Yazılar

Metaverse, NFT ve Kripto Parayı ne kadar biliyor ve kullanıyor ?

Metaverse, NFT ve Kripto Parayı ne kadar biliyor ve kullanıyor ?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Antikriz Raporu’ndan derlenen verilerle bu hafta; « Metaverse, NFT ve Kripto Para » piyasası izlendi. Buna göre derlenen verilerde toplum bilincinin bu başlıklarda ne düzeyde olduğu, vatandaşın bu konularda bilgi düzeyinin ne olduğu, ismen mi bilindiği ve veya yatırım araçları olarak kullanılıp kullanılmadığı, nasıl bir fikre sahip oldukları konusunda bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

METAVERSE PLATFORMLARI İÇİNDE EN YÜKSEK BİLİNİRLİĞE SAHİP PLATFORM ROBLOX.

Metaverse kavramının bilenlerin ya da fikri olduğunu söyleyenlerin en fala bildikleri Metaverse platformu %41 ile Robox. Sandbox %30 ile ikinci en yüksek bilinirliğe sahip platform. Bu kitle içinde herhangi bir platformu bilmediğini söyleyenlerin oranı %30.

Ipsos Türkiye

NFT KAVRAMININ BİLİNİRLİĞİ DE METAVERSE BİLİNİRLİĞİNE YAKIN.

NFT kavramı da artık bireylerin %63’ü tarafından bilinen bir kavram. Ancak kavram olarak bildiğini ama çok fikri olmadığını söyleyenlerin oranı %44. NFT konusunda bilgili olanların oranı ise %19. NFT’den satın alım yapan %2’lik bir kitle de var.

Ipsos Türkiye

 KRİPTO PARA İSE ARTIK HEMEN HEMEN HERKES TARAFINDAN BİLİNİYOR.

Kripto para bilinirliği ismen de olsa bugün toplumun %96’sı tarafından bilinen bir kavram. Bilinirliğinin bu kadar yüksek olmasına rağmen kripto para konusunda bilgili olduğunu söyleyenlerin oranı %17 seviyesinde. Kripto para hakkında bir fikri olanların ’%9’u bugüne kadar çeşitli uygulamalar/ platformlar kullanarak kripto para satın almış  veya satış yapmış ve yapmayı düşünenlerin de oranı %21. Toplamda her 2 kişiden 1’i için bu ürün bir yatırım aracı olmuş durumda.

Ipsos Türkiye

METAVERSE KAVRAMI BİLİNİRLİĞİ ARTIYOR.

Son dönemlerde hayatımıza giren metaverse kavramını bugün her 10 kişiden 7’si ismen de olsa biliyor. Ancak bu konu hakkında bilgili olduğunu söyleyenlerin oranı sadece %8. Bireylerin %25’i fikri olduğunu söylerken %34’ü sadece ismen biliyor. Ama yine de bu konuda bilinirlik düzeyi artıyor. Şubat 2022 tarihinde Metaverse bilinirliği %47 oranındaydı.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Tür.kiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Hangi alanda olursa olsun hızla popülerleşen kavramlar, olaylar yanılgılara yol açabiliyor. En çok rastladığım yanılgı ise yeni bir ürünün, durumun, olay ya da kavramın bazı kitlelerin büyük ilgisini çektiğinde bunun toplumların geneli için de geçerli olduğu yanılgısı. Bazen toplantılarımızda katılımcılardan o sırada çok popüler (!) olan bir konuya dair toplumun ne düşündüğünü sorarız, toplumun o konuya yaklaşımına yönelik tahminlerini duymak isteriz. Toplumun yaklaşımı ile o tahminler arasında genellikle çok büyük farklar olduğunu söylemem lazım. Bu bazen temel ihtiyaç konularında bile böyledir. İşte bu nedenle kişisel tahminler ile değil objektif araştırmaların sonuçları ile hareket etmek çok kritik. Yeri geldi (ya da ben getirdim) araştırmanın önemini bir kez daha vurgulamış olayım 🙂

Son dönemin popüler kavramları olan Metaverse, NFT, kripto paraların vatandaş nezdinde ne kadar bilinirliği var? Ekonomi sayfası okurları olarak incelemeden önce bu bulguları tahmin etmeye çalışın, bakalım ne kadar yaklaşacaksınız?

Metaverse kavramının bilinirliği sene başından Haziran ayına kadar geçen sürede artmış. Artmış ama ne seviyeye gelmiş? Sene başında her on kişiden sekizi ya hiç duymamış ya da sadece ismen duyup bilgi sahibi olmadığını ifade ediyordu. Haziran’da bu oran biraz azaldı, ancak hala üç kişiden ikisi ya Metaverse kavramını hiç duymamış ya da duysa bile pek bilgisi yok halde. Duymuş olanların da önemli bir kısmının elektronik oyun meraklıları olduğunu tahmin ediyorum, çünkü bilinirliği en yüksek platform Roblox.

NFT kavramı Metaverse ile karşılaştırdığımızda geriden geliyor. On kişiden sekizi için henüz pek bir şey ifade etmiyor.

Konu kripto paralara geldiğinde ise tablo değişiyor. Neredeyse herkes, bu kavramı en azından duymuş. Tabi duymuşlar ama dört kişiden üçü kripto para piyasasında henüz hiçbir işlem yapmamış. Riskli bulunuyor. Kripto para piyasasının son haftalardaki trendi de bu temkinli grubu haklı çıkarmış gibi.

Önümüzdeki dönemde sanal dünya ile gerçek dünyanın daha da fazla yaklaşacağı, hatta iç içe geçeceğini tahmin etmek büyük bir meziyet değil. Ancak hangi kavramın toplum yaşamına hangi takvim ile, nasıl dahil olacağını tahmin etmek konusunda yanılacağımız kesin gibi.

Savaş varsa mültecileri kabul etme eğilimi yüksek

Savaş varsa mültecileri kabul etme eğilimi yüksek

Dünya Mülteci Günü Araştırması Ipsos tarafından; 22 Nisan – 6 Mayıs 2022 tarihlerinde dünya çapında 28 ülkede gerçekleştirilmiştir. Derlenen verilerde bu hafta ; İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında, diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi, dünyada ve Türkiye’de göç edenlerin topluma uyumu, bu uyuma yönelik toplumların değerlendirmeleri, mültecilere çalışma izninin verilmesi, mültecilere sınırlarını kapatılması konularında bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir.

SINIRLARIN MÜLTECİLERE KAPATILMASI KONUSUNU EN FAZLA DESTEKLEYEN ÜLKE TÜRKİYE… İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi görüşüne 28 ülke genelinde bireylerin %78’i katılıyor. Türkiye’de ise bu oran %66 seviyesinde. Ayrıca bu görüşe katılan bireylerin de oranı son 2 senede 11 puan gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’DE YAŞAYAN VATANDAŞLARIN %66’SI SAVAŞ VEYA ZULÜMDEN DOLAYI ÜLKESİNİ TERK EDEN KİŞİLERİN DİĞER ÜLKELERE SIĞINABİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR.  İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi görüşüne 28 ülke genelinde bireylerin %78’i katılıyor. Türkiye’de ise bu oran %66 seviyesinde. Ayrıca bu görüşe katılan bireylerin de oranı son 2 senede 11 puan gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

 

ÜLKEMİZE GELECEK OLAN MÜLTECİLERİN TÜRK TOPLUMUNA UYUM SAĞLAYACAKLARI KONUSUNDA BİREYLERİN DÜŞÜNCESİ OLDUKÇA OLUMSUZ.  28 ülke genelinde mültecilerin gittikleri ülkede topluma uyum sağlayacakları konusundaki görüşler ikiye ayrılmış durumda. Bireylerin %50’si bu kişilerin topluma uyum sağlayacaklarını düşünürken %40’ı uyum sağlayamayacakları görüşünü savunuyor. Türkiye’de ise durum oldukça farklı. Türkiye’de sadece her 4 kişiden 1’i mültecilerin topluma uyum sağlayacaklarını belirtirken, %69’u uyum sağlayamayacaklarını düşünüyor. 

Ipsos Türkiye

MÜLTECİLERE ÇALIŞMA İZNİ VERİLMESİNİN MÜLTECİLERİN HEM O ÜLKENİN DİLİNİ ÖĞRENMELERİ HEM DE TOPLUMA DAHA KOLAY UYUM SAĞLAYABİLECEKLERİ KONUSUNDA Kİ KABUL ORANI DA TÜRKİYE’DE DİĞER BİRÇOK ÜLKEDEN DAHA DÜŞÜK: Ülkelerin genelinde bireylerin %60’ı çalışma izninin mültecilerin topluma uyumu kolaylaştıracağı konusunu destekliyor. Ülkemizde ise bu görüşü destekleyenlerin oranı sadece %33 ve tüm ülkeler arasında bu konuda olumlu görüş bildiren en düşük ülke. Olumlu görüş bildirmenin yanı sıra olumsuz görüş bildirenlerin de oranı %46 ile tüm ülkeler arasındaki en yüksek oran.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “İçinden geçilen dönemin en önemli gerçeklerinden biri göç. Göç, üzerinde bir ömür boyu akademik araştırma yapılabilecek, çok boyutlu, derin bir konu. İç göç, dış göç, ekonomik, siyasi veya savaş nedeni ile göç gibi çeşitlenebiliyor. Ancak değişmeyen gerçek, Dünya coğrafyasının önemli bir kısmında kitlesel göç hareketlerinin yaşanıyor olduğu. Bu durum farklı ülkelerde göç olgusuna farklı bakışlar yaratıyor.

Ipsos’un 28 ülkede gerçekleştirdiği araştırma, göç ile karşı karşıya kalan ülkelerde yaşayanların 2020’den 2021’e geçişte konuya dair daha olumsuz bir yaklaşım içine girmişken 2022’de bu görüşlerin değiştiğini gösteriyor. 2022 yılında yapılan araştırmada birçok ülkede sorulara verilen yanıtlarda Ukrayna-Rusya savaşının etkilerini görüyoruz. Suriye’de yaşanan savaşın ardından çok kısa bir süre içinde kitlesel bir göç ile karşı karşıya gelen Türkiye’de ise olumsuzluk artarak devam ediyor.

Ipsos Türkiye

Savaş söz konusu olduğunda mültecileri kabul etme eğilimi yüksek. 28 ülke ortalamasında araştırmaya katılanların %78’i savaştan kaçanların diğer ülkelere sığınabilmesi gerektiğini belirtiyor.  Ukrayna-Rusya savaşının da etkisi olduğunu düşünüyorum. Savaştan kaçanların başka ülkelere sığınabilmesi gerektiğine inananların oranı 2020 ile 2021 arasında genel olarak gerilerken 2022’de dikkat çekici şekilde artmış. İşte bunun Ukrayna-Rusya savaşının bir etkisi olduğunu düşünüyorum.  Türkiye’de ise azalmaya devam ediyor. 2020’de %77 olan oran 2022’de %66’ya gerilemiş durumda.

Benzer bir trendi mültecilerin gittikleri ülkeye uyum sağlayacaklarına dair inanış için de görüyoruz. Bu soruya olumlu yanıt verenlerin oranı genel olarak 2021’e kıyasla benzer seviyelerde kalmış veya artmışken Türkiye’nin de içinde bulunduğu az sayıda ülkede azalmış. Ama şunu da not etmek lazım, ülkeler ortalamasında ancak her iki kişiden biri bu düşüncede. Türkiye’de ise dört kişiden biri mültecilerin gittikleri ülkeye uyum sağlayacaklarına inanıyor.

Mültecilere çalışma izni verilmesi onların ülkenin dilini öğrenip topluma uyum sağmasını hızlandıracaktır görüşü ülkeler ortalamasında %60 destek buluyor. Bu düşünceyi destekleyenlerin oranı 28 ülkenin (içinde Türkiye’nin de bulunduğu) sadece beşinde %50’nin altında kalıyor. Türkiye’de her üç kişiden biri bu görüşte, bu oran 28 ülke içindeki en düşük oran.

Sınırların mültecilere kapatılması gerektiğini düşünenlerin oranında 2021’e kıyasla önemli düşüş var. 28 ülke içinde bu oranın geçen yıla kıyasla arttığı 2 ülke var, biri Türkiye; üstelik %76’lık oran ile birinci sırada. Öte yandan ülkeler ortalamasında sadece alışkanlıklar üç kişiden biri bu şekilde düşünüyor. 2020 ile 2021 yılları bulguları arasında büyük bir fark yok iken 2022’de bir düşüş yaşanmasını ben yine Ukraynalı sığınmacılara bağlıyorum.

Bu araştırmaya katılanların çoğu Ukrayna’da yaşanan drama açık bir reaksiyon veriyor. Daha kabul edici bir tavır var. Türkiye’deki vatandaşlar ise göç ile ilgili bir soru ile karşılaştığında Suriyeli sığınmacılara odaklanıyor kendi yerel tecrübelerinden hareket ediyorlar. Ve ülkemizden bu araştırmaya katılanların mültecilere genel olarak olumlu baktıklarını söylemek pek mümkün değil.”

Kiracıların %73 resmi artışın üzerindeki artışı kabul etti

Kiracıların %73 resmi artışın üzerindeki artışı kabul etti

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Antikriz Raporu’ndan derlenen verilerle bu hafta; « Emlak » piyasası mercek altındaydı. Buna göre derlenen verilerde; toplumda evsahibi ya da kiracı olan bireylerin oranı, kiraların son durumuna yönelik devletin getirdiği çözüm önerileri,  bunların bireylere yansıması, kiracıların oturduğu ev yada semt ile ilgili düşünceleri, ev bulmaya yönelik değerlendirmeleri, mecburiyetle kabullenmek durumunda kaldıkları şartlar ile beklentilerine yönelik başlıklarda bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir. 

EV SAHİPLERİ KİRACILARIN %35’İNDEN KONTRAT GÜNCELLEMESİ DÖNEMİNDE DEVLETİN AÇIKLADIĞI KİRA ARTIŞ ORANINDAN DAHA FAZLA BİR ARTIŞ ORANI TALEP ETMİŞ. Devletin açıkladığı enflasyon oranında kira artış oranlarına rağmen ev sahiplerinin %35’i kiracılarından bu oranın üzerinde bir artış talebinde bulunmuş. Bu oran kontrat güncellemesi zamanı gelenler nezdinde %51. Ve resmi kira artışı üzerinde bir taleple karşılana kiracıların da %73’ü bu oranı kabul etmek zorunda kalmış.

GENEL OLARAK SON 1 SENE İÇİNDE YAPILAN KİRA ARTIŞLARI KİRACILARIN YARISINI ZORLAMAKTA. Kiracıların %51’inin son bir sene içinde kiralarına yapılan artış gelirlerindeki artıştan daha yüksek. Gelirlerindeki artışın kira artışından daha yüksek olduğunu söyleyenlerin oranı ise sadece %14. Her 10 kiracıdan 4’ü ise kira ve gelirlerindeki artışın aynı oranda olduğunu söylüyor.

 KİRACILARIN SADECE %14’Ü BUGÜN TAŞINMAK DURUMUNDA KALSA BÜTÇESİNE UYGUN BİR EV BULACAĞINI DÜŞÜNÜYOR.

Kiracıların %86’sı taşınmak durumunda kalsalar aynı semtte ihtiyaçlarına ve bütçelerine uygun bir ev bulamayacakları görüşünde. Bu konuda zorlamayacağını düşünenlerin oranı sadece %14.  

KİRACILARIN YARISI OTURDUKLARI SEMTTEN MEMNUN ANCAK OTURDUKLARI EVDEN MEMNUN OLANLARIN ORANI DAHA DÜŞÜK. Kiracıların %48’i oturdukları semtten memnunlar. Diğer taraftan her 4 kiracıdan biri oturduğu semtten de memnun değil. Oturdukları apartmandan memnun olanların oranı ise semtinden memnun olanların oranından daha düşük (%41). Buna paralel olarak ta memnun olmadığını söyleyenlerin oranı daha yüksek (%31)

 HER 10 KİŞİDEN 3’Ü KİRACI OLARAK EVİNDE OTURUYOR. KONUT SAHİPLİĞİ %36 ORANINDA. Günümüzde araştırmamıza katılan bireylerin %36’sı kendi evlerinde oturduğunu belirtirken, kiracı olarak oturduğunu söyleyenlerin oranı %33. Ve kirada oturan bireylerin %69’u oturdukları eve son 5 sene içinde taşındığını belirtilen, %31 5 seneden daha uzun süredir oturdukları evde kiracı olduğunu söylüyor.

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı tüketim tercihlerinde doğal değişimler yaratıyor. Bu değişimleri araştırmalarımız ile tespit etmeye çalışıyoruz. Fiyat artışları halkın özellikle gıda, doğalgaz, elektrik, ulaşım gibi temel ihtiyaçlarda zorlanmasına yol açıyor. Bir diğer önemli temel ihtiyaç ise barınma. Son dönemde gerek konut fiyatlarındaki, gerekse kira bedellerindeki artışlar dikkat çekici. Hükümet özellikle kira bedellerindeki artışları kontrol altında tutabilmek için çeşitli önlemler alıyor. Kira artış oranı TÜİK tarafından her ay açıklanan son 12 aylık ortalama TÜFE ile sınırlıydı, geçen hafta bunun da ötesine geçilerek %25’lik bir artış tavan oranı belirlendi. 1-10 Haziran tarihleri arasında konuya dair bir araştırma yaptık.  Araştırmamızın katılımcılarının üçte biri kiracı olduğunu belirttiler. Her on kiracıdan üçü 5 yıldan eski kiracı. 5 yıl önemli bir nokta, çünkü kira sözleşmesinin 5. yılı dolduğunda kira artış oranı son 12 aylık ortalama TÜFE ile sınırlı olmayıp pazarlığa tabi olabiliyordu. Geçtiğimiz aylarda sözleşme güncelleme zamanı gelen kiracıların yarısından fazlası resmi kira artış oranından fazla bir talep ile karşılaştıklarını belirttiler. Ve çok büyük bir kısmı bu talebi kabul etmek durumunda kaldıklarını söylüyorlar. Kiracıların sadece yarısı oturmakta olduğu semtten memnun, konu eve gelince memnun olanların oranı %40’a düşüyor. Her iki kiracıdan birinin ödediği kiradaki artış gelirindeki artıştan fazla. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen resmi oranın üzerinde kira artış talebi ile karşılaşan kiracıların dörtte üçü bunu kabul ediyor. Temel nedenlerden biri ise her on kiracıdan dokuzunun taşınmak zorunda kalsa mevcutta oturduğu semtte bütçesine göre başka bir kiralık ev bulamayacağını düşünmesi.

Toplumun yüzde 3’ü Suriyelileri önemli sorun olarak görüyor

Toplumun yüzde 3’ü Suriyelileri önemli sorun olarak görüyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu Araştırması 2005 yılından bu yana toplumun farklı konulara bakış açısını ortaya koymayı, davranışlarını ve alışkanlıklarını anlamayı beraberinde yıllar içerisindeki toplumsal değişimleri takip etmeyi hedeflemektedir. Bu araştırma kapsamında bu hafta mercek altına alınan konu; toplumun ülkemizdeki suriyeli sığınmacılara yönelik geçmiş yıllara nazaran bugün olumlu/ olumsuz duygu düşünce durumlarında tespit edilen değişiklikler, bireylerin iletişim kurma ve arkadaşlık olma durumları, benzer gelenek ve göreneklerin olup/ olmadığı, gelecekte güvenlik sorunu oluşturup oluşturmadığı, Türkiye’nin en önemli sorunları sıralamasında  sığınmacıların yerine yönelik ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

GEÇEN 2 SENELİK SÜREÇ İÇERİSİNDE SURİYELİLERLE ARKADAŞ OLAN BİREYLERİN ORANI %13’DEN %18’E YÜKSELMİŞ. 2020 yılında Suriyeli arkadaşı olan bireylerin oranı %13 iken 2022 yılında bu oran 5 puan artarak %18’e yükselmiş. Diğer taraftan toplumun %64 Suriyeli bir arkadaşı olmadığını söylüyor.

 

Ipsos Türkiye

2 SENE ÖNCESİNE GÖRE SURİYELİLERİN GERİ GÖNDERİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNENLERİN ORANI AZALSA DA HALA HER 10 KİŞİDEN 7’Sİ BU GÖRÜŞÜ DESTEKLİYOR. Toplumda Suriyelilerin ülkelerine geri gönderilmesi gerektiği düşüncesi hâkim. Bugün toplumun %70’i Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri gerektiğini düşünüyor. Bu görüşe karşı olan bireylerin oranı sadece %5.

Ipsos Türkiye

GEÇİCİ KORUMA ALTINDA BULUNAN SURİYELİLERLE AYNI GELENEK VE DEĞERLERE SAHİP OLDUĞUMUZU DÜŞÜNEN BİREYLERİN ORANI SADECE %11.  Ülkemizde yaşayan Suriyeliler ile aynı değerlere ve geleneklere sahip olmadığımız görüşü oldukça baksın bir görüş. Ve bu görüş son 2 sene içinde de değişmiyor. Bugün her 10 kişiden sadece 1’i aynı değerlere ve geleneklere sahip olduğumuzu düşünürken, toplumun yarısını bu görüşün tam tersini düşünüyor. %37’lik bir kesim ise bu konuda net bir görüş belirtememekte.

Ipsos Türkiye

SURİYELİLERİN GELECEKTE GÜVENLİK SORUNU OLUŞTURACAĞINI DÜŞÜNENLERİN ORANI %62. Suriyelilerin gelecekte güvenlik sorunu oluşturacağı görüşü 2020 senesine göre 6 puan azalmış olsa bile yine de bugün her 10 kişiden 6’sı Suriyelilerin gelecekte güvenlik sorunu oluşturacağını düşünüyor. Suriyelilerin güvenlik sorunu oluşturmayacağını düşünenlerin oranı ise %7.

Ipsos Türkiye

SURİYELİ SIĞINMACILAR/MÜLTECİLER KONUSU TOPLUMUN %3’Ü TARAFINDAN EN ÖNEMLİ SORUNLAR ARASINDA BELİRTİLİYOR. Ekonomi toplum için en önemli sorun olmaya devam ediyor. Her 10 kişiden 9’u ekonomiyi en önemli sorun olarak belirtiliyor. Koronavirüs salgınının ise artık toplum için artık önemli bir sorun olmaktan çıkmış durumda. Suriyeli mülteciler konusu ise en önemli sorunlar arasında belirtiliyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “Nüfus hareketliliği insanlığın yönetmesi gereken bir olgu. Ekonomik nedenler ile gerçekleşen iç ve dış göçler tüm ülkelerin sürekli olarak gündemlerinde olan bir konu. Buna yaşanan savaşlar nedeni ile ani ve kitlesel göçler eklenebiliyor. Son dönemde Suriye ve Ukrayna’da gerçekleşen göçler bunun en güncel örnekleri.  Her ne nedenle olursa olsun göçlerin toplumun yaşamına etki ettiği bir gerçek, bir yandan çeşitli kararlar alınıp süreç yönetilmeye çalışılırken bir yandan da hayat devam ediyor.

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu Araştırması’nın 2 yıl önceki sonuçları ile son dönem sonuçlarını karşılaştırdığımızda Türkiye’de de hayatın devam ettiğini ve toplumda Suriyeli sığınmacılara yönelik bakış açısında değişimler olduğunu görebiliyoruz.

On vatandaştan sadece biri Suriyeliler ile aynı gelenek ve değerlere sahip olduğumuzu düşünüyor, bu oran 2 yıl önce de aynı imiş. Kısacası farklı olduğumuz konusunda kafamız net. Ancak aradan geçen 2 yılda Suriyeli bir arkadaşı olanların oranı yaklaşık 1.5 kat artmış, artık neredeyse her beş kişiden birinin Suriyeli arkadaşı var. Farklı olmak dost olmayı engellememiş. Toplumsal sağduyu için çok güzel bir örnek olsa gerek.

Ipsos Türkiye

Suriyelilerin ülkedeki varlıklarının gelecekte güvenlik sorunu oluşturacağını düşünenlerin oranı %68’den %62’ye gerilemiş durumda. Ülkelerine geri dönmeleri gerektiğini düşünenlerin oranı ise %77’den %70’e düşmüş. Evet Suriyelilerin Türkiye’deki varlıklarına karşıt düşünceler hala çok baskın, ancak bu oranlardaki gerilemeler de çok dikkat çekici, bunlar istatistiksel olarak anlamlı düşüşler. Bu trendin farkında olarak politika üretmek kritik. Koronavirüs gündemden düşmüş halde. Son haftalarda ateşli politik tartışmalara yol açan Suriyeliler konusu ise toplumun %3’ü tarafından ülkenin en önemli sorunu olarak dile getiriliyor. Ülkenin en önemli sorunu nedir sorusunun neredeyse tek yanıtı ekonomi.”

 

Araştırmada Yenilikler Konferansı 01 Haziran 2022’de …

Araştırmada Yenilikler Konferansı 01 Haziran 2022’de …

Araştırmada Yenilikler Konferansı Bu Yıl “Olmak ya da Olmamak” Diyecek.

Araştırmanın gelişimine odaklanan ve gelirinin tamamı sosyal projelere aktarılan Türkiye’deki tek konferans olan Araştırmada Yenilikler Konferansı, bu yıl 1 Haziran tarihinde Four Seasons Bosphorus’ta gerçekleştirilecek. Hibrit olarak düzenlenecek etkinliğe dileyenler online olarak da katılabilecek.

 

Araştırmada Yenilikler Konferansı’nın Bu Yılki Teması; “Olmak ya da Olmamak”… Ipsos’un Türkiye CEO’su ve Konferans Başkanı Sidar Gedik konuyla ilgili olarak şunları iletti: “Şüphesiz ki pandemi; ekonomiden siyasete, eğitimden tüketime kadar hayatımızda birçok şeyi değiştirdi. Geçtiğimiz bu iki yıl boyunca eskiden alışkanlığımız olmayan birçok şey yeni normalimiz oldu. Hayatlarımızı derinden etkileyen karantinalar ve kısıtlamalar, tüketici davranışlarında da önemli değişikliklere neden oldu.  Bu türbülanslı dönemlerde her alanda hayatta kalma, varlık-yokluk mücadelesi modundaydık.  Pandeminin hafiflemesi sonrası yaşanılan ekonomik dalgalanmalar ve Ukrayna-Rusya arasındaki savaş tüm dünyayı etkisi altına aldı. Ve bu hayatta kalma mücadelesi hem bireyler hem işletmeler için halen devam ediyor.  İşte tüm bunlardan yola çıkarak; Araştırmada Yenilikler Konferansının bu yılki teması “Olmak ya da Olmamak” olarak belirlendi” dedi.

 

Alanında saygın uzmanların en yeni bilgilerini ülkemizdeki pazarlama ve araştırma sektörünün hizmetine sunma misyonuyla 13 yıldır gerçekleştirilen Araştırmada Yenilikler Konferansında ele alınacak konulardan bazıları şöyle:

  • Sürdürülebilirlik oturumunda; sürdürülebilir yaşam konusunda çalışan tüm markalara aksiyonlarını almadan önce mutlaka bilmeleri gereken 10 gerçekten bahsedilecek.
  • İnovasyon başlığı altında; enflasyon ve türbülans ortamında markalar nasıl ayakta kalır ve büyür? Türkiye’deki pazar verilerinden örnekler de paylaşılacak.
  • Büyük yer değiştirme (Great Attrition) kavramının tartışıldığı bu dönemde çalışan deneyiminin rasyonel ve duygusal yönleri uzmanlarca bir panelde tartışılacak. Panele özel yapılacak sosyal dinleme çalışmasından çıkacak dijital içgörüler ve bir diğer özel bir çalışan araştırmasından öne çıkan sonuçlar insan kaynakları uzmanları ve akademisyenlerle tartışılacak.
  • Pandemi, savaş, enflasyon vb. gelişmelerin bireylerin tutumlarına ve tüketim davranışlarına nasıl yansıdığı uzmanlarla birlikte diğer bir panelde tartışılacak.
  • Dünya Nasıl Değişiyor? Türkiye Nereye gidiyor? Geleceğin Kısa Tarihi adlı seansta dünyadaki gelişmelerin ülkemize ve geleceğe etkilerinden bahsedilecek.

Konferans Programı

  1 Haziran 2022 / 1 June 2022  – Four Seasons Bosphorus
10.00 – 10.20 Açılış – Opening

Sidar Gedik – Ipsos Türkiye CEO’su / CEO Ipsos in Turkey

10.20 – 10.40 Açılış Konuşması – Opening Speech 

Ben Page, Chief Executive Officer, Ipsos

10.40 – 11.00 İki Yıl Sonrasında Covid Döneminden Çıkarılacak Dersler – Two Years On: Lessons from Covid Times

Shane Farrell, CEO Europe, Chairman Brand Health Tracking, Ipsos

11.00 – 11.20 Sosyal Proje Hakkında – About the Social Project

Anadolu Güneşi Derneği – The Sun of Anatolia Association

11.20 – 11.35 Kahve Molası – Coffee Break
11.35 – 11.55 Sürdürülebilirlik Üzerine 10 Gerçek – 10 Facts about Sustainability

Semra Sevinç, Yönetim Kurulu Üyesi, Sürdürülebilirlik Akademisi – Board Member, Sustainability Academy
Yasemin Özen Gürelli, Chief Client Officer, Ipsos in Turkey

11.55 – 12.05 Soru&Cevap – Q&A
12.05 – 13.15 PANEL – Yeni Düzende Çalışan Olmak – Being an Employee in the New Order

Moderasyon: Yaprak Kılıççı, CHRO Ipsos in Turkey
Panelistler:
Ghassan Karian, CEO, Ipsos Karian and Box
Gaye Özcan, Genel Müdür, Human Group & Kestria – General Manager, Human Group & Kestria
Murat Ergene, Managing Partner, Ergene Consulting & HGA Group – Managing Partner, Ergene Consulting & HGA Group
Ülgen Özmen, Genel Müdür Yardımcısı, HR Dergi – Assistant General Manager, HR Magazine

13.15 – 14.00 Öğle Yemeği – Lunch
14.00 – 15.00 PANEL – Zor Koşullarda Ayakta Kalmak ve Nereye Kadar? – Holding Up Through Challenging Conditions and How Far? 

Moderasyon: Sidar Gedik
Panelistler:
Doç. Dr. Alev Yalçınkaya, Yeditepe Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı – Head of Psychology Department, Yeditepe University
Prof. Dr. Zafer Yenal, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi – Boğaziçi University, Department of Sociology, Lecturer
Açıl Sezen, BloombergHT Genel Yayın Yönetmeni – BloombergHT Chief Editor

15.00 – 15.20 İstikrarsız bir Dünyada Marka Başarısı Nasıl Sağlanır? – Brand Success in a Volatile World

Steven Naert, Global Solutions Leader for Brand Positioning, Ipsos

15.20 – 15.30 Soru&Cevap – Q&A
15.30 – 15.45 Kahve Molası – Coffee Break
15.45 – 16.05 Metaverse – Markalaşmanın Yeni Alanı – Next Frontier in Building Brands

Mark Polyak, President, Analytics, Ipsos in North America

16.05 – 16.15 Soru&Cevap – Q&A
16.15 – 16.35 Dünya Nasıl Değişiyor? Türkiye Nereye gidiyor? Geleceğin Kısa Tarihi – Global Trends and Turkey – A brief history of the near future 

Dr. Bahadır Kaleağası, Paris Bosphorus Enstitüsü Başkanı – Paris Bosphorus Institute President

16.35 – 16.45 Soru&Cevap – Q&A
16.45 – 17.00 Kapanış – Closing

* Konferans boyunca simultane tercüme (İngilizce-Türkçe ve Türkçe-İngilizce) hizmeti verilecektir.

 

Katılmak İçin

Konferansa katılım Anadolu Güneşi Derneği’ne yapılacak bağışla gerçekleştirilecek. Etkinliğe fiziki katılım kişi başı minimum 1000.- TL; online katılım ise minimum 600.- TL bağış ile mümkün olacak.

Toplanan bağışlarla Afyonkarahisar Şuhut Fatih Ortaokulu’nda bir Robotik Kodlama (Yazılım ve Tasarım) Atölyesi kurulacaktır. Bu atölye ile; bilişim teknolojilerine yönelik uygulamalar doğrultusunda öğrencilerin yeni bilgi ve teknolojileri üretme, tasarlama, bilişim araçlarını doğru, etkin ve güvenli kullanma becerilerinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

 

Kurulacak Yazılım ve Tasarım Atölyesinde kazandırılacak yetkinliklerden bazıları şöyle:
•    Teknoloji okuryazarlığı,
•    Algoritmik düşünme,
•    3 boyutlu düşünme, şekil ve uzay algısını geliştirme,
•    İnce motor becerilerini geliştirme,
•    Hayal gücü (imajinasyon) geliştirme,
•    Hayal ettiği bir tasarıyı ortaya koyabilme

Kayıt ve daha detaylı bilgi için: https://www.ipsos.com/tr-tr/arastirmada-yenilikler-konferansi-2022

 

Gençler dış görünüşü ve sağlıklı yaşamı önemsiyor

Gençler dış görünüşü ve sağlıklı yaşamı önemsiyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu Araştırması ülkemiz Z kuşağını daha iyi tanımak ve bu kuşak ile iletişim kurmalarında markalara ve kurumlara yardımcı olmaktır. Bu araştırma kapsamında derlenen verilerde gençlerin; dış görünüşlerine yönelik düşünceleri, estetik konularındaki yönelimleri, beslenme alışkanlıkları ve spor ile ilişkileri ve  tercih sebepleri, ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye, Sosyal Araştırmalar ve Kalitatif Araştırma Hizmet Birimleri Lideri, İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Yaptığımız araştırmalarda, “Sağlık”ın Z Kuşağı için en önemli değerlerden biri olduğunu görüyoruz. Ancak, sağlığın öneminin, spor yapma ve beslenme rutinlerine olan etkisine bakıldığında dış görünüşün sağlıktan çok daha önemli bir değer olduğu karşımıza çıkıyor.  Z Kuşağı için nasıl göründükleri, çevrelerine uyumlanmanın ve kendilerini kabul ettirmenin en kısa ve kolay yolu. Dolayısıyla gençler yeni çevrelere girmek ve bu çevrelerce kabul edilmek ve beğenilmek ihtiyacıyla dolup taşıyor. Kendilerine has farklılıklar üzerinden çevreleriyle iletişim kurmaya ve kabul edilmeye çalışıyorlar.

Ipsos Türkiye, Sosyal Araştırmalar ve Kalitatif Araştırma Hizmet Birimleri Lideri, İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk

Toplum salgın konusunda hala endişeli

Toplum salgın konusunda hala endişeli

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Salgın ve Toplum Araştırması verileriyle bu hafta Bireyler; salgının  kendisi ve ailesi için ciddi tehlike oluşturup/ oluşturmadığını, toplumun ne kadarının bu konuda endişeli olduğu, salgının ne zaman sona ereceği ve salgına yönelik hemen hemen tüm tedbirlerin kaldırlmış olmasını ve bu durumu toplumun ne kadarının doğru bulup/ bulmadığına dair bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir. 

HER 10 KİŞİDEN 6’SI SALGIN KONUSUNDA KENDİNİ DAHA RAHAT HİSSEDİYOR. Bireylerin %60’ı salgın başladığında endişeli olduğunu ama bugün artık kendini daha rahat hissettiğini belirtiyor. Salgının başından beri bu konuda rahat hissettiğini belirten %13’lük bir kesim ile birlikte toplamda artık toplumun %73’ü salgın konusunda kendini hissediyor.

Ipsos Türkiye

 TEHDİT ALGISINDAKİ DÜŞÜŞE PARALEL BUGÜN BİREYLER COVİD-19’A YAKALANMA KONUSUNDA DAHA AZ ENDİŞELİ. Salgının ilk başladığı günden itibaren toplum kendisinin veya ailesinden birinin koronavirüse yakalanması konusunda oldukça endişeliydi. Bugün hala toplumun %61’i bu konuda endişeli olsa da çok endişeli olan bireylerin oranı %59’tan %30’a kadar gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

 KORONAVİRÜS SALGINI KONUSUNDA TOPLUM ARTIK DAHA RAHAT. SALGININ TÜRKİYE, KENDİSİ VE AİLESİ İÇİN TEHLİKE OLUŞTURDUĞU ALGISI SENE BAŞINA GÖRE OLDUKÇA GERİLEMİŞ DURUMDA.  2022 yılına girildiğinde her 10 kişiden 8’i Covid-19’un Türkiye için ciddi tehlike oluşturduğunu düşünürken bugün artık her 10 kişiden sadece 3’ü bu görüşte.  Kendisi ve ailesi için ciddi tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı da %54’den %24’e kadar gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

ARTIK SALGININ SONA ERECEĞİ TARİH KONUSUNDA DA BİREYLER DAHA UMUTLU.  Toplumun %33’ü salgının 2022 yaz sonunda biteceğini düşünüyor. 2022 sonunda biteceğini düşünenlerle birlikte toplamda %55’lik bir kesim bu senenin sonunda bu salgının sona ereceği konusunda hem fikir. Sene başında ise bu görüş tam tersiydi. Her 2 kişiden 1’i salgının 2022 yılı sonundan daha ileri bir tarihte biteceğini düşünüyordu.

Ipsos Türkiye

ANCAK SALGINA YÖNELİK HEMEN HEMEN TÜM TEDBİRLERİN KALDIRILMASINI TOPLUMUN SADECE YARISI DOĞRU BULUYOR. 26 Nisan’da Koronavirüs ile ilgili hastane ve toplu taşımalardaki maske takma kuralı dışında tüm önlemlerin kaldırılmasını toplumun %49’u doğru olduğunu düşünürken, %35’i bu kararın yanlış olduğu görüşünde. Bu kararlar sonrasında maske takma konusunda ise toplum ikiye bölünmüş durumda. Bireylerin %45’i salgının ilk gününden beri maske taktığını ve takmaya devam edeceğini söylüyor. Diğer taraftan %42’lik bir kesim ise bugüne kadar maske taktığını ve artık takmayacağını belirtmekte. Bugüne kadar hiç maske takmadığını söyleyen %7’lik bir kesim ile birlikte bugünden sonra her 2 kişiden 1’inin maske takmayacağı görülüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Salgınla savaşta tünelin sonundaki ışığı gördüğümüzü düşünüyoruz. Toplumun yarıdan fazlası, salgının bu sene sonuna kadar tamamen biteceğine inanıyor, hatta üçte birlik bir kesim yaz sonunda bitmiş olacağı inancında. Bu düşüncenin sonucu olarak da hissedilir bir rahatlama söz konusu. Mesafe ve temizlik önlemleri çoktan gevşemişti, maske daha görünür bir önlem olduğu için hassasiyet azalarak da olsa devam ediyordu, geldiğimiz nokta itibarı ile her iki kişiden biri artık hastane ve toplu taşıma haricinde maske takmayacağını belirtiyor.   Her on kişiden altısı başlangıçta endişeli olmalarına rağmen artık kendilerini daha rahat hissettiklerini belirtiyor. Kendisinin veya bir yakınının hastalığa yakalanmasından çok endişe duyanların oranı sene başına kıyasla yarıya düştü. Keza ülke için ciddi bir risk olarak görenlerin oranı da sene başında %76 iken şimdi %31.

Salgınla savaşı kazanmaya doğru ilerliyoruz, mutlu sona çok az kaldı. Şimdiki savaşımız enflasyon ile. Zaten uzun zamandır vatandaşın 1. gündemi ekonomik sorunlar idi. Enflasyon ile savaş Koronavirüs ile savaştan daha kolay olmayacak. Antikriz araştırmamız ile bu mücadelenin nabzını tutmaya devam edeceğiz.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Pahalı markaları satın alma eğilimi azalıyor

Pahalı markaları satın alma eğilimi azalıyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu Araştırması toplumun farklı konulara bakış açısını ortaya koymayı, davranışlarını ve alışkanlıklarını anlamayı ve yıllar içerisindeki toplumsal değişimleri takip etmeyi hedefliyor.. Bu araştırma kapsamında incelenen tüketicilerin satın alma eğilimleri, markalar ve prestijli ürünlere ve indirim marketlerine yaklaşımı, tercih sebepleri, tutum ve davranışlar​​ı derlendi… 

İNDİRİM MARKETLERİNİN TERCİH EDİLMESİNDE ÖNE ÇIKAN; 3 NEDEN. EVE YAKIN OLMASI, PROMOSYON VE UYGUN FİYAT

İndirim marketlerin yaygınlaşması ile kişilerin bu marketleri evlerine yakın olduğu için tercih etme %65 ile ilk sırada belirtiliyor. Diğer öne çıkan nedenler ise bu marketlerde fiyatların ucuz, promosyonların fazla olması. Her üç neden de 2020 yılına göre daha yüksek oranda belirtiliyor. Bu marketlerin kendi markalarını beğendiği için bu satış noktalarını tercih edenlerin oranı %34.

Ipsos Türkiye

 MARKET MARKALI ÜRÜNLERİ TERCİH ETME ORANIARTIYOR.

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu verilerine göre tüketicilerin %36’sı market markalı ürünleri tercih ediyor. Ve 2018 yılına göre market markalarını tercih edenlerin oranı 3 puan artıyor. Bununla beraber her 10 kişiden 4’ü; kullandıkları bu markaları almak için özellikle o markete gidiyor.

Ipsos Türkiye

TÜKETİCİLERİN PAHALI MARKALARI SATIN ALMA EĞİLİMİ AZALIYOR.  Ipsos’un derlediği araştırma verilerine göre; 2018 yılına kadar biraz pahalı da olsa istediğim markayı alırım diyenlerin oranı %50 seviyesindeyken bugüne gelindiğinde bu oran %39’a kadar gerilemiş durumda. Pahalı markalardan uzaklaşan tüketicilerin ucuz ürünlere kaymaya başladığı görülüyor. 2018-2020 yılında ucuz ürün tercihi %26 seviyesindeyken 2022 yılında %31.

Ipsos Türkiye

TÜKETİCİLER PRESTİJLİ ÜRÜNLERDEN UZAKLAŞIYOR.

Tüketicilerin ucuz ürünleri tercih etmesi ile birlikte prestijli ürün tercihi de azalıyor. 2020 yılına kadar her 10 kişiden 4’ü prestijli ürün tercih edeceğini belirtirken 2020 yılından beri bu ürünleri tercih edenlerin oranı azalıyor. Bugüne gelindiğinde 2018 yılına göre prestijli türün tercihi edenlerin oranı yaklaşık 10 puan azalıyor ve %28 seviyesine geriliyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “Enflasyon nedeni ile vatandaşların önemli bir kısmı gelirlerinin ve satın alma güçlerinin azaldığını belirtiyorlar. Genel olarak önümüzdeki birkaç ay içinde bu alanda bir düzelme beklenmiyor olması da alışveriş davranışlarına doğrudan yansıyor. Temel gözlemimiz fiyat hassasiyeti artmış olması. Tüketiciler her zamanki tercihlerinden ziyade ucuz ürünlere kaymaya başladılar. Dolayısıyla prestijden, marka değerinden önce ürünün performansının ve fiyat-performans dengesinin daha fazla gözetilmesi ekonomik bir tedbir davranışı olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda son dönemde indirim marketlerine ve market markalı ürünlere yönelimde artış var.”

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Araştırmada Yenilikler Konferansı bu yıl “Olmak ya da Olmamak” diyecek

Araştırmada Yenilikler Konferansı bu yıl “Olmak ya da Olmamak” diyecek

Araştırmanın gelişimine odaklanan ve gelirinin tamamı sosyal projelere aktarılan Türkiye’deki tek konferans olan Araştırmada Yenilikler Konferansı, bu yıl 1 Haziran tarihinde Four Seasons Bosphorus’ta gerçekleştirilecek. Hibrit olarak düzenlenecek etkinliğe dileyenler online olarak da katılabilecek.

Kayıt ve daha detaylı bilgi için:

https://www.ipsos.com/tr-tr/arastirmada-yenilikler-konferansi-2022

 

Araştırmada Yenilikler Konferansı’nın Bu Yılki Teması; “Olmak ya da Olmamak”

Ipsos’un Türkiye CEO’su ve Konferans Başkanı Sidar Gedik konuyla ilgili olarak şunları iletti: “Şüphesiz ki pandemi; ekonomiden siyasete, eğitimden tüketime kadar hayatımızda birçok şeyi değiştirdi. Geçtiğimiz bu iki yıl boyunca eskiden alışkanlığımız olmayan birçok şey yeni normalimiz oldu. Hayatlarımızı derinden etkileyen karantinalar ve kısıtlamalar, tüketici davranışlarında da önemli değişikliklere neden oldu.  Bu türbülanslı dönemlerde her alanda hayatta kalma, varlık-yokluk mücadelesi modundaydık.  Pandeminin hafiflemesi sonrası yaşanılan ekonomik dalgalanmalar ve Ukrayna-Rusya arasındaki savaş tüm dünyayı etkisi altına aldı. Ve bu hayatta kalma mücadelesi hem bireyler hem işletmeler için halen devam ediyor.  İşte tüm bunlardan yola çıkarak; Araştırmada Yenilikler Konferansının bu yılki teması “Olmak ya da Olmamak” olarak belirlendi.”

 Alanında saygın uzmanların en yeni bilgilerini ülkemizdeki pazarlama ve araştırma sektörünün hizmetine sunma misyonuyla 13 yıldır gerçekleştirilen konferansta konuşulacak konulardan bazıları şöyle:

  • Sürdürülebilirlik oturumunda; sürdürülebilir yaşam konusunda çalışan tüm markalara aksiyonlarını almadan önce mutlaka bilmeleri gereken 10 gerçekten bahsedilecek.
  • İnovasyon başlığı altında; enflasyon ve türbülans ortamında markalar nasıl ayakta kalır ve büyür? Türkiye’deki pazar verilerinden örnekler de paylaşılacak.
  • Büyük yer değiştirme (Great Attrition) kavramının tartışıldığı bu dönemde çalışan deneyiminin rasyonel ve duygusal yönleri uzmanlarca bir panelde tartışılacak. Panele özel yapılacak sosyal dinleme çalışmasından çıkacak dijital içgörüler ve yine özel bir çalışan araştırmasından öne çıkan sonuçlar insan kaynakları uzmanları ve akademisyenlerle tartışılacak.
  • Pandemi, savaş, enflasyon vb. gelişmelerin bireylerin tutumlarına ve tüketim davranışlarına nasıl yansıdığı uzmanlarla birlikte diğer bir panelde tartışılacak.

 

 

Konferansa katılmak için yapılacak bağışlarla Robotik Kodlama Atölyesi Kurulacak Araştırmada Yenilikler Konferansı 13 yıldır sosyal projelere de destek oluyor.

Bu yılki konferansa katılmak için gerçekleştirilecek bağışlarla Afyonkarahisar Şuhut Fatih Ortaokulu’nda bir Robotik Kodlama (Yazılım ve Tasarım) Atölyesi kurulacak. Bu atölye ile; bilişim teknolojilerine yönelik uygulamalar doğrultusunda öğrencilerin yeni bilgi ve teknolojileri üretme, tasarlama, bilişim araçlarını doğru, etkin ve güvenli kullanma becerilerinin geliştirilmesi amaçlanıyor.

https://www.ipsos.com/tr-tr/arastirmada-yenilikler-konferansi-2022

KDV indirimleri çözüm olmadı

KDV indirimleri çözüm olmadı

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Antikriz Raporu’ndan 102. Dönem verileriyle bu hafta; fiyat artışları ile başa çıkmak için devlet politikaları, üreticiler ve tüketiciler kendi açılarından değerlendirdi, önlemlerin etikete yansıması, ekonomik rahatlamanın olup olmadığı, en fazla hissedilen hissin ne olduğu, hane gelirlerinde bir artış olup olmadığı ve bugün ülkemizin en önemli probleminin ne olduğuna yönelik konularda bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir.  

MART SONUNDA BAZI TEMEL TÜKETİM ÜRÜNLERİNDE YAPILAN KDV İNDİRİMİNİN MARKETTE FİYATLARA YANSIMADIĞI GÖRÜŞÜ HAKİM. VE HER 10 KİŞİDEN 9’U DA YAPILAN KDV İNDİRİMLERİNİN MARKETTEKİ YÜKSEK FİYATLARA YETERLİ BİR ÇÖZÜM OLMADIĞI GÖRÜŞÜNDE.

Temizlik ürünleri, şampuan, tuvalet kağıdı bebek bezi ve hijyenik ped gibi bazı ürünlerdeki KDV oranının %18’den %8’e indirilmesinin marketteki fiyatlara yansımadığını düşünenlerin oranı %81. Bu indirimin fiyatlara yansıdığını düşünenlerin oranı ise sadece %8. Gerek gıda ürünlerine gerekse de diğer ürünlere yapılan KDV indirimin temel tüketim ürünlerindeki yüksek fiyatlar için yeterli bir çözüm olmadığını düşünenlerin de oranı çok yüksek.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye

HER 10 KİŞİDEN 6’SI HANE GELİRİ AZALMIŞ DURUMDA

Bireylerin %58’i son 12 ay içinde hane gelirlerinin azaldığını söylüyor. Hane gelirinin arttığını söyleyenler toplumun sadece %10.

Ipsos Türkiye

 TOPLUM KENDİNİ DAHA YORGUN VE BIKKIN HİSSEDİYOR.

Salgın ve ekonomik problemler toplumun ruh halini de etkiliyor. Özellikle ekonomik problemlerin artması ile bireyler daha yorgun ve bıkkın hissediyor. Yorgunluk hissi ilk defa %60 seviyesinde.

Ipsos Türkiye

EKONOMİ HER 10 KİŞİDEN 9’U İÇİN BUGÜN TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ PROBLEMİ Toplumun %91’i ekonominin Türkiye’nin en önemli sorunu olduğu görüşünde. Salgının etkisinin azalması ile birlikte salgın artık önemli bir problem olarak görülmüyor.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Yaklaşık olarak 1 yıldır ekonomi ülkemizin en önemli sorunu olarak öne çıkıyordu. Salgının etkisinin son aylarda zayıflaması ile de ekonomi artık diğer tüm sorunları bastırır bir pozisyona geldi. Yükselmeye devam eden enflasyonun sonucunda her on kişiden altısı son bir yılda hanelerinin alım gücünün azaldığını belirtiyor. Doğal olarak ülkemizin en sorunu nedir diye sorduğumuzda vatandaşın aklına neredeyse başka hiç bir sorun gelmiyor bile.  Fiyat artışları ile başa çıkmak için devlet, üreticiler ve tüketiciler kendi açılarından çeşitli önlemler alıyorlar. Devletin aldığı önlemler arasında KDV indirimleri de var. Ancak on vatandaştan sekizi bu indirimlerin etiketlere yansıdığını düşünmüyor. Ve on kişiden dokuzu yüksek fiyatlar ile mücadelede KDV indirimlerinin yeterli olmayacağına inanıyor. Yani bazılarımız indirimler etikete yansısa bile yeterli olmayacak diyor. Son 2 yılda salgın ve ekonomi ile mücadelede gerçekten yorgun düştük.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO Sidar Gedik

Her on kişiden altısı kendisini yorgun hissediyor, kendimizi hiç bu kadar yorgun hissetmemiştik. Umarım bahar ayları sadece psikolojik bir rahatlama değil aynı zamanda ısınma masraflarının azalması ile bir nebze ekonomik rahatlama da getirir.