Yazılar

Sonbahar-Kış moda haftalarından sizler için derlediklerim

Sonbahar-Kış moda haftalarından sizler için derlediklerim

Yıl ilerledikçe en sıcak stiller de ilerliyor. Tasarımcı showroomlarından ve pistlerden sokak stili modasına kadar, bu yıl denemek için bol miktarda taze görünüm oldu. Her yerde bulunan nötr renk kombinasyonlarından sayısız parlak tonlara kadar herkes için bir şey var. Gittiğiniz her yerde AW / 20 moda haftalarında bu en iyi trendlerden bazılarını görmeye hazırlanın.

Parlak Pop Renk Takım Elbise
Parlak bir takım elbise ile arkadaşlarınızla içki içmek için ofisten bir açıklama yapın. Bu renk patlamaları herkesin gününü aydınlatır ve gardırobunuzu anında yükseltir. Geleneksel tonlara gitmek yerine, elinizi mavi veya kırmızı gibi yüksek bir şeyde deneyin. Cilt tonunuza en uygun tonu bulun ve bütünüyle sallayın. Cesur bir debriyaj çantası ve bir çift korkak topuk gibi aksesuarlar ekleyin. Kalabalığın arasından sıyrılmanızı sağlayan çok yönlü bir seçenek.

Kahverengi PU Deri Mont
Kahverengi bir PU ceket sallarken dondurucu havanın hüküm sürmesine izin verin. Bu suni deri dış giyim, soğuk aylar için klasik ve abartılı bir seçenektir, ancak bu sezon trend olmaya devam etmektedir. Bir çift ince pantolon veya mini etek ile şekillendirin. Hatta belinizi bağlayabilir ve bir elbise yaratabilirsiniz. Bu öğeyle giymek için mükemmel tonlar siyah, gri veya mavi içerir. Bu çarpıcı seçeneği her zaman giymeye hazır olun.

Her Yerde Doğal Tonlar
Son birkaç sezondur en uzun ömürlü trendlerden biri ve yakında hiçbir yere gitmiyor. Bu tek renkli ve nötr kıyafetlerin çoğaltılması kolaydır ve herkes için harika görünür. Balıkçı yaka kumlu renkli bir takımdan kazan takımına veya deri eteğe kadar seçim yapın. Bu nötr tonun değişen tonlarını denemekten korkmayın – kum, deve ve hatta tutkunu deneyin. Fırsatlar sonsuzdur ve kimsenin dolabı için zamansız bir seçenektir.

Geniş Bacak Pantolon Çizme Sıkışmış
Yeni stilleri karıştırmak ve eşleştirmek, yeni bir şey keşfetmek için harika bir yoldur ve bu son trend budur. Düz bacaklı pantolonlarınızı botlara sokmak klasik kıyafete korkak bir dönüş yapar ve topluluğunuza ince bir punk bükümü ekler. İster kovboy tasarımlarına karşı savaşı tercih edin, kişiliğinize uygun mükemmel uyumu bulabilirsiniz.

mavi doğal tonları ile tarz
Sezonun en önemli renk kombinasyonlarından biri olan mavi bükümlü nötr tonlar popüler bir seçimdir. Son birkaç ayın en sıcak tonlarını birleştirir ve üzerine büyülü bir dönüş verir. Parlak mavi bir çantaya sahip şık kahverengi bir takım elbise arasından seçim yapın veya renkli gölgede tek renkli bir topluluğu sallayın ve bir çift klasik deri pompa ekleyin. Herkes için çarpıcı bir seçenektir ve çok yönlüdür, yüzlerce farklı parçayı deneyebilirsiniz.

Sarı Maksi Palto
Bu güneşli maksislerden birinde en soğuk günleri bile aydınlatın. Sarı cesur ve canlı bir gölgedir ve birkaç kafayı çevireceğinizden emin olabilirsiniz. Tonu değişen tonlarla düzleştirin veya beyaz bir balıkçı yaka ve kahverengi botlarla sallayın. Bir siperden bir puf ceketine kadar, bu kolay parçayı sizin için çalışmanın birçok yolu var!

krem rengi sarkma çizme
Bu korkak botlarla sarkık tutun. Dizin hemen altında oturan ve her adımda buruşuk olan bu ayakkabı, soğuk aylarda harika görúnüyor. Sıcak bir krem tonunu tercih ederseniz veya beyazımsı olursanız, her kıyafetin önünü yükseltebilirsiniz. Soluk tonu beyaz bir tişört veya bir ceketin altında düğmeli olarak iltifat edin – siyah bir elbise ve büyük bir blazer ile öne çıkarın.

Kaplan Baskıları
Her mevsim, covet için yeni bir hayvan baskısı var – bu sezon kaplan deseni için deliriyoruz. Bu korkak ve taze baskı, denize girmeden tek renkli bir kıyafeti canlandırmanın harika bir yoludur. Siyah ve sıcak kahverengi kombinasyonu düşme sıcaklığına mükemmel şekilde uyacaktır. Karışıma bir çift mavi kot ekleyin ve desenli aksesuarlar veya ayakkabılarla oynamaktan korkmayın. Bu trendle biraz eğlenin; görünümünüzü yenilemenin kolay bir yoludur.

Pop Renk Yumuşak El Çantaları
Bottega Veneta’dan Miu Miu’ya, bu yumuşak manşonları kucaklayan birçok tasarımcı var. Dalgalı deri, soğuk aylar için mükemmel bir seçenektir ve onu giymek için birçok eğlenceli yol vardır. Topluluğunuzun geri kalanı arasında parlak bir renk popu tercih edin – mavi veya beyaz ile bordo arasında sarı, kahverengiler ve nötrler arasında turuncu deneyin. Maksimum etki için bu aksesuarı kolunuzun altında tutun – herkes için rahat ve şık bir seçim.

Zincir Kolyeler (Halka Küpeler ile Giyilen)
Aksesuarlandırma söz konusu olduğunda, bazen daha fazlası daha fazladır. Bu sezon neden çarpıcı halkalarla şık bir zincir kolye eklemiyorsun? Bu klasik mücevher seçenekleri tasarımda zamansızdır ve her türlü kıyafetle çalışır. Geleneksel bir his için altın veya gümüşü mi tercih edersiniz, yoksa bir açıklama parçasıyla kıyafetinize biraz renk mi enjekte edersiniz? Nereye gidiyor olursanız olun bu komboyu her gün sallamak isteyeceksiniz.

Türkiye’nin gizli kalmış 8 destinasyonu

Türkiye’nin gizli kalmış 8 destinasyonu

Türkiye, yaz tatili için oldukça geniş bir yelpazede seçenekler sunuyor.  Ünü Türkiye’yi aşarak dünyanın pek çok yerindeki turistin gözde lokasyonları arasına giren beldelerimiz var. Ancak, bu yıl, tatilciler içinde bulunduğumuz gündem nedeniyle kalabalıktan uzakta tatil yapmayı tercih ediyor. Pandemi sonrası tatil rotasını doğaya çevirmek isteyenler için Türkiye’nin gizli kalmış 8 destinasyon.

 

Birgi Köyü, İzmir

Birgi Köyü, herkesin hayallerini kurup bir gün yaşamak istediği Ege Köyü tanımıyla birebir örtüşen yerlerden birisi… Yeşile boğan çınar ve ceviz ağaçları, ahşap pencereli taş evleri ve sakin sokaklarıyla tüm misafirlerini büyülüyor. Tarih boyunca Frigler, Persler, Bizanslılar, Romalılar ve Osmanlılar’a ev sahipliği yapmış olan bu kadim köy, UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne de alınmış. Sakin bir tatil geçirmek isteyenler için ideal bir lokasyon. Köyün tarihi atmosferini yakalamak için taş evlere kurulmuş butik otellerde konaklayabilirsiniz.

 

Küçük Kargı Koyu, Muğla

Adeta doğal bir akvaryuma benzeyen Küçük Kargı Koyu, dalış meraklılarını kendine çağırıyor. Sadece su altı güzellikleri değil serin bir rüzgara ve hoş bir kokuya sebep olan sığla ağaçları da burayı unutulmaz kılan farklı özelliklerden bir kaçı. Kalabalıktan uzakta, huzur dolu bir tatil isteyenler için oldukça ideal.

 

Palamutbükü, Datça

Türkiye’nin doğayla en iç içe köşelerinden biri olan Datça Yarımadası, her bir koyuyla ayrı ayrı görenleri kendine aşık ediyor. Zeytin ve badem ağaçlarıyla süslenmiş cennetten bir köşe olan Palamutbükü, masmavi denizi ve dalış noktalarıyla huzurlu bir adres noktası olarak tatilcileri çağırıyor. Palamutbükü’ne en yakın havalimanı 90 kilometre uzaklıkta olan Bodrum Milas Havalimanı. Bodrum Marina’dan kalkan Datça feribotlarıyla ilçe merkezine gelerek Palamutbükü’ne giden araçlara binebilirsiniz.

 

Kekova, Antalya

Kekova, Demre ve Kaş arasında bulunan Kaleköy, Üçağız ve Kekova’yı kapsayacak bir bölgenin adı. Kekova’nın en önemli özelliği ise antik çağlardan bugünlere kadar kalan arkeolojik eserlerin su seviyesinin yükselmesiyle birlikte su altında kalması… Bu Batık Şehir aslında burayı eşsiz kılıyor. Dalış severlerin hayalleri arasında burada dalış yapmak mutlaka var. Dalışla ilgilenmeyenler bile bu Batık Şehir’den büyülenecek! Kekova’ya ulaşmak için en kolay seçenek Kaş Otogarı’na direkt sefer yapan otobüslere binmek. Kaş Otogarı’ndan Kekova’ya ulaşmak için ise taksi kullanabilirsiniz.

 

Bördübet Koyu, Marmaris

Bördübet Koyu’nda ormanın ev sahipliği yaptığı kuş türlerinin sesleri arasında doğanın kalbinde olmanın huzuru insanın iliklerine kadar işleyebiliyor. Bördübet’te Kız Kumu Plajı ve Bayır Köyü de gizli kalmış doğa harikası manzaralarıyla kendine hayran bırakıyor.

 

Gideros Koyu, Kastamonu

Doğal güzellikleriyle ün salmış Karadeniz’e her gidildiğinde bambaşka bir yer keşfedilebilir, bambaşka bir macera yaşanabilir. Kastamonu’nun Cide ilçesinde bulunan Gideros Koyu da keşfedilmemiş noktalardan biri. Kestane, kayın, meşe, çam ve şimşir ağaçlarının ortasında yer alan Gideros Koyu, Karadeniz’in dalgalı sularının aksine sakin bir denize sahip. Bu koyda yüzmenin tadını çıkardıktan sonra yeni tutulmuş taptaze balıkların tadına bakmak da mümkün. Farklı çeşitte balıkların yanı sıra Kastamonu’nun yöresel lezzetleri de denenmesi gerekenler arasında.

 

Akgöl, Sinop

Karadeniz’in en güzel şehirleri arasında ilk sıralarda yer alan Sinop, Akgöl’e de ev sahipliği yapıyor. Yaklaşık 3 dönümlük bir alanı kaplayan Akgöl, ağaçlarıyla da meşhur. Günübirlik piknikler ya da doğayla iç içe bir kamp tatili için harika bir nokta.

 

Çilingoz Tabiat Parkı, İstanbul

İstanbul’da yaşayanlar ve bu yaz çok uzaklara gitme fırsatı olmayanlar için Çatalca ilçesinde bulunan Çilingoz Tabiat Parkı ideal. İstanbul’dan çok uzaklaşmadan kalabalıklardan ve şehrin stresinden uzaklaşılabilecek bir destinasyon. İster günübirlik ziyaret edilebilir ister çadır ile hafta sonu kamp gezisi düzenlenebilir.

 

 

Dayanışma ekonomisine dikkat 

Dayanışma ekonomisine dikkat 

Brand City-Vural Çakır

Google istatistiklerine göre Türkiye’de en çok referans verilen ikinci akademisyen olan Prof. Fuat Keyman’ın Berrin Koyucu-Lorosdağı ile birlikte anlattığı  “ Sekiz Kentin Hikayesi”  Türkiye’de yeni yerellik ve Yeni Orta Sınıflar alt başlığı ile yayınlandı.

Salgın dönemi karşımıza yine çelişkili bir dinamik çıkardı. Merkez hemen bütün süreci kontrol etmek istedi, ama muhtarlardan başlayarak yerel yöneticiler mahalleliyi, sorunları ve çözümleri yakından tanıyorlar.

Yazarlar bu iki birimin siyasi stratejilerini geriye atarak işbirliği yapmasının salgın dahil her türlü meselenin çözümü için öncelikle gerekli olduğunu belirtiyor. Nüfusun yüzde 70’i kentlerde yaşıyor ve yerinden yönetme ihtiyacı artıyor.

İngev yerel yönetimlere özellikle önem veren bir vakıf. İnsani Gelişme Hedeflerini yerelleştirmek için yürüttüğümüz çalışmalara bu yıl Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın büyükşehirler için ölçülmesi de eklenecek. Vatandaşla gündelik teması çok fazla olan yerel yönetimlerin insani gelişmeyi bir yönetme ilkesi olarak benimsemesi gerektiğine inanıyoruz.

Yerel yönetimlerle vatandaş ilişkisinin güçlenmesi teoride çok konuşulan ama uygulamada pek de kolay olmayan bir konudur. Belediye vatandaşlarla, sivil toplum örgütleri ile ve muhtarlarla sürekliliği olan organik bir ilişki sistemi kurabilir.  İngev, İstanbul Politikalar Merkezi(İPM) ve Oxford Üniversitesi katılımı ile hazırlanan “Belediyelerde dijital yönetişim fırsatları” raporu bunun nasıl mümkün olacağını özetlemişti.

Dijital devrim eskiden zor gibi gözüken pek çok yönetişim biçimini mümkün kıldı.  Belediyelerimiz henüz bu aşamaya geçebilmiş değiller. Çoğunlukla web adresinden talep almak veya sonucu hiçbir yere bağlanamayacak anketler yayınlamak gibi bir seviyede takılmış durumdalar. Kent aktörleri ile organik bütünleşmenin uzağındalar. Oysa dijital yönetişim yerel yönetim performanslarını artırabilmek için büyük fırsatlar sunuyor.

Salgın döneminin yerel yönetimleri de kapsayarak ortaya çıkarttığı bir başka önemli konu da dayanışma ekonomisi bağlamında kooperatifçilik oldu. Birçok büyükşehir belediyesi bu konuda önemli çalışmalar yürütüyor.

Kooperatifçilik hemen her ailenin hayatında kötü bir iz bıraktığı için belki ismi yeni nesil kooperatifçilik, dayanışma kooperatifçiliği gibi tanımlarla tazelemeliyiz Sadece bir isim değişikliği değil, bir bakış açısını da yansıtacak şekilde.

Küresel kapitalizm ve onu besleyen “markaizm” pandemi öncesinin temel hayat felsefesiydi. Pandemi iyi yaşam kavramını markalara ve ölçüsüz tüketmeye bağlayan bu büyük ideolojide kolay onarılamayacak bazı delikler açtı.  Gelişmekte olan yeni koperatifçilik açılan deliklerden daha belirgin şekilde kendini göstermeye başladı. Marka ve tüketimden başka bir iyi hayat önerisi sunarak…

Kooperatifçiliğin temel ilkesi dayanışmadır. Bireyler ortak bir ekonomik faaliyet için demokratik bir yönetim içinde ekonomik faydayı paylaşmak için bir araya gelirler. Üreticilerin ve kullanıcıların bağımsız hareket edebilmesini sağlarlar. Tedarik zincirlerinin sadeleşmesine hizmet ederler. Son kullanıcı daha uygun fiyatlarla ve daha güvenilir ürünlere ve hizmetlere erişebilir. Sürdürülebilir kalkınmaya, insani gelişmeye, ekolojik dengelere çok daha özen gösterirler.

Yeni Nesil kooperatifler aslında dayanışma ekonomisi olarak adlandırılan alternatif bir ekonomik hayatın ana unsurudur.  Dayanışma ekonomisi işbirliği eşitlik, katılımcılık sürdürülebilirlik ve çoğulculuk ilkelerine dayanır.

Yeni kooperatiflerin bütün ekonomik aktivite alanlarında uygulama modelleri bulunur. Finans sağlayan kredi kuruluşları, üretim ve tüketim alanında organize olanlar, bu ikisini birleştirmeye çalışanlar, lojistik hizmet ağlayanlar, Mert Fırat’ın çabasıyla Türkiye’de bir örneğini gördüğümüz tiyatro kooperatifleri gibi her alanda çalışabilirler.

Son yıllarda birçok alanda Türkiye’de bu kooperatif örnekleri görmeye başladık, hızla ve yeni deneyimlerle gelişiyorlar. Genç, dinamik girişimci ve yaratıcı topluluklar oluşturuyorlar. Ancak, henüz temel bir ekonomik seçenekten çok marjinal girişimler gibi algılanıyorlar. Önlerinde, geçmişin bıraktığı imajdan mevzuata ve fazlasıyla siyasileşmiş yaklaşımlara kadar pek çok mesele var.

İngev İPM işbirliği ile yürütülen “Act Human Sosyal kapsama İnsiyaitifi”nin üçüncü konusu işte bu temel meseleri ele alıyor; “Dayanışma ekonomisi perspektifinde kooperatifçiliği güçlendirmek”

Yerel yönetimler dayanışma ekonomisi ve kooperatifler için büyük kolaylaştırıcılar olabilir. Merkez iktidarlar gibi belediyeler de kooperatifleri siyasi egemenlik alanları dışında bir üçüncü alan olarak düşünebilmelidir

 

Şifalı bitkileri tanıttı

Şifalı bitkileri tanıttı

Emine Boyner Le Meridien -Vitalica Wellness ta Cemiyet ve Wellness müşterilerinin katılımıyla Bitkilerin şifaları konusunda Tea workshop yaptı.

Emine Boyner Kürşat, Rosemary Gladstar adındaki bitki bilgesi ve bitkisel tedavi uzmanının bitkisel tedavi eğitimini tamamladıktan sonra, bitkilerin şifasını başkalarıyla paylaşıp, kendisine bu denli dokunan bu canlıların, başkalarının hayatlarına dokunmasını istedi.

Cadı Kazanı, Atölye Patika mutfağında hazırlanan şifalı bitki harmanlarının ismidir. Kullandığı bitkiler, zaman zaman Emine Hanım’ın bahçesinden toplanmış, zaman zaman da Ayvalık’ın Zeytin ormanlarında saygı ve şefkatle hasat edilmiştir.

Bunun yanı sıra, sürdürülebilir toplayıcı ve çiftçilerden de yeterli miktarda ulaşamadığı bitkileri temin etmektedir. Bu bitmeyen yolculukta Emine Hanım, bitkisel tedavi eğitimine Dr. Tierone Low Dog adındaki bitkisel tedavi uzmanı ile devam ediyor.

Bunun yanı sıra, bu konudaki en iyi öğretmenleri olan bitkilerle, sık sık zaman geçirebilmek adına doğaya firar ediyor.

Murat Taşdemir “Kendimi güvende hissettiğim tek yer mutfağımdır”

Murat Taşdemir “Kendimi güvende hissettiğim tek yer mutfağımdır”

Bu ay ki Chef&Chef konuğum Glens’in Executive Şefi Murat Taşdemir oldu. Tutkunu olduğu mesleğe başlangıcını, kariyeri ve gelecek projelerini konuştuk. Keyifle okumalar.

Murat Taşdemir Şef nerelisin? Kaç yaşındasın? Bu tutku ve yeteneğin birinci nesli misin? Pause okurlarınıza kendini tanıtır mısın?

1982 yılında Ağrı Doğu Beyazıt’ta dünyaya geldim. Ailemde kısmen bu işi yapanlar vardı. Ama geleneksel metotlarla yemek pişirilen mutfaklardı. İlk aşamada bende bu mutfaklarda çalıştıktan sonra gastronomik ve yenilikçi, yaratıcı yemekleri yapmaya başladım. Zamanla kendi tarzımı yarattım. Kendimi güvende hissettiğim tek yer mutfağımdır. Ürettiklerimle mutlu oluyorum.

Kariyerin ilk iş tecrübeni doğru kronolojide paylaşır mısın?

1996 yılında Türkiye’nin ilk İtalyan restoranı Bice ‘de profesyonel iş hayatıma başladım. İtalyan şeflerle çalıştım. Daha sonra Çırağan Sarayı’nın mutfak kadrosunda ki 3 yabancı şefle çalıştım.

Bodrum Maça Kızı Otel’in devamı olan Nişantaşı Tuus restoranda Şef Aret Sahakyan ile birlikte çalıştım.

Daha sonra Sicilya ve Palermo’da mutfak eğitimi ve Türkiye’de ilk açılacak Fratelli La Bufala restoran grubunun genel şefliğini yaptım ve 3 şubesini açtım. Peşinden Zorlu Center Parle Restoran’ı açtım ve 2 yıl mutfak şefliğini yaptım. Milano’da 2 Michelin Yıldızlı şef Carlo Cracco ile çalıştım.

Bodrum Caresse Resort otelde mutfakların şefliğini ve açılışını yaptım. Daha sonra Bodrum Mandarin Orientel’a başladım. Mandarin Orientel’da 1 tane Uluslararası en iyi Akdeniz Mutfağını yapan şef ödülünü aldım. Aynı zaman da İncili Gastronomi Rehberinde 3 incili ödüle layık görüldüm. Ve şimdi Nish Palas İstanbul By Hyatt bünyesinde bulunan Glens ve Tiraje Terasın Executive şefi olarak görev yapmaktayım.

 

Murat şef, eski usul usta tecrübesi ile yeni nesil reçeteler uyguluyorsun. Mesleki bir melezliğin artıları neler?

Bizim işimiz tüketilebilen sanat olduğu için geçmişteki tecrübelerden faydalanarak daha yenilikçi ve yaratıcı işleri kolaylıkla yapabilme şansınız olabiliyor. İşin çıraklığını yaşayıp ustalık ve şeflik döneminde ki bütün bilgilerinizi harmanlayarak dünyada gelişen gastronomi serüvenini daha rahat anlayıp ve yorumlamanıza faydalı olabiliyor. Geçmiş ve geleceğin birleşimi diyelim…

 

Hayalindeki menü stili nedir? Her zaman hayallerimizi gerçekleştiremiyoruz. Olabilse ne olurdu?

Hayalimde ki menü benzersiz ve sadece kendi tasarladığım olmalı. Anadolu ve Mezapotamya’da bir kültür mozaiği gibi bütün renkleri tek tabakta birleştirerek geçmiş ve geleceğin bütün kültürlerini temsil eden. Aynı zamanda yaratıcı ve bir o kadar da geleneksel lezzetleri olan bir menü yapmak isterdim. Bu tabi sadece bir hayal, hayaller her zaman pratikte çok mümkün olmayabiliyor. Şuan çalıştığımız birçok işletmede misafirlerin talepleri ve işletme politikalarına göre menüleri hazırlama zorunluluğumuz oluyor.

 

Genç şeflere, yaratıcı şef olma hakkında bir metodoloji veririmsin? Aslında artık sende orta yaşa doğru adım atıyorsun?

Yeni jenerasyon şeflere önerim teorik bilginin ötesinde pratik kazanmaları ve muhakkak çok iyi tecrübe edinmeleri gerekiyor. Yemek yapmak sadece yüzeysel bir bilginin ötesinde… Kendi bulunduğun coğrafyayı, toplumu ve ürünleri iyi tanımak lazım… En önemlisi de şef olabilmek için kendi tarzınızı yaratmalısınız ve tutkularınızın peşinden koşmalısınız. Vazgeçmemeli… Vazgeçmek, kaybetmektir.

 

Bana Glens’de unik ve tekel olan bir lezzeti anlatır mısın?

Ben toprak ve doğanın büyüsüne inanan birisiyim. Bunu esas alarak burada hazırladığım bir tabağı size anlatayım. Mango ve Pancar taze Manda Ricottasından oluşan bir tabağım var. Lezzeti bir o kadar Anadolu bir o kadar da Avrupai, tabağımda resmen bir bahçenin renklerini barındırıyorum.

 

Sen bir menü veya tabağın hikayesinde yola çıkarken bu süreç nasıl oluyor? İlham nereden hangi an çıkıyor?

Mevsiminde bir ürün gördüğümde onu nasıl pişirebilirim ve nasıl kombine edebilirim hemen bunun telaşı ve heyecanı basıyor beni. Bu heyecanla kendimi mutfakta buluyorum. Birkaç denemeden sonra ürünün gerçek özünden uzaklaşmadan kendi tarzıma yakın bir tabak yaratmaya çalışıyorum ve takım arkadaşlarımın bu tabakla ilgili lezzet ve fikirlerini almak üzere onlara sunuyorum. Tabi bunun yanı sıra artık Dünyada bilgiye ulaşmak çok kolay. Dünyada birçok Michelin Yıldızlı şefi takip ediyorum. Onların aurasından etkileniyorum ve bu işin ne kadar iyi veya tam olarak neresinde olduğumu anlamaya çalışıyorum.

 

 

Four Seasons Hotel’lerde yaz eğleneceleri

Four Seasons Hotel’lerde yaz eğleneceleri

Four Seasons Hotel Bosphorus ve Four Seasons Hotel Sultanahmet, haftanın her gününe yayılan ve yazın enerjisini yansıtan renkli programlarıyla şehirde, canlı, dinamik ve müzikle iç içe buluşma noktaları yaratıyor.

Four Seasons Hotel Bosphorus;

Boğaz’ın mavi sularına karşı ferah terasında birbirinden özel içerikler sunan Four Seasons Hotel Bosphorus’un tüm haftayı kapsayan yaz programı pazartesi günleri Yalı Teras’ta Happy Hour ile başlıyor. Salı günleri ise aynı mekânda, sokak lezzetlerinin vazgeçilmezlerinden midye dolmayı bira ile deneyimlemek mümkün. Yaz günlerinin sevilen açıkhava sineması her Çarşamba Boğaz’ın kıyısında sinemaseverlere unutulmayacak bir deneyim yaşatıyor. Yalı Teras’ta perşembe günleri Sushi N More, sushi ve sashimi tutkunlarını bir araya getirirken, Cuma günleri Bosphorus Aperativo, Boğaz’ın güzel esintisi ile keyif dolu bir yaz akşamı yaşatıyor.

Cumartesi günleri, Yalı Teras ve Ocakbaşı Restaurant’ta Aile Kahvaltısı ile başlarken, akşam Yalı Teras’ta Ayşe Evrim’in canlı performansı ile enerji ve ritm geri dönüyor. Evrim, Latin şarkıları, tangolar, chansonlar ve sürpriz potpurilerden oluşan repertuarıyla müzikseverlere Boğaz’ın büyüleyici fonunda keyif dolu yaz geceleri yaşatıyor. Aqua Teras’ta, her pazar zengin barbekü ve meze çeşitleri ile sunulan Barbekü Kahvaltısı, hafta sonuna hem lezzet hem renk katıyor.

Rezervasyon: 0552 381 11 11

  

Four Seasons Hotel Sultanahmet;

Yaz ayları boyunca pazartesi günleri pide ve pizza seçenekleriyle A’YA Teras’ın benzersiz atmosferinde başlayan hafta, Salı günü artizan kokteyllerin sunulduğu Happy Hour ile daha keyifli hale geliyor. Çarşamba günlerinin vazgeçilmezi olmaya aday Akşam Sefası, adına yaraşan özel menüsü ile Seasons Restoran’ın benzersiz ortamında uzun dost sohbetlerini ağırlıyor.

Hamburger geceleri, bu yaz da her Perşembe misafirleriyle A’YA Teras’ta buluşmaya devam ediyor… Cuma günü, İtalyan lezzetlerinin yer aldığı ‘Adoro il Risotto’ menüsü hafta sonuna lezzet dolu bir başlangıç sunuyor. Cumartesi ve pazar günleri aileler İstanbul’un bu huzur dolu bahçesinde ‘Aile Kahvaltısı’ için bir araya gelirken, dileyenler geleneksel çay saati ile hafta sonlarının öğleden sonralarını keyif saatlerine dönüştürüyor.

Rezervasyon : 0552 402 31 50

 

 

Six Senses Kocataş Mansions, İstanbul’da kapılar açılıyor

Six Senses Kocataş Mansions, İstanbul’da kapılar açılıyor

İstanbul’un tarihini, kültürünü, boğaz keyfini, dünya mutfağının seçkin lezzetleriyle bir arada sunacak olan Six Senses Kocataş Mansions, İstanbul, 30 Temmuz’da kapılarını açıyor.

Otel, açılışa özel bir kampanya ile konuklarına benzersiz bir İstanbul ve gastronomi deneyimi yaşatacak.

19yüzyıldan günümüze uzanan, İstanbul Boğazı’nın en sakin ve güzel kıyılarından Sarıyer’de Kocataş ve Sait Paşa yalılarına hayat veren Six Senses Kocataş Mansions, İstanbul, normalleşme dönemiyle birlikte, uluslararası ve yerel resmi otoritelerin yönergesi doğrultusunda, maksimum sağlık ve hijyen tedbirleriyle konuklarına keyifli ve güvenli bir deneyim vaat ediyor.

Açılışa özel fiyat

Six Senses Kocataş Mansions, İstanbul’da, oda tiplerine göre çift kişinin konaklayabileceği kampanyada fiyatlar günlük, kahvaltı dahil 1.950 TL – 4.200 TL arasında değişiyor. Fiyatlara kahvaltı ve kdv’nin dahil olduğu bu özel teklifi Ağustos ayı boyunca değerlendirenlere özel olarak Boğaz manzaralı odalara ücretsiz upgrade imkanı da sağlanıyor.

Rezervasyon için 0212 355 55 00 nolu telefonu arayabilir veya reservations-istanbul@sixsenses.com adresinden iletişime geçebilirsiniz.

 

Emre Ergani’nin Octo’su

Emre Ergani’nin Octo’su

Yeme içme sektörünün duayen ismi Emre Ergani’nin yeni restoranı Octo’yla şehirde kalanlara bambaşka bir yaz deneyimi sunuyor.

Galata Kulesi, Topkapı Sarayı, Ayasofya, Haliç, Kız Kulesi ve Boğaz Köprüsü’nün tek bir pencereden görüldüğü, Adalar’a kadar uzanan benzersiz manzarasıyla Octo, Karaköy’ün yeni değeri JW Marriott Istanbul Bosphorus’un 9. katında yer alıyor.

Octo, unutulmaz bir yemek deneyimi ve özgün tasarımı ile öğle ve akşam yemekleri için taze, doğal ve yerel malzemelerden oluşan benzersiz bir menü sunuyor.

Portekizli şef Jorge Lavos Costa, yarattığı menüde yerel deniz ürünleri mirasını bölgenin meze kültürüyle birleştiriyor. Mekânın çağdaş tasarımı ve Osmanlı kültüründen etkilenen dokunuşları, yaşanacak deneyim ile ilgili çok şey söylüyor. Mekânda deniz ürünlerinin yanı sıra günlük olarak üretilen mezeler de yer alıyor.

Yemek menüsünün dışında sunduğu atıştırmalıklarla ve artisanal kokteylleri ile Octo’nun barı da hem yemek öncesi, hem de yemek sonrası için keyifli bir deneyim sunuyor.

 

Etiler’de yeni ocakbaşı “Koç Ocakbaşı”

Etiler’de yeni ocakbaşı “Koç Ocakbaşı”

Bebek Lokal, Bebek Meyhane, Bebek Balık Lokal, Kebap Point, Abiye Roof, Beer Point, Etiler Lokal, Club Abiye, Marmaris Point Büfe ve Hacıdan Kebap gibi markaları bünyesinde bulunduran Makara Group, İstanbul’a yeni bir mekan daha kazandırdı. Etiler’de hizmete giren Koç Ocakbaşı, kebabın yeni adresi olamaya hazır. Usta şeflere emanet edilen mutfak bir birinden lezzetli mezeler ve kebaplarla her damak tadına hitap ediyor.

Ferah bahçesi, özel lezzetleri ve kusursuz servis anlayışıyla kapılarını açan Koç Ocakbaşı, nezih bir ortamda eşsiz bir yemek deneyimi yaşamak isteyenlerin ilk durağı olacak. Alınan hijyen tedbirleri ile sağlıklı ve lezzetli yemek mottosu ile sizleri bekliyor.

Adres: Nispetiye Mahallesi Ahmet Adnan Saygun Caddesi, No: 4 / Etiler İstanbul

Telefon: 0212 352 00 32

Grand Hyatt İstanbul’da yaz keyfi

Grand Hyatt İstanbul’da yaz keyfi

Taksim’de yer alan Grand Hyatt Istanbul, Global Biorisk Danışma Konseyi (GBAC) tarafından denetlenen Hyatt Care & Cleanliness Commitment programını uygulayarak temizlik ve güvenliği en üst düzeyde tuttu ve 15 Temmuz’da kapılarını tekrar açtı.

Şehrin göbeğinde, kalabalıktan uzak bir alternatif sunan Grand Hyatt Istanbul, yeşillikler içinde gizli bahçesinde bulunan havuzunda ya da 34 Restoranı’nda Executive Şef Fabio Brambilla’nın hazırladığı yaza özel menüleriyle bu yazın tadını çıkarmanız için bekliyor.

İtalyan Executive Şef Fabio Brambilla’nın yönetiminde Akdeniz ve Türk mutfağı temel alınarak hazırlanan menüleriyle 34 Restoran da sevdiklerinizle gastronomik bir deneyime çıkabilir veya havuz kenarında yer alan Gazebo Restoran & Bar’da İtalyan pizzaları ve tapasları, ev yapımı burgerler gibi pek çok lezzeti, serinleten smoothieler ve mükemmel kokteyller eşliğinde tadabilirsiniz.

Çağdaş tasarımı ile şık ve konforlu 360 odaya sahip olan Grand Hyatt Istanbul, Akdeniz ve Türk mutfağının en güzel örneklerini sunduğu 34 Restoran’ı, kış aylarında hizmet veren Library Bar’ı ve yaz aylarında havuz başında hizmet veren Gazebo Bar’ı ile otel içerisinde misafirlerinin keyifli vakit geçirebileceği alanlar sunuyor. Açık havuzu ve gizli bahçesi ile şehrin içinde resort havası veren otel, 19 toplantı odası ile konferanslar, iş toplantıları, özel etkinlikler ve gala yemeklerine de ev sahipliği yapıyor.

Ayrıntılı bilgi için www.grandhyattistanbul.com