Yazılar

Beklenen caz festivaline büyük ilgi

Caz severler Lifepark’ta gerçekleşen Ormanda Caz & Piknik etkinliğinde buluştu. Yeşilin her tonuyla çevrili bu özel etkinlik, caz müziği ve eğlencenin bir araya geldiği deneyimlerle katılımcılara bir kez daha unutulmaz anlar yaşattı.

Katılımcılar, kendi kamp sandalyelerini kurup piknik sepetlerini açarken, doğanın huzuru ve cazın ritmiyle iç içe bir deneyim yaşadı. Lifepark’ın geniş yeme içme alanları etkinliğe ayrı bir keyif kattı; ziyaretçiler hem kendi getirdikleri atıştırmalıklarla hem de mekânın bar ve yiyecek noktalarıyla günü tamamladı.

Etkinlik, Küba kökenli Leyanner Chibas Duporte’un enerjik Latin ritimleriyle başladı; salsa ve Afro Küba ezgileriyle ormanın atmosferi coşku dolu bir enerjiyle doldu. Ardından sahneye çıkan Önder Focan Trio, genç vokal Ceren Temel ile swing ve Anadolu tınılarını bir araya getirerek izleyicilere eşsiz bir performans sundu. Türkiye cazının öncülerinden Kerem Görsev Quartet, Volkan Hürsever ve Ferit Odman eşliğinde sahne alırken, klasik caz modern yorumlarla buluştu. Günün kapanışı ise soul efsanesi Aretha Franklin’e adanmış özel bir projeyle Selen Beytekin tarafından gerçekleştirildi; güçlü vokali ve duygulu yorumu izleyicileri 60’lar ve 70’lerin unutulmaz soul sahnelerine taşıdı.

Etkinlik, aile dostu yapısı ve evcil hayvanlara açık alanlarıyla da dikkat çekti. 12 yaş altı çocuklar ücretsiz katılırken, minik misafirler için özel oyun alanları hazırlandı. Patili dostlar ise sahipleriyle birlikte doğa ve cazın tadını çıkardı.

Melahat-Eşref Üren, Eren-Bedri Rahmi Eyüboğlu “Yan Yana”

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin “Yan Yana” başlıklı yeni süreli sergisi sanat dünyamızdan iki önemli çiftin, Melahat ve Eşref Üren ile Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eserlerini bir araya getiriyor.

Müzenin iki katına yayılan sergide, sanatçıların Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndaki eserlerinin yanı sıra özel koleksiyonlardan derlenen eserleri farklı temalar etrafında bir araya geliyor. Resimlerin yanı sıra, mektuplar, karikatürler, şiirler, eskizler ve belgeler de sergiye eşlik ederek izleyicilere zengin ve katmanlı bir anlatım sunuyor. Müzenin üçüncü katında Melahat ve Eşref Üren’in eserleri Dr. Öğr. Üyesi Ali Kayaalp’in küratörlüğünde, ikinci katında ise Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eserleri Ömer Faruk Şerifoğlu’nun küratörlüğünde sanatseverlerle buluşuyor.

10 Temmuz 2026 tarihine dek sanatseverleri ağırlayacak olan “Yan Yana” sergisi, İstanbul Kültür Yolu Festivali süresince ücretsiz ziyaret edilebilir. Müze, salıdan cumaya 10.00-19.00, cumartesi ve pazar günleri 12.00-19.00 saatleri arasında açıktır.

“Gizli Bahçe”

The Stay Boulevard Nişantaşı, sonbaharı, Otmar Uras ile hayata geçirdiği yeni sergisi “Gizli Bahçe” ile karşılıyor.

Uluslararası sanatçılar Esteban Fuentes de María, Camille Bruat ve Francesco Poiana’nın eserlerinden oluşan seçki, sanatseverleri görünmeyenin ardında keşif dolu bir yolculuğa davet ediyor. Sergi, 17 Kasım tarihine dek ziyaret edilebilecek.

Sergide, farklı tekniklerle ve çok değişken ölçülerde çalışan Meksikalı sanatçı Esteban Fuentes de María, çağdaş çizim ve metal çalışmalarıyla bilinen Fransız sanatçı Camille Bruat ile eserlerinde genellikle peyzaj çalışmalarına yer veren İtalyan sanatçı Francesco Poiana’nın eserleri yer alıyor.

İngiliz yazar Frances Hodgson Burnett’in aynı adlı kült kitabına atıfta bulunan “Gizli Bahçe”, ilk bakışta bir iyileşme hikâyesi gibi görünse de, aslında görünmeyenin açılış ritüeli olarak kurgulandı. Sergi, kitapta tasvir edilen bahçeyi birebir temsil etmek yerine onun titreşimlerini günümüz sanatının malzemelerine, formlarına dönüştürüyor. Bahçe çizgilerle, dokularla ve yüzeylerle yeniden örülmüş bir iç mekâna dönüşüyor, bir sembol, ritüel ve içsel alan olarak yeniden yorumlanıyor.

“Gizli Bahçe” sergisi,  17 Kasım tarihine dek The Stay Boulevard Nişantaşı’nın 1. katındaki galeri alanında görülebilir.

Concept THREE’nin ilk çizimleri paylaşıldı

Hyundai, IONIQ alt markasının kompakt elektrikli otomobil konsepti Concept THREE’nin ilk tanıtım çizimini yayınladı.

Hyundai, IONIQ alt markasının ilk kompakt elektrikli konsepti olan Concept THREE’nin en yeni tanıtım çizimini yayınladı. Geçen hafta paylaşılan ilk tanıtım görsellerinin ardından Hyundai, modelin adını Concept THREE olarak resmen doğruladı. Otomobil, Münih’te düzenlenecek IAA Mobility 2025’te dünya prömiyerini gerçekleştirecek.

Yeni görsel, Concept THREE’nin geleceğe dönük tasarımını sergiliyor. Yan profili, Hyundai’nin “Art of Steel” tasarım diliyle şekillenen cesur ve enerjik bir duruş ortaya koyuyor. Çeliğin bükülme ve akışından ilham alan gövde; heykelsi yüzeyler, net hatlar ve belirgin karakter çizgileriyle hem hareketi hem de hassasiyeti vurguluyor. Bu etkileyici yan görünüm ayrıca, kompakt elektrikli siluetini yeniden yorumlayan “Aero Hatch” tasarım anlayışına da göz kırpıyor.

Detaylar şimdilik gizli tutulsa da Concept THREE, 9–14 Eylül tarihleri arasında Münih’te gerçekleşecek IAA Mobility 2025’te dünya sahnesine çıkacak. Hyundai’nin Avrupa’nın en büyük mobilite fuarına dört yıl aradan sonra geri dönüşü, markanın Avrupa pazarına olan bağlılığını ve sürdürülebilir inovasyondaki liderliğini yeniden teyit ediyor.

Seyahat hastalıklarına dikkat!

Her yıl milyarlarca insanın uluslararası seyahate çıktığını belirten uzmanlar, bu yolculukların önemli bir kısmında sağlık sorunları yaşandığını söylüyor.

Seyahat hastalıklarının bulaşıcı enfeksiyonlardan, yolculuk ve çevresel koşullardan kaynaklanan sorunlara kadar geniş bir yelpazede ortaya çıkabildiğini aktaran Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu sorunların önemli bir kısmı hafif ve kendini sınırlayan özellikte hastalıklar. Bununla beraber, daha ciddi sorunlara yol açan enfeksiyonlarla da karşılaşılabiliyor, seyahat edenlerin bir kısmı seyahatini yarıda keserek ülkesine dönmek zorunda kalabiliyor.” dedi. Sıtmanın en sık karşılaşılan ateşli hastalık olduğunu kaydeden Mamçu, seyahatten en az dört hafta önce Seyahat Hastalıkları Kliniklerine başvurulması ve gerekli aşıların yapılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Mamçu ayrıca seyahat dönüşünde ateş, sarılık, baş ağrısı, kanama veya nörolojik bulgular görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini hatırlattı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, özellikle uluslararası seyahatlerde karşılaşılabilecek enfeksiyon hastalıkları, risk grupları, alınması gereken önlemler ve seyahat sonrası dikkat edilmesi gereken sağlık sorunları hakkında bilgi verdi.

Dr. Dilek Leyla Mamçu

Dr. Dilek Leyla Mamçu

Seyahat enfeksiyonları üç grupta ele alınıyor!

Seyahat hastalıklarının yolculuk yapılan yere, yolculuk şekline ve gidilen yerde yapılan aktivitelere bağlı olarak ortaya çıkan sağlık problemleri olduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Seyahat enfeksiyonları genel olarak bulaşıcı hastalıklar, seyahatin kendisinden kaynaklı sorunlar, çevresel ve bölgesel faktörlerden kaynaklı sorunlar şeklinde üç grupta ele alınabilir.” dedi.

Hangi durumlarda ne tür hastalıklar görülebileceğine değinen Mamçu, “Tropikal bölgelerde sıtma, sarı humma, dengue, Zika, kolera, tifo, hepatit A-B gibi enfeksiyonlar sık görülür. Kirli su ve yiyeceklerle seyahat ishali bulaşabilir. Jet lag (zaman farkı yorgunluğu), derin ven trombozu (uzun süre hareketsiz oturmaya bağlı pıhtı oluşumu) ve seyahat hastalığı (motion sickness – araç tutması) gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Yüksek irtifa hastalığı, güneş çarpması, sıcak çarpması, dehidratasyon, soğuk iklimlerde donma, hipotermi, böcek ve hayvan ısırıkları ile karşılaşılabilir.” şeklinde konuştu.

Seyahat edenlerin yüzde 65’i az ya da çok etkilendikleri bir sağlık sorunu yaşıyor!

Günümüzde yılda 1.2 milyar insanın uluslararası seyahat ettiğini ve her yıl bu sayının arttığını aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “2030’da sayının 2 milyara ulaşacağı öngörülüyor. Seyahatlerin yarısından fazlası, gelişmekte olan ülkelere yapılıyor.” dedi.

Hastalıkların daha çok gelişmiş ülkeden gelişmemiş ülkeye seyahatte ortaya çıktığına dikkat çeken Mamçu, şunları söyledi:

“Gelişmiş alt yapıları olan ülkelere kıyasla bazı Afrika ülkeleri, Güney Doğu Asya ve Güney Amerika’ da bazı bölgeler  daha fazla risk içerir. Ayrıca ülkelerden bağımsız olarak, hijyen ve sanitasyon şartlarının sağlıklı olmadığı, su kaynaklarının kirli olduğu bölgelerde enfeksiyonlar daha sık görülür. Yapılan çalışmalara göre seyahat edenlerin yüzde 65’i gittikleri bölgede az ya da çok etkilendikleri bir sağlık sorunu yaşıyor. Bu sorunların önemli bir kısmı diyare, solunum yolu enfeksiyonu, deri hastalıkları gibi çoğu hafif ve kendini sınırlayan özellikte hastalıklar. Bununla beraber, daha ciddi sorunlara yol açan enfeksiyonlarla da karşılaşılabiliyor, seyahat edenlerin bir kısmı seyahatini yarıda keserek ülkesine dönmek zorunda kalabiliyor.”

Seyahatten en geç dört hafta önce Seyahat Hastalıkları Kliniğine başvurulmalı!

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) hem hastalar hem de hekimler için yararlı web siteleri bulunduğunu hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu kaynaklar, dünyanın tüm ülkelerinde ortaya çıkan hastalık ve salgınları yakından izleyerek sık sık güncelleniyor.” dedi.

Alınacak önlemlerin gidilecek ülkeye, kalınacak süreye ve yapılacak aktiviteye göre değiştiğini dile getiren Mamçu, “Ülkemizde Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, yurt dışına çıkacaklara seyahat sağlığı hizmeti sunuyor. Bölgelere göre  WHO ve CDC’nin önerdiği aşılar; gidilen bölgeye, kalınacak süreye, kişinin bağışıklık durumuna  ve o anda mevcut salgın hastalık durumuna göre değişebileceği için mutlaka  konunun uzmanları tarafından  Seyahat Hastalıkları Kliniklerinde uygulanmalı. Sahra altı Afrika, Uzak Asya gibi bazı coğrafi bölgelere gitmeden önce aşılama ile yeterli düzeyde bağışıklık oluşturulmalı. Bu da en az 3- 4 hafta süreceği için planlanan seyahatten en geç dört hafta önce sağlık kuruşuna başvurulmalı.” açıklamasını yaptı.

Seyahatle ilişkili hastalıklar açısından bazı kişiler ‘yüksek riskli yolcu’!

Seyahat öncesi bir Enfeksiyon Hastalıkları uzmanına danışmanın seyahatle ilişkili hastalıkların önlenmesinde kritik öneme sahip olduğunu belirten Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Temel sağlık değerlendirmesi, seyahat programının gözden geçirilmesi, uygun aşıların uygulanması ve danışmanlık hizmetleri için uzmana başvurulabilir.” dedi.

Seyahatle ilişkili hastalıklar açısından bazı kişilerin ‘yüksek riskli yolcu’ olarak tanımlandığına dikkat çeken Mamçu, “Bunlar; ciddi sağlık sorunları nedeniyle yakın zamanda hastaneye yatış öyküsü olanlar, kronik hastalıkları olanlar, immün yetmezliği olanlar, çocuklar ve yaşlılar, gebelik veya emzirme dönemindeki kadınlar, özellikle kaliteli tıbbi hizmetten uzak, gelişmekte olan ülkelere yolculuk edecek yolcular, uzun süreli seyahat edecekler, sırt çantalılar ve insani yardım, tıbbi hizmet amacıyla seyahat edenler. Özellikle bu kişiler seyahat öncesi bir Seyahat Hastalıkları Kliniğine başvurmalı.” uyarısında bulundu.

En sık sıtma ile karşılaşılıyor…

Seyahat dönüşünde altı hafta içinde ateş , sarılık, baş ağrısı, uykuya eğilim, kanamalar  veya  nörolojik bulguların varlığında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğinin altını çizen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Başvuruda  seyahat ve seyahatte yapılan yüzme, mağaracılık, trekking gibi aktiviteler anlatılmalıdır.” dedi.

En sık saptanan ateşli hastalığın sıtma olduğunu kaydeden Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sıtmanın kuluçka süresi bir yılı bulabilir. Ateş, nezle hali, terleme, üşüme gibi şikayetlerle başlayabilir. Sıtma dışında; gidilen ülkenin mikrobik yapısına ve vücudun bağışıklık durumuna bağlı olarak, ülkemizde görülmeyen pek çok tropikal hastalık görülebilir.

Bununla birlikte Türkiye’ye gelen yabancı turistler açısından, ülkemizin alt yapı, hijyen ve sanitasyon şartları yeterli olup, WHO tarafından seyahat öncesi herhangi bir önlem önerilmeyen ülkeler arasında. Bununla beraber Güneydoğu veya Çukurova Bölgesi’nde sıtma, Güneydoğu’da tifo, amipli dizanteri, bruselloz, leyişmaniyoz ve Tokat, Sivas, Erzurum, Trabzon gibi Kelkit Vadisi çevre illerinde Kırım-Kongo hemorajik ateşi hastalıklarına karşı dikkatli olmak gerekebilir.”

Kasık fıtığı nüksedebiliyor!

Dünyada 20 milyon kişi fıtık tedavisi için ameliyat oluyor. Çok sık görülen fıtık sorununun birçok nedeni olduğunu söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özgen Işık, kasık fıtığının tüm fıtıkların yüzde 75’ini oluşturduğunu belirterek, “Fıtık boyutu artmadan ve sıkışmadan yapılacak planlı cerrahi iyileşme süresini kısaltır, nüks riskini azaltır” diyor. Karın duvarındaki zayıf bir noktadan çıkan kasık fıtığı, başlangıçta hafif şişlik ve rahatsızlık hissiyle kendini belli edebiliyor. Ancak ilerleyen aşamalarda bu masum başlangıç, bağırsak delinmesi ve karın içi enfeksiyon gibi ölümcül tablolara yol açabiliyor. Dünya genelinde yılda 20 milyondan fazla, ABD’de ise 700 binden fazla karın duvarı fıtığı ameliyatı yapılıyor. Türkiye’de de kasık fıtığının cerrahların en sık gördükleri hastalıklar arasında olduğunu söyleyen Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özgen Işık, özellikle erkeklerde görülme oranının kadınlara göre 25 kat fazla olduğunu ve risk faktörleri arasında ağır işlerde çalışma, kontrolsüz spor ve bazı kronik hastalıkların yer aldığını ifade ediyor.

Prof. Dr. Özgen Işık

Prof. Dr. Özgen Işık

Fıtık en çok kasık bölgesinde görülüyor

Fıtığın Latince ‘yırtılma’ kelimesinden türetildiği ve bir organ ya da dokunun çevresinde bulunan duvarlardaki kusurdan dışarı çıkması olarak tanımlandığı bilgisini veren Prof. Dr. Özgen Işık, “Vücudun farklı bölgelerinde görülebilir, ancak en sık karın duvarı ve kasık bölgesinde oluşur. Kasık fıtığı erkeklerde kadınlara oranla 25 kat daha sık görülür. Bunun nedeni, anne karnındaki gelişim sırasında testislerin karın boşluğundan kasık kanalına inişinin karın duvarında zayıf noktalar bırakmasıdır. Ayrıca, ağır fiziksel işlerde çalışmak ve ağır yük kaldırmak gibi eforlar da riski artırır. Kasık fıtığı yaşamın belirli dönemlerinde daha sık görülür. Çocukluk çağı, 30’lu-40’lı yaşlar ve 70-80’li yaşlar en sık görüldüğü dönemlerdir” diyor.

Belirtiler sinsi olabilir

Kasık fıtığı belirtileri çok hafif ve silik bulgulardan oldukça şiddetli bulgulara kadar değişkenlik gösterebildiği gibi hiç belirti görülmediği durumlar da söz konusu olabiliyor. Kasık fıtıklarının önemli bir kısmı rutin hekim muayenesinde tesadüfen saptanıyor. Bulguların değişkenliğini kasık fıtığından dışarıya sarkan içeriğin belirlediğini söyleyen Prof. Dr. Özgen Işık, şu bilgileri veriyor: “Karın içerisindeki organlardan ince bağırsaklar, kalın bağırsak, idrar kesesi (mesane), karındaki yağ dokuları, nadiren apendiks ve kadın hastalarda yumurtalık kasık fıtığından sarkabilir. Erken  bulgular; kasık bölgesinde ıkınma, ayağa kalkma, öksürme ile belirginleşen şişlik, hafif ağrı olabileceği gibi, ilerleyen aşamalarda sarkan organın fıtık içerisinde sıkışmasına bağlı olarak kasıkta belirginleşen şişliğin geçmemesi, bu şişlik üzerinde şiddetli ağrı ve kızarıklık, bulantı-kusma, karında yaygın şişlik, ateş, idrar yaparken ağrı ve idrarı tam boşaltamama hissi gibi acil müdahale gerektiren bulgular da gelişebilmektedir.”

Kapalı yöntemle hızlı iyileşme sağlanıyor

Kasık fıtıklarının tedavisinde cerrahinin ön plana çıktığını söyleyen Prof. Dr. Özgen Işık, ‘Semptomatik kasık fıtıklarında ameliyatsız tedavinin önerilmediğine dikkat çekiyor. Korselerin sadece ağrıyı azaltabileceğini, ancak fıtığı tedavi etmeyeceğini vurguluyor. Kalıcı çözümün ameliyat olduğunu belirten Prof. Dr. Özgen Işık, günümüzde laparoskopik ameliyatların tercih edilmesinin nedenini şu şekilde açıklıyor: “Kapalı (laparoskopik) yöntemle 3 küçük kesiden girilerek yapılan onarım, ağrının daha az olması, iyileşmenin hızlı gerçekleşmesi ve işe dönüş süresinin kısalması gibi avantajlar sağlar. Ameliyat sonrası 1 gün hastanede kalınır, hafif işlere 1 haftada, tam aktiviteye 6-8 haftada dönülür.”

Nüks ihtimali olabiliyor

Ameliyat olan hastalarda tüm teknikler dahil edildiğinde nüks oranı yüzde 1 ile 10 arasında değişiyor. Ancak modern sentetik yama teknikleriyle bu oran çok daha düşüyor.  Nükslerin yarısından fazlası ise ameliyat sonrasında ilk 3 yılda görülüyor.

Korunmak için bunlara dikkat!

Kasık fıtığını önlemek için bazı yaşam kurallarına dikkat etmek gerekiyor. Bunların başında kilo kontrolü ve düzenli egzersiz geliyor. Böylece karın duvarı yapıları güçleniyor. Ancak kontrolsüz ve aşırı zorlayıcı egzersiz ile çalışma koşulları ise fıtık oluşumuna zemin hazırlıyor. Ayrıca kronik kabızlığın, solunum yolu hastalıklarının, prostat hastalıklarının, karın içi basıncı artıran önemli hastalıkların kasık fıtığı oluşumuna neden olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Özgen Işık, “Tedavi edilmemeleri halinde kasık fıtığının gelişmesine yol açabileceklerinden bu hastalıkların tedavisi hem kişinin sağlığına kavuşması hem de fıtıktan uzak kalması açısından önemlidir” diyor.

Nadide Sultan yıllar sonra aynı sahnede Kuşum Aydın ile düet yaptı

Kuşum Aydın, Bodrum’un sevilen mekânı Türkbükü Dürdane 1901’de sahne aldı. Tüm rezervasyonların dolduğu gecede Aydın, sahne enerjisi ve esprileriyle izleyenleri mest etti. “Onların Jennifer Lopez’i varsa, sizin de Kuşum Aydın’ınız var!” diyerek herkesi kahkahaya boğan sanatçı, sevilen şarkılarını sevenleriyle birlikte söyledi.

Gecenin sürprizi ise eski vokalisti Nadide Sultan oldu. Yıllar sonra sahnede bir araya gelen ikili, nostaljik bir düetle eski günleri yad etti.

“Mimesis: Yeniden”

Sanatta Dönüşüm ve Döngüsel Varoluş Üzerine Bir Karma Sergi Gallery 11.17, sanatın farklı disiplinlerini bir araya getiren önemli bir sergiye ev sahipliği yapıyor.

”Mimesis: Yeniden” başlıklı bu karma sergi, tüm yaz boyunca ziyarete açık olacak. Antik Yunan felsefesinde sanatın temel meselesi olan” mimesis” (yeniden yaratım) kavramından hareketle kurgulanan sergi, fotoğrafın gerçeklikle kurduğu ilişkiyi, yağlıboyanın yorumlayıcı dilini ve heykelin mekânsal varlığını aynı platformda buluşturuyor. Her biri kendi teknik ve kavramsal bütünlüğüne sahip eserler, izleyiciyi sanatın dönüştürücü gücü üzerine düşünmeye davet ediyor.

Sanatın farklı disiplinlerinin birbirini nasıl beslediğini gözlemlemek ve “yeniden yaratım” kavramının çağdaş yorumlarını keşfetmek isteyen sanatseverleri Gallery 11.17’ye bekliyoruz.

Sanatçılar; Aytaç Beyazgül, Beyza Boynudelik, Durmuş Bahar, Erman Gürcüm, Feyyaz İnanç, Haydar Akdağ, Levent Oyluçtarhan, Mark Erhan Geçim, Melike Beyazgül, Neslihan Demircioğlu, Oktay Değirmenci, Özgür Demirci, Pınar Baklan, Samet Öztürk, Saim Erken, Sefa Çakır, Selahattin Yıldırım, Shahnaz Aghayeva.

Jessica Andrew “Tuzlu Su”

Jessica Andrews’un aidiyetle özgürlük arasında bocalayan bir ruhun portresini çizdiği romanı Tuzlu Su, Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı!

Tuzlu Su, Londra’nın yoğun temposundan kaçarak Kuzey İngiltere’nin kırsalına sığınan ve burada geçmişiyle, ailesiyle ve kendi kimliğiyle yüzleşen Lucy’nin hikâyesini anlatıyor. Modern edebiyatın sade ama güçlü seslerinden biri olarak öne çıkan roman, genç bir kadının büyüme sancılarını samimi ve çarpıcı bir yaklaşımla gözler önüne seriyor.

Ayrıntı Yayınları’nın Edebiyat dizisinde yerini alan Tuzlu Su’yu İngilizceden dilimize Sena Dalgıç çevirdi.

Anadolu Isuzu, Hamburg’da yeni otobüslerini sergiledi

Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, %100 elektrikli otobüs modelleri Citivolt 12 ve NovoCiti VOLT’u Hamburg’da düzenlenen UITP Zirvesi 2025’te, dünyanın dört bir yanından gelen toplu taşıma profesyonelleri ile buluşturdu.

Anadolu Isuzu, elektrikli araç modellerini artırmaya odaklanıyor, yenilikçi ve çevre dostu araçlarıyla önümüzdeki 5 yılda elektrikli araç satışlarını yüzde 40 seviyesine ulaştırmayı hedefliyor.

46 ülkeye ihraç ediliyor

Satış Sonrası Hizmetler tarafından güçlü bir şekilde desteklenen nitelikli distribütör ağıyla 46 ülkeye otobüs ve midibüs ihraç ediyor. Anadolu Isuzu’nun Türk mühendisleri tarafından geliştirilen ve Türkiye’de üretilen çevre dostu, modern tasarımlı araçları dünya çapında belediyeler tarafından büyük ilgi görüyor.  Birçok pazarda toplu taşıma ihalelerinin aranan ismi haline gelen Anadolu Isuzu, Ar-Ge, üretim, dijitalleşme ve satış sonrası hizmetler alanlarındaki uzmanlığıyla hedef pazarların ihtiyaçları doğrultusunda ürün ve hizmet sunarak, en yüksek küresel endüstri standartlarını karşılama hedefi doğrultusunda yatırımlarını sürdürmekle birlikte yeni uluslararası pazarlara açılmaya devam ediyor.

Avrupa’da büyük ilgi

UITP Zirvesi 2025’te küresel toplu taşıma sektörünün beğenisine sunulan tamamen elektrikli NovoCiti VOLT modeli, şehir içi toplu taşımada engelsiz çevre dostu bir seçenek olarak öne çıkıyor. Avrupa’nın birçok şehrinde sergilenen ve büyük ilgi gören araç, dünyanın dört bir yanından sipariş alıyor. Anadolu Isuzu’nun bir diğer tamamen elektrikli toplu taşıma çözümü Citivolt 12 ise modern tasarımı ve yüksek teknoloji özellikleriyle dikkat çekiyor.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto