Yazılar

Jessica Andrew “Tuzlu Su”

Jessica Andrews’un aidiyetle özgürlük arasında bocalayan bir ruhun portresini çizdiği romanı Tuzlu Su, Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı!

Tuzlu Su, Londra’nın yoğun temposundan kaçarak Kuzey İngiltere’nin kırsalına sığınan ve burada geçmişiyle, ailesiyle ve kendi kimliğiyle yüzleşen Lucy’nin hikâyesini anlatıyor. Modern edebiyatın sade ama güçlü seslerinden biri olarak öne çıkan roman, genç bir kadının büyüme sancılarını samimi ve çarpıcı bir yaklaşımla gözler önüne seriyor.

Ayrıntı Yayınları’nın Edebiyat dizisinde yerini alan Tuzlu Su’yu İngilizceden dilimize Sena Dalgıç çevirdi.

Anadolu Isuzu, Hamburg’da yeni otobüslerini sergiledi

Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, %100 elektrikli otobüs modelleri Citivolt 12 ve NovoCiti VOLT’u Hamburg’da düzenlenen UITP Zirvesi 2025’te, dünyanın dört bir yanından gelen toplu taşıma profesyonelleri ile buluşturdu.

Anadolu Isuzu, elektrikli araç modellerini artırmaya odaklanıyor, yenilikçi ve çevre dostu araçlarıyla önümüzdeki 5 yılda elektrikli araç satışlarını yüzde 40 seviyesine ulaştırmayı hedefliyor.

46 ülkeye ihraç ediliyor

Satış Sonrası Hizmetler tarafından güçlü bir şekilde desteklenen nitelikli distribütör ağıyla 46 ülkeye otobüs ve midibüs ihraç ediyor. Anadolu Isuzu’nun Türk mühendisleri tarafından geliştirilen ve Türkiye’de üretilen çevre dostu, modern tasarımlı araçları dünya çapında belediyeler tarafından büyük ilgi görüyor.  Birçok pazarda toplu taşıma ihalelerinin aranan ismi haline gelen Anadolu Isuzu, Ar-Ge, üretim, dijitalleşme ve satış sonrası hizmetler alanlarındaki uzmanlığıyla hedef pazarların ihtiyaçları doğrultusunda ürün ve hizmet sunarak, en yüksek küresel endüstri standartlarını karşılama hedefi doğrultusunda yatırımlarını sürdürmekle birlikte yeni uluslararası pazarlara açılmaya devam ediyor.

Avrupa’da büyük ilgi

UITP Zirvesi 2025’te küresel toplu taşıma sektörünün beğenisine sunulan tamamen elektrikli NovoCiti VOLT modeli, şehir içi toplu taşımada engelsiz çevre dostu bir seçenek olarak öne çıkıyor. Avrupa’nın birçok şehrinde sergilenen ve büyük ilgi gören araç, dünyanın dört bir yanından sipariş alıyor. Anadolu Isuzu’nun bir diğer tamamen elektrikli toplu taşıma çözümü Citivolt 12 ise modern tasarımı ve yüksek teknoloji özellikleriyle dikkat çekiyor.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

İdrar kaçırma tedavi edilir mi?

İdrar kaçırma, kadınların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen yaygın bir sağlık sorunu olarak biliniyor. Özellikle normal doğum yapmış ve menopoz dönemine girmiş kadınlarda daha sık görülüyor. Yaşın ilerlemesi, pelvik taban kasları olarak sınıflandırılan mesane, rahim ve bağırsakları destekleyen ve idrar kontrolünü sağlayan kasların zayıflaması ile hormonal değişimler, idrar kaçırma riskini artıran başlıca faktörler olarak karşımıza çıkıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Aktoz, kadınlarda idrar kaçırma ile ilgili bilgi verdi.

Doç. Dr. Fatih Aktoz

Doç. Dr. Fatih Aktoz

İdrar kaçırma tedavi edilebilir bir hastalıktır

İdrar kaçırma kadınlarda oldukça yaygındır ve yaşla birlikte sıklığı artmaktadır. Normal doğum yapan kadınlarda, pelvik taban kaslarında oluşan gevşeme nedeniyle idrar kaçırma riski artarken, menopoz sonrası östrojen seviyelerinin düşmesi de mesane ve üretra desteğini azaltarak bu durumu daha da kötüleştirebilir. Yapılan araştırmalar, 40 yaş üzeri kadınların yaklaşık %30-40’ının bir tür idrar kaçırma sorunu yaşadığını göstermektedir. Ancak bu oran, doğum yapmış ve menopozdaki kadınlarda %50’lere kadar çıkabilmektedir. Toplumdaki yaygın inanışın aksine idrar kaçırma, yaş almanın ya da doğum yapmış olmanın doğal bir sonucu değildir. Burada vurgulanması gereken en önemli nokta, idrar kaçırmanın normal olmadığı ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğudur.

İdrar kaçırma, kadınların yaşam kalitesini düşüren ancak uygun tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınabilen bir sağlık problemidir. Normal doğum yapmış ve menopozdaki kadınlarda daha sık görülse de, her yaşta ve farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Kişiye özel tedavi planları ile hem cerrahi hem de cerrahi dışı yöntemlerle idrar kaçırmanın önüne geçmek mümkündür.

İdrar kaçırma, farklı mekanizmalarla ortaya çıkabilir ve üç ana tipi bulunmaktadır:

  • Stres tipi idrar kaçırma; öksürme, hapşırma, gülme veya egzersiz gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda idrarın istemsiz olarak kaçmasıdır. Genellikle pelvik taban kaslarının zayıflamasıyla ilişkilidir. 
  • Sıkışma (urgency) tipi idrar kaçırma; aniden gelen şiddetli idrar yapma isteği ile birlikte idrarın tutulamaması durumudur ve çoğu zaman eve dönerken kapıyı açmak, soğukta dışarı çıkmak, musluğu açmak veya elleri yıkamak ile tetiklenir. Genellikle aşırı aktif mesane sendromu ile ilişkilidir.
  • Karma tip idrar kaçırma ise hem stres hem de sıkışma tipi idrar kaçırmanın bir arada görüldüğü durumdur.

Tedavi kişiye ve belirtilere özel olmalı

İdrar kaçırma tedavisinde, hastanın belirtilerine ve idrar kaçırma tipine göre farklı yaklaşımlar uygulanmaktadır.

Stres tipi idrar kaçırma tedavisinde tedaviye genellikle yaşam tarzı değişiklikleri ve pelvik taban kaslarını güçlendirmeye yönelik egzersizlerle başlanır. Kegel egzersizleri, pelvik kasların güçlenmesine yardımcı olarak idrar kontrolünü artırabilir. Sonraki basamakta ilaç tedavileri kullanılabilir. Eğer bu yöntemler yeterli gelmezse, vajinal lazer tedavisi gibi modern yöntemler devreye girer. Lazer tedavisi, vajinal dokuların yenilenmesini ve bu bölgedeki kan akımın artmasını sağlayarak mesane desteğini artırır ve idrar kaçırmayı azaltabilir. Daha ileri durumlarda, TOT (transobturator tape) ve TVT (tension-free vaginal tape) ameliyatları uygulanabilir. Bu ameliyatlar, mesanenin altına yerleştirilen bir hamak ile üretra denilen idrar yolunun desteklenmesini sağlayarak idrar kaçırmayı önler.

Sıkışma tipi idrar kaçırma tedavisinde öncelikle mesane eğitimi, sıvı tüketiminin düzenlenmesi, kafein ve alkol gibi idrar söktürücü maddelerden kaçınılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri önerilir. Pelvik taban kaslarını güçlendirmeye yönelik egzersizler de idrar kontrolünü artırabilir. Eğer bu yöntemler yeterli gelmezse, ilaç tedavileri devreye girer. İleri vakalarda perkütan tibial sinir uyarımı (PTNS) uygulanabilir. PTNS, ayak bileği bölgesinden geçen bir sinire hafif elektrik uyarıları verilerek mesane kontrolünün iyileştirilmesini sağlayan bir yöntemdir. Haftada bir ya da iki kez uygulanan seanslar ile mesane fonksiyonları düzenlenebilir ve idrar kaçırma belirtileri azaltılabilir.

Miks yani karma tip idrar kaçırmada ise tedavi, baskın semptomlara göre belirlenir. Hem pelvik taban kaslarının güçlendirilmesi hem de sinir uyarımı gibi yöntemler birlikte uygulanabilir. Eğer hasta hem stres hem de sıkışma tipi idrar kaçırma yaşıyorsa, Kegel egzersizleri, ilaç tedavileri, PTNS ve lazer tedavisi kombine edilerek kişiye özel bir tedavi planı oluşturulabilir.

Nebahat Karyağdı “Novum Infantem”

Bi’Nevi Galeri, temsil ettiği sanatçılardan Nebahat Karyağdı’nın son dönem çalışmalarından oluşan “Novum Infantem” başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor.

Dünya Sanat Gününe özel olarak ziyaretçilere açılan sergi, 26 Nisan’a kadar görülebilecek. Sanatın evrensel gücüne işaret eden bu özel gün, Nebahat Karyağdı’nın yeni üretimlerini ilk kez izleyiciyle buluşturmak için anlamlı bir tarih olarak seçildi. Bu buluşma, yalnızca bir sergi değil, aynı zamanda sanatın dönüştürücü etkisine bir davet niteliği taşıyor.

“Novum Infantem”, sanatçının soyut sanat üzerinden yürüttüğü içsel ve kavramsal bir keşfi n izlerini taşır. Karyağdı, bu serisinde figüratif resimlerindeki mekânsız arka planlardan yola çıkarak, soyut formlarla yeni bir görsel düzlem kuruyor.

“Novum Infantem”, yeni bir doğuşa, algının dönüşümüne ve sanatın çok katmanlı gücüne tanıklık etmek isteyen herkesi Bi’Nevi Galeri’ye bekliyor.

Sergi Detayları

Tarih: 15 – 26 Nisan 2025

Ziyaret Saatleri:

Pazartesi-Cuma: 11.00-18.00

Cumartesi: 11.30-18.00

Adres: Teşvikiye Mah. Muradiye Bayırı Sok. No.:45 D.:2 Şişli, İstanbul

Bodrum’da Ralli heyecanı

5 yıldır Bodrum yarımadasının en büyük spor organizasyonları arasında yer alan Rally Bodrum, Karya Otomobil Spor Kulübü (KAROSK) tarafından düzenlenecek.

Petrol Ofisi Maxima 2025 Türkiye Ralli Şampiyonası ikinci ayağı olan Rally Bodrum, 17-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. ICRYPEX ana sponsorluğundaki 2025 sezonunun bu önemli randevusu, iki gün boyunca Bodrum ve Milas ilçelerinin doğal güzelliklerini gözler önüne seren asfalt zeminli etaplarda koşulacak.

Rally Bodrum öncesinde, Sayın Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit önderliğinde koordinasyon toplantısı yapılarak hazırlıklar tamamlandı. Duja Bodrum’da gerçekleşen koordinasyon toplantısına Bodrum ve Milâs’tan Jandarma İlçe Komutanlığı, Bodrum Emniyet Müdürlüğü görevlileri, Muğla Büyükşehir Belediyesi ilgili yöneticileri, Bodrum Gençlik ve Spor Müdürlüğü, Bodrum Belediyesi Spor Hizmetleri ve Kültür Sosyal yöneticileri, MUTTAŞ yöneticileri, etkinliğin karbon ayak izini nötrlemeye yönelik çalışmaları yürütecek, Kayacan Çevre Mühendisliği ve Commited App yöneticileri katıldı.

START 17 NİSAN’DA BODRUM MEYDANI’NDA

Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Kaymakamlığı, Milas Kaymakamlığı, Bodrum Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü ve Bodrum Belediyesi tarafından desteklenen Duja Hotels, NOTHING, Evofone, VST Tour, SHA Gayrimenkul İnşaat, Pars Entertainment, BESİAD (Bodrum Esnaf Sanayici ve İş İnsanları Derneği), BODER (Bodrum Otelciler Derneği) ve Bodrum Gazeteciler Cemiyeti destekleri ile düzenlenen organizasyon, 17 Nisan Perşembe akşamı saat 20.30’da Bodrum Belediye Meydanı’ndaki start seremonisi ile başlayacak.

İLK GÜN MİLAS, İKİNCİ GÜN BODRUM’DA

Bodrum yarımadasının en büyük spor organizasyonları arasında yer alan organizasyon kapsamında, 18 Nisan Cuma günü Milas-Bodrum arasındaki Karacahisar, Fesleğen, Mazı bölgesinde yer alan 6 özel etap geçilecek. 19 Nisan Cumartesi sabahı 08.00’de direksiyon başına geçecek olan ekipler, Bodrum’da yer alan Çamlık, Alazeytin ve Etrim bölgelerinde yer alan 6 özel etabın ardından saat 14.30’dan itibaren Bodrum Belediye Meydanı’ndaki finiş seremonisi ve ödül töreni ile ralliyi sonlandıracaklar.

Marketlerdeki süt ve yoğurtlar gerçek mi?

Süte yapılan hilelerin laboratuvar testleriyle tespit edildiğini ifade eden uzmanlar, fakat süt ve süt ürünlerinde yapılan taklit ya da tağşişin tat, yoğunluk, renk gibi basit fiziksel testler yapılarak anlaşılabildiğini söylüyor.

Süt ve yoğurt tüketirken dikkat etmesi gereken noktalara işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Mutlaka güvenilen markaların tercih edilmesi gerekmektedir. Alınan sütün markası, etiket bilgileri ve sertifikası çok önemlidir. Süt ve yoğurtların pastörize olup olmadığı da önemlidir. Pastörize edilmemiş sütler sağlık riski oluşturabilmektedir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisinden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, süt ve süt ürünlerinde yapılan hileleri ve bunları anlamanın pratik yollarını anlattı.

Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim

Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim

Süte su katılıyor mu nasıl anlaşılır?

Süte su katılması ile süt miktarının arttırılması ve maliyet düşürülmeye çalışılmasının hem sütün besin kalitesini düşürdüğünü hem de sağlık açısından büyük sorun teşkil edebildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Süte yapılan hileler laboratuvar testleriyle tespit edilmektedir. Fakat süt ve süt ürünlerinde yapılan taklit ya da tağşiş tat, yoğunluk, renk gibi basit fiziksel testler yapılarak da anlaşılabilir.  Doğal süt porselen bir beyazlıkta, mat ve temiz olmalıdır. Hile amacıyla su katılmış sütlerin rengi hafif mavimsidir. Yoğunluk testi yapılarak sütün saf olup olmadığı anlaşılabilir. Saf sütün yoğunluğu suyun yoğunluğundan fazladır. Bu nedenle yoğun bir kıvama sahiptir. Bir yüzey üzerinde döküldüğünde yayılma ve iz bırakmasına bakılarak süte su katılıp katılmadığı anlaşılabilir. Su katılmış sütler daha hızlı akarken; saf sütler yavaş ve iz bırakarak akmaktadır. Ayrıca saf sütün yoğunluğunun fazla olmasından kaynaklı suyun içine saf süt damlattığınızda dibe çökerken, su katılmış süt damlatılması durumunda bardaktaki su ile hemen karışır ve bulanık bir renk almasını sağlar.” dedi.

Kaymak oluşmuyorsa su katılmış olabilir

Süte su katılıp katılmadığını anlamanın en etkili yollarından birinin de kaynatarak test etmek olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Saf süt kaynatıldığında yüzeyde yoğun bir kaymak tabakası meydana getirir. Fakat su katılmış sütlerde bu durum ya az kaymak oluşmasıyla ya da kaymak oluşmamasıyla sonuçlanır. Saf sütün kendine has bir tadı mevcuttur. Süt içildiğinde sahip olduğu yoğun bir tattan ziyade daha sulu bir tat hissediliyorsa süte su katılmış demektir. Sütün karakteristik tadından yola çıkarak da su katılıp katılmadığı anlaşılabilmektedir.” diye konuştu.

 Sütlerdeki asidik reaksiyon da su var mı yok mu belli ediyor

Sütlerde asit tayininin de en önemli analizlerden biri olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, şöyle devam etti:

“Yeni sağılmış taze süt, ilk başta normal sağlıklı bir asidik reaksiyon gösterir, bu durum ilk asitlik veya doğal asitlik olarak adlandırılır. Ancak süt, bu asidik özelliği uzun süre koruyamaz. Sağım ve bekletme koşulları nedeniyle farklı mikroorganizmalar süte bulaşır. Bu mikroorganizmaların etkisiyle süt asidik seviyesinin yükselmesine neden olur. Asitlik testi laboratuvar koşullarında yapılabilmekle birlikte evde basit bir test ile de süt asitliği fiziksel olarak anlaşılabilir.  Süte karbonat eklenmesi durumunda sütte köpürme olması içindeki doğal asit dengesinden kaynaklıdır. Fakat su katılması durumunda seyrelmeden ve asitlik dengesinin bozulmasından kaynaklı köpürme oluşmayabilmektedir. Bu durumda süte su veya nötralize edecek başka maddelerin katılmış olma ihtimali vardır.”

Piyasada satılan süt ve yoğurtları alırken nelere dikkat etmeli?

Süt ve yoğurt tüketirken dikkat etmesi gereken noktalara işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, şunları kaydetti:

“-Öncelikle güvenirlilik çok önemlidir. Mutlaka güvenilen markaların tercih edilmesi gerekmektedir. Alınan sütün markası, etiket bilgileri ve sertifikası çok önemlidir.

-Ürünün taze olup olmadığını kontrol etmek için son kullanma tarihine bakılmalıdır.

-Sütün veya yoğurdun içeriğinde katkı maddesi, koruyucu veya yapay tatlandırıcı gibi istenmeyen maddelerin bulunmaması önemlidir. Eğer organik ürün aranıyorsa, sertifikalı organik ürünleri tercih edilebilir. Bu, ürünün belirli standartlara uygun olarak üretildiğini göstermektedir.

-Süt ve yoğurtların pastörize olup olmadığı da önemlidir. Pastörize edilmemiş sütler sağlık riski oluşturabilmektedir.

Ambalajın sağlamlığına dikkat edin!

-Ayrıca ürünün ambalajının zarar görmemiş ve sızdırmaz olması, taze olduğunu ve hijyenik şartlarda saklandığının da bir göstergesidir.

-Tanınmış ve güvenilir markalar genellikle kaliteyi gösterebilmektedir. Tanımadığınız markalar hakkında araştırma yaparak daha güvenli bir tercih yapılabilir.

-Sütün ve yoğurdun yağ oranı, protein içeriği ve diğer besin değerleri mutlaka kontrol edilmelidir.

-Süt ve yoğurt gibi süt ürünlerinin soğuk zincirde taşınması ve saklanması çok önemlidir. Satın alırken, ürünün soğuk tutulduğundan emin olması gerekmektedir.

-Fiyat kalite için bir kriter olmasa da çok düşük fiyatlar da ürüne hile katıldığının ve uygun olmayan koşullarda işlenmiş olabileceğini gösterebilir.”

Organik ve yerel ürünler daha güvenli mi?

Organik veya yerel işletmelerden alışveriş yapmanın, genellikle taklit veya tağşiş risklerini azaltabildiğini, ancak tamamen güvenli olduğu anlamına da gelmediğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Ne kadar sık denetimden geçerse geçsin, ürünlerin kaynağını, üreticisini ve işleme yöntemlerini dikkatle incelemek taklit ve tağşişin önüne geçebilmek için çok önemlidir. Bunun yanı sıra, yerel üreticiler bazen daha küçük ölçeklerde çalıştıkları için denetim süreçleri ve düzenlemeler büyük ölçekli üreticilere göre farklı olabilmektedir. Güvenilirlik, ürünün kaynağının, sertifikalarının ve üretim süreçlerinin yanında, tedarik edilen yerin izlediği kalite standartlarına, üretim koşullarına ve şeffaflığa da bağlıdır. Bu nedenle, organik veya yerel ürünlerden alışveriş yaparken, güvenilir sertifikaların ve etiketlerin bulunması, üreticilerin itibarı ve satış yerlerinin güvenilirliği gibi faktörlere de mutlaka dikkat edilmelidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Antifriz kullanımının püf noktası

Kış aylarında araç motorunu korumanın en iyi yolu, aracın bakımlarını ihmal etmemek ve doğru antifriz kullanmaktır.

Kış aylarında, sürücüler için en önemli konulardan biri de araçlarının motor sistemini soğuk hava koşullarına karşı korumaktır. Bu konuda en önemli çözüm araçlarından olan antifriz, motor soğutma sisteminin donmasını önlerken aynı zamanda pas ve korozyona karşı da koruma sağlıyor. Ancak, bu noktada sürücülerin doğru antifriz seçimi ve kullanımı büyük önem taşıyor.

Peki Antifriz Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?

Renk ve Tip: Antifrizler genellikle kırmızı, mavi, yeşil ve pembe gibi farklı renklerde üretiliyor. Renkler, antifrizlerin kimyasal bileşimlerini ve kullanım alanlarını belirliyor. Aracınızın üretici tavsiyelerine uygun olan antifrizi seçmek motor sağlığı için kritik öneme sahip.

Karışım Oranı: Saf antifriz tek başına kullanılmaz; genellikle su ile belirli oranlarda karıştırılıyor. Soğuk hava koşullarına göre %50 antifriz – %50 su karışımı idealdir. Aşırı soğuk bölgelerde bu oran %60 antifriz – %40 su şeklinde olabilir.

OEM (Orijinal Ekipman Üreticisi) Onaylı Ürünler: Aracınızın üreticisi tarafından önerilen veya onaylanan antifrizleri kullanmak motor ömrünü uzatacaktır.

Antifriz Kullanımında Dikkat Edilmesi Gerekenler

  1. Antifrizler belirli bir kullanım süresine sahiptir. Genellikle her 2-3 yılda bir değiştirilmesi öneriliyor. Ancak, araç üreticisinin belirttiği değişim periyotlarına uyulması önemli.
  2. Aşırı yoğun veya seyreltilmiş antifriz karışımları, motorun soğutma performansını olumsuz etkileyebilir.
  3. Antifriz eklemeden önce aracınızın radyatörünü ve soğutma sistemini kontrol ettirerek temizliğinden emin olun. Kirli bir soğutma sistemi, antifrizin etkinliğini azaltabilir.

Benzinli ve Dizel Araçlarda Güvenli Kullanım

Araçlarda 4 mevsim üstün koruma sağlayan Antifiriz, oto temizliği ve bakımında profesyoneller çözümler sunuyor. Antifrizin zamanla özelliklerini kaybetmesi veya eksilmesi motor arızalarına yol açabiliyor. Bu dönemlerde soğutma sistemi sıvı seviyelerini kontrol edip, antifriz seviyesini uygun olacak şekilde ayarlamak gerekiyor. Ayrıca sıcak havalarda da su kaynatmaya karşı etkili oluyor. Düşük sıcaklıklarda karışım oranına bağlı olarak, donmaya karşı tam koruma sağlıyor.

Expert by Fakir Radyatör Antifiriz

Ayşen Gürdal “Bozuk Yüzey”

Ayşen Gürdal, “Bozuk Yüzey” isimli ilk kişisel sergisi ile 9 Şubat’ta 8artı1 Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.

Bozulmuş, parçalanmış, iç içe geçmiş duyguların izleri… Ayşen Gürdal’ın eserlerinde yüzey, kusursuz bir bütünlük değil; hislerin, anıların ve dönüşümlerin taşıyıcısı olarak karşımıza çıkıyor. Renkler, katmanlar ve dokular; dış dünyayı doğrudan resmetmek yerine, onun sanatçıda bıraktığı izlerin soyut bir yansıması olarak yüzeye yerleşiyor.

Açılışı 9 Şubat Pazar günü 16.00’da gerçekleşecek olan “Bozuk Yüzey” sergisi, 20 Şubat tarihine kadar 8artı1 Galeri’de görülebilir.

 Adres: 8+1 Galeri, Zühtüpaşa Mahallesi Rüştiye Sokak Nida Çıkmazı No:2 Kalamış/Kadıköy

Tom Ford’dan Yeni Parfüm: Bois Pacifique

Tom Ford, yeni Tom Ford Signature parfümü Bois Pacifique’i tanıtmak için SAG ve Altın Küre ödüllerine aday gösterilen oyuncu John David Washington ile iş birliği yaptı.

Bois Pacifique, doğa’nın ihtişamı ve sonsuz özgürlük hissini bir araya getiriyor. Sandal ağacı, sedir ve meşe ağacı gibi odunsu notaları, kakule özü ve aromatik zerdeçal gibi baharatlarla birleştiriyor. Parfümün yapısında kullanılan parlak akigalawood, taze ve serin bir duyusallık sunuyor.

Koku, sadece bir parfüm olmanın ötesine geçerek, derin bir iç yolculuğun yansıması haline geliyor. Olibanum özü ve orris yağı, kokunun pürüzsüz zenginliğini tamamlayıp, eski sekoya ağaçlarının gölgesinde kendini bulma hissi yaratıyor.

Fiyat: 50 ml- 5.775 TL – 100 ml- 8.030 TL

Angelica Mesiti “Gelecek Zamanın Süregelen Hikâyesi”

Arter’in 2025 sergi programı, Angelica Mesiti’nin Gelecek Zamanın Süregelen Hikâyesi adlı kişisel sergisiyle başladı.

Küratörlüğünü Nilüfer Şaşmazer’in üstlendiği sergi, Mesiti’nin, bir yağmur fırtınası sesinin on bir icracı tarafından el hareketleri ve beden perküsyonuyla canlandırıldığı performans videosu ile fosilleşmiş yağmur damlalarının fotoğraflarından oluşan baskı serisini bir araya getiriyor. Gelecek Zamanın Süregelen Hikâyesi, Arter’in -1. kat galerisinde ziyaret edilebilir.

Pazartesi hariç her gün açık olan Arter, Salı-Pazar günleri 11:00-19:00, Perşembe günleri ise 11:00-20:00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.

Bilgi için:             arter.org.tr

Adres:   Irmak Cad. No: 13 Dolapdere Beyoğlu 34435 İstanbul / T. 0212 708 58 00