Yazılar

Dikkat! Akciğer hastalıkları ve kalp krizine yol açabiliyor!

Günlük yaşamın koşuşturmacasında çoğu kişinin önemsemediği hatta adeta kanıksadığı kronik burun tıkanıklığı hemen her yaşta karşımıza çıkan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir sorun. Ancak çok daha fazlası var! Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış “Ülkemizde yaklaşık her 3 kişiden birinde burun tıkanıklığı izlenmektedir. Alerjik rinite bağlı burun tıkanıklığı yüzde 10-30 arasındadır. Ancak bu sorunu kesinlikle hafife almamalı, mutlaka KBB uzmanına başvurulmalı ve tedavi olunmalıdır. Çünkü burun tıkanıklığı kısa dönemde yaşam kalitesini olumsuz etkilerken, uzun yıllar süren tıkanıklıklar akciğer ve kalp hastalıklarına hatta kalp krizine,  uyku bozuklukları ve çocuklarda ortodontik diş bozuklukları gibi ciddi hastalıklara neden olabilmektedir” diyor. KBB Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış burun tıkanıklığına yol açan etkenleri ve alınabilecek önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Esin Özlem Atmış

Dr. Esin Özlem Atmış

Hayati sonuçlar doğurabiliyor!

Sürekli yorgun hissediyor, dikkatinizi toplayamıyor, ağzınız kuruyor, sık sık başınız ağrıyor ya da uyku bozukluğu yaşıyorsanız bu ve benzeri sorunlarınızın burun tıkanıklığından da kaynaklanabileceğini bilmenizde fayda var. Günümüzde hemen her yaşta karşılaşılan kronik burun tıkanıklığı günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde olumsuz etkilerken, çocuklarda gelişme geriliği, dikkat dağınıklığı ve hiperaktiviteye de neden olabiliyor. Hastaların çoğunun burun tıkanıklığı sorununu önemsemediklerini hatta kanıksadıklarını, oysa tedavi edilmediğinde hayati riske dahi yol açabildiğini belirten Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış “Burun tıkanıklığı nedeniyle solunum ağız yoluyla gerçekleştiğinden bu da diş ve diş eti hastalıklarını tetiklemektedir. Ayrıca akciğer filtrelenmiş hava alamayacağından dolayı astım ve alerjik bronşit gibi akciğer hastalıkları gelişebilir. Burun nefesinin sağlıklı şekilde yapılamaması kalp ve akciğerleri de basınç altına soktuğundan yüksek tansiyon riski oluşturmaktadır. Uyku apnesinin nedenleri arasında da başı çeken burun tıkanıklığı, geceleri uykuda solunumun durmasına ve kalp krizine varan ciddi tehlikelere yol açmaktadır” diyor.

Burun tıkanıklığına yol açan etkenler!

Burun tıkanıklığına yol açabilen etkenleri; üst solunum yolu enfeksiyonları, sinüzit, alerjik reaksiyonlar, burun eğriliği (Septum Deviasyonu), burun eti şişliği (Konka Hipertrofisi), geniz eti (Adenoid Vejatasyon) ve hormonal değişiklikler olarak sıralayan Dr. Esin Özlem Atmış, tedavinin, tıkanıklığa yol açan sebep veya sebeplere göre değiştiğini vurguluyor. KBB Uzmanı Dr. Atmış şöyle konuşuyor: “Burun tıkanıklığı olan hastanın öncelikle KBB hekimi tarafından muayene edilmesi ve tıkanıklığın nedeninin anlaşılması gerekir. Solunum yolu enfeksiyonu,  alerjik rinit veya hormonal durumlarda öncelikle medikal tedaviler tercih edilirken; burun eğriliği, burun etinde büyüme, geniz eti büyümesi ve burun polipleri gibi hastalıklarda cerrahi tedaviler ön plana çıkmaktadır. Özellikle burun eti büyümesinde cerrahi yöntemler radyofrekans uygulamaları ve lazer ile burun eti küçültülmesi tercih edilebilir. Oldukça kolay uygulanan, güvenli ve etkin yöntemlerdendir. Kanser şüphesi olan bir hastada ise öncelikle çeşitli görüntülemelerin yapılması, takiben biyopsi alınması ve sonrasında çıkan sonuca göre tedavinin düzenlenmesi gerekir.”

Burun tıkanıklığına iyi gelebilen yöntemler

Burun tıkanıklığı olan bir kişinin doktor önermediği sürece, arkadaş çevresi ya da internetten öğrendikleriyle burun spreyi kullanmaması gerektiğini vurgulayan KBB Uzmanı Dr. Atmış, gelişigüzel kullanılan burun spreylerinin uzun vadede burun dokularını bozarak ciddi tehlikelere neden olabileceğini söylüyor. Dr. Atmış, buna karşın burun tıkanıklığına iyi gelen bazı basit ama etkili yöntemleri şöyle sıralıyor; bulunulan ortamın çok kuru olmaması için nemin sağlanması, açık havada burundan derin nefes almak, deniz suyu veya okyanus suyu olarak adlandırılan ve tuzlu su içeren spreylerle burun yıkaması yapılması. Eğer evde hazırlanacak ise; 1 bardak suya 1 çay kaşığı tuz ve 1 çay kaşığı karbonat eklenip aşırıya kaçmadan uygulanabilir. Ayrıca burun sıvılarının akışkanlığını artırmak için mutlaka gün içerisinde 2 litre su tüketmek gerekiyor.

Roka İstanbul’dan özel günler

Roka İstanbul, iki farklı konseptle hafta içi akşamlarına renk katıyor.  Roka, Japon kültürüne dair yeni bir bakış kazandıracak Izakaya Geceleri ve Sushi Salısı menüleriyle misafirlerini bekliyor.

Roka İstanbul’un yeni konseptlerinden ilki Izakaya Geceleri! Japon kültüründe ve sosyal hayatında önemli bir yere sahip olan İzakaya’yı İstanbul’a taşıyan Roka, her Perşembe ve Cuma akşamı özel bir menü sunuyor.

Roka İstanbul

Izakaya Geceleri menüsünde ise Roka İstanbul mutfağından benzersiz bir seçki yer alıyor. Roka misafirlerini Japonya havasına sokacak menüde, tütsülenmiş tosazu ile tavuk karaage, yuzu miso morina kroketleri, hoisin ile glaze edilmiş dana kaburga bun, turşulanmış salatalık ile somon teriyaki bun, ve acılı whiskey glaze ile kuzu kaburga şiş yer alıyor. Aynı zamanda DJ performansının da olduğu Izakaya Geceleri, her Perşembe ve Cuma saat 6’da başlıyor.

Roka İstanbul

Roka’nın yeni konseptlerinden bir diğeri ise Sushi Salısı. Salı akşamlarına özel sunulan konseptte, misafirler taptaze balık ve malzemelerle hazırlanan sushi menüsünden diledikleri sashimi, nigiri ve maki’leri seçerek kendi özel tabağını tasarlayabiliyor.

Japon robatayaki mutfağını modern bir dokunuşla sergileyen Roka, ‘Ro’ Robata çevresinde sosyalleşilen ve güzel yemek ve içeceklerin paylaşıldığı yer, ‘Ka’ sıcak, içten ve her şeyi kucaklayan bir enerji ortamı anlamı ile konuklarına özel bir deneyim sunuyor.

Roka İstanbul

Bilgi: 0 212 401 02 60

Adres: Kılıç Ali Paşa Mahallesi, Meclis-i Mebusan Caddesi, Dış Kapı No:8, İç Kapı No:102, Beyoğlu, İstanbul

Şubat 2025 burç yorumları

KOÇ

İş yerinde artık bir yıldız olabilirsiniz. Çevrenizdeki insanlar size yardım önerecek. Bu yardımı kabul etmeniz, bu jestleri takdir etmeniz ve özellikle bu iyiliklere karşılık vermeniz önerilir. Kimse bencil kişileri sevmez. Koç burcu, şubat ayında önceliklerini yeniden değerlendirecek ve gözden geçirecek, aynı zamanda onları kişilik gelişimi de bekleyecek.

BOĞA

Aynı tutum iş konusunda olduğu gibi ilişkilerde de işe yarar. Tersine mesafeyi koruyun. Duygular akılcı düşünmenizi bulanıklaştırabilir. Şubat ayında, özel hayatınızda pek kazançlı olmayacaksınız. Boğaların geçen yıl buldukları huzurun kaybolduğu görülüyor.

İKİZLER

Şubat’ta önceden plan yapmak işe yarayacaktır. İkizler şu sırada iş yerinde önemli bir şeyi kaçırmayacak, bu nedenle şu anda hayallerini kovalamak tehlikesizdir. Kendinizi uzun zamandır arzuladığınız bir şeylerle ödüllendirin ya da bir kış tatiline çıkın. Bu dönem elinizden geleni yapın. Yılın sonraki yarısı yoğun olacak ve bu etkinlikler için zamanınız olmayacak.

YENGEÇ

Birkaç kavgayı ve anlaşmazlığı çözmek için fırsatınız olacak. Sonunda, yıllar boyunca edindiğiniz becerilerinizden faydalanma fırsatına sahipsiniz. Uygun bir uzlaşma teklif ettikten sonra her iki tarafın taleplerini de karşılayabileceksiniz. Diğer yandan, Yengeç burcu bu Şubat ayında tek başına ilişkilerde çok iyi olmayacak.

ASLAN

Aslan burcu kendini Şubat ayında çıkmaza girmiş durumda bulacak. Özellikle kariyer ilişkiler söz konusu olduğunda. Önem verdiğiniz kişiyle eskisi gibi yakın olmadığınızı ve aranızdaki duyguların artık gerçekten harika olmadığını göreceksiniz. Mazeretler yaratmanın faydası olmayacak. Bu sorunun en kısa zamanda çözülmesi gerekir. Birbirinizle konuşmanız gerekiyor.

BAŞAK

Başaklar Şubat ayında iş konusunda çok harika olmayacaklar. Yıldızlar, doğru, istikrarlı konumda değildirler. Yani ne yükseleceksiniz ne de geri kalacaksınız. Kendinizi zorlamaya gerek olmadığını ve her zaman her şeyden sorumlu olamayacağınızı kabul etmeyi öğreneceksiniz. Çalışmayı başkalarına bırakın ve biraz dinlenin.

TERAZİ

Şubat ayında iş yerinde sorunlar ortaya çıkacak. Buna, insanları şirketinizde işe almak, acil son teslim tarihleri veya yer değiştirme de dahil olabilir. Her iki durumda da, şimdiki konumunuzu korumak için çok çabalamanız gerekecek. Belki de çalışmaya katkıda bulunmak için boş zamanlarınıza biraz yatırım yapmanız gerekir. Terazilerin sorunlarını çözmenin tek yolu budur.

AKREP

Şubat ayında ihmal nedeniyle, kariyerinizde küçük sorunlar ortaya çıkabilir. Size yardım etmek isteyen herhangi birine karşı dikkatli olun. En saf niyetlere sahip olmayabilir. Diğer yandan Akrep en yakın aile çevresinde, kurtarılmış bir alan, iyileştirici kelimeler ve de anlayış bekleyebilir.

YAY

Dostça bir tutumla, iş arkadaşlarınıza ve hatta patronunuza bir yol gösterebilirsiniz. Şirketinizde herkes rahatlamış hisseder, sana bazı sırlar vermiş olabilirler. Şubat ayında bu tür bilgileri kesinlikle istismar etmemelisiniz. Yay burcu iş toplantılarında, sempatisine rağmen kesinlikle mesafeyi korumalıdır.

OĞLAK

Şubat karar ama konusunda şanslı ayınız değil. Oğlak burcu bundan oldukça açık bir şekilde kaçınmalıdır. Durumu dikkatlice tartın ve emin değilseniz ve tavsiyeler gerekiyorsa, ailenizden birine sorun. Sadece faydalı tavsiyeler almazsınız aynı zamanda anlayışınızda artar.

KOVA

Şubat kariyeriniz alanında parlak olacak. Kariyerinizde ilerleme kaydetmek için doğru yolda gidiyorsunuz, ancak hiçbir şey karşılıksız olmayacak. Kova burcu daha fazla çaba göstermek zorunda olacak. Sıkı çalışmaktan ve çabalamaktan korkmayın çünkü fazla mesai yapmaya bile ihtiyaç duyulabilir. Stresten kaçınmaya çalışın.

BALIK

Çalışma temponuzu koruyacak olursanız ve gayretle çalışırsanız, Şubat ayında kariyerinizde büyük bir ilerleme şansı yakalayacaksınız. Üstler çalışanlarının çabasını kesinlikle takdir edebilir. Balıklar övülmeyi ve belki hatta bir ikramiyeyi ama esas olarak değerli, zenginleştirici deneyimleri sabırsızlıkla bekleyebilirler.

 

Yeni yıldan en çok ne istedik

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos’un GÜNDEME DAİR araştırma verilerinden derlenen bu dosyada; yeni yıl kutlamalarının arkasındaki motivasyonları ve bireylerin bu gelenekten neden uzaklaştıklarını derinlemesine incelemektedir.

  •  Bu sene yeni yılı kutlayanların oranı geçen yıla oranla nasıl?
  • Yeni yılı kutlamayanların nedenleri nelerdir? 
  • Yılbaşı harcamaları için finansal çözümlerden en çok hangileri kullanıldı?
  • ​Bu sene herhangi birine bir yeni yıl hediyesi satın alanlar oldu mu? Olduysa oranları nedir? 
  • Hatta geçen yıllara oranla nasıl? 
  • Bu sene hediye almayanlar oldu mu?
  • Bu sene yeni yıl için hislerini ifade edenler olumlu duygular mı, olumsuz duygular mı daha yüksek? Kamuoyu bu sorulara nasıl yanıtlar verdi? 
  • Toplumun % kaçı 2025 yılında ekonominin ve kendi yaşam standartlarının daha iyi olacağını düşünüyor?  
  • Geçen seneye göre yeni yıla dair umut etmekten korkanlar var mı? Bu değişimler olumlu​ / olumsuz ​ne yönde ?
  • Yılbaşını dışarıda kutlamaya korkanlar var mı?
  • Yeni yıla dair tek bir dilek şansı olsa toplumdaki bireyler en çok ne dilerdi?

 Lider araştırma şirketi Ipsos’un yaptığı GÜNDEME DAİR araştırmasına göre;

bu yıl yeni yıl kutlamalarına katılanların oranı geçen yıla göre belirgin bir düşüş göstermiştir. 2025 yılı için yapılan ankette, yeni yılı kutladığını belirtenlerin oranı %18 iken, kutlamadığını ifade edenlerin oranı %82 olarak kaydedilmiştir. Geçen yıl ise bu oranlar, kutlayanlar için %23 ve kutlamayanlar için %77 şeklindeydi. Bu veriler, yeni yıl kutlamalarının toplumda giderek daha az ilgi gördüğünü göstermektedir.​ Araştırma sonuçları, yeni yıl kutlamalarının arkasındaki motivasyonları ve bireylerin bu gelenekten neden uzaklaştıklarını derinlemesine incelemektedir.

Ipsos Türkiye

İnancı nedeniyle yılbaşını kutlamayanların oranı, geçen yıl %52 iken bu yıl % 47…

Bu konuda yüksek rakamların olması, bireylerin inançlarının yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu ve bu değerlerin kutlama gibi sosyal etkinliklere yansıdığına işaret etmektedir. Ayrıca, kutlamayacak bir gün olduğunu düşünenlerin oranı geçen yıl %33 olarak belirlenirken bu yıl %31 olarak izlenmiştir. Bu durum da bazı bireylerin yeni yılın sadece takvimde bir değişiklikten ibaret olduğunu düşündüğünü ortaya koymaktadır. Ekonomik faktörler de; kutlamaların azalmasında önemli bir rol oynamaktadır. Araştırmada, ekonomik nedenlerle kutlamayanların oranı geçen yıl da bu yıl da %31 olarak ortaya çıkmaktadır. Özellikle son yıllarda tüm dünyada artan yaşam maliyetleri ve ekonomik belirsizliklerin, ülkemizde bireylerin kutlama yapma isteğini olumsuz etkilediğini göstermektedir. Geçen yıl da benzer bir oran (%30) gözlemlenmişti, bu da ekonomik kaygıların kalıcı bir etken haline geldiğini düşündürmektedir. Bütün bunlara ek olarak; o gün yapması gereken başka işleri olduğunu dile getirenlerin oranı ise %9’dur. Bu, bireylerin hayatlarının yoğun temposu içinde yeni yıl kutlamalarına zaman ayıramadıklarını ve diğer sorumlulukların öncelik kazandığını göstermektedir. Tüm bu veriler, yeni yıl kutlamalarının yalnızca bir eğlence biçimi değil, aynı zamanda bireylerin inançları, ekonomik durumları ve yaşam koşullarıyla şekillenen karmaşık bir sosyal dinamik olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, yeni yıl kutlamalarının gelecekte nasıl evrileceği merak konusu olmaya devam edecektir.

Ipsos Türkiye

Araştırma sonuçları, yılbaşı harcamaları için kullanılan finansal çözümleri detaylı bir şekilde ortaya koymaktadır. Özel harcama yaptığını belirtenlerin oranı, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da %67 seviyesinde sabit kalmıştır. Bu durum, bireylerin yılbaşı döneminde belirli bir bütçe ayırarak harcama yapma eğilimlerinin sürdüğünü göstermektedir.

 Nakit harcama yapanların oranı ise geçen yıl %14 iken, bu yıl %11’e yükselmiştir. Bu artış, bireylerin nakit kullanımına yönelik bir eğilim gösterdiğini ve harcamalarını doğrudan nakit ile gerçekleştirmeyi tercih ettiklerini ortaya koymaktadır. Nakit avans çekenlerin oranı ise her iki yılda da geçen yıl da bu yıl da %3 olarak sabit kalmıştır. Dolayısıyla; bu yöntemle harcama yapma isteğinin değişmediğini göstermektedir. Ayrıca, ailesinden veya arkadaşlarından borç aldığını belirtenlerin oranı geçen yıl %3 iken, bu yıl %4’e çıkarak bir puanlık bir artış göstermiştir. Bireyleri yılbaşı harcamalarını finanse etmek için sosyal çevrelerine başvurma konusunda küçük de olsa bir yükselme % 4 olarak izlenmiştir. İhtiyaç kredisi alanların oranı ise geçen yıl %2 iken, bu yıl %1’e düşmüştür. Bu azalma, bireylerin kredi kullanma konusunda daha temkinli davrandığını ve yılbaşı harcamalarını daha az borçla finanse etmeyi tercih ettiklerini ortaya koymaktadır.  Ipsos araştırma şirketi tarafından genel olarak, yılbaşı harcamaları için kullanıldığı tespit edilen finansal çözümler, bireylerin harcama alışkanlıkları ve ekonomik durumları hakkında önemli ipuçları sunmaktadır. Bu veriler, yılbaşı döneminin sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bireylerin mali yönetim becerilerini de etkileyen bir süreç olduğunu göstermektedir.

Ipsos Türkiye

 Ipsos verileri, bu yıl bireylerin büyük çoğunluğunun yılbaşı için hediye almadığını ortaya koymaktadır.

Hediye almayanların oranı, geçen yıla göre 9 puan artarak %84 seviyesine ulaşmıştır. Ekonomik koşullar bireylerin harcama alışkanlıkları üzerindeki etkisini net bir şekilde tespit edilmiştir. Ekonomik sebepler, hediye almayanların başlıca nedeni olarak öne çıkmaktadır. Yılbaşı hediyesi satın alıp almadığı sorusuna, vatandaşların yalnızca %16’sı olumlu yanıt verirken, %84’ü hediye almadığını belirtmiştir. Daha önceki yıllarda hediye alıp almadıkları sorulduğunda ise, %27’si “evet, aldım” derken, %73’ü “hayır, almadım” yanıtını vermiştir. Bu veriler, geçmiş yıllara kıyasla bu yıl hediye alışverişinin belirgin bir şekilde azaldığını göstermektedir. Hediye almama nedenleri arasında ekonomik sebepler %79 gibi yüksek bir oranla başı çekerken, bu yıl yılbaşını kutlamadığını belirtenlerin oranı ise %27’dir. Bu durum, bireylerin sadece maddi kaygılarla değil, aynı zamanda yılbaşı kutlamalarına yönelik tutumlarıyla da ilgili bir değişim yaşadığını göstermektedir. Sonuç olarak, yılbaşı hediyeleri ile ilgili bu veriler, bireylerin harcama kararlarını etkileyen ekonomik faktörlerin yanı sıra, sosyal ve kültürel dinamiklerin de önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu yıl, birçok kişi için yılbaşı kutlamalarının ve hediyelerin anlamı, ekonomik zorluklar nedeniyle farklı bir boyut kazanmıştır.

Ipsos Türkiye

Son iki yıldır yapılan araştırmalar, bireylerin yeni yıla girerken hissettikleri heyecanın önemli ölçüde azaldığını rakamlarla ortay koymaktadır.

Her 10 kişiden 4’ü, yeni yılın gelişine eskisi gibi heyecanlanmadığını ifade etmektedir. Bu durum, toplumda genel bir motivasyon kaybı ve belirsizlik hissinin hâkim olduğunu göstermektedir. İnsanların yeni yılın getirdiği yenilikler ve umutlarla dolu bir başlangıç yapma isteği, son yıllarda yerini daha temkinli bir yaklaşım ve karamsarlığa bırakmış gibi görünmektedir. Ayrıca, bu yıl yeni yılda hayatlarının daha iyi olacağını düşünenlerin oranı, geçen yıla göre bir düşüş göstermiştir. Geçen yıl %24 olan bu oran, bu yıl bir puan gerileyerek % 23’e gerilemiştir. Bu azalma, bireylerin geleceğe dair umutlarının azaldığını ve daha önceki yıllarda sahip oldukları iyimserliğin kaybolduğunu ortaya koymaktadır. Ekonomik belirsizlikler, sosyal sorunlar ve genel yaşam koşullarındaki zorluklar, insanların yeni yıla dair beklentilerini olumsuz yönde etkilemektedir. Sonuç olarak, yeni yılın getirdiği heyecan ve umut, bireylerin yaşam koşullarına ve psikolojik durumlarına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Bu yıl, birçok kişi için yeni yılın sadece takvimde bir değişiklikten ibaret olduğu hissi ağır basmakta; bu da bireylerin yaşamlarındaki olumlu değişimlere dair inançlarını zayıflatmaktadır. Bu durum, toplumsal bir yansıma olarak, bireylerin ruh halini ve geleceğe dair bakış açılarını derinlemesine etkileyen karmaşık bir dinamik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ipsos Türkiye

Araştırma verileri, toplumun yalnızca yaklaşık %4’ünün 2025 yılında ekonominin ve kendi yaşam standartlarının daha iyi olacağına inandığını göstermektedir.

Bu oran, bireylerin geleceğe dair umutlarının son derece sınırlı olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, “Eski yılbaşını özlüyorum” ifadesine katılanların oranı geçen yıl %58 iken, bu yıl %51’e düşmüştür. Bu azalma, bireylerin geçmişe yönelik özlemlerinin azaldığını, ancak yine de eski yılbaşı kutlamalarının getirdiği nostaljik duyguların hâlâ önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir. Geçmişteki kutlamaların daha anlamlı ve keyifli olduğunu düşünen bireylerin sayısının azalması, toplumun genel ruh halinin ve kutlama kültürünün değiştiğini işaret etmektedir. Sonuç olarak, bu veriler, bireylerin hem ekonomik hem de sosyal açıdan yaşadığı belirsizliklerin, yeni yıl kutlamalarına olan bakış açılarını etkilediğini göstermektedir. Geçmişe duyulan özlem, mevcut koşulların getirdiği hayal kırıklıklarıyla birleştiğinde, bireylerin geleceğe dair umutlarını daha da zayıflatmaktadır. Bu durum, toplumun genel psikolojisini ve sosyal dinamiklerini derinlemesine etkileyen karmaşık bir tablo çizmektedir.

Ipsos Türkiye

Ipsos verileri, bireylerin yeni yıl dilekleri arasında sağlık konusunun her zaman en öncelikli yere sahip olduğunu göstermektedir.

Bu yıl sağlık dileklerini ifade edenlerin oranı %47 ile ilk sırada yer alırken, geçen yıl bu oran %44’tü. Bu artış, bireylerin sağlık konusuna verdikleri önemin giderek arttığını ve bu alandaki kaygıların devam ettiğini ortaya koymaktadır.  Sağlığın ardından gelen ikinci en önemli dilek ise %26 ile para… Bu durum, ekonomik koşulların bireylerin yaşamları üzerindeki etkisini yansıtırken, maddi güvenliğin sağlanmasının da önemli bir hedef haline geldiğini göstermektedir. Üçüncü sırada ise %11 ile huzur dileği yer almaktadır. Huzur, bireylerin yaşam kalitesini artıran önemli bir unsur olarak öne çıkmakta ve insanların içsel dinginlik arayışını yansıtmaktadır. Diğer dilekler arasında barış, mutluluk, aşk ve evlilik gibi kavramlar ise listenin daha alt sıralarında yer almaktadır. Bu durum, bireylerin önceliklerinin değiştiğini ve sağlık, maddi güvenlik ve huzur gibi temel ihtiyaçların, daha soyut ve duygusal dileklerin önüne geçtiğini göstermektedir.  Sonuç olarak, bu veriler, bireylerin yeni yıl dileklerinin, mevcut yaşam koşulları ve toplumsal dinamiklerle şekillendiğini ortaya koymaktadır. Sağlık, para ve huzur gibi somut dileklerin ön planda olması, bireylerin yaşadığı belirsizliklerin ve zorlukların bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda, yeni yıl dilekleri, bireylerin ruh halini ve önceliklerini anlamak açısından önemli bir gösterge niteliği taşımaktadır.

‘25’inci yılımda ikinci baharımı yaşamak istiyorum’

Türk popunun güçlü seslerinden Ziynet Sali kariyerinin 25’inci yılını yeni şarkısı ‘Müptelanım Bilgine’yle kutluyor. Sali sözlerinden müziğine hatta klibine kadar buram buram nostalji kokan yeni şarkısı için “Ses rengimi, duygumu, şarkıcılığımı gösteren tam bir Ziynet Sali şarkısı oldu” diyor

Ziynet Sali kısa bir süre önce yeni şarkısı “Müptelanım Bilgine” yi yayımladı. Kıbrıs’tan İstanbul’a uzanan kariyerinde bugüne kadar ‘Ağlar mıyım Ağlamam’, ‘Beş Çayı’, ‘Daha Nasıl Sevebilirim’ ve elbette ‘Amman Kuzum’ gibi birçok hit şarkıyı yorumladı. 2024’te eserleri en çok çalınan kadın sanatçı olan Sali’yle kariyerinin kilometre taşlarını ve dijital çağla birlikte dönüşen müzik dünyasını konuştuk.

Ziynet Sali

Yeni şarkınızın söz ve müziği Mabel Matiz’in. Nasıl bir araya geldiniz?

Mabel benim zaten çok uzun zamandır tanıştığım, görüştüğümüzde de böyle sarıp sarmaladığım bir arkadaşımdı. Uzun zamandır şarkı için konuşuyorduk, araya pandemi girdi. Pandemiden sonra tekrar görüştük. Sağ olsun, şarkıyı hazırladı. Ses rengimi, duygumu, şarkıcılığımı gösteren tam bir Ziynet Sali şarkısı oldu.

Dinleyici yorumlarına baktım, çoğunluk “Bizi o eski yıllara götürdü” diye yorum yapmışlar. İnsanların eskiye, en çok da 1990’lı yıllara bir özlemi var. Sizin 90’lardan özlediğiniz şeyler var mı?

Ben 90’ların kendisini severim. Ama daha çok 70’lerin hayranıyım. O dönem, hem müzik hem dünya anlamında başlı başına bir olay. Çiçek çocuklar dönemi… Barış Manço’sundan Cem Karaca’sına, Orhan Gencebay’ından Neşe Karaböcek’ine, Ajda Pekkan’a kadar çok zengin. Bir de 1975’te doğduğum için herhalde ayrı seviyorum. 70’lerin gazinoları, müzik kültürü bana hep daha iyi geliyor. Kamuran Akkorlar, Zeki Mürenler, Müzeyyen Senarlar… Bugün bütün divalara baktığınızda o dönemden geliyorlar. 70’lerde bir yenilenme olmuş.

Ziynet Sali

Şimdilerdeyse müziğin değeri dijitaldeki tıklamalarla ölçülüyor…

Eskiden eğer siz gerçekten içi dolu ve değerli bir şeyi yaparsanız kasetiniz, albümünüz olabilirdi ve raflara öyle konurdu. Şimdi herkes evinde, evinin odasının bir köşesinde bir şeyler yapabiliyor. Bunu küçümsediğim için söylemiyorum, kolaylaştığı için söylüyorum. Teknolojinin faydaları var ama bence müziği değersizleştirdi, içini boşalttı.

Siz nasıl bir denge kuruyorsunuz o halde?

Kendi kumaşımızı, duruşumuzu, müziğimizi bozmadan orada var olabiliyorsak ne mutlu bize. Yapamıyorsak da birileri yapıyor. Bayhan bir şarkı yapıyor, iki günde viral oluyor. O, onun iyi ya da kötü olduğu anlamına gelmiyor. Ya da işte ‘Cıstak’ diye bir şeyin Türkiye’de bir yılda en çok dinlenen şarkı olması gerçek müzikseverler için büyük bir başarı olmayabilir ama başarısızlık da değil. Bu dönüşüm sürecinin nereye varacağını göreceğiz. Bu arada 2024’ün en çok eserleri çalınan kadın şarkıcısı oldum, TelifMetre’de (müzik endüstrisine ilişkin raporlama ve analiz yapan site) ilan edildi. Radyo, televizyonlarda yani analogda hâlâ önemseniyorum yani.

Ziynet Sali

Kariyerinizin 25’inci yılı doluyor. Zirveye giden yolda basamakları çıkmak mı zordu yoksa üst basamaktaki yeri korumak mı?

Varlığı korumak, onu sürdürmek daha büyük bir çaba herhalde. Çünkü en başında hem yaş olarak, hem enerji olarak, hem hedef ve hayaller olarak çok daha enerjik ve çok daha tutkulusun. Ve o heyecan, o peşinde koşma olayı bambaşka, ilktir çünkü hepsi. Bir yorgunluk da oluyor elbette 20-25 yılda.

Bundan sonra kariyerinize nasıl bir yön vermek istiyorsunuz?

Birazcık şizofrenik bir iş bizimkisi. Ozan Doğulu hep şey der, çok hoşuma gider: “Müzik iyileştirir, müzik iyileştirir deyip duruyorlar, bir yapanı iyileştirmiyor bu müzik.” Çok haklı. Artık akışa bırakmak taraftarıyım. İkinci baharımı yaşamak istiyorum 25’inci yılımda. Hem daha dingin, daha olgun, daha farkında, daha tecrübeli ve ne diyeyim kaygısız bir şeyler yapmak istiyorum. Ama bunu derken bile bilinçaltında ister istemez düşünüyorum. Bu kaygılardan kurtulduğum gün ölmüş olacağım herhalde (gülüyor). Benim çocuğum da kariyerim, şarkılarım oldu, kaygılanmam normal sanırım.

Ziynet Sali

Dönüp baktığınızda hikâyenizden mutlu musunuz?

Mutluyum. 50 olacağım nisan ayında, çok güzel bir yaş bir kadın için. Sürprizlerim var, six pack (Baklava şeklinde 6’lı karın kası) ile çıkacağım karşınıza. Şaka bir yana, bir Boğa burcu olarak yemek yemeyi çok seviyorum. Ama fit olmayı da seviyorum. Dünyanın tüm lezzetlerini seviyorum, sadece yemek değil. Güzel ortam görmek, güzel bir iş dinlemek isterim.

Dönüp baktığınızda hikâyenizden mutlu musunuz?

Mutluyum. 50 olacağım nisan ayında, çok güzel bir yaş bir kadın için. Sürprizlerim var, six pack (Baklava şeklinde 6’lı karın kası) ile çıkacağım karşınıza. Şaka bir yana, bir Boğa Burcu olarak yemek yemeyi çok seviyorum. Ama fit olmayı da seviyorum. Dünyanın tüm lezzetlerini seviyorum, sadece yemek değil. Güzel ortam görmek, güzel bir iş dinlemek isterim.

Ziynet Sali

Pandemiden önce Erkan Erzurumlu’yla evlendiniz. Nasıl gidiyor evlilik?

Evet, 2019’da evlendim… Çok şükür altı sene oldu, güzel gidiyor. O da müzisyen. Çok iyi arkadaşım, zaten öyle başlamıştı ilişkimiz. Ortak şeyler çok fazlaydı. Müzik olsun, Kıbrıs olsun. Çocukluğumuz bile aynı. İngiltere’de büyüyüp oradan Kıbrıs’a, Kıbrıs’tan İstanbul’a… Çok yakındı her şey. Müzik anlamında beni çok besliyor, kafamı açıyor.

İki müzisyenin bir arada yaşadığı eviniz çok mu neşeli, yoksa aksine çok mu sessiz?

Bizimki çok hızlandırılmış bir evlilik oldu. Evlendik, pandemi oldu ve eve kapanmak zorunda kaldık. Evde de konu hep müzik ağırlıklı oluyor. Bazen zevklerimiz ortak da olmayabiliyor. O kendi tarzını anlatıp savunurken işte ben de kendi tarafımdan, kendi dünyamı paylaşıyorum. Çok güzel hayaller kuruyoruz.

Çocuğunuza ‘tencere yemeği’ yedirin!

Son günlerde çocukların kapısını en çok çalan hastalıklar arasında; üst solunum yolu enfeksiyonları, grip, bronşiolit, zatürre ve mide-bağırsak enfeksiyonları yer alıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Sapmaz Deniz “Kış aylarında enfeksiyonların yaygınlaşmasında soğuk havadan ziyade; kapalı ve kalabalık mekanlarda uzun zaman geçirilmesi ve öksürük, hapşırık ya da konuşma esnasında ortama yayılan damlacıklarla virüslerin yüksek bulaş özelliği etkili oluyor. Bu nedenle çocukların bağışıklık sistemlerinin güçlendirilmesi kritik önem taşıyor” diyor. Ebeveynlerin bu noktada önemli bir hataya düşebildiklerini, çocuklarının bağışıklığının güçlenmesi için arkadaş çevresi ve internetten öğrendikleriyle gelişigüzel şekilde, doktora danışmadan, vitamin-mineral takviyeleri verebildiklerini belirten Dr. Deniz “Özellikle son dönemde, sosyal medyanın da etkisiyle, hekime danışılmadan ve gerekli tetkikler yaptırılmadan çocuklara vitamin ve mineral takviyeleri verildiğini görüyoruz. Oysa, gerekli testler yaptırılmadan, çocuğun ihtiyaçları tespit edilmeden verilen bu takviyeler büyük risk oluşturmaktadır” diyor. Çocukların bağışıklığını güçlendirmek için bazı basit ama etkili önlemler alınabileceğini vurgulayan Dr. Serap Sapmaz Deniz, o önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Serap Sapmaz Deniz

Dr. Serap Sapmaz Deniz

  • Dişlerini düzenli fırçalama alışkanlığı kazandırın

Diş çürükleri ve ağız enfeksiyonları, bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle  düzenli diş fırçalama alışkanlığı kazandırın, diş hekimi kontrollerini ihmal etmeyin. 8 yaşın altındaysa; dişlerini fırçaladıktan sonra özellikle arka dişleri ve dişlerinin arka yüzeyini siz de tekrar fırçalayın.

  • Aşılarının tam olmasına özen gösterin

Bağışıklığının güçlü olması için aşı takvimine uygun olarak tüm aşılarını yaptırdığınızdan emin olun. Grip aşısı yaptırarak da, kış aylarında sık görülen influenza enfeksiyonundan çocuğunuzu büyük ölçüde koruyabilirsiniz. Bağışıklık sistemini desteklemek ve vitamin-mineral eksikliği olup olmadığını tespit edebilmek için düzenli sağlık kontrollerine çok özen gösterin.

  • Tencere yemekleri ile besleyin

Dr. Serap Sapmaz Deniz “Son yıllarda çok sık tüketilen fast food ürünleri, yüksek miktarda şeker, tuz ve katkı maddeleri içerir. Bu maddeler tat duyusunda bağımlılık yapıcı özellikler taşıdığı gibi, bağışıklık sistemini zayıflatır. Ayrıca obezite, insülin direnci vb kronik sağlık sorunlarına yol açar. Bu nedenle mutlaka evde tencere yemekleri hazırlayın” diyor.

  • Omega-3 içeriği yüksek besinler yedirin

Güçlü bir bağışıklık sistemi için omega 3 içeriği yüksek besinler yedirin. Haftada iki kez balık yemeleri zihinsel gelişim ve kalp damar sağlığı için de büyük önem taşıyor. Ceviz, yumurta, et, ıspanak, brüksel lahanası ve semizotu gibi sebzeler de omega-3 içeriğine sahip olduğundan bu besinleri çocuğunuza tüketme alışkanlığı kazandırın.

  • Yeterli ve kaliteli uyumasına özen gösterin

Uyku, çocukların bağışıklık sistemi hücrelerinin yenilendiği, enerji depolandığı ve vücutlarının iyileştiği bir süreç olduğundan; okul öncesi çocukların 10-13 saat, okul çağında 9-12 saat, ergenlik döneminde de 8-10 saat uyumalarına özen gösterin. Uyku eksikliği; enfeksiyon riskini artırırken, bağışıklık sisteminin enfeksiyonlarla mücadele etme kapasitesini azaltıyor.

  • Spor yapmaya teşvik edin

Güçlü bir bağışıklık sistemi için fiziksel aktivite şart. Düzenli egzersiz, bağışıklık hücrelerini aktive ederek vücudu enfeksiyonlara karşı daha dirençli hale getiriyor. Çocuklar için yüzme, basketbol ve futbol gibi sporların ideal olacağını belirten Dr. Deniz, bisiklet sürme ve açık havada birlikte yapacağınız yürüyüşün de çok önemli olduğunu söylüyor.

  • El yıkama alışkanlığı kazandırın

El yıkama enfeksiyonların önlenmesinde kritik önem taşıyor. Bu nedenle çocuğunuza mutlaka el yıkama alışkanlığı kazandırın; yemeklerden önce ve sonra, tuvaletten çıkınca ve dışarıdan geldiğinde ellerini sabunla en az 20 saniye boyunca yıkamayı öğretin. Ayrıca öksürürken ya da hapşırırken ağzını elleriyle değil, dirseklerinin iç kısmıyla kapatmayı öğretin.

  • Gelişigüzel vitamin ve mineral takviyesinden kaçının!

Son dönemde vitamin ve mineral takviyelerinin kontrolsüz şekilde ve sık kullanıldığı, bunun çok ciddi tehlikelere yol açabildiğini vurgulayan Dr. Deniz “Gıda takviyesi ürünlerinin çoğu Sağlık Bakanlığı onaylı olmayıp denetimsiz kullanılmaktadır. Çocuğun ihtiyacı belirlenmeden yüksek doz vitamine maruz kalması karaciğer ve böbrek sorunları gibi ciddi hastalıklara yol açabilir. Ayrıca ilaçların etkisini azaltabilmekte, havale eşiğini düşürebilmekte ve kanama bozukluğuna yatkınlık oluşturma gibi risklere yol açabilmektedir” diyor.

  • Probiyotik içeriği yüksek gıdalar verin

Çocukların mevsim sebzeleri ve meyveleri başta olmak üzere tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli şekilde tüketmeleri, gün içerisinde düzenli olarak su içmeyi alışkanlık haline getirmeleri güçlü bir bağışıklık sistemi için kilit rol oynuyor. Dr. Serap Sapmaz Deniz ayrıca tarhana, kefir, evde mayalanmış yoğurt, sarımsak ve soğan gibi probiyotik içeriği yüksek gıdaların da bağırsak mikrobiyatası ve bağışıklık için büyük önem taşıdığını söylüyor.

  • Bağışıklığını doğal desteklerle güçlendirin

Bağışıklık sistemini desteklemek için doğal karışımlardan da faydalanılabileceğini belirten Dr. Deniz “Ihlamur çayı, tarçın kabuğu ve birkaç damla limonla hazırlayacağınız bir karışım solunum yollarını rahatlatabileceği gibi, bir tatlı kaşığı bal ve rendelenmiş taze zencefil ile hazırlayacağınız karışım da bağışıklığını güçlendirmeye katkı sağlayacaktır. Ancak zencefil-bal karışımı 1 yaş altı çocuklara verilmemelidir. Ayrıca alerjik bünyelerde reaksiyona neden olabileceği için ilk kez denendiğinde küçük miktarla başlanmalı ve reaksiyon açısından çocuk gözlenmelidir” diyor.

Hande Mehan “Gurur” ile karşımızda

Yayınladığı parçalarla kısa sürede dinleyen herkesi sesine hayran bırakan Hande Mehan, yeni teklisi “Gurur”u  müzikseverlerle buluşturdu.

Yakın zamanda yayınlayacağı albümü Yirmisekiz’in yeni habercisi olan “Gurur”, Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda yayınlandı. Türk müziğinin sevilen isimlerinden Sinan Akçıl ve Miraç Yavuz’un eskimeyen parçasını yeniden yorumlayan Hande Mehan, naif ve büyüleyici sesiyle esere yeni bir soluk kazandırdı. Hande Mehan’ın etkileyici yorumu ve güncel düzenlemesiyle yeniden canlanan bu eser, hem nostalji sevenleri hem de yeni nesil dinleyicileri kendine çekiyor. Şarkının düzenlemesi Miraç Yavuz imzası taşırken, Mehan’ın vokali de bu klasikleşmiş parçaya eşsiz bir tat katıyor.

Can Bayar’dan yeni albüm “Her Şey Geçer”

Türk rock müziğinin başarılı sanatçılarından Can Baydar, yeni albümü “Her Şey Geçer”in ilk şarkısı “Kasabadaki Yabancı” dinleyicileriyle buluştu.

Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanacak olan ‘’Her Şey Geçer’’, dokuz şarkıdan oluşan, derin hikaye yapılarıyla dikkat çeken bir albüm olarak öne çıkıyor. Albüm, indie alternatif rock müziğinin köklerine inerek modern bir anlatım diliyle şekilleniyor.

Sözlerinde melankoli, kaybolmuşluk hissi, geçmişe özlem ve geleceğin belirsizliğine anlam yükleme arayışının ön plana çıktığı ‘’Her Şey Geçer’’, alışılmadık düzenlemeleriyle dinleyicilerine özgün bir müzikal deneyim sunuyor. Albüm, sıradanın ötesine geçerek farklı bir tema ve yaklaşım yaratıyor.

Indie alternatif rock müziğin köklerine duyduğu bağlılığı modern bir müzikal üslupla ele alan Can Baydar, albümdeki her parçayı, müziğiyle kurduğu ilişkiyi yeniden keşfederek, kendi sanatsal evrimini yansıttığını belirtiyor. Baydar, ‘’Her Şey Geçer’’in, ona cesaret ve ilham vererek kendini ifade etme yolunda önemli bir adım attığını söylüyor.

Albümün ilk teklisi ‘’Kasabadaki Yabancı’’, albümün kapılarını aralayan, dinleyiciyi adım adım şarkıların dünyasına davet eden bir şarkı olarak dinleyicilerin karşısına çıkıyor.

Fahriye Kuru “Ne Güzel Bildin” ile müzik severlerin karşısında

Fahriye Kuru, uzun yıllar aldığı müzik eğitiminin ardından sözleri Ahmet Selçuk İlkan’a, müziği ise Ali Kemal Arapoğlu’na ait “Ne Güzel Bildin” isimli ilk single çalışmasını müzikseverlerin beğenisine sundu. İstanbul Belgrad ormanında Enes Bilal Taşçı yönetmenliğinde 24 saatte kliplendirilen çalışması için konuşan Fahriye Kuru,” Benim için çok özel bir şarkı oldu. Yıllardır aldığım eğitimin ardından müzikseverlerin karşısına çıkmak benim için oldukça gurur verici. Bundan sonra da durmadan üretmeye ve dinleyicilerle buluşmaya devam edeceğim” dedi.

Serra Toplusoy mirastan payını istiyor

Turgut Toplusoy cephesinden dün yapılan açıklamanın ardından Serra Toplusoy’un avukatı tarafından o açıklamaya verilen cevap ve basın bildirisi…

Basın Açıklaması

Ülkemizin tanınmış kuruluşlarından ROMAN Hazır Giyim ve Ticaret A.Ş’nin ortaklarından Süleyman Toplusoy’un vefatı üzerine, büyük kızı Serra Toplusoy ile amcası ve diğer ortak Turgut Toplusoy arasında ortaya çıkan Miras anlaşmazlığına ilişkin olarak geçen gün Turgut Toplusoy’un gönderdiği noter tasdikli açıklamasında, Serra Toplusoy ve küçük kardeşlerinin kendi hür iradeleri ile tapuya gidip Çekmeköy’ün en değerli  taşınmazlarından birindeki hisselerini amcaları Turgut Toplusoy’a sattıkları ve satış bedelini de tamamen tahsil ettikleri yolundaki açıklama asılsızdır ve kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir. Adı geçen vefatın hemen ardından büyük kızı Serra Toplusoy ve küçük kardeşlerini, yasal miras intikali yapılıyor bahanesi ile tapuda hazır bulunmalarını temin ederek milyon dolar değerindeki paylarının büyük kısmını çok komik rakamlarla kendi üzerine geçirilmesini sağlayan Turgut Toplusoy, satış bedelinden tek kuruş ödemediği halde tamamının ödendiğini söyleyebilmektedir. Bahsi geçen arsa sadece Süleyman Toplusoy’un mirasçılarına aittir ve Turgut Toplusoy’un hiçbir ortaklığı bulunmamaktadır. Gerek bu haksız satışın iptali gerekse şirketin kar paylarını gizleyip hak sahiplerini mahrum bıraktığı konusunda açılan davalar devam etmektedir. Gerçek ortaya çıkacak ve adalet mutlaka yerini bulacaktır.

Saygılarımızla.28.01.2025

Serra TOPLUSOY ve Vekili

Avukat Zekai ŞEMS