Yazılar

Yaz tatilinde çocukların ruhunuzu dinlendirin

Yaz tatilleri, çocukların zorlu bir okul yılının ardından dinlenip yeniden enerji topladıkları önemli bir zaman dilimidir. Bu süreç çocuklar için de durmak, yavaşlamak, düşünmek, hissetmek ve yeniden başlamak için önemli bir aralıktır. Bu nedenle “verimli” bir yaz tatili; çocuğun iç dünyasına iyi gelen, gelişimini destekleyen ve ihtiyaçlarını gözeten bir dönem olmalıdır. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı (Çocuk Psikiyatrisi) Bölümü’nden Uz. Dr. Berna Aygün, yaz tatilinde çocuğun sadece bedenini değil, ruhunu da dinlendiren aktiviteler hakkında bilgi verdi.

Uz. Dr. Berna Aygün

Uz. Dr. Berna Aygün

Çocukların ruhsal gelişimini destekleyin  

Okul döneminde çocukların zihinsel yükleri yoğundur. Ancak ruhsal gelişim sadece akademik başarıyla değil, duygusal deneyimlerle de ilerler. Yaz tatili, çocuğun kendisiyle ilgili farkındalık kazanabileceği, düşünebileceği, dinleyebileceği bir dönem olabilir. Bu da çocuğun daha dayanıklı, özgüvenli ve esnek bir ruhsal yapı geliştirmesine olanak sağlayabilir.

Tatili çocuğun kendi sesini duyabileceği bir alana dönüştürün

Bazı çocuklar içe dönük, bazıları dışa dönük, bazıları hareketli bazıları daha sakin olabilir. Her çocuğun tatilden beklentisi ve ihtiyacı farklıdır. Önemli olan, çocuğu bir “tatil kalıbına” sokmak değil; onun doğasını, ritmini, mizacını göz önünde bulundurarak bir alan açmaktır.

Sıkılmasına izin verin, boş zamanlar çocuğun yaratıcılığının doğduğu yer olabilir

Günümüzde birçok bakım veren, çocuklarının sıkılmasından kaygı duymaktadır. Oysa can sıkıntısı, çocuğun ruhsal gelişimi için gerekli bir durak olup, kendiyle baş başa kalabildiği, hayal gücünü devreye sokabildiği bir alandır. Sürekli etkinliklerle doldurulmuş bir tatil, çocuğun iç dünyasını genişletmeye yer bırakmaz. Belirli sürelerle sıkılmak, çocuğun kendi oyununu kurmasının ve yaratıcı yollarla düşünmesinin önünü açar. Kendi düşüncelerine dalmasına alan açmak, çocuğun bağımsızlığını ve yaratıcılığını destekleyebilir.

Serbest oyun çocuğun gerçek öğrenmenin alanıdır

Yapılandırılmamış, özgürce oynanan oyunlar; çocuğun duygularını, hayal gücünü ve yaşadıklarını işleyebileceği en sağlıklı yollardan biridir. Çamurla oynamak, taş biriktirmek, sokakta arkadaşlarıyla bisiklete binmek ya da evde kendi oyuncaklarıyla dünyalar kurmak çocuğun psikolojik gelişimi için oldukça değerlidir. Çünkü çocuk, oyunla hem dünyayı hem de kendini anlamaya çalışır. Çocuk, oyun oynarken aslında duygularını işler. Bir çamurdan kale yaparken yıl boyu içinde biriktirdiği öfkeyi boşaltabilir, taş dizerek kendi iç düzenini kurabilir. Oyuncak bebekleriyle bir gün kendi yaşadıklarını tekrar ederken, bazen sizi kaygılandıran bir konuyu dışa vurabilir. Oyun, çocuğun dili; dikkatli bir yetişkin için bir pencere gibidir.

Sınırlı telefon tablet imkanı sağladığınız çocuğunuzla bol temaslı ilişki kurun

Ekran süresi konusunda elbette günümüz koşullarında esneklik payı bırakılmalıdır. Ancak bir çocuğun ruhsal olarak beslendiği esas yer, gerçek ilişkiler kurabildiği alanlardır. Göz teması, birlikte gülmek, sohbet etmek, yemek pişirmek, yürüyüş yapmak gibi basit etkileşimler, çocuğun kendini değerli ve ait hissetmesini sağlar.

Ailece birlikte geçirilen zaman çocuğun aidiyet hissiyatını artırır

Yaz tatili, çocuk için sadece eğlenme değil; aynı zamanda “yeterince iyi eşlik” ile bakım verenleriyle olan bağını yeniden kurma, hikayeler dinleme, kökleriyle temas etme zamanıdır. Üst nesillerle birlikte geçirilen gün, bakım verenlerin kendi çocukluğunu anlattığı bir akşam, birlikte bakılan eski fotoğraflar… Tüm bunlar çocuğun aidiyet hissini pekiştirir.

Doğa ile temas çocuğun ruhsal besindir

Ağaçlara tırmanmak, toprağa basmak, çiçek toplamak, denizde yüzmek, çimenlere uzanmak… Tüm bunlar çocuğun hem duyusal hem de ruhsal regülasyonunu sağlar. Mümkünse bu yaz, çocukları doğayla buluşturun. Şehirde yaşıyorsanız bile park yürüyüşleri, birlikte gökyüzünü izlemek, suyla oynamak gibi küçük fırsatlarla doğa duygusunu yaşatabilirsiniz.

Yaz kurslarını çocuğunuzla birlikte planlayın

Elbette yaz tatilinde kısa süreli kurslar veya sosyal aktiviteler planlanabilir. Ama temel ilke sadece “boş kalmasın” diye haftanın altı günü yaz okuluna göndermek değil de, çocuğun gerçekten istediği bir şeye gönüllü olarak katılması olmalıdır. Ruhsal gelişim, serbest deneyimlerde olur.

Oyunlaştırılmış etkinliklerle ders tekrarları yaptırabilirsiniz 

Yıl boyunca zorlanan çocuklar için bir süre dinlenmek iyi olabilir. Ancak sonlara doğru kısa süreli tekrarlar, oyunlaştırılmış etkinlikleri de dahil ederek yapılandırılabilir. Okulları tarafından verilen ev ödevleri düzenli ama esnek bir günlük yaşam aktivitesi ile birlikte yapmasını sağlayın. Yaz tatili çocuk için yalnızca bir zaman aralığı değil; öznelleşebileceği, dinlenebileceği ve büyüyebileceği bir alandır. Bu süreci çocuğun üstün yararını gözeterek tasarlayabilmek için ona hem yeterince alan hem yeterince sınır hem de yeterince eşlik sunmak gerekir. Bir çocuk yaz tatilinde duyduğu sevgiyi, oynadığı oyunu, hissettiği özgürlüğü yetişkin olduğunda bir iç kaynak olarak hatırlar. Bu yüzden yaz tatilini planlarken sadece ne yapacağını değil, nasıl hissedeceği düşünülmelidir.

Yaratıcılığı teşvik eden basit etkinlikler planlayın 

Çocuğunuzun yaşına göre bu etkinlikler uygulanabilir;

❖ Hayal günlüğü: Çocuğunuza her gün ne düşündüğünü, neler hayal ettiğini yazdığı ya da çizdiği bir defter hediye edin.

❖ Ev içi tiyatro: Çocuğunuz kendi yazdığı bir hikâyeyi oynarken tüm aile bireyleri ile birlikte izleyin.

❖ Doğadan sanat: Taş, dal, yaprak gibi doğal malzemelerle yapılan küçük oyun araçları veya heykeller yapmaları çocukların hem özgüvenini he de yaratıcılığını artırır.

❖ Kitap yazmak: Çocuğunuzun kendi kitabını yazmasını teşvik edin.

❖ Mekansız oyunlar: Çocuğunuzla birlikte şehir turları yapın ama her durakta onlarla farklı farklı oyunlar oynayın.

❖ Hikaye tamamlama oyunları: Çocuğunuzla birlikte hikaye tamamlama oyunları oynayın. Bu oyunda bir kişi başlar, diğerleri sırayla devam ederler. Bu oyun çocuğunuzun duygusal gelişimi için faydalı olacaktır.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Prof. Dr. Mehmet Kanar “Nef’î’nin Türkçe Dîvân’ı”

Klasik Türk edebiyatının en kudretli şairlerinden Nef’î’nin Türkçe Dîvân’ı, eserin daha iyi anlaşılabilmesini sağlayan Prof. Dr. Mehmet Kanar’ın dil içi manzum çevirisiyle Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı!

Temelini Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki yazma nüshanın oluşturduğu, aynı zamanda başka yazma ve matbu kaynaklardan da yararlanılan çalışma, okurlara sayfanın bir tarafında özgün metnini, öbür tarafında ise halk şiiri anlatımına yaslanan, sanat kaygısından uzak çevirisini sunuyor. Bazı kavramların ve isimlerin daha iyi anlaşılması için kitabın sonunda küçük bir sözlüğün de yer aldığı Dîvân, raflarda ve internet satış sitelerinde!

Ruth Ware “Gerçeğin İzinde”

7 kez New York Times çok satanlar listesine giren ve dünya genelinde 6 milyondan fazla okura ulaşan Ruth Ware, Gerçeğin İzinde ile psikolojik gerilim türündeki ustalığını bir kez daha kanıtlıyor. Kitap Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan bu sürükleyici roman, teknolojinin karanlık yüzüyle iç içe geçen ölümcül bir gerçeğin peşinde.

Gerçeğin İzinde, ilk sayfasından itibaren okuyucuyu içine çeken, temposunu hiç düşürmeyen, zekice kurgulanmış bir hayatta kalma öyküsünü anlatıyor. Ruth Ware’in karakter derinliği, atmosfer yaratma gücü ve ters köşe kurgusuyla bezeli bu yeni eseri, psikolojik gerilim seven okurlar için kaçırılmayacak bir deneyim sunuyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Anadolu Isuzu, Hamburg’da yeni otobüslerini sergiledi

Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, %100 elektrikli otobüs modelleri Citivolt 12 ve NovoCiti VOLT’u Hamburg’da düzenlenen UITP Zirvesi 2025’te, dünyanın dört bir yanından gelen toplu taşıma profesyonelleri ile buluşturdu.

Anadolu Isuzu, elektrikli araç modellerini artırmaya odaklanıyor, yenilikçi ve çevre dostu araçlarıyla önümüzdeki 5 yılda elektrikli araç satışlarını yüzde 40 seviyesine ulaştırmayı hedefliyor.

46 ülkeye ihraç ediliyor

Satış Sonrası Hizmetler tarafından güçlü bir şekilde desteklenen nitelikli distribütör ağıyla 46 ülkeye otobüs ve midibüs ihraç ediyor. Anadolu Isuzu’nun Türk mühendisleri tarafından geliştirilen ve Türkiye’de üretilen çevre dostu, modern tasarımlı araçları dünya çapında belediyeler tarafından büyük ilgi görüyor.  Birçok pazarda toplu taşıma ihalelerinin aranan ismi haline gelen Anadolu Isuzu, Ar-Ge, üretim, dijitalleşme ve satış sonrası hizmetler alanlarındaki uzmanlığıyla hedef pazarların ihtiyaçları doğrultusunda ürün ve hizmet sunarak, en yüksek küresel endüstri standartlarını karşılama hedefi doğrultusunda yatırımlarını sürdürmekle birlikte yeni uluslararası pazarlara açılmaya devam ediyor.

Avrupa’da büyük ilgi

UITP Zirvesi 2025’te küresel toplu taşıma sektörünün beğenisine sunulan tamamen elektrikli NovoCiti VOLT modeli, şehir içi toplu taşımada engelsiz çevre dostu bir seçenek olarak öne çıkıyor. Avrupa’nın birçok şehrinde sergilenen ve büyük ilgi gören araç, dünyanın dört bir yanından sipariş alıyor. Anadolu Isuzu’nun bir diğer tamamen elektrikli toplu taşıma çözümü Citivolt 12 ise modern tasarımı ve yüksek teknoloji özellikleriyle dikkat çekiyor.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Yaz kış güneş kremi kullanın!

Yaz aylarında açık havada daha çok vakit geçiriyor, deniz ve havuza girmeye bayılıyoruz. Ama yazın bu keyiflerin tatsız sonuçlarıyla karşılaşmamak için risklerine karşı önlem almak da gerekiyor. Yaz aylarının en büyük riski, güneş ışınları. Uzmanlar, aşırı güneş ışığına maruz kalmanın, güneş yanıklarına ya da onarılması güç başka hasarlara neden olduğuna ve cildi yaşlandırdığına dikkat çekiyor. Ama korkulan başka bir sonuç daha var; deri kanseri. Güneşten gelen ultraviyole ışınlarına maruz kalmak deri kanserlerinin önlenebilir sebeplerinin en başında geliyor. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun kanser istatistik verilerine göre; 2009 yılında 353 melanom vakası varken 2014 yılında bu sayı 610’a yükselmiş. Acıbadem Kartal Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Didem Kazan, “Güneş sanıldığı kadar masum değil. Güneşin zararlı etkileri zamanla ince, kırışık, lekeli bir cilde ve hatta deri kanserlerine yol açabiliyor. Deri kanserinden korunmanın en etkili yolu ise güneşle teması bilinçli sınırlamaktan geçiyor. Özellikle gündüz saatlerinde doğrudan güneşe çıkmayın, mutlaka çıkmanız gerekirse de gölgede kalmaya çalışın, güneş kremi kullanın, güneş gözlüğü ve şapka takın” sözleriyle uyarıda bulunuyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Didem Kazan güneşin zararlı etkilerinden korunmak için alınabilecek önlemleri şöyle sıralıyor:

Dr. Didem Kazan

Dr. Didem Kazan

Güneş kremiyle korunun

En az SPF 30 ve üzeri koruma sağlayan bir güneş kremi kullanmaya özen gösterin. Bu konuda tartışmalar olsa da güneş kremlerinin insan sağlığı üzerinde uzun dönemde kanserojenik bir etkiye sahip olduğunu gösteren bilimsel bir çalışma bulunmuyor. Hatta bazı çalışmalar tam tersini, yani güneş kremi korumasından sonra deri kanserlerinin azaldığını ortaya koyuyor. Bu nedenle cildimize düzenli güneş kremi uygulayarak deri kanseri gelişimini engelleyebiliriz.

Çinko oksit kremler ışınları geri yansıtır

Özellikle gebeler, emziren anneler, 6 ay ve üzeri yaştaki çocuklar başta olmak üzere, tüm yaş grupları için titanyum dioksit, çinko oksit gibi fiziksel filtre içeren ürünler daha güvenli bir tercih sunuyor. Bu filtreler ciltten emilmez ve sistemik dolaşıma katılmadığı için hormonal, sistemik yan etki riski taşımaz. Güneş ışınlarını geri yansıtarak cildi güneş ışınlarından korur. Dışarı çıkmadan yarım saat önce iki parmak uzunluğu kadar güneş kremini yüzünüze, sonrasında aynı miktarda kremi sırasıyla boyun, dekolte, kulak üzeri ve el üzerine sürün. Her 2-3 saatte bir ya da deniz, havuz sonrası yenileyin.

Kışın da krem sürmeyi ihmal etmeyin!

Ultraviyole ışınlarının camdan ve buluttan kolaylıkla geçip cildimize ulaşması nedeniyle yaz, kış, bulutlu, güneşli gün, evde ve dışarıda her zaman güneş kremi sürmek gerektiğini unutmayın.

Süresi geçen üründen kaçının

Güneş kremi ambalajı üzerindeki ibareleri dikkatle okuyun. UVA ve UVB işaretleri ultraviyole A ve B’den korur, bu nedenle her iki dalga boyundan koruma sağlayan ürünleri tercih edin. Artı sayısı “+” koruyuculuk gücünü gösterir, mümkünse “++++” ibaresi bulunan ürünleri seçin. Kapağı açık kutu işaretinin ürünün ömrünü gösterdiğini aktaran Dermatoloji Uzmanı Dr. Didem Kazan, “Genellikle 6 ay ya da 1 yıl olarak belirlenen süre içerisinde ürünün tüketilmesi gerekir. Kullanım süresini geçen ürün yeterli koruyuculuk sağlayamayacağı için yanıklara, lekelenmelere, uzun dönemde deri kanserlerine neden olabilir” diyor.

Geniş çeperli şapka ve gözlük takın

Güneşe maruz kalan vücut alanı ne kadar küçük olursa cilt hasarı da o kadar azalır. Bu amaçla sıklıkla yüzünüzün alın, kulak ve ense kısmını kapatan geniş çeperli şapkalar ve gözlük takın. Mümkünse bu ürünlerin ultraviyole koruması içeren formlarını tercih edin. Ayrıca ince kumaştan kolları ve bacakları örten giysilerin de vücudun güneşten korunmasına katkı sağlayacağını unutmayın.

10:00-16:00 saatleri arasında güneşe çıkmayın

Güneş ışınlarının dik olduğu yaz aylarında saat 10:00-16:00 arasında güneşe çıkmamaya özen göstermek ultraviyole maruziyetini kısıtlamak açısından çok değerlidir. Bu saatler güneş ışınlarının en dik açıyla geldiği saatler olup hem güneş yanıkları açısından hem de lekelenme ve deri kanseri gelişimi açısından riskli saatlerdir.

Gölgede kalın!

Dışarıda geçirdiğiniz zaman boyunca mümkün olduğunca gölgede kalmaya çalışın. Ancak gölgede kalındığı zaman içerisinde de yerden yansıyan güneş ışınları nedeniyle ultraviyole maruziyetinin devam ettiğini unutmayın. Bu nedenle gölgede kalacak olsanız bile istenmeyen saatlerde dışarı çıkarken güneş kremini ihmal etmeyin.

Güneş altında geçireceğiniz süreyi kısaltın

Eğer dışarıda vakit geçirmek zorundaysanız güneş altında geçirmeniz gereken süreyi kısıtlamaya özen gösterin. Tüm korunma önlemlerine rağmen güneşte 15 -20 dakika fazla zaman geçirilmesi yüksek ultraviyole maruziyetine neden olur. Gününüzü buna göre planlamaya çalışın.

Koruyucu hap alabilirsiniz

Tüm bu önlemlere ek olarak deri kanserine genetik yatkınlığı, güneş alerjisi, deri kanseri öyküsü, güneş ile alevlenen deri hastalığı gibi özellikli hastalığı olan kişilerde ayrıca güneş koruyucu hap gibi ek önlemler de alınabilir. Ancak bu hapların da tek başına güneşten koruma etkisinin kremlerden daha az olması nedeniyle diğer önlemlere ek olarak ve doktor tavsiyesiyle alabilirsiniz.

Solaryumdan uzak durun

Son olarak güneşten neredeyse 10 kat daha fazla ultraviyole maruziyetine neden olan solaryumdan uzak durmak gerektiğinin altını çizen Dermatoloji Uzmanı Dr. Didem Kazan, “Dünya Sağlık Örgütü tarafından kanserojen olarak adlandırılan solaryum cihazlarının uygulanmasından sonra cilt kanserlerinde ciddi artış gelişimini bildiren çok sayıda çalışma bulunuyor. Bu nedenle yaz kış solaryumdan kaçının” diyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pau

Gülseven Yılmaz’dan Büyük İtalya Turu: Kültür ve Lezzet Dolu Bir Yolculuk

Ünlü oyuncu ve iş kadını Gülseven Yılmaz, Amerika’da geçirdiği yılların ardından rotasını İtalya’ya çevirdi. Sanat ve gastronomiye olan tutkusuyla bilinen Yılmaz, uzun zamandır hayalini kurduğu “büyük İtalya turuna” başladı.
Yolculuğuna *Venedik’in büyüleyici kanallarında* başlayan başarılı oyuncu, İtalya’nın farklı şehirlerinde hem kültürel zenginlikleri keşfedecek hem de yerel lezzetleri tatma fırsatı bulacak. Roma’nın tarihi dokusundan, Napoli’nin eşsiz mutfağına kadar birçok durak, bu özel turun önemli parçaları olacak.
Bu unutulmaz serüven Palermo’da sona erecek. Yılmaz, seyahati boyunca yaşadığı deneyimleri, keşfettiği mekanları ve tatları kendi blogunda paylaşarak takipçileriyle buluşturacak. Hem sanatsal hem de gastronomik bir şölen sunmayı amaçlayan bu blog, İtalya’nın zenginliklerini merak edenler için ilham verici bir kaynak olacak.
Gülseven Yılmaz’ın gözünden İtalya’nın en özel noktalarını keşfetmek isteyenler, bu benzersiz yolculuğu blogundan takip edebilir!
Gülseven Yılmaz

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Kene ısırığını nasıl anlarız?

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte ülkemizde keneden kaynaklı hastalıkların görülmesi de artmaya başladı. Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşılan Karadeniz, İç Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde ölümlere neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları görülüyor. Keneden kaynaklı hastalıklar ve korunma yöntemlerini Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç anlattı.

Keneler zorunlu kan emici artropodlar olup, dünyanın her bölgesinde gözlenmektedirler. Özellikle bahar ve yaz aylarında aktif hale geçerler. Türkiye, iklim ve coğrafi olarak kenelerin yaşamına elverişlidir. Türkiye’nin yaklaşık 30 kene türüne ev sahipliği yaptığı tespit edilmiştir. Ülkemizde, kenelerden insana bulaşabilen en önemli hastalık Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA)’dir. Ortaya çıkan vakaların çoğu Tokat, Sivas, Çorum ve Erzurum’da görülmektedir.  Kırım Kongo Kanamalı Ateşi dışında Lyme hastalığı da kenelerden insana bulaşabilir.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsü infekte kenelerin kanı ve diğer vücut sıvıları ile temasla (insana tutunması) bulaşabilir. Hastalığın kuluçka süresi ortalama 1-3 gün kadardır ve belirtiler; yüksek ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, bulantı- kusma ve karın ağrısıdır. Hastalık ilerlemesiyle birlikte deride ve iç organlarda kanamalar meydana gelir. Ağır olgular ölümle sonuçlanabilir. Ülkemizde çoğu olgu genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşılan Tokat, Sivas, Çorum, Erzurum illerinde görülmektedir.

Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç

Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç

Kene tutulmasından nasıl korunulur?

Kene tutulmasından korunmanın en önemli yolu, kırsal alana çıkarken kıyafetlerimize dikkat etmektir. Özellikle uzun kollu ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli. Kenelerin vücudumuza ulaşmaması için pantolon paçaları çorabın içine sokulmalı, özellikle bitki boylarının yüksek olduğu bölgelerde dikkatli olunmalıdır. Kene olup olmadığının tespiti için vücudun düzenli olarak mutlaka kontrol edilmesi gerekmektedir. Vücut mutlaka kontrol edilmeli. Kırsal alana çıkarken uzun kollu, açık renkli kıyafetler giyilmeli. Kenelerden kurtulmak için böcek kovucu spreylerde tercih edilebilir.

Öküz gözü şeklinde kızarıklık varsa dikkat

Türkiye’de kene kaynaklı görülen bir diğer hastalık ise Lyme hastalığıdır. Borrelia burgdorferi bakterisinin neden olduğu hastalığın belirtileri hastalığın evresine göre değişmektedir. Erken dönem belirtileri arasında en dikkat çekeni kenenin ısırdığı yerde öküz gözü şeklinde bir kızarıklığın olmasıdır. Diğer belirtileri ise ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, yorgunluktur. Geç dönemde ise; eklem iltihabı, sinir sistemi tutulumu, kalp sorunları yer almaktadır. Ancak bu hastalık nadiren görülmektedir.

Vücudunuzda kene varsa mutlaka sağlık kuruluşuna gidin

Keneden kaynaklı hastalıklarda en temel yanlış kenenin vücuttan çıkarılması sırasında kullanılan yöntemlerdir. Özellikle kenenin üzerine alkol, kolonya dökmek, yakmak ya da sigara bastırmak ciddi risklere neden olmaktadır. Yapılan bu işlemler kenenin kusmasına ve enfekte materyali insan vücuduna aktarmasına neden olmaktadır. Vücutta kene görülmesi durumunda yapılacak en doğru yaklaşım en yakın sağlık kuruluşuna gidilmesidir. Kenenin vücuttan çıkarılmasından sonraki 10 günlük süreçte takibi yapılmalıdır.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Murat Ülker’den Röportajlar

İş insanı Murat Ülker, bu kez soruları soran tarafta yer alıyor. İş dünyasının öncü isimleriyle gerçekleştirdiği dikkat çekici söyleşileri bir araya getiren “Murat Ülker’den Röportajlar”, The Kitap Yayınları etiketiyle, sınırlı sayıda, koleksiyonluk, ciltli ve Murat Ülker imzalı özel baskı olarak yayımlandı.

Ali Koç’tan Ali Sabancı’ya, Hanzade Doğan’dan Bülent Eczacıbaşı’na, Zeynep Bodur Okyay’dan Ali Ülker’e Türkiye’nin iş dünyasında söz sahibi çok sayıda önemli isimle yapılan bu röportajlar, bir iş liderinin diğer liderlerde neleri merak ettiğini ortaya koyarken; samimiyetle verilen cevaplar, okuyucuya içgörü dolu bir yolculuk sunuyor. Kitapta yalnızca kurumsal stratejilere değil; liderlerin karakterine, değerlerine ve zorluklarla başa çıkma biçimlerine de ışık tutuluyor. Her söyleşi; deneyim, ilham ve içtenlik barındırıyor. Okur, yalnızca bir iş dünyası panoramasına değil, aynı zamanda liderlerin insani yönlerine ve hayata dair duruşlarına tanıklık ediyor.

Karın kasları sıkılaşıyor, fazla deri ve yağ dokusu alınıyor

Kıyafetin bel kısmı tam oturuyor ama göbek bölgesi sarkıyor mu? Aynada düz bir karın görmek isterken, doğumdan sonra sarkan cilt sizi rahatsız mı ediyor? Ya da epeyce kilo verdiniz ama fazlalıklar hâlâ orada mı duruyor? Karın bölgesinde oluşan bu fazlalıklar, sadece estetik kaygılara değil aynı zamanda günlük yaşamda fiziksel rahatsızlıklara da neden olabiliyor. İşte bu noktada karın germe ameliyatı, yani abdominoplasti, hem görünüm hem hareket kabiliyeti açısından bir seçenek olarak öne çıkıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz, “Karın germe operasyonuyla gevşeyen karın kaslarını sıkılaştırıyor, sarkan deri ve fazla yağ dokusunu alıyoruz. Böylece daha düz bir karın, daha sıkı bir bel çevresi ile vücut hatlarını şekillendiriyor ve daha özgüvenli bir duruş hedefliyoruz. Elbette bu bir zayıflama yöntemi değil ama uygun kişilerde estetik ve psikolojik açıdan çok tatmin edici sonuçlar veriyor” diyerek ameliyatın sonuçlarını özetliyor. Ameliyat süreci ve sonrası için dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında kapsamlı bilgiler paylaşan Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz, hastaların karın estetiği ameliyatına dair en çok yönelttikleri soruları yanıtladı.

Dr. Ömercan Yağız Öksüz

Dr. Ömercan Yağız Öksüz

Karın germe operasyonu nedir?

Tıp literatüründe “abdominoplasti cerrahisi” olarak adlandırılan bu operasyon halk arasında genellikle “karın toparlama, karın yağlarını aldırma” olarak biliniyor. İşlem genel olarak doğum, hızlı kilo alıp verme veya çeşitli sebeplerle ortaya çıkan karın bölgesindeki fazla cilt ve yağ dokusunun alınması ve gevşeyen karın kaslarının sıkılaştırılmasını kapsıyor.

Kimler operasyon için uygun?

Karın germe ameliyatı doğum sonrası sarkma yaşayan kadınlar, büyük kilo kaybı yaşamış bireyler ya da karın kaslarında ayrışma oluşmuş hastalar için uygun bir seçenek olabiliyor. Ciltte çatlak, gevşeme ve içe doğru çökme gibi durumlarda da tercih edilebiliyor. Ancak halen kilo verme sürecinde olan, gebelik planlayan ya da ciddi sağlık sorunu olan hastalarda ameliyat önerilmiyor.

Bu ameliyat ile kilo verebilir miyim?

Fazla kilolardan kurtulmanın yolu sağlıklı bir beslenme, kalori dengeleme ve yeterli fiziksel aktiviteden geçiyor. Bu operasyon ise hastaları fazla kilolardan kurtarmadığı gibi operasyon sonrası ciddi derecede ve hızlı şekilde alınan kilolar, karın bölgesinde istenmeyen görüntülere ve yara izlerinin ciddi derecede genişlemesine neden olabiliyor. Karın bölgesinde ciddi derecede kas gevşemesi, deri fazlalığı olan hastalarda 1-2 beden küçülme görülebiliyor. Bununla birlikte kilo alınmaması için operasyon sonrası kilo takibi ve diyet öneriliyor.

Hangi operasyon yöntemi bana uygun?

Karın germe ameliyatının iki farklı teknikle uygulandığını söyleyen Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz, mini abdominoplastinin sadece göbek altı bölgesinde sınırlı sarkması olan kişiler için tercih edildiğini söylüyor. Bu yöntem daha kısa sürede iyileşme ve daha az iz bırakma avantajı sağlıyor. Total abdominoplasti yöntemi ise hem üst hem alt karın bölgesine müdahale edilmesiyle, kas sıkılaştırması da sağlıyor.

Ameliyata nasıl hazırlanmalıyım?

Operasyondan en az 4 hafta önce sigarayı bırakmak, kilo kontrolünü sağlamak ve aşırı beslenmeden kaçınmak önem taşıyor. Ayrıca ameliyat sonrası 1 ay boyunca korse kullanımı gerekeceği için hastaların bu süreci planlarken mevsimi ve günlük hayat koşullarını göz önünde bulundurmaları gerekiyor.

Germe ameliyatında karın yağları da alınabilir mi?

Eğer hastanın karın bölgesinde lokalize yağlanma söz konusuysa, aynı seansta liposuction (yağ alma) işlemi de yapılabiliyor. Bu sayede bel-kalça geçişi daha estetik bir hale getiriliyor ve kontur düzeltmesi sağlanıyor. Ancak bu karar, her hasta için ayrı ayrı değerlendiriliyor.

İşime ne zaman dönebilirim?

Hastalar genellikle 1 gün içinde taburcu ediliyor. İlk 5 gün içinde işe dönülmesi önerilmiyor; ancak masa başı işi olan bireyler 1 haftada günlük yaşantılarına dönebiliyor. Operasyondan sonraki ilk 2 hafta boyunca öne eğilerek yürüme, sırt üstü ve düz pozisyonda yatma, ağır kaldırma ve spor aktivitelerinden kaçınmak gerektiğini belirten Dr. Ömercan Yağız Öksüz, “Operasyondan sonraki ilk 4 hafta korse kullanılmasını, sigara kullanılmamasını ve cinsel aktiviteden uzak durulmasını istiyoruz. Alkol kullanımı ilk 2 hafta kısıtlanmalı. Her şey yolunda giderse 4 haftadan itibaren havuza ve denize girebilirsiniz” diyor.

Ameliyat kalıcı iz bırakıyor mu?

Yara izi tamamen geçmese de, genellikle iç çamaşırının altında kaldığı için dışarıdan fark edilmiyor. Toplam iyileşme süreci 1 yılı bulsa da ilk birkaç ay belirgin olan izler, zamanla rengi açılarak silikleşiyor. Yara izinin belirginliği kişiden kişiye değişiyor ve sigara kullanımı, yatış pozisyonu gibi faktörler iyileşme sürecini etkileyebiliyor.

Ameliyatın riskleri var mı?

Tüm cerrahi işlemlerde olduğu gibi karın germe operasyonunun da bazı riskleri bulunuyor. Operasyon sonrası nadir de olsa hematom (kan birikmesi), yara açılması, enfeksiyon ya da iz kalma gibi komplikasyonlar görülebiliyor. Bu nedenle işlemin mutlaka steril koşullarda, uzman bir plastik cerrah tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz, “Sigara kullanan hastalarda yara iyileşmesi ciddi şekilde bozulabiliyor. Aynı şekilde ameliyat sonrası yürüyüş ve yatış pozisyonlarına dikkat edilmezse dikişlerde açılma görülebiliyor. Bu nedenle tüm talimatlara eksiksiz uyulmalı ve kontroller aksatılmamalı” sözleriyle uyarıda bulunuyor.

Ameliyat psikolojiyi nasıl etkiliyor?

Karın germe ameliyatı yalnızca fiziksel görünüm üzerinde değil, psikolojik iyi oluş hali üzerinde de etkili olabiliyor. Öncelikle özgüven duygusu artıyor. Kişiler kıyafet tercihlerinden tatil planlarına kadar birçok alanda daha rahat ve özgüvenli hissediyorlar. Özellikle yaz aylarında mayo veya bikini giymekte zorlanan kişilerin yaşam kalitelerinde belirgin bir artış sağlanıyor. Ayrıca, hastalar sosyal ortamlarda kendilerini daha rahat hissediyor ve aynaya bakarken özgüvenlerinin arttığını ifade ediyorlar. Bu nedenle, karın germe ameliyatının estetik beklentiler kadar ruhsal iyilik haline de katkı sağlayan bir operasyon olduğu belirtiliyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Umur Talu, Dr. Bengi Başaran “Devrim Mutfağı”

Gazeteci Umur Talu ile Dr. Bengi Başaran’ın hazırladığı “Devrim Mutfağı” adlı kitap raflardaki yerini aldı.

Atatürk’ten Che Guevara’ya, Karl Marx’tan Napolyon’a birçok devrimcinin yemek alışkanlıklarının masaya yatırıldığı kitapta eşsiz tarifler de yer alıyor.

Gazeteci Umur Talu ile Dr. Bengi Başaran’ın hazırladığı, Epsilon Yayınevi ve Kafka Kitap ortaklığıyla yayımlanan Devrim Mutfağı okuyucusuyla buluştu. Türkiye ve dünyadan 40’a yakın devrimcinin yemek alışkanlıklarının incelendiği ve tariflerin derlendiği kitabın ön sözü ise gastronomi yazarları Vedat Milor ve Mehmet Yaşin’in kaleminden çıktı.

Okuyucunun “Karl Marx ne yerdi? Atatürk’ün sofrasında neler konuşulurdu? Fidel’in mutfağından hangi kokular yükselirdi?” sorularına yanıt bulan kitap, benzersiz tariflerle her bir devrimcinin kişiliğini, yaşam felsefesini ve mücadele ruhunu damaklarda yaşatıyor. “Devrim Mutfağı”, her bir “devrim aşçısı” için özel olarak hazırlanmış yemek ve içecek tariflerinin yanı sıra, onların hayatına dair kısa ama etkileyici anlatılara da yer veriyor. Sofraların sadece karın doyurulan bir yer değil, aynı zamanda ideallerin paylaşıldığı, stratejilerin belirlendiği ve direnişin ateşiyle beslenildiği mekânlar olduğunu gözler önüne seriyor.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto