Yazılar

Dila Uzun’un yeni teklisi “Döne Döne”

Dila Uzun’un yeni teklisi “Döne Döne”, duygusal bir döngünün içinde kaybolmuş bir ruh halini etkileyici bir müzikal anlatımla sunuyor.

Alternatif pop ve R&B; altyapısına sahip şarkı, groove odaklı yapısıyla hem hareketli hem de içe dönük bir atmosfer kuruyor. Hipnotik ritimler, yumuşak synth dokunuşları ve güçlü vokal yorumu; parçanın hem tekrar eden duygusal halini hem de içsel çatışmasını yansıtıyor. “Döne Döne”, takıntı ve özlem arasında gidip gelen duyguları sade ama vurucu bir dille anlatıyor. Şarkının aranje ve mix süreci Osman Çetin’e, mastering çalışması ise Emre Kıral’a ait. Dila Uzun’un karakteristik yorumu ve üretim ekibiyle kurduğu uyum sayesinde parça, kendi sesini buluyor ve dinleyiciye benzersiz bir deneyim sunuyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Işıl Ayman ve Batuhan Kordel’den yaz şarkısı

Işıl Ayman ve Batuhan Kordel, yaza yeni bir aşk şarkısı ile giriyor. 2022 yılında imkansız bir aşkı anlatan “Sevsek de Olmuyor” şarkısıyla ilk kez buluşan ikili, bu sefer bir kavuşma hikayesi anlatıyor ve “Kollarını Bana Sar” diyor.

Söz ve bestesi Işıl Ayman ve Batuhan Kordel’e ait şarkı, aynı zamanda Işıl Ayman’ın sonbahar aylarında yayınlanacak ilk albümden ikinci single olarak yayınlanacak. 20 Haziran’da Sony Music Türkiye etiketiyle müzikseverlerle buluşacak şarkının düzenlemesi Efe Demiryoğuran imzası taşıyor.

Cesur sözleriyle de ilgiyi üzerine çekecek “Kollarını Bana Sar” şarkısının Selin Sanlı tarafından çekilen klibi de tüm platformlarla birlikte, Işıl Ayman youtube kanalında yayında olacak.

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Murda, Emil Rose güçlerini birleştirildi

Rap dünyasının tanınan ismi Murda, viral hit’leri ve unutulmaz iş birlikleriyle adından söz ettiren Türk-Hollandalı yükselen sanatçı Emil Rosé ile güçlerini birleştiriyor. İkilinin birlikte seslendirdiği “Hasret”, duygusal yoğunluğu ve yüksek enerjisiyle yaza damga vurmaya hazır! Tekli, tüm dijital platformlarda yayında.

Şarkının klibi ise bu duygusal ikiliği tam anlamıyla yansıtıyor. Işıltılı bir düğün atmosferinde geçen klipte Murda ve Emil, kaybettikleri aşkı son bir kez geri kazanmaya çalışıyor. Duygusal ama eğlenceli, sinematik ama gerçek: “Hasret”in duygusu kadar klibi de unutulmaz.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Göç nedenlerine ve mültecilerin sığındıkları ülkeye uyum sağlamalarına dair endişeler de sürüyor

İsveç, Arjantin ve Hollanda gibi ülkelerde mülteci haklarına yönelik toplumsal destek güçlü bir şekilde sürerken, Macaristan, Endonezya ve Güney Kore’de bu konuda görüş ayrılıkları belirginleşmiş durumda. Tayland, Peru ve Japonya’da ise destek seviyelerinde önceki yıllara kıyasla kayda değer bir gerileme dikkat çekiyor. Büyük mülteci nüfuslarına ev sahipliği yapan ülkeler arasında Kolombiya ve Almanya, destek oranlarında üst sıralarda yer alıyor. Türkiye özelinde son iki yılda gözlemlenen artış eğilimi, kamuoyunun yaklaşımında olumlu bir değişimin sinyallerini veriyor.​ Bu veriler, yalnızca ülkelerin politikaları açısından değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık ve insani duyarlılık düzeyleri açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir tablo sunuyor. 

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

“Global kırılganlığa rağmen mültecilere yönelik kamuoyu desteği sürüyor. Bu sene öyle bir sene oldu ki bir dünya savaşı var diyemiyoruz ama savaşlar dünyasının içerisinde yaşıyoruz. Savaşlarla birlikte elbette ki dev göç dalgalarını yaşıyoruz.

Ipsos, Dünya Mülteciler Günü için 29 ülkeyi kapsayan, mültecilere yönelik düşüncelere ilişkin bir araştırma gerçekleştirdi. Bu yılki araştırma kritik bir döneme denk geldi. Şu anda evlerinden zorla yerinden edilen insan sayısı tarihte hiç olmadığı kadar yüksekken, mültecilere yardım eden kuruluşlar ciddi bütçe kesintileriyle karşı karşıya. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (UNHCR) göre, 2025 Nisan ayı sonu itibarıyla dünya genelinde 122 milyon kişi zorla  yerinden edildi. Bu rakamın içinde 42,7 milyon mülteci bulunuyor ve bunların önemli bir kısmı (%73) düşük ve orta gelirli ülkelerde ikamet ediyor.

Araştırmanın sonuçlarına göre ülkelerde sığınma hakkına destek devam ediyor. Büyük bir çoğunluk savaş veya zulümden kaçanlara sığınma hakkı verilmesini desteklemeye devam ediyor. İsveç, Arjantin ve Hollanda’da destek güçlü. Türkiye’de her on kişiden altısı bu görüşe katıldığını belirtiyor. Buna karşılık sınırların kapatılması ve mültecilerin kabul edilmemesini destekleyenlerin oranının, ülkeler ortalamasında 2023’ten bu yana arttığını gözlemliyoruz. Ülkemizde her dört kişiden üçü bu görüşü destekliyor.  Göç nedenlerine ve mültecilerin sığındıkları ülkeye uyum sağlamalarına dair endişeler de sürüyor.  29 ülke ortalamasında her on kişiden altısı, birçok mültecinin temelde ekonomik nedenlerle göç ettiğini düşünüyor. Malezya ve Güney Afrika’da on kişiden sekizi bu görüşte. İspanya ve İsveç, bu görüşe katılım oranının en düşük olduğu ülkeler. Kolombiya, Türkiye ve Polonya’da bu konuda duyulan şüphe bir önceki yıla göre azalırken, Almanya’da son üç yıldır aynı seviyede.

Mültecilerin yeni hayatlarını kurmaya çalıştıkları topluma uyum sağlaması, ülkelerin önemli gündem maddelerinden bir tanesi. Uyumlanma konusunda ülkeler arasında önemli görüş ayrılıkları var. Arjantin, Brezilya, Tayland ve Güney Afrika bu konuya en iyimser bakan ülkeler. Kendine özgü bir kültüre ve yaşam biçimine sahip olan Japonlar ise bu konuda en olumsuz bakış açısına sahip olanlar. Japonların sadece %17’si ülkelerine gelen mültecilerin topluma uyum sağlayabileceğini düşünüyor. Japonlardan sonra ise bu konuya en olumsuz bakan ülke Türkiye.  Araştırmada mültecilerin topluma fayda sağlayıp katkılarına dair olumlu görüşler geçen yıla göre dengeli seyrediyor, ancak 2023’e göre azalma var. ABD, İspanya ve Hollanda’da olumlu katkıların varlığına dair görüş, geçtiğimiz yıldan itibaren artış eğiliminde. Özellikle Türkiye gibi çok sayıda sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkelerde şüphecilik hâkim. Ancak son dönemde bu algıda hafif bir iyileşme gözlemleniyor. Genel olarak zengin ülkelerden daha fazla destek beklentisi öne çıkıyor. Ülkeler ortalamasında vatandaşların %35’i, Türkiye’de ise %53’ü zengin ülkelerin verdiği desteği çok az buluyor.

Dünya tarihinde savaşlar da göç hareketliliği de hiçbir zaman tamamen sona ermedi, ermeyecek. Önümüzdeki 25 yıl içerisinde çeşitli sebeplerle güney yarım küreden, özellikle Afrika’dan kuzey yarım küreye doğru yaklaşık 1 milyar kişinin göç edeceğine ilişkin tahminler var. Bu da demek oluyor ki çok daha hareketli yıllar bizleri bekliyor. Araştırma sonuçlarına göre ülkeler hâlâ bireylerin sığınma hakkını destekliyor ve zengin ülkelerin daha fazlasını yapmasını istiyor, öte yandan mevcut siyasi ortam desteği aşındırarak ülkeleri içe kapanmaya zorluyor. Evlerinden koparılan, zorla yurtlarından edilen insanlar için çözümü bulmak ve umut inşa etmek ancak hükümetlerin, sivil toplumun, özel sektörün birleşik çabasıyla gerçekleşebilir.

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

İstanbul gastronomi ve müziğe doydu

LifePark, üçüncü kez düzenlenen FoodieFest ile müzik ve gastronomi tutkunlarını benzersiz bir deneyimde buluşturdu.

Şehrin stresinden uzak, yemyeşil bir atmosferde gerçekleşen bu festival, 11 binin üzerinde katılımcıyla rekor kırarken, bir kez daha İstanbul’un en sevilen açık hava festivalleri arasında yerini sağlamlaştırdı.

FoodieFest 3’ün yıldızlarla dolu müzik programı, festivali yalnızca bir lezzet şöleni değil, aynı zamanda kültürel bir sahneye dönüştürdü. Türkiye’nin sevilen isimleri Zeynep Bastık, Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars, Mavi Gri, Batuhan Kordel ve MelaBedel, LifePark’ın ormanla çevrili sahnesinde unutulmaz performanslara imza attı. Gün boyu süren canlı müzik eşliğinde doğayla bütünleşen bu deneyim, katılımcılara tam anlamıyla ruhu doyuran bir festival sundu.

Festivalin merkezinde her zamanki gibi sokak lezzetlerinin eşsiz aromaları vardı. 50’den fazla yerli marka, geleneksel tatlardan modern yorumlara kadar uzanan zengin bir gastronomi yelpazesiyle LifePark’a konuk oldu. Kokoreç, vegan burger, tantuni, gurme hamburger ve daha fazlası, ziyaretçilere İstanbul’un en özgün sokak tatlarını tek bir alanda deneyimleme fırsatı sundu. Hem lezzet hem keşif arayanlar için tam anlamıyla bir gastronomi cenneti yaratıldı.

FoodieFest’in büyüsü sadece müzik ve yemeğin ötesindeydi. Evcil hayvan dostu yapısı, kamp sandalyesiyle rahatça gezilebilen alan düzeni, ödüllü şeflerle gerçekleştirilen interaktif mutfak atölyeleri ve sürpriz aktiviteler, LifePark’ta geçirilen her dakikayı daha da özel kıldı. Giriş alternatifleri ve esnek biletleme seçenekleri sayesinde her yaştan katılımcıya hitap eden FoodieFest, doğayla müziği ve gastronomiyi birleştiren benzersiz formatıyla şehir hayatına nefes aldırdı.

#FoodieFest

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Bîdar’dan yeni şarkı “Hazine”

Alternatif müziğin özgün isimlerinden Bîdar, yeni şarkısı “Hazine” ile dinleyicisiyle buluştu. Sözü ve müziği kendisine ait olan parça, geçmişin izlerini taşıyan anıların zamanla nasıl birer hazineye dönüştüğünü anlatıyor.

Prodüksiyon, miks ve mastering süreçlerinde Özgün Tuncer yer alırken; davullarda Ediz Hafızoğlu, synth basta Umut Oymak, gitarda ise Durul Canberk İres bulunuyor. Klavye, synthesizer ve geri vokallerde Bîdar’ın kendi dokunuşu hissedilirken, kapak tasarımı Elif Tekneci imzası taşıyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Gökcan Sanlıman’dan duygusal şarkı “Nasıl Hayat?”

Gökcan Sanlıman, hem içeriği hem de prodüksiyon kalitesiyle öne çıkan yeni şarkısı “Nasıl Hayat” için tüm hazırlıklarını tamamladı. Sözü ve müziği sanatçının kendisine ait olan parçanın prodüktör koltuğunda ise Esad Fidan oturuyor.

Sanlıman’ın “duygusal ama enerjik” olarak tanımladığı parçada, uzaklaşan bir ilişkiye dair içsel bir sorgulamanın izleri var. Dinleyeni düşündüren ama aynı zamanda dans ettiren şarkı, sanatçının yakında yayımlanacak olan albümünün de habercisi niteliğinde. Yönetmen Deniz Özgün’ün imzasını taşıyan video klip, modern ve sade bir anlatımla dikkat çekiyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Kral Charles’ın doğum günü İstanbul’da kutlandı

Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu Kenan Poleo, 18 Haziran’da Birleşik Krallık’ın Ulusal Günü olan “Kralın Doğum Günü Partisi” (KBP) dolayısıyla Başkonsolosluk bahçesinde düzenlenen resepsiyona ev sahipliği yaptı.

Birleşik Krallık Başkonsolosluğu’nun kamu diplomasisi takvimindeki en prestijli etkinlik olan KBP’ye, kamu, siyaset ve iş dünyasının önde gelen isimleri, diplomatik temsilciler, sivil toplum temsilcileri ve medya mensupları katıldı.

Her yıl olduğu gibi, Konsolosluk bahçesinde gerçekleştirilen etkinlikte, Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki çok sayıda ve çeşitli bağlantılara vurgu yapıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını Birleşik Krallık Başkonsolosu Kenan Poleo yaparken, Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilcisi Büyükelçi Ayşe Sözen Usluer de ana konuşmacı olarak yer aldı.

Açılış konuşmasında Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu Kenan Poleo:

“Bu gece, Majesteleri Üçüncü Kral Charles’ın doğum gününü kutluyoruz – çevreye, dinler arası diyaloğa ve küresel iş birliğine adanmış ömrüyle ilham vermeye devam eden bir lider. Majestelerinin daha sürdürülebilir ve vicdanlı bir dünya vizyonu, Türk dostlarımızla paylaştığımız değerlerle derinden örtüşüyor. Hepinize, bu önemli akşamda bizlerle olduğunuz için çok teşekkür ediyorum.”

Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jill Morris:

“Majestelerinin Büyükelçisi olarak, burada bulunan hepinize desteğiniz, iş birliğiniz ve dostluğunuz için teşekkür etmek istiyorum. Bu sayede, ülkelerimizin yararına olan iş birliğimizi daha da geliştirme ve derinleştirme imkânı buluyoruz.”

Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilcisi Büyükelçi Ayşe Sözen Usluer:

“Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki köklü ilişki neredeyse beş yüzyıla uzanıyor. Yüzyıllar boyunca Türkiye ve Birleşik Krallık, çeşitli zorlukları birlikte aşmıştır. Zor zamanlarda ve değişim dönemlerinde bile, ülkelerimiz toplumlarımızın ortak yararı için iş birliği yolları bulmayı başarmıştır. NATO müttefikleri ve stratejik ortaklar olarak, bu kalıcı dostluğa büyük değer veriyoruz.”

Bu yıl KBP’nin (#KBPİstanbul25) teması “Birleşik Krallık’ın Yaratıcı Endüstrileri” idi.

Yaratıcılık, Birleşik Krallık’ın yalnızca geçmişini değil, aynı zamanda geleceğini de şekillendiren temel değerlerden biri olmaya devam ediyor. Bu vesileyle, davetlilere Birleşik Krallık’ın sanat, kültür, edebiyat, sinema, televizyon, spor, eğitim, moda ve müzik gibi çeşitli alanlardaki yaratıcı gücünü ve küresel etkisini yansıtan ilham verici deneyimler sunuldu. KBP’de, Shakespeare, Agatha Christie, Queen, Pink Floyd, James Bond, Harry Potter ve yaratıcılık alanlarındaki diğer birçok önde gelen figüre atıfta bulunarak Birleşik Krallık’ın yaratıcı endüstrilerinin tanıtılması amaçlandı. Konuklar, Birleşik Krallık’ın tarihinin derinliğiyle harmanlanan çağdaş yaratıcı endüstrilerini keşfetme fırsatı bulurken, aynı zamanda ülkenin zengin kültürünü, özgün mutfağını ve kendine has yaşam tarzını da deneyimlediler.

Birleşik Krallık’ta yaratıcı endüstriler, ekonomik büyüme için bir motor görevi görmektedir. Sektör, 2022 yılında Birleşik Krallık ekonomisine 124,6 milyar sterlinlik Brüt Katma Değer (GVA) katkısında bulundu ve Birleşik Krallık brüt katma değerinin yüzde 5,7’sini oluşturdu. Sektör, 2019’dan itibaren yüzde 6’lık bir büyüme yaşadı.

Ekim 2024’te Birleşik Krallık Hükümeti, büyüme misyonunun merkezi bir parçası olan “Yatırım 2035: Birleşik Krallık’ın Modern Sanayi Stratejisi”ni yayınladı. Strateji, önceliklendirilecek sekiz ‘büyüme motoru’ sektöründen biri olarak yaratıcı endüstrileri tanımladı. Stratejide, yaratıcı endüstriler; Birleşik Krallık zaten “dünya lideri” olduğu ve sektörün “dünya çapında büyüyerek daha fazla büyüme fırsatı yaratması beklendiği” için önceliklendirilecek sekiz “büyüme odaklı” sektörden biri olarak belirlendi.

Anoreksiya tedavisinde erken müdahale hayat kurtarır!

Anoreksiya nervozanın sadece kilo verme isteği olmadığını belirten uzmanlar, benlik algısı ve duygusal düzenleme bozukluklarıyla karakterize ciddi bir psikiyatrik rahatsızlık olduğunu söylüyor.

Hastalık, kişinin bedenini olduğundan büyük algılaması ve kilo alma korkusuyla kendini gösterdiğini ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Çocuklukta yaşanan duygusal ihmal, aşırı eleştirel ebeveyn tutumu, ailede kilo ve dış görünüş odaklılık, cinsel istismar ve zorbalık gibi travmatik yaşantılar anoreksiya gelişimi için zemin hazırlayabilir.” dedi. Tedavi sürecinin uzun ve multidisipliner bir yaklaşım gerektirdiğin, erken müdahalede başarı şansının arttığını vurgulayan Şen, tedaviye direncin sık görülse de empatik yaklaşım ve aile desteğiyle aşılabildiğine dikkat çekti. Şen ayrıca, nüks riskine karşı psikoterapilerin sürdürülmesinin ve beden algısı üzerine çalışmaların hayati öneme sahip olduğunu aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, anoreksiya nervozanın psikolojik ve fiziksel boyutları ile gelişim nedenleri ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen

Psikiyatri Uz. Dr. Firdevs Seyfe Şen

Anoreksiya, benlik algısı ile duyguları düzenlemede yaşanan bozukluklarla kendini gösteriyor!

Anoreksiyanın, temel olarak kişinin beden algısı ve kilo kontrolü üzerine yoğunlaşan, ciddi bir yeme bozukluğu olduğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Anoreksiya nervoza adıyla bilinen bu hastalıkta kişi, şiddetli kilo alma korkusu yaşar, kendisini sürekli kilolu hisseder ve bu nedenle ciddi şekilde kilo kaybeder.” dedi.

Kişinin bedenini olduğundan daha büyük algıladığını ve kilo kontrolü için yemek kısıtlama, aşırı egzersiz, bazen kusma veya laksatif kullanımı gibi davranışlar geliştirdiğini dile getiren Şen, “Psikolojik bir rahatsızlık olarak anoreksiya; benlik algısı bozukluğu, yeme davranışları üzerinde patolojik kontrol ve duygusal düzenleme sorunları ile karakterizedir.” şeklinde konuştu.

Sadece kilo verme isteği değil, ciddi bir psikiyatrik bozukluk!

Toplumda bazen sağlıksız diyet yapmanın, aşırı kilo takıntısı veya zayıflama isteğinin ‘anoreksiya’ gibi algılanabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Ancak anoreksiya nervoza bir psikiyatrik tanıdır ve yalnızca kilo verme isteğiyle sınırlı değildir.” dedi.

Her iki durum arasındaki temel farklara değinen Şen, şunları söyledi:

“Toplumsal zayıflama takıntısı, daha yüzeysel, dönemsel ve sosyal etkiyle gelişebilir. Anoreksiya nervoza ise; kilo almaktan aşırı korku, bozulmuş beden algısı ve kişinin fiziksel sağlığını ciddi riske atan yeme davranışı değişiklikleri ile giden kompleks bir psikiyatrik tablodur. Ayrıca anoreksiya nervozada adet kesilmesi, halsizlik, saç dökülmesi gibi fizyolojik belirtiler ile eşlik eden anksiyete, obsesif-kompulsif belirtiler sık görülür.”

Anoreksiya gelişiminde kişilik özellikleri ve erken dönem yaşantılar etkili!

Araştırmaların anoreksiya nervozanın gelişiminde kişilik özellikleri ve erken dönem yaşantılarının etkili olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Mükemmeliyetçilik, aşırı kontrolcülük, detaycılık ve katılık, düşük benlik saygısı, onay arayışı gibi durumlar etkili olur.” dedi.

Çocuklukta yaşanan duygusal ihmal, aşırı eleştirel ebeveyn tutumu, ailede kilo ve dış görünüş odaklılık, cinsel istismar ve zorbalık gibi travmatik yaşantıların anoreksiya gelişimi için zemin hazırlayabileceğini aktaran Şen, aile içi yüksek beklenti, katı kurallar ve düşük duygusal ifade ortamının da risk faktörleri arasında olduğuna işaret etti.

Anoreksiya tedavi edilebilir ama uzun ve çok yönlü bir süreç!

Anoreksiya tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Ancak tedavi süreci karmaşık, uzun soluklu ve multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Erken müdahale edilmesi, tedavi başarısını artırır.” dedi.

Tedavinin, psikoterapi, psikiyatri, diyetisyen ve gerekiyorsa dahiliye/endokrinoloji uzmanlarının iş birliğiyle yürütüldüğünü açıklayan Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anoreksiya tedavisinde kanıta dayalı psikoterapi yöntemleri uygulanır. Bilişsel Davranışçı Terapi ile yeme davranışını sürdüren olumsuz düşünce ve inançların değiştirilmesi hedeflenir. Aile Temelli Terapi, özellikle ergen ve genç erişkinlerde, ailenin destekleyici rolünü güçlendiren ve birlikte iyileşme süreci öneren bir yaklaşımdır. Duygu Düzenleme Terapileri, kişinin duygularını tanıma, ifade etme ve sağlıklı biçimde yönetmesini amaçlar. Şema Terapi ya da Psikodinamik Terapilerde, derinlemesine kişilik yapılanması ve erken dönem yaşantılarla çalışılır.

Ayrıca hastalarda ilaç tedavisi ve TMU tedavisinden yararlanılır.”

Anoreksiyada kişi hastalığı ‘kontrol aracı’ olarak görebilir!

Anoreksiya nervozada tedaviye direncin çok yaygın olduğunu kaydeden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Çünkü kişi kilo alma düşüncesiyle yoğun anksiyete yaşar ve hastalığı ‘kontrol aracı’ olarak görebilir.” dedi.

Direnç durumunda atılabilecek adımlara değinen Şen, “Empatik ve yargısız yaklaşım, küçük hedeflerle ilerleme, kilo alma korkusunu anlamaya yönelik terapötik çalışmalar, hastanın kontrol hissini tamamen kaybettiği algısını düzeltmek, aileyi sürece katmak ve desteklemek direnci aşmada etkili olur. Zorlayıcı değil, işbirliğine dayalı bir ilişki kurmak önemlidir.

Tedavi süresi kişiden kişiye değişir. Ortalama olarak 1-2 yıl sürebilir. Beden ağırlığı normale dönse bile psikolojik toparlanma ve beden algısının düzelmesi daha uzun sürebilir. Yeme davranışı düzelse de duygusal düzenleme becerileri, benlik algısı ve sosyal ilişkiler üzerinde çalışmak gerekebilir.” açıklamasını yaptı.

Anoreksiya sadece bir yeme problemi değil, derin bir ruhsal sorun!

Anoreksiya nervozada nüks riskinin yüzde 30 ila 50 civarında olduğunun da altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Nüksü önlemek için, tedavi sürecinin yeterince uzun sürmesi, destekleyici psikoterapilerin devam etmesi, anksiyete ve duygu düzenleme becerilerinin güçlendirilmesi, olumsuz beden algısı üzerinde çalışılması gerekir.” dedi.

Beden algısının yeniden inşasında, ayna çalışmaları, dans, sanat terapisi gibi beden odaklı terapiler, duygu ve beden farkındalığı çalışmaları, negatif iç konuşmaların fark edilmesi ve dönüştürülmesinin etkili olduğunu da aktaran Şen, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ayrıca, kişinin sosyal destek kaynaklarını güçlendirmesi ve stresle baş etme yöntemleri geliştirmesi uzun vadede koruyucu rol oynar. Anoreksiya yalnızca bir yeme problemi değil, beden algısı ve duygularla ilgili derin bir ruhsal sorundur. Erken fark edilmesi ve destek olunması hayat kurtarıcıdır. Eğer çevrenizde böyle bir sorun yaşadığını düşündüğünüz biri varsa, onu mutlaka bir uzmana yönlendirin ve yalnız olmadığını hissettirin.”

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Russell Crowe iddialı proje ile geliyor

Oscarlı aktör Russell Crowe, “İskoçyalı”da ölümsüzlerin bilgeliğini bu kez Cavill’e aktaracak.

1986 yapımı kült fantastik aksiyon “İskoçyalı” yeniden sinemaya uyarlanırken, projeye dev bir isim daha katıldı: Russell Crowe. Usta oyuncu, yeni “İskoçyalı” filminde Henry Cavill’in canlandıracağı baş karaktere rehberlik edecek olan mentör rolüyle izleyici karşısına çıkacak. Bu rol, orijinal filmde efsanevi aktör Sean Connery tarafından canlandırılmıştı.

Yönetmen koltuğunda “John Wick” serisiyle adını aksiyon sinemasına altın harflerle yazdıran Chad Stahelski oturuyor. Senaryo ise yine “John Wick: Chapter 4″ün yazarlarından Michael Finch’e emanet. Amazon MGM Studios ve United Artists’in yapımcılığını üstlendiği proje, sinemalarda vizyona girecek.

 

 

#hollywood #RussellCrowe #pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto