Yazılar

İnce bağırsak hastalığında pratik tanı

İnce bağırsak hastalığında pratik tanı

Kapsül endoskopi, sindirim sisteminin incelenmesi için kullanılan bir tıbbi görüntüleme yöntemidir. Bu işlemde, hasta tarafından yutulan bir kamera kapsülü, sindirim sisteminin farklı bölümlerinden görüntüler kaydeder. Bu kapsül, yemek borusundan geçerek mide, ince ve kalın bağırsağın son kısmına kadar ulaşır. Özellikle ince bağırsak hastalıkları için kullanılan kapsül endoskopi, normal endoskopi ve kolonoskopi gibi geleneksel yöntemlerin yerini alacak bir alternatif değildir. Memorial Şişli Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Yaşar Çolak, kapsül endoskopi işlemi hakkında bilgi verdi.

Kapsül endoskopi içerisinde kamera olan şeffaf bir kapsülün yutulması ile birlikte tüm sindirim sisteminin görüntülenmesi işlemidir. Kapsül endoskopi işlemi tüm sinirim kanalı ile birlikte hemen her zaman ince bağırsakların görüntülenmesi amacıyla kullanılır. Bunun nedeni yemek borusu ve midenin gastroskopi, kalın bağırsağın ise kolonoskopi ile yeterli derecede görüntülenebilmesinin mümkün olmasıdır. Mide ve kolon arasındaki yaklaşık 5-7 metrelik ince bağırsakları bu klasik yöntemlerle görüntüleyebilmek mümkün değildir. Ancak son yıllarda çift balon enteroskopi yöntemi ile ince bağırsakların da endoskopik olarak görüntülenmesi mümkün olmuştur.

Prof. Dr. Yaşar Çolak

En sık ince bağırsak hastalıklarında başvuruluyor

Kapsül endoskopinin en sık yapılma nedeni sindirim sistemi kanaması olan kişilerde gastroskopi ve kolonoskopide kanama odağının saptanamaması ve bu nedenle ince bağırsağın taranmasıdır. İnce bağırsağın hastalıklarının teşhisi için özellikle tercih edilir. İnce bağırsak, diğer endoskopik yöntemlerle kolaylıkla görüntülenemez ve bu nedenle kapsül endoskopi ile bu bölgenin incelenmesi için ideal bir seçenek olabilir. Anemi (kansızlık) gibi nedenlerle kronik kanama yaşayan hastalarda, kanamanın kaynağını bulmak için kapsül endoskopi kullanılabilir.  İnce bağırsakları etkileyen kronik iltihabi bağırsak hastalığı olan Crohn hastalığının teşhisinde ve takibinde kapsül endoskopi yararlı olabilir. Sindirim sistemi poliplerinin teşhis ve takibi için kapsül endoskopi kullanılabilir. Bunun dışında bağırsak iltihapları ve tümör taraması için de tercih edilebilmektedir.

Kapsülün içindeki kamera sürekli fotoğraf çekerek cihaza iletiyor

İşlem öncesi bağırsakların temizlenmesi için ilaçlar ve sıvı bir diyetle temizlik yapılması gerekir. İşlem yaklaşık 10×5 mm’lik şeffaf ve içinde kamera olan bir kapsülün yutulması ile başlar. Kapsülün içindeki kamera sürekli olarak fotoğraf çekmekte ve bu görseller Bluetooth teknolojisi ile kişinin üzerindeki küçük bir cihaza iletilip, kaydedilmektedir. Yaklaşık 6-8 saat içinde ince bağırsakları geçen kapsül kalın bağırsağa ulaşmaktadır. Kapsül tuvalete atılmakla birlikte cihaza kaydedilen görüntüler daha sonra bilgisayara aktarılır ve doktor tarafından bu görüntüler incelenir. Bu sayede ince bağırsağın görüntülenmesi sağlanmış olur. İşlem riski yok denecek kadar azdır. Sadece bağırsaklarda tümör gibi darlığa ve tıkanıklığa yol açabilecek bir hastalık şüphesinde yapılmamalıdır. İşlem oldukça konforlu ve ağrısız bir işlemdir.

Kapsül endoskopi normal endoskopi veya kolonoskopinin alternatifi değildir

Kapsül endoskopi uygulaması oldukça kolay, düşük riskli ve konforlu bir inceleme yöntemidir. Ancak kapsül endoskopi işlem sanılanın aksine standart endoskopi ve kolonoskopi yerine kullanılabilecek bir yöntem değildir. Normal endoskopik işlemlerde mide ve bağırsaklar hava ile şişirilir ve istenen tüm alanlar detaylı olarak istenildiği ölçüde incelenebilir. Endoskopik işlemlerde istenilen alandan biyopsi alınabilir veya tedavi amaçlı bazı işlemler yapılabilir. Bundan dolayı da kapsül endoskopi klasik endoskopik yöntemler yerine kullanılabilecek bir yöntem olarak düşünülmemelidir. Kapsül endoskopide istenen her alan örneğin mide ve bağırsak kıvrımlarının arası net olarak görülemeyebilir. Ancak bazı özel durumlarda kapsül endoskopi oldukça faydalı ve kolay uygulanabilen bir yöntemdir. Kapsül endoskopi sırasında saptanabilen lezyonlar ya sonrasında çift balon endoskopi ya da cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilmektedir. Var olan hastalığa ve hastanın durumu ve ihtiyacına göre uzman doktor en uygun yöntemi belirlemek için kapsamlı bir değerlendirme yapacaktır.

Jinekolojik kanserlere karşı 3 önemli kural!

Jinekolojik kanserlere karşı 3 önemli kural!

Dünyada kadınlarda görülen her beş kanserden birini jinekolojik kanserler oluşturuyor. Jinekolojik kanserler her yıl kabaca bir milyon kadında teşhis ediliyor ve yüzbinlerce ölüme neden olabiliyor. Rahim, yumurtalık ve rahim ağzı kanserleri, jinekolojik kanserlerin yüzde 95 gibi büyük bir oranını kapsıyor. Ülkemizde de sık görülen jinekolojik kanserlerde ölüm oranı yüksek olsa da aslında erken teşhis ve tedavi hayat kurtarıyor! Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirci, her yıl düzenli olarak yapılan jinekolojik muayenelerin kadın kanserlerinin önlenmesinde veya erken teşhis edilmesinde en önemli faktörü oluşturduğuna dikkat çekerek, “Bu nedenle, her kadının hiçbir yakınması olmasa dahi 21 yaşından itibaren jinekolojik muayene yaptırmayı ihmal etmemesi gerekiyor. Ayrıca adet düzeninde değişiklik, anormal kanama, ağrı, akıntı ve ilişki sırasında oluşan kanamalarda mutlaka hekime başvurulmalı. Bunların yanı sıra jinekolojik kanserlere yol açan risk faktörlerinin bilinmesi ve bu yönde önlem alınması önem taşıyor. Bu üç faktör jinekolojik kanserlerde yaşam kurtarıyor” diyor.

Prof. Dr. Fuat Demirci

RAHİM KANSERİ

Rahmin iç dokusundan kaynaklanan ve genellikle menopozdan sonra oluşan rahim kanseri erken dönemde tespit edilebilen bir hastalık. Ülkemizde yumurtalık ve rahim ağzı kanserinden daha sık görülen rahim kanserinin tedavisine erken dönemde başlandığında başarı oranı oldukça yükseliyor.

Belirtileri: Menopoz döneminde oluşan vajinal kanama, adet gören kadınlarda ise düzensiz kanamalar ve ara kanamalar, rahim kanserinin tipik belirtilerini oluşturuyor.

Erken tanı için: Rahim kanseri hastaların yüzde 75’inde erken dönemde teşhis edilebiliyor. Dolayısıyla adet gören kadınların düzensiz veya ara kanamalarda, menopoz sonrasında ise bir kez oluşsa dahi vajinal kanamalarda hekime başvurmaları büyük önem taşıyor.

Tedavisi: Erken dönemde rahmin alınması yeterli geliyor ve hayat kurtarıcı oluyor. İleri evrelerde ise rahim, yumurtalıklar, omentum ve lenf düğümlerinin alınması gerekiyor. Prof. Dr. Fuat Demirci, cerrahi tedaviye destek için radyoterapi ve kemoterapi yöntemlerine de başvurulduğunu belirterek, “Son yıllarda hastaları pelvik ve paraaortik (karında büyük damarların etrafındaki lenf düğümleri) lenf düğümünün alınmasından korumak amacıyla laparoskopik sentinel lenf nod örneklemesi yapılıyor. Ayrıca moleküler tekniklerle gerçekleştirilen değerlendirmelerde konvansiyonel yöntemlerle atlanma olasılığı olan hastalar etkili biçimde tedavi edilebiliyor. Sentinel lenf nod örneklemesi hastayı hem olası ameliyat komplikasyonlarından hem de lenf bezlerinin alınmasından kaynaklanan ayaklarda şişlik ve ödem gibi komplikasyonlardan koruyor” diyor.

Acıbadem Ataşehir Hastanesi

RAHİM AĞZI KANSERİ

Tıp dilinde ‘serviks kanseri’ olarak adlandırılan rahim ağzı kanseri, dünyada kadın kanserleri arasında 4. sırada yer alıyor. Dünyada her yıl yaklaşık 570 bin kadın, etkeni human papilloma virüsü (HPV) olan rahim ağzı kanserine yakalanıyor ve bu kadınların yarısı yaşamını yitiriyor. Bunun nedeni ise erken dönemde belirti vermeyen bir hastalık olması. Rahim ağzı kanseri aslında önlenebilen veya erken evrelerinde başarıyla tedavi edilebilen bir hastalık. Ülkemizde de uygulanan HPV aşısı rahim ağzı kanserinden korurken, smear testi de kanser öncülü lezyonların erken dönemde yakalanmasına yardımcı oluyor.

Belirtileri: Rahim ağzı kanserinde erken dönemde belirtiler görülmüyor. Geç dönemde ise kanlı akıntı, ilişki sırasında kanama ve düzensiz adet kanamaları şeklinde kendini belli ediyor.

Erken tanı için: Hiçbir yakınması olmasa bile 21 yaş üzerinde ve cinsel yaşamda aktif olan kadınların düzenli aralıklarla smear testi yaptırmaları şart! Smear testinden şüpheli bir sonuç çıkarsa, HPV araştırması, kolposkopi ve biyopsi ile kanserin öncül lezyonları saptanabiliyor. Ayrıca 30 yaş üzeri kadınlarda her 5 yılda bir birlikte yapılan smear ve HPV testi de taramada kullanılıyor. Prof. Dr. Fuat Demirci, günümüzde rahim ağzı kanserinden korunmak için en önemli yöntemin HPV aşıları olduğuna işaret ederek, “HPV aşıları kız ve erkek çocuklarda 9 yaşın üzerinde yapılıyor. Ülkemizde de 9 HPV virüsünden koruyan aşıdan üst yaş sınırı olmadan tüm kadınlar faydalanabiliyor. Ancak aşı yaptıran kadınların da smear testini ihmal etmemeleri gerekiyor” diye konuşuyor.

Tedavisi: Erken dönemde rahim ağzının küçük bir kısmının koni şeklinde alınması yeterli gelirken, ileri dönemlerde ise ameliyatın müdahale alanı genişliyor. Hastalığın ilerlemiş olduğu durumlarda ameliyatın yanı sıra radyoterapi ve kemoterapi tedavisi de gerekebiliyor.

YUMURTALIK KANSERİ

Yumurtalık kanseri ülkemizde jinekolojik kanserler arasında rahim kanserinden sonra 2. sırada yer alıyor. Sinsice ilerlemesi nedeniyle hastaların büyük çoğunluğunda tanı ileri evrede konulabildiği için ölümcül kanser olarak ifade ediliyor. Aslında erken teşhis edildiğinde tedavide yüzde 80-90’lara varan başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. Yumurtalık kanserinin yüzde 10-15’inde genetik geçiş etkili oluyor. Dolayısıyla genetik öykü varlığında gen araştırması yapılarak kadının sıkı takibe alınması büyük önem taşıyor.

Belirtileri: Yumurtalık kanseri erken dönemde belirti vermeyen bir kanser türü. İleri evrelerde ise daha çok hazımsızlık, karında şişme, bulantı ve kilo kaybı gibi mide-bağırsak sistemiyle ilişkili sorunlara yol açıyor. Gastrit, ülser ve kolit gibi hastalıklara özgü belirti vermesi nedeniyle zaman kaybı oluyor; her 3 kadından 2’sinde hastalık ileri evrede (Evre 3-4) teşhis ediliyor.

Erken tanı için: Yumurtalık kanserinde en önemli erken tanı yöntemi düzenli aralıklarla yapılan jinekolojik muayene ve ultrasonografidir. Riskli olduğu saptanan kadınlarda ise bazı kan testleri (tümör belirteçleri) ve ultrasonografik takip önem taşıyor. Ayrıca genetik risk saptanarak muayene ve takip sıklığı belirleniyor.

Tedavisi: Prof. Dr. Fuat Demirci, cerrahi yöntemin yumurtalık kanserinin temel tedavisini oluşturduğunu belirterek, “Ameliyatta amaç gözle görülebilir kanser hücrelerinin tümünü almaktır. Bu amaçla gerekirse bağırsaklardan bir kısım ve dalak da alınabiliyor. Yumurtalık kanserleri kemoterapiye iyi cevap veren tümörlerdir. Ameliyat sonrasında kemoterapiyle tedavi destekleniyor.” diyor 

Koşu ayakkabılarından ilham aldı

Koşu ayakkabılarından ilham aldı

FACET, koşu ayakkabılarından ilhamla üretilen kalıbıyla; optimum performans, rahatlık ve her arazi koşulunda mükemmel zemin tutuşu ile outdoor ayakkabı tasarımına yeni bir soluk getiriyor.

Özel olarak tasarlanmış bu teknik yürüyüş ayakkabısında su geçirmez ve nefes alabilir OutDry yapı, Navic Fit güvenli bağcık sistemi, Techlite Plush darbe emiş ve ıslak ve kuru zeminlerde mükemmel zemin tutuş sağlayan dış taban özellikleri bulunuyor. Patikada hedeflediğin noktaya ulaşırken su birikintileri, taşlar performansını düşüremez. Konforlu bir deneyim için FACET 75 ALPHA ‘ya güvenebilirsin! FACET koleksiyonunun son çıkan bu modeli güçlü zemin tutuşu sağlıyor.

TV8,5’tan istifa etti

TV8,5’tan istifa etti

TV8.5 Genel Yayın Yönetmeni Göktuğ Sevinçli istifa ederek kanalla yollarını ayırdı.

TV8’de “Ve Gool” adlı programın sunuculuğunu üstlenen Göktuğ Sevinçli, bugüne kadar TV8.5 Genel Yayın Yönetmeni olarak göreve devam etmişti.

“Hyatt dolu çay saati”

“Hyatt dolu çay saati”

Hyatt Regency İzmir İstinyePark, ‘Hyatt Dolu Çay Saati’ ile konuklarına keyifli anlar yaşatıyor.

Otelin lobi alanında orijinal sanat eserlerine karşı ayrıcalıklı hissedeceğiniz ‘Hyatt Dolu Çay Saati’nde mini tatlı tuzlu atıştırmalıklar, ev yapımı çikolatalarından seçkiler ve misafirlerin favorisi macaronlar servis ediliyor.

Her gün 14:00-17:00 arasında lezzet ve keyif bir arada sunuluyor.

İstanbul’un yeni restoranı “FENZ”      

İstanbul’un yeni restoranı “FENZ”             

Akdeniz ve Asya mutfağın sentezi menüsüyle, FENZ Restoran, kısa zamanda yeme içme tutkunlarının uğrak mekanlarından biri haline gelmeye başladı.

Lounge, Fine Dining Restoran ve Roof Barı ile 3 katta yer alan FENZ, misafirlerine kıtalar arası bir lezzet deneyimi yaşatıyor.

FENZ Restoran

Öğle ve akşam yemeği için ideal bir mekân olan FENZ, Roof Bar’ında DJ performansları ile İstanbul’un eğlence hayatına da bir renk getiriyor.

FENZ Restoran

Şef Tolga Bozok’un elinden çıkan, çeşitli başlangıçlar, ortak tabaklar ve ana yemeklerle zenginleştirilmiş FENZ’in menüsü, Akdeniz’in zenginliği ile Asya’nın derinliklerini bir araya getireren “Mediterrasian Cuisine”in yüksek lezzet notalarıyla, damaklarda unutulmaz bir tat bırakıyor.

FENZ Restoran

Adres: İstinye Mahallesi İstinye Caddesi 12/1A İstanbul (Eski Süreyya Restoran’ın yeri): TEL: 0 539 324 09 54

Leo Strauss “Doğal Hak ve Tarih”

Leo Strauss “Doğal Hak ve Tarih”

20. yüzyılın en önemli siyaset felsefecilerinden Leo Strauss’un, siyaset biliminin olmazsa olmaz kitapları arasında yer alan “Doğal Hak ve Tarih” adlı kitabı, Ayrıntı Yayınları tarafından yeniden yayımlandı.

Strauss’un II. Dünya Savaşı’nın bitmesinden kısa bir süre sonra Chicago Üniversitesi’nde verdiği altı dersin genişletilmiş versiyonu olan Doğal Hak ve Tarih, hâlâ onun en etkili yapıtı olarak kabul ediliyor. Siyaset biliminin temel kavramlarını kolay anlaşılır bir dille ele aldığı kitapta Leo Strauss, doğal hak düşüncesini ve bu fikrin reddedilmesinin, günümüz toplumlarının yaşadığı entelektüel ve siyasi krizlerle bağlantılı olduğunu savunuyor.

Çağdaş siyaset felsefesinin köşe taşlarından biri olan Leo Strauss’un 1949’da, Soğuk Savaş kutuplaşmasının şekillenmeye başladığı bir dönemde verdiği altı dersin genişletilmiş versiyonundan oluşan Doğal Hak ve Tarih, yeni baskısıyla Ayrıntı Yayınları’nın İnceleme Dizisi’nde yerini aldı.

Star Wars Koleksiyonu İstanbul’a geliyor

Star Wars Koleksiyonu İstanbul’a geliyor

Sinema tarihinin en çok izlenen serilerinden Star Wars hakkında bugüne kadar yapılmış en kapsamlı sergi, İstanbul Sinema Müzesi’ne konuk oluyor. 40 yıl boyunca bir araya getirilen 600’den fazla parçadan oluşan hayran koleksiyonu, 1 Ekim tarihinden itibaren Star Wars evrenini sergiye taşıyor.

Orijinal ürünlerin yanı sıra yüzlerce benzersiz koleksiyon parçası, gerçek boyutlu figür, kask, ışın kılıcı, imzalı maske, sanal gerçeklik deneyimi sunan alanlar, set dekorlarıyla hazırlanan mekanlar ve çok daha fazlası sergilenmeye hazırlanıyor.

1 Ekim’den itibaren 4 ay boyunca İstanbul Sinema Müzesi’nde ziyaret edilebilecek olan sergi 1 Şubat 2024’e dek sürecek.

Sheyh Ree ve Rafael’den üçüncü proje ”Disconnection”

Sheyh Ree ve Rafael’den üçüncü proje ”Disconnection”

Son dönemin ilgi çeken Azeri ikilisi Sheyh Ree ve Rafael’den yepyeni üçüncü proje ”Disconnection”, Warner Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarında yerini aldı.

Hadise ve Berkay gibi isimlere verdiği şarkılarla dikkat çeken Sheyh Ree, Rafael ile düet yaptığı Jamaica ve Ya Habibi şarkılarından sonra üçüncü projesi ”Disconnection”ı müzikseverlere sunuyor.

Disconnection şarkısında yine ikilinin uyumlarının hissedildiği, yüksek enerjileriyle kendi tarzlarını yansıttıkları düet çalışmasının sözleri, bir önceki projelerinde olduğu gibi Türkçe, Azerice ve İngilizce dilinden oluşuyor ve ikili, afro pop türünde yeni şarkılarını yayımlıyor.

 

Sevgi Çağal “Bende Saklı”

Sevgi Çağal “Bende Saklı”

Sanatçı Sevgi Çağal’ın “Bende Saklı” adlı sergisi artgalerimKARAKÖY’de sanatseverler ile buluştu.

Sanatçı, “Kendimi bildim bileli, birşeyler yaratmaya, üretmeye çalışırım. Kimi insan kendini, ifade etmek için kelimeler kullanır, ben ise, boyaları, çamuru kullanırım. Yıllar geçtikçe, insan kendisiyle daha uzun yaşadıkça da varoluşunu anlamlandırmaya çalışır – benim için böyle- Resimlerim, heykellerim yaşadıklarımı anlatıyor- ben de saklı olanı. Benim için sanat kendi özel yolculuğumun anlatımıdır”diyor.

Sergi, 07 Ekim 2023 tarihine kadar sanatseverler buluşacak. Ziyaret günleri ve saatleri: Pazartesi – Cumartesi 10:00 – 19:00