Yazılar

Online alışverişin yıldızı hangi kategori?

Online alışverişin yıldızı hangi kategori?

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen « E-TİCARET PANELİ İLE GERÇEK SATIN ALIM TRENDLERİ » Araştırma verilerinden derlenmiştir.

 Ipsos Türkiye

Dosya içeriğinde;

E-Ticaret pazarı 5 sene öncesine göre harcama yönünden kaç katına çıktı?

2022 yılına kadar yükselen alışverişçi oranı ise 2023’te sabit kaldı.

Online alışverişin yıldızı hangi kategori?

İlk sırayı takip eden kategoriler neler?

Fiziksel alışveriş için öne çıkan unsurlar neler?

Online alışverişi tercih etme motivasyonları ne?

Online market alışverişinde sepeti belirli bir tutara tamamlama eğiliminde olanlar ve olmayanların oranını merak ediyor musunuz?

 Ipsos Türkiye

Online market alışverişinde sepeti belirli bir tutara tamamlamada en çok yardımcı olan ürün grupları hangileri gibi sorulara bireylerin verdiği ifade, tutum ve davranışlar içeren bilgilerden seçili veriler bu dosyada sunulmaktadır.

 Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; E-Ticaret Pazarında Büyük Değişim: Hanehalkı Harcamaları 3 Katına Çıktı!

Yeni veriler, son 2,5 yılda hanehalkı harcamalarında 3 katlık bir artış yaşandığını gösteriyor. Bu artış, alışveriş sıklığından ziyade, sepet değerindeki artıştan kaynaklandı. 2022 yılına kadar alışverişçi oranının yükseldiğini, 2023’ün ilk 6 ayında ise bu eğilimin sabit kaldığını belirtmek gerekir.

Moda ve aksesuarlar en popüler kategoriler arasında yer alırken, ev dekorasyonu, beyaz eşya, kozmetik ve cilt bakım ürünleri de oldukça rağbet görüyor. Gıda kategorisinde ise hem online hem de offline alışveriş yapılıyor. Sadece online alışveriş yapmak ise en çok elektronik ürünlerde görülüyor.

Online ve fiziksel alışveriş kıyaslandığında, online alışveriş tüketicilerin çoğunluğu tarafından daha pratik, daha ekonomik, daha stressiz, daha vazgeçilmez, daha keyifli ve daha hızlı olarak tanımlanıyor. Fiziksel alışveriş ise daha güvenilir ve daha sorunsuz kabul ediliyor. Keza, online alışveriş motivasyonlarının başında da pratikliğe işaret eden “evden çıkılamadığı durumlarda ürünlerin kapıya gelmesi”, “7-24 sipariş verilebilir olması”ve “ürünleri taşımak zorunda kalmamak” gibi unsurlar geliyor.

Sidar Gedik

Tüketicilerin yarısının sepeti belirli bir tutara tamamlama eğilimi olduğunu belirtmek önemli. Bu davranışın temelinde, kargo/taşıma ücretinin alınmamasını sağlamak yer alırken, toplam tutar üzerinden indirim ya da hediye alabilmek gibi faktörler de etkili olabiliyor. Sepeti belirli bir tutara tamamlama konusunda en çok yardımcı olan ürün grupları ise gıda (özellikle atıştırmalık ürünler) ve içecekler.

Online alışveriş aynı zamanda oldukça yüksek memnuniyet duyulan bir deneyim sunuyor. Aranan ürün ve markaların kolay bulunması, çeşitlilik, ürünlerin eksiksiz, hasarsız ve belirtilen sürede gelmesi memnuniyet yaratan konuların başında geliyor.

Online alışveriş yolculuğunu daha iyi anlamak ayrıca farklı alışverişçi personalarını da anlamayı gerektiriyor. Alışverişçiler online alışveriş motivasyon ve tutumlarına göre 5 farklı gruba ayrılıyor: Kaşifler, Minimalistler, İndirim Takipçileri, Araştırmacılar ve Seçiciler adını verdiğimiz beş benzersiz alışverişçi personası farklı duygusal ve fonksiyonel ihtiyaçlarla hareket ederek online alışveriş çatısında buluşuyor.

Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?

Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?

2023 EYLÜL TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ, DÜNYANIN ENDİŞELERİ araştırmaları; Ipsos Araştırma Şirketi tarafından dünya çapında 29 ülkede gerçekleştirilmiştir.  Ipsos’un GÜNDEME DAİR araştırması ise sadece ulusal, Türkiye temsili verileri kapsamaktadır. Bütün bu çalışmalardan derlenen seçili bulgular bu dosya içeriğinde mevcuttur…

Ipsos Türkiye

  • Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?
  • Tüketici güven endeksi ne durumda?
  • Dünyanın endişeleri neler? Toplumların yaşadıkları ülkelerde ilk üç sıraya yerleştirdikleri en çok endişe duydukları konular neler?
  • Türkiye3nin ekonomisinden memnuniyeti ne durumdadır?
  • Beklentiler ne yönde?
  • Döviz kuru beklentileri nasıl?
  • Enflasyona yönelik beklentiler ne durumda?
  • İşsizlik ile ilgili beklentiler de durum ne?
  • Kişisel harcamalara yönelik beklentiler ne?

Ipsos Türkiye

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yukarıda sıralanan başlıklara ait sorulara bireylerin verdiği ifade, tutum ve davranışlarının değerlendirmeleri grafiklerle de anlatılmıştır.

ENFLASYON VE GÜVEN ENDEKSİ Dünyanın en büyük endişelerinden biri her zaman ekonomi olarak ilk sırada yer alır. Sıra ancak ki; olağan üstü durumlarda bir salgın, savaş, terör olayları olmadığı sürece ilk sırada enflasyonu görmek tüm dünyada mümkündür. Endişenin kaynağı yüksek enflasyon tüm ekonomilerde ciddi bir şekilde bozulmalara yer açmakla birlikte toplumların ekonomik, sosyal ve mali hayatında her yönden olumsuzluklara sebebiyet verir.  En fazla negatif etki; toplumda gelirleri enflasyon oranında artış görmeyen sabit gelirli gruplarda görülür. Ayrıca yatırım ve tasarruf konularda bu ortamda kitlenir. 29 ülkede yapılan araştırmada güven endeksi sıralamasında sondan üç ülke; Türkiye %32.0, Arjantin 33.1 ve Macaristan 35.1 ’dir.

Yukarıda sıralanan başlıklara ait sorulara bireylerin verdiği ifade, tutum ve davranışlarının değerlendirmeleri grafiklerle de anlatılmıştır.

Ülkelerin sosyoekonomik varlığının mevcudiyetinin fotoğrafını çekmek için çok sayıdaki mikro ve makro değişkenden faydalanıldığı ekonomistler tarafından belirtilmektedir. Bu göstergelerin başında işsizlik, enflasyon, yoksulluk, ulusal gelir, büyüme gibi makro değişkenler önemli bir yer tutmaktadır. Yaşamı etkileyen bbu değişkenler bir taraftan da; insani gelişme, yoksulluğa ve tüketici güven endeksi gibi göstergelerle sıklıkla ele alınmaktadır. İlk sırada tüketici güven endeksi bulunur. Bunun amacı; tüketicilerin mevcut ve geleceğe dair tutumlarını ortaya koymaktır.

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Takip ettiğimiz ekonomik göstergelerin bazılarındaki değişimlerin yeni bir trend başlangıcı olmadığını Eylül sonuçları ile görmüş olduk. Örneğin Ipsos’un Dünya’nın Endişeleri Araştırması’na katılanların enflasyona dair endişe seviyesi Ağustos’ta 1 puan gerilemişti, ancak Eylül’de yeniden 1 puanlık yükseliş gördük. Global endişeler arasında ilk sırada olan enflasyon acaba bu konumundan uzaklaşmaya başlamış olabilir mi sorumuzun cevabını da almış olduk. Enflasyon bir çok ülkenin en büyük endişesi olmaya devam ediyor. Enflasyona dair en yüksek endişe seviyesi Arjantin’de, ülkemiz ise bu konuda dördüncü sırada yer alıyor.

Ipsos’un 29 ülkede ölçtüğü tüketici güveni sıralamasında Türkiye Ağustos’ta en son sıraya düşmüştü, Eylül’ü de maalesef en son sırada kapattık. 29 ülke ortalaması 47,6 iken bizim tüketici güveni endeks değerimiz 32 oldu. Düşük endeks değerini TÜİK ölçümünde de görmeye devam ediyoruz.

Henüz ısınma ve enerji masraflarının hane bütçelerini zorlamaya başlamadığı aylardayız. Bu koşullarda da ülkenin en önemli sorunu olarak ekonomi dile getiriliyor, enflasyonun yükselmeye devam ettiği şu dönemde bunun kış aylarında daha da ağır hissedilen bir sorun olması şaşırtıcı olmaz.

Ülke ekonomisinden memnun olanların oranı %4 seviyesinde, yani neredeyse hiç kimse memnun değil. Döviz kurunun seyrine, işsizlik oranın akıbetine dair beklentiler olumsuz olmaya devam ediyor. Yaşam standardındaki gerilemeye, kişisel harcamaların artacağına dair negatif beklentilerde bir dip noktayı görmüş olabiliriz. Ancak diğer tespitlerin de ışığında bu dip noktanın artık olumluya doğru bir dönüş anlamına geldiğini düşünmüyorum. Bundan ziyade artık gidilecek daha da kötü bir seviyenin zorluğundan ileri geldiği fikrindeyim. Bir süre daha ufak iniş çıkışlar ile bu dip seviyelerde kalmaya devam edeceğiz gibi görünüyor.

Öğrencileri tercihi yurt oldu

Öğrencileri tercihi yurt oldu

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen « Gündeme Dair » ​araştırma verilerinden derlenen dosya içeriğinde;

  • Üniversite Öğrencileri yurt sorunun sürecinde hangi fazdalar?
  • Öğrencilerin yüzde kaçı, gideceği üniversite yaşadığı şehirde olsa bile yurtta kalmak istiyor.
  • Bu sene eğitim için yaşadıkları şehir dışında üniversiteye gidecek olanların bu konuda görüşü nasıl?
  • Yurtta kalmayı planlayan öğrencilerin yüzde kaçı özel yüzde kaçı devlet yurtlarında kalmayı düşünüyor?
  • Devlet yurdunda kalmayı planlayan öğrencilerin oranı nedir?
  • Devlet yurdunda yer bulamayanların oranı nedir ve nasıl bir yol izlemeyi düşünüyorlar?
  • Yer bulamadığı için okulunu dondurmayı düşünen üniversite öğrencilerinin oranı nedir?
  • Yurtlarda yer bulamama durumunda; özel yurtlarda kalmayı planlayan öğrencilerin oranı ne?
  • Öğrencilerin yüzde kaçı eğitiminidondurmayı düşünüyor?

Gibi sorulara bireylerin verdiği İfade, tutum ve davranışları içeren verilere dair grafikler​e bu içerikte yer ​verilmektedir.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Gündeme Dair araştırmamıza göre ülkemizdeki üniversite öğrencilerinin yarısından fazlası gideceği üniversitenin yaşadıkları şehirden başka bir şehirde olduğunu belirtiyor.  Başka şehirde yaşamak söz konusu olduğunda öğrenciler için başlıca konulardan biri barınma ihtiyacı olarak karşımıza çıkıyor.  

Araştırmamızın sonuçlarında gördük ki gidecekleri üniversite yaşadıkları şehirde olsa bile her 5 öğrenciden biri yurtta kalmayı amaçlıyor. Yaşadıkları şehirden başka bir şehirde okuyacak olan öğrencilere sorduğumuzda ise bu oran yüzde 75’e çıkıyor.

Yurtta kalmayı planlayan üniversite öğrencilerinin yüzde 86’sının tercihi ise devlet yurtları. Devlet yurdunda kalmayı planlayanların yüzde 41’i bu yurtlarda yer bulamamaları durumunda özel yurtları tercih edeceklerini belirtiyor. Ancak özel yurt ücretlerini karşılayamayacağı için eğitimine ara vermek zorunda kalacak bir kesim de var. Devlet yurdu çıkmaması durumunda her 10 öğrenciden biri eğitimini dondurmayı düşünüyor.

Üniversite eğitimi için gerekli harcamalar öğrencilerin hemen hemen hepsinin bütçelerini zorluyor.  Yaşadığı şehirde ya da başka bir şehirde üniversiteye gidilecek olması ise bu durumu çok farklılaştırmıyor. Geçtiğimiz sene olduğu gibi yüksek enflasyonun yarattığı ağır ekonomik koşullar başka birçok alanda olduğu gibi üniversite eğitiminde de ciddi zorlukları karşımıza çıkarıyor.

Ipsos; 6 farklı kategoride toplam 9 ödüle layık görüldü

Ipsos; 6 farklı kategoride toplam 9 ödüle layık görüldü

TÜAD’ın, araştırma sektöründeki başarılı pazarlama ve sosyal araştırma projelerini ödüllendirmek için bu yıl on birincisini düzenlediği Baykuş Ödülleri Töreni’nde Ipsos; 6 farklı kategoride toplam 9 ödüle layık görüldü.

Türkiye Araştırmacılar Derneği tarafından yılın en başarıları pazarlama ve kamuoyu araştırmalarını ödüllendirmek amacıyla bu yıl 11.si düzenlenen Baykuş Ödülleri Töreni dün gece araştırma, reklam, pazarlama, iletişim, akademi ve marka dünyasının profesyonellerini bir kez daha buluşturdu.

Okullar açıldı ve neler yaşandı!

Okullar açıldı ve neler yaşandı!

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen iki ayrı araştırma « Ipsos Gündeme Dair ve 2023 Eğitim Monitörü » global verilerle karşılaştırmalı verilerinden derlenmiş dosya içeriğinde;

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

  • Eğitimin kalitesi konusunda dünyadaki diğer ülke toplumları mutlu mu? Gösterge nasıl?
  • Eğitim kalitesi konusunda en mutlu olan ülke.
  • Türkiye’de bireyleri eğitimin kalitesinden memnun mu? Bu oran ne?
  • Bu konu bir problem olarak görülüyor mu?
  • Eğitim kalitesi eski dönemlerle karşılaştırıldığında nasıl değerlendiriliyor, oranlar nasıl?
  • Üniversite eğitimi hayatta başarılı olmak için gerekli midir? Toplum bu konuda nasıl yanıt veriyor?
  • Eğitim kalitesinde veliler ne derece zorlanıyor? Geçen sene ile kıyaslandığında; okul masrafları konusunda ne düşünülüyor?
  • Bu sene okul masraflarında herhangi bir kısıtlama yapıldı mı? Yapıldıysa nelerden vaz geçildi?
  • Ebeveynler okul masraflarının yanı sıra genel harcamalarından da kısıtlama yapıyor mu? Bu kısıtlamalarda hangi harcamalar öne çıkıyor?

Gibi sorulara bireylerin verdiği İfade, tutum ve davranışlar içeren bilgiler bu dosyada sunulmaktadır.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

  

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Ipsos’un dünya genelinde 29 ülkede yapılan Global Eğitim Monitörü araştırması sonuçlarına göre vatandaşlar ülkelerindeki eğitim kalitesinden büyük oranda memnun değil. Singapur eğitimin kalitesi konusunda en mutlu olan ülkeyken Türkiye’de bireylerin sadece %18’i eğitimin kalitesinden memnun olduğunu belirtiyor. Türkiye ise eğitim kalitesi konusunda en mutsuz 4 ülkeden biri. Ülkeler ortalamasına göre kendi dönemlerindeki eğitim kalitesi ile karşılaştırdıklarında sadece her 10 kişiden üçü bugünkü eğitim kalitesini kendi dönemlerinden daha iyi olduğu görüşünde. Türkiye’de ise durum daha negatif, 4 kişiden biri günümüzde eğitimin daha iyi olduğunu düşünüyor.  İş hayatına adım atmadan önceki en önemli durak olan üniversiteler için ise farklı görüşler var. 29 ülke ortalamasında bireylerin %60’ı üniversite eğitiminin kişinin hayatta başarılı olması için gerekli olduğu görüşünde. Türkiye’de de toplumun bu konudaki görüşü benzer seviyede..

Ipsos Türkiye

Gündeme Dair araştırmamızda ise Türkiye’de eğitim konusunu harcamalara etkisi çerçevesinde ele aldık.  İçinde bulunduğumuz enflasyonist ortamda okul masraflarına ilişkin yükü vatandaşlar geçtiğimiz seneyle aynı oranda belirtiyor. Eğitimin kalitesi konusunda görüşler çok olumlu olmasa da ebeveynler çocuklarını okutmak için uğraş veriyorlar ve okul masrafları velileri bu sene de zorlamaya devam ediyor.  Her 10 kişiden 7’si okul masraflarının bütçesini çok zorlayacağını belirtirken kırtasiye masrafları bu sene de en fazla harcama yapılan kalem olarak dile getiriliyor. 2023 yılında eğitime ayrılan bütçenin %73’ü kırtasiye masraflarına ayrılmış durumda.Okul masraflarından kısıtlama yapanların oranı yüksek, her 10 veliden 6’sı  okul masraflarını kıstığını belirtiyor. Özellikle kırtasiye ve kıyafet masrafları kısılan harcamaların başında geliyor. Ebeveynler okul masraflarının yanı sıra genel harcamalarını da kısıyorlar. Bu kısıtlamalarda giyim ve sosyal hayata ilişkin harcamalar öne çıkıyor ve her 10 kişiden sekizi okul masraflarını karşılayabilmek için diğer giderlerden kıstığını belirtiyor.

Türkiye ekonomisinden memnun olanların oranı % 3

Türkiye ekonomisinden memnun olanların oranı % 3

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen üç ayrı araştırma dosyasından derlenen « Ipsos Ağustos Ekonomi Dosyası 2023 » dosya içeriğinde; ülkemizin de içinde bulunduğu iki global araştırma ve Türkiye’de yapılan Gündeme Dair araştırmasından veriler yer almaktadır. Tüketici endeksinde son bir ayda neler oldu? Son bir ayda dünyanın endişl​Eeri nelerdi ? Ülkeler arası enflasyon ortalaması ne gösteriyor? Ağustos 2022’den bu yıl Ağustos ayına kadar olan süreçte Türkiye’nin önemli sorunu nedir ? Ülkemiz ekonomisinde memnuniyet nedir ? en önemli sorunu nedir ? Döviz kuru beklentileri nedir ? Enflasyon beklentileri nelere işaret ediyor ? Yaşam standardına yönelik beklenti nasıl ? Bu yılın geri kalan aylarında bireylerin kendi yaşam standardının nasıl olacağı hakkında düşünceleri nedir ? Bu konudaki beklentiler nasıl belirtiliyor ? Ve kişisel harcamalara yönelik beklentiler nelerdir ? Gibi sorulara bireylerin verdiği İfade, tutum ve davranışlar içeren bilgiler bu dosyada sunulmaktadır.

 Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Ekonomi dosyamızın Haziran ayı sonuçlarını değerlendirirken negatiften daha negatife doğru bir trend olup olmayacağını göreceğiz notunu düşmüştüm. Bu notu düşmemin nedeni seçim öncesinde esen görece olumlu rüzgârın Haziran’da yeniden olumsuz yöne dönmesiydi. Temmuz’da ise bu olumsuzluk iyice belirginleşti ve endişelendiğim üzere negatiften daha negatife doğru bir seyir başladı. Haziran’da ülke ekonomisinden memnun olmayanların oranı %66 iken, Temmuz’da %77, Ağustos’ta ise %81 oldu. Türkiye ekonomisinden memnun olanların oranı %3’e kadar geriledi, ki zaten bizim araştırmamızın istatistiki payı %3,5, yani Ağustos ayı itibarıyla ülke ekonomisinden memnun olan kimse kalmadı desek yanılmamış olabiliriz.

Bu sonucun sağlamasını yapmak için TÜİK Tüketici Güven Endeksi’nin Ağustos ayındaki gidişatına bakabiliriz, endeks 12 puanlık gerileme ile son 12 ayın en düşük değerine düştü. Ipsos’un 29 ülkede ölçtüğü tüketici güveni değerinde de Türkiye endeksi Ağustos’ta 7 puandan fazla geriledi ve tüm bu ülkeler arasında tüketici güveni açısından en son sıraya düştük. Ipsos tüketici güven endeksinin 29 ülke ortalamasında ise bir değişim yok, Haziran’da bulunduğu seviyeyi korudu. Yani son 2 ay içinde bu ülkeler ortalamasında bir değişim olmazken ülkemizdeki tüketici güveni kayda değer şekilde geriledi.

Ipsos’un Dünya’nın Endişeleri Araştırması katılanların ülkesi için en çok endişelendiği 3 konu içinde enflasyon hala ilk sırada. Ancak enflasyondan endişelenenlerin oranında Ağustos’ta Temmuz’a göre 1 puanlık bir azalma var. Bu değişimin bir trendin ilk işareti olup olmadığını görebilmek için Eylül sonuçlarını beklememiz gerekiyor. Çünkü enflasyonda olumlu bir kıpırdanma varken işsizlikten endişe duyanların oranında bir artış görüyoruz. Alınan önlemler ile birçok ülkede soğutulan ekonomilerde enflasyonun düşüş işaretlerinin bir işsizlik artışı riski de barındırdığı malum, bu endişe araştırmamıza da yansımış gibi.

Türkiye’de yaptığımız Gündeme Dair araştırmamızda ülkemizin en önemli sorunu ekonomidir diyenler ezici şekilde baskın, hala her on kişiden dokuzu bu şekilde düşünüyor. Enflasyonun yükselmeye devam edeceği düşüncesi yerleşmiş durumda. Merkez Bankası’nın bu konuya dair açıklamaları da enflasyonun düşme eğilimine geçmesinin 2024 yılı içinde olacağı yönünde. Dolayısıyla vatandaşların enflasyonun izleyeceği seyre dair tahminleri ekonomi yönetimi ile paralel. Döviz kurlarındaki yükselişin devam edeceği düşüncesi de hâkim olmaya devam ediyor, kurlar düşer diyenlerin oranı da azaldı.

Gündeme Dair araştırmamızdaki tüm bu olumsuz değerlendirmelere ek olarak dikkat çekici olan bir diğer tespit ise işsizlik endişesindeki yükseliş. Vatandaşların büyük çoğunluğu enflasyonun yükselmeye devam etmesine paralel olarak aynı süreçte işsizliğin de artacağını düşünüyorlar. İşsizlik artar diyenlerin oranı %66’dan %73’e yükseldi. Yüksek enflasyona eşlik edecek bir ekonomik durgunluk endişesi var.  Bunun doğal sonucu olarak da her on kişiden altısı yılın geri kalan aylarında yaşam standardının düşeceğini belirtiyor.

Tüketici güveninde dikkat çekici aşınma devam ediyor. Açıklanan son büyüme oranında iç tüketimin ne kadar önemli rol oynadığını gördük, bu yüzden tüketici güveni çok önemli. İç tüketimin yavaşlaması, gerçekten de vatandaşların endişesini duydukları durgunluk, işsizlik artışı gibi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle de ekonomi yönetiminin enflasyon ile mücadeleye yönelik aldığı kararların güven tesis edici sonuçlar üretmesi de çok kritik.

Ipsos Türkiye

Her 10 kiracıdan 9’u bugün taşınmak zorunda! Peki ev sahipleri…

Her 10 kiracıdan 9’u bugün taşınmak zorunda! Peki ev sahipleri…

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen; « kiracılar ve ev sahipleri »  araştırmasında; Kiracı ve ev sahipleri var. Ekonomik krizin ağırlığını dünyanın her tarafında hissettirdiği, son yıllarda ülkemizde de enflasyonun geldiği rakamlar vesilesiyle çok sıklıkla artan fiyatlar karşısında bugüne kadar görmediğimiz bir fotoğraf çıktı. Her 10 kiracıdan 9’u bugün taşınmak zorunda olduğunu görmekteyiz. Bu güne kadar görmediğimiz oranları bilimsel verilerle tespit ettik. Bu konuda hükümetin çözüm olarak getirdiği ama bu önlem sorunu çözmeye yeterli oldu mu? Kiracıların oturmakta olduğu semtten memnun mu ? Aynı semtte ev bulabiliyor mu ? Son kontrat güncellemesi sırasında ev sahipleri, devlet’in açıkladığı kira artış oranından daha fazla bir kira artışı talep etti mi? Ev sahipleri sıkllıkla artan fiyatlar karşısında maddi kayıba uğruyor mu  gibi sorulara verilen İfade, tutum ve davranışlar içeren bilgiler bu dosyada sunulmaktadır.

KİRACILARIN ÜÇTE BİRİ OTURDUKLARI EVDEN MEMNUN…

Günümüzde araştırmamıza katılan bireylerin %’ 48i geçen yıl oturdukları semtten memnunken; bu yıl bu oran %45’e düşmüş. Oturdukları evden memnun mu diye sorulduğunda; oturdukları semtten geçen yıl memnun olanların oranı % 41 iken bu yıl bu oran %35 olarak ölçümleniyor.

Kiracıların Yarısı Oturdukları Semtten Memnun Ancak Oturdukları Evden Memnun Olanların Oranı Daha Düşük

Ipsos Türkiye

BÜTÇEYE UYGUN EV BULMAYACAĞINI DÜŞÜNENLERİN ORANI %14… Kiracılar bugün taşınmak durumunda kalsa bütçesine uygun bir ev bulamayacağını düşünüyor. Kiracıların %86’sı taşınmak durumunda kalsalar aynı semtte ihtiyaçlarına ve bütçelerine uygun bir ev bulamayacakları görüşünde. Bu konuda zorlamayacağını düşünenlerin oranı sadece %14.

Ipsos Türkiye

KİRA ARTIŞLARI HEM DEVLETİN ORANINI HEM DE MAAŞLARI GEÇTİ.

Ev Sahipleri Kiracıların %35’inden Kontrat Güncellemesi Döneminde Devletin Açıkladığı Kira Artış Oranından Daha Fazla Bir Artış Oranı Talep Etmiş Devletin açıkladığı enflasyon oranında kira artış oranlarına rağmen kiracıların %69’u bu oranın üzerinde bir artışı kabul etmek durumunda kalmış. Bu oran kontrat güncellemesi zamanı gelenler nezdinde % 86’sı resmi kira artışı üzerinden gelen talebi kabül etmek durumunda kalmış.

Ipsos Türkiye

GEÇEN SENEYE GÖRE 4 PUANLIK ARTIŞ VAR. Genel Olarak Son 1 Sene İçinde Yapılan Kira Artışları Kiracıları zorlamakta. Yapılan kira artışları, kiracıların gelirlerindeki artıştan daha yüksek olduğunu belirtiyor. Yapılan kira artışları kiracıların yarısının gelirinden daha yüksek, 2022 yılına göre 4 puanlık bir artış var.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’SU Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Yüksek enflasyon dönemine yeniden girdiğimizden beri ev sahipleri ile kiracılar arasındaki ilişki gündemde önemli yer tutuyor. Ortaya çıkan anlaşmazlıkların, taraflardan birinin diğerini tehdit ettiği, hatta saldırdığı örneklere kadar vardığını görüyoruz. Bir çözüm olarak hükümet konut kira artış oranlarına sınır getirdi ve bu resmi kira güncelleme oranını enflasyona paralel olarak yeniden tanımladı. Ancak bu önlem yaşanan sorunu tamamen çözmeye yetmemiş görünüyor. Geçen yıl her iki kiracıdan biri resmi sınırdan daha fazla artış talebi ile karşılaştığını belirtiyordu, bu yıl durum kötüye gitti, artık her on kiracıdan yedisi bu durum ile karşılaştığını iletiyor. Geçen sene resmi sınırdan daha fazla kira artış talebi ile karşılaşan kiracıların yaklaşık dörtte üçü bu talebi kabul etmek zorunda kaldıklarını belirtmişlerdi, bu sene ise bu durumda olan neredeyse her on kiracıdan dokuzu resmi sınırdan fazla olan artış talebini kabul etmek durumunda kalmış. Üstelik tüm bunlar yaşanırken oturdukları semtten ve evden memnun olan kiracıların oranlarında da geçen seneye göre gerileme var. Her iki kiracıdan biri kirasının gelirinden daha hızlı şekilde arttığını paylaşıyor. Peki neden oturmaktan memnun olmadıkları bu evler için ödemekte zorlandıkları kiraları kabul ediyorlar? Çünkü neredeyse her on kiracıdan dokuzu bugün taşınmak durumunda kalsa oturduğu semtte ihtiyacına ve bütçesine göre başka bir ev bulamayacağı inancında. Daha da kötü bir durumda kalmamak için kabul ediyorlar.

Sidar Gedik

Ev sahibi tarafına baktığımızda ise onlar açısından da olumsuzluklar tespit ediyoruz. Geçen her on ev sahibinden altısı “son dönemde kiralar sürekli artarken evimde mevcut bir kiracının olması nedeni ile maddi kayba uğruyorum” ifadesine katılıyordu, bu yıl bu oran yükseldi, artık her on ev sahibinden yedisi bu şekilde düşünüyor. Bunun doğal sonucu olarak da ev sahipleri arasında kira gelirlerini piyasa ortalamasında tutabilmek için resmi sınırın üzerinde kira talep edenlerin oranı giderek yükseliyor. Geçen yıl her üç ev sahibinden biri resmi kira güncelleme oranından fazla bir artış talep ettiğini belirtmişti, bu sene ise oran %41’e yükselmiş durumda. Yüksek enflasyonun birçok nedeni ve sonucu var. Fiyatlama davranışındaki bozulma da hem neden hem de sonuç. Benzer bozulmanın başka alanlarda da olduğunu biliyoruz, ancak özellikle konut kiraları bu bozulmanın en net şekilde gözlemlenebildiği yerlerden biri. Kiracılar ve ev sahipleri bir kısır döngü içindeler, görünen o ki resmi güncelleme oranı tanımlamak sorunu ancak kısmen çözebiliyor, problemin ana gövdesi olduğu yerde durmaya devam ediyor.” dedi.

Geri dönüşmeyen plastiklerin yasaklanmasını istiyor

Geri dönüşmeyen plastiklerin yasaklanmasını istiyor

Ipsos araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen “Plastiksiz Hayat “araştırması dünya çapında 34 ülkede gerçekleştirilmiş bir çalışmadır. Ipsos’un Global Advisor araştırmasında ; Türkiye’nin de içinde bulunduğu araştırmada dünyanın dört bir yanından katılan insanlar ; geri dönüştürülemeyen plastik tipleri hakkında düşünceleri, geri dönüşüm hakkında tutum ve davranışları, bulundukları ortamlarda ki bu konuda yardımcı konumlamalar var mı? Hangi ülkeler bu konuda daha yaptırımcı ? Birleşmiş milletler tarafından plastik kaynaklı kirliliği sona erdirmek için 2022’de yayınlanan anlaşmanın uygulamaya geçişi için en uygun tutum nasıl olmalıdır? Bireylerin %kaçı anlaşmanın bütün hükümetler için bağlayıcı olması gerektiği görüşüne sahip? Ülkemizde bireylerin kaçta kaçı, geri dönüşüm/ dönüştürme davranışı mavcut? Gibi başlıklarla ilgili konuyu geniş kapsamda irdeleyen sorulara verilen İfade, tutum ve davranışlar içeren bilgiler bu dosyada sunulmaktadır.

 ANLAŞMANIN BÜKÜN HÜKÜMETLER İÇİN BAĞLAYICI OLMASI GEREKTİĞİ GÖRÜŞÜ 34 ÜLKE ORTLAMASINDA %81… Dünyada, en iddialı çevre projesi olarak değerlendirilen, plastik kirliliğin ortadan kaldırılmasına yönelik uluslararası bağlayıcı bir anlaşmanın Birleşmiş Milletler (BM) tarafından imzalanması bu konuda anlamlı bir adımdı. Ancak ülkelerin bu uygulamaya geçişi hakkında neler yapılıyor? Bireylere göre bu geçişi kolaylaştıracak en uygun yöntem ne?

Ipsos Türkiye

HER 4 BİREYDEN 3’Ü GERİ DÖNÜŞTÜRÜLEMEYEN BÜTÜN PLASTİK TİPLERİ YASAKLANMALIDIR… Plastik maddelerin üretimi, sanayide kimya devriminin parçası olarak kabul edilebilir. Ancak plastik atıkları da önemli bir çevre sorunu olarak önümüze koymuştur. Bunun sonucu olarak, plastikler son yıllarda mikro boyutlardan makro boyutlara kadar havada, toprakta ve sularda insan sağlığını tehdit edecek kadar birikmiştir. Okyanuslarda dev kütleler oluşmuş, yediğimiz balıklar ve diğer besinler aracılığıyla vücudumuzda da plastik birikimi başlamış, plastikler insan sağlığını bir salgın gibi tehdit eder hale gelmiştir.Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CCO’SU YASEMİN ÖZEN GÜRELİ verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “Birleşmiş Milletler Çevre Meclisi (UNEA), 2022’de Kenya’nın başkenti Nairobi’de dünyadaki plastik kirliliğini ortadan kaldırmayı amaçlayan uluslararası bağlayıcı bir anlaşmanın 2024 sonu itibarıyla imzaya açılmasını ve INC’nin kurulmasını öngören kararı kabul etmişti. Anlaşma, plastik ürünlerin üretimden dönüşüme tüm sürecinin kontrol edilebilmesini ve çevre kirliliğinin önlenmesini amaçlamaktadır. Ipsos olarak 34 ülkedeki bireylere bu konudaki görüşlerini sorduğumuzda Dünya ortalamasında bireylerin %17’sinin bu konuda bir farkındalığı olmamakla birlikte, her 10 bireyden 7’si anlaşma maddelerinin bütün hükümetler için bağlayıcı olması gerektiğini savunuyor, bu konuda en yüksek katılım %81 ile Peru’da iken, %48 ile Japonya halkı bu konuda en az katılım gösteriyor; Türkiye ise %67 ile Dünya ortalamasına yakın bir seviyede yer alıyor.

Anlaşma maddelerinin detayına inildiğinde her 4 bireyden 3’ü geri dönüştürülemeyen plastik tiplerinin yasaklanması gerektiğini savunuyor, bu oran Kolombiya’da %88 ile sen yüksek seviyede iken,  yine Japonya %53 ile e düşük ülke olarak konumlanıyor. Türkiye ise yine %74 ile Dünya ortalamasına yakın, genel olarak ülkeleri kıyaslamak ve bir genelleme yapmak istersek; Güney Amerika bu konuda daha yaptırımcı bir görüşte iken, Japonya sıralamada bu yaptırım konusunda en düşük eğilim gösteren, Türkiye ise ortalamada görüşe sahip bir ülke olarak konumlanıyor.

Türkiye’deki dinamikleri detaylandırdığımızda; plastik konusu özelinde- bireylerin yaklaşık yarısı bütün plastik tiplerinin geri dönüştürülebilir olduğunu düşünürken,  şu an günümüzde her 3 bireyden birisinin düzenli bir geri dönüşüm/ dönüştürme davranışı mevcut değil.

Özetle; plastik kirliliği  konusunda endişe ve yaptırımlar konusunda ülke olarak Dünya ortalaması ile paralel seviyelerde düşünsek de, uygulama ve farkındalık konusunda daha gidilecek çok yolumuz var; nice plastiksiz temmuzlara ve plastiksiz senelere…” dedi.

Dünya “Yapay Zekaya” olumlu mu? olumsuz mu bakıyor

 Dünya “Yapay Zekaya” olumlu mu? olumsuz mu bakıyor

Ipsos araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen “Yapay Zekaya Global Bakış” araştırması dünya çapında 31 ülkede gerçekleştirilmiş bir çalışmadır. Ipsos’un Global Advisor araştırmasında; Türkiye’nin de içinde bulunduğu araştırmada dünyanın dört bir yanından katılan insanlar; Yapay zekâ hakkında ne düşünüyor?  Yapay zekanın, hayatlarını nasıl etkilemesini bekliyorlar? Yapay zekâ anlayışları ne? Hangi tür ürün hizmetlerde yapay zekâ kullanıldığını biliyorlar? Avantaj ve dezavantajlarına hakimler mi? Yapay zekâ hakkında duyguları nasıl? Gibi başlıkları geniş kapsamda irdeleyen sorulara verilen İfade, tutum ve davranışlar içeren bilgiler bu dosyada sunulmaktadır.

BİLGİ SAHİBİ MİYİZ?  Yapay zeka, insanların genel olarak pek bilgi sahibi olmadığı, bu konuyu duymuş olanların çoğunluğunun da bilim kurgu filmlerinden, hatta genellikle de distopik filmlerden aşina olduğu bir kavram olarak ortaya çıkıyor. ChatGPT’nin kullanıma açılması ile milyonlarca internet kullanıcısı yapay zeka ile doğrudan karşılaştı, diyaloğa geçti.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE %67 İLE YAPAY ZEKA YA OLUMLU BAKAN ÜLKLELER ARASINDA… Gündemde yapay zeka  tartışılırken bu 31 ülke ortalamasında henüz olumlu ya da olumsuz tarafta yoğunlaşmış bir eğilim söz konusu değil. “Zararından çok faydası var düşüncesinde” olanların oranı %54. Ancak ülkeler arasında dikkat çekici farklar var, Endonezya’da %78’e kadar yükselen bu oran ABD ve Fransa’da %37’ye düşüyor. Türkiye %67 ile yapay zekaya olumlu bakan ülkeler arasında yerini alıyor.

Ipsos Türkiye

YAPAY ZEKA KULLANILAN ÜRÜN VE HİZMETLERİN DEZ AVANTAJLARINDAN ÇOK  FAYDASI VAR… Zekaya dair duyulan heyecan, gelişmekte olan pazarlarda en yüksek, Avrupa ve Kuzey Amerika’da ise en düşük seviyede; ayıca Z ve Y kuşağı ile üniversite eğitimi almış kişiler arasında daha yüksek. Yapay zekaya duyulan güven de yine genellikle gelişmekte olan pazarlarda ve 40 yaş altı kişiler arasında, yüksek gelirli ülkelere ve X ve Baby Boomer kuşağında göre çok daha yüksek.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

Ipsos TürkiyeIpsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Yapay zeka konusunda kafaların karışık olduğunu gösteren işaretlerden biri de yapay zeka kullanılan ürün ve servislerin işe ve hayata yaptığı etkilere dair sorulara verilen yanıtlar. 31 ülke ortalamasında katılımcıların yarısı yapay zeka kullanan ürün ve hizmetler son 3-5 yılda günlük hayatımı derinden değiştirdi diyorlar, üçte ikisi ise 3-5 yılda günlük hayatımı derinden değiştirecek düşüncesinde (Türkiye’de bu oran %81, ve Güney Kore’den sonra ikinci sıradayız). Ancak yapay zekanın önümüzdeki 5 yıl içinde mevcut işimi yapma şeklimi değiştirme ihtimali var diyenlerin oranı %35 (Türkiye’de ise bu oran %63). İşi daha da ileri götürüp yapay zekanın önümüzdeki 5 yıl içinde mevcut işimin yerini alma ihtimali var diyenleri oranı %56. Özetle katılımcıların üçte biri 3-5 yıl içinde işimi yapma şeklimi değiştirme ihtimali var derken yine aynı katılımcıların yarıdan fazlası aynı süre zarfında yapay zeka benim işimi tamamen elimden alır diyor. Yapılış şekli değişmeden yapay zekanın eline geçecek işler de var diye düşünebiliriz. İşlerin yapılış şeklinin kolaylaştırılması, daha eğlenceli içerikler üretilebilmesi gibi alanlar yapay zekanın ilk aşamada fayda sağlayacağı alanlar olarak görülüyor. Daha fazla otomasyon ile işlerin kolaylaşmasının sonraki adımının iş piyasasını iyi etkileyeceğini düşünenlerin oranı ise sadece %34, bu oran (Türkiye’de dahil olmak üzere) yapay zekaya en pozitif yaklaşan ülkelerde bile ancak %50 civarında. Az çok bilgi sahibi olmaya başladığımızı düşündüğümüz, işimize, günlük hayatımıza fayda getirmesini umduğumuz yapay zekaya dair endişelerimiz yüksek, güvenimiz soru işaretli. İyi, güzel ama sonunda bunun bedelini ödeme ihtimalimiz de var diyen geniş bir kesim söz konusu yani.

Ben şu şekilde düşünüyorum, son dönemde ortalama bireysel kullanıcıların da kullanımına giren yapay zeka araçları aynen internet, web, cep telelefonu, e-ticaret, sosyal medya gibi devrimlere benzer şekilde derin etkilere yol açacak, ve bu çok kısa sürede çok geniş bir kapsamda gerçekleşecek. Bireylerin ve kurumların bir yarışa dönüşecek bu süreçte gelişmelere ayak uydurmak için odaklı bir şekilde çalışmaları gerekiyor. Sürecin akıl almaz hızı nedeni ile yapay zeka uygulamalarına dair ticari, ahlaki tartışmaların da, yasal düzenlemelerin de aynı hızda yapılması şart. Çok distopik bir resim çizmek istemem ancak, eğitilmek için, üretebilmek için diğer insanlar ile bir arada olmaya gerek duyulmayan, uzaktan eğitim-uzaktan çalışma çağında bir süre sonra en azından bazı işlerde üretim için insanın kendisine de ihtiyacın azaldığı, insanların giderek sarf malzemesine dönüştüğü bir yola girmemek için bu tartışmalara, düzenlemelere büyük önem vermek zorundayız gibi geliyor bana” dedi.

Dünya Enflasyonla mücadele ediyor. Peki Türkiye’de durum ne?

Dünya Enflasyonla mücadele ediyor. Peki Türkiye’de durum ne?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ekonomi dosya içeriği; Ipsos Tüketici Güven Endeksi, Dünyanın Endişeleri ve Gündeme Dair isimli araştırma verilerinden derlenmiştir. Endeks Ipsos’un dünya çapında 29 ülkede gerçekleştirdiği bir çalışmadır.  Ülkenin en önemli sorunu ne? Güven endeksi gerilemiş durumda mı? 29 ülke ortalamasında en önemli sorun ne? Finansal politikaların doğruluğu yanlışlığı nedir? Uzmanların dışında halkın bu konulara dair algısı nasıl? Yirmi Dokuz ülke arasında Türkiye’nin bu konulara yönelik durumu nedir? Bu dosyada enflasyonu mercek altına alırken vatandaşın değerlendirmesi, beklentisi, yükselme veya düşüşe yönelik düşünceleri, işsizlik, kişisel yaşam standartları gibi başlıklar için de geçerli olan İfade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ : Son 1 ay içinde Türkiye’de Tüketici Güven Endeksi 3.2 puan gerilemiş durumda ve Haziran ayında Arjantin’den sonra en düşük güven endeksine sahip ülke durumunda. Finansal piyasalar açısından tüketicilerin piyasaya olan güveni, hem yatırım araçlarını arz edenler hem de talep edenler açısından büyük önem taşımaktadır. Tüketicinin hem tüketim isteği hem de bunun reel olarak ne kadar gerçekleşebileceğini ölçümleyen tüketici güven endeksleri mevcut  fotoğrafı belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ipsos Türkiye

Dünyanın Endişeleri Enflasyon 29 ülke ortalamasında da en önemli 3 problem içinde en öne çıkan konular sırasıyla ilk üçte; enflasyon, yoksulluk ve eşitsizlik, suç olarak sıralanıyor.

Ipsos Türkiye

ENFLASYON BİR NUMARA

Ülkeler ortalamasında %40 olan enflasyon, Türkiye’de %56 oranında belirtiliyor. Mayıs ayında ise Türkiye’de enflasyonun en önemli 3 problem içinde belirtilme oranı %44 oranındaydı. Geçen bir ay içinde enflasyonun sorun olarak belirtilme oranı 12 puan artmış durumda.

Ipsos Türkiye

BİREYLERİN % 84’Ü İÇİN EKONOMİ EN ÖNEMLİ PROBLEM

Gündeme Dair çalışmasında da ekonomi son bir senedir Türkiye’nin en önemli problem olarak belirtiliyor. Şubat ayında yaşadığımız deprem ve Mayıs ayındaki seçimlerden dolayı doğal afetler ve siyaset toplum için önemli bir sorun olarak belirtilse de Haziran ayında yine bireylerin %84’ü için ekonomi en önemli problem.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN GENEL DURUMU Türkiye ekonomisinin mevcut durumuna yönelik görüşlerde son 2 ayda çok bir değişim olmasa da geleceğe yönelik beklentilerde olumsuz görüşlerdeki artış dikkat çekici. Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ; Covid-19 pandemisinin arkasından yaşanan yüksek enflasyon pandemisi ülkeleri, tüketicileri farklı seviyelerde de olsa etkiledi, etkilemeye de devam ediyor. Enflasyon hala en büyük endişe konusu. Ipsos’un Dünya’nın Endişeleri Araştırması sonuçlarına göre her on kişiden dördü ülkesi için en çok endişelendiği 3 konu içinde enflasyonu belirtiyor. Yoksulluk, işsizlik gibi diğer başlıkları da göz önüne aldığımızda endişe yaratan başlıca konuların ekonomi ile ilgili olduklarını tespit ediyoruz. 29 ülke arasında Türkiye enflasyondan en çok endişe duyan (Singapur ile birlikte) 3. ülke, ilk sırada üç haneli enflasyonu yaşayan Arjantin var.

Ipsos olarak tüketici güvenini bireylerin ekonomiye, kişisel finansal durumlarına, tasarruflarına, önemli yatırımlar yapmaya dair değerlendirmeleri üzerinden hesaplıyoruz. İndeksin ölçüldüğü 29 ülke ortalamasında (47,4) Haziran ayında durağan bir seyir gözlemlendi, Mayıs’a (47,2) kıyasla aynı seviyede kaldı diyebiliriz. Ülkeler enflasyon ile mücadelede izledikleri farklı süreçlerden geçiyorlar, örneğin geçtiğimiz ay içinde Almanya’da resesyon haberlerinin arkasından tüketici güveni sert bir şekilde düşerken İngiltere’de yükseldi. Mayıs ayında Türkiye’ye ait tüketici güven skoru her ne kadar hala ortalamanın oldukça altında olsa bile 2019 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaşmıştı (39,1). Ancak Haziran ayında ise 3,2 puanlık bir gerileme oldu, 35,9’luk tüketici güven skoru ile Haziran’da Türkiye 29 ülke içinde Arjantin’in ardından sondan ikinci sırada yer aldı.

Ipsos Türkiye olarak yaptığımız düzenli “Gündeme Dair” araştırmasının Haziran ayındaki katılımcılarının %84’ü de diğer araştırmalarımızdaki gibi ülkemizin en önemli sorunu enflasyondur dediler. Geçen yıl aynı dönemde yine %80lerin üzerinde olan bu oran seçim sürecinde %73’e kadar gerilemişti. Şubat sonrasında gözlemlediğimiz görece iyimserlik Haziran ayında yerini yeniden olumsuza dönmeye başladı, eğilimin nasıl devam edeceğini Temmuz sonuçları ile daha iyi görebileceğiz. Görece iyimserlik tanımının altını çizmek gerek, şöyle ki ekonominin durumunu kötü olarak görenlerin oranının %74’den %64’e düşmesini kast ediyorum, nihai durumu iyimserlik üstün çıkıyor şeklinde göremeyiz, Mayıs itibarı ile gelinen noktada hala üç kişiden ikisi ekonominin durumunu kötü olarak değerlendiriyordu. Haziran’da ise kötümserlerin oranını 2 puanlık artışla %66 olarak tespit ettik. Benzer bir durumu ekonominin geleceğine dair tahminlerde de görüyoruz, Şubat’ta önümüzdeki birkaç ay içinde ekonomi kötüleşir diyenlerin oranı %56 iken Mayıs’ta %35’e düşmüştü. Ancak ekonominin kısa vadeli geleceğine dair kötümser olanların oranı Haziran’da yeniden %51’e tırmandı. Bir ay içinde %16’lık bir yükseliş.

Sidar Gedik

Ülkemizde vatandaşlar ekonominin gidişatını döviz kurlarının üzerinden değerlendirirler. Tüketici güveni ile farklı göstergeler arasındaki ilişkiyi analiz ettiğimizde döviz kurlarının seyri ile büyük bir korelasyon içinde hareket ettiklerini tespit ederiz. Haziran ayında TL’de yaşanan değer kaybı tüketicinin güveninde de bir erozyon yaratmışa benziyor. Yabancı para birimlerinin önümüzdeki aylarda TL karşısında değer kazanmaya devam edeceğini düşünenlerin oranı Mayıs’tan Haziran’a %65’ten %72’ye yükseldi. Enflasyonun yılın geri kalan aylarında yükseleceğini düşünenlerin oranı da %63’ten %69’a yükseldi. İşsizlik, yaşam standardı, kişisel harcamaların artması gibi farklı parametrelerin hepsinde Haziran ayında daha da olumsuza dönen bir tablo söz konusu. Negatiften daha da negatife doğru bu hareketin devam edecek bir trend olup olmayacağını Temmuz’da göreceğiz. %34’lük asgari ücret artışı ve memur maaşlarında yapılacak düzenlemelerin bu değerlendirmelere nasıl etkisi olacağını takip edeceğiz.” Dedi.