Yazılar

Rodin’in Anıtsal Heykelleri

Girne’de modern heykel sanatının en kapsamlı özel Rodin koleksiyonuna ev sahipliği yapan The Arkın Rodin Collection Gallery, koleksiyonuna iki yeni anıtsal eser ekledi. Auguste Rodin’in The Burghers of Calais (Calais Burjuvaları) serisinden Pierre de Wissant ve Jean de Fiennes adlı bronz heykeller, galerideki yerlerini aldı.

Rodin’in insan psikolojisini ve evrensel duyguları güçlü bir biçimde yansıtan bu eserler, korku, fedakârlık, onur ve kırılganlık gibi temaları zamansız bir estetikle bir araya getiriyor. Dünya genelinde sınırlı sayıda dökümü bulunan heykeller, müzecilik açısından da büyük önem taşıyor.

Pierre de Wissant

Rodin’in ölüm ve fedakârlık arasındaki psikolojik gerilimi işlediği Pierre de Wissant, sanatçının yüzey anlayışını ve ifade gücünü yansıtan anıtsal bir çalışma. Figürün yüz hatlarındaki dramatik detaylar, yaklaşan ölüm karşısındaki içsel çatışmayı görünür kılıyor.

Jean de Fiennes

Serinin en genç figürü olan Jean de Fiennes ise korku ile cesaret arasındaki kırılgan ruh halini somutlaştırıyor. Rodin’in yüzeyde bıraktığı hareketli modelleme izleri, ışıkla birlikte değişen canlı bir ifade yaratıyor.

The Arkın Rodin Collection Gallery’de Rodin’in The Kiss, Eternal Spring, Falling Man gibi ikonik eserleriyle birlikte toplam 33 eser ücretsiz olarak sanatseverlerle buluşuyor. Bu yeni eklemeler, galerinin uluslararası sanat sahnesindeki önemini daha da pekiştiriyor.

#Rodin #ArkınRodinCollection #GirneSanat #ModernHeykel #PierreDeWissant #JeanDeFiennes #SanatHaberleri #AugusteRodin #ÇağdaşSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sıcaklarda seyahate çıkacak anne adayları dikkat!

Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte uzun saatler süren uçak, otobüs ve otomobil yolculukları, anne adayları için bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle seyahat öncesinde ve yolculuk sırasında alınacak önlemler hem anne adayının hem de bebeğin sağlığının korunmasında büyük önem taşıyor.  Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ecem Eren hamilelik döneminde yapılan seyahatlerin her zaman gebeliğin haftasına, anne adayının genel sağlık durumuna ve mevcut risk faktörlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini belirterek “Sağlıklı ilerleyen bir hamilelikte, doktor onayıyla planlanan ve gerekli önlemlerin alındığı seyahatler güvenli şekilde gerçekleştirilebiliyor. Ancak özellikle aşırı sıcak ve nemin hakim olduğu yaz döneminde; sıvı kaybı, tansiyon değişiklikleri, halsizlik ve dolaşım problemleri gibi bazı riskleri beraberinde getirebiliyor” diyor. Anne adaylarının alacakları basit ama etkili önlemlerle hem kendi sağlıklarını hem de bebeklerini koruyabileceklerini belirten Dr. Eren, hamilelikte güvenli yolculuğun 7 kuralını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Ecem Eren

Dr. Ecem Eren

Seyahat öncesi doktor kontrolünü ihmal etmeyin

Her hamilelik kendine özgü özellikler taşıyor. Bu nedenle seyahat öncesinde mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına danışılması gerekiyor. Özellikle erken doğum riski, tansiyon problemleri, çoğul gebelik veya plasentaya ilişkin sorunlar bulunan anne adaylarında yolculuk planı kişiye özel olarak değerlendiriliyor. Hekim kontrolü sayesinde olası riskler önceden belirleniyor ve gerekli önlemler alınabiliyor.

Bol sıvı tüketmeye özen gösterin

Aşırı yaz sıcaklarında artan sıvı ihtiyacı nedeniyle su tüketimi daha da önem kazanıyor. Hamilelik döneminde oluşabilecek sıvı kaybı; halsizlik, baş dönmesi ve dolaşım problemlerine neden olabiliyor. Bu nedenle yolculuk boyunca düzenli aralıklarla su içilmesi büyük önem taşıyor. Kafeinli ve aşırı şekerli içeceklerden kaçınarak, su, ayran ve mineral desteği sağlayan sağlıklı içecekler tüketilmesi gerekiyor.

Uzun süre hareketsiz kalmayın

Özellikle otomobil, otobüs ve uçak yolculuklarında uzun süre aynı pozisyonda oturmak bacaklarda şişlik ve pıhtılaşma riskini artırabiliyor. Bu nedenle her 1-2 saatte bir kısa yürüyüşler yapılması, bacakların hareket ettirilmesi ve basit esneme egzersizlerinin uygulanması öneriliyor. Düzenli hareket, kan dolaşımının desteklenmesine yardımcı oluyor.

Emniyet kemerini doğru şekilde kullanın

Araç yolculuklarında emniyet kemeri kullanımını kesinlikle ihmal etmemek gerekiyor. Kemerin alt kısmı karın bölgesinin üzerinden değil, karın altından ve kalça kemiklerinin üzerinden geçiriliyor. Omuz kemeri ise göğüslerin arasından çapraz şekilde yerleştiriliyor. Doğru kemer kullanımı hem anne adayını hem de bebeği olası kazalara karşı koruyor.

Hafif ve sağlıklı beslenin

Yolculuk sırasında ağır, yağlı ve sindirimi zor yiyecekler mide bulantısı, hazımsızlık ve reflü şikayetlerini artırabiliyor. Bu nedenle taze meyveler, yoğurt, kuruyemiş ve hafif atıştırmalıklar tercih edin. Düzenli ve dengeli beslenme sayesinde enerji seviyesi korunuyor ve yolculuk daha konforlu hale geliyor.

Yol üzerinde yediklerinize dikkat edin

Yolculuk sırasında verilen molalarda tüketilen yiyecek ve içeceklerin güvenilir kaynaklardan temin edilmesi gerekiyor. Özellikle yaz aylarında yüksek sıcaklık nedeniyle uygun koşullarda saklanmayan gıdalarda bakteri üreme riski artabiliyor. Bu durum gıda zehirlenmelerine, ishal ve kusma gibi şikayetlere yol açarak anne adayında sıvı kaybına neden olabiliyor. Açıkta satılan yiyecekler yerine taze hazırlanmış ve hijyenik koşullarda sunulan besinlerin tercih edilmesi, çiğ veya iyi pişmemiş ürünlerden kaçınılması önem taşıyor. Ayrıca ambalajlı ürünlerin son kullanma tarihlerini de mutlaka kontrol etmek gerekiyor.

Acil durumlar için hazırlıklı olun

Seyahat edilen bölgede en yakın sağlık kuruluşunun önceden araştırılması önem taşıyor. Anne adaylarının kullandıkları ilaçları, gebelik takip belgelerini ve gerekli sağlık kayıtlarını mutlaka yanlarında bulundurmaları gerekiyor. Beklenmedik bir sağlık sorunu yaşandığında hızlı hareket edilmesi hem anne hem de bebeğin güvenliği açısından kritik rol oynuyor.

 

 

#HamilelikteSeyahat #AnneAdayları #YazSağlığı #GebelikteDikkat #HamilelikÖnerileri #SağlıkHaberleri #DrEcemEren #GebelikteYolculuk #AnneVeBebek #HamilelikteGüvenliYolculuk #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Mina Hasman’a Britanya İmparatorluk Nişanı

Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarıyla uluslararası ölçekte tanınan Mina Hasman, Birleşik Krallık’ın en saygın sivil onurlarından Britanya İmparatorluğu Nişanı (OBE) ile ödüllendirildi. TIME dergisinin TIME100 İklim listesinde yer alan Hasman, bu nişana layık görülen ilk mimar oldu.

Kral’ın 2026 Doğum Günü Onur Listesi’nde adı geçen Hasman, küresel mimarlık şirketi SOM’da Sürdürülebilirlik Direktörü olarak görev yapıyor. İklim okuryazarlığı, net sıfır karbon tasarımı ve sürdürülebilir kentleşme alanındaki katkılarıyla öne çıkan Hasman, COP26’da tanıtılan Urban Sequoia konseptinin geliştirilmesinde üstlendiği rolle dikkat çekmişti. Bu proje, yüksek binaların karbon emen yapılara dönüştürülmesini hedefliyor.

Hasman, ödül sonrası yaptığı açıklamada bu başarının ekiplerin ve sektör paydaşlarının ortak emeğinin sonucu olduğunu belirterek, “Sürdürülebilirlik çağımızın en önemli sorumluluklarından biri” dedi.

Aynı zamanda eğitim alanında da aktif olan Hasman; Bartlett Mimarlık Okulu, Mimarlık Birliği (AA) ve Manchester Mimarlık Okulu’nda ders vererek yeni nesil mimarların sürdürülebilirlik odaklı yetişmesine katkı sağlıyor. Resmi takdim töreni ise ilerleyen dönemde Kral veya Kraliyet Ailesi üyeleri tarafından gerçekleştirilecek.

 

#MinaHasman #BritanyaİmparatorlukNişanı #OBE #Sürdürülebilirlik #UrbanSequoia #TIME100 #NetSıfırKarbon #Mimarlık #KraliyetOnuru #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yazın Favorisi Olacak Rap Parçası Yayında

Rap müziğin dikkat çeken isimlerinden Jeff Redd, kariyerinde yeni bir dönemin ilk adımı olan “Yaz Geldi” şarkısını dinleyicilerle buluşturdu. Eğlenceli sözleri, esprili göndermeleri ve akılda kalan nakaratıyla öne çıkan parça, yaz gecelerinin favori şarkılarından biri olmaya aday.

Şarkı, kulüp kültürü ve genç jenerasyonun enerjisini bir araya getirirken; dans pistlerinden sosyal medya trendlerine kadar geniş bir etki alanı yaratmayı hedefliyor. Redd, klibiyle birlikte tüm dijital platformlarda yayında olan “Yaz Geldi” ile eğlence dozunu yükseltiyor.

 

#JeffRedd #YazGeldi #RapMüzik #YeniŞarkı #MüzikHaberleri #TürkMüzikSahnesi #DijitalPlatformlar #YazŞarkısı #MüzikTrendleri #SanatçıHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Hiperrealist “At” Heykeli Sanatseverlerle Buluşuyor

Bozlu Art Mongeri Binası’nın giriş katında yeni yerleştirmesiyle sanatseverlerin beğenisine sunulan Server Demirtaş’ın “At” isimli kinetik heykeli, hiperrealist yaklaşımı ve çarpıcı ölçüleriyle dikkat çekiyor.

Sanatçı, iki yıllık bir çalışmanın ürünü olan bu eserinde yalnızca mekanik kurguyu değil, öznenin ruh halini ve iç dünyasını da yansıtmayı amaçlıyor. Günlük hayattan sahneleri yeniden kurgulayan Demirtaş, yarattığı etkinin sınırlarını zorlayarak izleyiciyi hem gerçekçi hem de mekanik bir deneyime davet ediyor.

Çarpıcı Gerçekçilik ve Mekanik Yapı

Heykelin gövdesindeki ipeksi dokunsal gerçekçilik, bacak kısmındaki mekanik yapı ile kesintiye uğruyor ve izleyiciye eserin altındaki teknolojiyi hatırlatıyor. Bu ikilik, eseri hem hiperrealist hem de mekanik bir başyapıt haline getiriyor.

Anri Sala’dan İlham

Sanatçı, Anri Sala’nın 2003 tarihli “Time After Time” videosundan esinlenerek yarattığı “At” heykelini şöyle anlatıyor: “Bir yol kenarında duran siyah bir at… Sahipsiz, susuz, yemeksiz… Onu sabaha kadar çekiyor. Ben çok etkilendim ama o zamanlar bu teknolojiyi yapacak cesaretim yoktu. Birkaç yıl önce artık o cesareti buldum ve 2-2,5 yıl uğraşıp bitirdim.”

Server Demirtaş’ın “At” heykeli, Bozlu Art Mongeri’nin giriş katında sanatseverlere hem estetik hem de düşünsel bir deneyim sunuyor.

 

#ServerDemirtaş #AtHeykeli #BozluArtMongeri #KinetikHeykel #ÇağdaşSanat #Hiperrealizm #SanatHaberi #İstanbulSanat #Sanatseverler #SanatSergisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Çocuklarda Bacak Boyu Farkı: Erken Tanı Hayati Önem Taşıyor

Çocukların sağlıklı büyümesi denildiğinde çoğu zaman boy ve kilo gelişimi ön plana çıkıyor. Ancak uzmanlar, iskelet sisteminin gelişiminin de en az bunlar kadar yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Çocukluk çağında fark edilmeyen bacak boyu eşitsizliği, ilerleyen yıllarda omurga ve eklem sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.

Central Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Can Yapıcı, bacak boyları arasındaki uzunluk farkının erken dönemde tespit edilmemesi halinde ciddi ortopedik problemlere neden olabileceğini belirterek, “Tedavi edilmeyen bacak boyu eşitsizliği zamanla omurgada eğrilik, kalça ve diz eklemlerinde erken kireçlenme ile kronik ağrılara yol açabilir” diyor.

Central Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Can Yapıcı’ya göre toplumda en yaygın yanlış inanışlardan biri, bu sorunun çocuk büyüdükçe kendiliğinden düzeleceğini düşünmek. Oysa özellikle büyüme plaklarının zarar görmesine bağlı gelişen eşitsizliklerde, çocuk büyüdükçe fark daha da belirgin hale geliyor.

Op. Dr. Can Yapıcı

Op. Dr. Can Yapıcı

Hangi belirtiler uyarıcı olmalı?

İki bacak arasındaki ölçülebilir uzunluk farkı olarak tanımlanan bacak boyu eşitsizliği, hafif düzeylerde çoğu zaman belirti vermeyebiliyor. Ancak fark arttıkça bazı işaretler ortaya çıkıyor.

Op. Dr. Can Yapıcı’ya göre şu belirtiler dikkate alınmalı:

  • Yürürken aksama veya topallama
  • Sürekli aynı bacağa ağırlık verme
  • Ayakkabı tabanlarının farklı şekillerde aşınması
  • Omuz ve kalça seviyelerinde belirgin asimetri
  • Duruş bozuklukları

Dünya genelinde her 100 çocuğun yaklaşık 3 ila 5’inde klinik olarak önemli kabul edilen bacak boyu farkı görülebiliyor. Bu çocuklarda zamanında tedavi uygulanmadığında kalıcı sağlık sorunları gelişebiliyor.

Neden ortaya çıkıyor?

Bacak boyu eşitsizliği doğuştan gelebileceği gibi sonradan da gelişebiliyor.

Çocukluk döneminde yaşanan ve büyüme plağını etkileyen kemik kırıkları, enfeksiyonlar ve gelişimsel kalça displazisi en sık nedenler arasında yer alıyor. Ayrıca bazı çocuklarda doğumsal uzuv gelişim eksiklikleri görülebiliyor. Bazı genetik ve sendromik hastalıklarda ise vücudun bir tarafı diğerine göre daha fazla büyüyebiliyor.

Daha nadir olarak kemik tümörleri ve çocukluk çağı romatizması da büyüme dengesini bozarak bacak boyu eşitsizliğine neden olabiliyor.

Hafif vakalarda ameliyatsız çözümler tercih ediliyor

Her bacak boyu farkı cerrahi müdahale gerektirmiyor. Özellikle 2 santimetrenin altında kalan eşitsizliklerde konservatif tedavi yöntemleri ön plana çıkıyor.

Kişiye özel tabanlıklar

Ayakkabı içine yerleştirilen özel tabanlıklar, kısa olan bacağı destekleyerek kalça ve omurga dengesinin korunmasına yardımcı oluyor. Böylece omurganın eğrilmesi önlenirken eklemlere binen yük de dengeleniyor.

Ayakkabı yükseltmeleri

Tabanlıkla düzeltilemeyecek ancak ameliyat gerektirmeyen durumlarda ayakkabı tabanına eklenen yükselticiler sayesinde iki bacak arasındaki fark azaltılabiliyor.

Büyük farklarda cerrahi yöntemler devreye giriyor

Uzmanlar, erişkin döneme kadar farkın 2-2,5 santimetrenin üzerine çıkmasının beklendiği çocuklarda cerrahi seçeneklerin değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Günümüzde uygulanan yöntemlerin temel amacı, vücudun kendi kemiğini üretmesini sağlayarak uzunluk farkını gidermek.

Dıştan uygulanan sistemler

Eksternal fiksatör adı verilen metal çerçeveler kemiklere özel teller ve vidalarla sabitleniyor. Bu yöntem özellikle kemik kısalığıyla birlikte eğrilik bulunan vakalarda tercih ediliyor.

Manyetik uzatma teknolojisi

Kemik içine yerleştirilen ve dışarıdan görünmeyen manyetik çiviler sayesinde uzatma işlemi kontrollü şekilde gerçekleştirilebiliyor. Daha düşük enfeksiyon riski ve estetik avantajları nedeniyle son yıllarda sık tercih edilen yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor.

Kombine uygulamalar

İçten çivi ve dıştan fiksatörün birlikte kullanıldığı tekniklerde, dış cihazın kullanım süresi azaltılarak çocuğun konforu artırılabiliyor.

Büyüme hızının kontrol edilmesi

Epifizyodez adı verilen yöntemde ise uzun olan bacağın büyüme hızı kontrollü şekilde yavaşlatılıyor. Böylece kısa olan bacağın zaman içinde diğer bacağa yetişmesi hedefleniyor. Op. Dr. Can Yapıcı, çocukların büyüme döneminde düzenli ortopedik kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, erken tanının hem tedavi başarısını artırdığını hem de ileride oluşabilecek kalıcı iskelet sistemi sorunlarını önleyebildiğini vurguluyor.

Alice Cooper: “Şok Artık Hayatta, Sahnede Değil”

İstanbul’da sahneye çıkmadan önce Alice Cooper’la konuşmak, bir rock efsanesiyle röportaj yapmaktan çok, onun yarattığı teatral evrenin içine kısa bir bakış atmak gibi. Yıllardır sahnede korkuyu, mizahı, karanlığı ve rock’n roll’u aynı hikâyenin içinde buluşturan Cooper, bugün hâlâ yalnızca bir müzisyen değil; kendi mitolojisini yaratmış yaşayan bir performans ikonu.
Telefonun diğer ucunda sakin, ölçülü ve şaşırtıcı derecede sıcak bir ses vardı. Ancak konu sahneye geldiğinde, Alice Cooper hâlâ o bildiğimiz Alice Cooper’a dönüşüyor: giyotinlerin, yılanların, kara mizahın ve dev prodüksiyonların efendisine. Rock tarihinin en teatral figürlerinden biri olarak anılan sanatçı, İstanbul konserini anlatırken bunu yalnızca bir turne durağı gibi değil, “gerçek bir rock gösterisi” olarak tanımlıyor.
13 Haziran gecesi Lifepark sahnesinde izleyiciyi bekleyen şey ise klasik bir konserden çok daha fazlası olacak. Yarım asrı aşan kariyerine rağmen enerjisinden hiçbir şey kaybetmeyen sanatçı, bugün hâlâ seyirciyi şaşırtmanın yeni yollarını arıyor ve İstanbul’daki bu geceyi de tam olarak böyle tanımlıyor ; yüksek sesli, karanlık, teatral ve unutulması zor bir rock gösterisi.
Ve röportaj boyunca hem rock’n roll’un geçmişini hem de yaklaşan İstanbul konserini konuştuk.

Röportaj: Melis BAYRAKTAR

Alice Cooper

60 yıla yaklaşan bir kariyer nasıl hâlâ aynı enerjiyle devam ediyor?
Çünkü sahneye çıkmayı hâlâ seviyorum. Ama insanlar bunun sadece rock’n roll kaosu olduğunu düşünüyor; gerçek öyle değil. Asıl mesele yalnızca disiplin değil, aynı zamanda seyirciye duyulan saygı. İnsanlar bilet aldıklarında sizin yorgun olmanızı umursamazlar; onlar hayatlarının en iyi Alice Cooper şovunu görmek ister.
Bu yüzden perde açıldığı anda yüzde yüzünüzü vermek zorundasınız. Benim iş anlayışım her zaman bu oldu ve hâlâ aynı şekilde devam ediyor. Bir Alice Cooper konseri aslında baştan sona fiziksel bir performans: iki saat boyunca koşuyor, bağırıyor ve karakterin içinde kalıyorsunuz. Bunu sürdürebilmek için de yıllar içinde kendime bir atlet gibi bakmayı öğrenmek zorunda kaldım.

Hâlâ sahneye çıkmadan önce aynı heyecan var mı?
Evet, bence biraz korku da olmalı zaten. Eğer hiç gergin değilseniz, artık umurunuzda değil demektir. Perde açılmadan hemen önce hâlâ o elektriği hissediyorum ve dürüst olmak gerekirse, bu işin en sevdiğim kısmı da tam olarak o an.

Alice Cooper

70’ler ve 80’ler rock sahnesi çok daha kaotikti. Bugün aynı hissi görüyor musunuz?
O dönem daha filtresizdi. Daha hamdı. Bugün her şey daha profesyonel, daha temiz. Ama bazen fazla temizlik ruhu öldürür. Yine de gençlerde aynı şey var: karşı çıkma ihtiyacı. Sadece ifade biçimi değişti.
Bugünün müzik endüstrisi artık algoritmalar ve platformlar üzerinden şekilleniyor. Rock’n roll böyle bir düzende nasıl varlığını sürdürüyor?
Rock hiçbir zaman bir sistemin ürünü olmadı. O yüzden sistem değiştiğinde rock değişmez. Rock kontrol edilebilir bir şey değildir. Bir algoritma sana ne çalacağını söylüyorsa, orada zaten rock yoktur. Rock dediğiniz şey bir reaksiyondur.

Hard rock yıllardır değişen müzik türleri arasında sabit kalan nadir alanlardan biri. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Çünkü hard rock bir moda değil, bir yapı. Bir refleks. İnsanlar değişir, dönemler değişir ama gitarın yarattığı enerji değişmez. Aerosmith’i, Rolling Stones’u, Guns N’ Roses’ı dinlediğinizde aslında aynı şeyi duyarsınız: kontrolsüz bir özgüven ve doğrudanlık. Biz bunu süslemiyoruz, sadece sahneye koyuyoruz.

Alice Cooper

‘Shock rock’ denince akla ilk gelen isim sizsiniz. Ama artık şok kavramının değiştiğini söylüyorsunuz. Bugün sahnede ne kaldı?
Bugün şok artık sahnede üretilen bir şey değil. Dünya zaten şok edici. Ben sahnede şok yaratmıyorum. Bir kontrast yaratıyorum. Bir hikâye kuruyorum: korku, mizah, drama… Hepsi kontrollü bir evren içinde. Seyirci bunun bir oyun olduğunu biliyor ama yine de içine giriyor.

İstanbul’a ve Lifepark sahnesine geri dönüyorsunuz. Bu sizin için ne ifade ediyor?
İstanbul çok güçlü bir şehir. Orada sahneye çıktığınızda bunu hemen hissediyorsunuz. Lifepark’ta çaldığımda seyirci sadece konser izlemiyordu, şovun bir parçası olmuştu. Bu her yerde yaşadığınız bir şey değil. Hollywood Vampires turnesinde 2023’te Lifepark sahnesine çıktığımda bir gün tekrar geri dönmek istediğimi söylemiştim. Şimdi bunu gerçekleştiriyoruz ve bu güzel bir his.

Seyircinize ne söylemek istersiniz?
Onlara söyleyecek bir şey yok. Zaten ne olacağını biliyorlar. Biz sahneye çıkacağız, hikâyeyi anlatacağız. Geri kalanını onlar tamamlayacak.”

Alice Cooper

#AliceCooper #ShockRock #Lifeparkİstanbul #RockKonseri #HardRock #RockEfsanesi #İstanbulKonserleri #PauseDergi #MelisBayraktar #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Osman Hamdi Bey’in Eserleri Pera Müzesi’nde, The Met’te Oryantalizm Sergisinde

Dünyanın en köklü sanat kurumlarından The Metropolitan Museum of Art (The Met), Haziran ayında “Orientalism: Between Fact and Fantasy” başlıklı kapsamlı bir sergiye hazırlanıyor. New York’ta 12 Haziran 2026 – 28 Şubat 2027 tarihleri arasında düzenlenecek sergide, Osman Hamdi Bey’in eserleri de yer alacak.

The Met’in Avrupa Resimleri ve İslam Sanatı bölümlerinin iş birliğiyle hazırlanan sergi, kurumun Oryantalizm’i merkeze alan ilk sergisi olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık 180 eserlik seçki, Napolyon’un Mısır seferinden Osman Hamdi Bey’in yapıtlarına uzanan bir tarihsel anlatı kuruyor.

Osman Hamdi Bey’in nadir görülen eserleri, Jean-Léon Gérôme ve dönemin diğer Oryantalist ressamlarının yapıtlarıyla birlikte sergilenecek. Bu birliktelik, sanatçının Batılı Oryantalist geleneğe verdiği özgün yanıtı yeniden değerlendirme fırsatı sunuyor.

Osman Hamdi Bey’in Başyapıtları Pera Müzesi’nde

The Met’teki sergiyle eş zamanlı olarak, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde sanatçının eserlerinden bir seçki izleyiciyle buluşuyor. Müzenin Oryantalist Resim Koleksiyonu’nda yer alan yapıtlar, Osman Hamdi Bey’in çok yönlü kimliğini ve Osmanlı modernleşmesi içindeki özgün konumunu yansıtıyor.

Aralarında “Kaplumbağa Terbiyecisi” ve “İki Müzisyen Kız” gibi başyapıtların da bulunduğu eserler, sanatçının figür kurgusunu ve resim dilini yakından inceleme olanağı sunuyor.

Pera Müzesi, Salı–Cumartesi günleri 10.00–19.00, Pazar günleri 12.00–18.00 saatleri arasında gezilebilir. Cuma günleri “Uzun Cuma” kapsamında 18.00–22.00, Çarşamba günleri ise “Genç Çarşamba” kapsamında öğrencilere ücretsiz giriş imkânı sunuluyor.

 

#OsmanHamdiBey #TheMet #PeraMüzesi #Oryantalizm #OrientalismExhibition #KaplumbağaTerbiyecisi #TürkSanatı #SanatTarihi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tuba Önder Demircioğlu “Encounter II”

Uluslararası seramik sanatçısı Tuba Önder Demircioğlu ve mimar-tasarımcı Fahrettin Aykut, Londra’da yeni bir sanat buluşmasına imza atıyor. Fahrettin Aykut’un küratörlüğünü üstlendiği “Encounter II” sergisi, 12–16 Mayıs tarihleri arasında Gallery Marquess’te izleyiciyle buluşacak.

Sergi, önceden belirlenmiş bir kompozisyon yerine anın içinden doğan sezgisel karşılaşmaları merkeze alıyor. Tuba Önder Demircioğlu’nun kalıp kullanmadan, kontrol ile rastlantı arasındaki kırılgan dengede şekillendirdiği seramik yüzeyler; elin ritmini, bedenin izini ve malzemenin direncini görünür kılıyor. Bu üretim dili, biçimsel kusursuzluk yerine dönüşümün kendisine odaklanarak üretimin doğal hafızasını sanatın merkezine taşıyor.

Fahrettin Aykut’un küratöryel kurgusuyla şekillenen “Encounter II”, izleyiciyi kesin anlamların ötesinde yaşayan bir düşünce alanına davet ediyor. Eserler, tamamlanmış bir anlatı sunmak yerine izleyiciyle yeniden kurulan çok katmanlı bir deneyim öneriyor. Zaman, hareket ve dönüşümle kurulan bu organik bağ, sergiyi sezgisel bir keşif alanına dönüştürüyor.

 

#EncounterII #TubaÖnderDemircioğlu #FahrettinAykut #GalleryMarquess #SeramikSanatı #ÇağdaşSanat #LondraSanat #SanatSergisi #Küratörlük #SanatHaber #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Édouard Louis’ten Sarsıcı Roman: Monique Kaçıyor

Fransız edebiyatının en etkili genç yazarlarından Édouard Louis, annesinin hayatından ilham aldığı yeni romanı “Monique Kaçıyor” ile okurları özgürlük ve kimlik mücadelesine davet ediyor. Can Yayınları etiketiyle Mayıs ayında raflarda yerini alan eser, şiddet ve yoksullukla dolu bir yaşamdan kaçmaya cesaret eden bir kadının hikâyesini anlatıyor.

Roman, Édouard Louis’in annesi Monique’in geçmişin ağırlığına rağmen özgürlüğe yönelişini ve oğluyla kurduğu kader ortaklığını gözler önüne seriyor. Fiziksel bir kaçışın ötesinde, korku ile özgürlük arasındaki ince çizgide verilen bu mücadele, bir kadının kendini yeniden keşfetme cesaretini ve anne-oğul bağının gücünü derin bir anlatıyla aktarıyor.

 

#ÉdouardLouis #MoniqueKaçıyor #CanYayınları #YeniRoman #EdebiyatHaberleri #FransızEdebiyatı #KitapÖnerisi #ÖzgürlükVeKimlik #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity