Yazılar

Güneşin en tehlikeli olduğu saatlere dikkat!

Yaz mevsimi çoğumuz için güneş, tatil ve açık havada geçirilen keyifli günler anlamına geliyor. Ancak hamilelikte vücudun çalışma düzeni değiştiği için sıcak hava ve nem anne adaylarını normalden daha fazla etkileyebiliyor. Artan sıvı ihtiyacı, dolaşım sistemindeki değişiklikler ve yükselen vücut ısısı nedeniyle hamilelik döneminde bazı konulara özellikle dikkat etmek gerekiyor.  Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Erol, yaz aylarında alınacak olan bazı önlemler sayesinde hem anne adaylarının hem de bebeklerin bu dönemi çok daha rahat geçirebileceklerini belirterek, “Sağlıklı bir gebelik, öncelikle olası risklere karşı önlem almakla mümkündür. Yaz aylarında güneşin yeryüzüne en dik geldiği saatlerde dışarı çıkmamak ve bolca su içmek, dikkat edilmesi gereken en önemli kuralları oluşturmaktadır” diyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Erol, sağlıklı ve konforlu bir yaz hamileliği için alınması gereken önlemleri anlattı; önemli önerilerde bulundu.

Dr. Elif Erol

Dr. Elif Erol

Susamayı beklemeden su için

Hamilelikte su ihtiyacı  kan hacmi ve metabolik gereksinimler nedeniyle zaten artıyor. Yaz sıcaklarıyla birlikte vücut daha fazla terlediği için sıvı kaybı daha da yükseliyor. Susamayı beklemenin çoğu zaman geç kalmak anlamına geldiğini belirten Dr. Elif Erol, “Gün içinde düzenli aralıklarla bol su tüketmek; baş ağrısı, halsizlik, çarpıntı ve tansiyon düşüklüğü gibi şikâyetlerin önlenmesine yardımcı olur” diyor.

Bu saatlerde dışarı çıkmaktan kaçının

Yaz aylarında güneş ışınları yeryüzüne en yoğun 11.00 ile 16.00 saatleri arasında ulaşıyor. Bu saatlerde uzun süre dışarıda kalmak anne adaylarında; tansiyon düşüklüğü, baş dönmesi, halsizlik, çarpıntı hissi ve güneş çarpması riskini artırabiliyor. Dolayısıyla hamilelik döneminde bu saatler arasında dışarı çıkmaktan kaçının. Mecbursanız, mümkün olduğunca gölgede kalmanız, geniş kenarlı şapka kullanmanız ve açık renkli kıyafetler tercih etmeniz daha konforlu bir gün geçirmenizi sağlayacaktır.

Gebelik maskesine karşı önlem alın

Hamilelik döneminde hormonların etkisiyle cilt güneş ışınlarına karşı daha hassas hale geliyor. Bunun sonucunda özellikle yüz bölgesinde “gebelik maskesi” olarak bilinen koyu renkli lekeler ortaya çıkabiliyor. Bu lekeler bazı kadınlarda doğum sonrasında da kalıcı olabiliyor. Gebelik maskesi riskini azaltmak için güneşe çıkmadan 30 dakika önce yüksek koruma faktörlü, tercihen mineral filtreli güneş koruyucular kullanmak, şapka takmak ve uzun süre doğrudan güneş altında kalmaktan kaçınmak önem taşıyor.

Ayak ve bacaklarınızdaki şişlikleri hafife almayın

Yaz aylarında sıcak havanın etkisiyle damarlar genişliyor ve özellikle günün ilerleyen saatlerinde ayaklar ile bacaklarda oluşan şişlik daha belirgin hale gelebiliyor. Uzun süre ayakta kalmaktan kaçınmak, fırsat buldukça ayakları yukarı kaldırarak dinlendirmek ve kısa yürüyüşler yaparak dolaşımı desteklemek şikâyetleri azaltabiliyor.

Uzun yolculuklarda hareketsiz kalmayın

Tatil planlarıyla birlikte araba ve uçak yolculukları da artıyor. Hamilelik zaten damar sisteminde bazı değişikliklere yol açarken uzun süre hareketsiz kalmak dolaşım problemlerini artırabiliyor. Bu nedenle yolculuk sırasında belirli aralıklarla yürümek, ayak bileği egzersizleri yapmak ve yeterli sıvı almak son derece önem taşıyor.

Bozulma riski olan gıdalardan kaçının

Sıcak havalarda yiyecekler daha hızlı bozulabiliyor. Özellikle açıkta beklemiş süt ürünleri, mayonezli gıdalar ve uygun koşullarda saklanmamış et ürünleri enfeksiyon riskini artırabiliyor. Bu nedenle dışarıda yemek yerken güvenilir işletmeleri ve iyi muhafaza edilmiş gıdaları tercih etmek gerekiyor.

 “Meyveleri istediğim kadar yiyebilirim” hatasına düşmeyin

Yaz mevsiminde karpuz, kavun, üzüm ve incir gibi lezzetli meyveler tezgahlarda bolca yerini alıyor. Anne adayları sağlıklı oldukları için meyveyi sınırsız tüketilebilecek bir besin olarak değerlendirebiliyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Erol,  “Ancak, özellikle gebelik şekeri olan veya risk taşıyan anne adaylarının porsiyon kontrolüne dikkat etmeleri gerekir. Aksi halde yüksek kan şekeri, gereğinden fazla gebelik kilosu alımı ve gebelikte yüksek şekere bağlı bebekte bazı gelişim problemleri gibi önemli sorunlar gelişebilir” uyarısında bulunuyor.

Klima kullanabilirsiniz, ancak…

Gebelikte toplumda doğru sanılan hatalı inanışlardan biri de klimanın zararlı olduğu düşüncesi. “Asıl sorun klima değil, aşırı soğuk ortamlar ve ani sıcaklık değişimleridir” uyarısında bulunan Dr. Elif Erol, “Ortamın makul derecede serin tutulması anne adayının konforunu artırır, uyku kalitesini destekler ve sıcak stresini azaltır. Ancak klimanın bakımının yapılmış olması enfeksiyon riskine karşı son derece önemlidir” diye konuşuyor.

Serin, karanlık ve sessiz bir uyku ortamı oluşturun

Uzayan günler, tatil planları ve sıcak geceler nedeniyle uyku düzeni kolayca bozulabiliyor. Oysa kaliteli uyku; bağışıklık sistemi, kan şekeri dengesi, ruh hali ve genel gebelik konforu üzerinde doğrudan etkili oluyor.  Yaz aylarında serin, karanlık ve sessiz bir uyku ortamı oluşturmak en az sağlıklı beslenmek kadar önem taşıyor.

Düzenli olarak yüzün

Erken doğum ve kanama gibi riskler olmadığı takdirde hamilelik döneminde düzenli yapılan spor vücut sağlığı için çok önemli. Yaz aylarında yüzmenin hamileliğin hemen her döneminde önerildiğini belirten Dr. Elif Erol, “Yüzmek; kan dolaşımını desteklemek, kasları güçlendirmek ve eklemlere yük bindirmeden hareket etmeyi sağlamak gibi birçok fayda sunar. Ancak yüzerken vücudu zorlamamak son derece önemlidir. Ayrıca, genital ve mantar enfeksiyonları riskine karşı denizden çıktıktan sonra ıslak mayonun hemen değiştirilmesi gerekir” diyor.

 

 

 

#YazHamileliği #HamilelikÖnerileri #GebelikteSağlık #AnneAdayları #YazSağlığı #HamilelikteBeslenme #GüneştenKorunma #GebelikMaskesi #SağlıklıGebelik #HamilelikHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Address Istanbul’da Yazın Ritmi

Address Istanbul, yaz sezonunda gastronomi ve yaşam tarzı deneyimlerini bir araya getirerek misafirlerine şehrin merkezinde ayrıcalıklı buluşmalar sunuyor. Sabah kahve molalarından Türk mutfağının imza tatlarına ve gün batımı eşliğinde keyifli buluşmalara uzanan seçkiler, yazın ritmini keşfetmek isteyenler için özenle hazırlanıyor.

Pastry & Coffee Ritual

Lobby Lounge’da sunulan bu özel ritüel, taze pastalar ve özenle seçilen kahve eşleşmeleriyle günün her anına uyum sağlıyor. Kişi başı 350 TL.

Taste of Turkey

The Restaurant’ta sunulan menü, Adana kebap, tavuk şiş ve köfte gibi geleneksel tatları modern sunumlarla buluşturuyor. Kişi başı 980 TL.

Gün Batımı Deneyimi

Yaz akşamlarında özenle hazırlanan içecekler ve rafine atıştırmalıklarla şehrin ritmine eşlik eden buluşmalar sunuluyor. Kişi başı 890 TL.

Address Istanbul, yaz boyunca gastronomi ve sosyalleşmeyi bir araya getiren bu özel deneyimlerle misafirlerini ağırlıyor.

 

 

#AddressIstanbul #GurmeDeneyim #TasteOfTurkey #PastryCoffeeRitual #GünBatımıLezzetleri #İstanbulGastronomi #YazLezzetleri #FineDining #GurmeHaber #İstanbulYemeİçme #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Alev Araslı’dan “Sessizliğin Kıvrımları” Sergisi

Galeri FE, 8 yıl aradan sonra sanatçı Alev Araslı’nın ikinci solo seramik ve heykel sergisine ev sahipliği yapıyor. “Sessizliğin Kıvrımları” başlıklı sergi, sanatçının otuz yıla yayılan üretim pratiğini bir içsel deneyim alanı olarak ele alıyor.

Sessizliğin Kıvrımlarında Sanat

Araslı’nın seramik, porselen, kompozit malzeme ile ürettiği heykeller ve duvar enstalasyonları; tekrar, dönüşüm ve biçimlenme süreçleri üzerinden malzemenin hafızası ile sanatçının kişisel deneyimi arasında köprü kuruyor. Sergi, seramiği yalnızca nesne üretimi olarak değil; zaman, beden ve içsel odaklanma üzerinden gelişen bir düşünme pratiği olarak yorumluyor.

Galeri FE’de İzlenebilir

Yurtiçi ve yurtdışında birçok önemli mekânda eserleri bulunan Araslı’nın “Sessizliğin Kıvrımları” sergisi, 6 – 27 Haziran 2026 tarihleri arasında, Pazar ve Pazartesi günleri hariç her gün 11.00 – 19.00 saatleri arasında Galeri FE’de sanatseverlerle buluşuyor.

 

 

#AlevAraslı #SessizliğinKıvrımları #GaleriFE #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #SeramikSanatı #HeykelSanatı #SanatHaberleri #İstanbulSanat #Sergi2026n #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Güneş çarpmasından yaz ishaline…

Yaz mevsimi çocuklar için tatil, açık hava oyunları ve deniz keyfi anlamına gelse de bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Artan sıcaklık, bozulan besinler ve havuzlardaki yetersiz hijyen koşulları gibi etkenler bazı hastalıkların daha sık görülmesine neden olabiliyor. Sıcak çarpması, yaz ishali ve dış kulak yolu iltihabı, yaz aylarında çocuklarda en yaygın görülen üç önemli hastalığı oluşturuyor. Bu hastalıklar zamanında tedavi edilmediğinde çocukların genel sağlık durumlarını ciddi şekilde etkileyebiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, aslında alınacak olan basit önlemlerle yaz aylarında gelişebilecek hastalıkların önlenebileceğine dikkat çekerek, “Bu önlemler arasında güneş ışınlarının yeryüzüne dik geldiği öğle saatlerinde bebekleri dışarı çıkarmamak, daha büyük çocuklarda şapka, gözlük ve güneş kremi kullanmak büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, havuz yerine denizi tercih etmek ve sıcak havalarda riskli gıdalardan kaçınmak da kilit rol oynamaktadır” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, yaz aylarında en yaygın görülen üç hastalığı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Dr. Özlem Altay Yücel

Dr. Özlem Altay Yücel

SICAK ÇARPMASI

Yaz aylarının en tehlikeli sağlık sorunlarından biri olan sıcak çarpması özellikle uzun süre güneş altında kalan, yeterince su tüketmeyen veya kapalı ve havasız ortamlarda bulunan çocuklarda görülüyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, çocuklarda terleme mekanizmasının yetişkinlere göre daha hassas olduğu için vücut ısısının hızlı yükselebildiği uyarısında bulunuyor. Dr. Özlem Altay Yücel, vücut ısısının aşırı yükselmesiyle ortaya çıkan bu tabloda zaman kaybetmeden hekime başvurmanın yaşamsal önem taşıyabildiğine dikkat çekerek, “Sıcak çarpmasının belirtileri arasında yüksek ateş, baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi, bulantı ve bilinç bulanıklığı yer almaktadır. Şüpheli durumlarda çocuğun derhal gölgeye alınması ve tıbbi yardım istenmesi gerekmektedir” diyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00–16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkarmayın.
  • Güneş çarpmasının en önemli tetikleyicilerinden biri yetersiz sıvı alımıdır. Dolayısıyla susama hissi olmasa bile bol su içmesini sağlayın.
  • Dışarı çıkarken açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetler tercih edin. Bu tür giysiler vücut ısısının dengelenmesine yardımcı oluyor.
  • Dışarı çıkmadan 30 dakika önce en az 30 SPF korumalı güneş koruyucu krem uygulayın. Korumayı her iki saatte bir düzenli olarak yenileyin.
  • Güneş altında uzun süre fiziksel aktivite yaptırmayın, gölge alanlarda oynamasını teşvik edin.
  • Şapka ve güneş gözlüğü kullanımını alışkanlık haline getirin.

YAZ İSHALİ

Yazın gelmesiyle birlikte artan hava sıcaklıkları nedeniyle yaz ishali de çocuklarda oldukça yaygın görülüyor. Yaz ishali mikroplarla kirlenmiş su ve gıdaların tüketilmesi sonucu gelişen bağırsak enfeksiyonu olarak tanımlanıyor. Mikroorganizma barındıran içme suları veya yutulan deniz ve havuz suyu, iyi yıkanmamış çiğ sebze ve meyvelerin yanı sıra sıcakta çabuk bozulan tavuk, deniz ürünleri, et, salata sosları, süt ürünleri ve kremalı pastalar tüketmek ishale neden olabiliyor. 6-12 ay arası bebekler ve 5 yaş altındaki çocuklar bağışıklık sistemleri henüz tam gelişmediği için yaz ishaline daha sık yakalanıyor.  Ani  başlayan ve bazen şiddetli olan bulantı, karın krampları, kusma, halsizlik, iştahsızlık, sulu ve sık dışkılama ile hafif ateşin yaz ishalinin en yaygın belirtileri olduğunu vurgulayan Dr. Özlem Altay Yücel, “24 saati aşan belirtilerde veya küçük bebeklerde ishal ve kusmanın, hayatı tehdit eden dehidratasyona, bir başka deyişle sıvı kaybına neden olabileceği için hekime başvurulması son derece önemlidir” diye konuşuyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Ellerini sık sık sabunlu suyla yıkayın.
  • Açıkta satılan ve riskli gıdalardan (tavuk, sütlü tatlılar, deniz ürünleri) kaçının.
  • Evde hasta birey varsa izole olmasına dikkat edin. Kullandığı tuvaleti mutlaka dezenfekte edin.
  • Besinleri 4 °C ve altında muhafaza edin.
  • Yemekleri günlük olarak tüketin ve tekrar ısıtmaktan kaçının.
  • Temizliğinden emin olduğunuz deniz ve havuzları tercih edin.
  • Deniz ve havuz suyu yutmaması gerektiği konusunda sık sık uyarın.

DIŞ KULAK YOLU ENFEKSİYONU

Dış kulak yolu enfeksiyonu yaz aylarında çocuklarda sık görülen bir diğer sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Deniz ve özellikle havuz suyu içindeki mikroplar, yüzme sonrası dış kulak yolunun ıslak kalması, kulak çubukları ile kulak yolu mukozasının zarar görmesi dış kulak yolu enfeksiyonuna yol açabiliyor. Kulakta tıkanıklık hissi, şiddetli ağrı, akıntı ve hafif işitme kaybı belirtileri arasında yer alıyor. Dr. Özlem Altay Yücel, çocuklarda gelişen bu şikayetlerde zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Kulağının nemli kalmamasına dikkat edin.
  • Kulağını temizlerken kulak çöpü kullanmayın. Havluyla dış bölgesini temizleyin.
  • Özellikle havuza girerken silikon kulak tıkaçları veya sıkı bone kullanmasını sağlayın.
  • Temizliğinden emin olduğunuz deniz ve havuzları tercih edin.

 

#YazSağlığı #ÇocukSağlığı #SıcakÇarpması #Yazİshali #KulakEnfeksiyonu #SağlıkHaberleri #AcıbademHastanesi #ÇocuklardaYazRiskleri #GüneştenKorunma #HijyenÖnlemleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sushi Barba İstinyePark İstanbul’da Açıldı

Sushi Barba, Uzak Doğu mutfağının özgün lezzetlerini İstanbul’a taşıdı. 2017’de başlayan yolculuğunu İzmir ve Bodrum şubeleriyle büyüten marka, Eylül 2024 itibarıyla İstinyePark İstanbul’da kapılarını açtı. İki katlı mimarisi, geniş terası ve şık dekorasyonuyla dikkat çeken mekan, hafta sonları ve özel akşamlarda gerçekleşen DJ performanslarıyla gastronomi deneyimini eğlenceyle buluşturuyor.

Sushi Barba

Uzak Doğu’nun Özgün Tatları

Deneyimli şeflerin yaratıcı dokunuşlarıyla hazırlanan menüde; jumbo karides ve trüflü mayonezin eşsiz uyumunu sunan Ebi Tempura Roll, mangolu ferahlatıcı Tuna Tartar ve miso sosla buluşan mühürlenmiş somonun yer aldığı Somon Tataki öne çıkıyor. Menüye eşlik eden imza kokteyller arasında Japon esintili YuzuBarba ve tutku meyveli Remon dikkat çekiyor.

Sushi Barba

Deneyim

Sushi Barba, şıklığı ve konforu bir arada sunan dekorasyonu, yenilikçi menüsü ve yüksek hizmet kalitesiyle ayrıcalıklı bir gastronomi noktası olarak öne çıkıyor. Sürdürülebilirlik ilkelerine bağlı kalan marka, günümüz gastronomi trendlerini yakından takip ederek menüsüne sürekli yeni tatlar eklemeyi sürdürüyor.

Sushi Barba

Gastronomi ve Eğlence Bir Arada

İstinyePark İstanbul’daki yeni şube, yalnızca bir restoran değil; aynı zamanda keyifli sohbetlerin ve özel akşamların buluşma noktası. DJ performanslarıyla desteklenen atmosfer, misafirlere unutulmaz bir gurme deneyim sunuyor.

Sushi Barba

#SushiBarba #İstinyeParkİstanbul #UzakDoğuLezzetleri #GurmeDeneyim #İmzaKokteyller #SushiSeverler #Gastronomiİstanbul #FineDining #DJPerformans #MekanHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yeni Elektrikli Model Türkiye’ye Geliyor

Škoda, yeni elektrikli modeli Epiq’in seri üretimine İspanya’nın Pamplona kentindeki Volkswagen Navarra fabrikasında başladı. Bu adım, markanın tarihinde İspanya’da üretilen ilk model olmasıyla dikkat çekiyor.

Elektrikli Mobilitede Yeni Dönem

Yeni MEB+ platformu üzerine geliştirilen Epiq, Škoda’nın Modern Solid tasarım dilini yansıtan ilk otomobil olarak öne çıkıyor. 85 kW ile 155 kW arasında değişen güç seçenekleri, farklı batarya alternatifleri ve yaklaşık 440 km menzil ile günlük kullanımın yanı sıra uzun yolculuklar için de pratik bir çözüm sunuyor.

Epiq, yakın zamanda tanıtılacak Škoda Peaq ile birlikte markanın elektrikli mobilite stratejisinin temel taşlarından biri olacak. Böylece Enyaq ve Elroq modelleriyle yakalanan başarı çıtası daha da yükseltilecek.

İspanya’daki Modern Üretim Merkezi

Pamplona’daki Volkswagen Navarra fabrikası, günlük 1.400’ün üzerinde araç üretim kapasitesiyle grubun en önemli tesislerinden biri. İçten yanmalı ve elektrikli araçları aynı üretim hattında üretebilen esnek yapısıyla öne çıkan tesis, Epiq sayesinde Avrupa pazarındaki elektrikli araç talebine daha hızlı yanıt vermeyi hedefliyor.

Yeni Epiq, önümüzdeki yılın ikinci yarısından itibaren Türkiye’de de satışa sunulacak.

 

 

#ŠkodaEpiq #ElektrikliAraç #OtomobilEkonomisi #MEBPlus #ModernSolid #VolkswagenNavarra #Elektromobilite #ŠkodaTürkiye #YeniModel #Otomotiv2026 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ödeşmeler ve Sekizinci Günah Yeniden Okurlarla

Modern Türk edebiyatının en özgün öykücülerinden Tomris Uyar, haziran ayında iki kitabıyla Can Yayınları raflarında yerini alıyor. “Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi” ile “Sekizinci Günah”, yazarın güçlü anlatımını ve insan ruhunun karmaşasına odaklanan özgün bakışını yeniden okurlarla buluşturuyor.

Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi

İlk baskısı 1973’te yapılan Ödeşmeler, daha sonra Şahmeran Hikâyesi ile birleşerek klasik hikâye ile modern öykü arasında özgün bir yerde konumlandı. Tomris Uyar’ın çağımıza alegorik bir uygulama niteliğindeki yorumu, bu kitabı edebiyatseverler için hâlâ canlı ve güncel kılıyor.

Sekizinci Günah

Yasak olana duyulan merak ve birbirine dolanan hayatlar üzerinden insan ruhunun karmaşasına odaklanan Sekizinci Günah, Tomris Uyar’ın modern öykücülüğündeki derinlikli yaklaşımını ortaya koyuyor.

Haziran ayında yayımlanan bu iki eser, hem edebiyat tarihine ışık tutuyor hem de yeni kuşak okurlara Tomris Uyar’ın güçlü kalemini yeniden keşfetme fırsatı sunuyor.

 

#TomrisUyar #CanYayınları #Ödeşmeler #ŞahmeranHikayesi #SekizinciGünah #TürkEdebiyatı #ModernÖykü #KitapHaberleri #EdebiyatSeverler #OkumaKeyfi

“Yansımalar” Futy Art Gallery’de

Futy Art Gallery, heykel sanatçısı Damla Güdemez’in yeni kişisel sergisi Yansımalar’ı 11 – 29 Haziran 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

Işığın ve İçsel Yansımaların Oyunu

Yansımalar, görünen ile hissedilen arasındaki sınırda izleyiciye sessiz bir davet sunuyor. Bronz, metal, cam ve vitray malzemelerle üretilen eserler; ışıkla kurdukları ilişki sayesinde sürekli değişen bir deneyim alanı yaratıyor. Renkli cam yüzeylerde çoğalan bronz formlar, izleyicinin konumuna göre farklı anlamlar kazanarak kişisel bir keşif yolculuğuna dönüşüyor.

Sanatçının üretimlerinde yansıma yalnızca optik bir olgu değil; hafıza, duygu ve deneyim katmanlarını görünür kılan bir araç. Her yüzey, dış dünyaya olduğu kadar insanın iç dünyasına da açılan yeni bir bakış öneriyor.

Doğadan İlham, Zeytin Ağacının Gücü

İstanbul, Ayvalık ve Assos arasında üretimini sürdüren Güdemez, doğadan ve özellikle zeytin ağacının taşıdığı direnç ve süreklilik fikrinden besleniyor. “Yaşamda hiçbir şey yok olmaz, yalnızca başka biçimlere dönüşür” düşüncesi, sanatçının eserlerinin temel çıkış noktası.

Sanatçı, uzun yıllar heykel sanatçısı Yunus Tonkuş ile çalışmış ve eğitim almış; 2023’te Art212’deki ilk kişisel sergisinden sonra yurt içi ve yurt dışında birçok sergiye katılmıştır. Eserleri son olarak Londra’daki Saatchi Gallery’de izleyiciyle buluşmuştur.

Sergi kapsamında elde edilecek gelirin bir kısmı, başarılı ancak maddi imkânları kısıtlı öğrencilere burs sağlayan ASKEV Ayvalık Sanat Kültür Eğitim Vakfı’na bağışlanacaktır.

📍 Sergi Tarihleri: 11 – 29 Haziran 2026

📍 Adres: Beykoz Acarlar Mahallesi 9. Cadde Acarverde Boulevard, Beykoz / İstanbul

📞 0530 526 97 69 – @futyart.gallery – info@futyart.com

 

#DamlaGüdemez #Yansımalar #FutyArtGallery #ÇağdaşSanat #HeykelSanatı #İstanbulSanat #SanatSergisi #KültürSanat #GurmeSanat #ASKEV #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Çamlıca’da İtalyan Zarafeti: Arbor İstanbul

Arbor İstanbul, Çamlıca’da tarihi dokusu, bahçeye açılan sakin atmosferi ve İtalyan mutfağına odaklanan gastronomi yaklaşımıyla şehrin içinde farklı bir ritim arayanları buluşturuyor. Butik otel olarak hayata geçirilen yapı, mimari, sanat ve gastronomiyi bir araya getirerek İstanbul’un hızlı yaşamına zarif bir alternatif sunuyor.

Arbor İstanbul

Tarihi Doku ile Çağdaş Yaşamın Buluşması

Özenle restore edilen tarihi bina, çağdaş tasarım çizgileriyle birleşerek zamansız bir atmosfer yaratıyor. İç mekânlarda yer alan sanat eserleri Arbor’u yalnızca konaklama veya gastronomi adresi olmaktan çıkararak kültürel bir buluşma noktası haline getiriyor. Çamlıca’nın yeşil dokusuyla uyumlu bu atmosfer, misafirlerine şehir merkezinden uzaklaşmadan dinginlik hissi sunuyor.

Arbor İstanbul

İtalyan Sofra Kültürü

Arbor İstanbul’un gastronomi kimliğinin merkezinde Arbor Ristorante Italiano bulunuyor. Günlük hazırlanan taze makarnalar, taş fırından çıkan pizzalar, özenle seçilen peynir ve şarküteri ürünleriyle İtalyan mutfağının köklü mirası günümüzün rafine yaklaşımıyla buluşuyor. Gösterişten çok dengeyi, karmaşadan çok sadeliği tercih eden mutfak anlayışı, restoranı günün farklı anlarına eşlik eden bir buluşma noktası haline getiriyor.

Arbor İstanbul

Şef Giovanni Terraciano’nun İmzası

Restoranın mutfak vizyonuna İtalyan şef Giovanni Terraciano yön veriyor. Ürünün doğallığı, mevsimsellik ve teknik dengeyi ön planda tutan yaklaşımıyla menüye hem geleneksel İtalyan mutfağının sıcaklığını hem de çağdaş gastronominin inceliklerini taşıyor. Arbor Ristorante Italiano, bu vizyonla yalnızca yemek yenilen bir adres değil; İtalyan yaşam kültürünü İstanbul’un merkezinde zarif bir atmosferle buluşturan özel bir durak olarak öne çıkıyor

Arbor İstanbul

Bahçeye Açılan Sofralar

Büyük pencerelerden süzülen doğal ışık ve bahçeye açılan alanlar, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında restoranın en sevilen bölümlerinden biri oluyor. Uzun öğle yemekleri ve paylaşım kültürünü çağrıştıran bu atmosfer, Arbor’u günlük yaşamın içinde özel bir mola noktası haline getiriyor.

Hiperrealist “At” Heykeli Sanatseverlerle Buluşuyor

Bozlu Art Mongeri Binası’nın giriş katında yeni yerleştirmesiyle sanatseverlerin beğenisine sunulan Server Demirtaş’ın “At” isimli kinetik heykeli, hiperrealist yaklaşımı ve çarpıcı ölçüleriyle dikkat çekiyor.

Sanatçı, iki yıllık bir çalışmanın ürünü olan bu eserinde yalnızca mekanik kurguyu değil, öznenin ruh halini ve iç dünyasını da yansıtmayı amaçlıyor. Günlük hayattan sahneleri yeniden kurgulayan Demirtaş, yarattığı etkinin sınırlarını zorlayarak izleyiciyi hem gerçekçi hem de mekanik bir deneyime davet ediyor.

Çarpıcı Gerçekçilik ve Mekanik Yapı

Heykelin gövdesindeki ipeksi dokunsal gerçekçilik, bacak kısmındaki mekanik yapı ile kesintiye uğruyor ve izleyiciye eserin altındaki teknolojiyi hatırlatıyor. Bu ikilik, eseri hem hiperrealist hem de mekanik bir başyapıt haline getiriyor.

Anri Sala’dan İlham

Sanatçı, Anri Sala’nın 2003 tarihli “Time After Time” videosundan esinlenerek yarattığı “At” heykelini şöyle anlatıyor: “Bir yol kenarında duran siyah bir at… Sahipsiz, susuz, yemeksiz… Onu sabaha kadar çekiyor. Ben çok etkilendim ama o zamanlar bu teknolojiyi yapacak cesaretim yoktu. Birkaç yıl önce artık o cesareti buldum ve 2-2,5 yıl uğraşıp bitirdim.”

Server Demirtaş’ın “At” heykeli, Bozlu Art Mongeri’nin giriş katında sanatseverlere hem estetik hem de düşünsel bir deneyim sunuyor.

 

#ServerDemirtaş #AtHeykeli #BozluArtMongeri #KinetikHeykel #ÇağdaşSanat #Hiperrealizm #SanatHaberi #İstanbulSanat #Sanatseverler #SanatSergisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity