Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Çölyak hakkında bilinmeyenler

Çölyak hakkında bilinmeyenler

Bebeklik çağından yaşlılığa kadar her dönemde ortaya çıkabilen çölyak hastalığı, belirtileri ve yol açtığı rahatsızlıklar nedeniyle “binbir surat” olarak bilinir. Buğday, arpa, yulaf ve çavdarda bulunan glüten maddesi, genetik yatkınlığı olan kişilerde ince bağırsaklarda tahribata neden oluyor. Hastalığın en etkin tedavisi ise glütenden uzak durmak. Acıbadem Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Gastroentroloji Uzmanı Prof. Dr. Şafak Kızıltaş, migren, depresyon, kemik erimesi, infertilite, huzursuz bağırsak sendromu gibi birçok hastalığın temelinde yatan çölyak hakkında doğru bilenen yanlışları anlattı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Şafak Kızıltaş

Çölyak modern çağın hastalığıdır!

Hayır, aksine kökeni milattan öncesine dayanan bir hastalıktır. Dünyanın en yaygın genetik hastalığı olan çölyak, ince bağırsağı ve birçok organı tutan, bağışıklık sistemini etkileyen bir hastalık. Eski Yunancada karın anlamına gelen “coeliaca” kelimesinden adını alan hastalığın izlerine M.Ö. 1. yüzyılda bile rastlanıyor. Arkeolojik kalıntılar insanoğlunun Mezopotamya’daki ilk ıslah edilmiş buğdayla beslenmeye başladığından itibaren bu hastalığa yakalandığına gösteriyor. İlk tanı ise 1888’de İngiliz patolog Samuel Gee’nin hastalığın histolojik bulgularını ince bağırsak biyopsilerinde göstermesiyle konuldu. Hastalığa yol açan etken maddenin buğdaydaki glüten olduğu da 1950’lerde kesinleşti.

Yaygın bir hastalık değildir!

Aksine, dünyada en yaygın görülen hastalığıdır. Hastalığın tanımlandığı ilk yılarda görülme sıklığının 4 bin ila 5 bin kişide bir olduğu düşünüldüğünü belirten Gastroentroloji Uzmanı Prof. Dr. Şafak Kızıltaş “Oysa bugün yapılan çalışmalar, birçok toplumda ve ülkemizde çölyak hastalığının her 100 kişiden birinde gözlendiğini ortaya koyuyor. Bu oran Kuzey Avrupa’da 60-70 kişide bire, Batı Avrupa’da da yüzde 5-6’ya çıkıyor. Tanımlanan hastaların sayısına bakıldığında, bunun buzdağının su üstündeki bölümü olduğu benzetmesi yapılabilir. Saptanamayan hastaların çok daha büyük bir kitle olduğu düşünülüyor” diyor.

Çölyak, genetik bir hastalık değildir!

Hayır! Bu hastalık genetik geçişlidir. Çölyak, tek yumurta ikizlerinden birinde varsa diğerinde de yüzde 75 oranında görülüyor. Birinci derece akrabalarda yüzde 20, ikinci derece akrabalarda da yüzde 5 oranında rastlanıyor.

Çocuklukta ortaya çıkar!

Bu hastalığın ortaya çıkış bulguları çok farklı olabilir. Süt çocukluğu, oyun çocukluğu gibi erken dönemlerde ortaya çıkabildiği gibi, 70 ve 80 yaşlarda tanımlanabilen geç olgular da bulunmaktadır. Yani çölyak, her yaşta görülebilen bir hastalıktır.

Tek belirtisi şişlik ve karın ağrısıdır

Çölyak’ın birçok belirtisi vardır. Klasik bulguları karın ağrısı, ishal, kansızlık, kilo alamama, boy kısalığı, fiziksel ve ruhsal gelişme geriliği, diş minesinde sorunlar ve kemik erimesidir.

Çölyak yalnızca sindirim sisteminde hastalık yapar

Aksine, çölyak tüm vücut sistemlerinde çeşitli hastalıklara neden olabilir. Kadınlarda adet düzensizliği, kısırlık, hamilelikte sık düşükler çölyaktan kaynaklanabildiğini belirten Gastroentroloji Uzmanı Prof. Dr. Şafak Kızıltaş, çok farklı hastalıklara yol açabileceğini vurgulayarak şu bilgileri veriyor: “Çölyak, karaciğer fonksiyonlarında sorun, kalp kası bozukluğu, D ve B grubu vitamin eksikliği, folik asit eksikliği, dermatit, ağızda aft, ülser, nörolojik bozukluklar, depresyon, böbrek ve eklem hastalıklar gibi farklı sorunlara neden olabilir.”

Huzursuz bağırsak sendromunun nedeni çölyaktır

Huzursuz bağırsak sendromu, farklı bir hastalıktır. Ancak Çölyak görülme sıklığının, dispepsi (karında ağrı, gerginlik, erken doyma, iştahsızlık, bulantı, geğirme) ve huzursuz bağırsak sendromu sorunu olan hastalarda yüzde 2-3 ‘e çıktığı bilinmektedir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Glüteni azaltmak çölyakı tedavi eder

Bir çay kaşığının sekizde biri kadar un tüketilmesi halinde bile, alınan glüten hastalığı tetikliyor. Mekanizma şöyledir: Yiyeceklerin bağırsaklardaki emilimi sırasında vücudun savunma mekanizması glütene karşı savaş açar ve antikorların ince bağırsaktaki fırçamsı yüzeye saldırmasıyla bağırsak duvarında hasar olur. Bu hasar nedeniyle besin maddeleri emilmeden sindirim sistemi yoluyla atılır. Glütenli besinlerin az tüketilmesi sorunu bir parça hafifletse de tedavi etmez. Çölyak hastaları bu sorunla karşılaşmamak için içinde hiç glüten barındırmayan yiyecekler yemelidir.

Tanı için kan tetkiki yaptırmak yeterlidir!

Yalnızca kan tetkiki yeterli değldir. Tanı için en önemli yöntem, hekimin muayenesi, hastanın öyküsünün iyi dinlenmesi ve hekim farkındalığıdır. Kan tetkiklerinde çölyak antikorlarına bakılldığını belirten Gastroentroloji Uzmanı Prof. Dr. Şafak Kızıltaş çölyak antikorlarının (Anti-EMA IgA, Anti-ttg IgA ) pozitifliği oranı hastalıkta yüksek olduğuna dikkat çekerek ince bağırsak biyopsilerinin alınması gerektiğini belirtiyor.

Bazen ince barsak biyopsileri de yeterli gelmeyebilir. Bu gibi durumlarda doku tipi tayininin yapılması ( HLA DQ2-HLA DQ8 ) önerilmektedir. Çölyak hastalarının yüde 95’inde bu doku tipleri pozitiftir, bu nedenle Çölyak hastalığının olup olmadığını göstermede önemli rol oynar.

Glüten içeren yiyeceklerden uzak durmak yeterlidir

Çölyak’ın tedavisinde en etkin yöntem, glüten içeren yiyecekleri yememek olsa da, yine glüten içeren temizlik ve kozmetik ürünlerinden de uzak durulması gerekir.

Glütensiz yiyecek diyetine zaman zaman ara verilebilir

Bu hastalığın tedavisinde en önemli adım, glüten tüketimine son verilmesidir. Üstelik bu diyet, hiç ara verilmeden ömür boyu sürdürülmesi gerekir. Diyetine özen gösteren kişilerin ince bağırsağında 6-12 haftada düzelme başlar. Bir yılın sonunda da hastaların yüzde 70’inde tam iyileşme sağlanır. Bir yılda düzelmeyen hastalarda bağışıklık sistemini baskılayan bazı ilaçlar kullanılır.

Obezite Cerrahisi birçok hastalığı önlüyor

Obezite Cerrahisi birçok hastalığı önlüyor

Kayseri Kızılay Hastanesi kendi çabasıyla kilo vermeyi başaramayan kişilerde fazla kilo sorununa birçok ikincil hastalık eşlik edebileceği için “Obezite Cerrahisi” tedavisini uygulamaya aldı. Bu tedavi yöntemi ile artık hastalar birçok sağlık sorunundan rahatlıkla kurtulabilecek.

Modern çağın en önemli hastalıklarından biri Obezite. Vücutta oluşturduğu problemlerin yanı sıra akut veya kronik birçok ölümcül hastalık türünün oluşması sebebiyle ciddi bir sağlık problemi oluşturmakta. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de her 3 kişiden birinin obez olduğu ortaya çıkarıldı.

Genel olarak kişinin harcadığından daha çok kalori alması sonucu vücutta aşırı yağ birikimi olarak tanımlanabilen obezite tedavisi için Kayseri Kızılay Hastanesi “Obezite Cerrahisi” tedavisine başladı.

Obezite cerrahisi kimler için uygundur

Kayseri Kızılay Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Muhammed Sinan Aydın, obezite cerrahisi tedavisi hakkında bilgi verdi.

Cerrahi işlem öncesinde diğer tüm tedavi yöntemlerini uygulamış ancak başarılı olamamış kişiler için bu tedavi yönteminin uygulanabileceğini belirten Uzm. Dr. Muhammed Sinan Aydın, “Hasta cerrahi işlem görmeden önce tüm ilgili birimlerle değerlendirilmelidir ve anestezi açısından ameliyata elverişli olmalıdır.   Hasta seçimi vücut kitle indeksine göre yapılır. Vücut kitle indeksi 40 üzerinde ise hastaya operasyon yapılabilir. 35 ile 40 arasında ise hipertansiyon Tip 2 diyabet, uyku apne sendromu, trigliserit yüksekliği kalp hastalığı, sendromu, karaciğer yağlanması gibi ek bir rahatsızlığı yoksa uygulanabilir” diye konuştu.

Obezite Cerrahi Tedavisi Sağlıklı ve mutlu bir yaşam için önemlidir

Uzm. Dr. Aydın, Obez kişilerin hayat kalitesinin belirgin olarak düşmekte olduğunu hatırlatarak bu hastalığın başta kalp-damar, diyabet, kolesterol yüksekliği, hipertansiyon ve iskelet sistemi problemleri başta olmak üzere çok çeşitli sağlık sorunlarına neden olabileceği uyarısında bulundu. Kayseri Kızılay Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Muhammed Sinan Aydın “Bu nedenle obezite’nin giderilmesi sağlıklı ve mutlu bir yaşam için önemlidir” diye konuştu.(BDS)

Kayseri Kızılay Hastanesi, Türk Kızılay’ın bir iştiraki olup, Kızılay Sağlık Grubunun işlettiği hastane ve tıp merkezlerinden biridir.

Doğuş’un özlenen şarkıları bir albümde buluşacak

Doğuş’un özlenen şarkıları bir albümde buluşacak

Ünlü şarkıcı Doğuş, yeni yılı Kıbrıs Colony Hotel’de sahnede kutladı. Azeri eşi Xosqedem Hidayetqizi ile çocukları Arda ve Arın da ünlü şarkıcıyı yalnız bırakmadı.

Doğuş, “Biz böyle önemli günlerde hep ailecek oluruz. Yeni yıl inşallah geçtiğimiz yıldan daha hayırlı bir yıl olur” dedi.

Basın mensuplarının “Yeni bir projeniz var mı?” sorusuna ünlü şarkıcı, “Evet, yakın zamanda Best Of albümü çıkartmayı planlıyorum. Çalışmalara başladık. Birçok sanatçı ile görüşme halindeyiz” cevabını verdi.

“UZUN SÜREDİR HAYALİMDİ”

Yardımseverliliği ile bilinen Xosqedem Hidayetqizi, Afrika’da başlattığı akıllı köy projesi hakkında, “Orada kuyular kazılacak. Enerji, elektrik, yollar yapmak uzun süredir hayalimdi. Kendi ülkemde de 12 yıldır bu tür projeler ile uğraşıyorum” şeklinde konuştu.

“Moda ve Sinemanın yükselen iş birliği Türkiye ekonomisine katkı sağlıyor”

“Moda ve Sinemanın yükselen iş birliği Türkiye ekonomisine katkı sağlıyor”

 Türk dizilerinde kıyafet tasarımları ile Ortadoğu pazarında bende varım diyen Zeynep Ateş,  moda dünyasında hızlı ve emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Tüm hayatını iki oğlu ve işine adayan güzel modacı ile iş ve özel hayatı hakkında sohbet ettik.

Zeynep Ateş

 Zeynep Ateş moda dünyasına girişinden bahseder misin?

9 Eylül Üniversitesi Moda Tasarım bölümünde okuduğum sırada Necati Ateş ile tanışmış kısa bir flörtün ardında evlenmiştim. Evlilik, çocuklar derken gönül verdiğim okuluma yıllar sonra döndüm ve eğitimimi tamamladım. Sonrasında La Caelle Academi eğitime devam ettim.  Artık tamamım deyince Nişantaşı’nda ilk mağazam Stella By Zeynep Ateş’i açtım. Moda serüvenim böyle başladı ve devam ediyor.

Zeynep Ateş

Türk modasını nasıl buluyorsun. Hak ettiği değeri görüyor mu?

Tekstil konusunda çok önemli bir konumdayız.  Tüm dünyada Türk tekstili söz sahibi. Moda da ise markalaşma yolunda çok yol kat ettik.  Bence, Türk modası altın çağını yaşıyor. Hem marklarımız hem de modacılarımız tüm dünyada çok itibar görüyor.  Moda haftalarında yer alıyor ve dünyaca ünlü starları giydiren modacılarımız var. Kendimiz artık daha doğru ifade edebiliyoruz.  Ve bu beni çok mutlu ediyor.

Zeynep Ateş

Moda dünyasının zorlukları nedir?  

Yeni bir marka oluşturmak çok zor ve meşakkatli.  Tabi bende ilk başladığımda birçok defa karamsarlığa kapıldım.  Ama benim beynimde havlu atma çipim yok. Bir işe başladıysam durabilirim, yavaşlata bilirim ama asla pes etmem. Yaptığım işe ve kendime güveniyorum. Ancak şöyle de bir gerçek var; “Dünyanın en güzel ürününü yapabilirsiniz ama pazarlayamazsanız bir anlamı yok”.. Çok doğru bulduğum bir söz. Bizde de problem bu… Çok iyi fason ürünler yapıyor, ciddi emek veriyor ama markalaşma konusunda aynı enerjiyi sarf etmiyoruz.  Pazarlama konusunda biraz daha çaba göstermeye ihtiyacımız var.

Zeynep Ateş

Markanızı Türkiye’de ve dünyada nerelerde görebiliriz?

Türkiye’de Nişantaşı ve Çeşme mağazalarımızın haricinde büyük marka mağazalarda corner olarak ürünlerimizi görme şansınız var. Yurtdışında yine büyük mağazalarda corner olarak yer alıyoruz. Pandemi ile öne çıkan e- ticaret tarafında da varız. Web sitemiz ile tüm dünyada görünürlüğümüz ve hizmetim erişimimiz var. . Koronavirüs sonrası e-ticaret bizde de cironun büyük bölümünü oluşturmaya başladı. Mağazalaşmak yerinde e-ticarete daha çok yatırım yaptık. Londra,  Amsterdam ağırlıklı olarak Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde varız. Birde Uzakdoğu ve Ortadoğu’da tasarımlarımız çok ilgi görüyor.

Bir özeliğimizi daha söyleyelim. Bizde kıyafetler belirli sayıdadır. Ne Haute Couture gibi kişiye özel, ne de fabrikasyon gibi aynı modelden çok sayıda ürün yok. Şöyle açıklayayım; bizim tasarımlarımızla pişti olma şansınızın yüzde oranı çok düşük.

Zeynep Ateş

Son çıkan haberlerde Ortadoğu’da tanımanıza Türk dizi filmlerinin büyük etkisi olmuş. Doğru mu?

Evet doğru. Sinema ve dizi filmlerin hayatımıza fark etsek de etmemekte ciddi katma değer etkisi oluyor. Türk dizileri tüm dünyada talep görmeye başladı. Fark etmeden yaşam biçimimizi, kültürümüzü ve modamızı dizi filmler sayesinde ihraç etmeye başladık.

Her tasarımcı ve modacı gibi ilk pazar olarak Avrupa’yı seçtim ve orada var olmak için çaba sarf ettim.  Her modacının rüyasıdır Avrupa’da söz sahibi olmak. Onaylanmış gibi hissediyorsunuz. Benim Ortadoğu pazarına girmemde dizi filmlere verdiğim kıyafetler vesilesi ile oldu. Katar’da bir girişimci bizimle iletişime geçti ve tasarımlarımızı Katar ve BAE’de pazarlamak istediklerini söyledi.  Bize nasıl ulaştınız dediğimizde dizi filmler olduğunu söyledi. Ortadoğu pazarı hikayemiz de bu şeklide başladı.

Zeynep Ateş

Yeni tasarımlar ya da yeni projeler var mı?

Yapmak istediğim çok şey var. İnşallah bunların hepsini hayata geçiririm. Yeni bir teklif geldi. Markayı paylaşmayalım çünkü daha çalışmalar devam ediyor. Hem Türkiye’de hem de dünyanın farklı bölgelerinde mağazaları olan yerli bir markamıza kapsül koleksiyon hazırlığı içindeyiz. Koleksiyon hazır olunca marka sizlerle mutlaka bunu paylaşacaktır.

Zeynep Ateş

Sevgililer Gününe özel bir koleksiyonu yoldaymış. Doğru mu? 

Moda dünyası kış-yaz derken ara mevsimlerde de bile koleksiyon hazırlıyor. Tüm yılı yoğun çalışarak geçiriyoruz. Dedim ki; sevgililer gününe özel bir koleksiyon hazırlasam nasıl olur diye düşünerek yola çıktık. Tam bilmiyorum ama belki de dünyada ilk defa Sevgililer Günü koleksiyonu hazırlayan tasarımcı ben olabilirim…

374 okulla rekora imza attı

374 okulla rekora imza attı

Ağaoğlu Şirketler Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu 374 okul yaptırarak kıralamıyacak rekora imza attı.

Yaptığı sosyal yardımlar ile tanınan iş dünyasının sevilen ismi Ali Ağaoğlu, yaptırdığı okul, yurt ve cami gibi sosyal tesisler ile gündeme geldi. Ülkemizde ve ülke dışında yaşan felaketlere duyarsız kalmayarak yardım elini uzatan Ağaoğlu, eğitim konusunda çok hassas. 374 okul yaptırarak Milli Eğitim Bakanlığına devreden Ağaoğlu kıralamayacak bir rekora imza attı.

 Hatay’da Kenan Doğulu rüzgarı

 Hatay’da Kenan Doğulu rüzgarı

Hatay, 2022’yi harika bir konserle karşıladı. Türk pop müziğinin efsane ismi Kenan Doğulu, dillerden düşmeyen şarkılarını Expo 2021 alanında Hataylılar için seslendirdi.

Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen yeni yıl festivalinde Kenan Doğulu, muhteşem sahne performansı ve enerjisiyle Hataylılara uzun yıllar unutamayacakları bir gece yaşattı.

Soğuk havaya aldırış etmeden konser alanını dolduran binlerce Hataylı, hem Doğulu’nun şarkılarına eşlik etti hem de 2022’ye sımsıcak bir “merhaba” dedi.

Müzik hayatında sayısız başarının altına imza atan Kenan Doğulu, “Yaparım Bilirsin”, “Sımsıkı”, “Çakkıdı” gibi en sevilen şarkılarını bu kez Hataylılar için söyledi.

Saatler gece yarısını gösterdiğinde Expo Amfi Tiyatro’yu dolduran Hataylılar, Kenan Doğulu ile birlikte yeni yılı coşku içinde birlikte karşılamanın mutluluğunu yaşadı. Yeni yılın ilk dakikalarında sevenleriyle hep bir ağızdan “Tutamıyorum Zamanı” şarkısını seslendiren Doğulu; sağlık, mutluluk ve huzur dolu bir yeni yıl temennisinde bulundu.

Kenan Doğulu, Hatay’da olmaktan çok mutlu olduğunu, çok güzel ağırlandıklarını ve Hatay’dan çok güzel anılarla döneceklerini belirtti.

 

Avrupa Dalgıç Birliği, KONA Elektrik ile altı ay süren tur gerçekleşti

Avrupa Dalgıç Birliği, KONA Elektrik ile altı ay süren tur gerçekleşti

Hyundai ve Avrupa Dalgıç Birliği (DAN Europe), ortak bir sosyal sorumluluk projesi geliştirerek deniz kirliliğine dikkat çekti ve aynı zamanda gelecek nesillere daha temiz bir çevre bırakmak oldukça önemli adımlar attı. Kendini dalgıçların sağlığına ve güvenliğine adamış uluslararası bir tıp ve araştırma kuruluşu olan DAN Europe, kar amacı gütmeden faaliyetlerini sürdürüyor. Yakın bir zamanda ilk sürdürülebilir turunu tamamlayan kuruluş, kurumsal elçileri Alana Alvarez ve Manuel Bustelo ile 17 ülkedeki paydaşları ziyaret etti.

Okulda masum paylaşımlar bulaş riskini artırabiliyor!

Okulda masum paylaşımlar bulaş riskini artırabiliyor!

Yüzyılın salgın hastalığı Covid-19 nedeniyle olağanüstü günlerden geçtiğimiz bu süreçte, öğrencilerin sınıfta dikkat etmesi gereken kurallar da kritik önem taşıyor. Örneğin; kalemi ağıza götürmek, farkında olmadan elini yüzüne, gözüne sürmek, hatta arkadaşlarıyla yiyecek ya da okul araç gereçlerini masumane paylaşmak bile bulaş riskini artırabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, gerek pandemi sürecinde, gerekse bulaş riskinin daha da arttığı kış aylarında hastalıklardan korunmak için en etkili yolların başında pandemi kurallarına uymak ve kişisel eşyaları başkalarıyla paylaşmamak geldiğini söylüyor. Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, pandemi sürecinde Covid-19 riskine ve kış hastalıklarına karşı çocuklara mutlaka anlatılması gereken önlemlerle ilgili önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Elleri sık ve doğru yıkamak

Covid-19 enfeksiyonu, grip ve sarılık virüsleri, ishal, hepatitler, döküntülü hastalıklar ve bağırsak parazitleri en çok bulaş imkanını eller aracılığıyla buluyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, temiz görünen ellerde bile hastalık yapıcı binlerce mikroorganizma bulunabildiğini belirterek “Ellerin sık ve doğru şekilde yıkanması önemli hastalıklardan korunmada oldukça etkilidir. Çocuklarımıza el yıkama alışkanlığı kazandırmak, onları birçok enfeksiyondan korumada en önemli tedbir olacaktır. Yemeklerden önce ve sonra, tuvalet öncesi ve sonrası, hapşırma ve öksürme sonrası, okul servisinden inince, kedi, köpek ve diğer hayvanlarla temastan sonra, okuldan eve geldikten sonra ve maske çıkarılıp çöpe atıldıktan sonra eller mutlaka yıkanmalıdır” diyor.

Elleri yüze, ağıza ve gözlere sürmemek

Ellerin gün içerisinde çoğu zaman farkında olmadan yüze, gözlere ve ağıza sürüldüğüne, bunun da mikropların vücuda yayılabilmesine yol açtığına dikkat çeken Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur “Ellerin yüze, ağıza ve gözlere götürülmesinden kaçınılması çok önemlidir. Bugünlerde Covid-19 enfeksiyonunun yanı sıra gribal enfeksiyonlar, hepatitler, döküntülü hastalıklar ve parazit enfeksiyonlarına da çok sık rastlıyoruz” diyor.

 Maskeyi doğru bir şekilde takmak

Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, Covid-19 enfeksiyonu ve kış aylarında artış gösteren soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklardan korunmada doğru maske kullanımının en etkili yöntemlerden biri olduğunu vurguluyor. Maskenin sadece ağızı değil, burnu da kapatacak şekilde takılması, çıkarılırken kumaşa temas edilmemesi, sadece iplerinden tutularak çıkarılması ve hemen çöpe atılıp, ardından ellerin mutlaka yıkanması gerektiğini vurguluyor.

Maskeyi nemlendiyse değiştirmek

Maskenin hapşırma ve öksürük sonrası veya yağmurda ıslanması durumunda değiştirilmesinin  çok önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur “Maske ıslandığında filtreleme özelliğini kaybeder ve fayda yerine zararlı hale gelebilir. Kış mevsiminden dolayı gerek soğuk algınlığı gerekse havanın yağışlı olması sebebiyle maskenin kuru kalması daha zor. Maskenin etkin koruma sağlaması için kuru ve temiz olması önemlidir. Islak maske hemen değiştirilmeli, konuşma ve koşma sonrası hafif nemlenen maske 4 saat sonra değiştirilmelidir” diyor. Çocukların okulda gerektiği durumda yedek maskeye kolayca ulaşabilmesi, çantasında mutlaka yedek maske bulunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, her gün yeni bir maske takılmasının şart olduğunu, aynı maskenin kesinlikle ikinci gün takılmaması gerektiğini vurguluyor.

Okul araç-gereçlerini pandemi sürecinde paylaşmamak!

Pandemi sürecinde okulda çocuklar arasında yapılan silgi ve kalem gibi eşyalarla yiyecek paylaşımları bile içinde bulunduğumuz bu olağanüstü süreçte tehlikeyi artırabiliyor. Öksürme ve hapşırma ile bu eşyalara ve yiyeceklere bulaşan hastalık yapıcı mikroplar, eller aracılığıyla vücuda taşınıyor. Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, çocuklara paylaşma ve yardımlaşmanın mutlaka öğretilmesi gerektiğini, ancak yüzyılın salgın hastalığı olan ve hızla bulaş riski bulunan Covid-19 enfeksiyonu nedeniyle bir süre tedbir ve korunma amaçlı olarak bu paylaşımlara ara verilmesi gerektiğinin anlatılması gerektiğini söylüyor.

Yemeği konuşmadan yemek

Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, çocukların gerek oyunlarda, gerekse arkadaşlarıyla sohbetlerinde birbirlerine çok yaklaşmamaları, en azından bir kol boyu uzaklıkta durmaları, teneffüslerde koşturmamaları ve maskeyi açık hava haricinde çıkarmamaları gerektiğini belirtiyor. Yemekte de sohbet etmemek, mümkün olduğunca konuşmadan yemek yemek virüslerin solunum yoluyla bulaşmasını önlemede çok büyük rol oynuyor.

ÇABA DERNEĞİ’NDEN KEYİFLİ YILBAŞI YEMEĞİ

ÇABA DERNEĞİ’NDEN KEYİFLİ YILBAŞI YEMEĞİ
Kuruluşundan bu yana toplum ihtiyaçları doğrultusunda birçok yardım projesine imza atan ÇABA Derneği, geleneksel yılbaşı yemeğini Mövenpick Hotel İstanbul Bosphorus Roof’unda bulunan Da Vittorio Ristorante’de gerçekleştirdi.
Vakfın yönetim kurulu ve tüm gönüllülerinin bulunduğu organizasyon, akşam yemeğiyle başlayarak eğlenceli aktivitelerle devam etti.
Derneğin yılbaşı yemeğine Eda Kosif, Aslı Şen, İpek Başyazıcıoğlu, Özlem Zehebi, İpek Varol ve Ferhan Gözalan gibi cemiyet ve iş hayatından vakıf gönüllüleri katıldı.

Eğlence sektörüne hızlı bir giriş yaptı

Eğlence sektörüne hızlı bir giriş yaptı
İş insanı Volkan Reçber, turizm sektöründe çalışmalarını hızlandırdı. İlk adımda Bodrum’da gece kulübü açmaya hazırlanıyor. Ardından Çeşme ve İstanbul planları yer alıyor.
Türkiye’de gece hayatının kalbi olan Muğla Bodrum’da açılacak olan yeni gece kulübünün adının La Boom olacağı öğrenildi. Bodrum’un gözde eğlence sokağı Gümbet Barlar Sokağında olan La Boom, 2022 yaz sezonuna ünlü isimler ile hızlı bir giriş yapacak.
Bodrum Gümbet Barlar Sokağının ünlü işletmelerinden Posh Club’u satın alan iş adamı Volkan Reçber, mekanın konseptini ve adını değiştirerek La Boom adında yepyeni bir mekan hazırlıyor. Farklı konsepti ve şimdiden hazırlanan organizasyonları ile bu yaz adından sıkça söz ettirecek gibi görünüyor.
Sırada İstanbul ve Çeşme var
Bu sezon La Boom gece kulübü ile eğlence sektörüne hızlı bir giriş yapacak olan ünlü iş adamı Volkan Reçber’in hedefinde 2022 yaz sezonunun ardından İstanbul ve Çeşme gece hayatı olacaktır.
Gece Hayatı faaliyetlerinin yanı sıra otel ve sürpriz beach club projeleri de hazırlanıyor. Turizm sektöründe adından sıkça bahsetirecek olan iş adamı Volkan Reçber, Turizm yatırımlarının artarak ilerleyeceğini belirtti.