Yazılar

Alaçatı Ot Festivali başladı

“Toprak, Zaman ve Tat” teması ve “Kaya Koruğu” konsepti ile bu yıl 14’üncüsü düzenlenen Alaçatı Ot Festivali, başladı.

Çeşme Belediyesi tarafından Medicana Sağlık Sponsorluğu’nda “Toprak, Zaman ve Tat” teması ve “Kaya Koruğu” konsepti ile bu yıl 14. kez düzenlenen Alaçatı Ot Festivali, ziyaretçilerine kapılarını açtı. Kadın Efeler Dans Topluluğu’nun dans gösterisi ve Çeşme Belediye Bandosu’nun dinletisi ile başlayan festival, renkli görüntülere sahne olmaya devam ediyor.

Katılımın yoğun olduğu festivalde, mevsimsel otlar, standlarda ziyaretçilerle buluşurken; geleneksel tatlar modern dokunuşlarla yeniden yorumlanıyor. Şefler Meydanı, Sanat Sokağı, Edebiyat Buluşmaları, atölyeler, çocuk etkinlikleri, sergiler, söyleşiler, atölyeler, performans gösterileri, yarışmalar ve konserlerle dolu dolu bir program, her yaştan ziyaretçiye unutulmaz anlar sunuyor. 

Festivalin kalbi olan Şefler Meydanı’nda bu yıl da mutfak sanatının usta isimleri sahne alıyor. Açılış günü, Şef Ayşe Nur Mıhçı ve Şef Rıfat Yurttaş’ın eşsiz sunumları, damaklarda lezzetli izler bırakacak bir gastronomi şölenine dönüşüyor.

Tarkan Avrupa turnesi başladı

Tarkan, geçtiğimiz yıl çıkardığı “Kuantum 51” albümüyle müzik dünyasını kasıp kavurmaya devam ediyor.

Almanya, Hollanda, İngiltere, Avusturya ve İsviçre’yi kapsayan turnesinde Megastar, “Kuantum 51” albümündeki en yeni şarkılarının yanı sıra yıllardır hafızalara kazınan ikonikleşmiş hitlerini de seslendiriyor.

Nisan ayında başlayan Avrupa Turnesi, Haziran ayına kadar devam edecek.

Avrupa Turnesine Rotterdam ile başlayan Tarkan, turnenin ikinci ayağı olarak Düsseldorf’ta sahne aldı. 12 Nisan konserine gösterilen yoğun ilgi ve biletlerin kısa sürede tükenmesinden dolayı turnenin Düsseldorf ayağına bir konser daha eklenerek konser sayısı ikiye çıkarıldı. Megastar Tarkan, 12 ve 13 Nisan’da Düsseldorf PSD Bank Dome’da tüm sevenleriyle bir araya geldi.

 

 

TARKAN AVRUPA TURNESİ 2025
  TARİH ŞEHİR MEKAN
1 19.04.2025 VİYANA STADTHALLE
2 26.04.2025 STUTTGART PORSCHE ARENA
3 4.05.2025 HAMBURG BARCLAY CARD ARENA
4 11.05.2025 LONDRA O2 ARENA
5 24.05.2025 MANNHEIM SAP ARENA
6 28.05.2025 BERLİN UBER ARENA
7 30.05.2025 MÜNİH OLYMPIAHALLE
8 1.06.2025 ZURICH HALLENSTADION

Sahte gülümseme bile ruha iyi geliyor

Gülmenin ruh sağlığını olumlu etkilediğini belirten uzmanlar, sahte bir gülümsemenin bile beyni olumlu etkileyerek ruh halini iyileştirdiğini söylüyor.

Gülmenin sadece eğlenceli bir tepki değil, aynı zamanda öğrenilebilen bir beceri olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, gülmenin bulaşıcı etkisinin arkasında ayna nöronlar ve empati mekanizmalarının bulunduğunu ifade etti. “Gülmek, stresle başa çıkmayı kolaylaştırır, ilişkileri güçlendirir ve içsel dengeyi destekler.” diyen Güven, hayatın içinde mizaha yer açmanın önemini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, gülmenin ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinden bahsetti

Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven

Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven

Gülmek bulaşıcıdır…

‘Gülmek bulaşıcıdır’ ifadesinin güçlü bir psikolojik ve nörobilimsel temeli olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “İnsan beyni, özellikle de ayna nöron sistemi, başkalarının duygularını ve davranışlarını algılayıp taklit etmeye yatkındır. Bu sayede birinin gülüşünü gördüğümüzde, beynimizde aynı kasları harekete geçiren bölgeler uyarılır ve biz de istemsizce gülümseyebilir ya da gülebiliriz.” dedi.

Bu mekanizmanın, empati kurma becerimizin bir parçası olduğunu aktaran Güven, “Aynı zamanda gülmek, insanları birbirine yakınlaştıran ve grup içi sosyal bağları güçlendiren evrimsel bir işlev taşır. Tehdit içermeyen, güven verici bir iletişim şekli olarak, grup içindeki uyumu artırır. Bu süreç, duygusal bulaşma yoluyla da işler. Tıpkı ağlamanın ya da esnemenin çevredeki insanlara yayılması gibi, gülme de benzer bir şekilde çevreye yayılarak ortak bir ruh hali yaratır. Ayrıca otomatik taklit davranışı da bu durumun temelindedir. Beynimiz başkalarının mimiklerini fark ettiğinde, bilinçdışı düzeyde onları taklit etmeye eğilimlidir. Tüm bu nörobiyolojik ve sosyal mekanizmalar bir araya geldiğinde, gülmenin neden bu kadar bulaşıcı olduğunu ve insan ilişkilerinde neden bu kadar güçlü bir rol oynadığını anlamak mümkün olur.” açıklamasını yaptı.

Gülmek sadece bir tepki değil, aynı zamanda öğrenilebilen bir beceri…

Çocukların yetişkinlere kıyasla daha fazla güldüğünü ve yetişkinlikte bu doğal eğilimin kaybedildiğine değinen Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Çocuklar, dünyayı keşfetme sürecinde merak, oyun ve hayal gücüyle iç içe oldukları için günde yüzlerce kez gülebilirken, yetişkinler artan sorumluluklar, stres, toplumsal roller ve duygusal baskılar nedeniyle bu doğal eğilimi zamanla kaybeder.” dedi.

Yetişkinlikte gülmenin, genellikle kontrollü ve sosyal bağlamlara ilişkili hale geldiğini ifade eden Güven, “Oysa çocuklar anın neşesini özgürce yaşarlar. Bu içsel neşeyi geri kazanmak için mizahı ve oyunu yaşamımıza daha bilinçli bir şekilde dahil etmek, küçük şeylerden keyif almayı yeniden öğrenmek, kendimize ve çevremize karşı daha esnek ve şefkatli olmak önemlidir. Çünkü gülmek sadece bir tepki değil, aynı zamanda ruhsal sağlığımızı destekleyen, öğrenilebilen bir beceridir.” şeklinde konuştu.

Sahte bir gülümseme bile ruhsal dengeyi korumada güçlü bir adım…

Sahte bir gülümsemenin bile beynin mutlulukla ilişkili bölgelerini, özellikle de dopamin ve serotonin gibi ‘iyi hissetme’ kimyasallarını etkileyen sistemleri harekete geçirebildiğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu duruma psikolojide ‘geri bildirim hipotezi’ denir. Yani yüz kaslarımızı gülümseme pozisyonuna getirdiğimizde, beynimiz bu kas hareketini mutlulukla ilişkilendirerek, gerçekten mutlu olmasak bile ruh halimizi olumlu yönde etkileyebilir. Zorla da olsa gülümsemek, stres hormonlarını azaltabilir, kalp atış hızını dengeleyebilir ve zamanla içsel bir rahatlama sağlayabilir. Bu yüzden ‘mış gibi yapmak’ bazen düşündüğümüzden daha etkili olabilir. Çünkü bedenimizle verdiğimiz sinyaller, zihinsel ve duygusal durumumuzu şekillendirebilir. Özellikle zor zamanlarda bilinçli olarak gülümsemeye çalışmak, ruhsal dengeyi korumada küçük ama güçlü bir adım olabilir.”

İşte gülmenin reçetesi…

“Hayatı fazlasıyla ciddiye alan ancak gülmenin ruh sağlığına iyi geldiğine inanan kişilere, önce gülmenin sadece neşeli anlara değil, zorlayıcı duygularla başa çıkma sürecine de katkı sağladığını hatırlatmak gerekir.” diyen Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle tamamladı:

“Gülmek stresi azaltır, kaygıyı yumuşatır, duygusal yükleri hafifletir ve hatta insan ilişkilerini daha sıcak ve samimi hale getirir. Kişilere önerim, gülmeyi hafife alınacak bir şey değil, ruhsal dengeyi korumak için bir beceri gibi görmeleri olur. Eğer bir ‘gülme reçetesi’ yazacak olsaydım, içerisine her gün keyif aldıkları bir komedi dizisinden bir bölüm izlemeyi, mizah anlayışlarına hitap eden stand-up gösterileri ya da komik videoları takip etmeyi, kendilerini güldüren bir arkadaşla haftalık görüşmeler planlamayı, gün içinde bilinçli olarak birkaç dakika aynaya bakıp gülümsemeyi, mizah içeren kitaplar veya karikatürler okumayı, komik anıları not ettikleri bir ‘gülme günlüğü’ tutmayı ve zaman zaman gülme yogası veya grup mizah atölyelerine katılmayı dahil ederdim.

Ayrıca, ciddi bir hayatın içinde mizaha yer açmanın, insanın kendine de bir nefes aralığı yaratması anlamına geldiğini vurgulamak isterim. Çünkü gülmek sadece eğlence değil, aynı zamanda güçlü bir psikolojik savunma ve iyileşme mekanizmasıdır.”

Grup Destan eski şarkıları ile tekrar hayat buluyor

1998 yılında yayımladıkları “Atabarı” ve “Cilveloy” yorumlarıyla hafızalara kazınan Destan grubu, bu iki özel eseri bayram coşkusunu yaşatmak isteyenler için yeniden gündeme taşıyor.

Milli duygularımızı harekete geçiren, kültürel belleğimizde yer etmiş bu iki eser; yıllar geçse de tazeliğini ve etkisini yitirmeyen düzenlemeleriyle bugün hâlâ yüreklerde yankılanıyor. Destan’ın 90’lı yılların sonuna damgasını vuran bu yorumları, şimdi bayram ruhunu paylaşmak, ortak bir coşkuda buluşmak isteyen herkes için dijital platformlarda öne çıkarılıyor.

“Cilveloy”un neşesiyle, “Atabarı”nın yürek titreten ritmiyle; Destan, bayramın birleştirici gücüne selam duruyor. Müzikal zenginliğimizin sembol melodilerini barındıran bu eserler, dinleyiciyi hem geçmişe götürüyor hem de bugünün enerjisiyle sarıp sarmalıyor.

Fatih Ürek Batum’u coşturdu!

Sanatçı Fatih Ürek, Batum Grand Bellagio Otel’in birinci yıl kutlamalarında sahne aldı. Gecede gerçekleştirdikleri performanslarla adeta Batum’a damga vuran ikili hem görsel şovları hem de samimi açıklamalarıyla büyük beğeni topladı.

Gecede sahne alan bir diğer isim Fatih Ürek ise Batum’u en son 10 yıl önce ziyaret ettiğini söyledi. Aradan geçen yıllarda şehrin büyük bir değişim geçirdiğini vurgulayan Ürek, özellikle Türk müteahhitlerin Batum’da inşa ettiği modern yapıları çok beğendiğini belirtti.

Biten televizyon programının ardından yeni bir proje için hazırlık yaptığını ifade eden Ürek, yaz aylarında da yeni albümünü çıkaracağının müjdesini verdi. Volkan Konak’la ilgili duygularını paylaşan Ürek, “Biz her karşılaştığımızda sanki kaldığımız yerden devam edip, çok büyük bir sevgiyle birbirimize sarılırdık. Ben çok severdim, büyük bir candı o,” diyerek Konak’ın ailesine ve sevenlerine başsağlığı diledi.

Sahneye Şahmaran temalı iddialı bir elbiseyle çıkan Petek Dinçöz, siyaha boyattığı yeni saçlarıyla da dikkat çekti. Yeni imajının çok beğenildiğini söyleyen Dinçöz, Batum’u sık sık ziyaret ettiğini belirterek bu özel gecede sahne almanın kendisini çok mutlu ettiğini dile getirdi. Yaz aylarında sürpriz bir şarkıyla hayranlarının karşısına çıkacağını açıklayan sanatçı, “Yaza sürpriz bir şarkı ile damga vuracağız” dedi.

 

 

Shion Miura “Seyrüsefer”

Ödüllü Japon yazar Shion Miura’nın, tüm dünyada 1,3 milyondan fazla satan ve 2012’de Japan Booksellers’ Ödülü’ne değer görülen romanı Seyrüsefer, Düşbaz Kitaplar’dan çıktı!

Aşka, dostluğa ve aileye odaklanan roman, bir grup sözlük editörünün yeni bir sözlük oluşturma sürecindeki titiz çalışmalarını, kelimelere duydukları tutkuyu ve bu süreçte kurdukları insanî bağları anlatıyor. Sakin ama derin bir anlatımla ilerleyen Seyrüsefer, dilin gücünü ve kelimelerin hayatımızdaki yerini keşfetmek isteyenler için ilham verici bir yolculuk sunuyor. Japonların insan ilişkilerine, alışkanlıklarına ve geleneklerine de değinen roman, yayıncılığın zor taraflarına, editörlerin maddi-manevi sıkıntılarına ve okurdan beklentilerine, başta sözlük editörlüğü olmak üzere genel anlamda editörlüğün uğraş alanlarına ve nasıl çalıştığına dair meselelere de ışık tutuyor.

Rahmi Aksungur “Retrospektif”

Heykel sanatçısı akademisyen Prof. Rahmi Aksungur’un retrospektif sergisi nisan ayında sanatseverlerle buluşuyor: “Rahmi Aksungur Retrospektif” sergisi, 14 Nisan-14 Temmuz 2025 tarihleri arasında İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilecek.

Rahmi Aksungur, geleneksel heykel sanatının sınırlarını zorlayan ve yenilikçi bir yaklaşım benimseyen eserleriyle tanınıyor. Bronz, ahşap ve taş gibi malzemelerle ürettiği eserlerinde, özellikle ızgara (grid) formunu hem yapısal bir araç hem de sanatsal bir ifade biçimi olarak kullanıyor. Sanatçı, mekân, çevre ve ölçek ilişkisini temel alarak gündelik nesneler, canlı varlıklar ve mitolojik ögelerden esinleniyor. Modern heykel sanatına özgü bir dil geliştiren Aksungur’un eserleri, geçmiş ile gelecek arasında bir köprü işlevi görüyor.

Can Baydar’dan tempolu bir şarkı “Oyunlarınız Var”

Can Baydar, heyecanla beklenen Her Şey Geçer albümünün dördüncü ve projeden önceki son teklisi “Oyunlarınız Var” ile Sony Music Türkiye etiketiyle müzikseverlerle buluşuyor.

Sert ritimler, güçlü gitar riff’leri, dönemin ruhuna uygun olarak şekillenen sözler ve toplumsal alt metinleriyle öne çıkan şarkı, yüksek temposu ve yerinde duramayan yapısıyla dinleyiciyi harekete geçiren enerjik bir atmosfer sunuyor.

“Oyunlarınız Var”, kuralları dar, oyunları hiç bitmeyen bir düzenin içinde kendi yolunu çizmeye çalışan bir ruhun hikayesini anlatıyor. Can Baydar’ın müzikal kimliğini ve hayata bakışını cesur bir şekilde yansıtan parça, bireysel özgürlük arayışıyla birlikte, günümüz dünyasında birçok kişinin hissettiği sıkışmışlık hissine de dokunuyor.

Şarkı bu yönüyle, yalnızca kişisel bir başkaldırı değil, aynı zamanda çağın karmaşası içinde yönünü bulmaya çalışan herkese hitap eden güçlü bir ifade alanı yaratıyor.

Demir Demirkan “Suçlusun” ile hayranları ile buluşuyor

Türkiye’nin önemli söz yazarı, besteci ve müzisyenlerinden Demir Demirkan, yeni teklisi “Suçlusun”u Sony Music Türkiye etiketiyle müzikseverlerle buluşturdu.

Sevilen sanatçının ilk romanı “Zamanda Saklı”, kısa sürede okuyucuların dikkatini çekmeyi başarmıştı. Dört kitaplık bir roman serüvenine başlayan Demirkan, hikâyelerini müzikle taçlandırmaya devam ediyor. Şubat ayında yayımlanan ve kitabın ilk bölümüne ait olan “Yüreğimi Vur Kadehi” hâlâ Türkçe rock listelerindeki başarılı konumunu korurken, yeni tekli “Suçlusun” ise Zamanda Saklı kitabının ikinci bölümünden ilham alıyor. Şarkının söz, müzik ve düzenlemesi Demir Demirkan’a ait. Kayıtları Stüdyo Lavega’da yapılan parçanın mik’ini Tarkan Gözübüyük, mastering’ini Evren Göknar üstlendi. Davulda Onur Akça, bas gitarda ise Tansu Kızılırmak yer alıyor. Yazdığı sözler, bestelediği müzikler ve kendine özgü sesiyle Türk rock müziğinin efsanelerinden biri hâline gelen Demir Demirkan’ın yeni teklisi “Suçlusun”, tüm dijital platformlarda yayında!

Burak Bedirli’den yeni tekli

Burak Bedirli’nin duygusal ve melankolik tınılarıyla dikkat çeken yeni teklisi “Nefes” müzikseverlerle buluşuyor. Burak Bedirli, aranjörlüğünü üstlendiği yeni teklisi “Nefes” ile dinleyicilerini derin bir içsel yolculuğa çıkarıyor.

Söz ve müziği başarılı müzisyen Yasir Miy imzası taşıyan “Nefes”, modern altyapılarla harmanlanmış arabesk ögelerle dolu sade ama etkileyici bir düzenlemeye sahip. Şarkı, kalbin kıyısında kalan kelimelerin, söylenemeyen hislerin ve içe işleyen duyguların müzikal bir dışavurumu niteliğinde. Tüm dijital platformlarda yayında olacak olan “Nefes”, melankolik ve duygusal müzik tutkunlarının listelerinde kalıcı bir yer edinmeye aday.