Yazılar

Türk Rock müziğinin güçlü sesi Emre Aydın’dan yeni sürpriz

Son teklisi “Herkes Mi Terk Etmiş?” ile dinleyicilerinden yine tam not almayı başaran sevilen sanatçı, dinleyicilerini bekletmeden yeni teklisi ile müzikseverlerle buluşuyor.

Türk Rock müziğinin en önemli isimlerinden Emre Aydın, yeni teklisi “Bir Şişe Kırmızı” ile  Sony Music Türkiye etiketiyle dinleyicilerle buluştu. Kariyerine başladığı ilk günden itibaren geniş bir hayran kitlesine ulaşan sanatçı, yıllar içinde müzik dünyasına unutulmaz eserler kazandırmayı sürdürüyor. Söz ve müziği Emre Aydın’a ait olan şarkının düzenlemesi ise Burak Bedirli tarafından yapıldı. Yayınlanır yayınlanmaz dikkat çeken parçanın video klibinde de Emre Aydın rol alıyor. Türk Rock müziğinde kalıcı bir yer edinen Emre Aydın’ın yeni teklisi “Bir Şişe Kırmızı” tüm dijital platformlarda, klibi ise Emre Aydın’ın YouTube kanalında müzikseverleri bekliyor!

Vegan beslenmenin en büyük nedeni de aile ve çevre baskısı…

Vegan beslenmenin, hem faydaları hem de zararları olduğuna dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, “Zayıflamaya yardımcı olmak, tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları riskini azaltmak gibi faydaları varken, vücut bağışıklığının zayıflaması, kansızlık, unutkanlık artışı, yorgunluk, kemik hastalıkları, ruhsal hastalıklar riskini arttırmak gibi riskleri de vardır.” dedi. Çoğu vegan bireyin depresif hissetmeye daha meyilli olduğuna vurgu yapan Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bu durumun muhtemel nedenleri olarak aile ve toplum baskısı nedeniyle dışlanma korkusu, sürekli her ortamda kendilerini birilerine uzun uzun açıklama ve kabul ettirme zorunluluğu hissetmeleri, tercihlerine saygı duyulmaması, anlaşılamamaları nedeniyle yalnız hissetmeleri ve önyargılara maruz kalmaları sayılabilir.” açıklamasını yaptı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, vegan beslenmenin ruh sağlığı üzerindeki etkisinden bahsetti.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl

Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl

Veganizm birçok kişi için vicdani gelişimin bir parçası…

Vejetaryen bireylerin yüzde 10’unun vegan bireylerden oluştuğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, “‘Dünya Hayvan Vakfı’ verilerine göre, dünya genelinde vegan yaşam tarzını benimseyen yaklaşık 90 milyon birey bulunuyor. Buradan hareketle dünya nüfusunun yüzde 1,1’inin vegan olduğu söylenebilir. Vegan bireylerin büyük çoğunluğu, kadınlardan oluşuyor.” dedi.

Veganizmin, diğer diyetlerden farklı olarak, sadece bir ‘beslenme’ çeşidi olarak görülmediğini hatırlatan Dr. Mert Sinan Bingöl, “Veganizm aynı zamanda hayvanların ‘yaşam haklarını savunan’ etik ve politik bir anlayışın ürünüdür. Birçok birey açısından, vicdani gelişimin bir parçası olarak görülür. Veganlar, et ve hayvanlardan elde edilen süt ve süt ürünleri, bal, yumurta gibi hiçbir ürünü tüketmezler. Bazı veganlar, hayvan kaynaklı ipek, deri, yün gibi giysileri ve hayvansal yağ içeren sabunları da kullanmazlar. Hatta vegan bireyler sirk, boğa güreşi, hayvanat bahçesi gezisi ve at yarışları gibi etkinliklere katılmayı etik bulmazlar.” açıklamasını yaptı.

Vegan beslenme depresif süreçleri tetikliyor!

“Vegan beslenmenin, bir taraftan zayıflamaya yardımcı olmak, tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları riskini azaltmak gibi faydaları varken, öte yandan vücut bağışıklığının zayıflaması, kansızlık, unutkanlık artışı, yorgunluk, kemik hastalıkları, ruhsal hastalıklar riskini arttırmak gibi riskleri de vardır.” diyen Dr. Mert Sinan Bingöl, şunları söyledi:

“Bildiğimiz gibi duygularımız yediğimiz besinleri etkiler, yediğimiz besinler de duygularımızı etkiler. Beslenme ile psikiyatrik bozukluklar arasındaki en güçlü ilişki ‘depresyon’ riski için bulunmuştur. Vegan tipi beslenmenin, bireylerde protein, kalsiyum, demir, çinko, B12 vitamini, D vitamini, yağ asitleri açısından yetersizlikler oluşturması nedeniyle beyin kimyasallarını olumsuz etkilediği ve depresif süreçleri tetiklediği bilinmektedir.”

Vegan beslenen bireylerin en büyük sorunu tercihlerine saygı duyulmaması…

Vegan beslenmenin ruh sağlığına en olumlu etkisinin, bireyin sadece kendisini değil, aynı zamanda başka bir canlının yaşama hakkını önemseyerek vicdani duruş sergilemesi olduğunu aktaran Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, “Diğer canlıların yaşam koşullarına değer vererek saygı göstermesinin sonucunda, kişiye anlamlı bir yaşam sunar.” dedi.

Bunun dışında çoğu vegan bireyin depresif hissetmeye daha meyilli olduğuna vurgu yapan Dr. Mert Sinan Bingöl, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu durumun muhtemel nedenleri olarak aile ve toplum baskısı nedeniyle dışlanma korkusu, sosyal ortamlardan kaçınma, vegan ürünlere ulaşmanın maddi güçlükleri ve kısıtlı erişim, sürekli her ortamda kendilerini birilerine uzun uzun açıklama ve kabul ettirme zorunluluğu hissetmeleri, duygularını çoğu zaman bastırmak zorunda kalmaları, tercihlerine saygı duyulmaması veya tercihlerinin sorgulanması, anlaşılamamaları nedeniyle yalnız hissetmeleri, aşağılanma, önyargılara maruz kalma sayılabilir. Tüm bunların sonucunda, birey, kendisini değersiz ve ötekileştirilmiş olarak hissetmektedir. Araştırmalar, bu tarz olumsuzlukların bazı vegan bireyler üzerinde depresyon, kaygı, stres, öfke gibi psikososyal riskler oluşturduğu sonucuna varılmıştır.”

Bazı çalışmalarda vegan tipi beslenmenin depresif belirtileri azalttığı yönünde bulgular elde edildiğini hatırlatan Dr. Mert Sinan Bingöl, çoğu çalışmayla da hem diyetteki demir, B12, demir, çinko, Omega-3 yağ asitlerinin eksikliği nedeniyle, hem de bireysel, ailesel ve çevresel zorluklar nedeniyle vegan bireylerin depresyon riskinin arttığı sonucuna varıldığını kaydetti.

Vegan bireylerin, ruhsal sorunları aşmaları için öneriler…

Vegan beslenmenin hem yararı hem zararı görülebildiğine vurgu yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bireylerde protein, kalsiyum, demir, çinko, B12 vitamini, D vitamini, yağ asitleri açısından yetersizlikler görülmemesi için, bu beslenme tarzının diyetisyen kontrolünde uygulanması gerekir. Diyetlerindeki besin içeriklerinin dengeli olması, düzenli uyku ve düzenli egzersiz yapmaları önemlidir. Ayrıca vegan bireylerin, sıklıkla ailelerinden olumsuz tepkiler almaları nedeniyle, daha fazla üzüntü, öfke, stres gibi psikososyal risk faktörleriyle baş etmek durumunda kalmamaları için, ailelerin vegan bireylere anlayışla yaklaşmaları önemlidir.”

Deha Bilimlier’den babaya vefa

Deha Bilimlier, hayatını kaybeden babası Şevket Bilimlier’e duyduğu özlemi ve sevgiyi müzikle ölümsüzleştirdi. Sanatçı, babasının anısına hazırladığı “Babamın Şarkıları” adlı albümde, babasının uzun yolculuklarda en sevdiği dokuz şarkıyı yeniden yorumladı.

Şarkıcı, albümün ilk çıkış çalışması olarak daha önce Azer Bülbül’ün sesiyle hayat verdiği ve babasının da çok sevdiği “İlle de sen” isimli şarkıyı belirledi. “İlle de sen” isimli şarkıyı İstanbul’da kliplendirilen Deha Bilimlier, projesi için duygularını şu sözlerle dile getirdi:

“Babamla uzun yollar yaparken dinlediğimiz şarkılar, onunla olan en değerli anılarım arasında. Bu projeyi uzun zamandır hayal ediyordum ve şimdi onun anısına bunu gerçekleştirmiş olmanın tarifsiz bir huzurunu yaşıyorum. Babama olan özlemim hiç geçmedi. Bu şarkılarla onun anısını yaşatmak ve dinleyenlere de aynı duyguları hissettirmek istiyorum” dedi.

Sefo ve Jako’dan düet

Rap müziğin sevilen iki ismi Sefo ve Jako yeni bir proje için tekrar bir araya geliyor.  2022 yılında yayınladıkları “Kördüğüm” düetiyle dinleyenlerden tam not almayı başaran ikili, yoğun geçen iki yılın devamında “Nar” ile müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Milyonlarca dinleyiciye ulaşan parçaları ve yakın arkadaşlıklarıyla dikkat çeken ikilinin yeni parçası “Nar”ın, söz ve müziği Sefo & Jako’ya aitken prodüktör koltuğunda ise Divxrse yer alıyor.

Mazhar Alanson’un yeni şarkısı dinleyicileriyle buluşuyor

Sözleri ve bestesi Mazhar Alanson’a ait olan “Biz Bu Yaşlarda Ağlarız” adlı şarkının düzenlemesini Ercan Saatçi yaptı. Mahzar Alanson’un yeni albümünde de yer alacak olan ‘Biz Bu Yaşlarda Ağlarız, 17 Ocak’ta Avrupa Müzik etiketi ile tüm dijital platformlarda yayımlanacak.

Sevginizi göstermek hiç bu kadar kolay olmamıştı!

14 Şubat Sevgililer Günü yaklaşıyor. Bu özel gün için çiftler hediye telaşına girdi bile. Hediye denince akla ilk gelen marka olan Evidea, Sevgililer Günü’ne özel birbirinden farklı hediye seçenekleri sunarak, sevgisini göstermenin en iyi yolunu arayanların yine yanında oluyor. Ev aksesuarlarından loş ışıklandırmalara, mum setlerinden romantik sofralara uyacak tabaklara kadar hem fonksiyonel hem de anlamlı pek çok hediye alternatifinin yer aldığı Evidea’da, aşkınızı anlatacak ve sevdiklerinizi mutlu edecek hediyeleri bulmak çok kolay!

TAG Heuer’den özel koleksiyon

TAG Heuer’in sınırlı sayıda üretilen Formula 1 Chronograph x Oracle Red Bull Racing saati, yarış dünyasındaki 20 yıllık Red Bull kültürünü kutluyor.

Sınırlı sayıda üretilen TAG Heuer Formula 1 kronografı, koleksiyonda en ön sıraya yerleşmeye hazırlanıyor.
20. sezon ve takım logoları, Oracle Red Bull Racing’in kutlamasını devam ettiren kasa arkasında 20 yıllık benzersiz yolculuğa dair özel bir hatıraya dönüşüyor. Tasarımın yalnızca 3.000 adet üretildiği bilgisi, kasa arkasında “ONE OF 3000” ifadesiyle belirtiliyor. Saat; konfor, stil ve performansı bir arada sunan mavi kauçuk kayışla tamamlanıyor. Kendisi gibi cesur ve dinamik görünümlü kutusunu ise 20. sezon logosu ve Oracle Red Bull Racing’in canlı renkleri taçlandırıyor.

Güne bir fincan kahveyle başlamak sağlıklı mı?

Dünyanın en popüler içeceklerinden biri olan kahve, birçok insanın güne başlama ritüelinin bir parçası. Ancak, kahvenin sağlıklı bir alışkanlık olup olmadığı konusundaki tartışmalar devam ediyor.

Kahvenin sağlık üzerindeki etkilerini ve sabah kahvesi alışkanlığının avantajlarını ve dezavantajlarını değerlendiren Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, kahvenin bazı potansiyel sağlık yararları olsa da bazı dezavantajlarının da bulunduğunu söyledi. “Güne bir fincan kahveyle başlamak sağlıklı mıdır?” sorusuna Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Bu sorunun cevabı birkaç faktöre bağlıdır. Genel olarak, orta düzeyde kahve tüketiminin (günde yaklaşık 3-5 fincan) çoğu insan için güvenli olduğu gösterilmiştir.” diye yanıt verdi.

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi (İngilizce) Tıbbi Biyokimya Bölümünden Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, kahvenin sağlık üzerindeki etkilerini ve sabah kahvesi alışkanlığının avantajlarını ve dezavantajlarını değerlendirdi.

Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin

Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin

Sağlıklı olup olmadığı konusunda devam eden bir tartışma var!

Kahvenin, dünyanın en popüler içeceklerinden biri olduğunu ve birçok kişinin güne bir fincan kahve ile başladığını anlatan Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Kahvenin bazı sağlık yararları olduğu gösterilmiş olsa da güne bir fincan kahve ile başlamanın sağlıklı olup olmadığı konusunda devam eden bir tartışma var.” dedi.

Kahvenin faydaları…

Kahvenin, zihinsel uyanıklığı artırabilen ve bilişsel performansı iyileştirmeye yardımcı olabilen uyarıcı olan kafein içerdiğini ifade eden Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Kafeinin ayrıca metabolizmayı hızlandırdığı, enerji seviyelerini artırdığı ve atletik performansı iyileştirdiği gösterilmiştir. Ek olarak, kahve iltihabı azaltmaya ve hücre hasarına karşı korumaya yardımcı olabilen antioksidanlar açısından zengindir. Çalışmalar ayrıca kahvenin başka sağlık yararları da olabileceğini göstermiştir. Örneğin, bazı araştırmalar kahve tüketiminin Tip 2 diyabet, karaciğer hastalığı ve belirli kanser türleri geliştirme riskini azaltabileceğini öne sürmüştür. Ancak, bu alanlardaki kanıtlar kesin değildir ve kahvenin sağlık etkilerini tam olarak anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.” diye konuştu.

Kahvenin dezavantajları…

Kahvenin bazı potansiyel sağlık yararları olsa da bazı dezavantajlarının da olduğunu dile getiren Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Kahveyle ilgili en büyük endişelerden biri kafein içeriğidir. Çok fazla kafein tüketmek sinirlilik, kaygı ve uykusuzluk gibi yan etkilere yol açabilir. Ek olarak, kafein kan basıncında ve kalp atış hızında geçici bir artışa neden olabilir ve bu da kardiyovasküler sorunları olan kişiler için sorunlu olabilir.” şeklinde konuştu.

Hassas midesi olan kişiler için aç karnına kahve içmek sorun…

Kahveyle ilgili bir diğer endişenin ise asitliği olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Kahve asitli bir içecektir ve asit reflü ve mide ekşimesi gibi sindirim sorunlarına neden olabilir. Hassas midesi olan kişiler için aç karnına kahve içmek özellikle sorunlu olabilir.” ifadesinde bulundu.

Güne bir fincan kahveyle başlamak sağlıklı mıdır?

“Güne bir fincan kahveyle başlamak sağlıklı mıdır?” sorusuna ilişkin de Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Bu sorunun cevabı birkaç faktöre bağlıdır. Genel olarak, orta düzeyde kahve tüketiminin (günde yaklaşık 3-5 fincan) çoğu insan için güvenli olduğu gösterilmiştir. Ancak hamile olan, kardiyovasküler sorunları olan veya kafeine karşı hassasiyeti olan kişiler kahve tüketimlerini sınırlamak veya tamamen kaçınmak isteyebilirler.” dedi.

Kahveye şeker veya krema eklemeyin!

Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, güne bir fincan kahveyle başlamayı seven birinin bunu daha sağlıklı bir alışkanlık haline getirmek için yapılabilecek birkaç şey olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

“Öncelikle, kahvenize şeker veya krema eklemekten kaçının, çünkü bunlar ekstra kalori ekleyebilir ve kilo alımına katkıda bulunabilir. Bunun yerine, biraz badem sütü eklemeyi veya kahvenizi sade içmeyi deneyin.

Vücudunuzun kahveye nasıl tepki verdiğine de dikkat etmelisiniz. Sinirlilik veya kalp çarpıntısı gibi olumsuz yan etkiler yaşıyorsanız, kahve tüketiminizi sınırlamak veya kafeinsiz kahveye geçmek isteyebilirsiniz. Ek olarak, asit reflü gibi sindirim sorunları yaşıyorsanız, aç karnına kahve içmekten kaçınmak veya daha düşük asitli bir kahve karışımına geçmek isteyebilirsiniz.”

Güne kahve ile başlamak…

Tıbbi Biyokimya Uzmanı Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Güne bir fincan kahveyle başlamak, ölçülü tüketildiği ve olumsuz yan etkilere neden olmadığı sürece birçok kişi için sağlıklı bir alışkanlık olabilir. Kahvenin bazı potansiyel sağlık yararları olsa da kafein içeriği ve asitliği gibi dezavantajlarının farkında olmak önemlidir. Güne bir fincan kahveyle başlama kararı kişisel bir karardır ve kişisel tercihlere ve sağlık endişelerine dayanmalıdır.”

Zirvede büyük eğlence

Dünyanın en uzun kayak pistlerinden birine ve sadece Alplerde bulunan kristal kar kalitesine sahip Kars Sarıkamış’ta yeni yıl heyecanı yaşandı. Kars Sarıkamış’ta bulunan Duja Chalet yeni yıla, şölen tadında eğlence programı ile girdi.

Misafirler, dans gösterileri, havai fişek şovu ve sevilen sanatçı Sinan Güleryüz’ün eğlenceli performansı ile yeni yıla merhaba dedi.  Sarıkamış’ta kar yağışı ve pistlerin açılması ile kayakseverler ve yılbaşını kristal kar ile kutlamak isteyen tatilciler Duja Chalet’e büyük ilgi gösterdiler.

Duja Chalet

Duja Chalet, sezonu 19 Aralık 2024 tarihinde açtı

Üstün hizmet anlayışı ile destinasyon olarak Sarıkamış’ı da ön plana çıkarmayı hedefleyen Duja Chalet, 144 odası, kapalı yüzme havuzu, 500 kişilik toplantı salonu ve çocuk kulübü ile bu sezon da misafirlerine hizmet veriyor. Duja Chalet misafirleri bu sezon diğer sezonlardan farklı olarak, belirli zamanlar için ücretsiz temel kayak eğitim dersi alabilecekler. Ayrıca kayak tutkunu misafirleri için konaklamaları boyunca skipassleri ücretsiz. Her gün 16:00’da başlayan after ski partileri ile kayak yorgunluğu eğlenceye dönüşecek.

Duja Chalet

25 kilometre uzunluğunda olan 9 adet pis

Toplam uzunluğu 25 kilometre olan 9 adet pist bulunan Sarıkamış’ta, pistlerin ikisi zirveden Karanlıkdere mevkiine, pistlerin beş tanesi zirveden 1. Etap mevkiine, diğer iki pist de zirveden otele kadar uzanıyor. Başlangıç pisti, 1 Kolay Pist, 3h Orta Pist, 3 Zor Pist bulunuyor. Ayrıca çevre uzunluğu 50 kilometre olan ve 5 kilometresi Uluslararası Cross Country Federasyonu tescilli Cross Country Pisti de kayak tutkusunu bir şölene dönüştürüyor.

Yeni yıl, temiz bir sayfa için fırsat!

İnsanların belli dönemleri birer dönüm noktası olarak görmeye yatkın olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, araştırmalara göre insanların yeni bir haftanın, ayın ya da yılın başlangıcını, değişim ve gelişim için ideal bir zaman olarak algıladığını söyledi.

Yeni yılda alınan kararların sürdürülebilir olması için hedeflerin doğru belirlenmesi gerektiğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Hedefe giden yolda motivasyonu yıl boyunca yüksek tutmak için de hedefleriniz görünür olmalı, kendinizi ödüllendirmeli, anı kutlamalı ve esnek olmalısınız.” dedi. Realist olmak gerektiğini de hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Aynı anda birden fazla hedef belirlemek cazip olabilir, ancak çok yüklenmek tükenmişliğe neden olur. Önceliklerinizi belirleyin ve kademeli ilerleyin.” şeklinde konuştu.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yeni yılda yeni kararlar almak isteyenlere, kararlılıklarını sürdürebilmeleri ve motivasyonlarını koruyabilmeleri için önerilerde bulundu.

Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir

Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir

Yeni yılda etkili ve sürdürülebilir kararlar almak mümkün!

Yeni yılın, yeni bir başlangıcın şifresi olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Takvim yapraklarının yenilenmesi, bizlere de yenilenme fırsatı sunulduğu hissini uyandırır.” dedi.

Psikoloji biliminin, bu ‘temiz sayfa etkisi’ni açıklarken, insanların belli dönemleri birer dönüm noktası olarak görmeye yatkın olduğunu belirttiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Araştırmalar, yeni bir haftanın, ayın ya da yılın başlangıcını, değişim ve gelişim için ideal bir zemin olarak algıladığımızı gösteriyor. Ancak çoğu zaman yeni yıl kararları çok çabuk unutulur. Alınan kararların sadece yüzde 8’inin gerçekleştirildiği çalışma sonuçlarında karşımıza çıkıyor. Peki, etkili ve sürdürülebilir kararlar almak mümkün mü? Elbette!” şeklinde konuştu.

S.M.A.R.T hedefler belirleyin…

Yeni yılda daha bilinçli kararlar almak için atılabilecek adımlardan bahseden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, şunları söyledi:

“Hedeflerinizi özel (Specific), ölçülebilir (Measurable), ulaşılabilir (Achievable), ilgili (Relevant) ve zamana bağlı (Time-bound) olacak şekilde planlayın. Örneğin, ‘sağlıklı yaşam’ yerine ‘haftada 3 kez 30 dakikalık yürüyüş yapacağım’ gibi somut hedefler koyun. Değişim, küçük adımlarla başlar. Büyük değişimler yerine günlük rutinleri değiştirin. Her gün bir şeyi yüzde 1 daha iyi yapmaya çalışın. Hedeflerinizi bir dostunuzla paylaşın ya da sizi destekleyecek bir topluluğun parçası olun. Bu motivasyonu güçlendirir. Karşılaşabileceğiniz engelleri önceden düşünün. ‘Bu ay diyeti bozmamam için neler yapabilirim?’ gibi sorularla, olası zorluklara çözüm geliştirin.”

Hedeflerinizi görünür tutun, kendinizi ödüllendirin…

Motivasyonu yıl boyunca yüksek tutmak için hedefleri görünür kılmanın önemli olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Yazı tahtasına, ajandanıza ya da telefon ekranına hedeflerinizi yazın. Görünür olması, gündelik hayatta hatırlamanızı kolaylaştırır.” dedi.

Kendini ödüllendirmek, anı kutlamak ve esnek olmanın da motivasyonu yüksek tutmada etkili yöntemler olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Ulaştığınız her küçük hedef sonrasında kendinize bir ödül verin. Örneğin, sevdiğiniz bir filmi izlemek ya da kendinize küçük bir hediye almak gibi. Geçmişte yaptıklarınızı hatırlayarak kendinizi motive edin. ‘Geçen yıl ne başarılar elde ettim?’ sorusuyla, ilerlemenin mümkün olduğunu kendinize hatırlatın. Beklenmedik durumlar planlarınızı bozabilir. Ancak bu tamamen vazgeçmek anlamına gelmez. Hedeflerinizi güncellemekten ya da yeniden başlamaktan korkmayın.’ önerisinde bulundu.

Aynı anda birden fazla hedef belirlemek tükenmişliğe neden olabilir!

Zihinsel ve fiziksel sağlığın birbiriyle bağlı olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri gibi teknikler hem stresi azaltabilir hem de fiziksel olarak rahatlık sağlayabilir. Beden ve zihin sağlığını beraber desteklemek önemlidir.” dedi.

Aynı zamanda realist olmanın hayal kırıklıklarının önüne geçeceğini de hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, sözlerini şöyle tamamladı:

“Aynı anda birden fazla hedef belirlemek cazip olabilir, ancak çok yüklenmek tükenmişliğe neden olur. Önceliklerinizi belirleyin ve kademeli ilerleyin. Yeni yıl, değişim için bir davettir. Ancak bu daveti gerçekleştirmek sizin elinizde. Kendi potansiyelinize inanın ve bu yılı kendinizin en iyi versiyonuna ulaşmak için bir fırsat olarak görün. Unutmayın, büyük değişimler, küçük adımlarla başlar.”