Yazılar

Neşe Sapmaz’dan Fenerbahçe üzerine çarpıcı yazı: futbol dünyasında yankı uyandırdı!

Türk basın dünyasında kalemiyle iz bırakan eski gazeteci ve yogi Neşe Sapmaz, futbolda gündemi sarsan gelişmelere kayıtsız kalmadı. Özellikle son dönemde Fenerbahçe’nin yaşadığı çalkantıları mercek altına alan etkileyici bir yazı kaleme aldı. Cesur ve derin analizleriyle dikkat çeken bu yazı, kısa sürede büyük ses getirdi.

Neşe Sapmaz, futbolun sadece sahada oynanan bir oyun değil, aynı zamanda strateji, psikoloji ve büyük bir kültürel yapı olduğunu vurgularken, Fenerbahçe’nin karşı karşıya olduğu sorunları kendine has üslubuyla ele aldı. Hem futbol tutkunlarının hem de spor dünyasının yakından takip ettiği bu yazı, geniş bir okuyucu kitlesine ulaşarak sosyal medyada hızla yayıldı.

Futbolun dinamiklerini ve kulüplerin iç dengelerini ustalıkla irdeleyen Sapmaz, Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu durumu derinlikli bir bakış açısıyla ele alırken, okuyucularına ezber bozan analizler sundu. Yazının yankıları sadece spor camiasında değil, iş dünyasında ve medya çevrelerinde de büyük ilgi uyandırdı.

Yazının linki: https://nesesapmaz.com/27052025.html

Gai Maraque yaza sezonuna hazır

Giyim sektöründe 11 yıllık tecrübesiyle Ankara cemiyet ve iş dünyasının yakından tanıdığı başarılı girişimci Neşe Aykut, iki yıl önce kurduğu Gai Maraque markasıyla moda dünyasında kendine özgü bir yer edindi. Bugüne kadar birçok ünlü ismi giydiren ve kişiye özel üretimleriyle dikkat çeken Aykut, geçtiğimiz günlerde Ankara’daki mağazasında düzenlediği “Yaza Merhaba” davetiyle yeni koleksiyonunu tanıttı.

Ankara ve İstanbul’un tanınmış isimlerinin katıldığı özel gecede zarafet ve şıklık ön plandaydı. Yeni sezonun öne çıkan tasarımlarının sergilendiği etkinlikte, konuklar hem modanın hem de sosyal sorumluluğun bir arada olduğu bir deneyim yaşadı. Etkinlik kapsamında, bugüne özel olarak sokak hayvanları yararına bağış da yapıldı.

Neşe Aykut, açılış konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Bu markayı kurarken ilhamım, sadece moda değil; özgünlük, zarafet ve sorumluluk duygusuydu. Bugün burada sadece yeni koleksiyonumuzu tanıtmakla kalmıyor, aynı zamanda iyilik dolu bir amaçla da buluşuyoruz. Bu birliktelikler bize güç veriyor.”

Ankara’da köklü bir müşteri kitlesine ulaşan Gai Maraque, önümüzdeki dönemde İstanbul’da da yeni bir mağaza açmayı hedefliyor. Markanın özgün çizgisi ve özel tasarım anlayışı, moda tutkunlarının ilgisini çekmeye devam edecek.

Bireylerin sadece %33’ü “Bugünkü hayatımdan memnunum”, %50’si “Yorgunum” diyor

Ipsos Türkiye Tüketici Panelleri Bölüm Lideri

Pelin Halaçoğlu Arnau Kuri

Pandemi ve bıraktığı izlerle geçen birkaç yılın ardından 2021’in sonundan itibaren Türkiye’de alışverişi konuşurken hep enflasyonun yarattığı ekonomik baskıyı ve tüketicinin bu gerçekle verdiği yaşam mücadelesini vurguluyoruz: Türkiye’de haneler 2022 ve 2023 yılını sürekli artan fiyatlara karşın ihtiyaçlarını en uygun şekilde karşılayabilmenin yollarını aradı ve adeta bu konuda profesyonelleşti. 2024 yılına geldiğimizde ise yeniden düşen bir enflasyon ve fiyatların frenlenmeye başladığı bir Türkiye vardı haneler için.

Türkiye’ye dair karşımıza sıklıkla çıkan veriler genelde karanlık bir tablo çiziyor: Ipsos’un Gündeme Dair raporuna göre 2024’ün sonlarında Türkiye’de bireylerin sadece %33’ü “Bugünkü hayatımdan memnunum”, %50’si “Yorgunum” diyor ve bu en baskın duygu. 2025 Mart’ta yayınlanan Ipsos Mutluluk Raporu’na göre Türkiye 12 yıl öncesine göre mutluluk skorunda 40 puan kaybetti, ülkenin ancak yarısı “mutluyum” diyebiliyor. Ipsos Consumer Touch 2024 raporuna göre Türkiye’deki bireylerin %68’i “2024 yılında hane harcamalarımı azaltmak durumda kaldım” dedi, sadece %12’si “Sene içerisinde masraflarımı dengeleyip tüm giderlerime yetişebiliyorum” diyebildi. İlginç olan ise bu umut kıran, karanlık tablonun içinde pek çok fırsatın yetiştiği bir Türkiye var bir yandan karşımızda. O veya bu şekilde Türkiye’deki haneler, en azından hızlı tüketim ürünleri alışverişinde gemisini suyun üstünde tutmayı başarıyor.

Bu makalede haneleri köşeye sıkıştıran noktaların 2024’teki görüntüsünü değerlendirerek hanelerin bu köşelerden nasıl dönerek kendilerine alanlar yarattığını kısa soru cevaplarla inceleyeceğiz.

  • Enflasyon hanenin sepetine aynı şekilde yansıdı mı?

2024 sonunda geçmiş iki yıldan daha düşük bir enflasyon açıklandı ve bunu hane harcamalarında da görmek mümkün. Her ne kadar tüketici kendisi için önem arz eden, kendi sepetinde daha fazla yer kaplayan ürün fiyatlarına bağlı olarak enflasyonu farklı şiddette hissetse de, en sık alınan, günlük ürünler açısından enflasyonun açıklanan değerlerle paralel olduğunu söylemek mümkün: 2024 yılında Ipsos Hane Paneli’nde hanelerin en çok harcama yaptığı üç markette hem 2023 hem 2024 yılında devamlılığı olan ve en sık alınan toplam 87 üründeki tüketici alış fiyatı değişimleri incelendiğinde ortalama %48’lik bir fiyat artışına karşılık gelen ve ürün bazlı oldukça farklı seviyelerde gerçekleşen bir fiyat değişimi göze çarpıyor:

87 ürünün fiyat değişim seviyesine göre dağılımı:

  • Bir rafta karşımıza çıkan fiyatlar ne kadar güvenilir?

Fiyat hareketlilikleriyle ilgili en önemli değişimler biri de aynı ürünün satılabildiği farklı fiyat seviyelerinde makasın daralması: Geçtiğimiz yıl aynı ürünün farklı noktalarda çok farklı fiyatlardan satışa sunulduğunu ve alışverişçinin iyi fiyatı yakalayabildiği zaman ürünü çok daha ucuza getirerek enflasyondan kaçabildiğini, tüketimini düşürmeden harcamasını kısıtlayabildiğini görmüştük. Tabii tam tersi şekilde enflasyonun üzerinde bir harcamayla sonuçlanan alımlar da son derece sık yaşanabiliyor, toplamda harcama artışını enflasyonun çok üzerine taşıyabiliyordu. 2024 yılında fiyat artışlarının bir nebze dizginlenmesi ve artan rekabet ile fiyat makaslarının azaldığı söylenebilir: Geçen yıla göre 25 temel kategorideki aylık en yüksek ve en düşük fiyat ortalamalarına bakıldığında dört kategori haricinde fiyatlardaki sapmanın azaldığı, bu dört kategoride de promosyonel hareketler nedeniyle dip fiyatların daha sık yaşanmasına bağlı olarak makasın açıldığı görülüyor.

Her kategoride en çok satın alınan 10 ürün üzerinden aylık fiyat ortalamalarına göre en düşük ve en yüksek fiyatlar arasındaki % fark:
2023 2024
BİSKÜVİ-KRAKER 63 49
BULAŞIK DETERJANLARI 86 43
ÇAMAŞIR DETERJANLARI 63 56
ÇAYLAR 76 45
ÇİKOLATA KAPLAMALAR 59 75
ÇİKOLATALAR 56 88
CİPSLER 74 54
DİŞ MACUNLARI 80 78
EV TEMIZLİĞİ MADDELERİ 69 44
GAZLI MEŞRUBATLAR 79 38
KÂĞIT ÜRÜNLERİ 42 65
MADEN SULARI 35 56
MAKARNALAR 33 33
MARGARİNLER 53 42
PEYNİRLER 65 30
SABUNLAR VE DUŞ JELLERİ 74 57
SALÇALAR 15 15
ŞAMPUANLAR 49 60
SIVI YAĞLAR 26 55
SUTLER 44 27
TEREYAĞLAR 58 39
TOZ-KESME ŞEKERLER 32 30
TUZ 58 43
UNLAR 40 39
YOĞURTLAR 54 48
  • Hepimiz mi kısıtlı harcıyoruz?

Tüm bunlar etkisinde enflasyonun hanelere farklı şiddette yansıması durumu bu sene de geçerliliğini koruyor: Ortalamada haneler 2024 yılında bir önceki yıla göre toplam hızlı tüketim ürünü harcamalarını %68 artırdı. Ancak hane bazlı olarak artışlar incelendiğinde oldukça farklı sonuçlar önce çıkıyor: 2024 yılını Türkiye’deki hanelerin %32’si enflasyon artışını çok aşmadan, %43’ü ise ortalama enflasyon değerini de aşarak kapadı. Buradaki en önemli bulgu ise harcamasını çok artıran ile az artıran arasında demografik farklar olmaması. Bir başka deyişle, sosyo-ekonomik statü, alışveriş sorumlusunun eğitimi ya da hanenin kalabalıklığı ile harcamanın az ya da çok artması arasında bir ilişki bulunmuyor. Ancak bekleneceği gibi harcamasını daha az artırarak yılı geçirenler genel olarak kısıtlı bir bütçeyle hareket etmeye çalışarak hem dışarıda yeme-içmelerini hem de tekstil ve e-ticaret gibi harcamalarını da daha az artırıyor, toplamda geçen yıla göre 33 kez daha az hızlı tüketim ürünü alışverişi yapıyor ve görece daha fazla harcama yapanlara göre özellikle et ürünleri alımında, kişisel bakım ve temizlik ürünleri harcamalarında daha çok kısıtlamaya gidiyor.

Hanelerin harcama artışı seviyelerine göre gruplaması:

  • Alışverişten kaçıyor muyuz?

Pandemi sürecinde şiddetle azalan ve sonraki yıllarda düşük seviyesi devam eden alışveriş sıklığı 2024 yılında yeniden yükselmeye başladı: Haneler 2023 yılında yılda 202 kez hızlı tüketim ürünü alışverişi yaparken bu 2024 yılında 219 kez oldu. Bu, 2019’dan bu yana gördüğümüz en yüksek değer! Bu hareket toplamda daha fazla ürün alımıyla sonuçlanmasa da alışveriş hareketliliğinin artması önemli bir gelişme.Azar azar alımlar da olsa daha sık alışverişe gitmek aynı zamanda ziyaret edilen perakendeci sayısını da yükseltiyor: 2024 yılında ortalama bir hane 15 farklı alışveriş noktasından hızlı tüketim ürünü alıyor, bu sayı beş yıl önce 13’tü.

  • Kredi kartı kurtarıcı oluyor mu?

Türkiye’de kredi kartı sahipliği ve kullanımı şüphesiz artıyor. Türkiye’deki haneler 2024 yılında hızlı tüketim ürünü harcamalarının %46’sını kredi kartıyla gerçekleştirdi. Aylık trend olarak bakıldığında bu oran yıl boyunca, özellikle de yılın ikinci yarısıyla birlikte artıyor ve Eylül ayından itibaren kredi kartı nakitten daha fazla kullanılıyor.

Kredi kartı kullanımının hem ödemeyi anında yapmamak hem de harcamanın cüzdana etkisini somut olarak görmemek gibi alışverişi kolaylaştırıcı etkileri var. Tabii öte yandan borçlanmayı artması önemli bir stres faktörü oluşturuyor: 2024 yılı Ipsos Türkiye’yi Anlama Kılavuzu çalışmasına göre bireylerin %85’i “Kredi kartı borcumun tamamını ödeyemiyorum” diyor.

  • Kanal ve ürün tercihleri hanelerin fiyatlarla baş etmesinde nasıl rol oynuyor?

Geçtiğimiz yıl market markalı ürünlerin de yüksek fiyat artışı görmesiyle markalı ürünlerle fiyat makasının kapandığını ve bu durumun buradaki büyümeye ket vurduğunu görmüştük fakat 2024 yılında “iyi fiyat için indirim marketi” geleneği geri gelmiş görünüyor: 2024 yılında indirim marketlerine yönelim önemli bir artış gösterdi. Bununla birlikte yerel ve ulusal zincirler de harcamadan aldıkları payı büyüterek hane alışverişlerinde modern kanal harcamasının ağırlığını arttırıyor.

Modern kanala en büyük hareketliliği getiren kategoriler ise genel olarak atıştırmalık ürünler altında topladığımız kek, bisküvi, kraker, cips, çikolata kaplama grubu oldu. Aslında bu kategoriler hızlı tüketim ürünleri büyümesine bu sene hazır yemek, içecek ve bakım ürünleriyle birlikte damga vuran kategoriler oldu. Bu kategorilerde alım miktarının artmasına bağlı olarak yüksek harcama artışları gerçekleşti. Bir başka deyişle, bu kategorilere gerçek anlamda bir tüketici yönelimi oldu.

  • Büyüyen kategoriler neyin sinyalini veriyor?

Özellikle hızlı tüketim ürünleri için alımların ardında somut ihtiyaçlar aramaya daha eğilimliyiz; yemeğin pişmesi gerekiyor, karnın doyması, için ferahlaması, çamaşırın yıkanması, evin temizlenmesi… Ancak özellikle de kaynaklar sınırlı olduğunda hangi ürünlerin seçildiği bu ihtiyaçların ötesinde motivasyonları gözler önüne seriyor. Daralan bütçelerin içinde genişleyen hayaller, umut kıran büyük göstergelerin arasında evlerin içinde yeşeren umutlar var. Pandemiyle birlikte başlayan ev içi tüketim canlılığı ekonomik baskıyla birlikte yeni bir boyut kazanıyor. Bu yeni bir bilgi olmasa da hanelerin hangi kategorilere daha fazla yöneldiği evde değişen yaşam tarzı ve ürünlere yaklaşımla ilgili ipuçları veriyor.

  • Pratiğin peşinde

Örneğin, görece yüksek birim fiyatlı ve de elzem olmayan ürünler sayılabilecek hazır yemek, haşlanmış bakliyat, dondurulmuş yemeye hazır ürünler ve dondurulmuş sebzeler 2024 yılında daha fazla haneye ulaşıyor. Bu hem pratik yemek hazırlığının önem kazandığını hem de dışarıda yapılacak yemek harcamalarına ev içinde alternatif yaratma motivasyonunu gösteriyor.

Pratikliğin önemi sadece mutfakta kendini göstermiyor: Ev işlerini kolaylaştıran akıllı teknolojiler de haneler tarafından giderek daha fazla benimseniyor. Her ne kadar bu ürünlerin tüketiciye erişiminde sosyo-ekonomik statü farkları belirgin olsa da yine de fiyat seviyelerinden beklenmeyecek derecede homojen bir yayılımları olduğu söylenebilir. 2024 yılında Türkiye’de yaklaşık her 10 haneden üçünde airfryer, altısında Türk kahvesi makinesi, ikisinde robot süpürge var. Hanelerin yarıdan fazlasında profesyonel saç şekillendirici, tıraş makinesi var ve sahiplikler üç yıl öncesine göre önemli artışlar gösteriyor. Tabii burada tüketicinin bu ürünlere neye göre kıyaslayarak değer biçtiği önemli bir nokta, “robot süpürge sayesinde temizlikçiyi daha seyrek çağırabiliyorum”, “saç düzleştirici sayesinde kuaföre daha az gidiyorum” diyen tüketiciler için değer oldukça yüksek olabilir!

Hanede sahiplik oranları, 2024% TOPLAM TÜRKİYE
AIR FRYER 29
DKEY/ŞARJLI SÜPÜRGE 27
ROBOT SÜPÜRGE 18
ÇAMAŞIR KURUTMA MAKİNESİ 18
HAMUR YOGURMA MAKİNESİ 11
SAÇ DÜZLEŞTİRİCİ 54
SAÇ MAŞASI 43
TIRAŞ MAKİNESİ 63
LAZER EPİLASYON ALETİ 14

Akıllı teknolojilerin yanı sıra tercih edilen temizlik ürünlerinde de yıl boyunca pratiklik kazandı: Islak yüzey temizlik mendilleri piyasaya çıkışlarından bu yana hane erişim rekorları kırarken “anında etki”, “her yüzeyde kusursuz temizlik”, “kuaförden çıkmış gibi”, “ütü yapılmış gibi” söylemlerini benimseyen ürünler de son derece başarılı oldu ve tüketiciyi pratik yolla arzu edilen etkiye ulaştırma vaadinin iyi çalıştığını kanıtladı.

  • Yeniliklere her zaman yer var

Kısıtlı harcama ortamı markalar için yenilikleri erteleme refleksini devreye sokabiliyor. Oysa ki veriler bu konudaki yaklaşımda çok daha dikkatli bir analizin gerektiğini ortaya koyuyor: 2024 yılında kişisel bakım ve temizlik kategorilerindeki büyümenin %15’ini yeni piyasaya çıkan ürünler meydana getirdi. Yeni ürünlerin toplam hızlı tüketim ürünleri büyümesine katkısı ise %8 oranında gerçekleşti.

Özellikle 2024 yılı yeniliklerinin önemli bir ortak özelliği de piyasa ortalamalarının üzerinde fiyatlarla pazara giriş yapan yeni ürünlerin yüksek rağbet görebilmesi oldu. Bunun en güzel örneklerinden biri Dubai Çikolatası dalgasıydı: En uygun fiyatlısı bile kategori birim fiyatının yaklaşık iki katı seviyesinde olan Dubai çikolataları sadece pazarda kendine yer edinmekle kalmadı, pazarda fıstığa ilgiyi tetikleyerek birim fiyatı en yüksek çikolata olan fıstıklı çikolata dünyasına da yüksek bir büyüme gelmesini sağladı.

Yüksek fiyatlı da olsa bazı ürünlere kucak açmamıza bir örnek de Gurme etiketi: “Gurme” serisi olarak lanse edilen ürünler zaten yüksek olan ve 2024’te daha da yükselen fiyat endekslerine karşın yüksek büyüme yakaladı. Bu etiketi taşıyan ürünler bulundukları kategorilerde ortalama %64 kadar daha pahalı olmalarına karşın hanelerin %49’u tarafından satın alındı.

Yılın devamında yaşanacaklar bu gidişata farklı etkilerde bulunabilecek olsa da şimdilik 2025’in ilk üç ayında gördüğümüz hareketler 2024’ün izlerinden ilerleyen bir yıla işaret ediyor.

  • Alışveriş sıklığı artmaya devam ediyor ve ilk kez pandemi öncesi dünyamızı yakalıyor
  • 2025’e yön verecek anahtar kelimeler 2024’ün mirası üzerinden ilerliyor:
  • Tüketici hayatının kolaylaşmasını istiyor ama kaliteli bir kolaylaşma
  • Çünkü kaynaklar sınırlı ve bu da tüketici tarafında karşılığını alma beklentisini yükseltiyor, tüketici ödediğine değer bir karşılık bekliyor ve bir nevi ürünlerle daha çok ödeşmek” istiyor. 
  • Satın aldıklarından güçlenme hissi toplumumuzda var, bu da kaynaklar kısıtlı olsa da tüketimi kamçılıyor, alışverişin önünü açıyor. Tabii geleceğin belirsizliği ve umut vaad etmemesi sadece bugünü düşünerek hareket etmeyi ve yine harcamayı pozitif etkiliyor:
  • Türkiye’de insanların;
  • %68’i “Başarımı sahip olduğum şeylerle ölçüyorum” diyor. Bu oran araştırmanın yapıldığı 30 ülkenin ortalamasında ise çok daha düşük, %46!
  • %58 ise “Önemli olan bugün hayatın tadını çıkarmaktır, yarın kendi yolunu bulur” diyor. Bu söylem geçtiğimiz yıl %38 idi!

Türkiye tüm bu gelişmelerle hane alışverişlerinin yine suyun üzerinde kaldığı ve makro göstergelerin sönümlendirdiği ışıklara ve sildiği renklere karşın kendi dünyasında parlamayı ve renklenmeyi sürdürdüğü bir yıl yaşadı. Işık ve renkler şüphesiz bir yerlerde var ancak özellikle son yıllarda bunları suyun yüzünde yakalamak mümkün olmuyor, her zamankinden biraz daha fazla derine bakmaya, detaylı analizlere yönelmeye ihtiyaç oluşuyor. Biz de bunu yapmaya ve alışverişçi içgörülerini yakalayıp sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Hyundai INSTER şimdi Türkiye’de

Hyundai Motor Türkiye, uzun zamandır beklenen A – SUV segmentindeki kompakt elektrikli modeli INSTER’ı satışa sundu.

Hyundai, INSTER modelini satışa sunmasıyla birlikte Hyundai, tamamen elektrikli SUV segmentindeki varlığını güçlendiriyor. INSTER, sıradan bir model olmanın çok ötesinde, dikkat çekici tasarım konsepti, kendinden emin duruşu, etkileyici iç mekanı ve çok yönlülüğü ile küçük bir SUV’un da son derece etkileyici olabileceğini kanıtlıyor. Tamamen elektrikli modelin genel tasarım konsepti, Hyundai’nin EV kimliğini somutlaştıran, özellikle dış kısımdaki piksel ışık özelliğinde belirgin olan ayırt edici bir tasarımla karakterize edilen, fütüristik ve yüksek teknolojili unsurların bir karışımı olarak öne çıkıyor. İç tasarım ise heyecan verici ve ilgi çekici kullanıcı deneyimleri yaratmaya odaklanıyor.

Hyundai INSTER

INSTER, 2021’de satışa sunulan ve yalnızca Kore’de üretilen benzinli CASPER’ın tasarım mirasını baz alıyor. Hyundai’nin Kore dışındaki diğer pazarlar için stratejik olarak geliştirdiği INSTER’in stili, daha fazla iç alan ve sağlam bir yol tutuşu sunmak için uzatılmış gövdeden oluşuyor. Geniş bir dingil mesafesi ile desteklenen otomobil, her ne kadar A segmentinde yer alsa da kendinden çok daha büyük araçlarla yarışır bir iç mekan konforu sunuyor. Böylelikle, tam olarak A segmenti ile B segmenti kompakt modeller arasında konumlanıyor.
INSTER’ın dış görünümü, düz, temiz yüzeyler ve uyumlu ön ve arka stil ile sağlam ancak kompakt bir SUV gövde profiline sahip. Yüksek teknolojili görünümü, fütüristik LED gündüz farı imzası ve piksel desen LED ön sinyal lambaları, stop lambası ve tamponu ile diğer küçük EV’lerden farklılaşarak cesur ve göz alıcı bir izlenim yaratıyor. Aracın ön ve arka tarafındaki eklentiler ise sağlam görünümünü artırıyor ve ek koruma sağlıyor.

Hyundai INSTER

Piksel desenine sahip parlak siyah ön ızgara ve uyumlu ön ve arka kapı kemer çizgileri, şık ve tutarlı tasarıma katkıda bulunuyor. Tavan raylarının tasarımı ise hem stil hem de işlevsellik katıyor. Hyundai’nin Kore kökenleri, hanji kağıdının doğal tonlarından esinlenen INSTER’ın renk paletinde yansıtılıyor. Geleneksel olarak, bu özel kağıt, yerel kağıt dut ağacının iç kabuğundan el yapımı olarak yapılıyor.

Ferah iç mekan
INSTER’in iç mekanı da genişletilmiş 10,25 inç dijital gösterge paneli, 10,25 inç bilgi-eğlence dokunmatik ekranı ve daha geniş bir ferahlık hissi yaratan sıkıştırılmış bir konsolda kablosuz şarj yuvası ile sürücü için yükseltilmiş rahatlık sağlıyor. Piksel teması, direksiyon simidindeki grafiklerle tekrarlanarak modelin yüksek teknoloji imajını güçlendiriyor. Harita cepleri ile ekstra depolama alanı sağlanıyor. Aracın standart iç mekan rengi ise bej olarak hazırlanıyor. İlk sıra, kabinde daha iyi hareket kabiliyeti için geliştirilmiş bir geçiş yolu sunarak sürücü ve ön yolcu koltukları arasında kolay erişim sağlıyor. Sürücü koltuğu da dahil olmak üzere tüm koltuklar, artırılmış çok yönlülük için düz bir şekilde katlanabiliyor. Arkadaki 50/50 kayan ve yatırılabilen koltuklar, daha fazla konfor ve daha geniş bacak mesafesi için geriye taşınmış.

Hyundai INSTER

Üstün bir şarj deneyimi
INSTER, standart olarak 11 kW’lık bir yerleşik şarj cihazıyla donatılmış. DC hızlı şarj cihazı kullanıldığında, INSTER yaklaşık 30 dakikada %10 ila %80 oranında şarj edebiliyor. INSTER’ın menzili ise 49 kWh bataryasıyla 360 kilometre (WLTP). DC hızlı şarj kapasitesi, uzun mesafelerde seyahat ederken kısa duraklamalara olanak tanıyor. Araç, özellikle daha soğuk iklimlerde şarj performansını artıran bir batarya ısıtma sistemiyle donatılmış. Yüksek verimli ısı pompası, enerji kullanımını optimize ederek aracın genel performansına ve menziline katkıda bulunuyor.

Hyundai INSTER

Performans
Otomobil, 84,5 kW (115 PS) güç üretirken tek bir motorla hareket ediyor ve maksimum tork değeri ise 147 Nm. Aracın 100 km’deki ortalama enerji tüketimi ise 15,3 kWh olarak veriliyor.
INSTER, McPherson destekli ön süspansiyon ve birleştirilmiş burulma kirişli arka aks ile hassas bir sürüş sunuyor. Bu sistem, rahat kullanım için Kolon tipi Motor Tahrikli Hidrolik Direksiyon ile tamamlanmış. Araç, engebeli yollarda, hız tümseklerinde ve otoyollardaki bozuk zeminde darbeleri emerek dengeli ve keyifli bir sürüş sunuyor. Buna ek olarak INSTER, güç dağıtımı, otomatik tutma, tam durma özellikli akıllı hız kontrolü ve adaptif rejeneratif frenleme gibi gelişmiş özellikler sunuyor. Güçlendirilmiş gövde sızdırmazlığı ve kalın kapı camı gibi gelişmiş yalıtım donanımları da yol gürültüsünü ve titreşimleri önemli ölçüde azaltıyor. INSTER, tam kapalı arka tampon ve aktif hava kapağı gibi aerodinamik iyileştirmelerle 0,309’luk bir sürtünme katsayısına ulaşıyor.

Can Bonomo ve Melike Şahin ”Tükeniyor Ömrüm” şarkısı için bir arada

Can Bonomo, 6.  albümü Kara Konular’da yer alan ve Melike Şahin’le düet yaptığı “Tükeniyor Ömrüm” şarkısının video klibini izleyicilerle buluşturdu.

Albümün en çok dinlenen şarkılarından biri olan “Tükeniyor Ömrüm” ün söz ve müziği Can Bonomo’ya, düzenlemesi ise Can Saban’a ait. Yaylı ve üflemeli çalgıların çok sesli armonisiyle örülen parça hem melankolisi hem de samimiyetiyle albümün öne çıkan çalışmalarından biri.

Şarkının duygusal yoğunluğu, Can Bonomo ve Melike Şahin’in güçlü ve içten yorumu ile birleşerek dinleyiciye derinden etkiliyor. Aynı anda iki farklı yalnızlık, tek bir şarkıda buluşuyor.

Yönetmenliğini Mehmet Ali Ergin’in üstlendiği video klip, şarkının hissini sade bir dille yansıtıyor.

 

Hamilelikte obezite tehlikesi!

Dünya Sağlık Örgütü tarafından “sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi” olarak tanımlanan obezite, son yıllarda küresel boyutta bir halk sağlığı sorunu haline geldi.  Zira, obezite pek çok kronik hastalığın gelişme riskini artırırken, dünya çapında ölüm nedenlerinin de başında geliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, görülme sıklığı dünya ile birlikte ülkemizde de giderek artan obeziteden kadınların daha fazla etkilendiğini belirterek, “Öyle ki Sağlık Bakanlığı tarafından 2017 yılında gerçekleştirilen Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması’nın raporuna göre; obezitenin erkeklerde görülme sıklığı yüzde 24.6 iken bu oran kadınlarda yüzde 39.1’e yükselmektedir. Birçok çalışmanın verileri, doğurganlık çağındaki 20-39 yaş grubu kadınlarda obezite görülme oranının yüzde 20-35 olduğunu ve morbid obezite görülme oranlarında giderek artış gözlendiğini göstermektedir” diyor.

Doç. Dr. Halenur Bozdağ

Doç. Dr. Halenur Bozdağ

Çocukluk çağı obezitesi riskini 2 kat artırıyor!

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, obezite sorunu yaşayan anne adaylarında hamilelik sürecinin düzenli ve yakın takip gerektirdiğine dikkat çekerek, “Obezite hem anne adayının hem bebeğin sağlığını tehdit edebilmektedir.  Örneğin, bu annelerin bebeklerinde, çağımızın önemli sorunu olan ve görülme sıklığı giderek artan çocukluk çağı obezitesinin gelişme riski ciddi oranda artmaktadır. Yapılan çalışmalar, gebeliğin ilk  3 ayı içindeki maternal obezite ile çocukluk çağı obezitesi arasında ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma sonuçlarına göre; annesi gebeliğin ilk 3 ayında obez olan çocukların 2 yaşına geldiklerinde obez olma riskleri 2 kat artarken, 3 – 5 yaşlarına geldiklerinde bu risk artış göstererek 2.3 kat olmaktadır” uyarısında bulunuyor.

Bebeklerde kalp hastalığı, hipertansiyon ve diyabete zemin hazırlıyor!

Bebeklerin fizyolojilerinin hamilelik sürecinde anneden gelen besinlere uyum sağladığını vurgulayan Doç. Dr. Halenur Bozdağ, bu adaptasyonun bebeklerin metabolizmalarını kalıcı olarak değiştirebildiğine işaret ederek, “Anne karnındayken programlanmış olan bu değişiklikler bebeklerde obezitenin yanı sıra kalp hastalığı, hipertansiyon ve insüline bağımlı olmayan diyabet dahil olmak üzere yaşamın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkan çeşitli hastalıklara da zemin oluşturmaktadır” diyor.

Annede kalıcı sorunlara yol açabiliyor!

Obezite, hamilelik sürecinde sadece anne karnındaki bebekte değil anne adayında da ciddi sağlık sorunları oluşturabiliyor. Doç. Dr. Halenur Bozdağ, bu hastalıkları şöyle özetliyor: “Obezite sorunu yaşayan anne adaylarında gebelik şekeri 2.6, gebelikte yüksek tansiyon 2.5 ve preeklampsi 3.2 kat artış göstermektedir. Gebelik sürecinde ve lohusalıkta damarlarda pıhtı oluşumu gibi ek sorunlar da yaşanırken, doğum sonrasında tip 2 diyabet yaşanırken, doğum yüksekliği gibi sağlık sorunları kalıcı olabilmektedir.”

Yakın takip ve tedaviyle önlenebiliyor

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ,  aslında hamilelikte obezitenin önlenebilir bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekerek,  “Düzenli beslenme, yeterli fiziksel aktivite ve her şeyden önemlisi gebeliğe ideal kiloyla başlamak ve bunun için doğum öncesi danışmalık almak, sorunların oluşmasını önlemenin etkili ve ulaşılabilir bir yoludur” diyor.  Obezitenin oluşturacağı riskleri en aza indirmek için hamileliğin ilk haftalarından itibaren yakın takip  ise büyük bir öneme sahip.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, ilk muayenede obezitenin neden olabileceği sağlık sorunlarının araştırıldığını belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bunun için diyabet açısından açlık kan şekeri, üç aylık kan şekeri göstergesi olan HbA1C ve gerekirse şeker yükleme testi yapılır.  Kalp sağlığı açısından kan yağları ve ihtiyaç halinde kardiyolojik değerlendirme istenebilir. Tansiyon takibi günlük bakılabilir ve yüksek tansiyona eşlik eden baş ağrısı veya görme bulanıklığı gibi bulgular açısından anne adayı bilgilendirilir. Bebeğin gelişimi, kilo alımı, anneye ait risk faktörlerinden etkilenme durumu ve iyilik hali her görüşmede değerlendirilir.”

Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite şart

Hamileliğine aşırı kilolu veya obezite sorunuyla başlayan anne adaylarında aylık kilo alımının bir plana oturtulması gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Halenur Bozdağ, diyetisyen eşliğinde kişiye özel bir diyet listesi oluşturularak sağlıklı beslenme ve kalori kontrolünün yapıldığını belirtiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, fiziksel aktivite konusunda da anne adaylarının desteklenmeleri gerektiğini vurgulayarak, “Düzenli açık hava yürüyüşleri günlük hayatın bir parçası haline getirilmelidir. Her gün 30 dakikalık açık havada yürüyüş veya ev içinde günde 3 kez 20 dakikalık aktivitede bulunmak, hamileliğin sağlıklı geçmesi için son derece önemlidir” diye konuşuyor.

Obezite sorunu varsa 5-9 kilodan fazla alınmamalı!

Hamilelikte ne kadar kilo alınması gerektiği ise hamileliğin başlangıcındaki kiloya göre değişiyor. Vücut Kitle İndeksine göre zayıf olan anne adaylarının hamilelik sonuna kadar 12.5-18 kilo; ideal kiloda olanların 11.5-16 kilo; fazla kilosu olanların 7-11.5 kilo almaları öneriliyor. Obezite sorunu yaşayan anne adaylarının  ise 5-9 kilodan fazla almamaları önem taşıyor. Doç. Dr. Halenur Bozdağ, “Genel olarak bakıldığında, Vücut Kitle İndeksi’ne göre zayıf ve normal ağırlıktaki gebelerde ayda en fazla 2 kilo alımı, kilolu veya obezite sorunu olan gebelerde ise en fazla bir kilo alımı önerilmektedir” diyor.

AYE “Yasak Elma” adlı yeni single’ını müzikseverlerle buluşturdu!

R&B sahnesinin genç ve özgün ismi AYE, daha önce yayımladığı “Reenkarnasyon” adlı şarkısının ardından, “Yasak Elma” ile kendine özgü bir ses yaratıyor. Sözleri AYE ve Erdem Fırat’a ait olan bu şarkı, enerjik yapısı ve özgür ruhuyla dikkat çekiyor. Mix&Mastering’i ise Özgür Özzeytin üstleniyor.

Aydilge yeni akustik single “Parmak İzlerin”

Türk popunun farklı ve özgün sesi Aydilge, son dönemde gittikçe dijitalleşen ve duygusunu yitiren ilişkilere dair “Parmak İzlerin” adlı şarkısını bu kez solo ve akustik bir düzenlemeyle yeniden yorumluyor.

Daha önce Birol Namoğlu ile düet olarak yayımlanan ve geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan şarkı, bu yeni versiyonunda sadeleşmiş yapısıyla dinleyiciyle daha doğrudan bir bağ kurmayı hedefliyor. Aydilge şarkısını, anlaşılmadığını, görülmediğini, duyulmadığını hisseden insanlara ithaf ediyor.

Sözü ve müziği Aydilge’ye ait olan şarkıda, sanatçıya kemanda eşi Utku Barış Andaç eşlik ediyor. Düzenlemesi Samuray Gökçe’ye ait olan “Parmak İzlerin (Akustik)”, Avrupa Müzik etiketiyle şimdi tüm dijital platformlarda yayında!

Elif Soykan “Ben Ne Zaman İnsan Olacağım?”

Elif Soykan, ilk kitabı Ben Ne Zaman İnsan Olacağım? ile edebiyat dünyasına mizahi ve felsefi bir giriş yapıyor. Yaşamda sonsuz bir yolculukta olduğumuz fikrini temel alan Soykan, hem eğlendiren hem de düşündüren kitabında tek amacı “insan olmak” olan bir ruhun varoluş yolculuğunu anlatıyor. Elmadan başlayıp yıllarca farklı bedenlerde yeniden ve yeniden hayat bulan ruh, trajikomik olaylarla dolu bu uzun yolculuğun sonunda insan olduğunda, asıl arayışın yeni başladığını fark eder. Absürt öğelerle bezeli kurgusu ve akıcı diliyle Ben Ne Zaman İnsan Olacağım?, “İnsan olmak ne demek?” sorusunu mizah yoluyla sorguluyor. Elif Soykan ilk kitabından elde edeceği gelirin tamamını, kendisinin de bir dönem gönüllüsü olduğu Türkiye Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı’na bağışlayacak.

Gökhan Türkmen yeni şarkısı “Özür Dilerim”

Gökhan Türkmen, GTR Müzik etiketiyle yayımladığı yeni şarkısı “Özür Dilerim” ile dinleyicilerini derin bir duygu yolculuğuna çıkarıyor.

Sözleri Ozan Turgut’a, müziği Gökhan Türkmen’e ait olan şarkının güçlü aranjesi ise Alper Anık imzası taşıyor. Kayıtlar GTR Deneyevi Stüdyolarında GT Band tarafından yapıldı.

Türkmen’in kendi hayatından izler taşıyan ve bir vedayı anlatan şarkının klibi de en az şarkı kadar çarpıcı. Yönetmenliğini Gökhan Fırat’ın üstlendiği klibin hikayesi Gökhan Türkmen tarafından tasarlandı.

Klipte, sanatçının uzun yıllar hayatını paylaştığı en vefalı dostuna—köpeğine—duyduğu sevgi ve bağlılık, derin bir metaforla işleniyor. Birlikte geçirilen zamanların, söylenememiş sözlerin ve içten gelen bir “özür”ün izlerini taşıyan bu görsel anlatı, yalnızca kişisel bir hikâyeyi değil, aynı zamanda tüm hayvanseverlere adanmış bir saygı duruşunu ifade ediyor.