Yazılar

Hyundai, Ege Denizi’ni atıklardan arındıracak

Hyundai, Ege Denizi’ni atıklardan arındıracak

Hyundai, Uluslararası Sağlıklı Denizler Derneği (Healthy Seas) ile birlikte ortaklaşa olarak dünyanın dört bir yanındaki denizleri ve okyanusları atıklardan arındırmaya çalışıyor.

IONIQ modelleriyle başlayan ve tüm model gamına yayılan sürdürülebilirlik, araçların dış ve iç taraflarındaki aksamlarının geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılmasına olanak sağlıyor.

Denizlerden her yıl düzenli olarak plastik, cam, balık ağları ve çöp çıkaran Hyundai, bu atık malzemeleri geri dönüşüm yoluyla yine ürettiği otomobillerinde kullanarak döngüsel ekonomiye de can vermiş oluyor.

Hyundai’nin geçtiğimiz yıl denizlerden çıkardığı atık miktarı ise 42 tondan fazla ve bu miktarın 11 tonu balık yetiştirme ağlarından oluşuyor. Sağlıklı Denizler Derneği ile yapılan ortaklığın dördüncü yılında Ege Denizi’ni temizlemeye karar veren Hyundai, 2024 yılında da Yunanistan kıyılarından başlayarak özellikle büyük balık çiftliği ağları ve çeşitli plastikleri toplayacak.

Denizlerden alınacak tonlarca atık, IONIQ 5, IONIQ 6 ve Yeni SANTA FE için Econyl ipliğinden yapılan paspaslar gibi yeni ürünlere dönüştürülecek.

Primeclass, yolcu salonlarında sanata yer veriyor

Primeclass, yolcu salonlarında sanata yer veriyor

TAV İşletme Hizmetleri, globalde Primeclass yolcu salonlarında sanata yer vererek Türk sanatçıların ve ayrıca lokal sanatçıların dünya çapında tanıtımına da katkı sağlamayı hedefliyor.

Bu vizyon doğrultusunda geçtiğimiz yıl Türkiye’nin önde gelen sanat galerilerinden PİLEVNELİ ile Milas-Bodrum Havalimanı’ndaki Primeclass Lounge’da hayata geçirilen özel iş birliği, bu yıl da devam ediyor. İş birliği kapsamında, PİLEVNELİ sanatçılarından Mehmet & Kazım Akal’ın Bodrum Primeclass Lounge için özel olarak hazırladıkları enstalasyonun yanı sıra, TAV Passport sponsorluğunda sanatçıların PİLEVNELİ Yalıkavak’taki orijinal duvar resmi de yaz boyunca sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Dünyanın 19 ülkesinde 90’a yakın yolcu salonu bulunan TAV İşletme Hizmetleri, deneyim kürasyonu odaklı hizmet yaklaşımını; sanat, gastronomi, eğlence ve sürdürülebilirlik temaları ile zenginleştirerek misafirlerinin seyahat deneyimini bir üst seviyeye taşıyor.

Bacağa vuran bel fıtığı ağrısı yaşıyorsanız…

Bacağa vuran bel fıtığı ağrısı yaşıyorsanız…

Günümüzde sık görülen “bacağa vuran bel fıtığı ağrısı”, halk arasındaki adıyla ‘’siyatik ağrısı’’ kişiyi hastane hastane gezdiren, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ve iş gücü kaybına yol açabilen bir rahatsızlık olarak biliniyor. Yüksek miktarda ağrı kesici kullanımının dünyada önde gelen sebepleri arasında yer alan ‘’bacağa vuran bel fıtığı ağrısı’’ daha çok ofis çalışanlarını, ağır iş kollarında görevli olanları ve ileri yaşa rağmen hayatını tek başına sürdürenleri hedef alıyor. Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ercan Hassa, son yıllarda sık uygulanan ve ‘’selektif sinir bloğu’’ adı verilen tedavi yöntemiyle ağrısı bacağa vuran bel fıtığının önemli bir kısmının ameliyatsız olarak tedavi edilebildiğini belirterek, konuyla ilgili bilgi verdi.

Doç. Dr. Ercan Hassa

Doç. Dr. Ercan Hassa

Ağrıdan kurtulmak mümkün olabiliyor

Bel fıtığı rahatsızlığında bazı hastalarda ağrı bel ile sınırlı kalırken, bazılarında ise bacaklara yayılım gösterebilmektedir. Omurgamıza esneklik sağlayan bel omurlarımız hareket yeteneğini içi sıvı dolu disklerden alır. Ancak söz konusu diskler kişi yaş aldıkça genetik faktörlere, uygun olmayan sportif faaliyetlere ve ağır yük kaldırma gibi çeşitli nedenlere bağlı olarak yıllar içerisinde deformasyona uğrayıp, özelliklerini yitirebilmektedir. Bu da bazı hastalarda bel ağrılarına neden olurken, bazılarında ise beraberindeki fıtıklaşmayla birlikte sinirlere bası yaparak bacağa yayılan ağrılara sebebiyet vermektedir. Ancak bacağa vuran bel fıtığı ağrısına her zaman bel ağrısı eşlik etmek zorunda değildir.

Hayatı olumsuz etkileyen bel fıtığı ağrılarından kurtulmak için doktor doktor gezen hastaların bazıları ameliyat olmak istemeyebilir. ‘Selektif sinir bloğu’ ismini verilen bir tedavi yöntemi ile özellikte bacakta güç kaybı gelişmemiş hastalarda ağrının giderilmesi yüksek oranlarda mümkün olabilmektedir.

Ameliyathane koşullarında özel iğneler yardımıyla gerçekleşen ağrısız tedavi

İşlem sırasında kullanılan özel iğneler yardımıyla, bel bölgesindeki belirli kemik aralıklarından ağrıya neden olan ilgili sinir köküne ulaşılmaktadır. Aynı anda kullanılan ileri görüntüleme yöntemleri ile de uygulama seviyesi sürekli olarak teyit edilmektedir. Hafif sedasyon verilen hastaya enjekte edilen steril opak maddeler sayesinde blokaj uygulanacak kök belirgin hale gelmektedir. Final olarak uzman hekim tarafından ameliyathane koşullarında gerçekleşen kısa süreli bu işlemde ağrı odağı olan köklere ilaç uygulanır. Lokal ağrı kesiciler ve lokal ödem gidericilerden oluşan kombine ilaç sayesinde hasta uygulama sonrası önemli ölçüde rahatlama hissetmektedir. Asıl yüz güldürücü sonuçlar ise bir haftanın sonunda ortaya çıkmaktadır.

Selektif sinir bloğu tedavisi için yaş sınırlaması yok

Genç hastalarda selektif sinir bloğu tedavisinin etkisi çok uzun soluklu olabilmektedir. Hatta kişinin ameliyat gereksinimini ortadan kalkabilir. Ameliyat olamayan ve cerrahi dışı bir seçenek düşünen ileri yaş hastalarda da bu tedavi sayesinde ciddi bir konfor sağlanmaktadır. Tıpkı genç hastalar gibi bu kişiler de tedavi sonrası günlük faaliyetlerini yapabilir duruma gelmektedir. Ancak genç hastaların aksine ileri yaş grubunda bir yıl içerisinde ikinci kez selektif sinir bloğu tedavisi önerilebilir. Unutulmamalıdır ki, bazı durumlarda ise bel fıtığının ameliyatsız çözümü mümkün değildir. Bu tür hastalarda izlenecek olan en uygun tedavi şekline omurga konusunda deneyimli uzman cerrahların karar verdiği hatırlanmalıdır.

Etin yanında mutlaka bol yeşil salata olsun!

Etin yanında mutlaka bol yeşil salata olsun!

Bayramlar toplumumuzda aile ziyaretleri ve özenli sofraların kurulmasıyla önemli bir yere sahip. Ancak Kurban Bayramı’nın geleneksel sofralarında mutlaka yer verdiğimiz kırmızı etin tüketimine dikkat etmemiz gerekiyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, fazla tüketilen kırmızı etin sağlığımızı olumsuz yönde etkileyeceğine dikkat çekerek, “Kırmızı et sindirimi oldukça zor bir besindir. Dolayısıyla aşırı tüketimi sindirimi güçleştireceği için özellikle mideyle ilgili problemi olan kişilerin dikkatli olmaları gerekir. Fazla tüketilmesi ette bulunan doymuş kan yağlarının artmasına ve kalp damar hastalıklarının oluşmasına sebep olabilir” diyor. Fazla tüketilen etin kalori ve yağ alımına bağlı olarak kilo artışına da yol açabileceğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, “Bu nedenle günlük beslenmede kişinin ihtiyacından fazla et yememesi son derece önemlidir. Ayrıca her ziyarette sunulan iştah kabartıcı ikramları sırf ev sahibini kırmamak için geri çevirmemek; günlük kalori alımını artıracağından kilo alımına neden olmasının yanı sıra aynı zamanda fazla yemeye bağlı şişkinliğe, hazımsızlığa ve nefes darlığına yol açabilir. Dolayısıyla Kurban Bayramı’nda da rutin beslenme programına devam edilmesi gerekir” diyor. Kurban Bayramı’nda dikkat edilmesi gereken beslenme kurallarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur

Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur

Güne mutlaka kahvaltı ile başlayın!

Bayram boyunca yeterli ve dengeli bir beslenme şekli oluşturabilmek için belirli aralıklarla öğün oluşturmaya çalışmalı ve sürekli et tüketmemeye özen göstermelisiniz. Sağlıklı beslenmek için bir öğünde tüm besin gruplarından tüketmeniz çok önemli. Güne mutlaka hafif bir kahvaltıyla başlamanızda fayda var.  Bir adet yumurta, beyaz peynir, zeytin, domates, tam tahıllı ekmek ve bol yeşillik içeren hafif bir kahvaltı yaparak sindirim problemini önlemiş olursunuz. Bunların yanı sıra kurban etini dinlendirmeden yemek gün içinde hazımsızlık sorununa neden olacağı için kahvaltıda tüketmemeye de özen gösterin.

Kendi suyu ile pişirin

Bayramda da eti yağsız tarafından pişirmeyi ihmal etmeyin. Kurban Bayramı’nın geleneksel yemeği kavurma yaparken iç yağı, kuyruk yağı ve tereyağı gibi doymuş katı yağları eklemeden, eti kendi suyu ile pişirmenizde fayda var.

Eti akşam öğünlerinde yemeyin!

Et sindirimi zor olan yiyeceklerden biridir.  Akşam saatlerinde çok hareket edilmemesi ve yatma saatine yakın sindirim problemi yaşanması nedeniyle et tüketimi için bu öğünü tercih etmemenizde fayda var.  Eti daha çok gündüz saatlerinde tüketmeli ve sindirimi kolaylaştırmak için yavaş yemeli, bol bol çiğnemelisiniz.

Günde 60-90 gramı geçmeyin!

Yeni kesilen etin sindirimi zor olması nedeniyle hazımsızlık gibi sorunlar oluşabiliyor. Kırmızı eti kesim sonrasında buzdolabında en az 12 saat dinlendirdikten sonra pişirmeli, kalan kısmı küçük parçalar halinde derin dondurucuya kaldırmalısınız. Ayrıca kırmızı eti bayram boyunca her öğün et tüketmek sağlıklı olmayacaktır. En ideali kırmızı eti günde bir öğün tüketmektir. Günlük en fazla 60-90 gram kadar tüketmeli ve etin yanına sağlıklı beslenmeyi tamamlayan sebze, salata, tam tahıllı ekmek ve bulgur gibi sağlıklı karbonhidratları ilave etmelisiniz.

Etin yanında bol limonlu yeşil salata tüketin

Et posalı bir yiyecek grubu olmadığı için aşırı miktarda yenildiğinde ve yanına posa kaynakları ilave edilmediğinde kabızlık problemi yaşanabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, bu nedenle etin yanında posa içeriği yüksek olan sebze, meyve, tahıllı ekmek ve bulgur tüketmeniz gerektiğini belirterek, “Etin yanında yiyeceğiniz sebze ve meyvelerdeki C vitamini kırmızı etin içerisinde yer alan demirin vücutta emilimini artırmaya yardımcı oluyor. Bu nedenle kırmızı etin yanında bol limonlu yeşil salata tüketmeyi alışkanlık edinin” diyor.

Pişirme tekniği de çok önemli

Kırmızı etin tüketim miktarının yanı sıra pişirme tekniğine de dikkat edilmesi gerekiyor. “Pişirme yöntemi olarak kızartma ve kavurma yerine ızgara, fırınlanmış veya haşlanmış olarak tüketilmesi daha uygundur” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, sözlerine şöyle devam ediyor: “Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da, mangal yaparken pişirme sırasında etlerin kömürleşmemesine, dış kısımlarının pişip iç kısımlarının çiğ kalmamasına özen göstermek olmalı. Zira kömürleşen etler her zaman kanser riski taşıyorlar”

Yüksek ısıda pişirmeyin, çünkü…

Et için en uygun pişirme yöntemi; düşük sıcaklıkta, uzun sürede ve mümkünse kendi suyu ile pişirilmesidir. Zira yüksek ısıda pişirildiğinde etin dış yüzeyi hızlı pişiyor, iç yüzeyi ise çiğ kalıyor. Bu durum da besin zehirlenmelerine neden olabiliyor. Etin kısa sürede, yüksek basınçla, yani düdüklü tencerede yine kendi suyu ile pişirilmesi ise besin değerlerini kaybettirmiyor.

Şerbetli yerine sütlü tatlılar

Kırmızı etin yanı sıra bayram ziyaretlerinde ikram edilen hamur işleri, çikolata ve şerbetli tatlıların da makul miktarda tüketilmeleri gerekiyor. Ağır şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar; yine servis edilen meyve suyu veya gazlı içecekler yerine açık çay veya bitki çaylarını tercih etmelisiniz. Diyabet hastalığınız varsa, özellikle yediklerinize dikkat etmeli ve tedavinizi aksatmamalısınız.

Çay ve kahveyi sınırlandırın

Bayramın yaz aylarına denk gelmesi su tüketimini daha da önemli hale getiriyor. Ancak bayram ziyaretleri boyunca çok fazla çay, kahve, meyve suları veya komposto ikramı olabiliyor ki bunlar su içmenizi azaltabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, “Çay ve kahve gibi içecekler vücuttaki suyun idrarla atılmasına ve vücudun susuz kalmasına neden olurlar. Dolayısıyla bu içeceklerin suyun yerini tuttuğunu düşünmemek gerekir.  Sağlığınız için bayramda da günlük ortalama 2-2,5 litre su tüketmeniz çok önemlidir” diyor.

Her gün tempolu yürüyüş yapın

Fiziksel hareket hem kilo kontrolünü sağlıyor hem de bayram süresince yediğimiz besinlerin sindirimini kolaylaştırıyor. Bu nedenle bayramda da mümkünse her gün tempolu olarak 45 dakika veya bir saat yürümeyi ihmal etmeyin.

Reggae Sumfest

Reggae Sumfest

Montego Körfezi, Jamaika 14 – 20 Temmuz

Reggae festivali Reggae Sumfest , her yıl yaz aylarında,  temmuz ayının ortasında, Jamaika’nın Montego Körfezi’nde düzenlenir . Bu sadece Jamaika’nın en büyük müzik festivali değil, aynı zamanda dünyanın en büyük reggae festivallerinden biridir.

Reggae Sumfest ilk kez 1993 yılında düzenlendi ve aralarında Jimmy Cliff, Damian Marley, Ziggy Marley, Stephen Marley ve Toots & The Maytals’ın da bulunduğu dünyanın en iyi reggae sanatçılarından bazılarına ev sahipliği yaptı.

Festivalde her gece canlı performanslar yer alıyor ve Colorfest Plaj Partisi, Serbest Sokak Dansı ve Partisi, All White Partisi ve Blitz Partisi gibi ek partiler de yer alıyor.

Deniz Seki’den yaz sürprizi

Deniz Seki’den yaz sürprizi

Türk pop müziğinin en güçlü kadın şarkı yazarı ve yorumcularından Deniz Seki, cover yaptığı şarkıyı yakın zamanda yayınlayacağını duyurdu.

Şarkının son final kaydında stüdyoda pasta kesip kutlayan Deniz Seki, duygularını anlatan bir de kısa bir yazıyı paylaştı.

Merhabalar

Çok uzun zaman olmadı ama heyecanımı ve duygularımı paylaşmak istedim. Yeni şarkılar, sözler, melodiler paylaşmak için sabırsızlanıyorum. Şimdi yaza girerken ilk sürprizimi açıklıyorum. Çok sevdiğim bir şarkıyı coverladım. Stüdyoda son hazırlıklar, yakında buluşuyoruz yeniden!!!

Biz büyük ve kalabalık bir aileyiz. Herkesi sevgimle kucaklıyorum. Niran Ünsal. Canım dostum. İşini gücünü bırakarak şarkı okuma zamanında yanımda oldu. Desteğiyle mutlu etti. Menajerim Haluk Şentürk’te stüdyoda yanımdaydı. Hep birlikte yeni şarkı için pasta kesip ufak bir kutlama yaptık. Aranjörüm her zaman ki gibi Murat Yeter, yoldaşım Cemal Günbaş ve fotoğraflarımızı ölümsüzleştiren Ahmet Yürekli… Hepinize sonsuz destekleriniz için binlerce teşekkürler

Sizleri yormayan gülümseten ve eğlendirecek bir şarkı. Bu sıcaklarda içinizi bu şarkı ile ferahlatmak istedim.

Dinlerken hep birlikte müziğin tadını çıkaralım!

Sevgi ve müzikle,

Deniz Seki

Yaman Sandal babasının izinde…

Yaman Sandal babasının izinde…

Yaman Sandal ve Emin Eker ilk teklileri “Yaklaş Yanıma” ile müzik dünyasına hızlı bir giriş yaptı. Hareketli melodisi ve bambaşka tarzı ile “Yaklaş Yanıma” ile yaza merhaba diyen ikili, yeni şarkılarının hazırlığına da hız kesmeden başladı.

Okul yıllarında müziğe ilgileri ile bir araya gelen Yaman ve Emin, kendilerine has ROP (Rap ve Pop) adını verdikleri tarzda hazırladıkları parçalarında İngilizce ve Türkçe karışık sözler kullandı. Mix-mastering’inde Deniz Bars Kasap imzası olan parçanın söz ve bestesi de Yaman ve Emin’in ortak çalışması. “Yaklaş Yanıma”nın klibi ise Serkan Türkoğlu yönetmenliğinde Dalaman’da çekildi.

Göz alıcı kirpikler için M·A·CStack Legit Lift Primer

Göz alıcı kirpikler için M·A·CStack Legit Lift Primer
M·A·CStack Legit Lift Lash Primer ve ikonikleşmiş Chestnut rengindeki zengin kahverengi dudak kaleminden ilham alınarak yaratılan yeni kestane rengi M·A·CStack Maskara’yı seninle buluşturuyoruz.

Yenilikçi formülü sayesinde tüm maskaralarla uyumlu bir şekilde çalışarak kirpiklerine ekstra hacim, uzunluk, kaldırma ve tutuş sağlar. Anketlerimize göre, tüketicilerin yüzde doksan üçü primer kullanımıyla birlikte maskaranın göz çevresine bulaşmasının gözle görülür şekilde azaldığını ve yüzde doksan ikisi kirpiklerin daha uzun, dolgun ve kalkık göründüğünü onaylıyor.

Legit Lift Primer’ımızın üstün ipeksi-serum dokusu, hint yağı ve pro-vitamin B5 ile zenginleştirilmiş ve patentli ClayWax Kompleksi’nden türetilmiştir. Eşsiz formülü sayesinde çekici ve topaklanmayan kirpikler sunar.

Yenilenen mimarisi ve ismi ile misafirlerini ağırlamaya başladı

Yenilenen mimarisi ve ismi ile misafirlerini ağırlamaya başladı

Fethiye, Kabak Koyu’nda yer alan Sea Valley Bungalows, yenilenen mimarisi ve yeni ismi ile misafirlerini ağırlamaya başladı.

35 yıldır Türkiye turizmine artı değer sağlayan Liberty Hospitality Group bünyesinde hizmet veren Fethiye’deki Sea Valley Bungalows yenilendi. Kapsamlı yeniliklerin yanı sıra hizmet alanlarının da genişletildiği otelin ismi de değişti.

Ahşap bungalovlar ve çevre dostu uygulamalarla misafirlere daha otantik ve huzurlu bir doğa deneyimi sunulması amaçlandı. Böylece otelin ismi de macera ve doğa ile özdeşleşmiş bir kavram olan ‘Lodge’ olarak değişti.

Çocuklarınızı obeziteden nasıl koruyacaksınız!

Çocuklarınızı obeziteden nasıl koruyacaksınız!

Çocuklukta obezite, çocukları ve ergenleri etkileyen ciddi bir sağlık sorunudur. Obezite günümüzde çocukları, bir zamanlar yetişkinlerin sorunu olarak kabul edilen diyabet, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi sağlık sorunlarına sürüklemektedir. Çocuklukta obezite aynı zamanda özgüven eksikliğine ve depresyona da yol açabilir. Çocukları obeziteden korumak için en iyi stratejilerinden biri, tüm ailenin yeme ve egzersiz alışkanlıklarını iyileştirmektir. Çocuklukta obeziteyi tedavi etmek ve önlemek, çocuğun sağlığının şimdi ve gelecekte korunmasına yardımcı olur. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Eser Akkuş, çocuklarda obezite konusunda dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

Dr. Eser Akkuş,

Dr. Eser Akkuş

Obezite çocukları toplumdan soyutlayabilir

Çocuklarda obezite, pek çok etkenin bir araya gelmesi ile ortaya çıkabiliyor. Bunlar, annenin çocuk dünyaya gelmeden karşılaştığı problemlerden aile içindeki çatışmaya kadar geniş bir yelpazede görülebiliyor. Araştırmalar obez çocukların dış görünüş açısından arkadaşları tarafından daha zor kabul edildiğini, aileleriyle daha çok tartıştıklarını, sosyal aktivitelerle ilgilenmediklerini veya arkadaş edinmekten korktuklarını, dolayısıyla psikolojik olarak kötü etkilendiklerini göstermektedir.

 Şişmanlık çocuğun değil ailenin başa çıkması gereken bir sorun!

Çocukların büyüme ve gelişim süreci devam ettiğinden çocuklar için zayıflama diyetleri önerilmemektedir.  Onları sağlıklı ve dengeli beslenmeye yönelik davranış değişikliğine ve uygun bir egzersiz programına yönlendirerek kilo kaybı sağlanmalıdır. Bu yöntemle tedavi süresince çocuklar kilo yüzünden stres altında kalmadan, sağlıklı diğer akranları gibi normal büyüme ve gelişme sürecini yakalayabilmektedirler.

Ayrıca; obezitenin önlenmesi ve tedavi edilme sürecinde ebeveynlerin tutumu da çok önemlidir. Böyle bir durumda çocuklar kendilerini dışlanmış hissederler. Bu nedenle çocukta sorunun sadece kendi için kötü bir problem olmadığını anlamasına; ailenin kendisi için çaba harcadığını düşünmesini sağlamaya ve onu cesaretlendirmeye çalışmak gereklidir.

Çocuklarda obezitenin önlenmesi için ailelere düşen görevler şunlardır; 

  1. Kesinlikle “şişman çocuk sağlıklıdır, ileride boya gider” diye düşünmeyin.
  2. Çocuğunuzu kendiniz diyete sokmayın. Sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmak için mutlaka bir beslenme ve diyet uzmanından yardım alın.
  3. Günde en az 30 dakika fiziksel aktivite yapmalarını sağlayacak ortam oluşturun.
  4. Çocuğunuzun okulun spor etkinliklerine katılmasını sağlayın.
  5. Beraberken basit yürüyüşler yapın, yürüme mesafesindeki yerlere arabayla değil yürüyerek gitmeye çalışın.
  6. Saatlerce televizyon ve bilgisayar önünde zaman geçirmesini önleyecek fiziksel aktivite içeren faaliyetler yaratmaya özen gösterin ve gerektiğinde onlara eşlik edin.
  7. Yemek hazırlarken çocuğunuzun da size yardım etmesini sağlayın.
  8. Yemek saatlerini düzene koyun ve beraber yemek masasına oturun.
  9. Çocuğunuza yavaş yeme alışkanlığı kazandırın.
  10. Çocuğunuza su içme alışkanlığı edindirin
  11. Çocuğunuzun tek tip beslenmesini önleyin, tabağında çeşitliliği sağlayın.
  12. Büyük porsiyonları azaltın ve ideal porsiyonlara alıştırın.
  13. Sevmediği bir yemeği reddetmesi halinde, ısrar etmeyin iki gün sonra tekrar o yemeği sunun, düzenli aralıklarla o yemeği tüketmesini sağlayın.
  14. Sizin yemeyi sevmediğiniz hiçbir şeyi çocuğunuzun da yemesini beklemeyin.
  15. Fast food, şeker, bisküvi ve çikolata gibi besinleri tamamen yasaklamayın, çünkü yasaklar onları daha çekici yapacağı için zaman zaman onları dengeli olarak tüketmesine izin verin.