Yazılar

Gökçe yeni teklisi “Müsadenle Gidicem”

Gökçe, merakla beklenen yeni teklisini müzikseverlerin beğenisine sundu. Sözü ve müziği Gökçe’ye, düzenlemesi Aras Yıldıran’a ait Pasaj Müzik etiketli “Müsadenle Gidicem” isimli şarkı, yine buram buram Gökçe tarzı kokuyor. Gökçe bu şarkısı ile sınırlarını genişletiyor.

Şarkıda; Artık ilişkiden beklentisi ve umudu kalmamış, yorulmuş bir insanın bu ilişkiden gidiyor olması anlatılıyor. Fakat, kafası karışık olduğu için, ” hem gidiyorum bak hem de neden gitmemem için bir şeyler yapmıyorsun” diyor.

Kendini sürekli yenileyen, müziğinde farklı kapılar açan Gökçe, çocukluktan beri severek dinlediği TSM eserlerine kendi yorumumu kattı, farklı düetlerle şaşırttı, balkan esintili şarkılarıyla eğlendirdi, eklektik tarzıyla kendi stilini oluşturdu.

Elif Buse Doğan’ın çok sevilen şarkısı “Yaka Yaka” yeni versiyonu ile…

Türkçe müziğin güçlü seslerinden Elif Buse Doğan’ın daha önce yayımladığı ve kısa sürede dinleyicilerin favorisi haline gelen “Yaka Yaka” isimli şarkısı, Çağrı Telkıvıran’ın etkileyici düzenlemesiyle dinleyici karşısına çıkıyor.

Sözü ve müziği Doğanay Karadeniz’e ait olan şarkı, Telkıvıran’ın modern ve özgün dokunuşuyla yepyeni bir yorum kazanıyor. Dikkat çeken bu versiyon, EBD Music etiketiyle tüm dijital platformlarda!

Dila Uzun’dan yeni tekli “Üfle”

Dila Uzun, “Üfle” isimli yeni teklisiyle alternatif pop sahnesine taze bir soluk getiriyor. Söz ve bestesi sanatçının kendisine ait olan parça, sade ama etkileyici trap öğeleriyle desteklenen alternatif bir altyapıya sahip. Minimal synth dokunuşları ve güçlü vokal performansıyla öne çıkan “Üfle”, kırılganlık ile mesafe arasında gidip gelen duyguları yalın ama derinlikli bir dille aktarıyor. Parça, dinleyiciyi içsel bir yolculuğa davet eden atmosferiyle dikkat çekiyor. Şarkının aranje ve mix süreci Osman Çetin’e, mastering çalışması ise Emre Kıral’a ait.

Doğuş yeni şarkısı “Ahım Var”

Doğuş yeni şarkısı “Ahım Var” ile sevenleriyle buluşuyor. “Ahım Var” sitemkâr, etkileyici ve akılda kalıcı nakaratıyla yediden yetmişe herkesin diline dolanacak. Şarkının klibi ise tamamen yapay zekâ ile oluşturuldu.

Doğuş ve yeni teklisi “Ahım Var” Karma Music etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında!

Mustafa Yılmaz’dan slogan gibi şarkı “Düşman Başına”

Önyargıyla sevdaya engel olmayın… Aşkı susturmak, bir hayatı susturmaktır!

Çıkardığı şarkılarla kısa sürede büyük bir dinleyici kitlesine ulaşan Mustafa Yılmaz, yönetmenliğini Hayrettin Güneş’in üstlendiği, “Düşman Başına” isimli yeni çalışmasını müzikseverlerin beğenisine sundu. Grand Müzik etiketiyle yayınlanan şarkı çıktığı andan itibaren sosyal medya ve dijital platformlarda büyük ilgi gördü. Uzun süredir üzerinde çalışılan şarkı Almanya’da yaklaşık 2 haftalık bir çekim süreciyle tamamlandı. Şarkıcıya klipte geniş bir kast ekibi de eşlik etti.

Yeni çalışmasıyla ilgili konuşan Mustafa Yılmaz, “Düşman Başına” klibinde ki sloganımız Önyargıyla sevdaya engel olmayın… Aşkı susturmak, bir hayatı susturmaktır!  “Bu sadece bir klip değil; bu bir hikâye. İçinde aşk var, önyargı var, gerçek hayattan izler var. Aylar süren bir ön hazırlık süreci geçirdik. Senaryosunu yazdık, çizdik, defalarca revize ettik. Hatta çekim gününde bile senaryonun bazı bölümlerini değiştirdik. Çünkü bizde duygu spontane çıkıyor. Çünkü biz, içimizde ne varsa onu yansıtmak istedik” dedi.

Rolls-Royce’dan özel üretim satranç seti

Rolls-Royce, özel olarak tasarlanmış Satranç Seti’ni sunuyor. Gizlenmiş çekmeceler ve seramik kaplamalı, mıknatıslı heykelsi taşlar ile öne çıkan satranç seti bir yıllık tasarım, mühendislik ve deneme sürecinin sonunda üretildi. Dört kaplama seçeneği ve 13 deri rengi alternatifi bulunuyor.
Rolls-Royce Motor Cars, kültürler ve nesillerin ötesinde, dünyanın en saygın strateji oyunlarından birinin modern bir ifadesi olan Rolls-Royce Satranç Seti’ni tanıtıyor.
Markanın imzası olan malzemeler ve teknikler kullanılarak el işçiliği ile üretilen bu özel ürünler, kişiselleştirme için birçok fırsat sunuyor.
Satranç Seti, hareket hissini uyandıracak şekilde tasarlandı. Deri kaplı taban, merkezin etrafında hafifçe yükselerek, dar tabanı üzerinde sürülen bir izlenim bırakırken, Rolls-Royce araçlarının zarif hatlarını andırıyor.
13 farklı deri seçeneği
Satranç Seti’nin parçaları, müşterinin kişisel tarzını ve evinin estetiğini yansıtacak şekilde kişiselleştirilebiliyor. Müşteriler, Cashmere Grey, Phoenix Red, Charles Blue, Forge Yellow, Iceland Moss, Scivaro Grey, Arctic White, Havana, Tailored Purple, Mandarin, Peony Pink, Black ve Lime Green’den oluşan 13 farklı deri rengi arasından seçim yapabiliyor. Böylece hem dış görünümü hem de satranç taşı tutucusunu tam olarak istedikleri gibi kişiselleştirebiliyorlar.

Alaçatı Ot Festivali başladı

“Toprak, Zaman ve Tat” teması ve “Kaya Koruğu” konsepti ile bu yıl 14’üncüsü düzenlenen Alaçatı Ot Festivali, başladı.

Çeşme Belediyesi tarafından Medicana Sağlık Sponsorluğu’nda “Toprak, Zaman ve Tat” teması ve “Kaya Koruğu” konsepti ile bu yıl 14. kez düzenlenen Alaçatı Ot Festivali, ziyaretçilerine kapılarını açtı. Kadın Efeler Dans Topluluğu’nun dans gösterisi ve Çeşme Belediye Bandosu’nun dinletisi ile başlayan festival, renkli görüntülere sahne olmaya devam ediyor.

Katılımın yoğun olduğu festivalde, mevsimsel otlar, standlarda ziyaretçilerle buluşurken; geleneksel tatlar modern dokunuşlarla yeniden yorumlanıyor. Şefler Meydanı, Sanat Sokağı, Edebiyat Buluşmaları, atölyeler, çocuk etkinlikleri, sergiler, söyleşiler, atölyeler, performans gösterileri, yarışmalar ve konserlerle dolu dolu bir program, her yaştan ziyaretçiye unutulmaz anlar sunuyor. 

Festivalin kalbi olan Şefler Meydanı’nda bu yıl da mutfak sanatının usta isimleri sahne alıyor. Açılış günü, Şef Ayşe Nur Mıhçı ve Şef Rıfat Yurttaş’ın eşsiz sunumları, damaklarda lezzetli izler bırakacak bir gastronomi şölenine dönüşüyor.

Tarkan Avrupa turnesi başladı

Tarkan, geçtiğimiz yıl çıkardığı “Kuantum 51” albümüyle müzik dünyasını kasıp kavurmaya devam ediyor.

Almanya, Hollanda, İngiltere, Avusturya ve İsviçre’yi kapsayan turnesinde Megastar, “Kuantum 51” albümündeki en yeni şarkılarının yanı sıra yıllardır hafızalara kazınan ikonikleşmiş hitlerini de seslendiriyor.

Nisan ayında başlayan Avrupa Turnesi, Haziran ayına kadar devam edecek.

Avrupa Turnesine Rotterdam ile başlayan Tarkan, turnenin ikinci ayağı olarak Düsseldorf’ta sahne aldı. 12 Nisan konserine gösterilen yoğun ilgi ve biletlerin kısa sürede tükenmesinden dolayı turnenin Düsseldorf ayağına bir konser daha eklenerek konser sayısı ikiye çıkarıldı. Megastar Tarkan, 12 ve 13 Nisan’da Düsseldorf PSD Bank Dome’da tüm sevenleriyle bir araya geldi.

 

 

TARKAN AVRUPA TURNESİ 2025
  TARİH ŞEHİR MEKAN
1 19.04.2025 VİYANA STADTHALLE
2 26.04.2025 STUTTGART PORSCHE ARENA
3 4.05.2025 HAMBURG BARCLAY CARD ARENA
4 11.05.2025 LONDRA O2 ARENA
5 24.05.2025 MANNHEIM SAP ARENA
6 28.05.2025 BERLİN UBER ARENA
7 30.05.2025 MÜNİH OLYMPIAHALLE
8 1.06.2025 ZURICH HALLENSTADION

Sahte gülümseme bile ruha iyi geliyor

Gülmenin ruh sağlığını olumlu etkilediğini belirten uzmanlar, sahte bir gülümsemenin bile beyni olumlu etkileyerek ruh halini iyileştirdiğini söylüyor.

Gülmenin sadece eğlenceli bir tepki değil, aynı zamanda öğrenilebilen bir beceri olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, gülmenin bulaşıcı etkisinin arkasında ayna nöronlar ve empati mekanizmalarının bulunduğunu ifade etti. “Gülmek, stresle başa çıkmayı kolaylaştırır, ilişkileri güçlendirir ve içsel dengeyi destekler.” diyen Güven, hayatın içinde mizaha yer açmanın önemini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, gülmenin ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinden bahsetti

Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven

Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven

Gülmek bulaşıcıdır…

‘Gülmek bulaşıcıdır’ ifadesinin güçlü bir psikolojik ve nörobilimsel temeli olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “İnsan beyni, özellikle de ayna nöron sistemi, başkalarının duygularını ve davranışlarını algılayıp taklit etmeye yatkındır. Bu sayede birinin gülüşünü gördüğümüzde, beynimizde aynı kasları harekete geçiren bölgeler uyarılır ve biz de istemsizce gülümseyebilir ya da gülebiliriz.” dedi.

Bu mekanizmanın, empati kurma becerimizin bir parçası olduğunu aktaran Güven, “Aynı zamanda gülmek, insanları birbirine yakınlaştıran ve grup içi sosyal bağları güçlendiren evrimsel bir işlev taşır. Tehdit içermeyen, güven verici bir iletişim şekli olarak, grup içindeki uyumu artırır. Bu süreç, duygusal bulaşma yoluyla da işler. Tıpkı ağlamanın ya da esnemenin çevredeki insanlara yayılması gibi, gülme de benzer bir şekilde çevreye yayılarak ortak bir ruh hali yaratır. Ayrıca otomatik taklit davranışı da bu durumun temelindedir. Beynimiz başkalarının mimiklerini fark ettiğinde, bilinçdışı düzeyde onları taklit etmeye eğilimlidir. Tüm bu nörobiyolojik ve sosyal mekanizmalar bir araya geldiğinde, gülmenin neden bu kadar bulaşıcı olduğunu ve insan ilişkilerinde neden bu kadar güçlü bir rol oynadığını anlamak mümkün olur.” açıklamasını yaptı.

Gülmek sadece bir tepki değil, aynı zamanda öğrenilebilen bir beceri…

Çocukların yetişkinlere kıyasla daha fazla güldüğünü ve yetişkinlikte bu doğal eğilimin kaybedildiğine değinen Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Çocuklar, dünyayı keşfetme sürecinde merak, oyun ve hayal gücüyle iç içe oldukları için günde yüzlerce kez gülebilirken, yetişkinler artan sorumluluklar, stres, toplumsal roller ve duygusal baskılar nedeniyle bu doğal eğilimi zamanla kaybeder.” dedi.

Yetişkinlikte gülmenin, genellikle kontrollü ve sosyal bağlamlara ilişkili hale geldiğini ifade eden Güven, “Oysa çocuklar anın neşesini özgürce yaşarlar. Bu içsel neşeyi geri kazanmak için mizahı ve oyunu yaşamımıza daha bilinçli bir şekilde dahil etmek, küçük şeylerden keyif almayı yeniden öğrenmek, kendimize ve çevremize karşı daha esnek ve şefkatli olmak önemlidir. Çünkü gülmek sadece bir tepki değil, aynı zamanda ruhsal sağlığımızı destekleyen, öğrenilebilen bir beceridir.” şeklinde konuştu.

Sahte bir gülümseme bile ruhsal dengeyi korumada güçlü bir adım…

Sahte bir gülümsemenin bile beynin mutlulukla ilişkili bölgelerini, özellikle de dopamin ve serotonin gibi ‘iyi hissetme’ kimyasallarını etkileyen sistemleri harekete geçirebildiğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu duruma psikolojide ‘geri bildirim hipotezi’ denir. Yani yüz kaslarımızı gülümseme pozisyonuna getirdiğimizde, beynimiz bu kas hareketini mutlulukla ilişkilendirerek, gerçekten mutlu olmasak bile ruh halimizi olumlu yönde etkileyebilir. Zorla da olsa gülümsemek, stres hormonlarını azaltabilir, kalp atış hızını dengeleyebilir ve zamanla içsel bir rahatlama sağlayabilir. Bu yüzden ‘mış gibi yapmak’ bazen düşündüğümüzden daha etkili olabilir. Çünkü bedenimizle verdiğimiz sinyaller, zihinsel ve duygusal durumumuzu şekillendirebilir. Özellikle zor zamanlarda bilinçli olarak gülümsemeye çalışmak, ruhsal dengeyi korumada küçük ama güçlü bir adım olabilir.”

İşte gülmenin reçetesi…

“Hayatı fazlasıyla ciddiye alan ancak gülmenin ruh sağlığına iyi geldiğine inanan kişilere, önce gülmenin sadece neşeli anlara değil, zorlayıcı duygularla başa çıkma sürecine de katkı sağladığını hatırlatmak gerekir.” diyen Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle tamamladı:

“Gülmek stresi azaltır, kaygıyı yumuşatır, duygusal yükleri hafifletir ve hatta insan ilişkilerini daha sıcak ve samimi hale getirir. Kişilere önerim, gülmeyi hafife alınacak bir şey değil, ruhsal dengeyi korumak için bir beceri gibi görmeleri olur. Eğer bir ‘gülme reçetesi’ yazacak olsaydım, içerisine her gün keyif aldıkları bir komedi dizisinden bir bölüm izlemeyi, mizah anlayışlarına hitap eden stand-up gösterileri ya da komik videoları takip etmeyi, kendilerini güldüren bir arkadaşla haftalık görüşmeler planlamayı, gün içinde bilinçli olarak birkaç dakika aynaya bakıp gülümsemeyi, mizah içeren kitaplar veya karikatürler okumayı, komik anıları not ettikleri bir ‘gülme günlüğü’ tutmayı ve zaman zaman gülme yogası veya grup mizah atölyelerine katılmayı dahil ederdim.

Ayrıca, ciddi bir hayatın içinde mizaha yer açmanın, insanın kendine de bir nefes aralığı yaratması anlamına geldiğini vurgulamak isterim. Çünkü gülmek sadece eğlence değil, aynı zamanda güçlü bir psikolojik savunma ve iyileşme mekanizmasıdır.”

Grup Destan eski şarkıları ile tekrar hayat buluyor

1998 yılında yayımladıkları “Atabarı” ve “Cilveloy” yorumlarıyla hafızalara kazınan Destan grubu, bu iki özel eseri bayram coşkusunu yaşatmak isteyenler için yeniden gündeme taşıyor.

Milli duygularımızı harekete geçiren, kültürel belleğimizde yer etmiş bu iki eser; yıllar geçse de tazeliğini ve etkisini yitirmeyen düzenlemeleriyle bugün hâlâ yüreklerde yankılanıyor. Destan’ın 90’lı yılların sonuna damgasını vuran bu yorumları, şimdi bayram ruhunu paylaşmak, ortak bir coşkuda buluşmak isteyen herkes için dijital platformlarda öne çıkarılıyor.

“Cilveloy”un neşesiyle, “Atabarı”nın yürek titreten ritmiyle; Destan, bayramın birleştirici gücüne selam duruyor. Müzikal zenginliğimizin sembol melodilerini barındıran bu eserler, dinleyiciyi hem geçmişe götürüyor hem de bugünün enerjisiyle sarıp sarmalıyor.