Yazılar

Artkolik’te sertifika programı başladı

Artkolik’te sertifika programı başladı

Türkiye’de ilk defa, Bahçeşehir Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (BAUSEM), Artkolik Sanat ve Eğitim Platformu işbirliği ile hayata geçirilen kültür sanat alanında uluslararası normlara uygun içeriklerle, öncü isimlerin katıldığı sertifika eğitim programında dördüncü dönem 25 Eylül 2023 tarihinde başlıyor. sanat ve kültür disiplini başlıkları altında akademik anlamda kendini geliştirmek isteyen sanatseverlere yönelik eğitim verilmesi amaçlanan programlarda Bahattin Yücel, Feride Çelik, Buket Şakarcan, Ayşegül Sönmez ve Denizhan Özer gibi alanında önemli isimler eğitmen olarak yer alacak. Sanat ve Kültür Disiplinleri Sertifika Programı ‘Sanat Tarihi’ başlıklı modül ile başlayacak. Programın ilk modülünde, temel sanat tarihi bilgisi işlenecek. Avrupa’daki sanat akımlarının ortaya çıkışı ve etkileri tartışılacak. Bu akımların Türk sanatına yansımaları üzerinde durulacak. Türk sanatının var olma mücadelesine tanıklık edilecek.

Zerrin Özer’e “Külfet” oldu

Zerrin Özer’e “Külfet” oldu

Pop müziğin kraliçesi Zerrin Özer, ”Basit Numaralar” isimli şarkısıyla müzik listelerini alt üst ettikten sonra bu kez “Külfet” diyor. Yapımcılığını Hayrettin Güneş’in, söz ve müziğini Mustafa Arapoğlu’nun üstlendiği “Külfet” Grand Müzik etiketiyle tüm dijital platformlarda ki yerini aldı. Zerrin Özer, yeni şarkısını İstanbul’da bir stüdyo’da kliplendirdi. Özer’e kalabalık bir cast ekibi ve dansçılarda eşlik etti.

“Sevenlerim beni özlemiş”

Çekimler sırasında duygularını dile getiren Zerrin Özer, “Basit Numaralar şarkım çok sevildi. Anladım ki sevenlerim beni özlemiş. Sevenlerimin yanı sıra Z kuşağını da yakaladım. Sıra “Külfet” şarkımda. İnanıyorum ki bu da “Basit Numaralar” gibi çok sevilip müzik listelerini alt üst edecek. Çıkaracağım her şarkıda kendini yenileyen bir Zerrin Özer ile hep karşınızda olacağım” dedi.

Çeşme’de festival tekrar hayat buluyor

 

1980’li ve 90’lı yıllara damgasını vuran, efsane müzik festivali arasında yer alan Çeşme Festivali, “Müzik & Kültür Duraklarıyla” yeniden hayata geçiyor.

Çeşme Belediyesi tarafından, 21-24 Eylül tarihleri arasında, büyük bir heyecanla ve zengin bir programla gerçekleştirilecek festivalin bu yılki teması “Akdeniz” olacak.

Çok uzun bir aradan sonra Çeşme Belediye Başkanı M. Ekrem Oran tarafından 2019 yılında “Ege’nin İki Yakası” temasıyla yeniden gerçekleştirilen, geçtiğimiz yıl “Balkan Günleri” teması ile yapılan Çeşme Festivali bu yıl 21-24 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek.

“Akdeniz” teması ile birbirinden değerli isimlerin ve grupların sahne alacağı festival, tarih, dans, müzik ve yemek kültürü buluşmalarına ev sahipliği yapacak. Çeşme’nin birçok noktasında gün boyu devam edecek etkinliklerin yanısıra her akşam dünyaca ünlü isimler sahne alacak.

Ayzek’in macreaları Netflix’de başlıyor

Ayzek’in macreaları Netflix’de başlıyor

Netflix, merakla beklenen yeni filmi Do Not Disturb için fragmanı ve ilk görselleri paylaştı. Cem Yılmaz imzalı film, 29 Eylül’de tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix’te yayınlanacak.

Pandemi sebebiyle işsiz kalıp karaya dönen Ayzek, sessiz sakin bir otelde gece vardiyasında başladığı işinin ilk gecesinde konukların peşine takılarak umulmadık maceralara atılır. Hayatını bir düzene koyabilmek için attığı bu ilk adımda kendisini hiç beklemediği olayların merkezinde bulur.

Kara Komikler serisinden tanıdığımız Ayzek’in dünyasına çok daha yakından tanık olacağımız Do Not Disturb, kadrosunda buluşturduğu sevilen ve başarılı oyuncularıyla da dikkat çekiyor.

Dünya yaşlanıyor, Sepsis oranı artıyor!

Dünya yaşlanıyor, Sepsis oranı artıyor!

Sepsis için kısa bir tanımlama gerekirse “vücuttaki en ağır enfeksiyon hali” denilebilir. Sepsiste vücut, ağır enfeksiyonlara aşırı tepki verir. Bu, öyle ileri düzeyde bir tepki olur ki, organ yetmezliğinden hayat kaybına kadar önemli sonuçlara yol açar. Halk arasında “kan zehirlenmesi” olarak da bilinen sepsisin nedeni; virüs ya da bakteriler. Peki, hayatımızın çeşitli dönemlerinde farklı nedenlerle enfeksiyon atlattığımız halde, enfeksiyon nasıl en ağır hale gelerek sepsise dönüşüyor? Hayatı nasıl tehdit edebilir hale geliyor? Önlem almak mümkün mü? Bu soruları Acıbadem Ataşehir Hastanesi Yoğun Bakım Sorumlusu Prof. Dr. İsmail Cinel’e sorduk ve sepsis hakkında bilinmesi gerekenleri öğrendik.

Dünyada her 5 kişiden birinin ölüm nedeni, sepsis! Hal böyle olunca, sepsis riskini bilmek, düşünmek ve önlem almak gerekiyor. Üstelik yalnızca tıp dünyasının değil, bireylerin de aktif olarak alabileceği önlemler var. Covid-19 pandemisi, dünya çapında enfeksiyonların yol açabileceği büyük riskleri hepimize hatırlattı. 2 yıl boyunca milyonlarca cana mal olan ve hayatımızı alt üst eden pandemi sürecinde pek çok hasta yoğun bakım tedavisi gördü. Ancak Covid-19 nedeniyle yoğun bakımda tedavi gören ve hayatını kaybeden her yüz hastadan 95’inin ölüm nedeni, Covid ilişkili sepsis oldu. Prof. Dr. İsmail Cinel, “Sepsiste vücut, enfeksiyonlara karşı anormal ve düzensiz yanıt veriyor; organların işlevi bozuluyor ve yetersiz kalıyor. Dolayısıyla sepsis, yaşamı tehdit eden klinik bir tablo haline geliyor. Sepsis, ancak yoğun bakım servislerinde tedavi edilecek bir hastalık ve yine yoğun bakımların en ölümcül hastalığı olarak kabul ediliyor” diyor.

Prof. Dr. İsmail Cinel

Bağışıklık düzeyini yükseltin

Sepsis, dünyada her yıl 12 milyon insanın ölümüne yol açıyor. Üstelik bebeklikten yaşlılığa kadar her dönemde kişinin karşılaşabileceği bir risk. Tıp dünyasında sepsis riskini düşürecek yeni tedavi yöntemleri kadar önleyici yöntemlerin de araştırıldığını belirten Prof. Dr. İsmail Cinel önemli uyarılarda bulunuyor. “Kişilerin de bu riskten uzak durmak için yapması gerekenler var. Öncelikle kişisel temizliğe dikkat etmek gerekiyor. Elleri yıkamak çok ama çok önemli. Araştırmalar enfeksiyon etkenlerinin en sık eller yoluyla vücudumuza girdiğini gösteriyor. Elleri yıkamak kadar damlacık yoluyla bulaşın artığı salgın dönemlerinde maske kullanımı da yaşamsal öneme sahip. Onun dışında bağışıklığını güçlü tutacak; sağlıklı beslenme, düzenli uyku, egzersizi hayatının olmazsa olmazları haline getirmesi gerekiyor. Zira enfeksiyonlar bağışıklığın düşük olduğu zamanlarda daha ağır seyrediyor” diyor. Ancak her zaman bağışıklığı bu yollarla yükseltmek mümkün değil. Bazı genetik ya da kronik hastalıklarda ve bazı durumlarda bağışıklık düşük seyrediyor ki bu da enfeksiyonlara davetiye çıkması, bazen de sespis gelişmesi anlamına geliyor.

Kimler risk altında?

Hastanede yatan hastaların ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan sepsisin hastaneye tekrar yatışlarda da yine listenin başında yer aldığını belirten Prof. Dr. Cinel, risk altındaki gruplar hakkında şu bilgileri veriyor:

“1 yaş altı bebekler veya 75 yaş üzeri kişiler, kronik hastalar, hamileler, kanser gibi bağışıklık sistemini baskılayan hastalar, organ nakli ameliyatı geçirenler ve uzun süre yoğun bakımda ya da hastanede yatan kişiler daha fazla risk altında oldukları için bu gruplarda enfeksiyon gelişmesi açısından belirli zamanlarda risk faktörlerinin değerlendirilmesi, immunizasyon ya da bağışıklamanın gözden geçirilmesi ve tamamlanması sepsis riskinin gelişmesini önlemek açısından çok önemli!”

Dünyada giderek yaşlı nüfusun artmasının sepsis riskini artıracağını belirten Prof. Dr. İsmail Cinel, bu durumun genellikle yaşlılarda bağışıklığın gençlere göre daha düşük olmasından kaynaklandığına dikkat çekerken “Sepsis gelişen hastaların 2/3 kadarının yaşlılar olduğu tahmin ediliyor. Sepsis tanısı konduktan sonra 28 gün içinde hayatını kaybeden 75 yaş üstü hastalarda,  sepsise yanıt olarak görülen klinik ve laboratuvar değişikliklerin orta yaşlılara göre daha hafif veya yüzeysel olduğu görülüyor. Bu hastaların üçte birinde kan ve enfeksiyon yerinden alınan kültürler de negatif sonuçlanıyor yani yaşlılarda sepsis tanısı daha zor konuyor” diyor.

Prof. Dr. İsmail Cinel

8 önemli belirti var!

Acıbadem Ataşehir Hastanesi Yoğun Bakım Sorumlusu Prof. Dr. İsmail Cinel sepsisin önemli 8 belirtisini şöyle sıraladı:

  • Titreme, ateş veya vücut ısısında düşüklük,
  • Şiddetli halsizlik/kas ağrıları,
  • “Ölecek gibi” hissetme,
  • Bilinç değişikliği/sersemlik,
  • Sık nefes alıp verme/nefes darlığı,
  • Öksürük,
  • Kalp çarpıntısı/nemli ve soğuk cilt,
  • Gün boyu idrar yapamama

Bunlardan bir ya da bir kaçının görüldüğü durumlarda acilen en yakın sağlık kuruluşuna gitmek gerekiyor.

Erken tanı hayat kurtarıyor

Çok ciddi hayati riskler taşıyan sepsiste, pek çok hastalıkta olduğu gibi erken tanı çok önemli. Bunun için toplumda öncelikle sepsis farkındalığının artırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. İsmail Cinel şunları söylüyor: “Toplumsal farkındalık, önlenebilir ölüm nedenlerinin başında gelen sepsisin görülme sıklığını da düşürecektir. Farkındalık şu şekilde olmalı: Öncelikle kişisel temizlik konusundaki bilinç yükselmeli. Sık sık ellerin yıkanması, yiyecek ve içeceklerin hijyenine dikkat edilmesi gibi. Enfeksiyonlara karşı aşı olmak da olası hastalık risklerini bertaraf eder. Ayrıca özellikle bağışıklığı düşük kişilerin enfeksiyon belirtilerini ciddiye alması, hastaneye başvurmayı ötelememesi erken tanı olanağını da artırarak, tedavi başarısının yükselmesini sağlar.”

Kurumlara düşen roller de var!

Prof. Dr. İsmail Cinel, kişiler kadar, tüm dünyadaki kurum ve kuruluşlara da bu konuda rol düştüğünü belirterek “Temiz su kaynaklarının sağlanması, kamusal temizliğe dikkat edilmesi gibi yönetimlerin yapacağı görevlerin yanı sıra hastanelerde doğum yapılan ortamların hijyeni, özellikle yoğun bakımlar ve ameliyathaneler başta olmak üzere enfeksiyon önleyici uygulamalara sıkı şekilde uyulması, doğru tedavilerle hastanede yatış sürelerinin kısaltılması, hastanelerdeki sağlık çalışanlarının, değişim hızının az olması, hastanelerde havalandırma sistemlerinin son teknoloji ile donatılmış olması gibi faktörler de sepsis gelişme oranını düşürecek önlemlerdendir” diyor.

İmge’den akustik gece

İmge’den akustik gece

Azka yaz konserlerinde güzel şarkıcı İmge Mıngıroğlu dinleyicisiyle bir araya geldi.

Eylül ayında da devam eden Azka yaz konserlerinde güçlü sesi ve geniş repertuarıyla İmge Mıngıroğlu sahnedeydi. Mıngıroğlu programının ilk bölümünde 80’ler, 90’lar ve 2000’lerin hit olmuş sevilen yabancı şarkılarıyla dinleyicisine adeta müzik ziyafeti yaşattı. Güzel şarkıcı programının ikinci bölümünde ise günümüzün sevilen Türkçe şarkılarıyla sahnesini tamamladı.

The Peninsula Hotels şimdi Londra’da

The Peninsula Hotels şimdi Londra’da

Hyde Park Corner lokasyonunda yer alan The Peninsula London kapılarını açıldı.

The Peninsula Hotels markasının ilk İngiliz oteli olan The Peninsula London, Hyde Park Corner ve Wellington Arch konumunda bugün açıldı. Belgravia’nın kalbine eşsiz stil ve lüks anlayışını getiren ve en iyi İngiliz işçiliğini yansıtacak zanaatkarlarla tasarlanan otel, Buckingham Sarayı, Knightsbridge ve diğer ikonik noktalara yürüme mesafesinde yer alıyor.

The Peninsula Hotels London

The Peninsula London, dünyaca ünlü mimar ve iç mekan tasarımcısı Peter Marino tarafından, büyük İngiliz evlerinden ve çevredeki doğadan esinlenerek tasarlanan zarif iç mekanlarını doğal ışıkla dolduran şık ve ferah bir estetiği de bünyesinde barındırıyor.

Otelin 190 geniş konuk odası ve süitinin büyüklüğü 50 metrekareden başlıyor ve şık özel konut hissi uyandıran özel mobilyalar, tekstil ürünleri ve orijinal sanat eserleri içeriyor. Tüm odalarda maun panelli giyinme odaları, bal oniks taşlı banyolar ve ünlü İngiliz zanaatkârlar tarafından hazırlanmış özel donanımlar bulunmakta; birçok oda ise Wellington Kemeri ve tarihi Belgravia’nın eşsiz manzarasına sahip yüksek tavan ve pencerelere sahip.

The Peninsula Hotels London

Birinci sınıf mutfak deneyimi

The Peninsula London’ın şık ve rafine restoran, bar ve salonlarında dünya standartlarında yemek ve içeceklerin tadını çıkarabilirsiniz.

The Lobby’de geleneksel Peninsula Çay Saati ve küresel esintiler taşıyan yemekler yüksek tavanların altında ve canlı müzik eşliğinde servis edilmektedir. The Peninsula Boutique and Café’de gün boyunca salatalar, sandviçler ve tatlılar da dahil olmak üzere daha günlük lezzetler ve lokal misafirlere rahat bir ‘take away’ (paket servis) konsepti sunuluyor.

Canton Blue ve bitişiğindeki bar Little Blue’da yenilikçi Çin mutfağı, kokteyller, çaylar ve CAP Atelier’den Henry Leung’un egzotik dekoru Asya ve İngiliz kültürlerinin baharat ticareti birlikteliğini kutlamaktadır.

The Peninsula Hotels London

Ekim ayının başlarında otelin şık rooftop restoranı Brooklands açılacak ve Michelin yıldızlı Şef Direktörü Claude Bosi’nin Modern İngiliz mutfağı, mimarlar Archer Humphreys tarafından klasik İngiliz havacılık ve motor sporlarından esinlenen bir mekan koleksiyonunda sergilenecek.

Ayrıca sekizinci katta yer alan Brooklands Bar, St Pauls’den Battersea’ye uzanan Londra’nın eşsiz silüeti ve panoramik manzarasını sunuyor. 

Ayşegül Dinçkök lise öğrencilere ders verdi

Ayşegül Dinçkök lise öğrencilere ders verdi

Ayşegül Dinçkök, Türkiye’nin özel yetenekli öğrencilere eğitim veren ilk lisesi Türk Eğitim Vakfı İnanç Türkeş Özel Lisesi’nde ders verdi.

Her yıl farklı konukların katılımıyla düzenlenen “İlk Ders”in bu yılki konukları, Prof. Dr. Füsun Akarsu ile TEVİTÖL destekçisi, profesyonel dalgıç ve fotoğrafçı

Profesyonel dalgıç ve fotoğrafçı Ayşegül Dinçkök ise konuşmasına, TEVİTÖL’ün önemini vurgulayarak başladı ve okulla geçmişe dayanan ilişkisini anlattı. Geç sayılabilecek bir yaşta başladığı fotoğrafçılık macerası üzerinden öğrencilere, kendilerini adayarak, inanarak ve azimle çalıştıkları sürece diledikleri her alanda başarı elde edebileceklerini anlatan Dinçkök, konuşmasında öğrencilere önce kendi çevrelerini sonra, tabiatı ve su altını temiz tutma konusunda öğütler vererek çevre bilinci ve doğa duyarlılığına da değindi. Dinçkök’ün ilham verici konuşmasına Misunderstood ve Rebirth adlı videoları da eşlik etti.

Fazıl Say, Serenad Bağcan aynı sahnede buluştu

Fazıl Say, Serenad Bağcan aynı sahnede buluştu

Sabancı Üniversitesi, “Geleceğe Söz Ver” burs programı kapsamında düzenlediği etkinlikte Fazıl Say’ı, yeni projesi “Dünya Anne” şarkıları ile ağırladı.

Fazıl Say’ın kadın şairlerin eserlerinden esinlenerek bestelediği şarkılar, Serenad Bağcan yorumuyla izleyicilerle buluştu. Etkinliğin bilet satışından elde edilen gelirin tamamı Sabancı Üniversitesi tarafından burs fonuna bağışlanacak.

Alzheimer hastalığı riskini yüzde 60 azaltabilirsiniz!

Alzheimer hastalığı riskini yüzde 60 azaltabilirsiniz!

Son yıllarda tıptaki gelişmeler sayesinde ülkemizde de ortalama yaşam süresi giderek uzarken, beraberinde çok ciddi bir hastalık olan Alzheimer’ın görülme sıklığı ise artıyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin “Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre, dünya genelinde Alzheimer hastalığının görülme sıklığı gelişmiş ülkelerde azalmaya başlarken gelişmekte olan ülkelerde daha hızlı bir artış göstermektedir. Bunun en önemli nedeni, bu ülkelerde beyin yaşlanmasına yönelik ulusal stratejilerin geliştirilememiş olmasıdır” diyor. Kaliteli yaşlanmanın yolunun beyin sağlığından geçtiğini ve Alzheimer hastalığı riskinin alınacak önlemlerle yüzde 60 azaltılabileceğini belirten Doç. Dr. Mustafa Seçkin Eylül 1-30 Eylül Dünya Alzheimer Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, Alzheimer’a karşı alınabilecek basit ama etkili 7 önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Günümüzde yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun giderek artmasıyla ülkemizde de Alzheimer hastalığıyla çok daha fazla karşılaşır olduk. Türkiye Alzheimer Derneği’nin verilerine göre ülkemizde 600.000’in üzerinde Alzheimer hastası bulunuyor. Üstelik bu sayı hastalığın erken dönemi olan hafif bilişsel bozukluk hastalarını da içermiyor. Yapılan çalışmalar; 60 yaş üzeri yaklaşık her 5 kişiden birinde hafif bilişsel bozukluk yani günlük yaşantıyı önemli ölçüde etkilemese de muayene ile tespit edilmiş unutkanlık vb sorunlar bulunduğunu, bu hastaların yaklaşık yüzde 50’sinin de 5 yıl içerisinde Alzheimer hastalığı tanısı aldığını ortaya koyuyor. 2000’li yılların başlarına kadar Alzheimer hastalığı ve diğer demansların gelişmiş ülkelerde daha sık görülüyorken ibrenin gelişmemiş ülkelere dönmeye başladığını belirten Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin, bu ülkelerin 2050 yılına kadar çok daha büyük bir demans hastası popülasyonu ile uğraşmak zorunda kalacaklarının öngörüldüğünü söylüyor.

Doç. Dr. Mustafa Seçkin

Doç. Dr. Mustafa Seçkin

Sağlıklı yaşam tarzı çok önemli!

Alzheimer hastalığı hücre ölümüne neden olarak beynin küçülmesine yol açıp bunamayla sonuçlanıyor. Beyin fonksiyonlarının bozulmasını hızlandıran nedenlerin başında Alzheimer hastalığının geldiğini kaydeden Doç. Dr. Mustafa Seçkin son yıllarda beyinde amiloid birikimini azaltacak tedavi yöntemlerinin umut verici olduğunu, bununla birlikte yapılan çalışmaların; sağlıklı yaşam tarzı oluşturulmasının da hastalıkla mücadelede son derece önemli rol oynadığını ortaya koyduğunu söylüyor. Kaliteli yaşlanabilmenin ‘sağlıklı beyin yaşlanması’ sayesinde olabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Mustafa Seçkin “Sağlıklı beyin yaşlanması kavramı tüm organların aynı hızda yaşlanmıyor olması ve diğer organlar iyi durumda iken dahi beynin daha hızlı yaşlanabileceği esasına dayanır. Yaşam tarzı değişikliklerinin Alzheimer hastalığı riski üzerine etkilerinin incelendiği çalışmalar; düzenli fiziksel egzersizin Alzheimer gelişme riskini yüzde 30-40 oranında azaltabileceğini göstermektedir. Bu çalışmalar; düzenli egzersize ek olarak sigaradan uzak durulması, alkolden kaçınılması, Akdeniz diyeti, aktif bir sosyal yaşam, kaliteli uyku ve kilo kontrolüne dikkat edilmesi sayesinde Alzheimer hastalığı riskinin yüzde 60’a kadar azaltılabileceğini ortaya koymaktadır. Öyle ki düzenli egzersiz sayesinde beynimizin ürettiği kimyasallar Alzheimer hastalığını önlemede veya yavaşlatmada bilinen en güçlü tedavi yöntemini bize sunmaktadır. Bu kimyasallar ilaç şişelerinin içine konulup bize ulaştırılana kadar üzerimize spor kıyafetlerimizi giyip harekete geçmekten daha iyi bir seçenek şu an için mevcut değildir.” Egzersizin beyne faydalı olabilmesi için haftada en az 3 kez 45-60 dakika aerobik egzersizleri ile birlikte ağırlık, direnç ve denge egzersizlerinin kombine edildiği bir programın uygulanmasının önerildiğini belirten Doç. Dr. Mustafa Seçkin, bu tarz egzersiz planlamasının hekim kontrolünde ve egzersiz bilimine hakim fizyoterapistler gözetiminde yapılması gerektiğinin altını çiziyor.

Doç. Dr. Mustafa Seçkin

Kaliteli yaşlanmak için!

Peki Alzheimer olmayan ve belki de hiç olmayacak olan yaşlıların da endişenmesine gerek var mı? Ülkemizde ciddi oranlara ulaşan ve giderek de artacak olan yaşlı nüfusunun başka nelere dikkat etmesi gerekiyor? Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin kaliteli yaşlanmak için alınması gereken ilave önlemleri “Beyin-damar hastalıklarından korunmak, B12, folik asit, demir, tiroit hormonları gibi beyin sağlığı için hayati öneme sahip vitamin ve hormonların kan düzeylerini normal sınırlarda tutmak, tekrarlayan kafa travmalarından korunmak, hava kirliliğini önlemek, çevresel toksinlere (özellikle tarım ilaçlarına, sanayi atıklarına) maruz kalmamak gibi önlemleri hayatımıza geçirmek” şeklinde sıralıyor.  Öte yandan kaliteli yaşlanmayı ulusal ölçekte başarabilmek için şehir planlama, tarım politikalarının gözden geçirilmesi, eğitim, aile içi şiddetin önlenmesi (özellikle tekrarlayan kafa travmaları açısından), ve kültürel faaliyetlerin daha geniş kitleler tarafından ulaşılabilir olması gibi farklı disiplinleri ilgilendiren alanlarda işbirliği yapılmasının da şart olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Mustafa Seçkin “Kapımızdaki bu büyük tehlikenin farkına vararak, ülkemizde ortalama yaşam sürelerini uzatmakta gösterdiğimiz başarıyı beyin sağlığını koruyarak kaliteli yaşlanma konusunda da göstermemiz gerekiyor” diye konuşuyor.