Yazılar

Migrene karşı klima uyarısı!

Uzmanlar, yaz sıcaklarıyla birlikte klima kullanımının, migren hastaları için önemli bir tetikleyici haline geldiğini söylüyor.

Ani sıcaklık değişimleri, düşük nem oranı ve doğrudan soğuk hava akımının, baş ağrısı ataklarını artırabildiğini aktaran  Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, “Dışarıdaki aşırı sıcaktan klimalı buz gibi bir odaya geçiş yapmak, hassas bir sinir sistemine sahip olan migren hastalarında koruyucu mekanizmaları çökerterek şiddetli baş ağrılarına zemin hazırlıyor.” dedi. Klima kaynaklı migren ataklarının daha şiddetli ve daha uzun sürebildiğine dikkat çeken Dr. Şalçini, iç ve dış ortam arasındaki sıcaklık farkının 6-7 dereceyi geçmemesi, nem dengesinin korunması ve doğru klima yönlendirmesi gibi önlemlerin atak riskini azaltmada etkili olduğunu vurguladı. Dr. Şalini ayrıca, yeterli su tüketimi ve düzenli uykunun, yaz aylarında migren kontrolünün temelini oluşturduğunu hatırlattı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, Migren ve Şiddetli Baş Ağrısı Farkındalık Ayı kapsamında, yaz aylarında klima kullanımının migren ve şiddetli baş ağrılarını nasıl tetiklediği ve bu riskleri azaltmak için alınması gereken yaşam tarzı ve çevresel önlemler hakkında açıklamalarda bulundu.

Dr. Celal Şalçini

Dr. Celal Şalçini

Klima kullanımı, yaz aylarında migren hastaları için gizli bir tehdit oluşturuyor!

Haziran ayının, dünya genelinde Migren ve Şiddetli Baş Ağrısı Farkındalık Ayı olarak kabul edildiğini hatırlatan Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, “Yaz sıcaklarının başlamasıyla birlikte klima kullanımı migren hastaları için gizli bir tehdit haline geliyor.” dedi.

Klimaların yarattığı ani sıcaklık değişimleri, ortamdaki nem oranının hızla düşmesi ve cihazın üflediği doğrudan soğuk hava akımının, beyindeki kan damarlarını ve sinir uçlarını uyararak migren ataklarını doğrudan tetikleyebildiğine dikkat çeken Dr. Şalçini, “Özellikle dışarıdaki aşırı sıcaktan klimalı buz gibi bir odaya geçiş yapmak, hassas bir sinir sistemine sahip olan migren hastalarında koruyucu mekanizmaları çökerterek şiddetli baş ağrılarına zemin hazırlıyor. Cihaz filtrelerinde biriken toz ve alerjenlerin ortama salınması da bu süreci hızlandıran bir diğer önemli faktör olarak öne çıkıyor.” açıklamasını yaptı.

Klima kaynaklı migren atakları, ağrı kesicilere daha dirençli ve daha uzun süreli olabilir!

Klima kullanımına bağlı olarak gelişen migren ataklarının, klinik olarak diğer tetikleyicilerle başlayan ataklardan temel bir belirti farkı göstermediğini ifade eden Dr. Şalçini, şöyle devam etti:

“Ancak ağrının şiddeti ve eşlik eden bazı konfor kayıpları açısından ayrışabiliyor. Soğuk hava akımına doğrudan maruz kalmak, baş ağrısının yanı sıra boyun ve omuz kaslarında ani kasılmalara (miyofasiyal ağrı) yol açtığı için hastalar ağrıyı çok daha yoğun ve yıpratıcı hissedebiliyor. Ayrıca kuru havanın etkisiyle sinüs kanallarının tıkanması veya kuruması, migren ağrısına sinüzit benzeri baskılayıcı bir yüz ağrısını da ekleyebiliyor. Bu ek kas ve sinüs yükü nedeniyle, klima kaynaklı ataklar bazen standart ağrı kesicilere daha dirençli olabiliyor ve hastanın normal atak süresini aşarak daha uzun süre yaşam kalitesini düşürebiliyor.”

Migren hastaları için en kritik kural, sıcaklık farkının 6-7 dereceyi aşmaması!

Yaz aylarında klimadan tamamen uzak durmanı zor olabileceğini ifade eden Dr. Celal Şalçini, “Migren hastalarının atakları önlemek için cihaz yönetimine azami dikkat göstermesi hayati önem taşıyor.” dedi.

En kritik kuralın, iç mekan ile dış mekan arasındaki sıcaklık farkının 6-7 dereceden fazla olmaması ve oda sıcaklığının ideal olarak 22 ila 24 derece arasında sabit tutulması olduğunu vurgulayan Dr. Şalçini, “Klimanın kanatları, soğuk havayı doğrudan kişinin üzerine değil, tavana veya boş duvara üfleyecek şekilde ayarlanmalı. Nem seviyesinin aşırı düşmesini engellemek için ise ortamdaki bağıl nem oranının yüzde 40 ila 50 arasında kalmasına dikkat edilmeli. Ayrıca, dışarıdan eve gelindiğinde klima hemen en soğuk dereceye getirilmemeli, vücudun ısı değişimine uyum sağlaması için kademeli bir geçiş yapılmalı.” şeklinde konuştu.

Klima rüzgârını doğrudan üzerinize almayın!

Klimaların ortamdaki havayı kurutucu etkisini dengelemek amacıyla, migren hastalarının odada hava nemlendirici (soğuk buhar) cihazı bulundurmasını öneren Dr. Şalçini, “Havada uçuşan toz ve alerjenlerin tetikleyici etkisini en aza indirmek için ise klimalarla birlikte yüksek verimli partikül filtreli (HEPA) hava temizleyiciler kullanılmalı.” dedi.

Alınabilecek diğer önlemlere de değinen Dr. Şalçini, “Fiziksel bir önlem olarak, klimaların önüne takılan ve hava akımının doğrudan kişiye gelmesini engelleyen şeffaf klima rüzgar yönlendirici aparatlar oldukça etkili bir çözüm sunuyor. Cihazsal çözümlerin yanı sıra, klima çalışırken odada bir bardak su bulundurmak veya hafifçe aralanmış bir pencereyle doğal hava sirkülasyonu sağlamak da havanın kalitesini korumaya yardımcı olur.” ifadelerini kullandı.

Yaz aylarında migrene karşı en etkili yöntem yeterli su tüketimi!

Migren ve şiddetli baş ağrısı için yaz aylarında sadece klimalara odaklanmanın yeterli olmadığını dile getiren Dr. Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:

“Genel bir yaşam tarzı yönetimi gerekiyor. Sıcak havalarda vücudun susuz kalması (dehidrasyon) en büyük migren düşmanı olduğundan, gün içinde klima altında oturulsa bile en az 2,5-3 litre su tüketilmesi şarttır. Klimalı alanlardan çıkarken doğrudan güneş ışığına maruz kalmamak adına mutlaka kaliteli bir güneş gözlüğü ve şapka kullanılmalı, ani ısı şoklarına karşı çantada hafif bir şal veya hırka bulundurulmalıdır. Son olarak, yaz aylarında değişen uyku düzeni ve parlak güneş ışığı da atağı tetikleyebileceğinden, uyku saatlerini sabit tutmak ve tetikleyici gıdalardan uzak durmak bu dönemi konforlu atlatmanın anahtarıdır.”

#Migren #BaşAğrısı #KlimaEtkisi #SağlıkHaberleri #YazAyları #SuTüketimi #UykuDüzeni #Nöroloji #MigrenFarkındalık #SağlıklıYaşam

Fellini’ye Saygı Duruşu Niteliğinde Roman

Fransız yazar Daniel Pennac, yeni romanı Düşperestin Yasası ile edebiyat ve sinemanın kesiştiği puslu bir rüya coğrafyasına davet ediyor. Can Yayınları etiketiyle Haziran ayında yayımlanan eser, rüyalarını filmlerinin hammaddesi olarak kullanan Federico Fellini’ye ve düşlerin yaratıcı gücüne bir saygı duruşu niteliğinde.

Roman, mizah ile melankoli arasında gidip gelen anlatımıyla gerçek ile rüya arasındaki sınırları bulanıklaştırıyor. Çocukluk çağrışımlarından patlayan bir gece lambasına, ışığın su gibi yayıldığı sahnelere kadar uzanan hikâye; okuru katman katman açılan bir gerçekliğin içine çekiyor.

Pennac, rüyaların özgün mantığını edebiyatın sınırlarını aşan bir üslupla işleyerek, Düşperestin Yasası’nı modern edebiyatın dikkat çekici örneklerinden biri haline getiriyor.

 

 

#DüşperestinYasası #DanielPennac #CanYayınları #YeniRoman #KitapHaberleri #Edebiyat #FedericoFellini #RüyalarınGücü #OkumaKeyfi #FransızEdebiyatı

Melda Kamhi Kosif’ten Yeni Kitap: Ruhun Fısıltısı

Sanat ve edebiyat dünyasında çok yönlü çalışmalarıyla tanınan Melda Kamhi Kosif, yeni kitabı Ruhun Fısıltısı ile okurları modern hayatın gürültüsünden uzaklaştırarak içsel bir yolculuğa davet ediyor. Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan eser; yalnızlık, dönüşüm, aidiyet ve yeniden var olma temaları etrafında şekillenen şiirsel bir anlatı sunuyor.

Kitabın İçeriği

“Uyanmadan Önce”, “Çatlak”, “Durak” ve “Dönüş ve Huzur” gibi bölümlerle insanın kendiyle kurduğu ilişkiyi sorgulayan kitap, tükenmişlik ve ruhsal farkındalık meselelerine farklı bir perspektiften yaklaşıyor.

Yazarın Yolculuğu

Resim, seramik ve edebiyat alanında üretim yapan Kosif, eserlerinde insan ruhunun derinliklerini ve içsel dönüşümünü odağına alıyor. “İnsan bazen çok şey yapar ama kendine hiç uğramaz” cümlesiyle dikkat çeken kitap, okura yalnızca bir anlatı değil; aynı zamanda duygusal bir deneyim sunuyor.

Ruhun Fısıltısı, edebi dili ve felsefi yaklaşımıyla okurları kendine doğru çağıran özel bir eser olarak raflardaki yerini aldı.

#RuhunFısıltısı #MeldaKamhiKosif #DestekYayınları #KitapHaber #Edebiyat #ŞiirselAnlatı #İçselYolculuk #ModernHayat #YazarHaber #MagazinKitap

“Mide yanmasıdır” deyip geçmeyin!

En sık görülen sindirim sistemi hastalıklarından biri olan reflü, toplum tarafından çoğu zaman yalnızca “mide yanması” olarak değerlendiriliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Samet Yardımcı, ancak uzun süre devam eden reflünün yemek borusunda ciddi hasarlar oluşturabileceğini belirterek, “Tedavi edilmeyen reflü zamanla yemek borusunda kronik iltihaba ve hasara yol açabilmektedir. Bunun sonucunda ülser ve yemek borusunda daralma gibi sorunlar oluşabilmektedir. Ayrıca, bazı hastalarda Barrett özofagusu olarak adlandırılan hücresel değişikliklerin gelişmesine ve buna bağlı olarak yemek borusu kanseri riskinin artırmasına neden olabilmektedir. Dolayısıyla reflünün erken tanısı ve tedavisi büyük bir önem taşımaktadır” diyor.  Mide yanmasında kontrolsüz mide koruyucu ilaç kullanımına da dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Samet Yardımcı, “Mide koruyucu ilaçlar hekimin önerdiği süre ve dozda kullanıldığında oldukça faydalıdır. Ancak birçok hasta mideyle ilgili şikâyetlerinde hekime danışmadan yıllarca mide koruyucu ilaçlar almaktadır. Bu ilaçların gelişigüzel kullanımı kemik erimesi, vitamin eksiklikleri ve mide hücrelerinde yapısal değişim gibi ciddi sorunlar oluşturabilmektedir” uyarısında bulunuyor.

Prof. Dr. Samet Yardımcı

Prof. Dr. Samet Yardımcı

Nedeni mide fıtığı olabilir

Mide asidinin yemek borusuna kaçması sonucu oluşan reflünün pek çok nedeni olabiliyor. Obezite, sigara kullanımı ve sağlıksız beslenme en sık görülen sebepleri arasında yer alıyor. Prof. Dr. Samet Yardımcı, özellikle mide fıtığının (hiatal herni) reflünün altında yatan önemli nedenlerden biri olabileceğine vurgu yapıyor.  Prof. Dr. Samet Yardımcı, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bazı hastalarda mide fıtığı nedeniyle mide ile yemek borusu arasındaki koruyucu mekanizma bozulmaktadır. Bu durum sadece yanma hissine değil; kronik öksürük, ses kısıklığı, ağız kokusu, gece nefes darlığı hissiyle uyanma ve yutma güçlüğü gibi şikâyetlere de yol açabilmektedir.”

Yemek borusunda kalıcı hasara yol açabiliyor

Tedavi edilmeyen reflü zamanla yemek borusunda kalıcı hasar oluşturabiliyor. Prof. Dr. Samet Yardımcı, bu nedenle özellikle uzun süredir devam eden mide şikâyetlerinde mutlaka hekime başvurmak gerektiğini vurgulayarak, “Bazı hastalarda yıllar süren reflüye bağlı olarak yemek borusunda hücresel değişiklikler gelişebilmektedir. Tedavide gecikildiğinde bu hücresel değişiklikler yemek borusu kanserinin gelişimine neden olabilmektedir. Dolayısıyla, sürekli mide yanması yaşayan kişilerin hekime danışmadan ilaç kullanarak şikâyetlerini baskılamaları son derece yanlıştır” diye konuşuyor.

Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin!

Prof. Dr. Samet Yardımcı, aşağıda yer alan belirtilerde zaman kaybetmeden hekime başvurmanın son derece önemli olduğunu anlatıyor.

  • Uzun süredir devam eden mide yanması
  • Ağza acı su gelmesi
  • Kronik öksürük ve ses kısıklığı
  • Yemek sonrasında şişkinlik
  • Yutma güçlüğü
  • Sürekli mide koruyucu ilaç ihtiyacı

Tedaviden oldukça başarılı sonuçlar sağlanıyor

Reflü hastalığında yaşam tarzı değişiklikleri ve bazı durumlarda uygulanan cerrahi tedaviyle kalıcı çözüm sağlanabiliyor. Günümüzde reflü ameliyatlarının büyük bir kısmının laparoskopik (kapalı) yöntemle yapılabildiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Samet Yardımcı, uygun hastalarda oldukça başarılı sonuçlar alınabildiğini vurgulayarak,  “Doğru hasta seçimiyle uygulanan modern reflü cerrahisi uzun süreli ilaç ihtiyacını azaltabilmekte ve yaşam kalitesini ciddi şekilde artırabilmektedir” diyor.

 

#Reflü #MideYanması #MideKoruyucuİlaçlar #SağlıkHaber #SindirimSistemi #MideFıtığı #YemekBorusu #Gastroenteroloji #SağlıklıYaşam #ReflüTedavisi #MideSağlığı #CerrahiTedavi #ProfDrSametYardımcı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Haziran 2026 burç yorumları

♈ Koç (21 Mart – 19 Nisan)

Haziran ayı Koç burcu için hareketli geçiyor. Mars’ın para alanındaki hızlı ilerleyişi mali durumunuzu güçlendiriyor; bahçe işleri veya ev tadilatları için harcama yapabilirsiniz. Venüs’ün 13’ünde yön değiştirmesiyle aşk için daha fazla bütçe ayırmanız olası. 14’ündeki Yeni Ay kısa bir kaçamak için ideal, partnerinizle keyifli zaman geçirebilirsiniz.

21’inde Güneş burcunuza giriyor, ev işleri ve sevdiklerinizin ihtiyaçları öne çıkıyor. Ay sonunda Mars kısa yolculuk alanına geçerek ani seyahatleri gündeme getiriyor. Ancak 29’undaki Merkür retrosu ev harcamalarını artırabilir ve planları zorlaştırabilir. Aynı gün gerçekleşen Dolunay, bir işin kapanışını ve yeni projelere odaklanmayı işaret ediyor. 30’unda Jüpiter’in Aslan burcuna geçişi ise yaratıcı uğraşlar, romantizm ve hatta aile genişlemesi için şanslı bir dönemi başlatıyor.

 

♉ Boğa (20 Nisan – 20 Mayıs)

Haziran ayı Boğa burcu için güçlü bir başlangıç yapıyor. Mars’ın burcunuzdaki konumu size yüksek enerji veriyor; işte veya evde büyük projeleri tamamlamak için ideal bir dönemdesiniz. Güneş’in para alanınızda olması ve 14’ündeki Yeni Ay, mali açıdan heyecan verici fırsatlar getirebilir.

Venüs 13’ünde ev alanınıza geçerek yuvanıza güzellik katma isteğini artırıyor. Yeni mobilyalar, bahçe düzenlemeleri veya dekoratif dokunuşlar için harika bir zaman. Ancak 17’sinde Venüs-Plüton karşıtlığı ev harcamalarında dikkatli olmanız gerektiğini hatırlatıyor.

21’inde Güneş Yengeç burcuna geçtiğinde yaz seyahatlerini planlamaya başlayabilirsiniz. 28’inde Mars kazanç alanınıza girerek daha fazla çalışmayı ve hızlı harcamaları beraberinde getiriyor. 29’unda Merkür retrosu seyahat planlarını zorlaştırabilir, bu yüzden esnek olun. Aynı gün gerçekleşen Dolunay uzun mesafeli bir yolculuğu işaret edebilir, ancak programınızı rahat tutmanız önemli.

30’unda Jüpiter Aslan burcuna geçiyor ve önümüzdeki yıl boyunca gayrimenkul, dekorasyon ve aileyle ilgili konularda şanslı bir dönem başlıyor. Yeni ev, bahçe düzenlemeleri veya aileyi büyütme planları için kozmik destek sizinle olacak.

 

♊ İkizler (21 Mayıs – 21 Haziran)

Haziran ayı İkizler burcu için parlamanın zamanı! Güneş burcunuzda ilerlerken özgüveniniz artıyor, dikkatler üzerinize çekiliyor. Finansal alanda yoğunluk var; bu da gelir artışı ve maddi rahatlama anlamına geliyor.

13’ünde Venüs Aslan burcuna geçiyor ve yaratıcılığınızı yükseltiyor. Ev, bahçe veya el sanatlarıyla ilgili yeni fikirler gündeme gelebilir. 14’ündeki Yeni Ay kendinizi şımartmak için harika bir gün; yeni kıyafetler veya kişisel bakım için ideal. 21’inde Güneş kazanç alanınıza giriyor, mali durumunuz daha da güçleniyor.

28’inde Mars burcunuzda olacak ve size büyük bir enerji artışı sağlayacak. Bu dönem yaz projeleri için mükemmel. Ancak 29’unda Merkür retrosu başlıyor; projelerde aksaklıklar, seyahatlerde zorluklar ve artan giderler söz konusu olabilir. Aynı gün gerçekleşen Dolunay, bütçe düzenlemeleri ve finansal kapanışlar için fırsat sunuyor.

 

30’unda Jüpiter Aslan burcuna geçiyor ve önümüzdeki yıl boyunca seyahatler, ani tatiller ve cesur fikirler öne çıkıyor. İş hayatında yükseliş ve kendinizi ifade etme gücü bu dönemde sizi zirveye taşıyabilir.

 

♋ Yengeç (21 Haziran – 22 Temmuz)

Haziran ayı Yengeç burcu için güçlü bir dönem. Merkür, Venüs ve Jüpiter’in burcunuzda olması, Satürn’ün kariyer alanındaki desteğiyle birlikte itibarınızı sağlamlaştırıyor. Bu ay profesyonel duruşunuzla dikkat çekeceksiniz.

13’ünde Venüs para alanınıza geçiyor ve finansal ödüller gündeme geliyor. 14’ündeki Yeni Ay kendinizi şımartmak için ideal; masaj, bakım veya küçük bir lüks harcama sizi mutlu edebilir. 21’inde Güneş burcunuza giriyor ve sezonunuz başlıyor; özgüveniniz yükseliyor, yeni başlangıçlara hazır oluyorsunuz.

28’inde Mars gizlilik alanına geçiyor; perde arkası işler, sürpriz planlar veya gizli projeler için uygun bir dönem. Ancak 29’unda Merkür retrosu başlıyor, bu da yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Dikkatli konuşmak önemli. Aynı gün gerçekleşen Dolunay, geçmiş ilişkilerin kesin bir kapanışını işaret ediyor.

30’unda Jüpiter Aslan burcuna geçiyor ve önümüzdeki yıl boyunca finansal kaynaklarınızı büyütme fırsatları getiriyor. Borçları kapatmak, yatırımlar yapmak ve mali durumunuzu güçlendirmek için kozmik destek sizinle olacak.

 

♌ Aslan (23 Temmuz – 22 Ağustos)

Haziran ayı Aslan burcu için sosyal aktiviteler ve sakin zamanların dengelendiği bir dönem. Güneş arkadaşlık alanınızda ilerlerken bolca davet ve etkinlik gündeme geliyor. Merkür, Venüs ve Jüpiter ise kişisel hobilerinizle ilgilenmek için size değerli “kendinize ayırdığınız zaman” sunuyor.

13’ünde Venüs burcunuza geçiyor ve çekiciliğinizi artırıyor; sosyal davetlere hayır demek zorlaşabilir. 14’ündeki Yeni Ay arkadaşlarla keyifli bir gece için mükemmel bir fırsat. 21’inde Güneş burç değiştirdiğinde daha fazla yalnız kalma isteği duyabilirsiniz, ancak Mars’ın sosyal çevrenizdeki konumu eğlenceli geceleri ve yıldızların altında dansı destekliyor.

29’unda Merkür retrosu başlıyor; konsantrasyon sorunları ve gizli bilgilerin açığa çıkma riski söz konusu olabilir. Aynı gün gerçekleşen Dolunay iş projelerini tamamlamanız için uygun bir zaman. Bu kapanış, uzun zamandır hak ettiğiniz bir tatilin kapısını aralayabilir.

En büyük haber ise 30’unda Jüpiter’in burcunuza geçişi. Önümüzdeki yıl boyunca özgüveniniz artacak, ruh haliniz yükselecek ve seyahat fırsatları gündeme gelecek. Dünyayı keşfetmek ve kendinizi göstermek için kozmik destek sizinle olacak.

 

♍ Başak (23 Ağustos – 22 Eylül)

Haziran ayı Başak burcu için kariyer odaklı bir dönem. Güneş’in güçlü etkisi iş hayatınızda yükseliş fırsatları getiriyor. Şirket içinde terfi veya yeni bir iş kapısı açılabilir; 14’ündeki Yeni Ay bu fırsatları değerlendirmek için en uygun zaman.

13’ünde Venüs sosyal alanınıza geçiyor; başarılarınızı arkadaşlarınızla kutlamak için harika bir dönem. 21’inde Güneş Yengeç burcuna geçtiğinde yaz partileri ve sosyal buluşmalar öne çıkıyor. 28’inde Mars kariyer alanınıza giriyor ve hırsınızı artırıyor; bu dönemde azminizle dikkat çekeceksiniz.

29’unda Merkür retrosu başlıyor; arkadaş çevrenizde yanlış anlaşılmalar yaşanabilir, kelimelerinizi dikkatle seçin. Aynı gün gerçekleşen Dolunay romantik bir akşam için fırsat sunuyor. Ay sonunda Jüpiter içsel alanınıza geçiyor; ruhsal içgörüler, duygusal gelişmeler ve hayır işleriyle ilgilenmek için şanslı bir dönem başlıyor. Bu geçiş aynı zamanda sizi koruyan güçlü bir enerjiyle destekleniyor.

 

♎ Terazi (23 Eylül – 22 Ekim)

Haziran ayı Terazi burcu için seyahat ve sosyal aktivitelerle dolu. 14’ündeki Yeni Ay uzaklara gitmek için harika bir fırsat; bu tarihte yapacağınız rezervasyon keyifli bir macera getirebilir. Ancak 29’unda başlayacak Merkür retrosu gecikmelere yol açabileceği için planlarınızı önceden yapmanız önemli.

Ayın başında Merkür, Venüs ve Jüpiter’in kariyer alanınızda olması iş hayatınızda övgü ve fırsatları beraberinde getiriyor. 13’ünde Venüs Aslan burcuna geçiyor; yaz sosyal aktiviteleri ve davetler için ideal bir dönem başlıyor. 21’inde Güneş burç değiştirdiğinde liderlik fırsatları gündeme gelebilir, çekinmeden öne çıkın.

25’inde Venüs-Satürn üçgeni düğünler için büyülü bir atmosfer yaratıyor; ister kendi düğününüz ister bir davet olsun, bu gün özel geçecek. 28’inde Mars uzun yolculuk alanınıza giriyor, seyahat için uygun bir dönem başlıyor. 29’undaki Dolunay ev düzenlemeleri ve tadilat projelerini tamamlamanız için fırsat sunuyor.

30’unda Jüpiter arkadaşlık alanınıza geçiyor ve önümüzdeki yıl boyunca sosyal çevreniz genişliyor. Partiler, etkinlikler ve yeni dostluklar hayatınıza neşe katarken, en derin arzularınızın gerçekleşmesi için kozmik destek sizinle olacak.

 

♏ Akrep (23 Ekim – 21 Kasım)

Haziran ayı Akrep burcu için finansal dikkat gerektiriyor. Beklenmedik gelişmeler bütçenizi zorlayabilir, ancak Güneş’in etkisi gereksiz harcamaları kontrol altına almanıza yardımcı olacak. Seyahat isteğiniz artabilir; mali durumunuz uygunsa bu ay kısa kaçamaklar için ideal.

13’ünde Venüs kariyer alanınıza geçiyor ve itibarınızı parlatıyor. 14’ündeki Yeni Ay yeni bir gelir kaynağı getirebilir; işinizden, vergi avantajlarından veya sürpriz bir kazançtan faydalanabilirsiniz. 28’inde Mars para alanına geçerek çalışma isteğinizi artırıyor, yaz dönemi daha fazla gelir elde etmek için fırsatlar sunuyor.

21’inde Güneş Yengeç burcuna geçiyor; maceralar için kozmik destek var. Ancak 29’unda Merkür retrosu başlıyor, seyahat planlarınızda gecikmeler olabilir. Aynı gün gerçekleşen Dolunay, mali konularda kapanış ve düzenleme fırsatı sunuyor.

30’unda Jüpiter Aslan burcuna geçiyor ve önümüzdeki yıl boyunca kariyerinizde büyük fırsatlar getiriyor. Yeni pozisyonlar, daha iyi işler veya şöhret kapınızı çalabilir. Bu dönem sizin için yükseliş ve başarı yılı olacak.

 

♐ Yay (22 Kasım – 21 Aralık)

Haziran ayı Yay burcu için ilişkilerde yoğun ve dinamik bir dönem. Güneş ilişki alanınızı aydınlatırken, Venüs, Merkür ve Jüpiter yakın bağları güçlendirmek için ideal koşullar yaratıyor. 13’ünde Venüs Aslan burcuna geçiyor; romantik bir seyahat planlamak ilişkinizi derinleştirebilir.

Bekar Yaylar için 14’ündeki Yeni Ay yeni çevreler edinmek ve ilgi çekici kişilerle tanışmak için harika bir fırsat. İlişkisi olanlar için bu Yeni Ay nişan, düğün veya yemin yenileme gibi özel adımlar için kozmik destek sunuyor. 21’inde Güneş ortak finans alanına geçiyor; kaynakları birleştirmek ve ortak yatırımlar gündeme gelebilir.

28’inde Mars romantik tutkuları artırıyor, ancak 29’unda Merkür retrosu iletişimde karışıklıklara yol açabilir. Aynı gün gerçekleşen Dolunay mali sorunları çözmek, gecikmiş ödemeleri kapatmak ve bütçeyi güncellemek için uygun bir zaman.

30’unda Jüpiter seyahat alanınıza geçiyor; önümüzdeki yıl boyunca uzun mesafeli yolculuklar ve keşifler sizin için çok önemli olacak. Gezme arzunuz bu dönemde hayatınıza yön verecek.

 

♑ Oğlak (22 Aralık – 19 Ocak)

Haziran ayı Oğlak burcu için iş hayatında yoğun ve hareketli geçiyor. Liderlik rolü üstlenerek ekibinizi motive edebilir, önemli başarılar elde edebilirsiniz. Merkür, Venüs ve Jüpiter’in desteğiyle doğru kişiler yanınızda olacak ve zaferler sizi bekliyor.

13’ünde Venüs ortak kaynaklar alanına geçiyor; miras, yatırım veya vergi avantajlarıyla finansal kazançlar gündeme gelebilir. 14’ündeki Yeni Ay iş hayatında pozisyon değişikliği veya yeni bir iş fırsatı getirebilir. 21’inde Güneş Yengeç burcuna geçtiğinde ilişkileriniz daha fazla ilgi gerektirecek; sevdiklerinizin ihtiyaçlarına odaklanmanız gerekebilir.

28’inde Mars İkizler burcuna giriyor ve iş temposunu artırıyor. Bu dönemde kişisel ve iş hayatı arasında denge kurmak önemli. 29’unda Merkür retrosu başlıyor; yanlış anlaşılmalar ve iletişim sorunları yaşanabilir. Aynı gün gerçekleşen Dolunay kendinizi ifade etmek için güçlü bir fırsat sunuyor.

30’unda Jüpiter Aslan burcuna geçiyor ve önümüzdeki yıl boyunca finansal yükseliş getiriyor. Daha fazla gelir elde edebilir, yatırımlarınızı büyütebilirsiniz. Ancak harcamalarda dikkatli olmak, gelecek yıl için sağlam bir mali zemin oluşturmanızı sağlayacak.

 

♒ Kova (20 Ocak – 18 Şubat)

Haziran ayı Kova burcu için aşk ve ev hayatında hareketli bir dönem. Güneş’in aşk alanınızdan geçişi yaz romantizmini öne çıkarırken, Mars’ın ev alanındaki etkisiyle ev işleri ve düzenlemeler konusunda oldukça başarılı olabilirsiniz. Bahçe düzenlemek, dolapları toparlamak veya tadilat projelerini tamamlamak için uygun bir zaman.

13’ünde Venüs ortaklık alanına geçiyor; ilişkileriniz tatlı bir döneme giriyor. Bekar Kovalar için 14’ündeki Yeni Ay yeni bir hayran getirebilir, ilişkisi olanlar için ise bu döngü ilişkinizi resmileştirmek adına kozmik bir işaret olabilir. 21’inde Güneş Yengeç burcuna geçtiğinde iş hayatında güçlü bir konuma geliyorsunuz; takım çalışmaları ve liderlik için ideal bir dönem.

28’inde Mars yön değiştirerek aşka tutku katıyor. Ancak 29’unda Merkür retrosu başlıyor; iletişimde karışıklıklar ve yanlış anlaşılmalar yaşanabilir. Aynı gün gerçekleşen Dolunay yalnız kalmak, kendinize zaman ayırmak için fırsat sunuyor.

30’unda Jüpiter Aslan burcuna geçiyor; önümüzdeki yıl boyunca sosyal çevreniz genişleyecek ve romantik şanslar artacak. Hem aşk hem de kariyer bağlantıları açısından umut verici bir dönem sizi bekliyor.

 

♓ Balık (19 Şubat – 20 Mart)

Haziran ayı Balık burcu için ev ve sosyal hayatın öne çıktığı bir dönem. Güneş’in ev alanınızdan geçişiyle misafir ağırlamak, ev düzenlemeleri yapmak ve aileyle vakit geçirmek gündeme geliyor. 14’ündeki Yeni Ay evinizde düzenleyeceğiniz yaz partisi için mükemmel bir fırsat; aynı zamanda gayrimenkul yatırımları için de uygun bir gün.

21’inde Güneş Yengeç burcuna geçiyor ve romantik bakış açınızı canlandırıyor; ilişkilerde sıcaklık ve bağların güçlenmesi söz konusu. 28’inde Mars ev alanınızı hareketlendirmeye devam ediyor; yaz boyunca sosyal buluşmalar ve eğlenceli akşamlar sizi bekliyor.

29’unda Merkür retrosu başlıyor; yanlış anlaşılmalar ve iletişim sorunları yaşanabilir, bu yüzden dikkatli olmak önemli. Aynı gün gerçekleşen Dolunay arkadaşlarla dışarıda eğlenceli bir geceyi işaret ediyor. 30’unda Jüpiter çalışma alanınıza geçiyor; önümüzdeki yıl boyunca iş fırsatları artacak, sağlık ve yaşam alışkanlıklarınızı iyileştirmek için kozmik destek sizinle olacak.

“Teşkilatın Gizli Kahramanı: 37 Numara” Okurla Buluştu

Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan Ümit Doğan’ın yeni romanı “Teşkilatın Gizli Kahramanı: 37 Numara”, Osmanlı’nın son dönemindeki siyasi kırılmaları ve işgal altındaki İstanbul’un gizli mücadelesini arşiv belgeleriyle harmanlıyor.

Roman, dönemin politik atmosferini ve gizli teşkilatların yürüttüğü mücadeleyi aktarırken; tarihsel gerçeklik, casusluk hikâyesi ve güçlü karakter kurgusuyla hem edebiyat hem de kültür ekonomisi açısından dikkat çekiyor. Yayın sektöründe artan ilgi, kültürel üretimin ekonomik değerini de ortaya koyuyor.

 

#ÜmitDoğan #TeşkilatınGizliKahramanı #CasuslukRomanı #DestekYayınları #KültürEkonomisi #TarihRomanı #OsmanlıDönemi #EdebiyatHaber #RomanTanıtımı #KitapEkonomisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Eklem Sıvısı Tükenmez, Kireçlenme ve Yıpranma Ağrıya Yol Açıyor

Halk arasında “dizimde sıvı bitmiş” olarak dile getirilen durumun doğru olmadığını belirten Özel Sağlık Hastanesi Fizik tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Arman Öztürk, eklem sıvılarının tükenmediğini söyledi.

Eklem sıvısının (sinovyal sıvı) temel görevinin eklemi beslemek ve adeta yağlayarak sürtünmeyi azaltmak olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Öztürk, “ Eklem sıvısı; doğduğumuzda içeriye bir kereliğine konmuş olan ve deposu bittiğinde artık tükenen bir şey değildir. Vücudumuz o sıvıyı üretmeye devam eder” diye konuştu.

Dr. Arman Öztürk

Dr. Arman Öztürk

ASIL SORUN KIKIRDAKTA

Hastaların şikayet ettiği durumun aslında farklı bir nedeni olduğuna dikkat çeken  Uzm. Dr. Arman Öztürk, şu bilgileri verdi: “Genellikle burada kastedilen şey sıvının miktarı değil; kalitesi ve kıkırdak yapının durumudur. Diz, kalça ya da omuz ekleminde kıkırdak yüzey zamanla inceldiğinde, eklem içinde hasarlanmış, yıpranmış alanlar arttığında, yani halk arasında “kireçlenme” dediğimiz süreç başladığında eklem yüzeyleri daha pürüzlü hâle gelir. Sürtünme artar, ağrı ortaya çıkar. İşte bu tablo çoğu zaman “sıvı bitmiş” şeklinde ifade edilir. Aslında problem çoğu vakada sıvının yokluğu değil; kıkırdağın, bağların, menisküsün ve kemiğin yıpranmasıdır”

HASTALIĞIN TEDAVİSİ MÜMKÜN

Hastalığın uzman doktor gözetiminde tedavi edilebildiği dile getiren Dr. Arman Öztürk, şöyle devam etti: “Çoğu hasta, sıvı bittiyse artık yapılacak bir şey yok diye düşünüyor. Tedavide kilo kontrolü, kas güçlendirme, doğru egzersiz, yüklenme düzenlemesi, gerektiğinde enjeksiyon tedavileri, etkilenmişse psikolojinin yönetimi ve bazı hastalarda ise cerrahi müdahale seçenekleri bulunuyor. Bu durum birçok insanın başına gelebilecek bir süreçtir; ancak diz tamamen “sıfır” hâline dönmese de doğru planlanmış, kişiye özel tedaviler ile ağrısız, kaliteli ve aktif bir hayat sürmek birçok hastada mümkündür. Belki de artık “Dizlerinin sıvısı bitmiş” demek yerine “Dizlerinin bakım zamanı gelmiş.” cümlesini kullanmak daha doğru olur”

 

#DizSağlığı #EklemSıvısı #Kireçlenme #FizikTedavi #Ortopedi #SağlıklıYaşam #DizAğrısı #EklemTedavisi #Rehabilitasyon #AktifYaşam  #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Çocuklarda Bacak Boyu Farkı: Erken Tanı Hayati Önem Taşıyor

Çocukların sağlıklı büyümesi denildiğinde çoğu zaman boy ve kilo gelişimi ön plana çıkıyor. Ancak uzmanlar, iskelet sisteminin gelişiminin de en az bunlar kadar yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Çocukluk çağında fark edilmeyen bacak boyu eşitsizliği, ilerleyen yıllarda omurga ve eklem sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.

Central Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Can Yapıcı, bacak boyları arasındaki uzunluk farkının erken dönemde tespit edilmemesi halinde ciddi ortopedik problemlere neden olabileceğini belirterek, “Tedavi edilmeyen bacak boyu eşitsizliği zamanla omurgada eğrilik, kalça ve diz eklemlerinde erken kireçlenme ile kronik ağrılara yol açabilir” diyor.

Central Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Can Yapıcı’ya göre toplumda en yaygın yanlış inanışlardan biri, bu sorunun çocuk büyüdükçe kendiliğinden düzeleceğini düşünmek. Oysa özellikle büyüme plaklarının zarar görmesine bağlı gelişen eşitsizliklerde, çocuk büyüdükçe fark daha da belirgin hale geliyor.

Op. Dr. Can Yapıcı

Op. Dr. Can Yapıcı

Hangi belirtiler uyarıcı olmalı?

İki bacak arasındaki ölçülebilir uzunluk farkı olarak tanımlanan bacak boyu eşitsizliği, hafif düzeylerde çoğu zaman belirti vermeyebiliyor. Ancak fark arttıkça bazı işaretler ortaya çıkıyor.

Op. Dr. Can Yapıcı’ya göre şu belirtiler dikkate alınmalı:

  • Yürürken aksama veya topallama
  • Sürekli aynı bacağa ağırlık verme
  • Ayakkabı tabanlarının farklı şekillerde aşınması
  • Omuz ve kalça seviyelerinde belirgin asimetri
  • Duruş bozuklukları

Dünya genelinde her 100 çocuğun yaklaşık 3 ila 5’inde klinik olarak önemli kabul edilen bacak boyu farkı görülebiliyor. Bu çocuklarda zamanında tedavi uygulanmadığında kalıcı sağlık sorunları gelişebiliyor.

Neden ortaya çıkıyor?

Bacak boyu eşitsizliği doğuştan gelebileceği gibi sonradan da gelişebiliyor.

Çocukluk döneminde yaşanan ve büyüme plağını etkileyen kemik kırıkları, enfeksiyonlar ve gelişimsel kalça displazisi en sık nedenler arasında yer alıyor. Ayrıca bazı çocuklarda doğumsal uzuv gelişim eksiklikleri görülebiliyor. Bazı genetik ve sendromik hastalıklarda ise vücudun bir tarafı diğerine göre daha fazla büyüyebiliyor.

Daha nadir olarak kemik tümörleri ve çocukluk çağı romatizması da büyüme dengesini bozarak bacak boyu eşitsizliğine neden olabiliyor.

Hafif vakalarda ameliyatsız çözümler tercih ediliyor

Her bacak boyu farkı cerrahi müdahale gerektirmiyor. Özellikle 2 santimetrenin altında kalan eşitsizliklerde konservatif tedavi yöntemleri ön plana çıkıyor.

Kişiye özel tabanlıklar

Ayakkabı içine yerleştirilen özel tabanlıklar, kısa olan bacağı destekleyerek kalça ve omurga dengesinin korunmasına yardımcı oluyor. Böylece omurganın eğrilmesi önlenirken eklemlere binen yük de dengeleniyor.

Ayakkabı yükseltmeleri

Tabanlıkla düzeltilemeyecek ancak ameliyat gerektirmeyen durumlarda ayakkabı tabanına eklenen yükselticiler sayesinde iki bacak arasındaki fark azaltılabiliyor.

Büyük farklarda cerrahi yöntemler devreye giriyor

Uzmanlar, erişkin döneme kadar farkın 2-2,5 santimetrenin üzerine çıkmasının beklendiği çocuklarda cerrahi seçeneklerin değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Günümüzde uygulanan yöntemlerin temel amacı, vücudun kendi kemiğini üretmesini sağlayarak uzunluk farkını gidermek.

Dıştan uygulanan sistemler

Eksternal fiksatör adı verilen metal çerçeveler kemiklere özel teller ve vidalarla sabitleniyor. Bu yöntem özellikle kemik kısalığıyla birlikte eğrilik bulunan vakalarda tercih ediliyor.

Manyetik uzatma teknolojisi

Kemik içine yerleştirilen ve dışarıdan görünmeyen manyetik çiviler sayesinde uzatma işlemi kontrollü şekilde gerçekleştirilebiliyor. Daha düşük enfeksiyon riski ve estetik avantajları nedeniyle son yıllarda sık tercih edilen yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor.

Kombine uygulamalar

İçten çivi ve dıştan fiksatörün birlikte kullanıldığı tekniklerde, dış cihazın kullanım süresi azaltılarak çocuğun konforu artırılabiliyor.

Büyüme hızının kontrol edilmesi

Epifizyodez adı verilen yöntemde ise uzun olan bacağın büyüme hızı kontrollü şekilde yavaşlatılıyor. Böylece kısa olan bacağın zaman içinde diğer bacağa yetişmesi hedefleniyor. Op. Dr. Can Yapıcı, çocukların büyüme döneminde düzenli ortopedik kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, erken tanının hem tedavi başarısını artırdığını hem de ileride oluşabilecek kalıcı iskelet sistemi sorunlarını önleyebildiğini vurguluyor.

Uykusuzluk çocuklarda da sık görülüyor!

“Gece boyunca dönüp duruyorum”, “Sabah kalkınca sanki hiç uyumamış gibi oluyorum”, “Başımı yastığa koyuyorum ama saatlerce uyuyamıyorum” diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, uykusuzluğun sadece stres ya da yoğun tempodan kaynaklanmadığını, burun ve boğazdaki bazı sorunların da gece boyunca nefes almayı zorlaştırarak kaliteli uykuyu engelleyebildiğini söylüyor. Uykusuzluk sorununun sadece yetişkinlerle sınırlı kalmadığını, son yıllarda çocuklarda da sık karşılaşıldığını belirten Prof. Dr. Tatlıpınar, uykusuzluğun altında yatan sinsi nedenleri ve sağlıklı bir uyku için 5 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Modern yaşamın getirdiği stres, kaygı ve özellikle gece geç saatlere kadar süren ekran kullanımı, son yıllarda uyku sorunu yaşayanların sayısını artırıyor. Birçok kişi uykusuzluğu stres ve zihinsel yorgunlukla ilişkilendiriyor ancak çoğu zaman gözden kaçan başka bir neden daha var: Burun ve boğaz hastalıkları. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar; “Özellikle ‘sabah yorgun uyanıyorum’, ‘gece sık sık uyanıyorum’ ya da ‘sanki hiç uyumamış gibiyim’ diyenlerin, mutlaka kulak, burun ve boğaz hastalıkları uzmanına başvurmasında fayda var. Çünkü horlama, burun tıkanıklığı, geniz eti, bademcik büyümesi ve uyku sırasında nefesin durması gibi kulak, burun ve boğaz kaynaklı sorunlar, gece boyunca kaliteli uykuyu engelleyebiliyor.”

Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar

Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar

Sinsi tehlike ‘uyku apnesi’ne dikkat!

Özellikle uykuda nefesin kısa süreli durduğu ‘uyku apnesi’ durumunda kişinin gece boyunca defalarca nefessiz kalabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Tatlıpınar, “Bu durum çoğu zaman kişinin farkında olmadan gerçekleşiyor. Kişi gece boyunca sık sık uyanıyor, derin uykuya geçemiyor ve sabah büyük bir yorgunlukla güne başlıyor. Gün içinde uyuklama, dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve odaklanma sorunları görülebiliyor” diyor. Burun eğriliği, geniz eti ve bademcik büyümesi, alerjiye bağlı burun tıkanıklığı, damak ve küçük dil sarkması gibi sorunların hava yolunu daraltarak uyku sırasında nefes almayı zorlaştırabildiğini belirten Prof. Dr. Tatlıpınar, tedavi edilmeyen uyku apnesinin uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor. Prof. Dr. Tatlıpınar, yapılan araştırmalara göre uyku apnesinin, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, diyabet, depresyon ve felç riskini de artırabildiğini söylüyor.

Çocuklarda da görülebiliyor

Uyku sırasında nefes alma problemleri, geniz eti ve bademcik büyümesi nedeniyle gece horlama, ağız açık uyuma ve huzursuz uyku sık görülebiliyor. Kaliteli uyuyamayan çocuklarda dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü, huzursuzluk ve büyüme-gelişme sorunları ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar “Özellikle geceleri horlayan ve ağzı açık uyuyan çocukların mutlaka değerlendirilmesi gerekir” diyor.

Gece uykusunu bozan alışkanlıklara dikkat!

Uykusuzluğun sadece sağlık sorunlarından değil, bazı yanlış alışkanlıklardan da kaynaklanabildiğini belirten Prof. Dr. Tatlıpınar sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle telefon, tablet ve TV gibi cihazların yarattığı ışık ve ekran maruziyeti melatonin üretimini baskılayarak hem uykuya dalışı hem de uykunun derinliğini bozar. Her gün farklı saatlerde yatmak ve kalkmak uyku ritmini olumsuz etkiler. Stres, gece çok aç ya da tok yatmak, ortamda gürültü olması, fazla sıcak ortam, yastık ve yatak problemleri sık uyanmalara neden olabilir. Kafein içeren kahve, çay, çikolata gibi ürünler, bazı ilaçlar uykuyu olumsuz etkiler. Gece tuvalete kalkmaya neden olan sağlık problemleri de uykunun bölünmesine neden olur.”

Uykusuzluğa karşı 5 etkili önlem!

Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar sağlıklı, kaliteli ve yeterli uykunun hem ruhsal hem de fiziksel açıdan son derece önemli olduğunu vurgulayarak, uykusuzluğa karşı 5 etkili önlemi şöyle sıralıyor;

  • Sabah yorgun uyanıyor, gün içinde uyukluyorsanız mutlaka sağlık kontrolünüzü yaptırın.
  • Burun tıkanıklığı, ağız açık uyuma, geniz eti, bademcik ve burun eğriliği şikayetlerini önemseyin ve mutlaka tedavi olun.
  • Yatmadan önce telefon, tablet ve televizyon kullanımını azaltın.
  • Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmaya özen gösterin.
  • Akşam saatlerinde kahve, çay ve ağır yemek tüketiminden kaçının. 

 

 

#Uykusuzluk #UykuSorunları #UykuApnesi #BurunBoğazSağlığı #ÇocuklardaUykusuzluk #UykuKalitesi #SağlıklıUyku #KBB #UykuBozukluğu #UykuTedavisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Candela Concert Exclusive: Pera’dan Yankılanan Şarkılar İstanbul’da

Binlerce mum ışığının büyüleyici atmosferinde sahne sanatlarını buluşturan Candela Concert, “Exclusive” serisi kapsamında 31 Mayıs Pazar günü Beyoğlu Kastel Candela Sahnesi’nde unutulmaz bir geceye imza atıyor. Türkiye’nin güçlü vokallerinden Güvenç Dağüstün ve piyanist Dengin Ceyhan, “Pera’dan Yankılanan Şarkılar” repertuarıyla İstanbullu sanatseverleri nostaljik bir müzik yolculuğuna çıkaracak.

Klasik eserlerin çağdaş sahne tasarımıyla yeniden yorumlanacağı bu özel konser, mum ışığının dinginliğiyle birleşerek izleyicilere masalsı bir atmosfer sunacak. Etkinlik biletleri Bubilet üzerinden satışta.

 

#CandelaConcert #ExclusiveSeries #PeraŞarkıları #GüvençDağüstün #DenginCeyhan #İstanbulKonser #Beyoğlu #MumIşığıKonser #Sanat #Müzik #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity