Yazılar

Doğal Malzemelerle Sanat ve Bellek

Ekolojik sanatçı Neslihan Yetişkin, yeni sergisi “Aidiyet Bahçesi” ile 1–15 Eylül 2026 tarihleri arasında Bozcaada Itırlı Bahçe’de sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, bitkilerin başka topraklarda yeniden kök salma biçimlerinden yola çıkarak insanın yer, ev, bellek ve aidiyetle kurduğu ilişkiye odaklanıyor.

Doğal Malzemelerle Sanat

Sergide balmumu batik ve doğal boyama tekniklerini kullanan Yetişkin; keten kumaşları siyah havuç, meşe palamudu, pas ve doğal boyalarla dönüştürüyor. Doğal renklerin zamanla geçirdiği değişim, eserlerin bir parçası haline geliyor. Sergide ayrıca bir çadır enstalasyonu da yer alarak aidiyet kavramını farklı bir boyuta taşıyor.

Mimari Bellek ve Kökler

“Aidiyet Bahçesi”nin dikkat çekici unsurlarından biri, kentsel dönüşüm nedeniyle boşaltılan bir yapının kömürlüğünde bulunan eski mimari çizimlerin kullanılması. Bu çizimler, bitkiler ve köklerle yan yana gelerek değişen kent ve mekânların bellekte bıraktığı izleri sanatla buluşturuyor.

Doğayla Birlikte Üretim

Uzun yıllardır resim, tekstil ve tasarım alanlarında çalışan Yetişkin, kimyasal boyalara karşı geliştirdiği alerji sonrası doğal malzemelere yöneldi. Anadolu’nun kadim boya reçetelerini araştırarak toprak pigmentleri, kök boyalar ve organik malzemelerle kendi renklerini üretiyor. Doğa, sanatçının üretim sürecinde yalnızca malzeme değil, aynı zamanda eserlerin dönüşümüne katkı sağlayan bir ortak haline geliyor.

Bozcaada ile Bağ

Bozcaada, Yetişkin’in sanat yolculuğunda özel bir yere sahip. İlk kişisel sergisini burada açan sanatçı, adanın yanan ormanlarının küllerini eserlerinde kullanmıştı. Çocuklarla yaptığı çalışmalarla da sanatını adanın doğasıyla buluşturmuştu. “Aidiyet Bahçesi” sergisiyle Yetişkin, bu kez köklenme ve aidiyet üzerine yeni bir düşünsel alan yaratıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

#AidiyetBahçesi #NeslihanYetişkin #BozcaadaSanat #EkolojikSanat #DoğalMalzemeler #SanatSergisi #BellekVeAidiyet #BozcaadaFestivali #KültürSanat #YerelYönetim

Hande Şekerciler Contemporary Istanbul’da

Hande Şekerciler, yeni heykel serisi “Antinomy” ile 23–27 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek Contemporary Istanbul 2026’da JD Malat Gallery B151 numaralı standında sanatseverlerle buluşuyor. Londra’ya taşınmasının ardından yeni atölyesinde üretmeye başlayan sanatçı, bu seride insanın aynı anda taşıdığı çelişkili duygulara odaklanıyor.

Çelişkilerin Haritası: Antinomy

“Gitmek isterken kalmak, severken öfkelenmek…” Şekerciler’in yeni heykelleri, insanın birbiriyle çelişen duyguları aynı anda yaşayabilme hâlini görünür kılıyor. Önceki çalışmalarında bütün bedeni ele alan figürlerin yerini bu kez yüzler, boyunlar, omuzlar ve eller alıyor. Beden, içsel çatışmaların haritasına dönüşüyor.

Felsefi Çıkış Noktası

Serinin adı Antinomy, Yunanca anti (karşı) ve nomos (yasa) sözcüklerinden türeyen; birbiriyle uyuşmayan iki önermenin aynı anda geçerli olmasını tanımlayan kavrama gönderme yapıyor. Şekerciler, bu kavram üzerinden insanın tek bir duyguya indirgenemeyen doğasını araştırıyor. Londra’ya taşınma sürecindeki belirsizlik ve kaygılar da serinin çıkış noktasını oluşturuyor.

Eller ve Çelişkiler

Yeni işlerde özellikle yüzlere eşlik eden eller dikkat çekiyor. Eller, hem kişinin kendi üzerinde yarattığı baskıyı hem de dışarıdan gelen müdahaleyi temsil ediyor. Aynı form, farklı ve karşıt okumaları mümkün kılıyor. Klasik heykel geleneğini dijital üretim teknikleriyle birleştiren sanatçı, farklı malzemeler üzerinden insanın duygusal dünyasını araştırmayı sürdürüyor.

Hande Şekerciler’in yeni işleri, Contemporary Istanbul 2026 kapsamında JD Malat Gallery B151 numaralı standında görülebilecek.

#HandeŞekerciler #Antinomy #ContemporaryIstanbul #JDMalatGallery #ÇağdaşSanat #HeykelSanatı #SanatSergisi #İstanbulSanat #SanatHaberleri #SergiEtkinliği

Pera Müzesi’nde Yaratım ve Yıkım Sergisi Açılıyor

Pera Müzesi, 29 Eylül 2026 – 31 Ocak 2027 tarihleri arasında yaşayan en önemli soyut ressamlardan Frank Bowling’in eserlerini İstanbul’da ilk kez sanatseverlerle buluşturuyor.

Alistair Hicks küratörlüğünde hazırlanan “Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle” başlıklı sergi, Bowling’in altmış yılı aşan üretimini Francis Bacon ve Victor Willing’in yapıtlarıyla birlikte ele alıyor. İlk kez sergilenecek eserlerin de yer aldığı seçki, üç ressamın farklı yaklaşımları üzerinden resmin dönüşen olanaklarını tartışmaya açıyor.

1934 doğumlu Bowling, Londra ve New York arasında şekillenen üretiminde İngiliz resim geleneği ile Amerikan soyutlamasından beslenirken soyutlama ile bellek, geometri ile kendiliğindenlik arasında özgürce hareket etti. Renk, ışık ve boyanın maddesel olanaklarını araştırarak kendine özgü bir dil geliştiren sanatçı, bugün 92 yaşında üretimini aktif olarak sürdürüyor.

Sergide Bowling’in ünlü Harita serisinden (1967–71) yapıtlar, 2026 tarihli “Annemin Evine Yeniden Bakış” ve farklı dönemlerden eserler yer alıyor. Francis Bacon’ın “Lisa’nın Portresi” (1956) ve “Nü Etüt Çalışması” (1952–53) ile Victor Willing’in “Baş VI” (1985) adlı yapıtları da Bowling’in resimleriyle yan yana sergileniyor. Küratör Hicks, bu birlikteliği “Bowling’in resimleri arasında yolumuzu bulmamıza yardımcı olan pusulalar” olarak tanımlıyor.

Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle gerçekleşen sergi, soyutlama ile figürasyon arasındaki ayrımları sorgularken “Resim neye dönüşebilir?” sorusuna verilen radikal yanıtları izleyiciyle buluşturuyor.

Pera Müzesi Salı–Cumartesi 10.00–19.00, Pazar 12.00–18.00 saatleri arasında gezilebilir. Cuma günleri “Uzun Cuma” kapsamında 22.00’ye kadar açık, Çarşamba günleri ise öğrenciler için ücretsizdir.

offgrid art project Yeni Sezonunu İstanbul Sergisiyle Başlatıyor

offgrid art project, İstanbul’un değişen fiziksel ve kültürel katmanlarına odaklanan “Aynı Şehirde” başlıklı grup sergisiyle yeni sezonunu açıyor.

18 Eylül–25 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek sergi, Ci Demi, Hüseyin Güler ve Tibet Oktay Aslan’ın çalışmalarını bir araya getiriyor. Sergi, İstanbul’u yalnızca mimarisi ve dönüşen silueti üzerinden değil; hafıza, gündelik hayat ve insan-mekân ilişkileri üzerinden ele alıyor.

İstanbul’un Katmanlı Gerçekliği

İstanbul’un sürekli değişen yapısı serginin çıkış noktasını oluşturuyor. Yeni yapılar, yıkılan binalar ve dönüşen mahalleler, şehrin geçmişiyle birlikte varlığını sürdürüyor. Ci Demi’nin fotoğraf çalışmaları gündelik hayatı ve kentin dokusunu takip ederken; Tibet Oktay Aslan, fotoğrafı malzeme ve mekânla ilişkilendiriyor. Hüseyin Güler ise sosyal hafıza üzerinden şehrin görünmeyen katmanlarını araştırıyor.

Üç sanatçının farklı perspektifleri birleştiğinde İstanbul, tek bir görüntüye indirgenemeyen; farklı dönemlerin, yapıların ve deneyimlerin bir arada bulunduğu canlı bir organizma olarak ortaya çıkıyor. Sergi, izleyiciye şehrin değişimine farklı açılardan bakabileceği bir alan sunuyor.

Villa İpranosyan’da Sanat

Sergi, 212 Photography Istanbul’un paralel etkinlikleri arasında yer alıyor ve Villa İpranosyan’ın tarihi dokusuyla bütünleşiyor. Yapının geçmişi, göç ve kültürel etkileşim izleriyle serginin temalarıyla kesişiyor. Böylece mekân, yalnızca serginin gerçekleştiği bir alan değil, küratöryel kurgunun ayrılmaz bir parçası haline geliyor.

#offgridartproject #AynıŞehirde #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #CiDemi #TibetOktayAslan #HüseyinGüler #Villaİpranosyan #SergiHaberi #212PhotographyIstanbul

“Making Worlds. Systems of Being”

Sevil Dolmacı Gallery, 9 Eylül–9 Ekim 2026 tarihleri arasında Villa İpranosyan’da uluslararası sanatçıları buluşturan “Making Worlds. Systems of Being” sergisine ev sahipliği yapıyor.

Küratör Dorothea Strauss’un hazırladığı sergide Maria Ceppi, Nilbar Güreş, Christian Jankowski, Sofia Mitsola, Natasza Niedziółka, Serkan Özkaya, Tobias Pils, Ekrem Yalçındağ, Miao Ying ve Beat Zoderer’in eserleri yer alıyor. Sergi, gerçeklik algımızı biçimlendiren görünür ve görünmez sistemleri sorgularken; kültürel kodlar, toplumsal roller, teknoloji ve hafıza gibi unsurların dünyayı nasıl şekillendirdiğini tartışmaya açıyor.

Villa İpranosyan’ın tarihi ve mimari dokusu, serginin küratöryel kurgusunun bir parçası olarak öne çıkıyor. Yapının geçmişi, göç ve kültürel etkileşim izleriyle serginin temalarıyla kesişiyor. Farklı odalarda beden, kimlik, kültürel hafıza ve dijital gerçeklik gibi konular sanatçılar aracılığıyla izleyiciyle buluşuyor.

Dorothea Strauss’un İstanbul sanat ortamıyla uzun yıllara dayanan ilişkisi, bu sergiyle yeni bir boyut kazanıyor. Strauss, 2013’te Zürih’te düzenlenen “Hot Spot Istanbul” sergisiyle Türkiye’deki soyut ve kavramsal sanat pratiklerini ele almıştı. “Making Worlds. Systems of Being” ise bu diyaloğun günümüz gerçeklik ve kimlik tartışmalarıyla devamını temsil ediyor.

 

#SevilDolmacıGallery #MakingWorlds #DorotheaStrauss #Villaİpranosyan #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #SergiHaberi #SanatEtkinliği #KültürelMiras #SanatVeGerçeklik

Rashid Al Khalifa “Inhabited Crate – Multicolored”

Türkiye’nin en önemli çağdaş sanat etkinliklerinden Contemporary Istanbul, bu yıl 24–27 Eylül 2026 tarihleri arasında Tersane İstanbul’da gerçekleşiyor. Etkinlik, Bahreynli sanatçı Rashid Al Khalifa’nın “Inhabited Crate – Multicolored” adlı büyük ölçekli yerleştirmesine ev sahipliği yaparak İstanbul’un kültür ve turizm sahnesine uluslararası bir perspektif kazandırıyor.

Küratörlüğünü Cenevre Sanat ve Tarih Müzesi Direktörü Marc-Oliver Wahler’in üstlendiği eser, galvanize çelik ağ ve çok renkli toz boya kaplamadan oluşan şeffaf bir yapı olarak tasarlandı. İzleyiciyi yalnızca bakmaya değil, içine girip deneyimlemeye davet eden bu çalışma; ışık, gölge ve insan hareketiyle sürekli değişen bir mekânsal deneyim sunuyor.

Kültür Turizmine Katkı

Tersane İstanbul’un dört yüzyılı aşkın denizcilik mirasıyla çağdaş sanatı buluşturan bu yerleştirme, İstanbul’un kültürel altyapısına ve turizm ekonomisine değer katıyor. Etkinlik, uluslararası sanat koleksiyoncuları, yatırımcılar ve kültür profesyonellerini bir araya getirerek Türkiye’nin sanat odaklı turizm potansiyelini güçlendiriyor.

Sanat ve Yatırım Perspektifi

Contemporary Istanbul, her yıl olduğu gibi bu edisyonda da Türkiye’nin kültür ekonomisine katkı sağlayan önemli bir platform olmayı sürdürüyor. Rashid Al Khalifa’nın eseri, sanatın mimari ve endüstriyel formlarla buluştuğu noktada kültürel yatırımın yeni yüzünü temsil ediyor.

#ContemporaryIstanbul #RashidAlKhalifa #InhabitedCrate #Tersaneİstanbul #KültürTurizmi #SanatYatırımı #MarcOliverWahler #ÇağdaşSanat #İstanbulEtkinlikleri #EkonomiHaberi #PauseDergi  #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yanlış Kullanım Hayati Risklere Yol Açabilir

Son yıllarda obezite tedavisinde çığır açan gelişmeler arasında gösterilen ve kamuoyunda ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, milyonlarca kişinin kilo verme umudu haline geldi. Ancak bu tedavilerin masum bir şekilde sadece iştahı azaltan bir yöntem olarak görülmesi ve özellikle sosyal medyadan etkilenerek ya da arkadaş tavsiyesiyle kullanılması ciddi sağlık sorunlarına hatta hayati riske neden olabiliyor! Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin “Çünkü bu ilaçlar yalnızca kilo kaybını hedeflemiyor; metabolizma, hormon dengesi ve kan şekeri düzenlenmesi üzerinde de etkili güçlü tıbbi tedaviler arasında yer alıyor. Bilinçsiz kullanımı pankreas, safra kesesi ve sindirim sistemi başta olmak üzere pek çok organı olumsuz etkileyebiliyor” diyor. Dr. Çetin, zayıflama iğnesinde 5 hayati kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Ferhat Çetin

Dr. Ferhat Çetin

Uzman kontrolü şart!

Zayıflama iğnelerinin, her kilo vermek isteyen kişi için uygun olmadığını belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin şöyle konuşuyor: “Unutulmamalı ki, bu ilaçlar bir takviye ürünü ya da vitamin- mineral desteği değil; insülin direnci, kalp- damar hastalıkları, karaciğer yağlanması, diyabet gibi pek çok metabolik bozukluk ve hastalığın altında yatan hormonal bozuklukları düzelten bir tıbbi tedavi ajanıdır. Nasıl ki antibiyotiği, kemoterapiyi ya da apandisit cerrahisini profesyonel ellere emanet ediyoruz, bu tedaviyi de mutlaka uzman kontrolünde kullanmak elzemdir. İnternetten edinilen bilgiler doğrultusunda tedaviye başlamak, doz değiştirmek veya ilacı kontrolsüz şekilde temin etmek sağlık açısından ciddi risk oluşturur.”

Bu hastalıklarınız varsa kullanmayın!

Daha önce pankreatit geçirenler, safra taşı veya safra yolu hastalığı bulunanlar, medüller tiroit kanseri açısından risk taşıyanlar ve ileri düzey mide-bağırsak sistemi hastalığı olan kişilerde bu ilaçların kullanımı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca kontrol altında olmayan kalp-damar hastalıkları, çok yüksek trigliserid düzeyleri, kronik alkol kullanımı ve ailede pankreas veya safra hastalığı öyküsü bulunan kişiler de mutlaka ayrıntılı değerlendirilmelidir. Tedavi kararı yalnızca kiloya göre değil, kişinin tüm sağlık geçmişi dikkate alınarak verilmelidir.

Tedavi öncesi bu tetkikleri mutlaka yaptırın!

Obezite tedavisinde doğru ilaç kadar doğru değerlendirme de hayati önem taşır. Tedavi öncesinde açlık kan şekeri, HbA1c, insülin direnci, kolesterol ve trigliserid düzeyleri ile karaciğer, böbrek ve tiroit fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerekir. Gerektiğinde safra kesesi ve pankreasın ultrasonografiyle incelenmesi, gizli kalmış sağlık sorunlarının ortaya çıkarılmasını sağlayabilir. Yapılmayan her tetkik, gözden kaçabilecek bir riski de beraberinde getirir.

Dozu kendiniz değiştirmeyin!

Dr. Ferhat Çetin “”Biraz daha fazla kullanırsam daha hızlı kilo veririm” düşüncesi en tehlikeli hatalardan biridir. Bu ilaçlarda doz artışı belirli bir plan doğrultusunda ve yalnızca hekim kontrolünde yapılmalıdır. Gereğinden hızlı doz artırılması bulantı, kusma, şiddetli mide-bağırsak yakınmaları, sıvı kaybı ve tedavinin bırakılmasına neden olabilecek yan etkilere yol açabilir. Aynı şekilde ilacı düzensiz kullanmak veya enjeksiyon günlerini değiştirmek de tedavinin etkinliğini azaltabilir” diyor.

Bu belirtilerde hemen doktora danışın

Tedavi sırasında gelişen her yakınma ‘normal yan etki’ olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle şiddetli ve geçmeyen karın ağrısı, sürekli kusma, sarılık, koyu renk idrar veya yüksek ateş gibi belirtiler pankreas ya da safra yollarıyla ilgili ciddi bir sorunun habercisi olabilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında ilacı kendi kendine kullanmaya devam etmek yerine zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

İlacı bırakınca bu hataya düşmeyin!

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, zayıflama iğnesi kullanımında en sık yapılan hatalardan birinin tedavi sonrası eski alışkanlıklara dönmek olduğunu vurguluyor. Dr. Çetin, “Tedavinin bitmesi sürecin tamamlandığı anlamına gelmez. Amaç yalnızca kilo vermek değil, verilen kiloyu koruyacak sağlıklı yaşam alışkanlıklarını kazanmaktır. Beslenme ve hareket düzeni değişmezse, ilacın iştah azaltıcı etkisi ortadan kalktığında kilolar yeniden alınabilir” diyor. Tedavi sonrası özellikle ilk 3-6 ayda kilo, bel çevresi ve metabolik değerlerin düzenli takibi büyük önem taşıyor.

 

 

 

 

 

 

#Zayıflamaİğnesi #ObeziteTedavisi #SağlıklıYaşam #Metabolizma #İnsülinDirenci #GLP1 #KiloKontrolü #SağlıkUyarısı #Endokrinoloji #Beslenme #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Depo’da Sanatçılardan Silinmeye Dair Üretimler

poşe, bir inisiyatif olarak gerçekleştirdiği son sergisi “Silinmenin Manzaraları” ile 16 Eylül – 21 Kasım 2026 tarihleri arasında Depo’da sanatseverlerle buluşuyor. Sena Tural’ın koordinatörlüğünde hazırlanan sergi; Ece Gökalp, Ekin Can Göksoy, Hiwazerê, Larissa Araz, Marina Papazyan, Rojda Tuğrul ve Zilan İmşik’in üretimlerini bir araya getiriyor.

Sergi, geç Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e uzanan modernleşme ve merkezileşme süreçlerinin yol açtığı kültürel, ekolojik ve toplumsal tahribatı farklı coğrafyalarda yürütülen araştırmalar üzerinden ele alıyor. Bastırılmış hafızalara ulaşmaya çalışan sanatçılar, görünür ve görünmez izleri takip ederek silinmenin ardında kalan toplumsal ve bireysel izleri görünür kılıyor.

Ece Gökalp’in “Anahit’in Ardından” adlı çalışması, kuzeydoğudaki buzul gölü üzerinden antik tanrıça Anahit ve azınlıklaştırılmış topluluklarla bağ kurarken; Larissa Araz’ın Nazaretyan Konağı’nda gerçekleştirdiği işi, Antep’in güncel ekonomisiyle tarihî yapının ilişkisini sorguluyor. Zilan İmşik’in “Kaybedilenler Ülkesi” yerleştirmesi, 1980 darbesi sonrası zorla kaybetmelere odaklanıyor. Rojda Tuğrul’un “Zagros’ta” videosu, ekolojik yıkım ve çatışma arasındaki bağları tartışıyor. Marina Papazyan’ın “Sivrisineğin Kanı” videosu, sıtma taşıyan sivrisineği mitolojik bir figürle buluştururken; Ekin Can Göksoy’un performatif çalışması “Sıcak Unutkanlık Yapar mı?” toplumsal hafıza ile küresel ısınma arasındaki ilişkiyi araştırıyor.

Sanatçıların çoğu üretimlerini diyasporada sürdürse de geride bırakılan coğrafyaların bellekte bıraktığı izler serginin ortak zeminini oluşturuyor. “Silinmenin Manzaraları”, hafızanın yalnızca geçmişe değil, bugünle kurulan ilişkiye dair olduğunu hatırlatarak izleyiciyi yüzleşmeye davet ediyor.

 

 

 

#SilinmeninManzaraları #Depoİstanbul #poşe #ÇağdaşSanat #SanatSergisi #ToplumsalHafıza #KültürSanat #İstanbulSanat #SanatEtkinliği #Sergi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Hafıza ve Mekân Arasında Sanatsal Yolculuk

Girne’nin önde gelen çağdaş sanat galerisi Art Rooms, sanatçı Eser Keçeci’nin hafıza, mekân ve zaman arasındaki kırılgan geçişlere odaklanan dördüncü kişisel sergisi “Suspended Between”e ev sahipliği yapıyor.

Serginin Öne Çıkan Yönleri

  • Hafıza ve mekân: Çocukluk anılarından masallara, kişisel hafızadan kentsel belleğe uzanan imgeler.
  • Sanatsal teknikler: El yapımı ve transparan yüzeyler üzerine resim, çizim, kolaj ve video çalışmaları.
  • Masalsı atmosfer: Çocuk figürleri, kâğıt tekneler, kuşlar ve Rapunzel gibi masal karakterleriyle düşsel bir dünya.

Ziyaret Bilgisi

“Suspended Between” sergisi, 10 Haziran – 2 Eylül 2026 tarihleri arasında, pazar günleri hariç her gün 13.30 – 20.30 saatleri arasında Art Rooms’da sanatseverlerle buluşuyor.

 

 

#EserKeçeci #SuspendedBetween #ArtRooms #ÇağdaşSanat #GirneSanat #SanatSergisi #MasalsıSanat #SanatHaberleri #KıbrısSanat #ContemporaryArt #PauseDergi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Los Porfiados

Atlanta’daki High Museum of Art, Şili merkezli sanat, mimarlık ve tasarım stüdyosu gt2P tarafından hazırlanan “Los Porfiados (İnatçılar)” yerleştirmesine ev sahipliği yapıyor. Türkiye’de “hacıyatmaz” olarak bilinen, devrildiğinde yeniden doğrulan oyuncaktan ilham alan eser; ziyaretçiyi yalnızca izleyen değil, sanat deneyiminin bir parçası haline getiriyor.

İllüstratör ve akademisyen Burcu Aksoy, Atlanta ziyareti sırasında gördüğü yerleştirmenin çağdaş sanatta izleyici deneyiminin değişen rolünü ortaya koyduğunu belirtiyor. Aksoy’a göre eserin anlamı, ziyaretçinin mekâna yaklaşması, çevresinde hareket etmesi ve kurduğu etkileşimle birlikte oluşuyor.

İzleyiciyle Etkileşim

Aksoy’un akademik çalışmaları, sanat eserinin izleyiciyle kurduğu ilişkiye odaklanıyor. Ona göre kavramsal sanat anlayışı, 1960’lardan itibaren eseri yalnızca sergilenen bir nesne değil; aynı zamanda bir düşünce, süreç ve deneyim alanı olarak ele aldı. Bu dönüşümle birlikte yerleştirme, performans ve katılımcı sanat gibi ifade biçimleri gelişti.

Aksoy, günümüzde müzelerin izleyiciyle sanat arasında yeni ilişkilerin kurulduğu deneyim mekânlarına dönüştüğünü vurguluyor. Kamusal alandaki büyük ölçekli yerleştirmeler, ziyaretçiyi eserin çevresinde hareket etmeye ve eserle fiziksel bir ilişki kurmaya davet ediyor.

Los Porfiados’un Anlamı

Yerleştirme, farklı boyutlardaki şişirilebilir heykellerden oluşuyor. Müzenin açık alanında konumlanan eser, ziyaretçilerin dokunuşu ve hareketiyle sürekli değişen bir yapıya sahip. Bu etkileşim, dayanıklılık fikrini yeniden denge kurma ve değişen koşullara uyum sağlama üzerinden ele alıyor.

Şili’de “mono porfiado” adıyla bilinen oyuncaktan esinlenen gt2P, bu tanıdık nesneyi büyüterek kamusal alana taşıyor. Böylece hacıyatmaz, izleyiciyle birlikte anlam kazanan bir sanat deneyimine dönüşüyor.

#HighMuseum #LosPorfiados #ÇağdaşSanat #KamusalSanat #Hacıyatmazİlhamı #SanatSergisi #AtlantaSanat #PauseDergi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity