Yazılar

Petlas off-road lastiğinde dikkat edilmesi gerekenler

Off-road sürüşü, zorlu arazi koşullarında araç performansını en üst düzeye çıkarmak için özel bir hazırlık gerektiriyor. Bu nedenle, kaygan, engebeli ve bozuk zeminlerde yol tutuşu, güvenlik ve sürüş konforunu sağlayan bir lastik tercih etmek büyük bir önem taşıyor. Off-road yaparken standart lastiklere göre daha dayanıklı ve işlevsel olan lastiklerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Petlas Pazarlama Müdürü Esra Ertuğrul Boran, doğru lastik tercihinde dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

“Highway Tires ve All Terrain lastikler off-road sürüşlerince üstün performans sağlıyor”

İster kamp ister tatil yolculuğu olsun her tür yol dışı sürüşte güvenliği sağlamak için ilk adımın, arazi aracına uygun lastik seçimi olduğunu belirten Petlas Pazarlama Müdürü Esra Ertuğrul Boran, “Off-road lastikleri seçiminde Highway Tires (H/T) tipi lastikler, adından da anlaşılacağı üzere otoyol lastikleri olarak bilinse de, arazi araçlarında da yaygın olarak tercih edilebiliyor. Bu lastikler, güçlendirilmiş kargas yapısı ve artırılmış yük taşıma kapasitesi sayesinde özellikle 4×2 SUV araçlarında kullanılabilir. All Terrain (A/T) tipi lastikleri ise hem asfalt hem de arazi koşullarında başarılı performans gösteren lastiklerin başında geliyor. Hamur ve desen yapıları sayesinde asfalt sürüşlerinde yüksek performans sağlarken, kuru toprak, ıslak toprak, kum, çamur ve kar gibi zorlu yüzeylerde de ortalamanın üzerinde bir başarı sergilediği için bu lastiklerde off-road sürüşlerinde tercih edilebilir. Petlas olarak Ar-Ge merkezimizde tasarladığımız A/T ve M/T lastikleri, off-road tutkunlarına özel olarak geliştiriliyor. Her tür yol koşulunda üstün çekiş, uzun ömürlü kullanım ve dayanıklılığı bir arada sunan Petlas off-road lastikleri, yağmur, çamur, kar demeden her an konforlu bir sürüş deneyimi yaşamanız için ekstra dayanım ve güç sağlıyor” diye konuştu.

Lastik seçiminin yanı sıra sürüş esnasında hız ve frenleme büyük bir önem taşıyor

Off-road sürüşü öncesi ve sonrası için dikkat edilmesi noktaları da anlatan Boran, şu ifadeleri kullandı: “Off-road sürüşünde lastik seçiminin yanı sıra, hızı kontrol altında tutmak, ani manevralardan kaçınmak ve yol koşullarına uygun bir hızda seyahat etmek büyük önem taşıyor. Arazi şartlarında yol durumunu sürekli göz önünde bulundurmak ve büyük kaya, taş gibi engellerden kaçınmak gerekiyor. Sivri cisimlerin üzerinden geçerken dikkatli olmak ve lastiklerin ani hareket etmesini engellemek, kayma riskini minimize etmek için sert frenlemelerden kaçınmak sürüşlerde hayati bir rol oynuyor. Bunun yanı sıra, lastik basıncının da düzenli olarak kontrol edilmesi de lastiğin yola tutunmasını sağlamak açısından oldukça önemli”

Güvenlik önlemlerine de dikkat çeken Boran, “Off-road sürüşlerde çamur veya suya saplanma olasılığı yüksek olduğundan, araçta çeki halatı, reflektör gibi ekipmanların bulundurulmasına özen göstermek gerekiyor. Ayrıca, daha zorlu şartlarda sürüş yapıyorsanız, araç önünde vinç sistemlerinin çalışır durumda olmasına da dikkat edilmeli.” ifadelerini kullandı.

İsmail YK’dan yine çok konuşulacak bir şarkı ‘Bekar Bekar Gezerim’

Yaptığı şarkılarla adından sıkça söz ettiren İsmail YK,söz ve müziği kendisine ait olan  ‘Bekar Bekar Gezerim’ isimli yeni çalışmasını Musicom Prodüksiyon etiketiyle tüm dijital platformlardan yayınladı. Yapımcılığını Harun Savaş Aksoylu ve Fatih Aksoylu kardeşlerin üstlendiği şarkının tüm aşamalarında imzası bulunan İsmail YK, çalışmasını Sakarya Akyazı’da   kalabalık bir cast ekibiyle kliplendirdi. Zaman zaman yaptığı röportajlar ve katıldığı programlarda ne zaman evleneceksin sorularına maruz kalan YK, bu şarkısıyla birlikte bir nevi bu sorulara da yanıt vermiş oldu.

Adana Altın Koza’dan Demet Akbağ ve Uğur Polat’a Onur ödülü

Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin Onur Ödülleri sahipleri belli oldu.

40 yılı aşkın süren oyunculuk kariyerinde sinemamızın unutulmaz güçlü kadın karakterlerine incelikle hayat vermiş oyuncu Demet Akbağ’a ve 1988’de “Sis” ile başlayan sinema kariyerinde ve cesur oyunculuğuyla hafızalarımıza kazınmış usta aktör Uğur Polat’a verilecek.

Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin Onur Ödülleri, 26 Eylül Perşembe akşamı düzenlenecek özel bir gecede Demet Akbağ ve Uğur Polat’a sunulacak.

31. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, 23-29 Eylül 2024 tarihleri arasında yapılacak.

“Neredesin Firuze”nin Firuze’si, “Vizontele” serisinin Sıti Ana’sı, “Organize İşler”in Nuran’ı, “O… Çocukları”nın Mehtap Anne’si, “Eyyvah Eyvah” serisinin Firuzan’ı, “Kurtuluş Son Durak”ın Vartanuş’u, “Hükümet Kadın” serisinin Xate’si, “Kış Uykusu”nun Necla’sı… 40 yılı aşkın süren oyunculuk kariyerinde sinemamızın unutulmaz güçlü kadın karakterlerine incelikle hayat vermiş, “Baldız ve Bacanak”tan “Bir Demet Tiyatro”ya, birçok ekran klasiğinin yanı sıra seyirciden büyük ilgi görmüş “Otogargara”, “Sen Hiç Ateş Böceği Gördün Mü?”, “Bana Bir Şeyhler Oluyor”, “Aydınlıkevler” oyunlarındaki başarısıyla, ardından gelecek komedyen kadınlar için gerçek bir ikon olmuş Demet Akbağ’a 31. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin Onur Ödülü’nün takdim edilmesine karar verilmiştir.

Festivalin Onur Ödülleri’nin bir diğer sahibi olan oyuncu Uğur Polat’ın ödül gerekçesi için de şunları söylendi: “1978 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu’nda başlayan tiyatro kariyerini Adana ve İstanbul devlet tiyatrolarındaki sayısız oyunda, ödüller ve alkışlarla sürdürmüş; 1988’de “Sis” ile başlayan sinema kariyerinde de, “Bütün Kapılar Kapalıydı”, “Suyun Öte Yanı”, “Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri”, “Karşılaşma”, “Salkım Hanımın Taneleri”, “Filler ve Çimen”, “O da Beni Seviyor”, “Sis ve Gece”, “Devrim Arabaları” ve “Anadolu Leoparı”nın da aralarında olduğu klasikleşmiş birçok filmdeki tutkulu ve cesur oyunculuğuyla hafızalarımıza kazınmış usta aktör Uğur Polat’a 31. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin Onur Ödülü’nün takdim edilmesine karar verilmiştir.”

Begonvil Bodrum’a nasıl geldi

Herkesin ismini duyduğu ama kim olduğunu bilmediği Halikarnas Balıkçısı (karısıyla ilişkisi olduğunu anladığında babasını vuran adam)

Bir Bodrum Masalı…

Siyaseti hayat sanan bir dostumla bir akşam üzeri Bodrum’da denize karşı oturmuş hepimizin her gün konuştuğu mevzular laflıyoruz.

Baktım bu sıkıcı konuşma uzayacak, “çalışmadığı bir yerden sorayım da lafın güzergâhı değişsin bari” dedim; arkamızda sıra halinde duran palmiyeleri göstererek, “Bu palmiyeleri buraya kim getirdi biliyor musun?” diye sordum.

“Bilmem. Burada yetişmişler herhalde” diye cevap verdi.

“Hayır,” dedim. “Burada yetişmediler, sonradan birisi getirdi onları buraya. Halikarnas Balıkçısı adını duydun mu?”

“Duydum galiba” dedi.

“İşte o getirdi. Ha sadece palmiyeleri değil, gelin çiçeği olarak bildiğimiz kalaları, begonvilleri, mimozaları da o getirdi, tam 45 değişik bitki türünü de. Mimozaların gelişinin en az kendileri kadar güzel bir de hikâyesi var.

Prosper Mérimée’nin ‘Carmen’ novellasını Türkçe’ye çevirirken, esmer İspanyol kızlarının saçlarına küçük mimoza demetleri taktığını okur ve ‘Neden benim Bodrumlu esmer kızlarım da saçlarına mimoza demetleri takmasınlar’ diye düşünür. Paris’ten mimoza tohumları getirtir, onları Bodrum sokaklarına, bulabildiği her yere, rastgele eker. Bir süre sonra her yeri mimoza sarar. Bir gün, bir düğün alayında Bodrumlu kızların saçlarına mimozalar taktığını görünce de sevincinden havalara uçar.”

“Botanikçi miydi ?” diye sordu dostum.

“Hayır, yazardı. Hem greyfurt tohumunu da ilk o getirdi memleketimize, böylece bu muhteşem meyveyle onun sayesinde tanışmış olduk.”

“Ondan önce greyfurtu bilmiyor muyduk yani ?”

“Bilmiyorduk !”

Lafın burasında arkadaşımın merakı arttı: “Peki yolu nasıl düşmüş Bodrum’a bu Balıkçı’nın ?”

“İstiklal Mahkemeleri’nin hem Bodrum’a, hem de Türk edebiyatına hediyesidir Halikarnas Balıkçısı. İlginç bir hikâyesi var, anlatayım sana” dedim.

Buraya yakın bir yerde, Girit’te 1886’da doğmuş, Cevat Şakir Kabaağaçlı, namı diğer Halikarnas Balıkçısı. Şakir Paşa’nın oğludur. Atina sefiri, validir aynı zamanda babası…

Çocukluğu Yunanistan’da geçmiş. Oxford’da okumuş. Orada güzel bir İtalyan kadınla tanışmış, adı Agnezi… Sonra Agnezi’yi almış memlekete gelmiş. Afyon’da büyük bir çiftlik evine… Şakir Paşa evin her yerine birer silah saklarmış..Her an, her yerden bir düşman çıkabilir diye.

Bu arada Agnezi’yle Şakir Paşa’nın memnu aşkı çoktan dedikodu olmuş düşmüş elin diline. Çiftlik evinde bir gece vakti Cevat Şakir, babasına çıkışmış ‘O senin gelinin’ demiş, ‘utanmıyor musun ?’ Babası ilişkiyi inkâr etmiş.Tartışma büyüyünce her birisi bir silaha davranmış, iki silah aynı anda patlamış, oğlun silahından çıkan mermi babayı bulmuş.

(Selçuk Altun’un verdiği bilgiye göre, Agnezi’den Muttara adında bir kızı var, Cevat Şakir’in… Kızıyla birlikte İtalya’ya giden Agnezi, ona babasından bahsetmeyi yasaklamış. Muttara’nın da Çinzia adında bir kızı olmuş sonra, onun bahsettiğine göre anneannesi Agnezi, ölünceye kadar kayınpederi Şakir Paşa ile Büyükada’da çekilmiş bir fotoğrafı yatağının başından hiç eksik etmemiş.)

BABA KATLİNE 15 YIL KÜREK CEZASI

Baba katili Cevat Şakir, çıkarıldığı mahkemede 15 yıl kürek cezasına çarptırılmış. Cezasının yedinci yılında ince hastalığa yakalanmış, serbest kalmış.

Tekmil hikâyesini anlattığı hatıratından babasıyla arasında geçenlerden hiç bahsetmez. O bir sırdır, kimseye anlatmaz.Yıllar sonra Bodrum’dayken, uzaktan mektuplaştığı ve evliyken tutkulu bir aşk yaşadığı Azra Erhat’a itiraf eder 19 Aralık 1958 tarihli mektubunda

“Babamı öldürdükten sonra kendime olan güvenimi kaybettim, . Kendimi o gün bugün yalan sanıyorum.”

Cumhuriyet yeni kurulmuş, Üsküdar’da bir evde yaşıyor, tam bir tutunamayandır Cevat Şakir. Zekeriya Sertel’in Resimli Hafta Dergisi’ne yazılar yazıyor, kitap kapakları yapıyor, bir yandan da tercümeler kazandırıyor Türk edebiyatına. Ne de olsa yedi dil biliyor.

İstiklal Mahkemeleri kurulmuş, zira askere giden her nefer, üstüne urbayı geçirdikten sonra firar ediyor.Öyle ki Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak,Mustafa Kemal’e gidip dert yanmış, “Paşam, leşkeri değil de milleti giydiriyoruz, bu işe bir çare” demiş , kimsenin sırtında libas yok, askeri kıyafetleri giyen evin yolunu tutuyor. O yüzden kurulan İstiklal Mahkemeleri, firariler için kolayca idam cezası veriyor.

Cevat Şakir de, o günlerde “Hapishanede idama mahkûm olanlar bile bile asılmağa nasıl gider ?” diye bir hikâye yazıp göndermiş dergiye. Tam o sırada Şeyh Sait isyanı patlak vermiş.

‘SON DEFA İSTANBUL’A BAK, BİR DAHA GÖREMEYECEĞİZ’

Ardından Şark İstiklal Mahkemeleri kurulmuş ve Ankara’da “Üç Aliler Divanı” çalışmaya başlamış.

Yazdığı hikâyeyle “halkı isyana teşvikten” dolayı “Üç Aliler Divanı”na çıkarılmak üzere trenle yola çıktıklarında Zekeriya Bey’le, Kartal’da, “Son defa İstanbul’a bak, bir daha görmeyeceğiz” demiş Cevat Şakir arkadaşına.

Mahkemede Kel Ali ikisinin de idamını istemiş, Kılıç Ali karşı çıkmış, üçer yıllık kalebentlik cezasını uygun görmüşler iki yazara, Zekeriya Bey’in payına Sinop, Cevat Şakir’in de Bodrum düşmüş.

‘ÖLÜP NURDA YATACAĞIMA BODRUM’DA NURDA YAŞARIM’

Ankara’dan İzmir’e trenle iki er nezaretinde kolayca ulaşmış. O zamanlar Bodrum’a sadece denizden gidiliyor, karayolu henüz yok. Ama onu deniz yoluyla götürmüyorlar, ne de olsa o siyasi bir suçlu, “Denize atlar, Yunanistan’a kaçar, nemize gerek” diye karayoluyla gönderiyorlar. Aylar sonra Milas’a ulaşmış. Milas’tan da “Başka yerde ölüp nur içinde yatacağıma, burada nur içinde yaşarım” dediği Bodrum’a kadar yürümüş.

Şansına iyi kalpli bir kaymakam çıkmış. Kaleye kapatmamış onu, çarşının içinde aylık kirası 25 kuruşa şirin bir Bodrum evinde cezasını çekmesine izin vermiş.

Ve o saat cennete düştüğünü anlamış.

Baştan ayağa Bodrum mavisine bulanmış ! Yazı yazmış, koyları keşfetmiş, bitkilerle ilgilenmiş, balıkçılık yapmış, bir kayık almış bazen günlerce maviliklerde kaybolmuş. Bir süre sonra “denizde balık adam, karada ağaç adam” olmuş çıkmış. Bitkilerle ilgili kitaplar bulmuş, okumuş, araştırmış, Avrupa’da bu işle ilgilenenlerle yazışmış, tohumlar istemiş, fidan bulmuş hepsini Bodrum’un her yerine ekmiş, dikmiş, sonra da ora ahalisiyle birlikte onlara gözü gibi bakmış. Bu sırada devlet, cezasının kalan kısmını İstanbul’da tamamlamasına karar vermiş. Gözü arkada kala kala İstanbul’a gitmiş, cezası bitince koşa koşa tekrar Bodrum’a gelmiş. Burada yeniden evlenmiş, belediyeye bahçıvan olarak girmiş, çocukları olmuş, onların eğitimi derken Bodrum’u bırakıp İzmir’e yerleşmiş mecburiyetten. İzmir’de de turist rehberliği işini ilk olarak o keşfetmiş. O yüzden bir diğer adı “pir-i rehberan”dır. 1945 yılında hemen hemen bütün ünlü yazar ve şair arkadaşlarına bir mektup yazmış ve belirlediği tarihte hepsinin İzmir’de olmalarını istemiş. Gelirlerse eğer onları deniz yoluyla cennete götürecek!

İZMİR’DEN MAVİ YOLCULUK

Çağrısına Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi, Erol Güney, Sabahattin Ali, Samim Kocagöz, Fuat Erol Keskinoğlu ve Necati Cumalı cevap vermiş, aynı günde İzmir’de buluşmuşlar. Bir tekneye ekmek, peynir, su, İstanköy peksimeti, tütün ve çokça rakı alarak açılmışlar Ege Denizi’ne. Gazete okunmayacak, radyo dinlenmeyecek, mecbur olmadıkça karaya çıkılmayacak, bütün dünyayla ilişki kesilecek ve o zamana kadar hiçbirisinin gitmediği Bodrum denilen mavi cennette kaybolacaklar. Öyle de olmuş.

Sonra aynı tarihte her sene bu gezileri tekrarlamışlar. Daha sonra geziye katılan Azra Erhat, bu yolculuğu anlatan kitabına ‘Mavi Yolculuk’) adını koyunca, o gün bugün Ege ve Akdeniz’de çıkılan ve günlerce denizde kalınan seyahatlerin adı ‘mavi yolculuk’ olarak kalmış.”

(Alıntı)

HALİKARNAS  BALIKÇISI

Cevat ŞAKİR

Bebeğinizi emzirirken bu hatalara düşmeyin!

“Ya sütüm gelmezse!”, “Sütüm yetmez de aç kalırsa!”, “Hiç sütüm gelmiyor!”… Minicik, savunmasız bir bebekse söz konusu olan akan sular duruyor haliyle. Çiçeği burnunda anne, soğukkanlı bir kişiliğe sahip olsa da konu bebeğini emzirmekse en küçük şeylerde endişelenebiliyor ki bunların başında da sütünün bebeği için yeterli olup olmadığı geliyor! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar endişeye gerek olmadığını, hem bebek hem de anne için sayısız faydaları olan anne sütü ve emzirmenin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için bazı basit kurallara dikkat etmek gerektiğini söylüyor. Dr. Mehtap Acar 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası kapsamında yaptığı açıklamada çiçeği burnunda annelere özel anne sütü ve başarılı bir emzirmenin püf noktalarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Mehtap Acar

Dr. Mehtap Acar

Bebeğe ve anneye sayısız faydaları var!

Tek başına mucizevi bir besin olan anne sütü bebeğin doğumundan itibaren hayatının her döneminde faydalarını hissettiriyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmesinden enfeksiyonlardan korumaya, bebeğin bilişsel ve duygusal gelişiminden obezite, kalp hastalıkları, kanser ve diyabet riskini azaltmaya dek sayısız faydası bulunuyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, anne sütünün, bir annenin bebeğine verebileceği en değerli hediye olduğunu belirterek, özellikle ilk 6 ay emzirmenin son derece önemli olduğunu vurguluyor. Emzirmenin ise anneler için sayısız faydaları bulunduğuna dikkat çeken Dr. Acar “Emzirmek doğum sonrası kanamaları azaltır. Erken gebelik önlenirken anne gebelik öncesi ağırlığına daha çabuk döner. Yumurtalık kanseri ve menopoz öncesi meme kanseri riski azalırken anne ve bebeğin birbirine bağlanması ve aralarında duygusal bağın gelişmesi çok daha güçlü olur” diyor.

Emzirmede bu sorunlarla sık karşılaşılıyor!

Çiçeği burnunda anneler şüphesiz bebeklerini olabildiğince emzirerek bu eşsiz besinden faydalandırmak istiyorlar ancak bu süreçte bazı sıkıntılar yaşadıklarından endişeye kapılıp mamaya geçiş yapabiliyorlar. Oysa endişeye kapılmaya hiç gerek yok! Dr. Mehtap Acar, memeden yeterli süt salgılanması için en önemli uyaranın ‘bebeğin anne memesi ile buluşması ve annenin annenin memesinde oluşan dolgunluğu azaltacak kadar emmesi’ olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Ancak emzirme sırasında annenin süt miktarının az olduğunu düşünmesi, memede çatlak ya da yara gibi problemler yaşaması, doğum sonrası duygudurum bozuklukları ya da bebeğin çok ağlaması, memeyi reddetmesi, uyuklaması ve hastalanması gibi durumlar emzirmenin sürdürülebilir olmasını engellemektedir.” Oysa anne sütünün ilk 6 ay bebeğin tüm gereksinimlerini (D vitamini hariç) karşıladığını belirten Dr. Acar, anne sütünün yeterli olduğunu gösteren sinyalleri ise şöyle sıralıyor: “Sağlıklı şekilde anne sütüyle beslenen bebek doğum ağırlığının yüzde 7’sinden fazlasını kaybetmez.  4. günden itibaren altı-sekiz defa/gün açık renkli idrar yapar. 5. günden itibaren dört-beş yumuşak sarı renkli kaka yapar. 5. günden itibaren 20-35 gr/gün kilo alır. 10. günde doğum ağırlığına ulaşır.”

 “Bebeğim yeterince süt alamıyor” diyen anneye 10 etkili öneri!

  • Kendinizi aşırı yorarak uykusuz kalmayın. Beslenmenize ve bol su içmeye dikkat edin.
  • Özellikle ilk 15 gün, herhangi bir zaman planlaması yapmadan sık sık emzirin.
  • Meme başında çatlak ve yara oluşmaması için sabun, alkol ve antiseptik ürünlerle değil, bir pamuğa damlatacağınız bir-iki damla anne sütü ile temizleyin.
  • Bebeğinizin sadece meme ucunu değil, meme çevresini doğru şekilde ağzına yerleştirin. Emzirme yönteminizin doğruluğundan emin olun.
  • Her iki memeyi de mutlaka bebeğinizin ağzına verin.
  • Hislerinizi yakınlarınızla paylaşın, içinize atmayın.
  • Özgüveninizi kaybetmeyin, başaracağınıza inanın.
  • Aşırı kaygı ve stres süt yapımını olumsuz etkiler. Gerekirse psikolojik destek alın.
  • Sakin ve huzurlu bir ortamda bebeğinizi emzirin.
  • Tıbbi bir gereklilik olmadıkça bebeğinize emzirme öncesi su, şekerli su ya da mama vermeyin.

 

Deha Bilimlier, “Ekonomik şartlar eğlence sektörüne de yansıdı”

Deha Bilimlier, geçtiğimiz günlerde Kıbrıs’da sahneye çıktı. Sahne öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan şarkıcı, yeni çıkan şarkısı Git Git Yoluna’nın başarısından bahsederken, ekonomik şartların ve hayat pahalılığının eğlence sektörünü de önemli ölçüde etkilediğini söyledi. Eskisi gibi mekanların çok dolmadığını söyleyen Bilimlier, insanlar eğlenmek istiyor malesef fiyatlar yüksek özellikle tatil bölgelerinde dedi. Babamın şarkıları isimli bir proje albüm hazırlığında olan Deha Bilimlier Eylül ayında ilk olarak Tan Taşçı imzalı bir slow şarkı çıkaracağını, ardından proje albümüne start vereceğini söyledi. Hayvanlar için çıkarılması planlanan yasayla ilgilide konuşan şarkıcı “Benimde bir köpeğim var. Hayvanları çok seviyorum. Umarım ortak bir nokta da düzgün kararlarla bir uygulama yapılır” dedi.

Cengiz İmren “Evlilik teklifleri bu şarkıyla olursa şaşırmayın”

Cengiz İmren söz ve müziği kendisine ait olan “Kabul” isimli yeni şarkısını Hayrettin Güneş prodüktörlüğünde sevenlerinin beğenisine sundu. Grand Müzik etiketiyle tüm dijital platformlarda yayınlanan ‘Kabul’ isimli şarkı kısa sürede sosyal medyanın diline düştü. Yayınlandığı platformlarda binlerce izlenme ve beğeni alan şarkıya yine binlerce video çekildi. Şarkının klip çekimlerini kalabalık bir cast ekibiyle Özbekistan’da gerçekleştiren Cengiz İmren,” Uzun zamandır büyük bir titizlikle üzerinde çalıştığım bir şarkıydı. Her anı muhteşem olan bir klip çektik. İzleyenler hem şarkının büyüsüne hemde klibin görselleriyle her anına bayılacak. Bence artık evlilik teklifleri de bu şarkıyla yapılırsa şaşırmayın ” dedi.

Burak Varol yeni şarkısı “Başa Çıkamam”

Burak Varol, “Başa Çıkamam” isimli yeni şarkısı ile müzik dünyasına etkili bir giriş yapıyor! Müziğe lise yıllarında enstrüman çalarak başlayan Burak Varol, pop türündeki çıkış şarkısı “Başa Çıkamam” ile profesyonel müzik sahnesine ilk adımını atıyor. Sözü ve müziği Burak Varol ve Emir Erdoğdu’nun ortak imzasını taşıyan parçanın aranjesi ve mixing’i Tarık İster’e ait. Dinleyenlerin kalbinde yer etmeye hazırlanan “Başa Çıkamam”, Avrupa Müzik etiketiyle sizlerle buluşuyor.

Melis Fis’den “Misket” havası

 

Türk Pop Müziğinin önemli hitlerine sahip genç ismi Melis Fis, haziran ayında çıkardığı ‘Yat Kalk Dua Et’ ile müzikseverlerden tam not almayı başardı. İki aylık süre zarfında son şarkısını geniş kitlelere ulaştıran Melis Fis, hız kesmeden yeni parçası ‘Misket’ yayınlamaya hazırlanıyor. Söz ve müziği Melis Fis’e ait olan parçanın aranjör koltuğunda ise Tarık İster yer alıyor. ‘Misket’ Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında.

Melis Fis, kendine özgü tarzı ve güçlü yorumuyla dikkat çekmeye devam ediyor. ‘Misket’ dinleyicilere neşeli ve enerjik bir müzikal deneyim sunmayı hedefliyor. Şarkının dinamik ritimleri ve keyifli sözleri, Melis Fis’in müzikal yeteneklerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Şarkının klip çekimi de Ankara’da yapılacak ve daha sonrasında müzikseverlerle buluşacak.

Yüzyüzeyken Konuşuruz’dan yeni hit alarmı “Yine De”

Yüzyüzeyken Konuşuruz, dinleyicilerin uzun zamandır heyecanla beklediği yeni single’ı “Yine De” ile müzikseverlerle buluşacak.

Tüm dijital platformlarda yer alacak şarkının söz ve bestesi Kaan Boşnak, düzenlemesi Yüzyüzeyken Konuşuruz imzası taşıyor.

Vokalde Kaan Boşnak, elektrik gitar ve klavyede Engin Sevik, klavyede Çağahan Öztürk, bas gitarda Ümitcan Tuncer ve davulda Burak Cihangirli’den oluşan grup, “Yine De” ile yine dikkatleri üzerine çekecek. Mastering’i Turgay Poyraz Yıkılmaz tarafından yapılan şarkının videosu ise Tunahan Pekdemir imzası taşıyor.

Yerli sahnenin güçlü isimleri arasında yer alan ve elektronik unsurlara-dans beat’lerine yer verdikleri çalışmaları ile günden güne başarılarına yenilerini ekleyen Yüzyüzeyken Konuşuruz, yeni şarkıları “Yine De” ile de çok kısa zamanda dinleyicinin gönlünde taht kuracak.