Yazılar

Korona daha bitmedi

Korona daha bitmedi

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 102. Dönem verileriyle bu hafta toplumun; dünyanın bitmeyen derdi pandemi salgınının ülkemizdeki durumuna yönelik güncel ve farkındalık sağlaması amacıyla paylaşılan bilgiler var. Her iki haneden birinde en az bir kişide koronavirüs var. Salgınla mücadele, maske takmak ya da 1,5 metre sosyal mesafe konusuna da toplumun dikkat seviyesi,  gibi konularda bireylerin bugüne dair ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir.

HER İKİ HANEDEN BİRİNDE EN AZ BİR KİŞİ KORONAVİRÜSE YAKLANMIŞ.

Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirdiği araştırmalara göre bugüne kadar hanelerinde kendisinin ya da bir başkasının koronavirüse yakalanma oranı %48. Bugün halen dünyanın büyük sorunu olan salgın tamamen bitmiş değil. Toplumumuzda bulunan kişilerin çevrelerinde koronavirüse yakalanan kişilerin sayısı çok daha yüksek. Her 10 kişiden 8’i çevresinde birine koronavirüs teşhisi konduğunu belirtiyor.

Ipsos Türkiye

 AYNI ZAMANDA SALGINDA ZOR GÜNLERİN GERİDE KALDIĞINI VE MÜCADELENİN İYİ GİTTİĞİNİ DÜŞÜNENLERİN DE SAYISI ARTIYOR.

Mart ayına kadar toplum Koronavirüs salgını konusunda daha kötümserken Mart ayının ilk haftasından itibaren gerek mücadelenin iyi gittiğini gerekse de zor günlerin geride kaldığını düşünenlerin oranı %50 seviyesine çıkıyor ve olumsuz görüş belirtenler ile arasındaki fark açılıyor. Bugün sadece her 4 kişiden 1 daha zor günlerin beklediğini, her 3 kişiden 1’i ise salgın ile mücadelenin kötü gittiği görüşünde.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

ANCAK TOPLUM BUGÜN SALGIN KONUSUNDA DAHA RAHAT HİSSEDİYOR.

Salgının ilk gününden beri endişeli olan bireylerin oranı%32. Zaman içinde endişesi artan kişilerin oranı ise sadece %6. Diğer taraftan toplumun %46’sı artık salgın konusunda daha rahat olduğunu söylüyor. Salgın başından beri bu konuda hiç endişeli olmadığını söyleyen %16’lık kesim ile birlikte bugün her 10 kişiden 6’sının salgın konusunda artık endişeli olmadığı görülüyor.   

Ipsos Türkiye

BU İYİMSER GÖRÜŞLER AYNI ZAMANDA BİREYLERİN KORONAVİRÜS TEDBİRLERİ KONUSUNDA DA RAHATLAMALARINA SEBEP OLUYOR.

Salgındaki vaka sayılarındaki düşüş, salgınla mücadeleye yönelik olumlu görüşler toplumun maske mesafe konusunda daha rahat davranmalarını sağlamış durumda. Her 10 kişiden 7’si etraflarındaki kişilerin ne maske ne de sosyal mesafeye uymadığını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “Her iki evden birinde hastalığı atlatmış olan birey var. Çevresinde Covid-19’a yakalanmış bir tanıdığı olanların oranı ise %80’e yaklaştı. Bir yandan aşı yaygınlaşırken diğer yandan Covid-19’a yakalanıp atlatanların sayısı arttıkça hastalığa dair endişeler azalıyor, her on kişiden altısı daha rahat hissettiğini belirtiyor. Rahatlamanın etkisini maske-mesafe önlemlerinin uygulanmasında görebiliyoruz, vatandaşların gözlemlerine göre çevredeki diğer insanların  %70-75 civarı bir bölümü bu önlemleri uygulamayı neredeyse bırakmışlar.

Ipsos Türkiye

Salgınla mücadelenin kötü gittiğini düşünenlerin oranı %50’lerden %30’a doğru geriledi, artık her iki kişiden biri salgınla savaşın iyi gittiğini belirtiyor. Bunun doğal sonucu olarak da kötü günlerin geride kaldığını düşünenlerin oranı %50’nin üzerinde. Umalım ki Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nın sonuna yaklaşıyor olalım. “

Toplumda koronavirüs endişesi azaldı

Toplumda koronavirüs endişesi azaldı

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 100. dönem verileriyle bu hafta; salgının toplum üzerindeki etkisi, iki yıldan bugüne geldiği ve yarattığı kaygı durumu, kendisinin ya da ailesinden  birilerinin salgına yakalanma konusundaki kaygı, endişe, maske mesafe konularında rahatlama ve davranışların yansımaları, toplumun artan vaka sayıları karşısında salgınla mücadele gidişatı gibi konularında ilişkin bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelendi.

 ANCAK KORONAVİRÜSE YAKALANMA KONUSUNDA ENDİŞE DÜZEYİ CİDDİ ŞEKİLDE AZALIYOR. Her ne kadar toplumun yarısı bu virüse yakalanacağını düşünse de artık bu konudaki endişesi daha az. Ipsos’un araştırmasına göre salgının ilk ayında bireylerin %74’ü kendisinin veya ailesinden birinin korona virüse yakalanmasından çok endişeli olduğunu belirtirken, bugüne gelindiğinde çok endişeli olan bireylerin oranı %41’e kadar gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

SALGINDA 2. SENEYİ GERİDE BIRAKTIĞIMIZ BU GÜNLERDE HER 4 KİŞİDEN 1’İ KORONAVİRÜSE YAKALANMAYACAĞI GÖRÜŞÜNDE. Salgının ilk başladığı dönemlerde toplumun %56’sı salgına yakalanacağını düşünürken, salgının birinci senesinde bu oran 10 puan azarak %46’ya geriledi ve bugüne gelindiğinde de toplumun yarısı bu virüse yakalanacağını düşünüyor. Yaklaşık her 4 kişiden biri ise salgının ilk gününden beri bu virüse yakalanmayacağı görüşünde.

Ipsos Türkiye

 ENDİŞE DÜZEYİNİN AZALMASINA PARALEL, TOPLUM BUGÜN SALGIN KONUSUNDA DAHA RAHAT HİSSEDİYOR. Salgında vaka sayılarında ciddi artışın yaşandığı Aralık 2020’de her 10 kişiden 7’si salgının ilk başladığı günden itibaren hep endişeli olduğunu belirtirken, bugün vaka sayıları yine yüksek olsa da bireylerin endişe düzeyi oldukça gerilemiş durumda. Bugün salgının ilk gününden beri endişeli olan bireylerin oranı yarı yarıya azalıyor ve %32 seviyesine geriliyor. Bireylerin %55’i ise salgın ilk başında daha endişeliyken bugüne gelindiğinde bu konuda daha rahat hissettiklerini belirtiyorlar.

Ipsos Türkiye

SALGININ ÜLKEMİZ ÜZERİNDE YARATTIĞI GENEL ETKİLERİ KONUSUNDA DA DAHA İYİMSER OLAN KİŞİLERİN SAYISI ARTIYOR. Salgında ilk pikin yaşandığı Aralık 2020’de toplumun %70’i koronavirüs salgınının ülkemiz üzerindeki genel etkisi konusunda daha olumsuz olacağı görüşündeyken, bugün kötümser olan kişilerin sayısı %16’ya kadar gerilemiş durumda. Her 10 kişiden 4’ü ise artı salgının etkisi konusunda daha iyimser.

Ipsos Türkiye

SALGINLA MÜCADELENİN DE İYİ GİTTİĞİNİ DÜŞÜNENLERİN SAYISI DA OLDUKÇA ARTIYOR.  2022 senesine kadar toplumun yarısından daha fazlası salgınla mücadelenin kötü gittiği görüşündeydi. Ancak bugün her 3 kişiden 1’i kötü gittiğini düşünürken. Salgınla mücadelenin iyi gittiğini düşünenlerin oranı %30’lardan %47’ye yükselmiş durumda.

Ipsos Türkiye

TOPLUMDA ENDİŞE DUYGUSUNUN AZALMASI, KİŞİLERİN KENDİLERİN DAHA RAHAT HİSSETMELERİNE PARALEL KAPALI YERLERDE BULUNMA KONUSUNDAKİ CİDDİ RSİK ALGISI DA AZALIYOR. Tabii ki salgının devam ediyor olması alışveriş merkezi, kafe / restoran gibi yerlerde yemek yeme gibi kapalı alanlarda bulunmanın riskli olduğunu düşünen kesimin oranı hala yüksek. Ancak özellikle ciddi riskli olduğunu düşünen bireylerin sayısındaki düşüş dikkat çekici. Salgının başlarında kalabalık ortamlarda bulunmanın çok riskli olduğunu düşünenlerin oranı %84’ken bugün %53 seviyesine gerilemiş durumda. Kafe / restoran gibi yerlerde yemek yemenin çok riskli olduğunun düşünenlerin de oranı yarı yarıya azalıyor.

Ipsos Türkiye

MANŞET: MASKE MESAFE KONUSUNA DA ARTIK TOPLUM DAHA AZ DİKKAT EDİYOR.  Bireylerin %82’si bugün toplumdaki diğer bireylerin sosyal mesafeye uymadığı görüşünde. İlk günlerde de bu görüşte olanların oranı çok ta düşük değildi (%67). Ancak maske konusunda herkesin daha dikkatli olduğu görüşü hakim. Salgının ilk senesinde diğer kişilerin maske takmadığını ya da nadiren taktığını düşünenlerin oranı %20 seviyesindeyken, bugün bu oran %67.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Geçen hafta büyük rahatlamadan bahsetmiştik. Bu tespite dair işaretler gelmeye devam ediyor. Salgına yakalanmam diye düşünenlerin oranı artıyor, bu ifadeye katılmayanların oranında %10 düşüş var. Kendisinin veya ailesinden birinin hastalığa yakalanmasından “çok endişeli” olanların oranında neredeyse yarı yarıya gerileme var.  Salgınla mücadelenin iyi gittiğini düşünenlerin oranı uzun zaman sonra böyle düşünmeyenlerden daha yüksek. Mücadele kötü gidiyor diyenlerin oranı geçen yıl Kasım ayında %54 iken şimdi %36’ya geriledi. Sosyalleşme konusunda da giderek rahatlayan bir toplum var. Kalabalık ortamlarda bulunmak 1 yıl önce toplumun %80’i için “ciddi risk” anlamına geliyordu, bu oran Kasım 2021’de %62’ye, geçtiğimiz hafta ise %53’e geriledi. Her üç vatandaştan biri için alışveriş merkezine gitmek ya da bir kafede-restaurantta yemek yemek hala ciddi bir risk anlamına geliyor, ancak bu oran geçen sene %70, Kasım 2021’de ise neredeyse %50 idi.

Sidar Gedik

Sosyal mesafeye dikkat ve maske kullanım hassasiyetinde de gevşeme söz konusu. 1 yıl önce çevredekilerin %3’ünün hiç maske takmadığı yönünde bir gözlem vardı, şimdi bu oran %11’e çıkmış durumda. Havaların ısınması ile özellikle de yaza doğru salgın psikolojisinden daha da fazla çıkacakmışız gibi görünüyor. Umarım virüs bize kötü sürprizler yapmaz da bahar ve yaz ayları salgın öncesinin coşkusu ile yaşanır.

Toplumun % 67’si maske takmak istiyor

Toplumun % 67’si maske takmak istiyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 99. dönem verileriyle bu hafta; toplumun artan vaka sayıları karşısında kapalı alanlarda bile her ne olursa olsun maske kullanımı, PCR zorunluluğu sonrasında bireylerin en fazla tedirgin olduğu ortam neresi, bireylerde endişe duygusu, Omicron varyantının önceki varyantlarla kıyaslandığındaki algı ve salgınla ilgili zor günlerin geride kaldığı gibi konulara  ilişkin bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelendi.  

BİREYLERİN % 67’Sİ KAPALI ALANLARDA NE OLURSA OLSUN MASKE TAKMAYA DEVAM EDECEĞİNİ İFADE EDİYOR.  

Açık alanlarda maske takılması zorunluluğunun kaldırılması kararını her 10 kişiden 6’sı doğru olarak değerlendirirken, kapalı alanlarda sosyal mesafenin ya da havalandırmanın yeterli olduğu durumlarda maske zorunluluğunun kaldırılması toplumun yarısından fazlası tarafından yanlış bir karar olarak değerlendiriliyor.

Ipsos Türkiye

 Ve bireylerin %67’si zaten kapalı yerlerde hali hazırda maske taktıklarını ve takmaya devam edeceklerini söylüyor. Ancak zaten maske takmayan ya da artık takmayacağını söyleyenlerin de oranı az değil. Her 4 kişiden 1’i bu gibi yerlerde maske takmayacağını belirtiyor.  Gerek kapalı alanlara girişte gerekse de otobüs, uçak gibi seyahatlerde HES kodu istenmeyecek olmasını toplumun sadece 1/3’ü doğru bir karar olduğunu düşünüyor.

UÇAKLA SEYAHATLERDE PCR TESTİ İSTENMEYECEK OLMASI İSE BREYLERİN EN FAZLA TEGDİRGİN OLDUKLARI KONU… BU KARARIN DOĞRU OLDUĞUNU DÜŞÜNENLERİN ORANI SADECE %27. 

Ipsos Türkiye

BİREYLERİN ENDİŞE DUYGUSU DA AZALIYOR Toplumun hala %72’si kendisinin ve ailesinden birinin koronavirüse yakalanmasından endişe duysa da bu oran bir ay öncesinde endişeli olduğunu belirtenlerin oranı %82’idi. Bir ay içinde endişe duygusunda 10 puanlık bir azalış olduğu görülüyor. Endişeli olmadığını söyleyenlerin oranı ise %13’ten %21’e yükselmiş durumda.

Ipsos Türkiye

 BU VİRÜSE YAKALANSALAR BİLE KOLAY ATLATILACAĞI İNANIŞI DA ARTIYOR… Her ne kadar hala her 10 kişiden 3’ü bu virüse yakalansalar bile zor atlatacağını düşünse de kolay atlatacağını düşünenlerin sayısındaki artış oldukça dikkat çekici. Bir ay önce bu virüse yakalandığında kolay atlatacağını düşünenlerin oranı %43 seviyesindeyken bugüne gelindiğinde artık bireylerin %54’ü kolay atlatacağı inancında…

Ipsos Türkiye

OMICRON VARYANTI DİĞER VARYANTLKARA GÖRE DAHA AZ TEHLİKELİ BULUNUYOR. 1 ay önce toplumun yarısı Omicron varyantının önceki varyantlar kadar tehlikeli olduğunu düşünürken bugün bu varyantın oluşturduğu tehlike algısı oldukça gerilemiş durumda. Bugün bu varyantın da tehlikeli olduğu görüşünde olanların oranı %33. Ve tehlikeli olmadığını düşünenlerin oranı da %49’a yükseliyor.Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 

TOPLUMUN YARISI ZOR GÜNLERİ GERİDE BIRAKTIĞIMIZ GÖRÜŞÜNDE. Omicron varyantının daha az tehlikeli bulunmasına paralel bugüne gelindiğinde zor günlerin geride kaldığını düşünenlerin oranı %54. Bu oran tam bir ay önce %35’di.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Salgının başından hep tartışmalı süreçlere tanık olduk. Hatırlayalım, Dünya Sağlık Örgütü salgının ilk günlerinde maske takılmamalı demişti, sonra tam tersini tavsiye etti. Aşı geliştirme süreci ayrı tartışmalara yol açtı, geliştirilen aşıların üretim yöntemleri bambaşka görüş ayrılıkları yarattı. Aşıya destek, aşıdan emin olmama ve aşı karşıtı olma cepheleri hala tartışmaya devam ediyor. Kısıtlamaların olması veya olmaması, içerikleri sürekli gündem yarattı. Salgına yönelik ekonomik destek paketleri üzerine de uzun tartışmalar yaşandı. Geçtiğimiz bir iki ay içinde ise artık salgının sonu göründü mü yoksa hala gidecek yolumuz mu var soruları gündemde.

Sidar Gedik

2020’de henüz aşı yokken binler seviyesindeki vaka sayıları paketli gıdaları sabun ile yıkamamıza yol açıyordu, 2021 sonuna doğru ise yüzbinler ile ifade edilen vaka sayıları bile -aşıların da yarattığı rahatlık ile- pek de panik yaratmadı. Bu rahatlama hali giderek güçleniyor. Sadece 1 ay içinde bile büyük rahatlama gözlemliyoruz. Omicron’un eski varyantlar kadar tehlikeli olduğunu düşünenlerin oranı 1 ay önce neredeyse %50 iken şimdi üçte bire düşmüş durumda. Artık vatandaşların yarısından fazlası hastalığa yakalansa bile kolay atlatacağına inanıyor. Kendisinin veya ailesinden birinin hastalığa yakalanmasından endişeli olanların oranında son bir ay içinde %10’luk bir gerileme oldu.

Kısıtlamaların gevşemesi rahatlamayı hızlandırdı. Salgında zor günleri geride bıraktığımızı düşünenlerin oranı Şubat ayı başında %35 idi, bu oran Şubat sonunda kadar yaklaşık olarak bu seviyelerde seyretti. 7 Mart itibarı ile ise %54’e kadar yükseldi. Artık toplumun yarısından fazlası önümüzdeki sürecin daha kolay bir süreç olacağı düşüncesinde. 1 ay önce salgının bu sene sonuna kadar biteceğine inananların oranı %27 idi, geçen hafta bu oran %41’e yükseldi. İlk defa bu soruya yanıt olarak 2022 sonrasını işaret edenler azınlığa düşmüş durumda.

Belirttiğim gibi, kısıtlamaların gevşemesi ile daha hızlı bir rahatlama yaşıyoruz. Toplumun bu rahatlamaya maddi-manevi ihtiyacı olduğu bir gerçek. Vatandaşlar açık havada maske zorunluluğunun kaldırılmasına önemli ölçüde destek veriyor, on kişiden altısı bu karara katılıyor. Ancak iş kapalı alanlarda maske kullanımına, toplu taşımada-alış veriş merkezlerinde HES kodu uygulamasının kaldırılmasına, uçak yolculuklarında PCR negatif test sonucu gerekliliğine gelince tablo tersine dönüyor. Vatandaşların yarıdan fazlası bu konulardaki gevşeme kararlarını desteklemiyor.

Kapalı alanlarda maske kullanımı konusunda vatandaşlar arasındaki görüş ayrılıkları yaşanıyor. Her üç kişiden ikisi kapalı alanlarda maske kullanmaya devam edeceğini belirtirken, bu konuda fikri olmayan küçük bir kitle hariç geri kalanlar kapalı alanlarda da maske takmayacaklarını belirtiyor. Geçen gün süpermarkette iki kişi arasında maske kullanımı konusunda küçük bir atışmaya tanık oldum, her iki kişi de kendinden çok emindi ancak kapalı ortamda maske kullanımı ile ilgili prensipler oldukça muğlak ve tanık olduğum türden durumlar sık sık yaşanacak gibi görünüyor.

Kadınlar iş hayatına katılmak için eşinden izin alıyor

Kadınlar iş hayatına katılmak için eşinden izin alıyor

 Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 97. dönem verileriyle bu hafta; tüm dünyada özellikle kadınlar üzerinde en az salgın kadar sıkıntı yaratan, evrensel alanda çözüm aranan bir konu « toplumsal cinsiyet eşitsizliği» mercek altına alındı.

Türkiye’de; kadın ve erkeklere eşit davranış olup olmadığı, eşitliği korumaya yönelik yasalar, kadına şiddete karşı cezalar, aile baskısı, iş hayatına katılımda fırsat eşitsizliği, çalışma hayatına geçmede engeller, kadınların ev içi sorumlulukları,  bu sorumlulukların eşlerle paylaşımı, kültürel önyargılar, kadınların önünde sıralanan engellere karşı siyasetçilerin, gerekse medyanın bu konulara olan ilgisi gibi konulara  ilişkin bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelendi.

KADINLARIN YAŞADIĞI ÖNEMLİ BİR SORUN;  EKONOMİK AÇIDAN BAĞIMSIZ OLAMAMALARI…  Her 10 kadından 7’si bugün bile eşinden ve ailesinden izin almadan çalışma hayatına katılamadığını ve ekonomik bağımsızlıkları olmadığı için de gerek ev içi gerekse de ev dışı konularda karar alıcı olamadıklarını söylüyor. Ayrıca iş hayatında da kadınların ayrımcılığa maruz kaldığı görüşü oldukça baskın bir görüş. Kadınların %65’i işte ayrımcılığa maruz kaldığını, terfilerde erkeklerle eşit hakka sahip olmadığını ve %55’i aynı iş için erkeklerden daha az ücret aldıklarını düşünüyor. Erkeklerin bu konulara katılım oranı daha düşük olsa da genel olarak bakıldığında erkeklerin de yarısının kadınlarla benzer görüşte olduğu görülüyor.

Ipsos Türkiye

 

KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN CEZASIZ KALMASI KADINLARIN %84’ÜİÇİN YAŞADIKLARI ZORLUKLARIN EN ÖNEMLİSİ. Kadın yönelik şiddetin cezasız kalmasının yanı sıra aile baskısı da kadınların yaşadığı diğer önemli bir sorun. Bu iki konunun dışında kadınların ev içi sorumlulukları ve bu sorumlulukların eşleri ile eşit paylaşılmaması da kadınların zorlandıklarını belirttikleri diğer konular. Erkeklerin bu konulara yönelik verdikleri cevapların oranı daha düşük olsa da yine de her 10 erkekten 7’si kadına yönelik şiddetin cezasız kaldığı görüşünde.

 

Ipsos Türkiye

 TOPLUMUN %85’İ YETERLİ YASALARIN OLMAMASI VE OLAN YASALARIN DA UYGULANMAMASININ TÜRKİYE’DE KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNİN SAĞLANMASININ ÖNÜNDEKİ EN ÖNEMLİ ENGELLER OLDUĞUNU BELİRTİYOR. Yasaların yetersiz olması ve uygulanmıyor olmasının yanı sıra kültürel önyargılar da kadın erkek eşitliğinin sağlanamaması konusunda diğer önemli bir engel olarak karşımıza çıkıyor.  Bu iki ana konunun dışında gerek siyasetçilerin gerekse de medyanın bu konuya yeterince eğilmemesi de toplumun %80’i tarafından bu konudaki diğer önemli engeller olarak belirtiliyor.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’DE KADIN VE ERKEKLERE EŞİT DAVRANILDIĞINI DÜŞÜNENLERİN ORANI SADECE %22. Toplumun %22’si kadın ve erkeklere eşit davranıldığını düşünürken, %55’i eşit davranılmadığı görüşünde. Bu konuda kadın ve erkelerin görüşü benzer seviyede. Gerek toplumda, gerek aile içinde gerekse de işte toplumun yarısı kadın ve erkeğe eşit davranılmadığını düşünüyor. Kadın ve erkek eşitliğini korumaya yönelik yasaların olduğunu düşünenlerin de oranı sadece %31…

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos, Sosyal Araştırmalar ve Kalitatif Araştırma Hizmet Birimleri Lideri, İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Her ne kadar belli dönemlerde gündemdeki görünürlüğünü ve önceliğini daha fazla hissediyor olsak da sadece Türkiye’de değil dünyada da toplumsal cinsiyet eşit(siz)liği, konunun olumsuz taraflarıyla hem kadınlar hem de erkekler tarafından hemfikir olunan toplumsal bir sorun.

Türkiye’de kadınlara ve erkeklere toplumda eşit davranılmadığı algısının cinsiyetten bağımsız kabullenilmiş bir gerçeklik olduğunu görüyoruz. Toplumun 70%’i kadın-erkek eşitliğini korumaya yönelik yasaların mevcut olmadığını düşünüyor. Toplumda ve iş hayatında cinsiyet eşitsizliği konusunda ortak bir kanı olsa da aile içinde eşitlik olduğu noktasında erkekler kadınlara göre daha olumlu. Kadına yönelik şiddetin cezasız kalması ve aile baskısı konuyla ilgili en temel toplumsal sorunlar olarak öne çıkmakla birlikte pandemi döneminde de yansımalarını oldukça hissettiğimiz ev içi ve çocuklarla ilgili sorumluluklardaki eşitsiz dağılım da dikkate alınması gereken diğer sorunlar. Kadının hem toplumsal hem de aile içindeki duruşunu etkileyen konulardan biri olarak ekonomik bağımsızlık ve kadını ekonomik bağımsızlığa götürebilecek kaynaklara eşit erişim de yine dikkat edilmesi ve iyileştirilmesi gereken toplumsal konular arasında. Günümüzde hala kadınların 70%’i ailesinden ve eşinden izin almadan çalışma hayatına katılamıyor. 

Ipsos Türkiye

 Yine benzer sayıda kadın ekonomik özgürlükleri olmadığı için gerek ev içi gerekse de ev dışı konularda karar verici olamıyor. Daha eşitlikçi ve kapsayıcı toplumsal bir düzen için gerekli yasaların olması ve doğru şekilde uygulanması; aynı zamanda da toplumsal cinsiyet konusunun gerek siyasiler gerek medya tarafından daha gündemden bağımsız daha somut ve süreklilik içinde önceliklendirmesi ve sahiplenilmesi bu konuyla ilgili toplumsal beklentiyi de karşılayacak ve iyileşme sağlayabilecek ilk aksiyonlar gibi görünüyor.  

 Salgına yönelik ‘Tehdit algısı düştü’

 Salgına yönelik ‘Tehdit algısı düştü’

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 96. dönem verileriyle toplumda; Koronavirüs salgınına yönelik haberlerin takibi, salgının bireylerin kendileri ve aileleri için oluşturduğu tehdit algısındaki son durum, zor günlerin bizi beklediği ya da geride bıraktığımızı düşünenlerin oranı, 3. aşısını olmamış kişilerin aşı olmama ve aşı olacağını söyleyenlerin oranındaki durum, Omicron varyantının tehdit algısı gibi konulara  ilişkin  ifade, tutum, davranışlar​​ incelendi.

SALGINA YÖNELİK “TEHLİKE ALGISINDAKİ DÜŞÜŞ” AŞILANMA NİYETİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR.

Ipsos’un gerçekleştirmiş olduğu araştırma verilerine göre bugüne kadar 3. Doz aşısını olmamış kişilerin aşı olmama niyeti %15’lerden %20’ye çıktığı görülüyor. Aşı olacağını söyleyenlerin de oranı %60’lara kadar gerilemiş durumda. Bu verilerin dikkate alınması açısından önemli bugün halen dünyadan verilere bakıldığında vaka sayıları dikkat çeken ülkeler var. Ayrıca; yeni varyantlar yayılmaya devam ediyor.

Ipsos Türkiye

SALGINDA ZOR GÜNLERİN GERİDE KALDIĞINI DÜŞÜNENLERİN DE ORANI ARTIYOR…

Ocak ayının başında bireylerin %55’i salgında zor günlerin bizi beklediği görüşündeyken, bugün bu oran %43’e kadar geriliyor. Zor günleri geride bıraktığımızı düşünenlerin oranı ise %40 oranında. Bu oran Ocak ayının ilk günlerinde %30 seviyesindeydi.

Ipsos Türkiye

 OMICRON VARYANTININ TEHDİT ALGISINDA DA DÜŞÜŞ VAR

Koronavirüs salgının gerek Türkiye gerekse de kendileri ve aileleri için oluşturduğu tehdit algısı hala yüksek olsa da, Şubat ayında bu tehdit algısında düşüş gözleniyor. Ipsos’un gerçekleştirdiği bu araştırmanın verilerine gör; Ocak ayının başında virüsü kendileri ve aileleri için tehlike olarak görenlerin oranı %81 iken Şubat ayı ortasında bu oran %73’e gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

 SALGINLA İLGİLİ HABERLERİN TAKİP EDİLDİĞİ KANALLAR DA DÜŞÜŞ VAR. ARTIK SALGIN HABERLERİ DAHA AZ TAKİP EDİLİYOR.

2021 yılının ilk aylarında toplum salgınla ilgili haberleri her türlü kanaldan takip ederken bugüne gelindiğinde haberlerinin takip edildiği hemen hemen hemen tüm kanalların bugün daha az takip edildiği görülüyor. Özellikle internetteki haberler ve hükümetin açıklamaları geçen seneye göre 20 puan üzerinde düşüyor.

Ipsos Türkiye

ARTIK KORONAVİRÜS SALGINI İLE İLGİLİ HABERLER DAHA AZ TAKİP EDİLİYOR.

Salgının ilk başladığı günlerde beklendiği gibi toplumun %90’ından fazlası, 2021 yılında gerek vaka sayılarının yüksek seyretmesi ve bu virüs yakalanan kişilerin hastalığı ağır geçirmesi gibi nedenlerin de etkisiyle toplumun %80’den fazlası Koronavirüs salgınına yönelik haberleri takip ettiğini belirtirken, 2022 yılında artık toplumun %69’u artık salgına yönelik haberleri takip ettiğini söylüyor. Salgınla ilgili haberleri takip edenlerin de %60’ı aynı zamanda salgının ilk gününe göre haberleri daha az takip etmekte.

Ipsos Türkiye

Ipsos, Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nı 96 haftadır yürütüyoruz. Son haftalarda dikkat çeken bulgumuz salgına dair konsantrasyonda bir gevşeme olduğu. Salgın hala gündemimizde önemli yer tutuyor olmakla birlikte yavaş yavaş eskisi kadar odaklandığımız bir konu olmaktan çıkıyor.

Buradaki en çarpıcı gösterge salgın haberlerine olan ilginin seviyesi, 2020’de toplumun tamamı salgın haberlerini takip ediyorken geçtiğimiz hafta bu oran %69’a kadar geriledi. Hatta salgın haberlerini takip etmeye devam eden bu kitlenin de %60’ı eskiye nazaran daha az takip ettiklerini belirtiyorlar. Yani o kitlede de bir gevşeme söz konusu. Bu gevşeme ve gündemden düşme durumu elbette bir sebep değil sonuç. Sebep ise salgının sonuna yaklaşmaya başladığımıza dair kanaat. Her on kişiden dördü artık salgında zor günleri geride bıraktığımızı düşünüyor, bu oran salgında zor günlerin bittiğini düşünenlere neredeyse eşit. Virüsün kendisi ve ya ailesinden biri için tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı hala çok yüksek ancak orada da kayda değer bir düşüş olduğunu atlamamak lazım.

Ocak ayı başında virüsü tehlike olarak görenlerin oranı %81 iken Şubat ayı ortasında bu oran %73’e geriledi. Gevşemenin bir diğer işaretini aşı olma niyetinde de görüyoruz, 3. doz aşıyı olmama eğilimi her geçen hafta yükseliyor. Ocak ayı başında %15’lerde olan 3. doz aşıyı yaptırmama niyeti Şubat ortasında %20’lere yükseldi.

Toplumda baskın duygular yorgunluk, bıkkınlık, hepimiz doğal olarak artık salgından ve neden olduğu tehlikelerden, kısıtlamalardan kurtulmak istiyoruz. Bu arzunun etkisi ile gelişmeleri olumlu yorumladığımız görünüyor. Umarım bu yorumlar doğrudur ve artık salgında sonun başlangıcı dönemine girmişizdir. Gelecek haftalarda bu toplumdaki bu “bitiyor artık” düşüncesini irdeleyeceğiz, gerçekten böyle mi düşünüyoruz, detaylarda neler var?

Türkiye’deki en önemli sorun ne ?       

Türkiye’deki en önemli sorun ne ?       

 Ipsos tarafından gerçekleştirilen Anti Kriz Monitörü ile Türkiye’nin gündemini yakından takip etmek, toplumun memnuniyet ve beklentilerini anlamak, tüketim ve yatırım davranışlarını beraberinde gündeme ilişkin düşüncelerini ölçmek, Koronavirüs salgını ile ilgili farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymak hedefleniyor. Anti kriz monitöründe bu son çıkan seçilmiş verilere göre; ülkemizde toplumu en çok zorlayan gider kaleminin ne olduğu, hane tüketiminde en çok hangi alışveriş kalemlerinden ve alanlarından vazgeçildiği, tüketilen ürünleri daha ucuza mal etmenin yollarını arayıp aramadığı, hangi kategorilerden vazgeçtiği, bireylerin kendi kişisel ekonomilerine yönelik beklentilerinin ne durumda olduğu, toplumun en önemli sorunun ne olduğuna dair ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

BU DÖNEMDE ELEKTRİK GİDERLERİ TOPLUMU EN ÇOK ZORLAYAN GİDER KALEMİ. Bireylerin %55’i elektrik giderlerinin kendilerini çok zorladığını belirtmekte. Elektrik giderlerinin yanı sıra vatandaşları zorlayan diğer gider kalemleri giyim, doğalgaz, ev temizlik ve gıda ürünleri olarak öne çıkıyor. Ancak genel olarak bakıldığında aslında her türlü gider kaleminin bireyleri zorladığı görülüyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN ÇOĞUNLUĞU MARKET ALIŞVERİŞLERİNDE HARCAMALARINI AZALTMAYA ÇALIŞIYOR. Bireylerin %66’sı market alışverişlerinde asgari ihtiyaçlarını karşılamaya ve gerekirse bazı kategorilerden vazgeçerek harcamalarını minimumda tutmaya çalışırken %24’ü de tükettikleri ürünleri daha ucuza mal etmenin yollarını arıyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN YARISININ HANE GELİRLERİNE YÖNELİK GÖRÜŞLERİ DE ÇOK OLUMLU DEĞİL.  Bireylerin %54’ü son 12 ay içinde hane gelirlerinin azaldığını belirtirken önümüzdeki bir kaç ay içindeki kendi kişisel ekonomilerine yönelik beklentileri de olumlu değil. Önümüzdeki birkaç ay içinde kişisel ekonomilerin daha da kötü olacağını belirtenlerin de oranı %57. Geleceğe yönelik kişisel ekonomilerinin daha iyi olacağını düşünenlerin oranı ise sadece %6.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN ÇOĞUNLUĞU TÜRKİYE EKONOMİSİNİN MEVCUT DURUMUNUN İYİ OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR. Türkiye ekonomisinin mevcut durumunun iyi olmadığını düşünenlerin oranı %81. Ekonominin iyi olduğunu düşünenlerin oranı sadece %3.

Ipsos Türkiye

EKONOMİ TOPLUMUN EN ÖNEMLİ SORUNU

Haziran 2021 tarihinden itibaren ekonominin en önemli sorun olarak belirtilme oranı Salgının önüne geçmişti. Bugüne gelindiğinde ise artık her 10 kişiden 9’u için ekonomi en önemli problem. Salgındaki hızlı bulaş ya da vaka sayılarındaki artış bile Koronavirüs Salgının önemli bir sorun olarak görülmesine neden olmuyor. Bireylerin sadece %5’i salgının en önemli sorun olduğunu düşünüyor.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Ülkenin en önemli problemi hangisidir sorusuna çok açık ara ile ekonomi yanıtını almaya devam ediyoruz. Bu noktada yaklaşımı biraz daha netleştirebilmek için önceki hafta ilginç bir soru sormuştuk, elinizde tek bir sorunu çözme imkanı olsa salgını mı yok edersiniz yoksa ekonomiyi mi düzeltirsiniz demiştik, bu soruya da yine büyük farkla ekonomi yanıtını almıştık. Bu haftaki sonuçlara bakarak şunu söyleyebiliriz, ülkenin en önemli sorunu ekonomi hatta neredeyse diğer tüm sorunları unutturacak kadar önemli, tek sorunumuz haline gelmiş durumda. Koronavirüs salgını en önemli sorundur diyenlerin oranı %5 iken ekonomi en önemli sorundur diyenler %86. Bu yüzden bu hafta ekonomi başlığına odaklandık.

Çoğunluk, yakın gelecekte kişisel ekonomik durumunun daha kötüye gideceğini düşünüyor. Yaklaşık üçte birlik bir kesim kişisel ekonomisinin yakın gelecekte aynı kalacağı veya daha iyi olacağı düşüncesinde. Ancak ülke ekonomisi ve kişisel ekonomi sorularını bir arada değerlendirdiğimizde görüyoruz ki kendi durumuna dair daha umutlu olan bu grubun da bir kısmı ülke ekonomisinin durumundan memnun değil.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Araştırmamıza katılanların %54’ü son 12 ay içinde hane gelirlerinin azaldığını belirtiyor. Kişisel ekonomi sorusu ile de paralellik arz edecek şekilde bu soruda da %40 civarında bir kitle aynı dönem içinde hane gelirinin pek değişmediğini veya arttığını belirtiyor. Yine de ülkenin en önemli sorunu ekonomidir diyenlerin oranının %86 olduğunu hatırlarsak hane gelirinde kayıp yaşamayanların da önemli bir kısmının ekonomiyi bir sorun olarak gördüklerini söyleyebiliriz.

Fiyat artışlarında vatandaşı en çok etkileyen kalemin elektrik faturası olduğunu görüyoruz. Kış mevsiminin de etkisi ile giyim masrafları bir diğer kalem. Doğalgaz, su gibi diğer kaçınılmaz aylık fatura kalemleri de önemli etki yapıyor. Araştırmamıza katılan her üç kişiden ikisi market alışverişlerinde tasarruf için bazı ürün kategorilerini tüketmekten vazgeçebileceğini belirtiyor.

Ekonomi, siyasi tercihlerden bağımsız bir sorun haline dönüşmüş halde. Bunu her on kişiden sekizinin ülke ekonomisinin durumunu kötü olarak nitelendirmesinden anlıyoruz, son yayınlanan araştırmalara göre hiç bir siyasi partinin veya ittifakın %80 oy oranı yok, vatandaş oy tercihinden bağımsız olarak ekonomiden memnuniyetsiz.

Ev dışı faaliyetler geriliyor

Ev dışı faaliyetler geriliyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 90. dönem verileriyle toplumda; Omicron varyantı ile birlikte hızla artan vaka sayıları neticesinde oluşan salgının sona ermesine yönelik beklentileri, vaka sayılarındaki bu artışın endişeye etkisi, ev dışı sosyal faaliyetlerde sondurum ve bireylerin hissettiği duyguların ve hislerin ne olduğuna yönelik ifade, tutum, davranışları incelenmiştir.

EV DIŞINDA YAPILAN SOSYAL FAALİYETLER DE AZALIYOR.

Toplumda yaşanan endişe duygusu kişilerin dışarıda daha az vakit geçirmesine de neden oluyor. Aralık ayında ev dışında herhangi bir sosyal faaliyette bulunan kişilerin oranı %45 iken bugüne gelindiğinde %37’e gerilemiş durumda. Özellikle daha az kişi bu dönemde arkadaşlarıyla buluştuğunu, dışarıda cafe, restaurant gibi yerlerde yemek yediğini belirtiyor.  

 SALGININ SÜRESİNE YÖNELİK TOPLUM DAHA TEDİRGİN.

Omicron varyantı ile birlikte hızla artan vaka sayıları toplumun salgının sona ermesine yönelik beklentilerini olumsuz etkilemiş durumda. Toplumun %64’ü salgının çok daha uzun sürmesine, %20’si biraz daha uzun sürmesine neden olacağı görüşünde. Bununla birlikte salgının kontrol altına alınmasına yönelik de süre uzuyor. 20 Aralık haftasında salgının 2022 sonu veya daha ileri bir tarihte biteceğini düşünenlerin oranı %68’ken bugüne gelindiğinde bu oran %76’ya çıkmış durumda.

Ipsos Türkiye

OMICRON VARYANTINDAN DOLAYI ARTAN VAKA SAYILARI TOPLUMUN ENDİŞESİNİ DE ARTTIRIYOR.

Kasım sonunda %51 seviyesine gerileyen kendisinin veya ailesinden birinin Covid-19’a yakalanmasından duyulan endişe Ocak ayının başında tekrar %60 seviyelerine ulaşmış durumda. Ayrıca her 2 kişiden biri bu yeni varyanttan dolayı endişesini arttığını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN HİSSETTİĞİ OLUMSUZ DUYGULAR ARTIYOR

Koronavirüs salgını başladığı ilk günden beri toplumun hissettiği ilk 5 duygu değişmiyor. Yorgunluk, endişe, bıkkınlık, üzgün olma ve kafa karışıklığı bireylerin ilk günden beri hissettiklerini belirttikleri duygular. Kafa karışıklığının son dönemde yükseldiği görülüyor. Son 2 ay içinde başka olumsuz duyguların da arttığı görülüyor. Özellikle hayal kırıklığına uğradığını söyleyenlerin oranı %20’den %30’a çıkarken, mutluyum diyenlerin de oranı %20’den %12’ye geriliyor.  

Ipsos Türkiye

  Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Bu haftanın araştırma sonuçlarına dair bir yorum yapmadan önce Dünya’da 8 Ocak gününün istatistiklerine baktım. ABD’de 468 bin olan günlük vaka sayısı Fransa’da 300 binin üzerinde. Toplamda 2.2 milyondan fazla vaka ve 5205 ölüm. Türkiye günlük vaka sayısında ilk 10 ülke arasında, vaka sayıları her geçen gün katlanarak artıyor. Aşı ve virüsün geçirdiği mutasyon sayesinde ölüm oranının azaldığı bir gerçek, ancak şu da gerçek ki salgın dizginlenemiyor. Her gün Dünya’nın çeşitli yerlerinde binlerce insan hayatını kaybediyor. Bir kesim için aşı olmanın getirdiği bir güven duygusu var ancak yine de daha geniş bir kitle için yükselen endişenin önüne geçilemiyor. On kişiden altısı çok endişeli. Hatta öyle ki endişeli olanlar artık daha fazla endişeli, biraz sakinleşmiş olanlar yeniden tedirgin. Her üç kişiden ikisi, Omicron varyantı nedeni ile salgının daha uzun sürede sona ereceğini düşünüyor. Toplumun yarısından fazlası, salgının bu yıl bitmeyeceğini belirtiyor.

Ipsos Türkiye

Yorgunluk, endişe hali, bıkkınlık gibi hakim duygulara son dönemde bir de kafa karışıklığı eklendi. Yeni varyant, 3.doz aşı, artan vaka sayıları, acaba okullar erken mi tatil olsa vs derken üzerine düşünecek yeni konular çıktı. Bu olumsuz ruh hali dışarıda daha az vakit geçirmeye yol açıyor. Aralık ayı ortasından beri her hafta dışarıda vakit geçirenlerin oranı düşüyor. Salgın artık bitecek derken geldiğimiz bu ruh halinin sonucu geniş bir kitle için büyük hayal kırıklığı anlamına geliyor. Çok uzak değil, Kasım ayında en baskın duygumuz mutluluk idi, şimdi esamesi okunmuyor desek yeridir.

Yaz aylarında, kış mevsimi ile birlikte bu gibi bir noktaya gelme ihtimalimizi konuşuyorduk. Karşılaştığımız durum çok şaşırtıcı değil, ancak şimdi yeniden önümüze bakma zamanı. En az kayıp ile atlatmak için uğraşacağımız bir kaç ay var önümüzde.

Araştırmada yenilikler konfersansı