Yazılar

Oda Müziği Festivali biletleri satışta

Bu yıl “Nota Nota Dostluk” sloganıyla 5. yaşını kutlayan İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali’nin konser biletleri Biletix’te satışa çıktı!

5 – 18 Eylül 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek 5. İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali, oda müziğinin samimiyeti, çeşitliliği ve zenginliğini merkeze alan özgün programıyla dünyanın dört bir yanından sanatçıları İstanbul’da, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda buluşturacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı (İBB Kültür) tarafından düzenlenen festival, 5. yılında da çoğu ilk kez ülkemize gelen iki Grammy ve Emmy ödüllü The King’s Singers, Saxback Ensemble, Stockholm Syndrome Ensemble gibi efsanevi oda müziği gruplarını ve yıldız isimleri ağırlayacak. Viyolonsel sanatçısı Nil Kocamangil’in kurucusu ve genel sanat yönetmeni olduğu festival, konserlerin yanı sıra ücretsiz olarak düzenlenen masterclass programları ve söyleşilerle her yaştan katılımcıya hitap eden ilham verici bir deneyim sunacak.

FESTİVAL KONSERLERİ

5 Eylül Cuma            20.00      Açılış Konseri: Saxback Ensemble

7 Eylül Pazar            20.00      TrompicavalasAmor

11 Eylül Perşembe    20.00      Festival Buluşması: Baranov, Tchumburidze, Schwarzberg, Çelebi,

Kocamangil, Hoffman

14 Eylül Pazar           20.00      Stockholm Syndrome Ensemble & Jay Gilligan (jonglör)

16 Eylül Salı              20.00      Stotijn & Marlalı & Balint

18 Eylül Perşembe    20.00      Kapanış Konseri: The King’s Singers

 

OFF THE RECORD SÖYLEŞİLERİ (Moderatör: Feyzi Erçin)

5 Eylül Cuma            18.00      Saxback Ensemble

11 Eylül Perşembe    18.30      Andrey Baranov, Veriko Tchumburidze, Nora Schwarzberg, Orhan

Çelebi, Gary Hoffman

16 Eylül Salı             18.30      Burak Marlalı ve Rick Stotijn

 

İLHAM VEREN BULUŞMALAR SÖYLEŞİ SERİSİ

6 Eylül Cumartesi     18.00      Prof. Dora Schwarzberg

9 Eylül Salı               16.00      Prof. Gary Hoffman

17 Eylül Çarşamba   17.30      Prof. Rick Stotijn ve Prof. Burak Marlalı

 

MASTERCLASS PROGRAMLARI

5-8 Eylül          Keman Masterclass’ı: Prof. DoraSchwarzberg

9-12 Eylül        Viyolonsel Masterclass’ı: Prof. Gary Hoffman

15-18 Eylül      Kontrbas Masterclass’ı: Prof. Rick Stotijn ve Prof. Burak Marlalı

8 Eylül Pazartesi       15.00 Keman Masterclass’ı Kapanış Konseri

12 Eylül Cuma           12.30 Viyolonsel Masterclass’ı Kapanış Konseri

18 Eylül Perşembe    15.00 Kontrbas Masterclass’ı Kapanış Konseri

 

Psikopatlarsa sevgiyi araç olarak kullanıyor!

Empat kişilerin çoğunlukla psikopat kişileri çekici bulduğunu belirten uzmanlar, bunun nedeninin empatların iyileştirme güdüsü olduğunu söylüyor.

Empat bireylerin, derin bir şefkat ve anlayışla hareket ettiğini, psikopat kişilerinse bu duyguları kendi çıkarları için kullandıklarını dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Psikopat kişiler duygularınızı araç olarak kullanırlar. Sevgi vermezler. Sadece sevgiymiş gibi yaparlar ve sizi tüketirler.” dedi. İlişkinin başında karizmatik ve güven verici görünen psikopatların, zamanla manipülatif, suçlayıcı ve duygusal açıdan sömürücü hale geldiklerine vurgu yapan Şen, bu tür ilişkilerden uzak durmanın ruhsal sağlığını korumak açısından büyük önem taşıdığını aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, empat bireyler ile psikopat kişilerin ilişkilerinde karşılaşılabilecek durumlar hakkında bilgi verdi.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen

Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen

Empat-psikopat ilişkisi güçlü gibi görünse de aslında toksik!

Empatların, derin bir anlayış ve şefkat duygusuyla hareket ettiğini, psikopatlarınsa, bu derin anlayış ve şefkat duygusunu kendi çıkarı için kullanabileceği bir manipülasyon aracı olarak gördüğünü dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Empat, başlangıçta sanki yaralı bir ruh gibi görünen psikopatı iyileştirmek amacıyla çekici bulur.” dedi.

Ancak zamanla, empatın sürekli veren, psikopatınsa sürekli alan ve kullanan biri olması sebebiyle ilişkinin bir kısır döngüye gireceğini ifade eden Şen, “Dışarıdan bakıldığında güçlü bir çekim gibi görünse de, aslında içten içe tüketen ve yıpratan toksik bir ilişkidir. Bu nedenle, bu durum bir çekim değil, yalnızca bir yanılgıdır.” şeklinde konuştu.

Psikopatlar karşı tarafın duygularını araç olarak kullanıyor, sevgi vermiyor!

‘Psikopat biriyle mi birlikteyim?’ sorusunun cevabının nasıl anlaşılabileceğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Psikopatlık aslında bir hastalık değil. Çoğu zaman anti-sosyal kişilik bozukluğunu tanımlamaya çalıştığımız bir durum gibi. Ama her anti-sosyalde psikopat değil.” dedi.

Psikopatların, genelde manipülatif davranışlar sergileyen, vicdan yoksunluğu ve empati eksikliği olan davranışlar gösterdiklerini aktaran Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başlangıçta bu kişiler çok karizmatik, çekici, güven verici olabilir. Günümüz deyimiyle böyle çok cool görünebilirler. Ancak zamanla aşırı kontrolcü, yalan söyleyen, sürekli suçluluk hissettiren, karşı tarafı sürekli suçlayan ve manipüle eden kişilere dönüşürler. Eğer ilişkide olduğunuz insanla kendinizi sürekli suçlu hissediyorsanız, sürekli kafanız karışık, ‘bir şey var ama ne olduğunu anlayamıyorum’ durumundaysanız, ‘ne yaparsam yapayım karşı tarafa yaranamıyorum, onu memnun edemiyorum’ duygusu içindeyseniz ve en önemlisi de sürekli ama sürekli kendinizi eksik, yetersiz ve değersiz hissediyorsanız karşınızdaki kişi bir psikopattır. En kısa zamanda ondan uzaklaşmanın bir yolunu bulmanız gerekiyor. Unutmayın psikopat kişiler duygularınızı araç olarak kullanırlar. Sevgi vermezler. Sadece sevgiymiş gibi yaparlar, sadece ve sadece sizi tüketirler.”

Empatlar, iyileştirme güdüsüyle hareket ediyor!

Empat kişilerin neden hep yardıma muhtaç kişilere çekildiği sorusunun cevabının, ‘şimşek neden hep paratonere düşer?’ gibi bir durum olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen,  “Gerçekten bir şimşeğin paratonere çekilmesi gibidir bu kişilerin yardıma muhtaç kişilere çekilmesi. Çünkü empat kişiler başkalarının duygularını çok derinlemesine hissederler, acıyı adeta içselleştirirler ve bu onlarda doğal bir duyarlılıktır.” dedi.

Empatların otomatik olarak yardım etme rolüne girdiklerine vurgu yapan Şen, “Yaralı, kırılgan ya da dengesiz insanlar da bu enerjiyi çok doğal bir şekilde fark eder ve onlara doğru gider. Bu durum bir denge kurmak yerine, daha çok toksik ilişkilerin oluşmasına neden olur. Çünkü empat kişi sürekli vermek ister ve verici rolündedir. Karşı tarafsa sadece almayı bilir ve alıcı rolündedir. Zamanla empat kişi tükenir. Sonuç olarak empatlar, iyileştirme güdüsüyle hareket eder ama bu, onların zamanla kendilerini tüketmekten başka bir işe yaramaz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Miyom riskini artıran ve azaltan etkenler!

Günümüzde kadınların en sık karşılaştıkları sorunlardan birini miyomlar oluşturuyor. Bazen hiçbir belirti vermeyerek sinsice ilerleyen miyomlar, bazen de şiddetli ağrı ve kanama ile günlük yaşamı kabusa çevirebiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen ülkemizde her 4 kadından 1’inin miyomun yol açtığı şikayetlerle başvurduğunu belirterek “Ülkemizde özellikle 30 yaş ve üzerindeki kadınlarda miyom sorunu oldukça yaygındır. Modern çağda sağlıksız yaşam alışkanlıkları, aşırı kilo, kırmızı et ağırlıklı beslenme, düzenli egzersiz yapmama ve hormonal değişikliklerin de etkisiyle miyomların görülme sıklığı son yıllarda hızla artmaktadır. Özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda miyom görülme oranı yüzde 70’lere ulaşabilmektedir” diyor. Ailede anne, teyze ya da abla gibi birinci derece akrabalarında miyom olan kişilerde hastalığın görülme riskinin 2,5 kat arttığını, düzenli jinekolojik kontrollerin, miyomların erken tanı ve tedavisi açısından önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Görgen “Halk arasında ‘ur’ olarak adlandırılan miyomlar, rahimde görülen normal dışı düz kas dokusu büyümeleridir. Bazen büyüme o kadar fazla olur ki, hasta ve yakınları gebelikten şüphelenebilir. Miyomlar genellikle iyi huylu tümörlerdir ve çoğu durumda kansere dönüşmezler. Ancak, büyüklükleri ve yerleşim yerlerine bağlı olarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilirler” diye konuşuyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen miyomlar hakkında en sık sorulan soruları ve tedavide yeni nesil yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Hüsnü Görgen

Prof. Dr. Hüsnü Görgen

SORU: Miyomlar kansere dönüşebilir mi?

CEVAP: Miyomlar genellikle iyi huyludur ve kanserleşme riski çok düşüktür. Menopoz öncesi miyom nedeniyle rahimde belirgin büyüme saptansa bile, bu durumun kötü huylu bir tümöre işaret etmesi oldukça düşük olasılıktır. Ancak menopoz sonrası, özellikle eşlik eden ağrı ve kanama varsa, kötü huylu olma olasılığı göz önünde bulundurularak ileri tetkik yapılmalıdır.

SORU: Miyomlar hamile kalmayı engeller mi?

CEVAP: Rahimin içine doğru yani bebeğin yerleşeceği yere doğru büyüyen miyomlar rahim iç yüzeyini bozar ve embriyonun tutunmasını engelleyebilir. Bu tip miyomlarda gebelik oranlarıının yaklaşık yüzde 70 azaldığı görülmüştür. Bu miyomların ameliyat ile alınması doğurganlığı arttırır. Rahim dışına doğru büyüyen miyomlar doğurganlığı etkilemezler.

SORU: Miyomlar kendiliğinden kaybolur mu?

CEVAP: Miyomlar genellikle kendiliğinden kaybolmaz ancak bazı durumlarda küçülebilir veya belirgin şekilde gerileyebilirler. Menopoz gibi östrojen seviyelerinin düştüğü dönemlerde  küçülebilir ancak aktif hormon üretiminin olduğu dönemlerde kendiliğinden kaybolmaları nadirdir. Şikayete yol açmayan miyomlar tedavi gerektirmese de mutlaka takip edilmelidir.

SORU: Miyomlar nasıl tedavi edilir?

CEVAP: Tedavinin, miyomun büyüklüğüne, konumuna ve semptomlara bağlı olarak değiştiğini belirten Prof. Dr. Hüsnü Görgen “İlaç tedavisi, hormon tedavisi ya da cerrahi müdahale (miyomektomi veya histerektomi) gibi yöntemler kullanılabilir. Günümüzde sıklıkla laparoskopik ve histeroskopik miyomektomi yapılmaktadır. Laparoskopik miyomektomi ile daha az kan kaybı yaşanır, ameliyat sonrası ağrı daha azdır. Bu nedenle, uygun vakalarda laparoskopik miyomektomi, hastanın konforu ve iyileşme süreci açısından tercih edilebilecek minimal invaziv bir yöntemdir. Ancak miyom sayısına ve büyüklüğüne bağlı olarak açık ameliyat ile de miyomektomi yapılması gerekmektedir. Küçük rahim içine doğru büyüyen ve kanama yapan miyomlar histeroskopi ile alınabilir. Histeroskopi -mide içerisine bakmak için kullanılan endoskopi gibi- rahim içerisine bakmak için kullanılan bir yöntemdir. Histeroskopi yolu ile rahim içine büyüyen miyomlar kesilerek tamamı veya büyük bir kısmı çıkarılarak hastanın şikayelerinin geçmesi sağlanır. Rahim alınmasında sorun olmayan ve çocuk isteği olmayan hastalarda miyom için histerektomi ameliyatı yapılır” diyor.

SORU: Miyomlar tekrar oluşur mu?

CEVAP: Miyomlar cerrahi olarak çıkarılsalar da hormonal dengesizlikler devam ederse tekrarlayabilirler. Miyom sayısı arttıkça tekrarlama riski artmaktadır. Miyomektomi, miyomların çıkarılmasını sağlasa da yeni miyom gelişimini engellemez. Hastaya, miyomların tekrarlama riskinin kişiye göre değişeceği anlatılmalıdır. Tedavi sonrası düzenli kontrol ve sağlıklı yaşam tarzıyla (kilo kontrolü, beslenme, egzersiz vb) riskler azaltılmaya çalışılmalıdır.

SORU: Miyomlar adet düzensizliğine neden olur mu?

CEVAP: Evet, özellikle rahim iç yüzeyine yakın miyomlar yoğun ve düzensiz adet kanamalarına yol açabilir. Bu durum anemiye (kansızlık) neden olabilir.  5 cm’den büyük miyomu olanlar, daha küçük miyomları olanlara göre adet dönemlerinde daha fazla ani ve yoğun kanama yaşamaktadır.

SORU: Miyomlar ağrı yapar mı?

CEVAP: Büyük miyomlar pelvik ağrıya, bel ve bacak ağrılarına, sık idrara çıkma veya kabızlık gibi semptomlara neden olabilir. Ancak, küçük miyomlar genellikle belirti vermez. Pelvik ağrı genellikle miyomun büyümesine değil, beslenme yetersizliği nedeniyle doku ölümüne bağlı dejenerasyona bağlıdır. Bazen rahim dışına doğru büyüyen saplı miyomlarda torsiyon (kendi etrafında dönme) olması pelvik ağrıya neden olur ki genellikle cerrahi müdahale gerekir.

SORU: Miyom varken hamile kalırsam çocuğu aldırmam gerekir mi?

CEVAP: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen “En sık sorulan sorulardan biri de bu oluyor. Miyom ile hamile kalanlarda gebeliği sonlandırmaya gerek yoktur. Gebelik sırasında miyom saptanma sıklığı yüzde 2-10 arasında değişmektedir. Gebelik sırasında tespit edilen bu miyomların boyutları hamileliğin ilk 3-4 ayında yüzde 15-25 oranında büyüme gösterir. Üçüncü aydan sonra genellikle boyutlarında çok az değişiklik olur. Büyük miyomlar (5 cm den büyük) daha fazla büyüme eğilimindedirler. Bazı miyomların boyutları hamilelik sıranda değişmeden kalabilir. Gebelik sırasında saptanan miyomlar rahim içerisindeki yeri, sayısı ve büyüklüğüne göre gebelikte birtakım sorunlar yaratabilir. Ancak miyomların gebelik sırasında bebekte sakatlık yapıcı herhangi bir zararı yoktur” diyor.

SORU: Miyomların gebelik sırasında yaratabileceği sorunlar nelerdir?

CEVAP: Gebelik sırasında ağrıya yol açabilir. Miyom sayısına göre düşük ve erken doğum riski artar. Normal doğum yerine sezaryen gerekebilir. Doğum sonrası kanama riskinde artış olabilir. Gebelik sırasında miyom saptanan hastalarda genel bilgiler verilerek gebelik takip edilir. Miyomların yeri, sayısı ve büyüklüğü ultrason ile saptanır. Ağrı için ağrı kesiciler kullanılır. Yalnız bu ilaçların kullanımında doktor kontrolünde olmak gerekir.

SORU: Miyom riskini azaltmak için nelere dikkat etmek gerekir?

CEVAP: Prof. Dr. Hüsnü Görgen “Yağlı ve kalorili beslenme miyom gelişimine yardımcı olmaktadır. Yapılan çalışmalarda vücut ağırlığında her 10 kg artışın miyom riskini yüzde 21  artırdığı, vücut yağ oranı yüzde 30’un üzerinde olan kadınlarda da miyom riskinin arttığı görülmüştür. Bu nedenle sağlıklı kilo verme, özellikle miyom riski taşıyan kadınlar için koruyucu olabilir. Beslenme alışkanlıklarının da miyom gelişimi üzerinde önemli etkileri olduğu gösterilmiştir. Kırmızı et yönünden zengin bir diyet, miyom riskini artırmaktadır. Bu etki, kırmızı etin yüksek doymuş yağ içeriği ve östrojen metabolizmasını etkileyen maddeler içermesiyle ilişkili olabilir. Buna karşın, yeşil sebzelerden zengin diyet ise miyom riskini azaltmaktadır. Öte yandan yeşil sebzelerin: antioksidan içeriği, lif açısından zengin olması, hormonal dengeyi desteklemesi vb sayesinde koruyucu etki sağladığı düşünülmektedir. Hareketsiz yaşam biçimi de hormonal dengesizliklere yol açarak miyom gelişimini tetikler. Yapılan çalışmalarda, düzenli fiziksel aktivitenin miyom gelişimi üzerinde koruyucu bir etkisi olduğu gösterilmiştir” diyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Ayla Çelik’ten yaz şarkısı “Vur Vur”

Türk pop müziğinin güçlü yorumcu ve şarkı yazarlarından Ayla Çelik, Hakkı Yalçın Şarkıları Vol. 2 albümünde unutulmaz bir parçayı yeniden yorumladı.

Ayla Çelik, müziğin usta kalemlerinden Hakkı Yalçın’ın sözlerini yazdığı, müziği ve bestesi Ceyhun Çelikten’e ait “Vur Vur” adlı parçayı kendine has yorumuyla yeniden seslendirdi. Daha önce Hakan Altun’un seslendirdiği ve büyük beğeni toplayan şarkı, Ayla Çelik’in

Şarkının video klibi de en az kendisi kadar dikkat çekici. Mert Özkan yönetmenliğinde çekilen klipte, Ayla Çelik’e yakın dostları eşlik etti. Parti havasında geçen eğlenceli ve renkli klip, izleyicilere yazın enerjisini hissettirecek.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Göz Kamaştıran Performans

Türk pop müziğinin genç ve parlayan yıldızı Müge Ökten, Bodrum Azka Otel’de sahne aldı. Güçlü sesiyle olduğu kadar şıklığıyla da geceye damga vuran sanatçı, sahnede giydiği ışıltılı taş detaylı beyaz mini elbisesi ve transparan tül peleriniyle dikkatleri üzerine çekti. Modern ve zarif tarzıyla izleyicilerden tam not aldı.

Azka Otel’de sahne alan repertuarında yer verdiği hit parçalarla enerjiyi hep yukarıda tutan Müge Ökten, sahne boyunca sergilediği performansla izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı. Sıcakkanlı tavırları ve seyirciyle kurduğu içten bağ ise geceye ayrı bir renk kattı.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Buzuki Hakan ve Pelin’le unutulmaz bir gece

Bodrum Türkbükü’nün kendine has dokusunu yansıtan, mandalina bahçesi içinde sevilen mekanı Dürdane 1901, geçtiğimiz gece müzikseverleri unutulmaz bir gece yaşattı. Sahneye çıkan Buzuki Hakan ve güçlü sesiyle dikkat çeken Pelin, Ege’den Yunan kıyılarına uzanan ezgileriyle geceye damga vurdu.

Konuklar, Hakan’ın buzukisiyle hayat bulan melodilere ve Pelin’in içten yorumlarına eşlik ederken, Dürdane 1901’in sıcak atmosferi geceyi daha da özel kıldı. Repertuvarda yer alan klasik halk ezgileri, Rumca parçalar ve nostaljik şarkılar, konukları hem duygulandırdı hem de coşturdu.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

‘Basit bir su kaçması’ diyerek ihmal edilirse!

Aşırı sıcakların bunalttığı yaz aylarında serinlemek için deniz ve havuza girenlerin sayısı artarken, ‘yüzücü kulağı’ olarak adlandırılan dış kulak yolu enfeksiyonları da hızla yaygınlaşıyor. Tıbbi adı ‘Otitis Eksterna’ olan hastalığın, kulağın dış kısmında yani kulak kepçesi ile kulak zarına kadar olan bölgede gelişen bir enfeksiyon olduğunu belirten Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Dr. Semih Yazla “Genellikle bakterilerin neden olduğu bu sorun, kulağa su kaçmasıyla birlikte başlar. Çoğu zaman “basit bir su kaçmasıdır, geçer” düşüncesiyle ihmal edildiğinde geceleri uyutmayan kulak ağrısına hatta tatili erken kesmek zorunda kalmaya yol açabilir. Tatilinizi sağlıklı geçirmek istiyorsanız kulağınızı korumayı ihmal etmeyin. Basit gibi görünen bir kulak enfeksiyonu bile tatil planlarınızı alt üst edebilir” diyor.

KBB Uzmanı Dr. Yazla, kulakta sıradan bir kaşıntı ile başlayıp kısa sürede ciddi ağrıya ve tedavi edilmediğinde işitme sorunlarına dahi neden olabilen Otitis Eksterna’yı anlattı; yazın bu sinsi tehlikesine karşı alınabilecek 5 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Semih Yazla

Dr. Semih Yazla

  • Kulak tıkacı kullanın

Özellikle havuza girerken su geçirmez kulak tıkaçları kullanmak, dış kulak yolunu koruyarak enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır. Kulak tıkaçları hem sudan hem de mikrobiyal bulaştan korur.

  • Kulağa su kaçarsa kurutun

Kulak içindeki nemli ortab mikropların çoğalması için ideal bir zemin oluşturur.

Bu nedenle yüzme esnasında kulağınıza su kaçtıysa mutlaka hafifçe yana eğilerek suyu akıtın, saç kurutma makinesini uzaktan ve düşük ısıda tutarak kulağınızı kurutun.

  • Kulak çubuğu kullanmayın

Kulak çubukları kulak kanalındaki koruyucu salgıyı yok eder, hatta kulak yolunu tahriş edebilir. Tahriş olmuş deri, bakterilerin yerleşmesine daha açık hale gelir. Bu nedenle kulak çubuğu kullanma alışkanlığınız varsa bundan vazgeçin.

  • Havuzun hijyenine dikkat edin

Temizliği şüpheli havuzlardan uzak durmak en etkili korunma yöntemidir. Özellikle kalabalık, sık kullanılan ve denetimi az olan havuzlarda mikrop riski yüksektir. Bu nedenle hijyeninden şüphe ettiğiniz havuza girmeyin.

  • Kulağınızda bu belirtiler varsa geç kalmayın

KBB Uzmanı Dr. Semih Yazla “Özellikle tatil keyfine gölge düşürmemek için insanlar kulaklarına su kaçtığında ‘basit bir su kaçması, geçer’ diyerek doktora başvurmuyor. Yine kulağında bir kaşıntı olduğunda bunun bir sorunun belirtisi olabileceğini bilemeyebiliyor. Ancak kulakta kaşıntı, ağrı, dolgunluk hissi başladıysa hemen hekime başvurmak gerekir. Erken tedaviyle hastalık kolayca atlatılırken, gecikme durumunda şikayetler artar ve sorun daha da ilerleyerek tedavi süreci uzar” diyor.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Cerem Onurluer’den Bodrum’da müzik dolu gece

Türk müziğinin sevilen sesi Cerem Onurluer, Bodrum Azka Otel’de sahne aldı. Yoğun ilgi gören gecede Onurluer, repertuvarındaki seçkin parçalarla dinleyicilere unutulmaz bir müzik ziyafeti sundu.

Samimi sahne enerjisi ve güçlü yorumuyla dinleyicilerin gönlünü bir kez daha fetheden sanatçı, gece boyunca alkış yağmuruna tutuldu. Bodrum’un eşsiz atmosferinde gerçekleşen konser, yaz akşamlarına müzikle damga vurmaya devam ediyor.

Cerem Onurluer, konser sonunda gösterilen yoğun ilgiden dolayı dinleyicilerine teşekkür ederek, yeniden Bodrum’da Azka Otel’de sahne almaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi.

Bu yazın şampiyonu belli

Yaz sezonunun sevilen ismi Deha Bilimlier, Çeşme Alaçatı’nın gözde mekanlarından Şerefe Meyhane de sahne aldı.

Sahne önce kuliste gazetecilerin sorularını cevaplayan Bilimler, “ bu yaz ilk kez Çeşmede çıktığını söyleyen Bilimler, Bodrumda biliyorsunuz hafta dört gün sahne alıyoruz. Biraz yorucu oluyor ama olsun.  Fiyatlardan biraz şikayetler geliyor çok yüksek sizi dinleyemiyoruz diye mekanlarda haklı bütün her şey pahalandı ülkemizde dünyada böyle”

Sahneye alkışlar eşliğinde çıkan Bilimlier, performansı boyunca dinleyicilerine unutulmaz bir gece yaşattı. Şarkılar arasında seyirciyle bol bol sohbet eden başarılı sanatçı, esprili bir dille: “Her sene olduğu gibi bu yazın şampiyonu da belli: Karşınızda!” diyerek salondaki coşkuyu ikiye katladı. Sözlerine, “Her sahnemde salonu tıklım tıklım dolduruyorsunuz. Hepinize minnettarım, sevginize layık olmaya çalışıyorum.” şeklinde devam eden Bilimlier, sevenlerinden büyük alkış aldı.

Konserin duygusal anlarından biri ise Deha Bilimlier’in geçtiğimiz aylarda coverladığı ve büyük beğeni toplayan Ferdi Tayfur’un “Bana Sor” adlı eserini seslendirmesi oldu. Parçayı söylemeden önce kısa bir konuşma yapan sanatçı: “Ferdi abi hepimiz için çok kıymetliydi. Bana bu şarkıyı söylemeyi layık gördüğü için kendisine minnettarım. Çok değerli bir sanatçıydı, rahmetle anıyorum.” sözleriyle duygulandırdı. Bilimler fit haliyle dikkat çekti.

Nüket Duru’dan yeni şarkı “Aklım Seferde”

Türk pop müziğinin güçlü sesi Nükhet Duru, yeni nesil bir iş birliğiyle müzikseverlerle buluşuyor.

Sanatçı sözleri ve müziği Mabel Matiz’e, düzenlemesi Emre Malikler’e ait olan yeni single’ı “Aklım Seferde” yi yayınladı. Mabel Matiz’in Nükhet Duru’ya özel yazdığı, iddialı sözleriyle dikkat çeken, “Aklım Seferde” isimli şarkı Duru’nun, eşsiz yorumuyla dinleyicileri; bu sıcak yaz günlerinde püfür püfür esen bir sahilde kurulu dostlar masasında, meşke götürüyor. Single’ın mix’inde Emre Malikler’in, mastering’inde Aran Lavi’nin imzası var.

“Aklım Seferde” single’ının video klibi Rezan İde ve Erhan Yalçın’ın yönetmenliğinde, Rota Plato’da çekildi. Arzu Yalçın’ın sanat yönetmenliğini yaptığı video klibinde Nükhet Duru’yu; 70’ler, 80’ler döneminde sahnede olan alımlı, edalı bir dönem sanatçısı olarak izliyoruz. Yeşilçam sinemasının duygulu atmosferine göndermelerin de yapıldığı video klip, tam bir modern zaman klibi. Nükhet Duru’yu, “Aklım Seferde” single’ının kapak fotoğrafı ve imaj fotoğrafları için Rezan İde fotoğrafladı.

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto