Yazılar

Hande Mehan “Gurur” ile karşımızda

Yayınladığı parçalarla kısa sürede dinleyen herkesi sesine hayran bırakan Hande Mehan, yeni teklisi “Gurur”u  müzikseverlerle buluşturdu.

Yakın zamanda yayınlayacağı albümü Yirmisekiz’in yeni habercisi olan “Gurur”, Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda yayınlandı. Türk müziğinin sevilen isimlerinden Sinan Akçıl ve Miraç Yavuz’un eskimeyen parçasını yeniden yorumlayan Hande Mehan, naif ve büyüleyici sesiyle esere yeni bir soluk kazandırdı. Hande Mehan’ın etkileyici yorumu ve güncel düzenlemesiyle yeniden canlanan bu eser, hem nostalji sevenleri hem de yeni nesil dinleyicileri kendine çekiyor. Şarkının düzenlemesi Miraç Yavuz imzası taşırken, Mehan’ın vokali de bu klasikleşmiş parçaya eşsiz bir tat katıyor.

Kısırlığı, çağımızın sorunu ‘stres’ bile etkileyebiliyor!

Son yıllarda erkek infertilitesi, yani erkeğe bağlı kısırlık dünya genelinde artış gösteren bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Öyle ki her 100 çiftten 17’sini etkileyen infertilitenin yaklaşık yüzde 40-50’sinde erkek faktörü önemli bir rol oynuyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan araştırmalara göre; her 6 erkekten 1’i yaşamı boyunca infertilite sorunu yaşıyor.  Sperm sayısının ve kalitesinin düşmesi ise infertilitede önemli bir yer tutuyor!  Üstelik, son 50 yılda, dünya genelinde sperm sayısında ve kalitesinde kayda değer bir düşüş yaşanıyor. Bu konuda yapılan çalışmaların değerlendirildiği 2023 yılında, birden fazla bilimsel çalışmaların sonucunu birleştiren istatiksel analize göre; sperm  sayısı  1973 yılında mililitrede ortalama 100 milyon iken 2018’de mililitrede 50 milyona düşmüş. Bu rakamlar spermlerin yüzde 50 gibi yüksek bir oranda azaldığını ortaya koyuyor!  Acıbadem International Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, günümüzde çevresel etkenlerin ve yaşam tarzı değişikliklerinin bu artışta belirleyici bir rol oynadığına dikkat çekerek, “Üstelik sperm sağlığını tehdit eden alışkanlıklar günümüzde gittikçe artmaktadır. Dolayısıyla infertilite problemi yaşayan erkeklerde öncelikle yaşam alışkanlıklarının gözden geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Sorunu çözmeye yönelik adımlarla sperm kalitesini ve sayısını artırmak mümkün olabilmektedir” diyor.

Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman

Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman

SPERMLERİ OLUMSUZ ETKİLEYEN 3 ÖNEMLİ NEDEN!

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, erkeklerde sperm sayısı ile kalitesini etkileyen üç önemli faktörü şöyle özetliyor:

Çevresel faktörler

Plastiklerde ve kişisel bakım ürünlerinde bulunan bisfenol A (BPA) ve ftalaitler gibi hormonal sistemlere zarar verebilen kimyasallara maruz kalmak erkek üreme sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Ayrıca kurşun, kadmiyum ile cıva gibi ağır metaller, tarım ilaçları ve endüstriyel kimyasal atıklar gibi çevresel kirleticilere maruz kalmak da sperm hareketliliğinde, yapısında ve sayısında sorun oluşturabiliyor. Bu faktörler oksidatif strese yol açarak spermde DNA hasarına  ve bunun sonucunda infertiliteye sebep olabiliyor.  Bunların yanı sıra artan hava kirliliği de serbest radikal üretimini artırarak spermlerde DNA hasarına yol açabiliyor.

Yaşam tarzı faktörleri

Sigara ve düzenli alkol tüketimi sperm kalitesinin düşmesine neden olabiliyor. Testosteron takviyeleri de dahil olmak üzere belirli ilaçların kullanımı da geçici veya kalıcı kısırlık oluşturabiliyor. Bunların yanı sıra hazır yemek tüketimi, paketli gıdalar, yüksek şekerli diyetler ile obezite hormonal dengesizliklere ve sperm kalitesinde düşüşe yol açabiliyor.

Radyasyon ve elektromanyetik elementler

Elektronik cihazlardan kaynaklanan radyasyona ve elektromanyetik alanlara maruz kalmak oksidatif strese, yani sperm DNA’sında meydana gelen oksitlenmeye ve DNA hasarına neden olarak sperm kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.

SPERM KALİTESİNİ VE SAYISINI ARTIRAN 8 ÖNEMLİ ÖNERİ

Çevresel faktörler, yaşam alışkanlıkları ile radyasyon ve elektromanyetik elementler sperm sayısı ile kalitesini tehdit eden faktörler. Ancak alınacak önlemlerle erkeklerde üreme sağlığını olumsuz etkileyen bu etkenlerden korunmak mümkün. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, sperm sayısını ve kalitesini artıran 8 önemli öneriyi şöyle özetliyor:

Akdeniz tipi beslenin

 Antioksidanlar, vitaminler ve minerallerden zengin dengeli bir beslenme alışkanlığı edinmek sperm parametrelerini iyileştirebiliyor. Yapılan çalışmalarda; bol miktarda meyve, sebze, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar içeren Akdeniz diyeti gibi beslenme alışkanlıkları daha iyi sperm kalitesiyle ilişkilendirilmiş.

Çevresel toksin seviyelerini azaltın

Plastikleştiren ürünlere, plastiklere, kimyasallara ve endokrin bozan etkenlere maruziyeti azaltmak sperm kalitesini korumaya yardımcı olabiliyor. Bu nedenle paketli gıdalardan uzak durmanız ve organik tarım ürünlerine öncelik vermeniz fayda sağlayabiliyor.

İdeal kilonuzu koruyun

Obezitede artan yağ dokusu nedeniyle vücut ısısı ve hormonal denge bozuluyor, testislerdeki ısı artıyor, sperm yapımında etkili olan testosteron düzeyi azalıyor ve testosteron ile östrojen dengesi bozuluyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, bu faktörlerin de sperm sayısının ve hareketliliğinin azalmasına yol açabildiğine işaret ederken, üreme sağlığı için sağlıklı bir kiloyu korumanızın çok önemli olduğunu belirtiyor.

Düzenli egzersiz yapın 

Düzenli fiziksel aktivitede bulunmak genel sağlığı iyileştirerek ve oksidatif stresi, yani sperm DNA’sında meydana gelen oksitlenmeyi azaltarak, sperm kalitesini artırabiliyor. Ancak dikkat! Aşırı egzersiz, halter gibi ağırlık kaldırma egzersizleri özellikle varikoseli olan kişilerde hastalığın ilerlemesine yol açması nedeniyle olumsuz etkilere sahip olabiliyor.

Sigara ve alkolü bırakın!

Sigara ile aşırı alkol tüketimi oksidatif stresi artırıyor ve spermin hareketliliğinin yanı sıra kalitesini de olumsuz etkiliyor. Sigarayı bırakmak ve alkol alımını azaltmak, sperm üretimi ile kalitesinde artış sağlayabiliyor.

Laptopunuzu kucağınızda kullanmayın

Günümüzde evden çalışma sisteminin artmasına paralel olarak laptopun kucakta kullanımı da artış gösteriyor. Ancak laptopun uzun süre kucakta kalması cihazın çalışırken ürettiği ısı sebebiyle testislerde sıcaklık artışına yol açarak sperm üretimini olumsuz etkiliyor ve sperm sayısında azalmaya neden olabiliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, “Laptopu dizüstü yerine masa gibi düz bir yüzeyde kullanmak sperm sağlığını koruma açısından son derece önemlidir” diyor.

Yüksek sıcaklıktaki ortamlarda bulunmayın

Sıcak küvet banyoları ve sauna gibi sıcak ortamlara uzun süre maruz kalmak sperm üretimini bozabiliyor.

Stresten kaçının

Çağımızın önemli bir sorunu olan kronik stres hormonal dengeyi ve sperm üretimini olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle, stresli durumlardan mümkün olduğunca kaçının ve ihtiyaç halinde psikolojik danışmanlık veya farkındalık gibi stres yönetimi tekniklerinden faydalanın.

Can Bayar’dan yeni albüm “Her Şey Geçer”

Türk rock müziğinin başarılı sanatçılarından Can Baydar, yeni albümü “Her Şey Geçer”in ilk şarkısı “Kasabadaki Yabancı” dinleyicileriyle buluştu.

Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanacak olan ‘’Her Şey Geçer’’, dokuz şarkıdan oluşan, derin hikaye yapılarıyla dikkat çeken bir albüm olarak öne çıkıyor. Albüm, indie alternatif rock müziğinin köklerine inerek modern bir anlatım diliyle şekilleniyor.

Sözlerinde melankoli, kaybolmuşluk hissi, geçmişe özlem ve geleceğin belirsizliğine anlam yükleme arayışının ön plana çıktığı ‘’Her Şey Geçer’’, alışılmadık düzenlemeleriyle dinleyicilerine özgün bir müzikal deneyim sunuyor. Albüm, sıradanın ötesine geçerek farklı bir tema ve yaklaşım yaratıyor.

Indie alternatif rock müziğin köklerine duyduğu bağlılığı modern bir müzikal üslupla ele alan Can Baydar, albümdeki her parçayı, müziğiyle kurduğu ilişkiyi yeniden keşfederek, kendi sanatsal evrimini yansıttığını belirtiyor. Baydar, ‘’Her Şey Geçer’’in, ona cesaret ve ilham vererek kendini ifade etme yolunda önemli bir adım attığını söylüyor.

Albümün ilk teklisi ‘’Kasabadaki Yabancı’’, albümün kapılarını aralayan, dinleyiciyi adım adım şarkıların dünyasına davet eden bir şarkı olarak dinleyicilerin karşısına çıkıyor.

Fahriye Kuru “Ne Güzel Bildin” ile müzik severlerin karşısında

Fahriye Kuru, uzun yıllar aldığı müzik eğitiminin ardından sözleri Ahmet Selçuk İlkan’a, müziği ise Ali Kemal Arapoğlu’na ait “Ne Güzel Bildin” isimli ilk single çalışmasını müzikseverlerin beğenisine sundu. İstanbul Belgrad ormanında Enes Bilal Taşçı yönetmenliğinde 24 saatte kliplendirilen çalışması için konuşan Fahriye Kuru,” Benim için çok özel bir şarkı oldu. Yıllardır aldığım eğitimin ardından müzikseverlerin karşısına çıkmak benim için oldukça gurur verici. Bundan sonra da durmadan üretmeye ve dinleyicilerle buluşmaya devam edeceğim” dedi.

Ülkemizde 20-70 yaş grubundaki her 2 kişiden 1’inin sorunu!

Bacaklarda gelişen toplardamar hastalığı olan varis modern çağın getirdiği hareketsiz yaşamla birlikte son yıllarda görülme sıklığı giderek artan bir hastalık. Öyle ki ülkemizde 20-70 yaş arasındaki her 100 kişiden 50’sinde varise rastlanıyor. Yani, bu yaş grubundaki her 2 kişiden 1’i varisten dert yanıyor! Varis hastalığı kadınlarda erkeklere nazaran 4 kat daha fazla görülüyor. Hamilelik ve menopoz döneminde oluşan hormonal faktörler, obezite ve hormon tedavisi, varisin kadınlarda daha fazla görülmesinin temel sebeplerinden.  Varis toplumda kozmetik bir problem olarak düşünülüp estetik kaygılar nedeniyle sorun edilse de aslında bacak sağlığımızı etkileyen önemli bir hastalık. Öyle ki varis ilerledikçe bacaklarda yaşam kalitesini ciddi boyutlarda etkileyebilen ödem, ağrı ve venöz ülser olarak adlandırılan kalıcı yaralara neden olabiliyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can Hastanesi (Kadıköy) Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, aslında erken tanı ve tedaviyle varisin ilerlemesinin ve geri dönüşümü olmayan sorunların gelişmesinin önlenebildiğine dikkat çekerek, “Üstelik günümüzde endovenöz radyofrekans ile lazer ablasyon tedavi yöntemleri sayesinde hastalar daha  az  ağrı sorunu yaşıyor, daha kısa sürede hastaneden taburcu olabiliyor ve sosyal yaşamlarına daha erken dönebiliyorlar” diyor.

Dr. Ayça Özgen

Dr. Ayça Özgen

Uzun süre oturmak veya ayakta kalmak tetikliyor!

Ailede varis hastalığı öyküsü olması, 50 yaş üzerinde olmak ve kadın cinsiyeti, varis için değiştirilemeyen risk faktörlerini oluşturuyor. Sabit pozisyonda uzun süre masa başında oturmak veya ayakta kalmak da varis oluşumunu tetikleyebilen önemli faktörlerden.  Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, bu durumun kanın sirkülasyonunun yavaşlamasına, bacak toplardamarlarında birikmesine ve damar içi basıncın artmasına yol açabildiğine işaret ederek, “Damarlar artan basınçtan dolayı gerilebiliyor ve bu durum toplardamarların duvarlarının zayıflamasına ve damardaki kapakçıkların fonksiyonunun bozulmasına neden oluyor. Sonuçta damar çapının artmasına, giderek büyümesine sebep oluyor ve fonksiyonu bozulmuş, belirginleşmiş varis damarları oluşuyor” diyor.  Kadınlarda hamilelikle beraber kilo artışı, hormonal değişim ve rahmin büyüyerek pelvik toplardamarlar üzerinde yaptığı baskı da varise yol açabiliyor. Yine kadınlarda menopoz dönemlerindeki hormonal değişiklikler de bacak toplardamar duvarı ve basıncı üzerinde etki göstererek varisin gelişimini tetikleyebiliyor.

Bu belirtiler varsa, dikkat!

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, varisin belirtilerini şöyle özetliyor:

  • Bacaklarda kılcal damarların belirginleşmesi
  • Bacak yüzeyel toplardamarlarında belirginleşme
  • Baldır bölgesinde dolgunluk ve ağırlık hissi
  • Bacaktaki belirginleşen toplardamar ağı üzerinde kaşıntı
  • Ayak bileklerinde gün sonunda artan ödem
  • Bacaklarda özellikle baldır bölgesinde gün sonunda gelişen ağrı
  • Bacaklarda özellikle baldır bölgesinde gece oluşan kramplar
  • Ayak bileklerinde ciltte gelişen renk değişikliği

Bacaklarda kalıcı yaralar oluşabiliyor!

Varis toplum arasında estetik bir problem olarak görülse de aslında ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. İleri derecedeki varislerin zamanla giderek ilerlemesi durumunda, bacakta özellikle venöz sistem basıncının yüksek olduğu ayak bileklerinde geriye dönüşümü olmayan renk değişiklikleri, ödem ve kanamalı varisler gelişebiliyor. Dahası, en istenmeyen tablo olan ve “venöz ülser” olarak adlandırılan bacakta geçmeyen yaralar oluşabiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, varis hastalığının ileri dönemlerinde görülen bu semptomların hastanın hem tedavi süresini hem de tedavi sonrası iyileşme süresini uzattığını belirterek, “Ayrıca ileri dönem varislerde hastalar tedavilerini olsalar bile ayak bileğinde oluşan renk değişiklikleri ve venöz ülserin neden olduğu skar dokusu geçmeyebiliyor. Oysa varis hastalığı tanısı kolay ve kişiye uygun güncel tedavi yöntemleri ile ilerlemesi önlenebilen bir hastalıktır” diyor.

Tedaviden yüksek başarı sağlanıyor!

Tedavi yöntemlerine; varis hastalığının kalsifikasyonuna ve hastanın genel sağlık durumuna göre karar veriliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, oldukça başarılı sonuçlar alınan tedavi yöntemlerini şöyle anlatıyor:

Yaşam tarzı değişiklikleri: Kilo kontrolüne dikkat etmek ve düzenli olarak bacak kaslarını çalıştıran egzersizleri yapmak, vücudu saran kıyafetler ile yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınmak gibi yaşam tarzında yapılacak olan değişimler hastalığın ilerleme hızını önleyebiliyor.

Medikal tedavi: Kanı kalbe taşıyan toplardamarlarda direnç artıran ilaç gruplarına başvuruluyor.

Varis çorabı: Dıştan kompresyon uygulayarak venöz sistem basıncının azaltılmasına yardımcı oluyor. Kanı kalbe taşıyan toplardamarlarda sirkülasyonu kolaylaştırarak yüzeyel damarların belirginleşmesini, büyümesini ve damarların yetmezlik derecesinin ilerlemesini önleyebiliyor.

Girişimsel tedavi: Fizik muayene ve venöz doppler USG bulgularına göre hastaya özel olarak belirlenen tedavi yöntemi uygulanıyor.

Cilt yüzeyel damar lezyonlarının tedavisinde lokal olarak iğne radyofrekans tedavisi veya skleroterapi (köpük tedavisi) yöntemlerine başvuruluyor.

Derin venöz sistem yetmezlik tedavisinde, ameliyathane şartlarında, endovenöz radyofrekans/lazer ablasyon yöntemi ile kapalı varis cerrahisinden, stripping yöntemi ile açık varis cerrahisinden faydalanılıyor.

Varisi önlemek için 8 etkili kural!

Varis ilerleyici bir hastalık olmasına rağmen alacağınız bazı önlemlerle ilerleme hızını yavaşlatabilir, hatta oluşumunu önleyebilirsiniz.  Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, varise karşı almanız gereken önlemleri şöyle özetliyor:

  • Bacak kaslarını çalıştıran yüzme ile bisiklete binme gibi egzersizler yapın ve her gün  30-40 dakika tempolu yürüyüşü alışkanlık edinin.
  • Kilo artışı toplardamar sistem basıncı üzerinde yük oluşturduğu için ideal kilonuzda kalmaya özen gösterin. Vücut kitle İndeksi’ni (BMI) 18-24 kg/m2 arasında tutmaya dikkat edin.
  • Bacaklarda ödeme neden olması sebebiyle günlük diyetinizde toplam 5 gramdan fazla tuz tüketmeyin.
  • Günde ortalama 1,5-2 litre su içmeyi ihmal etmeyin.
  • Vücudunuzu saran, sıkı ve sert kumaşlardan oluşan kıyafetlerden kaçının.
  • Baldır kas grubunu kasarak toplardamar sirkülasyonunu bozan yüksek topuklu ayakkabılar giymeyin.
  • Bir saatten fazla aynı pozisyonda hareketsiz kalmayın.
  • Bacaklarda toplardamar sirkülasyonunu düzenlemek için istirahat ederken bacaklarınızı düz uzatarak dinlenin.

Barış Mutluay “Ziya Yılmaz: Yaşamı ve Siyasal Mücadelesi”

Barış Mutluay’ın Ziya Yılmaz: Yaşamı ve Siyasal Mücadelesi adlı kitabı, bir devrimcinin hayatı üzerinden Türkiye’nin yakın siyasal tarihine ışık tutuyor.

Ayrıntı Yayınları’nın Yakın Tarih dizisinden çıkan kitap, Türkiye devrimci tarihinin önemli isimlerinden Fatsalı Ziya Yılmaz’ın kendi anlatımlarıyla 1950’lerden 1980’lere uzanıyor. Türkiye İşçi Partisi’nin Karadeniz örgütlenmesinden THKP-C’nin sansasyonel eylemlerine kadar bir dönemi şekillendiren olayları ele alarak devrimci mücadelenin öyküsünü anlatan çalışma, okurlara Ulaş Bardakçı, Mahir Çayan gibi birçok değerli devrimcinin insani yönlerini de aktarıyor.

“Blank Space”

8+1 Galeri ve Percepted Project iş birliğiyle gerçekleşecek “Blank Space” karma sergisi, 25 Ocak Cumartesi günü saat 18.00’da izleyiciyle buluşuyor!

Farklı pratik ve disiplinlerden gelen 11 sanatçının son dönem eserlerinden oluşan sergi, çağdaş sanatın güncel ifade biçimlerini keşfetmek isteyenler için özel bir deneyim sunuyor. Barış Köksal, Dicle Çiftçi, Elif Nil, Elif Yurtsever, Emre Yetkin (Skunkkie), Gazi Sansoy, Hülya Sözer, Pınar Birim, Şeyma Türk, Yağmur Yılan, Zeynep Abacı’nın eserlerinin yer aldığı sergi, 25 Ocak- 7 Şubat tarihleri arasında 8artı1 Galeri’de sanatseverlerle buluşacak.

“Blank Space”, sanatçıların yaratıcı süreçlerini, çağın estetik ve sosyal sorularını ele alarak, yenilikçi ifade biçimleriyle görünür kılıyor. Bu sergi, her bir sanatçının kendi “boşluğunu” nasıl doldurduğunu, disiplinlerin iç içe geçtiği bir kompozisyonun nasıl doğduğunu ve bir sanat yapıtının yalnızca bir nesne değil, bir deneyim olarak nasıl varlık kazandığını gözler önüne seriyor.

Adres: 8+1 Galeri, Zühtüpaşa Mahallesi Rüştiye Sokak Nida Çıkmazı No:2 Kalamış/Kadıköy

Açılış: 25 Ocak, 18.00

Ziyaret: 25 Ocak – 7 Şubat 2025

Meltem Erensoylu’dan muhteşem yorum “Aşk Olmayınca”

Fantezi Müziğin güçlü temsilcilerinden Meltem Erensoylu, sözleri İlkan Serdaroğlu müziği ise Niran Ünsal imzası taşıyan “Aşk Olmayınca” isimli yeni çalışmasını Grand Müzik etiketiyle müzikseverlerle buluşturdu.

Yapımcılığını Hayrettin Güneş’in üstlendiği çalışması için konuşan Erensoylu, “Aşk Olmayınca” aslında gizli ve geçmeyen bir yarım kalmışlık hikayesi. Severken vazgeçmek zorunda kalan bir kalbin çektiği sancının anneye anlatılan sessiz çığlığını duydum bu şarkı da. Şarkıyı yorumlarken ince bir kalp sızısını yoğun bir şekilde hissettim. Umarım dinleyen herkes benimle aynı duyguları hisseder” dedi.

Gamze Karta ve Oktay Kaya “Dipsiz Kuyu” da buluştu

Gamze Karta ve Oktay Kaya, dinleyicileri derin duygulara sürükleyecek yeni düetleri “Dipsiz Kuyu” ile müzik dünyasına iddialı bir giriş yaptı. Şarkının klip çekimi, 35 kişilik profesyonel bir ekibin katkısıyla 16 saatlik yoğun bir çalışma sonucunda tamamlandı. Yusufcan Özbilen yönetmenliğinde çekilen klipte ikilinin kavga sahneleri ön plana çıktı.

“Dipsiz Kuyu”, duygu yüklü sözleri ve etkileyici düzenlemesiyle dikkat çekiyor. Şarkının söz ve müziği Oktay Kaya’ya ait, düzenlemesi ise Berk Kirtiş tarafından yapıldı. Gündem Yaylı,nın keman ve Cem Şengül’ün gitar performansı şarkıya eşsiz bir derinlik katıyor. Mix ve mastering çalışmaları ise ünlü müzik prodüktörü Emre Kıral’ın imzasını taşıyor.

Ejderha temalı Rolls-Royce Phantom

Rolls-Royce, zamansız bir nezaket ve cömertlik hikayesi olan Phantom Extended Dragon modelini tanıttı.

Phantom’un 100. yıl kutlamalarına özel üretilen ve eşsiz ayrıntılarıyla dikkat çeken modelin ejderhadan esinlenen kaplama sanatında 297 bireysel parça yer alıyor.

Rolls-Royce Motor Cars, Private Office Shanghai tarafından Ejderha Yılı kutlaması olarak tasarlanan eşsiz Phantom Extended modelini tanıttı. Çin’de yaşayan seçkin bir müşteri tarafından sipariş edilen Phantom Dragon, iki ejderhanın bir inci ile olan efsanesinin modern bir yorumunu sunuyor. Bu motif Doğu Asya’da sanat, mimari ve edebiyatla kutlanan derin bir sembolizm olup büyük kültürel anlam taşıyor. Markanın zirve ürünlerinden olan bu eşsiz örnek, Ejderha Yılı’nın sonunu ve 2025’te Phantom’un 100. yıl başlangıcını görkemli bir şekilde taçlandırıyor.

Rolls-Royce Phantom

Bu özel siparişin temelinde, Rolls-Royce’un geleneksel Çin ikonografisinin hassas ve derinlemesine yorumuyla ve markanın kendine ait yaratıcı imzasıyla harmanlandığı tasarım bulunuyor. Özellikle ülkede genç tüketiciler arasında Rolls-Royce markasına artan ilgiyle birlikte, Çin kültürünün uluslararası estetikle bütünleşmesiyle ülkenin lüks sektörünün önemli bir hareket noktası haline geldi.

Çin’in en çok saygı gören sembollerini ve müşterilerinin kişisel ikonografisini etkileyici ve saygılı bir şekilde ifade etmek olduğunu söyleyen Shuai Feng (Lead Bespoke Designer, Rolls-Royce Motor Cars, Private Office Shanghai): “Bu otomobil ile, zanaatkarlarımız farklı malzemeler kullanarak, bölgenin, müşterinin ve Rolls-Royce markasının zengin mirasını yakalamayı başardı.” dedi.

Rolls-Royce Phantom

Ejderhaların dansı

Phantom Dragon’da Çin ikonografisi, aracın iç tasarımının temel öğelerine yaratıcı ve saygılı bir şekilde entegre edildi. Tasarım temasında, 3000 yıldan fazla geçmişe dayanan eski bir efsaneden ilham alınırken, bu efsanede insanlık aleminin koruyucuları olan iki ejderhanın, Tanrılar tarafından iyi işleri için kendilerine verilen kutsal bir inci anlatılıyor.

Rolls-Royce Phantom

Geleneksel motifler

Phantom Dragon’un ön konsolunda yer alan Gallery, 297 bireysel parçadan ve dört farklı ahşap türünden yapılmış özel kaplama sanatını (Marquetry) barındırıyor. Rolls-Royce’un evindeki bir zanaatkar, bu çarpıcı özelliği oluşturmak için kaplama şekillerinin ince bir şekilde kesilmesi ve el işiyle birleştirilip sabitlenmesi süreçleri dahil olmak üzere üç ay uğraştı. Sanat eseri, dönen bulutlar içinde yer alan iki ejderhayı temsil ederken, onlar da Bespoke (özel üretim) saatiyle somutlaşan inciyi koruyor. Taban katmanı dumanlı okaliptüs ahşabından işlenirken, şekillerin sınırları sadece 0.5 mm genişliğinde çınar kaplamasıyla belirginleştirildi. Bulutların dokusunun taklit edilmesi için doğal damar yapısı sebebiyle kızıl meşe kabuğu kullanıldı. Siyah Bolivar kaplamasının ‘gölgeleri’ ejderhaların yüzeyin üstünde süzüldüğü izlenimi verirken tasarımın derinlik hissi kazanmasını sağladı.

Olağanüstü ahşap işçilik bu özel siparişte yüksek parlaklığa sahip dumanlı okaliptüs unsurları ve doğal açık gözenekli dumanlı okaliptüs ahşabından şekillendirilmiş kapı panelleri gibi detaylarda kendini gösteriyor. Ön ve arkaya yatırılabilen koltuklarda sırasıyla Ardent Kırmızı ve siyah deriler kullanılırken müşterinin ailesinin adı kontrast pamuk iplikleriyle başlık kısmına eski Çin hat sanatıyla titizlikle nakşedildi.

Tema, her biri el ile takılan 24 adet kayan yıldız ile çevrilmiş 768 kırmızı ve 576 beyaz fiber optik ışıktan oluşan, iki ejderhanın soyut temsiliyle şaşırtıcı Bespoke (özel üretim) Starlight (Yıldızlı) tavan döşemesiyle devam ediyor. Phantom Extended, Iced Diamond Black rengiyle tamamlanarak kendine has ışıltılı saten bir görünüm yaratıyor.