Yazılar

Griple mücadelede “Anne yemekleri” çok önemli, çünkü…

Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor. Dünya genelinde veriler, 10 yaş altındaki çocuklarda influenza virüsünün, solunum hastalıklarına bağlı hastaneye yatışların yaklaşık yüzde 15’ini oluşturduğunu gösteriyor.  İnfluenza gribinin temel semptomları olan yüksek ateş, halsizlik, kuru öksürük, boğaz ve kas ağrıları özellikle küçük yaştaki çocuklarda daha şiddetli seyrederken, ebeveynlerde ciddi kaygıya yol açabiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, griple mücadelede sadece tıbbi tedavinin değil, doğru ve dengeli beslenmenin de kritik bir önem taşıdığına dikkat çekerek, “Yeterli sıvı alımı ve doğru beslenme, bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına, şikayetlerin hafiflemesine ve komplikasyonların azalmasına yardımcı olur. Hastalık döneminde vücudu dinlendirmek için iyi bir uyku, bol sıvı ve yeterli protein ile bağırsak mikrobiyotasını destekleyen gıdaların alınması son derece değerlidir” diyor.

Influenza virüsünde en önemli kurallardan birinin çocuğu zorlamadan az ve sık aralıklarla sıvı ağırlıklı beslemek olduğunu belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini, çinko ve probiyotikler mucizevi sonuçlar yaratmazlar ama vücudun doğru çalışmasına destek olurlar.  C vitamininden zengin gıdaların yanı sıra mikrop öldürücü ve bağışıklığı destekleyici etkileri nedeniyle sarımsak ile soğan içeren yemeklerin tüketilmesi, üzerlerine antiviral özelliği olan karabiber serpilmesi önemlidir. C vitamininden zengin limon da çorbaların ve salataların üzerine sıkılıp kolayca tüketilebildiği için avantaj sağlar” diye konuşuyor.

Prof. Dr. Coşkun Çeltik

Prof. Dr. Coşkun Çeltik

C vitamini bağışıklığı destekliyor

Vücuttaki kolajen üretimini artıran ve bağışıklık hücrelerinin işlevlerini destekleyen C vitamini grip tedavisinde önemli bir destek sağlıyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini grip virüsünü azaltmaz ve bağışıklığı güçlendirmez. Ancak, akut hastalık döneminde şikayetlerin daha hızlı hafiflemelerine yardımcı olabilir” diyor.  Yüksek doz C vitamininin ekstra bir faydası olmadığını; bu nedenle gıdalarla doğal yoldan alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Portakal, mandalina, limon, biber, avokado, kivi ile kuşburnu C vitamini açısından zengindir.  Çocuğun mümkünse meyvelerin kendisini tüketmesi önemlidir. Meyve suyu olarak verilecekse günlük iki bardağın geçmemesi daha iyi olur; çünkü aşırı şeker yükü metabolizmayı olumsuz etkiler” bilgisini veriyor.

Çinko enzimlerin çalışması için çok önemli

Çinko, vücudumuzda çok sayıda enzimin yardımcısı olduğu için influenza virüsünün sınırlanmasını sağlıyor, hatta dokuya tutunmasını engelliyor. Bu nedenle, çinko içeren gıdaların tüketilmesi de faydalı oluyor. Hindi, tavuk, kıyma, yoğurt, badem, ceviz, fıstık, kaju, kabak çekirdeği ve nohut çinkodan zengin gıdaları oluşturuyor.

Omega – 3 yağ asitleri vücuttaki yangıyı azaltıyor

Omega-3 yağ asitleri vücuttaki enflamasyonu, yani aşırı yangıyı azaltırken,  bağışıklık hücrelerini de destekliyor. Dolayısıyla, yüksek omega-3 (EPA/DHA) içeren balıkların hastalık döneminde haftada 1-2 kez tüketilmesinde fayda var. Somon, sardalye, uskumru ve hamsi özellikle kış mevsiminde omega-3 oranı yüksek deniz balıkları arasında yer alıyor.  “Balıkların kızartma olarak değil fırında pişirilmesi en ideal seçimdir. Bu sayede kızartmayla ortaya çıkan kötü trans yağlardan da uzak durulmuş olur” bilgisini veren Prof. Dr. Coşkun Çeltik, çok yağlı gıdaların hastalık dönemlerinde bulantıyı tetikleyebileceği için dikkatli olunması gerektiğini anlatıyor. Bitkisel omega-3 kaynaklarından olan ceviz de tercih edilebiliyor.

Probiyotikler bağırsak mikrobiyotası için önemli

Kefir gibi fermente süt ürünleri bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek bağışıklık yanıtına dolaylı katkı sağlayabiliyor; ancak inek sütü alerjisi, laktoz intoleransı, irritabl bağırsak hastalığı olan çocuklarda sorun oluşturabiliyor. Ayrıca, fazla probiyotik tüketimi de bazen gaz sorununu artırarak olumsuz etkilere neden olabiliyor.   Günde 1-2 öğün, en fazla 200 ml (bir su bardağı) kadar probiyotik kaynağı tüketmek genellikle yeterli geliyor. Laktozu tolere edemeyen çocuklarda doğal yoğurt alternatif olabiliyor. Hastalık döneminde probiyotik etkisi nedeniyle en güzel olanı ise doğal kefir tüketmek.

Protein kaynakları dokuları onarıyor

Protein; bağışıklık hücrelerinin çalışmalarında, antikor üretiminde ve dokuların onarımında son derece önemli bir rol üstleniyor. Tüm enfeksiyon durumlarında fazla enerji tüketimine bağlı olarak bir tür metabolik yıkım süreci gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik,  “Bu süreci geri döndürmek için karbonhidratla birlikte protein almak şarttır. Hastalık döneminde yağlı et ve kızartma yemekleri yerine daha hafif ve sulu yiyecekler tercih edilmelidir.  Örneğin, yoğurtlu pirinç pilavı, yumurta, lor peyniri, tavuk ve hindi beyaz eti, tavuk çorbası, kıymalı çorbalar veya deniz balıkları verilebilir. Alınan protein, pirinç, yulaf, patates, muz ve elma gibi besinlerle desteklenmelidir” diyor.  Prof. Dr. Coşkun Çeltik, gaz ve karın ağrısını tetikleyebilecekleri için baklagilleri çok tercih etmediklerine, bu dönemde bal ile pekmezin de iyi enerji verdikleri için avantaj sağladıklarına vurgu yapıyor.

Sağlıklı yağlar iltihabı hafifletiyor

Sağlıklı yağlar vücuttaki iltihabı azaltarak bağışıklık hücrelerinin çalışmalarına destek oluyor. Sağlıklı yağlar denildiğinde ise aklımıza ilk olarak zeytinyağı geliyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, ancak zeytinyağının kesinlikle gıdaları kızartma amaçlı kullanılmaması gerektiği uyarısında bulunarak, “Çünkü, zeytinyağı çabuk yanar ve bunun sonucunda birçok toksik madde açığa çıkararak hücrelere zarar verebilir. Dolayısıyla, zeytinyağının yemeği ocaktan indirmeye yakın ilave edilmesi önemlidir” diyor. Ayrıca, avokado, ceviz, fındık ve badem yağları da iyi yağlar grubunda yer alıyorlar. Ek olarak, bu gıdaların kendilerinin tüketilmesi lif açısından da katkı sağlıyor ve enerji veriyor.

Bol bol sıvı alması şart!

Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, enfeksiyon döneminde çocuğun mutlaka bol sıvı alması gerektiğine de vurgu yaparak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Ateş, hızlı solunum ve terleme nedeniyle sıvı kaybı artar. Bu da halsizlik, baş ağrısı, bulantı ve kusma yapabilir. Ağırlıklı olarak su olmak üzere, belli ölçülerde ayran, elma suyu ve limonata gibi içecekler ile çorbalar sıvı eksikliğini tamamlayabilir. Bulantıyı tetiklememek için sıvıların yavaş, az az ve sık alınması gerekir. Bazen ılık, ballı ve limonlu ıhlamur çayı da solunum sorunlarının azaltılması için iyi bir alternatif olabilir. Ancak sıvı alımı çok azsa ve kusma başladıysa bir sağlık kurumuna başvurulması elzemdir.”

Anne yemekleri çok önemli, çünkü…

İşlenmiş gıdalar, içeriğinde yağ oranı çok yüksek olduğu için hekimler tarafından hurda gıdalar olarak tanımlanıyor. Paketli atıştırmalıklar, şekerlemeler, gazlı içecekler, meyve oranı düşük olan şekerli içecekler, salam, sosis ve sucuk gibi ürünler yağ oranı çok yüksek olmalarının yanı sıra birçok katkı ve koruyucu kimyasal maddeleri de içerebiliyor, gereksiz şeker ile tuz yükü getiriyorlar. “Tüm bunlar çocuğun midesini rahatsız edebilir ve iştahını daha da bozabilir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Özellikle yüksek şekerli içecekler ve yiyecekler kısa süreli enerji verseler de ani insülin yükselmesine sebep olup,  kan şekeri dengesizliğine ve beslenmenin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca reflü ve kusmaya da neden olabilir. Dolayısıyla, anne yemekleri dediğimiz sulu, temiz ve sevgi yüklü yemekler çocuklar için son derece önemlidir” diyor.

#Grip #ÇocukSağlığı #DoğruBeslenme #AnneYemekleri #Bağışıklık #Cvitamini #Çinko #Omega3 #Probiyotik #Protein #SağlıklıYaşam #KışAyları #Influenza #BeslenmeÖnerileri #DoğalGıdalar #Sarımsak #Soğan #Limon #Karabiber #SıvıTüketimi #Zeytinyağı #SağlıklıYağlar #HastalıktaBeslenme #ÇocukBeslenmesi #SağlıkHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Baruthane’de İnsanlık ve Sanat Buluşması

İBB Miras’ın restorasyonuyla kültür-sanat yaşamına kazandırılan Ataköy Baruthane, ressam Fügen Leman’ın ayrımcılık karşıtı “İnsan Olmak” sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, insanlık kavramını çağdaş sanatın diliyle yeniden tartışmaya açarken, ortak değerler ve birlikte yaşama kültürüne güçlü bir bakış sunuyor.

Fügen Leman’dan Ayrımcılığa Karşı Sanatsal Duruş 

Soyut dışavurumcu ressam Leman, eserlerinde dil, din ve ırk ayrımına karşı bir tavrı görünür kılıyor. Tuvalin sınırlarını aşan büyük ve küçük ölçekli denemeler, farklı malzemelerin bir arada kullanımı ve teknik çeşitlilik, sanatın kurallarını sorgulayan eleştirel bir yaklaşım ortaya koyuyor.

Humanite Temasıyla İnsanlık Hâllerine Yolculuk

Göç, eşitsizlikler ve küresel çatışmaların arka planında şekillenen eserler, insan olmanın anlamını sorguluyor. Uzun yıllardır üretimlerinin merkezine “humanite” temasını yerleştiren Leman, ötekileştirmeye karşı evrensel bir duruş sergileyerek izleyiciyi içsel bir sorgulamaya davet ediyor.

#İnsanOlmak #FügenLeman #Baruthane #İBBMiras #ÇağdaşSanat #SoyutDışavurum #Humanite #SanatSergisi #AyrımcılıkKarşıtıSanat #SanatHaberi #İstanbulSanat #KültürSanat #Sanatseverler #GöçVeSanat #Eşitsizlikler #BirlikteYaşamaKültürü #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Jale İris Gökçe’den Kendilik/Self Yolculuğu

Çağdaş sanat dünyasında kendisini “Kendilik Araştırmacısı” olarak tanımlayan Jale İris Gökçe (Angel Rainbow), uzun soluklu sanatsal pratiğinin en rafine durağı olan Kendilik/Self sergisini 14 Şubat 2026’da Göksu–Anadoluhisarı’nda Hermes bünyesinde sanatseverlerle buluşturuyor.

Benliğin Katmanlarına Sezgisel Bir Yolculuk 

Sanatçının mini retrospektifi niteliğindeki sergi, bireyin iç dünyasına ve kimliğin dönüşken doğasına odaklanıyor. Figüratif ile soyut arasında salınan kompozisyonlar, renk, yazı ve sembollerle izleyiciyi yalnızca görsel değil, aynı zamanda içsel bir karşılaşmaya davet ediyor.

Renklerin Gürültüsünden Işığın Sessizliğine 

Angel Rainbow imzasını taşıyan eserler, kimliğin parçalı doğasından saf enerjiye uzanan bir geçişi temsil ediyor. Gökçe, “Kendilik bir yüz değil; bir geçiştir” diyerek izleyiciyi kendi içsel haritasını yeniden düşünmeye çağırıyor.

 

#JaleİrisGökçe #AngelRainbow #KendilikSelf #ÇağdaşSanat #SanatSergisi #GöksuAnadoluhisarı #HermesSanat #BenlikYolculuğu #KimlikVeSanat #FigüratifVeSoyut #SanatHaberi #RenklerinSessizliği #İçselHarita #SanatSeverler #KadimBilgiler #SanatEtkinliği2026 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Geleneksel Lezzetler Modern Yorumlarla İftar Menüsünde

Address Istanbul, 19 Şubat – 19 Mart 2026 tarihleri arasında Ramazan ayının huzur dolu atmosferini The Restaurant’ta hazırlanan özel iftar menüsüyle misafirlerine sunuyor. Geleneksel tatların modern yorumlarla buluştuğu menü; iftariyeliklerden çorbaya, ana yemeklerden tatlıya kadar zengin bir seçkiyle Ramazan sofralarını unutulmaz bir deneyime dönüştürüyor.

Geleneksel Lezzetler Modern Yorumlarla Sofralarda 

Medine hurması, Hatay kırma zeytini, Ezine peyniri ve tahin helvası gibi seçkin iftariyeliklerle başlayan menü; kuzu gerdan veya acılı mercimek çorbası seçenekleri, dana kaburga, kuzu tandır, günün balığı ve organik tavuk gibi ana yemeklerle devam ediyor. Tatlılarda ise baklava çeşitleri, güllaç ve Türk lokumu Ramazan’ın simgesi şerbet eşliğinde sunuluyor. Address Istanbul’un zarif dekorasyonu ve sıcak ambiyansı, iftarı yalnızca bir yemek değil, sevdiklerinizle paylaşılan özel bir buluşma anına dönüştürüyor.

Bilgi; Info.ADISH@addresshotels.com

+90 216 285 1111

#Ramazan2026 #AddressIstanbul #TheRestaurant #İftarMenüsü #RamazanSofraları #GelenekselLezzetler #ModernYorumlar #İstan-bulLezzetleri #RamazanZarafeti #İftarDeneyimi #TürkMutfağı #Rama-zanAtmosferi #Rezervasyon #RamazanTatları #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Bel fıtığına yol açan 7 önemli etken!

Günümüzde uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz bir yaşam sürmek ve çağımızın önemli sorunu olan obezite, bel fıtığının görülme sıklığını giderek artırıyor. Yapılan çalışmalar, şiddetli bel ve bacak ağrısının en sık rastlanan sebeplerinden biri olan bel fıtığına bağlı sinir kökü sıkışmasının yaşam boyu gelişme riskinin dünya genelinde yüzde 3–5 civarında olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de ise her 4 kişiden 1’inin son bir yıl içerisinde bel  ağrısı yaşadığı belirtilirken, bel fıtığının bu ağrıların önemli bir kısmını oluşturduğu vurgulanıyor. Acıbadem International Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Özkan Yükselmiş,  genellikle 30–50 yaş arasında görülen bel fıtığının modern yaşam koşullarının etkisiyle son yıllarda 20’li yaşların başında, hatta üniversite çağındaki gençlerde bile giderek artış gösterdiğini  belirterek, “Telefon, tablet veya bilgisayar karşısında  kambur pozisyonda uzun süre oturmak, hareketsiz bir yaşam sürmek, egzersiz sırasında yanlış teknikle ağırlık kaldırmak ve fazla kilolu olmak, özellikle gençlerde bel fıtığının artışında en sık görülen nedenleri oluşturuyor” diyor.

Dr.  Özkan Yükselmiş

Dr.  Özkan Yükselmiş

2 hafta süren şiddetli bel ve bacak ağrısına dikkat!

Omurgamızdaki bel omurları arasında yer alan ve “disk” olarak adlandırılan yastıkçıkların zamanla yıpranıp dışarı doğru bombeleşerek sinir köklerine baskı yapmaları “bel fıtığı” olarak tanımlanıyor. Bel bölgesinde ani başlayan veya giderek artan bel ağrısı, belden başlayıp bacağın arkasından topuğa kadar inen “elektrik çarpması” veya “çekilme tarzında” ağrı, hissizlik ile iğnelenme (bacakta, ayakta veya parmaklarda) ve belde kas spazmı, en sık görülen şikayetler arasında yer alıyor.

Ancak hastaların önemli bir bölümü bu belirtileri “geçer” düşüncesiyle göz ardı ederek doktora gitmeyi geciktiriyor. Hastalığın ilerlemesine bağlı olarak ağrının kronikleşmesi ve şiddetinin artması günlük yaşam aktivitelerini ciddi ölçüde kısıtlarken, acil ameliyat gereksinimi de ortaya çıkabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr.  Özkan Yükselmiş, tedaviden etkin sonuç alınabilmesi ve kalıcı hasarın önlenebilmesi için bel fıtığının erken dönem belirtilerini ihmal etmemek gerektiğini anlatarak, “İlaç ve istirahate rağmen yaklaşık 2 haftadır geçmeyen şiddetli bel ve bacak ağrısında zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak son derece önemlidir” uyarısında bulunuyor.

Bel fıtığının 7 önemli nedeni!

Bel fıtığı genellikle birden fazla faktörün birleşmesiyle ortaya çıkıyor.  Dr. Özkan Yükselmiş, bel fıtığına neden olan etkenleri şöyle sıralıyor:

Genetik yatkınlık:  Ailede bel fıtığı öyküsü varsa, disk yapısı daha kolay yıpranabiliyor.

Yaşa bağlı yıpranma: Diskler yaşla birlikte su kaybederek esnekliğini yitiriyor. Bu doğal süreç fıtıkla sonuçlanabiliyor.

Hareketsiz bir yaşam:  Düzenli egzersiz yapmamak ve hareketsiz bir yaşam sürmek riski artıran önemli faktörlerden. Çünkü, özellikle bel ve karın kasları güçlü değilse, omurganın yükünü diskler ve eklemler taşımak zorunda kalıyor.

Yanlış duruş ve uzun süre oturma:  Özellikle gençlerde; kambur pozisyonda, öne eğilerek saatlerce telefon veya tablet ekranına bakmak, omurgaya binen yükü artırıyor. Ayrıca, bilgisayar karşısında çalışırken veya araç kullanırken uzun süre hatalı pozisyonda oturmak ve eğilerek çalışmak da aynı nedenle bel fıtığına yol açabiliyor.

Ağır kaldırma ve ani hareketler: Eğilerek ve gövdeyi çevirerek ağır bir yük kaldırmak diskin aniden yırtılmasına ve fıtığın ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Fazla kilo: Vücut ağırlığı arttıkça, bel omurlarına binen yük de artıyor.

Sigara: Disklerin beslenmesini bozarak daha çabuk yıpranmalarına sebep olabiliyor.

Ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor!

Toplumdaki yaygın inanışın aksine, bel fıtığı tanısı alan hastaların büyük bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Güncel kılavuzlar, idrar kaçırma, çok ileri güç kaybı ve felç gibi acil durumlar yoksa, öncelikle konservatif (ameliyatsız) tedavilerin denenmesini öneriyor. Dr. Özkan Yükselmiş, “Güncel veriler, erken tanı sayesinde, ameliyata gerek kalmadan, uzman hekim kontrolünde başlanan fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle  ağrı ile fonksiyon kaybının belirgin ölçüde düzeldiğini, hastaların büyük bir kısmının günlük yaşamlarına geri dönebildiğini gösteriyor. Bazı hastalarda şikâyetler neredeyse tamamen kaybolurken, bazı hastalarda hafif ve aralıklı ağrılar ise kalıcı olabiliyor; bu noktada düzenli egzersiz ile yaşam tarzı değişiklikleri devreye giriyor” diyor.

Bel fıtığında ilk basamak fizik tedavi!

Fizik tedavi ve rehabilitasyon, bel fıtığında ameliyatsız tedavinin temel taşını oluşturuyor. Yüzeyel ısı uygulamaları, derin ısı ajanları, elektrik akımları, manuel terapi ve traksiyon, esneme ile güçlendirme egzersizleri, duruş ve ergonomi eğitimi, fizik tedavinin başlıca yöntemlerini oluşturuyor.  Dr. Özkan Yükselmiş, bu yöntemlerin genellikle tek tek değil, kombine şekilde uygulandığını; hastanın kliniğine ve MR bulgularına göre kişiselleştirildiğini vurguluyor. Dr. Özkan Yükselmiş, ilaç ve fizik yöntemlerine rağmen ağrısı çok şiddetli olan veya ameliyat öncesinde “ara basamak” tedavisine ihtiyaç duyulan hastalarda ise epidural veya transforaminal gibi girişimsel yöntemlerin de gündeme geldiğini anlatıyor.

Tedavi sonrasında koruma planı çok önemli!

Ameliyatsız tedavinin başarısında hastanın aktif katılımının en az tedavinin kendisi kadar önem taşıdığını ifade eden Dr. Özkan Yükselmiş, bu süreçte dikkat edilmesi gereken başlıca noktaları, “Doktorun verdiği egzersiz programını şikâyetler azalınca bırakmamak, ani ve ağır yük kaldırmaktan kaçınmak, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, doğru oturma ve yatış pozisyonuna özen göstermek, kilo kontrolü sağlamak, sigarayı bırakmak, stres yönetimine dikkat etmek” şeklinde sıralıyor.  Ayrıca, bel fıtığında uzun vadeli koruma planının da kilit bir rol üstlendiğini belirten Dr. Özkan Yükselmiş, “Çünkü, bel fıtığı aynı veya farklı seviyede tekrar edebiliyor. Bu risk, düzenli egzersiz, kilo kontrolü ve doğru duruş alışkanlıkları gibi koruyucu yaklaşımlarla ciddi oranda azaltılabiliyor” diye konuşuyor.

 

#PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #BelFıtığı #BelAğrısı #OmurgaSağlığı #FizikTedavi #Rehabilitasyon #AmeliyatsızTedavi #Egzersiz #YanlışDuruş #HareketsizYaşam #Obezite #GenetikYatkınlık #KiloKontrolü #SigaraBırak #SağlıklıYaşam #Ergonomi #DuruşBozukluğu #KasGüçlendirme #DiskYıpranması #ŞiddetliAğrı #AcıbademInternational #DrÖzkanYükselmiş #SağlıkFarkındalığı #YaşamTarzıDeğişikliği #KorumaPlanı

“Farkındalığı yüksek bir hayat kurun”

Genç yaşta başlayan oyunculuk yolculuğundan televizyon ve dijital projelere uzanan kariyerinde Berkay Akdemir; motivasyonunu, set disiplinini ve güçlü karakterlere duyduğu tutkuyu PAUSE Dergi’ye anlattı…

Röportaj: Nazan Ortaç

Berkay Akdemir

Oyunculuk yolculuğunuz oldukça genç yaşta başlamış. Bu mesleği seçtiğiniz ilk anı hatırlıyor musunuz?

Konservatuvara girmeden önce 9 Eylül Üniversitesi’nde maliye okudum. Aslında içimde çocukluğumdan beri hep olan o dürtüyü ablamın da beni cesaretlendirmesiyle tiyatroyla ilgilenmeye başlayarak açığa çıkartmış oldum. Daha sonrasında konservatuvar okumamla birlikte oyunculuk profesyonel olarak mesleğim haline geldi.

Televizyon dizileriyle geniş kitlelere ulaştınız, dijital projelerle de farklı bir izleyiciye hitap ediyorsunuz. Sizce bu iki alanın oyuncuya sunduğu en büyük fark ne?

Bence iki alan da kendine has heyecanlar barındırıyor. Televizyonda her hafta seyirciyle temas edip seyircilerin hem sosyal medyada hem sokakta geri dönüşlerini almak; seyirciyle birlikte devamını bilmediğimiz bir hikâyenin içinde yolculuk ediyor olmak çok güzel. Dijitalde ise hikâyenin ve karakterin başını sonunu bütünüyle bilerek oynamak ve seyirciyle buluşmasını heyecanla beklemek başka heyecan veren bir deneyim.

“Yükselen yıldız” olarak anılmak size motivasyon mu sağlıyor yoksa ekstra bir baskı mı yaratıyor?

Kesinlikle bana büyük bir motivasyon sağlıyor. Kendime inandığım bu yolda insanların da bana inanıyor olması beni çok cesaretlendiriyor.

Berkay Akdemir

Kariyerinizde şimdiye kadar sizi en çok zorlayan rol hangisiydi ve neden?

‘Kızılcık Şerbeti’ dizisindeki İbrahim karakterini oynarken yer yer zorlandığım anlar oldu. Nursema’yı camdan attığım sahneden sonra sokakta başıma bir şey geleceğinden neredeyse emindim (gülüyor)!

Canlandırdığınız karakterlerde özellikle dikkat ettiğiniz, “olmazsa olmaz” dediğiniz bir detay var mı?

Benim için karaktere uygun kostümü giymek olmazsa olmazdır. Sette zaman zaman kostüm sorumlusu olan arkadaşlarla fikir ayrılığına düşebiliyoruz. İyi hissedeceğim kostümü giymek için sonuna kadar mücadele ediyorum, onları bezdirdiğim anlar yaşanmış olabilir (gülüyor).

Set disiplininiz ve role hazırlanma süreciniz nasıl ilerliyor? Rutininiz var mı?

Set ortamında set arkadaşlarımla eğlenmeyi her ne kadar çok sevsem de konsantrasyonumu olabildiğince korumak adına set içinde yalnız kaldığım alanlar yaratmaya özen gösteriyorum. Oynadığım bir karaktere çalışırken genellikle karakterin çocukluk yıllarını ve aile yapısını hayal etmeye çalışıyorum. Karakterimin geçmişine yönelik detaylı sorular sormaya çalışıyorum. Yani karakterimin çocukluğunu bilmek benim için role hazırlanırken bir rutin haline geldi diyebilirim.

Berkay Akdemir

İzleyiciler sizi genellikle belirli bir karakter tipiyle özdeşleştiriyor mu, bu durumdan memnun musunuz?

İbrahim karakterini oynadıktan sonra genellikle sert ve kötü karakterlerle özdeşleştiriliyorum. Sonrasında oynadığım roller de bu yönde oldu ama son dijital projemde oynadığım komiser rolüyle bunu kıracağımı düşünüyorum. Her role çalışmak, oynamak benim için ayrı keyifli. Beklemede kalın; kariyer yolculuğumda beni bambaşka rollerde de göreceksiniz (gülüyor).

Dijital platformların yükselişi sizce oyuncular için nasıl yeni kapılar açıyor?

Mesleğimizi icra edebileceğimiz alanların genişliyor ve çeşitleniyor olması tabi ki bizim için mutluluk ve heyecan verici.

Oyunculuk eğitimi mi yoksa sahada öğrenmek mi sizin için daha belirleyici oldu?

Aslında ikisi de eşit oranda belirleyici oldu diyebilirim. Konservatuvar yıllarımda çok değerli hocalardan eğitim gördüm ve onlarla çalışabildiğim için çok şanslıyım. Aynı şekilde sette de çok değerli oyuncuları izleme ve onlarla oynama şansı elde ettim bu set pratiği de benim için oldukça geliştirici oldu olmaya da devam ediyor.

Berkay Akdemir

Oyunculuk yolculuğunuzda size ilham veren, hayranlık duyduğunuz oyuncular kimler?

İlham veren ve hayranlık duyduğum çok isim var tabii ki! Andrew Scott, Benedict Cumberbatch, Demet Evgar, Halit Ergenç şu an aklıma gelen güncel isimler diyebilirim.

Önümüzdeki dönemde kendinizi nasıl projelerde görmeyi hedefliyorsunuz?

Güçlü hikâyeler, güçlü karakterlerle izleyiciyle güzel bağlar kurduğumuz uzun soluklu projelerle kariyerime devam etmek istiyorum. Yakın zamanda bir tiyatro oyunu yapmak için çalışıyorum.

Genç yaşta sektöre girmek isteyen ama çekinceleri olanlara ne söylemek istersiniz?

Uzaktan cazibeli görünen ama içine girdikçe var olabilmenin oldukça zor olduğu bir sektör. Maalesef şans faktörü de oldukça önemli bir etken. Ama bence oyunculuk sanatı ve hikâye anlatıcılığı yaşamın direkt olarak içinden beslenen ve yaşamın oldukça öz bir dışavurumu. Onlara hayatın içinde farkındalığı yüksek ve tadına varan bir yaşam kurmaları için tavsiyede bulunabilirim. Bunun oyunculuk üzerinde etkisi benim gözümde çok büyük. Bunun dışında kendilerini eğitmeyi hiç bırakmamalarını, hayallerinin peşinden sonuna kadar gidip kendi şanslarını yaratmalarını tavsiye ederim.

#BerkayAkdemir #PauseDergi #OyunculukYolculuğu #GençOyuncular #DijitalProjeler #TelevizyonDizileri #KızılcıkŞerbeti #İbrahimKarakteri #SetDisiplini #KarakterHazırlığı #YükselenYıldız #AndrewScott #BenedictCumberbatch #DemetEvgar #HalitErgenç #Tiyatro #OyunculukTutkusu #Farkındalık #SanatVeYaşam #KariyerYolculuğu #Motivasyon #GüçlüKarakterler #İlhamVerenHikayeler #DijitalPlatformlar #YeniProjeler #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Şubat 2026 burç yorumları

♈ Koç (21 Mart–19 Nisan)

Ayın başındaki Dolunay, yaratıcılığınızı açığa çıkarıyor ve projelerde ilerleme sağlıyorsunuz. Sosyal hayatınız hareketleniyor, yeni çevreler ve davetler gündeme geliyor. 6’sında Merkür ve Venüs’ün burç değiştirmesiyle gizli konuşmalar, perde arkası ilişkiler öne çıkabilir. 13’ünde Satürn burcunuza girerek ciddi sorumluluklar getiriyor; bu dönem disiplin ve kararlılık isteyecek. 17’sindeki Güneş Tutulması yeni arkadaşlıklar ve sosyal çevreler sunarken, 18’inden itibaren içe dönme ihtiyacı artıyor. Ay sonunda Merkür retrosu dinlenme ve sabır gerektiriyor.

♉ Boğa (20 Nisan–20 Mayıs)

Şubat ayı kariyerinizde hızlı bir yükseliş dönemi. Güneş’in etkisiyle liderlik fırsatları doğuyor. 1’inde Dolunay ev düzeni ve huzuru öne çıkarıyor. Uranüs’ün hareketiyle radikal değişimlere açıksınız; gardırobunuzu yenileyebilir, yeni bir tarz deneyebilirsiniz. 6’sında Merkür ve Venüs sosyal hayatınızı canlandırıyor. 17’sindeki Güneş Tutulması iş fırsatlarını getiriyor, kariyerinizde dönüm noktası olabilir. 22’sinde romantizm öne çıkıyor, özel planlar yapabilirsiniz. Ay sonunda Merkür retrosu sosyal çevrede yanlış anlaşılmalara yol açabilir.

♊ İkizler (21 Mayıs–20 Haziran)

Seyahat ve yeni deneyimler için ideal bir ay. 1’inde Dolunay ve 17’sinde Güneş Tutulması gezme isteğinizi artırıyor. Merkür ve Venüs iletişim gücünüzü yükseltiyor, iş hayatında ilerleme sağlıyorsunuz. 13’ünde Satürn sosyal çevrenizi yeniden şekillendiriyor; güçlü bağlantılar kurma zamanı. 18’inde kariyerinizde liderlik fırsatları doğuyor. 26’sında Merkür retrosu dikkat gerektiriyor; iletişimde yanlış anlaşılmalara açık bir dönem.

♋ Yengeç (21 Haziran–22 Temmuz)

Mali konular ön planda. 1’inde Dolunay gelir kaynaklarını etkiliyor, bütçenizi gözden geçirmeniz gerekebilir. 6’sında Merkür ve Venüs seyahat isteği doğuruyor ama önce bütçenizi kontrol edin. 13’ünde Satürn kariyerinizde güçlü bir dönem başlatıyor; sorumluluklar artıyor. 17’sinde sürpriz bir kazanç olabilir. 18’inde Güneş seyahat fırsatlarını aydınlatıyor. 26’sında Merkür retrosu seyahatlerde aksiliklere yol açabilir.

♌ Aslan (23 Temmuz–22 Ağustos)

Dolunay ile yenilenme zamanı. Eski alışkanlıkları bırakın, yeni bir benliğe adım atın. İlişkiler gözden geçiriliyor, size uymayanları geride bırakın. 6’sında Merkür ve Venüs ortak kaynaklar konusunu gündeme getiriyor. 13’ünde Satürn eğitim ve seyahat fırsatlarını kalıcı hale getiriyor. 17’sinde yeni bağlantılar doğabilir, romantik veya iş ilişkisi olabilir. 18’inde mali durumunuz iyileşiyor. 26’sında Merkür retrosu sözleşmelerde dikkat gerektiriyor.

♍ Başak (23 Ağustos–22 Eylül)

İş yoğunluğu artıyor, ayın başında dinlenmeye zaman ayırın. 6’sında Merkür ve Venüs ilişkilerde uyum getiriyor. 13’ünde Satürn finansal düzenlemeler için fırsat sunuyor; bütçenizi dengeleyin. 17’sinde yeni iş veya terfi gündeme gelebilir. 18’inde kazançlarınızı kutlayın. 26’sında Merkür retrosu iletişimde dikkat gerektiriyor.

♎ Terazi (23 Eylül–22 Ekim)

Romantik fırsatlar öne çıkıyor. 1’inde Dolunay sosyal hayatı canlandırıyor, yeni bağlantılar mümkün. 6’sında iş hayatında uyum sağlanıyor. 13’ünde Satürn ilişkilerde bağlılık veya ayrılık getirebilir. 17’sinde yeni başlangıçlar doğabilir. 22’sinde Venüs romantizmi artırıyor. 18’inde liderlik öne çıkıyor. 26’sında Merkür retrosu iş ortamında dikkat gerektiriyor.

♏ Akrep (23 Ekim–21 Kasım)

Ev ve aile konuları ön planda. 1’inde kariyer fırsatı doğuyor. 6’sında Merkür ve Venüs aşk hayatınızı canlandırıyor. 13’ünde Satürn iş yükünü artırıyor. 17’sinde evle ilgili sürpriz gelişmeler olabilir. 18’inde romantizm öne çıkıyor. 26’sında Merkür retrosu yanlış anlaşılmalara dikkat gerektiriyor.

♐ Yay (22 Kasım–21 Aralık)

Seyahat ve hareketlilik öne çıkıyor. 1’inde Dolunay tatil fırsatı sunuyor. 6’sında Merkür ve Venüs aile ihtiyaçlarını gündeme getiriyor. 13’ünde Satürn aşk hayatınızı ciddileştiriyor. 17’sinde yeni bağlantılar doğabilir. 18’inde ev ve aile konuları öne çıkıyor. 26’sında Merkür retrosu küçük tartışmalara yol açabilir.

♑ Oğlak (22 Aralık–19 Ocak)

Mali durumunuz iyileşiyor. 1’inde Dolunay bütçenizi netleştiriyor. 6’sında Merkür ve Venüs kısa seyahatler getiriyor. 13’ünde Satürn aile sorumluluklarını artırıyor. 17’sinde yeni gelir kaynağı doğabilir. 18’inde fikirlerinizi güçlü şekilde ifade ediyorsunuz. 26’sında Merkür retrosu iletişimde dikkat gerektiriyor.

♒ Kova (20 Ocak–18 Şubat)

Ayın ilk haftaları sizin için parlıyor. 1’inde Dolunay ilişkilerde özgürleşme getiriyor. 6’sında Merkür ve Venüs finansal konuları gündeme getiriyor. 13’ünde Satürn bilgi ve öğrenme alanında yeni bir dönem başlatıyor. 17’sinde radikal değişim isteği doğabilir. 18’inde kazançlar artıyor. 26’sında Merkür retrosu alışverişlerde dikkat gerektiriyor.

♓ Balık (19 Şubat–20 Mart)

Ay sakin başlıyor, içe dönme ihtiyacı artıyor. 1’inde Dolunay alışkanlıkları gözden geçirmenizi sağlıyor. 6’sında Merkür ve Venüs burcunuza girerek kendinizi ifade etmenizi kolaylaştırıyor. 13’ünde Satürn finansal disiplin gerektiriyor. 17’sinde kendinizi şımartın. 18’inde Balık mevsimi başlıyor, enerjiniz yükseliyor. 26’sında Merkür retrosu sözlerinize dikkat gerektiriyor.

#Balık #İfade #Finans #Tutulma #Koç #Dolunay #YeniBaşlangıçlar #MerkürRetrosu #Satürn #Kova #Özgürlük #Bilgi #Oğlak #Finans #Aile #Yay #Seyahat #Aşk #Akrep #Aile #Kariyer #Tutulma #Romantizm #Terazi #Aşk #Romantizm #Başak #İşHayatı #Finans #Aslan #Yenilenme #İlişkiler #Tutulma #Satürn #Yengeç #Finans #Kariyer #İkizler #Seyahat #Kariyer #Boğa #Kariyer #Değişim #Tutulma #Romantizm

“VII” Tadım Menüsü: Vegan Fine Dining’de Şiirsel Bir Deneyim

Türkiye’nin ilk vegan fine dining lokantası Telezzüz, şef Bahtiyar Büyükduman liderliğinde hazırlanan yeni kış menüsü “VII” ile misafirlerini sanat ve gastronomi arasında şiirsel bir yolculuğa çıkarıyor. Yedi duraktan oluşan menü, insanın içsel çatışmalarından ve evrensel zaaflarından ilham alarak tabaklara çok katmanlı bir anlatı taşıyor.

Telezzüz

Her bir durak; arzular, zaaflar ve duygular üzerinden şekillenen özgün tabaklarla misafirleri farklı bir deneyime davet ediyor. Şampanya, pancar ve gül aromasıyla baştan çıkarma duygusunu işleyen tabaktan, altın yapraklı vegan foie gras yorumuna kadar uzanan menü; kış mevsimine güçlü bir gastronomi anlatısı katıyor.

Telezzüz

À La Carte Seçkilerle Zenginleşen Kış Sofrası

“VII” tadım menüsüne eşlik eden à la carte seçenekler, kereviz çorbasından mantar pateye, isli sarma ve pırasalı muska böreğine kadar geniş bir yelpaze sunuyor. Ana yemeklerde ise glaze kereviz, koji havuç, kremalı fasulye ve lahana & kale şiş gibi yaratıcı yorumlar öne çıkıyor.

Telezzüz

Telezzüz, sanatla gastronomiyi buluşturan bu menüyle misafirlerine yalnızca bir yemek değil, aynı zamanda içsel bir yolculuk deneyimi sunuyor.

Telezzüz

#Telezzüz #VII #FineDining #VeganGastronomi #GurmeDeneyim #KışMenüsü #BahtiyarBüyükduman #LezzetYolculuğu #Gastronomi #Mekan #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Telezzüz

Deniz Akkaya’dan Sosyeteye Sert Bir Roman: Aç Kuşlar

Model, oyuncu ve medya dünyasının en çok konuşulan isimlerinden Deniz Akkaya, edebiyata iddialı bir giriş yapıyor. Yeni romanı “Aç Kuşlar”, İstanbul sosyetesinin parıltılı yüzünün ardında saklanan ikiyüzlülüğü, güç savaşlarını ve ahlak maskelerini cesur bir dille masaya yatırıyor.

Boğaz yalılarından kapalı kapılar ardında yaşanan karanlık ilişkilere, sosyete partilerinden dedikodu sofralarına uzanan roman; paranın nasıl her şeyi akladığını ve “ayıp” kavramının kime göre değiştiğini sorguluyor. Akkaya, güç, para ve statünün dokunduğu her şeyin nasıl meşrulaştığını gözler önüne sererken, sessizliğin ardındaki çürümeyi yüksek sesle ifşa ediyor.

Henüz raflara çıkmadan “cesur”, “rahatsız edici” ve “fazla gerçek” yorumlarıyla gündem olan Aç Kuşlar, Destek Yayınları etiketiyle okurlarla buluştu.

#DenizAkkaya #AçKuşlar #YeniRoman #KitapHaberi #DestekYayınları #İstanbulSosyetesİ #Edebiyat #CesurKalem #RomanTavsiyesi #KitapSeverler #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Beş Kadın Sanatçıdan Toprakla Şiirsel Bir Buluşma

Beş kadın sanatçının toprakla kurdukları güçlü ve şiirsel bağdan ilham alarak hazırladıkları eserler, “Toprak Konuşursa” sergisiyle sanatseverlerle buluşuyor. 29 Ocak’ta The Best Art Gallery’de açılacak sergi, doğa, hafıza ve aidiyet üzerine sessiz ama derin bir diyalog sunuyor.

Sanatçıların sabır, hafıza ve ateşi bir araya getirerek toprağı bir anlatı diline dönüştürdüğü eserler, izleyiciyi dönüşümün bir parçası olmaya davet ediyor. Her parça, zaman ve emeğin izlerini taşırken sessizliği anlamlı, görülmeyeni ise hissedilir hale getiriyor.

Açılış kokteyli 29 Ocak saat 18.00’de gerçekleşecek olan sergi, Atiye Sokak, Genç Apartmanı No:1 Kat:3 Daire:10, Teşvikiye adresindeki The Best Art Gallery’de sanatseverleri bekliyor.

 

#ToprakKonuşursa #SanatSergisi #KadınSanatçılar #TheBestArtGallery #İstanbulSanat #ToprakVeSanat #Sanatseverler #ÇağdaşSanat #SanatEtkinliği #29OcakSergi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity