Yazılar

Sanat ve Koku Buluşması: “The Grand Excess”

Uluslararası esans üreticisi MG International Fragrance Company, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın “The Grand Excess” başlıklı kişisel sergisine özgün bir koku çalışmasıyla eşlik ediyor. 29 Ocak’ta başlayan sergi, 14 Şubat’a kadar PİLEVNELİ Dolapdere’de sanatseverlerle buluşuyor.

Sergide Lal Batman, sosyal medyanın parıltılı yüzünü sorgularken geçmişin zarafetini günümüzün yapay ihtişamıyla yüzleştiriyor. Antik Mısır ve Yunan dönemlerinden 18., 19. ve 21. yüzyıllara uzanan tarihsel katmanlar; Güney Amerika, Uzak Doğu, Orta Doğu ve Batı kültürlerinin estetik anlayışlarıyla birleşiyor.

Eserlerde mürekkep, akrilik, doğal ve cam taşlar ile incilerin oyma dokulu kâğıtlar üzerinde buluştuğu özgün bir üretim dili öne çıkıyor. Bu görsel anlatıya, sanatçının hikâyesinden ilhamla MG International Fragrance Company tarafından tasarlanan özel bir koku eşlik ediyor. Sergi alanında kurgulanan bu kompozisyon, izleyiciyle kurulan etkileşimi derinleştirerek sanatın çok boyutlu doğasını vurguluyor.

Koku kompozisyonunda; sümbülteberin çiçeksi yoğunluğu, Tahiti gardenyasının yumuşak dokusu, Sumatra paçulisinin topraksı derinliği, Laos öd ağacının tütsümsü karakteri, Çin osmanthusunun kayısımsı alt tonu, Endülüs labdanumunun kehribar sıcaklığı ve Seylan tarçınının baharatlı vurgusu yer alıyor. Böylece sergi, görsel olduğu kadar duyusal bir deneyime dönüşüyor.

MG International Fragrance Company, bu iş birliğiyle kokunun bir sanat formu olarak mekânsal deneyimin ayrılmaz bir parçası olabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor.

#TheGrandExcess #LalBatman #MGInternational #PilevneliDolapdere #SanatVeKoku #ÇağdaşSanat #SergiDeneyimi #FragranceArt #İstanbulSanat #MultisensoryArt #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Monokromun Gücüyle Hafızaya Yolculuk

Çağdaş sanatın dikkat çeken isimlerinden Yonca Saraçoğlu, yeni kişisel sergisi Untold Tales ile sanatseverlerle buluşuyor. 3–21 Şubat tarihleri arasında Galeri Işık Teşvikiye’de görülebilecek sergi, sanatçının yeni yağlıboya resimlerini geçmiş dönem heykel çalışmalarından seçili eserlerle birlikte ilk kez bu bütünlükte bir araya getiriyor.

Saraçoğlu, uzun yıllara yayılan üretim pratiği ve disiplinlerarası yaklaşımıyla çağdaş sanat ortamında kuşaklar üstü bir konuma sahip. Untold Tales sergisinde monokrom yaklaşımıyla hafızaya yönelen buğulu imgeler üzerinden sessiz ama güçlü bir anlatı kuruyor. Daha az renkle daha derin bir ifade alanı yaratan sanatçı, izleyiciyi zamansız ve düşünsel bir görsel deneyime davet ediyor.

Sergi, Pazartesi–Cuma günleri 10.00–20.00, Cumartesi günleri ise 10.00–18.00 saatleri arasında ücretsiz olarak gezilebilecek.

#PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #YoncaSaraçoğlu #UntoldTales #GaleriIşıkTeşvikiye #SanatHaberi #ÇağdaşSanat #ResimVeHeykel #Sanatseverler #İstanbulSanat #MonokromSanat #SanatSergisi

Kayada Büyüdüm Ben Galerist’te

Melike Abasıyanık Kurtiç’in sanatsal pratiğini merkezine alan “Kayada Büyüdüm Ben” sergisi, Galeri Nev iş birliğiyle ve Galerist ev sahipliğinde, Kale Tasarım ve Sanat Merkezi’nin desteğiyle 15 Ocak’ta açıldı.

Deniz Aktaş, Ece Bal, Gökhun Baltacı, İlhan Berk, Zeynep Kayan, Thiago Rocha Pitta, Anıl Saldıran, Johanna Seidel, Elif Uras ve Burcu Yağcıoğlu’nun eserlerini bir araya getiren seçki, Abasıyanık Kurtiç’in seramikten suluboyaya, fotoğraftan yerleştirmeye uzanan üretim evrenini farklı sanatçıların pratikleriyle buluşturuyor.

Sergi, sanatçının işlerinde öne çıkan döngüsellik ve yineleme fikrini çoğul bir karşılaşma zemini üzerinden tartışmaya açarken, edebiyatla da kesişen bir sanat deneyimi sunuyor.

“Kayada Büyüdüm Ben” sergisi, 21 Şubat 2026’ya kadar Galerist Tepebaşı’nda, salıdan cumartesiye 11.00–19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

#KayadaBüyüdümBen #MelikeAbasıyanıkKurtiç #Galerist #GaleriNev #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #Tepebaşı #SürdürülebilirSanat #SanatHaber #İstanbulSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Pınar Yahşi’den “YOL” Fotoğraf Yolculuğu

Karaköy’deki ArtHan Galeri, tarihinde ilk kez iki kişisel sergiyi eşzamanlı olarak sanatseverlerle buluşturuyor. Küratörlüğünü Nuray Özler Yolcu’nun üstlendiği programda, farklı disiplinlerde çalışan iki sanatçının üretimleri aynı mekânda algı, beden ve dönüşüm ekseninde buluşuyor.

Pınar Yahşi’nin “YOL” sergisi, varıştan çok yolda olma haline odaklanan fotoğraflardan oluşuyor.

Şükriye Karaçay’ın “HAYALCİ HÜCRE” sergisi ise cam ve kurşun heykellerle güçlü bir anlatı sunuyor.

Sergiler, 15–31 Ocak 2026 tarihleri arasında Kurşunlu Han – Karaköy’de izlenebilecek.

Çalışma saatleri: Hafta içi ve Cumartesi 11.00–19.00, Pazar kapalı.

#ArtHanGaleri #YOLSergisi #HAYALCİHÜCRE #KaraköySanat #ÇağdaşSanat #Fotoğraf #Heykel #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sütaş’ın mutlu inekleri şehirde

Sütaş, 50. yılını BASE iş birliğiyle hayata geçirdiği “Dikkat İnek Çıkabilir!” projesiyle kutluyor. Sanatçıların özgün yorumlarıyla tasarlanan 50 inek heykeli, ilk olarak Galataport İstanbul’da sergilenmeye başladı.

Türkiye’nin 20 farklı ilinden seçilen sanatçılar, Sütaş’ın doğal ve neşeli dünyasının simgesi olan ikonik inekleri kendi bakış açılarıyla yeniden yorumladı. Sergi, 23 Aralık–5 Ocak tarihleri arasında Galataport’ta görülebilecek; ardından 2026 yılı boyunca farklı şehirlerde kamusal alanlara renk ve estetik katmaya devam edecek.

#Sütaş50Yıl #DikkatİnekÇıkabilir #BASEArtProject #Galataportİstanbul #SanatŞehirde #PauseDergi

“Aralık” sergisi bakış ve akış arasında bir diyalog

Ayşe Kıran ve Esra Yılmaz’ın eserlerini buluşturan “Aralık” sergisi, 13 Aralık – 11 Ocak tarihleri arasında 39 Laundry’de sanatseverlerle buluşuyor. Sergi; görünür olan ile gizli kalan, kontrol ile teslimiyet, iç dünya ile dış gerçeklik arasındaki geçişleri sorgulayan bir deneyim alanı sunuyor.

Kıran’ın Panoptikon düşüncesinden beslenen portreleri gözetim ve özgürlük arasındaki gerilimi görünür kılarken, Yılmaz’ın soyut kompozisyonları sezgisel ve akışkan bir alan açıyor. İki sanatçının farklı estetik yaklaşımları, izleyiciyi kesin tanımlar yerine sorularla ilerleyen görsel bir söyleşiye davet ediyor.

#AralıkSergisi #AyşeKıran #EsraYılmaz #39Laundry #SanatVeKültür #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #SanatSergisi #BakışVeAkış #KültürSanatGündemi

“Ay Tutan Adam” ve “Hemera” Paris Belediyesi koleksiyonunda

Çağdaş Türk heykeltıraşı Cem Sağbil’in “Ay Tutan Adam” ve “Hemera” adlı eserleri, Paris’in 10. Bölgesi’nde yenilenen çevre düzenlemesiyle kalıcı yerlerine kavuştu. Paris Belediyesi tarafından satın alınarak Alban Satragne Parkı’nın girişine yerleştirilen heykeller, iki kültür arasında sembolik bir köprü niteliği taşıyor.

Sağbil’in eserleri ilk olarak 2009’da “Fransa’da Türkiye Mevsimi” kapsamında sergilenmiş, üç yıllık kiralama sürecinin ardından Paris 10. Bölge Belediyesi tarafından kalıcı koleksiyona dahil edilmişti. Parkta gerçekleştirilen kapsamlı düzenleme sonrası heykeller, şehrin kültürel hafızasında önemli bir yer edindi.

Paris’in kamusal alanlarında kalıcı eseri bulunan tek Türk heykeltıraş olan Cem Sağbil, heykellerinin yeniden konumlandırılmasını “tarifsiz bir onur” olarak nitelendiriyor. Sanatçı, eserlerin doğu–batı, kadın–erkek, gün–gece gibi karşıtlıkları buluşturan bir dengeyi temsil ettiğini vurguluyor.

#CemSağbil #AyTutanAdam #Hemera #ParisSanat #KamusalSanat #TürkSanatçılar #ÇağdaşSanat #ParisBelediyesi #SanatHaber

Fenerbahçe’nin 113 Yıllık Kupa Hatırası müzayedede

Türkiye’nin önde gelen müzayede platformlarından ARTHILL Müzecilik, 07 Aralık 2025’te koleksiyon değeri yüksek 128 nadide eseri sanatseverlerle buluşturuyor. Tüm eserler, dikkat çekici bir başlangıç noktası olan 1 USD teklif ile satışa çıkacak.

Müzayedenin en çok konuşulan parçası ise Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 1911–1912 sezonuna ait ilk şampiyonluk kupa hatırası. Hem başkan hem oyuncu olan Arif Emirzade Bey’e takdim edilen bu eser, kulüp tarihinin başlangıç yıllarına ışık tutan belgesel nitelikte bir koleksiyon parçası olarak öne çıkıyor.

Müzayede kataloğunda ayrıca; Sultan II. Abdülhamid Han’ın Maliye Nazırı Vezir Ahmed Reşad Paşa Koleksiyonu’ndan parçalar, 16. yüzyıl Osmanlı tekstil örnekleri, 17. yüzyıl İznik seramikleri, Bonaparte Hanedanlığı için üretilmiş yemek takımı, Rus ve Osmanlı gümüşleri, Tophane işi lüleler, 18. yüzyıl Sax porselenleri, Osmanlı askeri eserleri ve klasik ile çağdaş sanatçıların tabloları yer alıyor.

Sanatseverler, müzayede gününe kadar ARTHILL Gallery’yi ziyaret ederek eserleri yakından inceleyebilecek ve küratörlerden bilgi alabilecek.

www.arthill.com.tr

 

#ARTHILLMüzecilik #SanatHaberleri #AntikaEserler #Fenerbahçe #ŞampiyonlukKupası #Müzayede #Koleksiyon #OsmanlıSanatı #İznikSeramik #Sanatseverler

“Trilogy of Time” Sergisi: Üç kuşak tek çatı altında

The Stay Boulevard Nişantaşı, Renko London iş birliğiyle “Trilogy of Time” sergisine ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Renk Erbil’in üstlendiği sergi; Türk sanatının ustaları Devrim Erbil, Süleyman Saim Tekcan ve Zeki Faik İzer’in eserlerini, onların mirasını geleceğe taşıyan yeni kuşak sanatçılar Renk Erbil, Eda Tekcan ve Ayşegül İzer’in çalışmalarıyla buluşturuyor.

Yaklaşık 30 eserin yer aldığı seçki, üç aile ve üç kuşak arasında sanat aracılığıyla kurulan görünmez diyaloğu görünür kılıyor. Geçmiş, bugün ve geleceğin aynı anda hissedildiği sergi, 27 Kasım 2025 – 17 Şubat 2026 tarihleri arasında The Stay Boulevard Nişantaşı’nda ziyaret edilebilecek.

#TrilogyOfTime #SanatSergisi #TheStayBoulevard #RenkoLondon #DevrimErbil #SüleymanSaimTekcan #ZekiFaikİzer #EdaTekcan #Ayşegülİzer #İstanbulSanat #KuşaklarArasıSanat #ArtNews

Saeed Aghanejad “İran’daki sanat ortamı daha içe dönük”

Pause Sanat ve Pause Dergi olarak sanat röportajlarımıza devam ediyoruz. Sanat denilince akla gelen ilk isimler arsasında yer alan ArtGalerim sahibi ve sanat menajeri Özlem Alıcı’nın bu ay ki konuğu sanatçı Saeed Aghanejad oldu.  Saeed Aghanejad sanata dair tüm sorularımızı tüm içtenliği ile cevaplarken yeni sergisi hakkında bilgi verdi.

Keyifle okumalar…

Saeed Aghanejad “İran’daki sanat ortamı daha içe dönük”

 

Çağdaş İran sanatının dikkat çeken isimlerinden Saeed Aghanejad, duygusal yoğunluğu ve sembolik diliyle uluslararası sanat izleyicisinin ilgisini çekiyor. Geleneksel İran estetiğinin izlerini modern bir anlatımla buluşturan sanatçı, kişisel hafızayı, kültürel katmanları ve insanın içsel çatışmalarını resimlerinde yeniden kuruyor.

Bu röportajda Aghanejad’ın sanatsal köklerine, yaratım sürecine ve günümüz dünyasında sanatın rolüne dair görüşlerine yakından bakıyoruz.

İran’daki kültürel miras, sanatsal yaklaşımınızın oluşumunda nasıl bir temel oluşturdu? Bugünkü estetik dilinizin kökleri nereye uzanıyor?

İran, tarih boyunca imgelerin, sembollerin ve ruhsal derinliğin ülkesidir. Benim estetik dilimin kökleri de bu çok katmanlı kültürden besleniyor. Çocukluğumdan itibaren İran minyatürlerindeki detay sevgisi, şiirdeki metaforik yoğunluk ve gündelik hayatta bile hissedilen melankolik zarafet beni şekillendirdi.

Bugünkü işlerimde görülen denge, kırılganlık ve insanın içsel çatışması aslında bu kültürel mirasın modern bir yorumudur.

Eserlerinizde sıklıkla karşımıza çıkan semboller ve metaforlar, kişisel hikâyeleriniz veya toplumsal gözlemlerinizle nasıl bir ilişki kuruyor?

Eserlerimde yer alan semboller ve metaforlar, aslında hem kişisel hafızamın izleri hem de toplumsal belleğin yankılarıdır. İpler, ağırlıklar, gözleri kapalı figürler… Tüm bunlar bir yandan kendi yaşamımda taşıdığım mücadelelerin, diğer yandan ise içinde büyüdüğüm toplumun görünmez baskılarının görsel karşılıklarıdır.

Dışarıdan bakıldığında soyut ya da belirsiz gibi duran bu imgeler, benim için oldukça somut bir duygu yükü taşır. Örneğin eserlerimde sıkça kullandığım düğmeler, kaderin ve kader çizgisinin metaforik bir ifadesidir; insanın hayatında birbirine eklenen, kopan ya da yeniden dikilen ilişkilerin, seçimlerin ve yönelimlerin sessiz temsilcileridir.

Sembollerimi çoğunlukla açık uçlu bırakırım; çünkü bir sanat eserinin tamamlanmasını her zaman izleyicinin kendi hikâyesiyle mümkün kılan bir alan olduğuna inanırım. Yine de bu sembollerin kökleri, daima kişisel yaralarımdan, tanıklıklarımdan ve toplumsal hafızanın derin yerlerinden beslenir.

Bu nedenle her figür, her çizgi ve her işaret; hem bana ait hem de bize ait olan bir hikâyeyi yeniden kurar.

Saeed Aghanejad

İran kültürünün önemli bir parçası olan minyatür, kaligrafi ve geleneksel motifler, çağdaş işlerinizde hangi formlarda karşımıza çıkıyor?

İşlerimde geleneksel estetiği birebir kopyalamaktan çok, onun ruhsal mimarisini taşıyorum.

Minyatürün detay tutkusunu figürlerimdeki ince çizgilerde, kaligrafinin akışkanlığını kompozisyonun ritminde, geleneksel motiflerin simgesel dilini ise arka plandaki dokusal katmanlarda yeniden yorumluyorum.

Bu unsurlar, modern bir hikâyenin içinde nostaljik bir fısıltı gibi yer alıyor.

Çalışmalarınızda göze çarpan güçlü duygusal yoğunluk nasıl doğuyor? Bu atmosferi kurarken sizi en çok etkileyen duygu veya tema nedir?

Duygusal yoğunluk, genellikle “içsel baskı”dan doğuyor.

İnsanın kendini anlamaya çalıştığı o gri alanlar —ne tam karanlık ne tam aydınlık olan yerler— benim için en etkileyici konular.

Bu atmosferi kurarken en çok yalnızlık, arayış ve kontrol – teslimiyet ikileminde biriken duygular beni şekillendiriyor.

Saeed Aghanejad

İran’daki sanat ortamı ile uluslararası alanlarda çalışırken gözlemlediğiniz farklılıklar nelerdir? Bu farklılıklar üretim sürecinizi nasıl etkiliyor?

İran’daki sanat ortamı daha içe dönük, sembolik ve çoğu zaman sansürün gölgesinde ilerliyor. Uluslararası arenada ise ifade özgürlüğü ve disiplinlerarası birliktelik çok daha güçlü.

Bu karşıtlık, üretim sürecimde iki katman oluşturdu:

Biri, içsel ve kapalı bir dil; diğeri, daha açık ve evrensel bir anlatım.

İkisinin birleşimi, bugünkü görsel kimliğimi oluşturdu.

Kompozisyonlarınızdaki renk tercihleri ve boşluk kullanımı oldukça karakteristik. Bu iki öğe sizin için neyi temsil ediyor?

Renkler benim için duygunun sesi, boşluk ise nefes alanıdır. Özellikle mavi tonlarının yoğun kullanımı, hem ruhsal bir derinliği hem de varoluşun belirsizliğini temsil ediyor.

Boşluk ise figürlerin yalnızlığını, çevreden kopuşunu ve izleyicinin kendi sezgisiyle alanı tamamlaması için bırakılan bilinçli bir sessizliği ifade ediyor.

Sanat eserleriniz izleyiciyi çoğu zaman içsel bir sorgulamaya davet ediyor. Sizce izleyici – eser ilişkisi nasıl kurulmalı?

Ben izleyicinin eseri sadece “görmesini” değil, kendi hayatıyla temas ettirmesini önemsiyorum.

Eserle ilişki, sanatçının niyetinden çok izleyicinin içsel yolculuğu üzerinden kurulmalı.

Sanat, iki tarafın da alan açtığı bir karşılaşmadır; ben sadece o kapıyı aralayan kişiyim.

Saeed Aghanejad

Sanatsal yolculuğunuz boyunca karşılaştığınız en kritik zorluk neydi? Bu deneyim estetik anlayışınızı nasıl dönüştürdü?

En büyük zorluk, kendi iç sesimi bulabilmekti. Bir dönem dış beklentiler, sınırlar ve toplumsal baskılar beni şekillendiriyordu. Bu baskıyla yüzleştiğim an, estetik anlayışım da değişti: Daha samimi, daha kırılgan ama daha gerçek oldu. Kendi sınırlarımla yüzleşmek aslında özgürlüğümün başlangıcıydı.

Bugünün dünyasında çağdaş sanatçının toplumdaki rolü sizce nedir? Sanatın dönüştürücü gücüne inanıyor musunuz?

Bir çağdaş sanatçı, toplumun hem tanığı hem de aynasıdır.

Sanatın dönüştürücü gücü vardır; ama bu güç çoğu zaman sessizdir.

Zihni bir milim hareket ettiren bir eser, bir toplumun yıllar sonra değişim göstermesine katkı sağlayabilir.

Ben sanatın bu görünmez ama derin etkisine inanıyorum.

Şu anda üzerinde çalıştığınız yeni projelerden bahsedebilir misiniz? Gelecekteki sanatsal yönelimleriniz hakkında ipuçları verebilir misiniz?

Şu sıralar insanın kaderle kurduğu ilişkiyi ve bu ilişkide ortaya çıkan kırılma anlarını merkeze alan yeni bir seri üzerinde çalışıyorum.

Gelecekte ise insan figürünü giderek daha sembolik bir forma dönüştürmeyi, hatta çizginin tek başına taşıdığı anlatım gücünü öne çıkaran bir pratiğe yönelmeyi planlıyorum.

Bu senenin sonunda Ankara’da kişisel sergim açılacaktır. Yeni yılda “Türkiye’nin Efsaneleri” adlı kitabım yayımlanacak ve Artgalerim’de yeni dönem işlerimi içeren özel bir sergi düzenleyeceğim.

Kısacası, hem estetik hem de kavramsal anlamda daha özgür ve daha içsel bir süreçten geçiyorum.

Saeed Aghanejad

#PauseSanat #PauseDergi #SaeedAghanejad #ÖzlemAlıcı #ÇağdaşSanat #İranSanatı #ArtGalerim #SanatRöportaj