Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Deha Bilimlier’den babaya vefa

Deha Bilimlier, hayatını kaybeden babası Şevket Bilimlier’e duyduğu özlemi ve sevgiyi müzikle ölümsüzleştirdi. Sanatçı, babasının anısına hazırladığı “Babamın Şarkıları” adlı albümde, babasının uzun yolculuklarda en sevdiği dokuz şarkıyı yeniden yorumladı.

Şarkıcı, albümün ilk çıkış çalışması olarak daha önce Azer Bülbül’ün sesiyle hayat verdiği ve babasının da çok sevdiği “İlle de sen” isimli şarkıyı belirledi. “İlle de sen” isimli şarkıyı İstanbul’da kliplendirilen Deha Bilimlier, projesi için duygularını şu sözlerle dile getirdi:

“Babamla uzun yollar yaparken dinlediğimiz şarkılar, onunla olan en değerli anılarım arasında. Bu projeyi uzun zamandır hayal ediyordum ve şimdi onun anısına bunu gerçekleştirmiş olmanın tarifsiz bir huzurunu yaşıyorum. Babama olan özlemim hiç geçmedi. Bu şarkılarla onun anısını yaşatmak ve dinleyenlere de aynı duyguları hissettirmek istiyorum” dedi.

“Kulaklarım yüksek sese alışık” diyorsanız!

Modern çağın stresli, koşuşturmacalı ve kalabalık şehir ortamında hangi yöne baksanız çevrenizde kulaklıkla müzik dinleyen, seslendiğinizde ne dediğinizi duymak için kulaklıklarını çıkaran ya da trafikte ambulans sirenini bile duymayacak ölçüde müziğin sesini açanlara rastlayabiliyorsunuz. Ancak dikkat! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz “Yüksek sese maruz kalma işitme kaybının en sık nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Yüksek sesle müzik dinlemek özellikle de kulaklıkla yüksek sese maruz kalmak kulak sağlığına çok ciddi zararlar verebiliyor. Kulak zarına basınç uygulayarak zarın yırtılmasına hatta tüylü hücrelerin zarar görmesiyle geri dönüşü olmayan işitme kaybına yol açabiliyor” diyor. ‘Kulaklarım yüksek sese alışık’ söyleminin sağlıklı olmadığını belirten Prof. Dr. Öz, ne yazık ki toplumumuzda bu farkındalığın henüz yeterince oluşmamış olduğunu söylüyor. Yüksek sesle müzik dinlemenin yanı sıra kulak sağlığını ciddi şekilde tehdit eden ve günümüzde yaygın olan başka hatalı alışkanlıklar da olduğunu belirten KBB Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz, kaçınılması gereken o hataları ve alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Ferhan Öz

Prof. Dr. Ferhan Öz

Müziği yüksek sesle dinlemeyin!

Kış aylarında yaygınlaşan üst solunum yolu enfeksiyonlarından alerjiye bağlı burun tıkanıklıklarına, kulak çubuğu kullanmaktan yoğun kafein tüketimine dek birçok etken kulak sağlığımızı tehdit edebiliyor. Ancak özellikle son yıllarda teknolojinin gelişmesi ve kablosuz kulaklıkların yaygınlaşmasının da etkisiyle çoğunlukla yeni nesil gençlerde görülen kulaklıkla ve yüksek sesle müzik dinleme alışkanlığı da çok ciddi tehlikelere yol açabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz “İşitme kaybı sinsi şekilde, uzun yıllar süresince oluşuyor. Yavaş, ilerleyici ve ağrısız olduğu için fark edilemeyebiliyor. Eğer kulaklarınızın yüksek sese alıştığını düşünüyorsanız bu durum kulaklarınıza büyük olasılıkla zarar vermiştir ve hiçbir tedavi işitmenizi tamamen düzeltmez. Yüksek sesle müzik dinlemek, kulak zarına basınç uygulayarak zarın esnekliğinin bozulmasına veya zarın yırtılmasına neden olabiliyor. Ayrıca yüksek ses, iç kulağa ulaşarak buradaki tüylü hücrelere zarar veriyor ve bu da geri dönüşümü olmayacak şekilde işitme kaybına neden olabiliyor” diyor. Genel olarak 85 desibelin üzerindeki seslere uzun süre maruz kalındığında kalıcı işitme kaybı geliştiğini vurgulayan Prof. Dr. Öz sözlerine şu örnekle devam ediyor: “85 desibelden bir elektrikli süpürgenin çıkardığı sesi anlayabiliriz. Özellikle ses şiddetinin 100 desibelin (çimen biçme makinesi sesi) üzerine çıkması durumunda çok kısa sürede bile işitme kaybı gelişebiliyor. Bu nedenle özellikle müzik dinlerken ses şiddetini artırmamak, 60 desibelin üzerine çıkmamak gerekir. Örneğin; bir kütüphanede nasıl ki başkalarını rahatsız etmeyecek şekilde bir ses yüksekliğiyle konuşuyorsanız, dinlediğiniz müzik de o yükseklikte olmalıdır.”

Müzik dinlerken sık ara verin!

Müzik dinlerken ses şiddetini artırmamak kadar, bir saatten fazla aralıksız müzik dinlememenin de çok önemli olduğunu, bu nedenle müzik dinlerken sık ara verilmesi ve kulakların dinlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ferhan Öz diğer bir risk unsurunu ise şöyle anlatıyor: “Yüksek sesle müzik dinlemenin yanı sıra, özellikle gürültülü işyerlerinde uzun süre gürültüye maruz kalmak da iç kulağa ciddi zarar vermektedir. Bu nedenle gürültünün çok yüksek olduğu ortamlarda mümkünse iç kulağımızı korumak amacıyla kulak tıkacı kullanmaya özen göstermeliyiz.”

Kulak çubuğu kullananlar dikkat!

Kulaklarımızı tehdit eden önemli etkenlerden biri de, günümüzde kullanımı yaygın olan kulak çubukları! Dış kulak yolunu kulak çubuğu, kibrit ya da benzeri yabancı cisimlerle kaşımaya ya da temizlemeye çalışmanın dış kulak yoluna zarar verdiğini ve bunun sonucu olarak da dış kulak yolu enfeksiyonuna hatta kulak zarının yırtılmasına neden olabildiğini belirten KBB Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz “Travmaya bağlı kulak zarı yırtılmaları geçmişten bugüne aynı sıklıkta görülmeye devam ediyor. Kulaklarımızı kulak çubuğu ya da kibrit benzeri cisimlerle kaşımaktan ve temizlemeye çalışmaktan kaçınmalıyız” diyor.

Cerrahi tedavi gerekebiliyor!

Özellikle kış aylarında viral ya da bakteriyel üst solunum yolu enfeksiyonları ile alerjiye bağlı burun tıkanıklıklarının ödem oluşturarak orta kulak enfeksiyonuna, tedavide geç kalındığında ise kulak zarı yırtığına neden olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öz “Hastalarda kulak ağrısının ortaya çıkmasıyla birlikte antibiyotik kullanımına başlanılması hastalığın kısa sürede kontrol altına alınmasını sağlamakta ve komplikasyonları önlemektedir. Ancak orta kulak enfeksiyonları tedavi edilmediği taktirde kulak zarı yırtıkları kalıcı olur. Enfeksiyon kronikleşmişse ve uyguladığımız medikal tedavilere rağmen kulak zarı kendini onaramıyorsa cerrahi tedavi yapmak gerekebilir. Kulak zarı yırtığını; kıkırdak veya kişinin kendi vücudundan (örneğin; kulak arkasından) alacağımız bağ dokusu (fasya) ile mikroskobik veya endoskopik olarak tedavi edebiliyoruz” diyor.

İngiliz basınına özel Kars turu

Kış turizminin en yoğun zamanı olan sömestrden önce İngiliz basını “Kristal Kar” ile tanıştı. Kayak severlerin en popüler buluşma noktası haline gelen Duja Chalet, Sarıkamış ve Kars’ı Avrupa’da da tanıtmak için çalışmalarına başladı.

İngiliz basını Sarıkamış’ta

The Independent, Telegraph, Travel Weekly ve The Sun gibi İngiltere’nin önde gelen basın kuruluşlarının temsilcileri Duja Hotels ev sahipliğinde Sarıkamış’a düzenlenen geziye katıldı. Özellikle kış turizmi açısından çok önemli olan bu ziyaret sırasında basın mensupları Ani Ören Yeri, Peynir müzesi gibi bölgenin tarihi ve turistik noktalarını ziyaret ettiler. Çıldır gölünde atlı kızak ve Sarıkamış kayak pistini deneyimleyen basın mensupları 3 günlük programlarını tamamladı. Dünya’da sadece Alplerde bulunan kristal kar ve pistler, basın mensuplarının odak noktasındaydı.

Duja Hotels Satış ve Pazarlama Koordinatörü Volkan Gökay, sürdürülebilir Turizm’in en önemli parçası olan destinasyon pazarlamasının, büyüme stratejileri içinde büyük bir önem taşıdığını, İngiltere ile başlayan bu tanıtım faaliyetlerine diğer hedef bölgeleri için de devam ettireceklerini söyledi.

Sömester için özel hazırlıklar

Kars’ın en güzel lokasyonu Sarıkamış’ta yer alan Duja Chalet, lüks mimarisi ve sunduğu ayrıcalıklı dünyasıyla bambaşka bir konfor sunuyor. Dünyanın sayılı bölgelerinde bulunan kristal kar ve sarıçam ormanlarının büyüleyici manzarasında konumlanan, 25 km uzunluğa sahip 9 adet pist alanı ile unutulmayacak bir kayak deneyimi yaşayabilirsiniz. Kış boyunca çocuklar için kayak kampları ve kayak ile yeni tanışacak olanlar için ise temel kayak eğitimi almak mümkün. Otel İşletme Müdürü Serdar Gezgin, özellikle sömestr döneminde otellerin doluluk oranlarının %90 civarında olduğunu, tüm kayak severler ve kayak ile tanışmak isteyenler için, eğitim ve ekipmanlarını otelde temin edebileceklerini bildirdi.

2024 yılında 5.712 Rolls-Royce satıldı

Rolls-Royce 2024’te 5.712 adet araç teslim ederek tarihindeki üçüncü en yüksek satış miktarına ulaştı. Rolls-Royce’un Goodwood’daki Merkezi’ne 300 milyon £’den fazla yatırım yapılarak, Bespoke (Özel Üretim) ve Coachbuild (Özel Yapım) kapasitesi genişletildi. Avrupa Bölgesi rekor satış sağlarken, Spectre en çok talep edilen model oldu.

Rolls-Royce Motor Cars, Goodwood’daki üretim tesisini genişletmek için 300 milyon £’yi aşan bir yatırım yaptığını duyurdu. Markanın 2024 performansı, Bespoke (özel üretim) için tarihi bir yılı ve şirketin tarihindeki üçüncü en yüksek satış rekorunu işaret ederek, markanın en karmaşık, kişisel ve değerli el yapımı lüks ürünleriyle müşterilerine değer yaratma ve eşsiz bir müşteri deneyimi sunma konusundaki stratejisini doğruluyor.

Rolls-Royce, fabrikanın 1 Ocak 2003’te açılmasından bu yana yapılan tek seferlik en büyük yatırımı ile üretim tesisini tamamen bataryalı elektrikli araç (BEV) geleceğine geçiş için de hazır hale getiriyor.

Günde 28 araca kadar üretim yapılıyor

Goodwood’da ilk zamanlar yaklaşık 300 kişi istihdam edilirken günde sadece bir araç üretiliyordu. Son 20 yılda Goodwood üretim tesisi içsel olarak önemli değişiklikler geçirmiş olsa da, bina büyük ölçüde aynı kalırken, çalışan sayısı 8 kat arttı ve marka günde 28 araca kadar üretim yapmaya başladı.

Birçok yüksek beceri gerektiren üretim ve zanaat pozisyonları da dahil olmak üzere şu anda Goodwood’daki Rolls-Royce’un evinde 2500’den fazla kişi istihdam ediliyor. Rolls-Royce’un evini genişletme için planlama izni 2024’te verilirken, alan hazırlığı ve peyzaj çalışmaları devam ediyor.

Zeynep Yıldız “Toprağın Derinlerindeki Güç”

Dinozor Genç, Zeynep Yıldız imzalı Bilgeler Zamanı serisinin ikinci kitabı Toprağın Derinlerindeki Güç’ü okurlarla buluşturdu! Kültür, ekoloji ve tarihsel miras etrafında örülü Toprağın Derinlerindeki Güç – Bilgeler Zamanı II, insanlığın, dünyadaki yaşamın ve doğanın kıymetini bilmemesinin cezasını çekmek zorunda kalan genç kahramanların hikâyesini anlatıyor. Kendilerini Termessos’un zirvelerine uzanan ve antik çağlardan yankılanan bir mücadelenin içinde bulan gençler, her şeye rağmen geleceği kurtarmak için ellerinden geleni yaparak zorlu bir maceraya atılıyorlar.

Sefo ve Jako’dan düet

Rap müziğin sevilen iki ismi Sefo ve Jako yeni bir proje için tekrar bir araya geliyor.  2022 yılında yayınladıkları “Kördüğüm” düetiyle dinleyenlerden tam not almayı başaran ikili, yoğun geçen iki yılın devamında “Nar” ile müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Milyonlarca dinleyiciye ulaşan parçaları ve yakın arkadaşlıklarıyla dikkat çeken ikilinin yeni parçası “Nar”ın, söz ve müziği Sefo & Jako’ya aitken prodüktör koltuğunda ise Divxrse yer alıyor.

Mazhar Alanson’un yeni şarkısı dinleyicileriyle buluşuyor

Sözleri ve bestesi Mazhar Alanson’a ait olan “Biz Bu Yaşlarda Ağlarız” adlı şarkının düzenlemesini Ercan Saatçi yaptı. Mahzar Alanson’un yeni albümünde de yer alacak olan ‘Biz Bu Yaşlarda Ağlarız, 17 Ocak’ta Avrupa Müzik etiketi ile tüm dijital platformlarda yayımlanacak.

Lilia Hassaine “Aleni Yaşamlar”

Gazeteci, televizyon yorumcusu ve yazar Lilia Hassaine’ın sürükleyici distopik romanı Aleni Yaşamlar, Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı!

Aniden ortadan kaybolan bir ailenin izini süren eski bir polis komiserinin hikâyesini takip eden roman, toplumun yüzeydeki uyumunun altında yatan gizli şiddet, adaletsizlik ve bireysel özgürlüklerin kaybı gibi konuları merkezine alıyor. Hassaine’a Renaudot Liseliler Ödülü’nü kazandıran Aleni Yaşamlar, modern toplumun güvenlik ve mahremiyet dengesini sorgularken günümüz dünyasına ayna tutuyor.

Sevginizi göstermek hiç bu kadar kolay olmamıştı!

14 Şubat Sevgililer Günü yaklaşıyor. Bu özel gün için çiftler hediye telaşına girdi bile. Hediye denince akla ilk gelen marka olan Evidea, Sevgililer Günü’ne özel birbirinden farklı hediye seçenekleri sunarak, sevgisini göstermenin en iyi yolunu arayanların yine yanında oluyor. Ev aksesuarlarından loş ışıklandırmalara, mum setlerinden romantik sofralara uyacak tabaklara kadar hem fonksiyonel hem de anlamlı pek çok hediye alternatifinin yer aldığı Evidea’da, aşkınızı anlatacak ve sevdiklerinizi mutlu edecek hediyeleri bulmak çok kolay!

İltihaplı romatizma beklenmeyen belirtilerle ortaya çıkabilir!

İltihaplı romatizmanın tek bir hastalık olmadığını, 150 farklı türü bulunduğunu biliyor muydunuz? Hatta genellikle eklemlerde belirti göstermesine rağmen, bazı durumlarda hastanın hiçbir eklem şikayeti olmayabiliyor! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Romatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan  “İltihaplı romatizma sadece eklemleri etkilemekle kalmaz; gözlerde, ciltte, akciğerlerde ya da kalp ve kan damarları gibi birçok organ ve sistemde etkili olabilir. Bazen çok ilgisiz görünen bir belirti ile de kendini gösterebilir. Örneğin; ağızda aft, göz kuruluğu, tekrarlayan karın ağrıları, nedeni bulunamayan ateş vb bile bu hastalıkların belirtisi olabilir” diyor. İltihaplı romatizmanın tedavisinde beslenmenin, ilaçlar kadar önemli rol oynadığını vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan, hastalıkta fayda sağlayan besinler ile kaçınılması gereken besinleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi

Dr. Mehmet Karaarslan

İstirahatta bile geçmeyen ağrı!

Halk arasında ‘kireçlenme’ ya da ‘kemik erimesi’ olarak bilinen romatizmal hastalıklar ile karıştırılabilen iltihaplı romatizma hakkında toplumumuzda yeterince farkındalık bulunmuyor. Eklemlerde iltihaplanma, şişlik ve istirahat halinde bile geçmeyen ağrılara yol açan, sabahları kişinin yataktan kaskatı şekilde ya da vücudu tutulmuş halde kalkmasına neden olan iltihaplı romatizmanın, romatizmal hastalıklardan farklı olduğunu ve 150 türü bulunduğunu belirten Acıbadem Bakırköy Hastanesi Romatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan “İltihaplı romatizmanın temel nedeni; bağışıklık sisteminin farklı ve hatta aşırı çalışması sonucu vücudun kendi kendine zarar vermesidir. Bu hastalıklarda ailesel yatkınlık söz konusu olmakla birlikte sağlıksız beslenme, kilo fazlalığı ve sigara gibi çevresel faktörlerin hatta diş sağlığının bile etkisi vardır. Diş ve dişeti hastalıkları iltihaplı romatizmayı tetikleyici olabilmektedir” diyor.

İltihaplı romatizmanın görülme sıklığının hastalıktan hastalığa değişebildiğini, örneğin; ankilozan spondilit veya romatoid artrit gibi türlerinin göreceli olarak sık görülürken, Skleroderma veya sjögren hastalığının görülme sıklığının daha düşük olduğunu söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Karaarslan sözlerine şöyle devam ediyor: “Yine iltihaplı romatizma hastalıklarında sayılan Ailevi Akdeniz ateşi veya Behçet gibi özel bir grup romatolojik hastalık, ülkemizde oldukça sık görülüyor. İltihaplı romatizmada ağrı en sık görülen belirtidir. Özellikle istirahat ile kötüleşen ağrı bizim için önemli bir ipucudur. Hastalar çoğunlukla sabah ağrısından şikayet ederler. Buna sabah tutukluğu ve katılık da eşlik eder. İltihaplı romatizma bazen çok ilgisiz görünen bir belirti ile de kendini gösterebilir. Örneğin; ağızda aft, göz kuruluğu, tekrarlayan karın ağrıları, nedeni bulunamayan ateş vb bile bu hastalıkların belirtisi olabilir.”

Beslenme kritik önem taşıyor!

İltihaplı romatizmanın tedavisinde beslenmenin ilaç kadar önemli bir rol oynadığını vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan; bazı besinlerin vücuttaki iltihabı artırabildiğini, bazılarının ise iltihabın azalmasına yardımcı olabildiğini söylüyor. Romatolojik hastalıklarda iltihabı azaltmanın, ağrıyı hafifletmek ve eklem hasarını önlemek için çok önemli olduğunu belirten Karaarslan “Beslenme, sinir sistemini etkileyerek ağrıyı azaltabilir. Özellikle omega-3 yağ asitleri, ağrı kesici etkisiyle bilinir. Doğru beslenme, bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalığın ilerlemesini de yavaşlatabilir. Ancak her romatolojik hastalığın beslenme gereksinimlerinin fırklı olabildiğini belirten Mehmet Karaarslan, bu nedenle Beslenme ve Diyet Uzmanı ile çalışarak kişiye özel bir beslenme planı oluşturulmasının önemli olduğunu söylüyor.

Bu besinler fayda sağlıyor!

Dr. Öğretim Üyesi Karaarslan iltihaplı romatizmaya karşı fayda sağlayan besinleri şöyle anlatıyor: “Somon, uskumru ve sardalya gibi yağlı balıklar, ceviz, fındık ve badem gibi omega-3 yağ asitleri ve kalsiyum açısından zengin olan besinler, brokoli, karnabalar ve yeşil yapraklı sebzeler, çilek, böğürtlen vb kırmızı-turuncu ve mor renkli sebze-meyveler, tam tahıllar, kurubaklagiller, süt ve süt ürünleri, yoğurt, et, tavuk, yumurta kasların onarımı ve güçlenmesi için büyük önem taşıdığından, bu besinleri tüketmenizi engelleyecek herhangi bir hastalığınız yoksa sofranızda mutlaka yer verin.”

Bu besinlerden kaçının!

Hazır yemekler, paketlenmiş ürünler ve fast food gibi işlenmiş gıdalar ile şekerli içecekler, tatlılar, kek ve kurabiye gibi rafine şeker içeren besinlerden mutlaka uzak durulması gerektiğini belirten Karaarslan “Bu besinler iltihabı artırabildiğinden ve kilo alımına neden olabildiğinden mutlaka uzak durulmalıdır. Ayrıca kızartılmış gıdalar, yüksek miktarda trans yağ içerir; trans yağlar da vücutta iltihabı artırır. Alkolün de karaciğer hasarına yol açmasının yanı sıra bağışıklık sistemini zayıflatıcı ve vücutta iltihabı artırıcı etkisi vardır. Bu nedenle bu tür içeceklerden ve yiyeceklerden de uzak durmak gerekir” diyor.