstımFarkındalık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Cantieri Capelli Türkiye’de East Marine Güvencesiyle

İtalyan zarafetinin denizdeki temsilcisi Cantieri Capelli, Türkiye’nin önde gelen denizcilik markalarından East Marine ile stratejik iş birliğini güçlendirdi. Rahmi M. Koç Müzesi’nde düzenlenen lansman, sektör profesyonellerini ve deniz tutkunlarını bir araya getirerek markanın Türkiye pazarındaki yeni dönemini başlattı.

Yaklaşık 50 yıllık deneyimiyle global ölçekte saygın bir RIB tekne üreticisi olan Cantieri Capelli, ikonik Tempest serisi ve lüks segmentteki Stradivari serisi ile öne çıkıyor. Stradivari 52 modeli, 2025 yılında Design Innovation Award kazanarak uluslararası alanda büyük başarı elde etti. East Marine ise 2008’den bu yana Türkiye’nin tek zincir kurumsal marine marketi olarak geniş ürün yelpazesi ve güçlü online kanallarıyla denizcilik kültürünü yaygınlaştırıyor.

Türkiye’nin uzun kıyı şeridi ve gelişen marina altyapısı, pazarı stratejik açıdan önemli kılarken bu iş birliği, İtalyan mühendisliği ile Türkiye’nin denizcilik birikimini buluşturarak lüks, performans ve güveni en üst seviyede temsil etmeyi hedefliyor.

 

#CantieriCapelli #EastMarine #Denizcilik #YatHaberleri #RIBMühendisliği #StradivariSerisi #TempestSerisi #RahmiKoçMüzesi #TürkiyeDenizcilik #LüksYat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Işıklara Bak Canım Mayıs’ta Okurla Buluşuyor

2022 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Annie Ernaux, gündelik hayatın sıradan mekânlarını derin bir toplumsal gözleme dönüştürdüğü yeni romanı “Işıklara Bak Canım” ile okurla buluşuyor. Can Yayınları etiketiyle Mayıs ayında yayımlanacak eser, Paris yakınlarındaki bir süpermarkete yapılan bir yıllık ziyaretlerin kaydını tutarak modern toplumun görünmez hiyerarşilerini açığa çıkarıyor.

Ernaux, alışveriş merkezini yalnızca ekonomik bir alan değil; farklı sınıfların, yaşların ve kökenlerin kesiştiği bir toplumsal temas noktası olarak ele alıyor. İndirim reyonlarından otomatik kasalara, bağış kampanyalarından güvenlik düzeneklerine kadar günlük pratikler üzerinden günümüz toplumunun mikrokozmosunu gözler önüne seriyor.

 

#AnnieErnaux #IşıklaraBakCanım #CanYayınları #NobelEdebiyatÖdülü #YeniRoman #FransızEdebiyatı #KitapHaberleri #ToplumsalGözlem #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Çocukların arkadaşlıkları gelecekteki ilişkilerinin provası!

Çocukluk döneminde kurulan arkadaşlık ilişkilerinin bireyin sosyal, duygusal ve bilişsel gelişiminde kritik bir rol oynadığını belirten Çocuk Gelişimi Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma, bu ilişkilerin yalnızca oyun ve vakit geçirme alanı olmadığını, aynı zamanda yetişkinlikteki ilişkilerin de temelini oluşturduğunu vurguladı.

Arkadaşlık kurmakta zorlanan çocuklarda bazı belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Asma, “Yaşına göre iletişim becerilerinin zayıf olması, sosyal etkileşimi başlatma ve sürdürmede zorluk yaşaması, okula gitmek istememesi, içe kapanıklık, olumsuz duygudurum, oyun oynama becerilerinin yaşına uygun ilerlememesi gibi belirtilerin görülmesi durumunda çocuk bir süre izlenmeli gerekli görülürse uygun destek hizmetlerine yönlendirilmelidir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma, çocukluk döneminde kurulan arkadaşlık ilişkilerini değerlendirdi.

Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma

Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma

Arkadaşlık ilişkileri ile çocuklar yetişkin yaşamını prova ediyor

Çocuğun gelişim sürecinde içinde bulunduğu sosyal çevrenin ve arkadaşlık ilişkilerinin önemli bir yeri olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma, “Arkadaşlık, iki tarafın da birbirini tanıdığı ve sürdürmek için gönüllü olduğu özel ilişki türüdür. Arkadaşlık ilişkileri çocuğun gelişimine birçok açıdan destek sunmaktadır. Arkadaşlık ilişkileri ile çocuklar; yetişkin yaşamını prova etme şansı bulur, toplumdaki sosyal kuralları öğrenme fırsatı elde eder, dil gelişimleri desteklenir, kendini ifade edebilme ve duygularını düzenleyebilme becerileri güçlenir, okula uyum süreçleri kolaylaşır, arkadaş yoluyla öğrenme yeteneği kazanabilir ve olumsuz durumlarla baş etme becerisi kazanabilir.” dedi.

Oyun oynama ve arkadaşlarla vakit geçirmenin önemi

Özellikle oyun oynama ve arkadaşlarla vakit geçirmenin prososyal beceriler denilen yardım etme, empati, özgecilik, nezaket gibi olumlu kişilerarası iletişim yeteneklerini geliştirdiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma, “Arkadaş edinmeyle birlikte karşısındakini dinleme, anlama ve onunla senkronize olma gibi olumlu sosyal davranışlar da desteklenmektedir. Bu becerilerin erken yaşta edinilmesi çocukların yaşamlarının ileriki evrelerinde de tatmin edici sosyal ilişkiler geliştirmelerine destek sunmaktadır.” diye konuştu.

Dikkat edilmesi gereken sinyaller

Arkadaşlık kurmakta zorlanan çocuklarda bazı belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma, “Yaşına göre iletişim becerilerinin zayıf olması, sosyal etkileşimi başlatma ve sürdürmede zorluk yaşaması, okula gitmek istememesi, içe kapanıklık, olumsuz duygudurum, oyun oynama becerilerinin yaşına uygun ilerlememesi gibi belirtilerin görülmesi durumunda çocuk bir süre izlenmeli; belirtilerin süresi ve çocuğun günlük yaşam işlevselliği üzerindeki olumsuz etkileri dikkate alınarak, gerekli görülürse uygun destek hizmetlerine yönlendirilmelidir.” ifadelerinde bulundu.

Dijital arkadaşlıklar ve ebeveyn rolü

Günümüzde arkadaşlık ilişkilerinin önemli bir kısmının çevrim içi ortamlarda gerçekleştiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma, çevrim içi platformlarda yüz yüze etkileşime göre nezaket kurallarını daha fazla ihlal edildiğini söyledi.

Dijital bağlamda kurulan arkadaşlıkların doğru denetim mekanizmasıyla desteklendiğinde çocukların gelişimine katkı sunabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma, “Zaman ve mekân açısından fiziksel sınırları aşmaya imkân sunması, çocukların arkadaşlık ilişkilerinin daha sağlıklı ve çeşitli yürümesine katkı sunmaktadır. Çevrim içi arkadaşlık süreçlerinin daha kaliteli bir şekilde yürütülmesi için ailelerin yasaklayan rolünden rehberlik eden rolüne geçişi için birtakım öneriler sunulabilir. Bunlar; dijital okuryazarlık becerileri edinin ve çocuğunuzu da bu becerileri kazanması için destekleyin, yargılamadan ve gerçekten çocuğunuzu merak ettiğiniz için dinleyin, arkadaşları hakkında sorular sorun, internet sağlayıcıların sunduğu filtreme tekniklerinden faydalanın, tanımadığı birileriyle görüntülü veya sesli konuşmaması gerektiğini hatırlatın, çevrim içi platformları evde ortak alanlarda kullanmasını sağlayın, yüz yüze arkadaşlık ve çevrim içi arkadaşlık dengesinin korunması gerektiğini vurgulayın, en önemlisi sizler de çevrim içi süreçlerde olumlu bir rol model olun.” şeklinde konuştu.

Çocukların erken dönemde kurdukları arkadaşlık ilişkileri yalnızca vakit geçirme değil

Çocukların erken dönemde kurdukları arkadaşlık ilişkilerinin yalnızca vakit geçirme olarak görülmemesi, yetişkinlikteki ilişkilerin bir prototipi niteliğinde ve gelişimlerinin desteklenmesi açısından önemli bir alan olarak ele alınması gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma, “Bununla birlikte, günümüz çocuklarının içine doğduğu dünyada teknoloji kaçınılmaz bir gerçekliktir. Bu noktada belirleyici olan, ebeveynlerin çevrim içi arkadaşlık süreçlerinde doğru ve bilinçli rehberlik sunabilmesidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

 

#ÇocukGelişimi #Arkadaşlık #ÜsküdarÜniversitesi #SosyalBeceri #ÇocukPsikolojisi #DijitalArkadaşlık #EbeveynRehberliği #Çocuklukİlişkileri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Giovanni Vaccaro’dan Bahara Özel Lezzetler

İstanbul Boğazı’nın büyüleyici manzarasına karşı konumlanan Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un İtalyan restoranı Bellini, bahara özel yenilenen menüsüyle lezzet tutkunlarını ağırlıyor. Sicilyalı danışman şef Giovanni Vaccaro’nun imzasını taşıyan yeni menü, mevsimin en taze ürünlerini İtalyan mutfağının zarafetiyle buluşturuyor.

Çırağan Palace Kempinski, Bellini

Bahara Özel Lezzetler

Bellini’nin yeni menüsü; kırmızı meyvelerle zenginleştirilen Burrata Salatası, Sicilya esintili patlıcan başlangıçları ve taptaze Bruschetta ile ferah bir açılış yapıyor. Menüde ayrıca Tuna, dana ve ahtapot carpaccio, klasik Caprese, trüf aromalı Ravioli, Istakozlu Risotto ve Karidesli Gnocchi gibi özenle hazırlanmış İtalyan klasikleri yer alıyor.

Çırağan Palace Kempinski, Bellini

Boğaz Manzarasında Lüks Trattoria Deneyimi

Bellini, yüksek tavanları, kristal avizeleri, el boyaması duvarları ve mavi-beyaz temalı oturma alanlarıyla klasik bir İtalyan trattoria atmosferini Çırağan Sarayı’nın zarafetiyle birleştiriyor. Misafirlerine sıcak, konforlu ve lüks bir akşam yemeği deneyimi sunuyor.

Çırağan Palace Kempinski, Bellini

Tatlılarda İtalyan Zarafeti

Menünün finalinde Tiramisu, Panna Cotta, Sabayon, Cannoli ve Antep Fıstıklı Semifreddo gibi tatlılar yer alıyor. Taş fırından çıkan focaccia ve pizzalar ise menüyü tamamlayan klasik dokunuşlar olarak öne çıkıyor.

Çırağan Palace Kempinski, Bellini’nin büyüleyici atmosferinde misafirlerini baharın tazeliğini yansıtan İtalyan lezzetlerini keşfetmeye davet ediyor.

 Bilgi; 0212 326 46 20

diningreservations.ciraganpalace@kempinski.com

Giovanni Vaccaro

#BelliniRestaurant #ÇırağanPalaceKempinski #İtalyanMutfağı #GastronomiHaberi #GiovanniVaccaro #BoğazdaLezzet #İstanbulGurme #LuxuryDining #BaharaÖzelMenü #FineDining #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ipsos Verileri: Lansmanların Kaderini İlk Deneyenler Belirliyor

Dünyanın lider araştırma şirketi Ipsos’un Hane Tüketim Paneli verilerinden derlenen içerik dosyasında, her yıl 4.000’den fazla yeni hızlı tüketim ürününün raflara çıktığı tespit ediliyor. Peki ya sonra? Her yıl binlerce ürün raflara çıkıyor; ancak gerçek başarı, bu ürünlerin doğru zamanda ve doğru tüketiciyle buluşabilmesine bağlı. Bu noktada veriler aslında şöyle bir mesaj veriyor: Lansmanların kaderi, büyük ölçüde ilk deneyenler tarafından belirleniyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik’in verilerle ilgili yorumu şöyle;

“Yeni ürün lansmanları, yalnızca inovasyonun değil, aynı zamanda büyümenin de tetikleyicilerinden biridir. Lansmanlara daha fazla alan açan şirketlerin daha yüksek büyüme performansı göstermesi, bu ilişkinin somut bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

Her yıl binlerce ürün raflara çıkıyor; ancak gerçek başarı, bu ürünlerin doğru zamanda ve doğru tüketiciyle buluşabilmesine bağlı. Bu noktada veriler bize şunu söylüyor: Lansmanların kaderi büyük ölçüde ilk deneyenler tarafından belirleniyor.

Hane nüfusunun yalnızca %17’sini oluşturan “Öncüler”, lansman harcamalarının %33’ünü gerçekleştirerek yeni ürünlerin ilk ivmesini yaratıyor. Bu erken dönem davranışları, bir ürünün yaygınlaşma potansiyeline dair önemli ipuçları sunuyor.

Bulgular, yeni ürünlerin pazardaki yolculuğunun her zaman doğrusal ilerlemediğini; özellikle ilk dönemde ortaya çıkan dinamiklerin ve farklı tüketici gruplarının davranışlarının bu süreci anlamada önemli bir rol oynadığını gösteriyor.”

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

#IpsosTürkiye #YeniÜrünLansmanı #TüketiciDavranışları #HızlıTüketimÜrünleri #İnovasyon #BüyümeStratejisi #HaneTüketimPaneli #PazarlamaVerileri #EkonomiHaberi #MarkaBaşarısı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity