Yazılar

Ayça Varlıer Türkiye’ye döndü

Ayça Varlıer Türkiye’ye döndü

Tüm kariyerini Amerika hayali için sıfırlayıp 2,5 yıl önce Türkiye’den giden Ayça Varlıer, doğup büyüdüğü topraklara yeniden dönüş yaptı. New York’ta oyunculuk eğitimi alıp müzikallerde, sinema ve dizilerde rol alan Varlıer, bir yandan da özel gecelerde ve etkinliklerde şarkıcılık kariyerine de devam etti.

Hayallerini gerçekleştirip, istediği başarıları elde eden ünlü oyuncu, Türkiye’den gelen yoğun dizi, reklam ve sinema tekliflerine sağlıklı yanıtlar verip, kaldığı yerden iş hayatına hızlıca geri dönüş yapabilmek için döndüğünü açıkladı.

15 gün önce sessiz sedasız İstanbul’a dönen Varlıer, kısa bir dinlenme ve ön hazırlık aşaması sonrası, bayramdan sonra işler için kolları sıvamaya başlıyor.

Oruç tutma alışkanlığımız değişiyor mu?

Oruç tutma alışkanlığımız değişiyor mu?

  • Oruç tutma alışkanlığımız değişiyor mu?
  • Geçen sene Ramazan ayında oruç tutanlar bu yıl da tutu mu?
  • Sadece Kadir gecesi tutmayı planlayanlar var mı?
  • 2023 senesi ile karşılaştırıldığında Ramazan ayına özel bir alışveriş yapanların oranı ile bu yıl bu konuda ne fark var mı?
  • Bu sene Ramazan ayına özel alışveriş yapmayı planlayanların oranı nedir?
  • Ramazan da öne çıkan her hangi bir duygu var mı? Varsa nedeni?
  • Varsa bu duyguda olanların oranı nedir?
  • Ramazan ayında giderlerin artacağı yönündeki görüşler var mı? Bireyler bu konuda ne ifade ediyor?
  • Bu ay değişen tutum davranışlar sadece yeme içme alanında mı görülüyor?
  • Yardımlaşma, dayanışma konularında görüşler nasıl?

Geçen seneye göre farklılıklar var mı?

IPSOS tarafından gerçekleştirilen; “GÜNDEME DAİR” araştırması verilerinden derlenerek hazırlanan içerik bu dosyada bulunmaktadır.

RAMAZAN AYINA ÖZEL ALIŞKANLIKLARIMIZ DEĞİŞİYOR MU? Oruç tutma alışkanlığımız değişmiyor. Geçen sene de olduğu gibi her 10 kişiden 8’i oruç tutuyor. Bu sene sadece Kadir Gecesi’nde oruç tutacağını söyleyenlerin oranı da %2.

Ipsos Türkiye

GEÇENYIL VE BU YIL RAMAZAN AYI VERİLERİ KARŞILAŞTIRILDIĞINDA… 2023 senesi ile karşılaştırıldığında Ramazan ayına özel bir alışveriş yapmayacağını söyleyenlerin oranının daha az olduğu görülüyor. Geçen sene Ramazan’ın ilk haftalarında alışveriş yapmış olanların oranı %37 iken bu sene yine aynı dönemde alışveriş yapmış olanların oranı 9 puan daha düşük. Bu sene Ramazan ayına özel alışveriş yapmayı planlayanların oranı daha yüksek.

Ipsos Türkiye

ESKİYE ÖZLEM… Eski ramazanları özleyenlerin oranındaki düşüş dikkat çekici olsa da yine de her 10 kişiden 8’i eski ramazanları özlüyor.

Ipsos Türkiye

 GİDERLER RAMZAN AYINDA ARTTI MI? Ramazan ayında giderlerin artacağı yönündeki görüşler azalıyor ancak tüm ifadelere baktığımızda genel olarak ne katılıyorum ne de katılmıyorum diyen bireylerin oranının artacağı görülüyor. Bu durum zaten halihazırda yaşanan hayat pahalılığından dolayı Ramazan ayının ekonomiye daha da olumsuz bir etkisi olmayacağı şeklinde yorumlanabilir.

Ipsos Türkiye

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ESKİ RAMAZANLARDAN NELER NELER ÖZLENDİ?…  Eski Ramazanlardaki aile birlikteliği, arkadaşlık ve komşuluk en çok özlenen konular oldu… Başka neler özlendi derseniz?

 Ipsos Türkiye

 PEKİ YARDIMLAŞMA, DAYANIŞMA KONULARINDA GEÇEN SENEYE GEÖRE FARKLILIKLAR VAR MI? Manevi duygular üzerinde çok büyük etkisi olan bu dönemde; özellikle yardımlaşmaya ve dayanışmaya yönelik pozitif tutumlar çok daha ön planda. Her 4 kişiden 1’i bir kurum ya da kişiye yardımda bulunmuş, %43’ü de yardımda bulunmayı düşünüyor. Geçen seneye göre bu sene tanımadıkları kişilere yardım etme niyeti daha yüksek ve nakdi yardımların yanı sıra gıda ve giyecek yardımı da eklenmiş.

Sidar Gedik

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Dünya’da 2 milyarı aşkın Müslüman’ın heyecanla beklediği bir dönem Ramazan. Birlik ve beraberliğin ön planda olduğu, umutların tazelendiği, yardımlaşmanın ve dayanışmanın pekiştiği bir ay. Dünya’da genel olarak oruç tutma alışkanlıklarının azaldığına ilişkin tartışmalar olsa da bizim araştırma sonuçlarımıza göre  ülkemizde geçtiğimiz senelere kıyasla oruç tutan bireylerin oranında bir azalma görmüyoruz.  Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu sene de her 10 kişiden 8’inin oruç tuttuğunu ya da tutmayı planladığını belirtiyor.

Ekonomik zorlukların Ramazan hazırlıklarına yansımış olduğunu söylemek yanlış olmaz. Geçen sene Ramazan’ın ilk haftalarında bu aya özel alışveriş yapmış olanların oranı %37 iken bu sene yine aynı dönemde alışveriş yapmış olanların oranı %28.

Geçmiş Ramazanlara özlem her yıl olduğu gibi bu yıl da araştırmamızın sonuçlarında kendini gösteriyor. Pandemi gölgesindeki Ramazanlarda uzunca bir süre sofralar kurulamadı, son iki yıldır da ekonomik zorluklardan dolayı bireyler sofralarda bir araya gelemiyor. Toplumumuzdaki her on kişiden sekizi geçmiş Ramazanlara özlem duyduğunu belirtiyor.  Aile birlikteliği, arkadaşlık ve komşuluk en çok özlenen konular.

Manevi duygular üzerinde çok büyük etkisi olan bu dönemde; özellikle yardımlaşmaya ve dayanışmaya yönelik pozitif tutumlar çok daha ön planda. Araştırmamızda her dört kişiden biri, bir kurum ya da kişiye yardımda bulunduğunu belirtiyor, her on kişiden dördü de yardımda bulunmayı düşünüyor. . Geçen seneyle kıyasladığımızda bu sene, bireylerin tanımadıkları kişilere yardım etme niyeti daha yüksek ve nakdi yardımların yanı sıra gıda ve giyecek yardımı da yapmayı düşünüyorlar.  Özetle tutumlu çekirdek aile sofralarının kurulduğu ama dayanışmanın güçlü olduğu bir Ramazan ayı geçiriyoruz gibi görünüyor.”

Kanser 50 yaş altına düştü

Kanser 50 yaş altına düştü   

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2022 yılında dünyada 19 milyon 976 bin yeni kanser vakası görüldü. Her yıl yaklaşık 10 milyon insan kanser nedeniyle hayatını kaybediyor, bu da kanseri yaklaşık altı ölümden birinin nedeni ve küresel olarak en büyük sağlık sorunlarından biri haline getiriyor. Türkiye’de de 2022 yılında 240 bin insana kanser teşhisi konuldu ve 679 binden fazla insan kanser tanısı ile hayatına devam ediyor. Günümüzde görülme sıklığı giderek artan kanserin 2030 yılında dünyada 26 milyon insanın daha kapısını çalacağı öngörülüyor. Bu yükselişin büyük ölçüde nüfus artışı ve yaşam süresinin uzaması nedeniyle yaşanacağı belirtiliyor.  Üstelik eskiden ileri yaş hastalığı olarak bilinen kanser günümüzde genç yaş grubunu da tehdit ediyor! Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er,  son yıllarda kanserin 50 yaş altındaki kişilerde görülme oranının 1990 yılına göre yüzde 80 oranında artış gösterdiği uyarısında bulunuyor.  Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er, hatalı yaşam tarzının ve çevresel risk faktörlerine erken yaşta maruz kalmanın genç erişkinlerde kanser riskini artırdığına dikkat çekerek, “Genç yaş grubunda kanserin yaygınlaşmasında en önemli etkenler ise hatalı beslenme alışkanlıkları, çağımızın önemli sorunu olan obezite, sigara kullanımı ve alkol tüketimi  gibi risk faktörleridir” diyor.

Prof. Dr. Özlem Er

Prof. Dr. Özlem Er

Son 30 yılda yüzde 80 arttı!

Günümüzde 50 yaşın üzerindeki yetişkinlerde ortaya çıkan ve geç başlangıçlı olarak ifade edilen kanserlerin görülme oranı daha yüksek olsa da, 50 yaşın altındaki yetişkinlerde ortaya çıkan erken başlangıçlı kanserlerin küresel görülme sıklığı giderek artıyor. Bir çalışmada bilim insanları; 204 ülke ve bölgede 2019 veri tabanını temel alarak, 50 yaş altındaki kişilerde teşhis edilmiş olan 29 kanserin küresel yükünü araştırdı. 14-49 yaşları arasında teşhis edilen kanser vakaları erken başlangıçlı kanserler olarak kabul edildi. Yapılan araştırmada; kanserin 50 yaş altındaki kişilerde görülme oranında 1990 yılına göre yüzde 80 oranında bir artış yaşandığı tespit edildi. Araştırmada; geniz ve prostat kanserinin erken yaş grubunda en hızlı artış eğilimi gösteren kanser türleri olduğu belirlendi. Ölüm oranlarına bakıldığında ise en hızlı artış eğilimi böbrek ve yumurtalık kanserlerinde görüldü. Yine uzmanlar tarafından; 50 yaş altında görülen kanserlerin görülme sıklığının 2030 yılında yüzde 31 oranında artacağı tahmin ediliyor.

En etkili önlem düzenli tarama programları

Günümüzde pek çok kanser türünün düzenli olarak yapılan tarama programları ile erken dönemde tespit edilebilmesi ise yürekleri ferahlatıyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er, kanser tarama programlarının genç yaş grubunda görülen kansere ve buna bağlı hastalık yüküne karşı en etkili önleyici tedbir olduğuna işaret ederek, “Örneğin kolon ve rahim ağzı kanseri gibi bazı kanser türleri tarama programları ile henüz kanser gelişmeden tespit edilebilmektedir. Bu nedenle tarama programlarını düzenli olarak yaptırmak yaşamsal öneme sahiptir” diyor.

Prof. Dr. Özlem Er

Kanser artık tedavi edilebilir bir hastalık

Kanser, tıp dünyasında yaşanan son gelişmeler sayesinde artık tedavi edilebilir hastalıklar arasında yer alıyor. Öyle ki pek çok kanser türü günümüzde kronik hastalık olarak değerlendiriliyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er, son yıllarda ‘hassas onkoloji’ yaklaşımının kanseri yenmek için en iyi yeni silahlardan biri olduğuna dikkat çekerek, “Hassas onkoloji, her bir hastada kanserin genetik yapısının ve moleküler özelliklerinin incelenmesini içerir. Bu yaklaşım kanserin büyümesine ve yayılmasına neden olabilecek hücrelerdeki değişiklikleri tanımlar. Daha sonra bu bilgiler ışığında hastaya en uygun olan kişiselleştirilmiş tedaviler belirlenmektedir” diyor.

Hedefe yönelik tedavi ile başarılı sonuçlar

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er, meme, bağırsak ve böbrek kanserleri başta olmak üzere günümüzde birçok kanser türünde hedefe yönelik tedavilerden oldukça başarılı sonuçlar alındığına işaret ederek, “İmmünoterapi onkolojik tedavilerde son birkaç yılda ön plana çıkan yöntemlerden. İmmünoterapi tedavisinde amaç hastanın kendi savunma sistemlerinin yeniden aktive olmasını, böylece hastalıkla mücadele etmesini sağlamaktır. Bu yöntem günümüzde standart tedavi yaklaşımı olarak yerini almıştır” diyor.  Prof. Dr. Özlem Er, kemoterapi ilaçlarının da günümüzde sayılarının arttığını ve daha az yan etki yapması için uygun destek tedavilerin geliştirildiğini söylüyor.

Kanserden korunmak için 7 önlem!

Yaşam alışkanlıklarında yapılacak olan düzenlemeler ile kanserin gelişme riski düşürülebiliyor. Prof. Dr. Özlem Er, kanserden korunmak için almanız gereken en önemli önlemleri şöyle özetliyor:

  • Sigara ve alkolden uzak durun
  • Sebze ve meyve tüketin
  • Düzenli egzersiz yapın
  • İdeal kilonuzu koruyun
  • İşlenmiş yiyeceklerden kaçının
  • Gazlı içecekler tüketmeyin
  • Güneşe maruziyeti günde 15 dakika ile sınırlayın

Ero’nun yeni EP’si

Ero’nun yeni EP’si

Genç rapçi Ero, Sony Music Türkiye etiketiyle ikinci EP’sini çıkarmaya hazırlanıyor. “Show No Love” ismini verdiği EP’de 5 şarkı bulunurken, bu zamana kadar çıkardığı parçalarla adından başarıyla söz ettiren Ero, EP’yi “Hayat” adını verdiği parça ile açacak. Başarılı şarkıların altında imzası olan genç rapçi, “Hayat – Ero ft. Balkan” ile 29 Mart itibarıyla müzikseverlerle buluşturacak. EP’nin geri kalan parçaları ise yakın zamanda müzikseverlerle buluşacak.

Sisley markası tekrar merhaba dedi

Sisley markası tekrar merhaba dedi

Sisley, 12 yıl sonra iddialı bir dönüş yaparak GalataPort’taki şık mağazasını moda severlere açtı. Davette tüm konuklar Sisley’in yeni koleksiyonunu inceleme fırsatı buldu. OVER-Q güvencesiyle Türkiye pazarına tekrar adım atan Sisley, bu özel etkinlikle hem moda tutkunlarına hem de stil sahibi alışveriş severlere unutulmaz bir deneyim sundu.

Rubato’dan ikinici klip “Sen Tükendin Ben Tükendim”e

Rubato’dan ikinici klip “Sen Tükendin Ben Tükendim”e

Türkiye’nin önde gelen müzisyenlerinden oluşan Rubato’nun 5. stüdyo albümü “Rubato / 5” Bayhan Müzik yapımcılığında tüm dijital mecralarda yerini aldı.

Özer Arkun(çello/solo vokal), Göksun Çavdar(klarnet/bas klarnet/saksafon) ve Eralp Görgün(bas gitar) tarafından kurulan Rubato,  grup kariyerlerinin 10. yılında 7 yeni, 3 tekrar yorumladıkları 10 şarkıdan oluşan albümleri “5”i videolandırmaya devam ediyor. Grup albümün ikinci video klibini söz ve müziği Tan Taşçı’ya ait olan “Sen Tükendin Ben Tükendim”e çekti. İlk işbirliklerini tam 4 yıl önce yayınladıkları “Ezberleri Bozalım” ile yapan Rubato ve Taşçı yine uzun soluklu bir şarkıya imza attı.

 

Klip çekiminde parmağını kırdı

Klip çekiminde parmağını kırdı

Mert Aydın & Deha Bilimlier, prodüktörlüğü Hayrettin Güneş,s öz ve müziği  Kurtuluş Kuş imzası taşıyan “Kırdın Kalemi” isimli çalışmalarını Grand Müzik etiketiyle tüm dijital platformlardan yayınladı. Çalışmalarını İstanbul’da bir stüdyoda kliplendiren ikiliden Deha Bilimlier çekimler sırasında ayak parmağını kırdı. Stüdyo ortamında gerçekleşen çekimlerde ayağına kamera tripodu düşen Bilimlier, yaşadığı talihsiz olay sonrası soluğu hastanede aldı. Parmağına müdahale edilen şarkıcı daha sonra klip setine dönerek çekimlere kaldığı yerden devam etti. Çok güzel bir işe imza attıklarını dile getiren ikili ‘Biraz işe nazarlı başladık. Ama inanıyoruz ki sonu güzel olacak ve çalışmamızı dinleyenler çok beğenecek’ dedi.

Ramazanda öfkelenmemek için ‘nefes egzersizi’ yapın!

Ramazanda öfkelenmemek için ‘nefes egzersizi’ yapın!

Ramazan ayında insanların yaşayabileceği fizyolojik zorlukların duygusal tepkilere yol açabileceğini ifade eden uzmanlar, kan şekeri seviyelerindeki düşüş, metabolizma hızındaki değişiklikler ve hormonal dengesizliklerin sinir sistemi üzerinde etkili olabileceğini söylüyor. Ramazan ayında öfke sorunları artabileceği için öfkeyi tetikleyebilecek durumlardan olabildiğince uzak durmak gerektiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Tetikleyici unsurlarla karşılaşıldığında odak noktasını değiştirmeye gayret göstermek ve sıklıkla nefes egzersizi yapmak oldukça önemli.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, ramazan ayında oruç tutan bazı kişilerin öfke sorunu yaşaması konusunu değerlendirdi.

Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz,

Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz

Uzun süreli açlık fizyolojik değişikliklerle öfkeye neden olabiliyor

İnsanların ramazan ayında yaşayabildiği açlık ve susuzluk gibi fizyolojik zorlukların, vücuttaki biyolojik dengeyi etkileyebildiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Özellikle uzun süreli açlık, kan şekeri seviyelerinde düşüşe, metabolizma hızında değişikliklere ve hormonal dengesizliklere neden olabilir. Bu fizyolojik değişiklikler, sinir sistemi üzerinde de etkili olabiliyor ve öfke, irritabilite (hızlı sinirlenme) gibi duygusal tepkilere yol açabiliyor.” dedi.

Orucun beyindeki etkileri neler…

Bu tür zorlukların, alt beyindeki temel dürtülerle yani öfke ve irritabilite ile ilişkilendirildiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şöyle devam etti:

“Vücut, yiyecek ve su ihtiyacını karşılayabilmek için biyolojik sinyaller gönderir. Bu sinyaller, alt beyindeki limbik sistemde işlenir ve temel ihtiyaçların karşılanmasına yönelik hareketlerin başlamasında etkili olabilir. Aynı zamanda üst beyindeki kortikal alanlar da bu temel dürtüleri kontrol etme ve yönlendirme yeteneğine sahiptir. Üst beyindeki kortikal kontrol, kişinin duygusal tepkilerini dengelemesine ve öfkeyle başa çıkmasına yardımcı olabilir.

Her bireyin tepkilerini etkileyen birçok faktör ve farklı deneyimleri bulunmaktadır, bununla birlikte insanı diğer canlılardan ayıran üst beynini işletebilmesi de kişilerin ramazan ayında karşılaşabileceği, açlığa ve susuzluğa rağmen öfke ve irritabiliteyi kontrol etmesine yardımcı olabilir. Burada önem arz eden husus ise kişinin açlık ve susuzluğa rağmen bu duruma karşı isteği ve çabasıdır.”

Nikotin yoksunluğu öfkeyi artırıyor mu?

Sigaranın ana aktif bileşeni olan nikotinin aynı zamanda merkezi sinir sistemini etkilediğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Nikotin bağımlılığı olan kişiler, düzenli olarak nikotin alımına bağımlı hale geleceği için vücutları zamanla bu duruma tolerans geliştirir. Nikotin, beyindeki belirli reseptörlere bağlanarak dopamin salınımını artırır ve beyindeki haz/ödül/zevk duygularını kontrol eden bir nörotransmitterdir. Nikotin yoksunluğu durumunda, vücut normal nikotin seviyelerine ulaşamadığı için dopamin salınımı azalır ve bu da duygusal dengeyi etkiler. Bu nedenle de sigara içen bireylerin ramazan ayında sigara iç(e)memesi, nikotin yoksunluğuna bağlı olarak öfke ve irritabiliteyi artırabilir. Bu süreç zarfında oluşan nikotin yoksunluğu, öfke ve irritabilitenin dışında; konsantrasyon güçlüğü, uykusuzluk, keyifsizlik ve anksiyete gibi duygusal ve bilişsel sorunlara etki edebilmektedir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi

Uyku ve beslenme düzenindeki değişiklikler öfke-strese neden olabiliyor

Canlıların en temel fizyolojik gereksinimlerinden birisinin uyku ve düzenli beslenme olduğunu da anlatan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Her ikisi de vücudun dinlenmesine ve enerjinin yenilenmesine katkı sağlar. Uyku ve sağlıklı beslenme yaşamın, fiziksel ve zihinsel olarak sağlıklı bir şekilde devamı için önemli bir etkiye sahiptir. Kaliteli bir gece uykusu ile sağlıklı ve düzenli beslenme fiziksel olarak metabolizmanın ve iştahı etkileyen hormon dengesinin düzenlenmesine, vücudun kendini yenilemesine ve duyguların düzenlenmesine yardımcı olur. Ramazan ayında uyku ve beslenme düzenindeki değişiklikler duygusal dengenin istikrarını değiştirebilir, öfke-stres gibi duygulanımların oluşmasına olumsuz manada katkıda bulunabilir.” şeklinde bilgi verdi.

Öfkeyi tetikleyebilecek durumlardan uzak durun

Öfke duygusunun temel duygulardan biri olmasına karşın ana duygulara eşlik eden bir işlevi bulunmadığına vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Herhangi bir şeye doğrudan öfke hissetmeyiz. Öfke bir şeylerin yolunda gitmediği mesajını taşımaktadır. Öfke ile mücadelede evvela öfkenin eşlik ettiği ana duyguyu ve ona yön veren düşünce ve inançların farkındalığı önem arz etmektedir.

Ramazan ayında öfke sorunları artabileceği için öfkeyi tetikleyebilecek durumlardan olabildiğince uzak durmak, tetikleyici unsurlarla karşılaşıldığında odak noktasını değiştirmeye gayret göstermek ve sıklıkla nefes egzersizi yapmak oldukça önemlidir. Unutulmamalıdır ki, ramazan ayındaki öfke ve gerginlik hali bir geçiş sürecinin sonucudur ve bu süreçte uyumlanma ile birlikte öfke daha kontrol edilebilir bir hal almaktadır.

Hatay lezzetleri iftar sofralarında buluşuyor

Hatay lezzetleri iftar sofralarında buluşuyor

Shangri-La Bosphorus, Istanbul; Ramazan ayı boyunca Hatay Sultan Sofrası’nın iki şefini ağırlayarak, Hatay mutfağını deneyimlemeye ve paylaşmaya davet ediyor.

Uluslararası deneyim sunan IST TOO’nun iftar gelirlerinin bir kısmı ise Hatay Dostluk Kenti’ne bağışlanacak.

Hatay Sultan Sofrası’ndan iki Konuk Şef ile hazırlanan ve Antakya peynir çeşitleri, zahter salatası, Babaganuç gibi geniş yöresel iftariyelik yelpazesiyle başlayan menü, iki farklı çorba seçeneği ve biberli ekmekten Şam oruğuna kadar uzanan ara sıcaklarla zenginleşiyor. Tepsi kebabı, kuzu incik gibi birbirinden lezzetli ana yemekler ise yanında firik pilavı ile servis ediliyor. Canlı tatlı istasyonunda  Hatay’ın geleneksel lezzeti künefenin yanı sıra güllaç, baklava gibi her damak zevkine hitap eden seçenekler de misafirleri bekliyor.

Tel: +90 212 275 88 88

 

Nurettin Çolak ve Mela Bedel’den yeni şarkı “Ninni”

Nurettin Çolak ve Mela Bedel’den yeni şarkı “Ninni”
Dünya çapında yaptığı şarkıları ve remixleri ile adından söz ettiren başarılı prodüktör DJ Nurettin Çolak’ın yeni şarkısı, ’Ninni’ Sony Music Türkiye etiketi ile müzikseverlerle buluşuyor.
Başarılı prodüktör DJ Nurettin Çolak, önümüzdeki günlerde yayınlanacak proje albümünde de bulunacak olan “Ninni’’ şarkısına Mela Bedel ile imza attı. Sözü ve müziği Mela Bedel’e ait olan synthwave pop şarkının yeni nesil soundlardaki düzenlemesi ise Nurettin Çolak’a ait.
Daha önce proje albümü kapsamında Melis Fis, Anıl Piyancı, Berkay Altınyay, Ayça Özefe, Sufle ve Ero ile şarkılarını dinleyicilerle buluşturan Nurettin Çolak şimdi de Mela Bedel ile bir ortak çalışmaya imza attı.
Müziğini ‘yenilikçi ve kendini tekrar etmeyen’ olarak tanımlayan Nurettin Çolak, müzikteki renkliliği çalışmalarına da yansıtıyor.