Yazılar

Sucuk & Bratwurst’un ‘Sand Carstle’ eseri MOMO Bodrum’da

Mercedes-Benz ve Pilevneli Gallery iş birliğiyle, dünyaca ünlü sanatçı topluluğu Sucuk & Bratwurst’un “Sand Carstle” eseri, yaz sezonu boyunca MOMO Bodrum’da ziyaretçilerle buluşuyor.

Mercedes-Benz’in ikonik G-Serisi şeklindeki dev bir kum kalıbını sembolize eden eser, çocukluk yıllarının neşesini ve yaratıcılığını yetişkinliğin rafine stiliyle birleştiriyor.

Pilevneli Gallery iş birliğiyle sergilenen “Sand Carstle” isimli eser, hareketli ve sabit üç boyutlu ve dijital eserleriyle tanınan Sucuk & Bratwurst imzasını taşıyor. Mercedes-Benz’in sürdürülebilirlik vizyonu ile uyumlu olarak çevre dostu malzemeler ve tekniklerle hayata geçirilen eser, markanın yenilikçi ve estetik yönünü yansıtırken çocukluk anılarına atıfta bulunan tasarımıyla sanat tutkunlarını geçmişe yolculuğa çıkarıyor.

‘Persona’ sergisi sanatseverlerle buluştu

Bodrum Loft, Avrupa’nın önde gelen galerilerinden Thaddaeus Ropac işbirliğiyle hayat geçirdiği “Persona” sergisini sanatseverlerle buluşturdu.

Persona sergisi için Bodrum Loft’da düzenlenen açılış kokteyline iş, cemiyet, kültür, sanat camiasının önemli isimleri katıldı.

Küratörlüğünü Artsa Danışmanlık’ın kurucusu Selcan Atılgan’ın üstlendiği ve 4 Temmuz – 1 Eylül 2024 tarihleri arasında açık kalacak “Persona” sergisi, vizyoner sanatçılar Erwin Wurm, Tony Cragg, Tom Sachs ve Sylvie Fleury’nin eserlerini sanatseverlerle buluşturuyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Alphan Eşeli̇’ni̇n yapay zeka odaklı çalışmaları

Misela’nın 15 yıllık serüvenine bir övgü niteliği taşıyan ve zanaatkarlığı yaratıcılıkla buluşturan “Crafting Realms” sergisi İstanbul’da Galata Rum Okulu’ndaki ilgi gören ilk edisyonu ve New York’taki ikinci edisyonunun ardından Londra’nın Regent’s Park bölgesinde gerçekleşti.

Serginin kürasyonu New York – İstanbul merkezli multidisipliner kültürel platform ISTANBUL’74 tarafından üstlenildi. Ödüllü yönetmen Alphan Eşeli’nin Misela tasarımlarını yapay zekayla birleştirerek yarattığı 15 eserden oluşan sergi, sanat ve moda arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlayarak, gelenek ve yeniliği bir araya getiriyor. Yapay zeka kullanımıyla şekillendirilen 15 eser, Misela’nın ikonik tasarımlarından hareketle gelenek ve yenilik arasında bir ilişki kurarak yaratıcı ifadenin sınırlarını zorlamayı amaçlıyor.

Assos’tan ilham aldı

Assos’tan ilham aldı

Hepsiburada’nın sanat platformu Sanatburada, sanatçı Cevdet Mehmet Kösemen’in Assos ve Çevresinden Gerçeküstü Manzaralar” isimli özel seçkisini sanatseverlerle buluşturuyor. Seçki, Assos ve çevresindeki manzaralar, canlılar ve tarihi mekanlardan ilham alan 15 yeni eserden oluşuyor. Kağıt üzerine akrilik boyayla yapılan eserlerdeki doğaçlamalar ve renk seçimleri, Kösemen’in beğeniyle takip edilen tarzını yansıtıyor.

Beş duyuya hitap eden sergi

Beş duyuya hitap eden sergi

Magnum, her yıl haz peşinden koşanları, farklı disiplinlerden etkinliklerle haz dünyasında keşfe çıkartıyor.

“MAGNUM 5 SENSES OF PLEASURE” ile yeni lezzetlere, inovasyonlara ve 5 duyuya hitap eden duyusal bir deneyim için kapılarını açtı. Magnum hazzıyla “MAGNUM 5 SENSES OF PLEASURE” deneyim alanı Galataport İstanbul, M1 Blok teras katında 31 Temmuz tarihine kadar haz tutkunlarını bekliyor.

Devrim Erbil’in sergisi “Yatay Derinlik” sanatseverlerle buluştu

Devrim Erbil’in sergisi “Yatay Derinlik” sanatseverlerle buluştu

Çağdaş resmin yaşayan efsanesi, resmin şairi Devrim Erbil’in tüm zamanlarından eserlerini içeren ‘‘Yatay Derinlik’’ sergisi sanatseverlerle buluştu.

Titanic Luxury Collection Hotel, MAJİ Art Gallery Bodrum’da gerçekleşen sergiye Bodrum’da tatil yapan sanatseverler katıldı.

“Yatay derinlik” sergisi usta sanatçının tüm dönemlerine ait eserlerde kullanmış olduğu tüm uygulama tekniklerinin eşsiz sunumu ile Uğur Batı’nın küratörlüğünde gerçekleşti. “Yatay Derinlik”, Devrim Erbil’in sanat hayatında eşi görülmemiş bir sergi olarak sanatın iyileştirici ve birleştirici gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. Sanatseverler, bu eşsiz deneyimle sanatta derin bir yolculuğa çıktı.

‘Persona’ sergisi Bodrum’a geliyor

‘Persona’ sergisi Bodrum’a geliyor

Bodrum Loft, Avrupa’nın önde gelen galerilerinden Thaddaeus Ropac işbirliğiyle “Persona” sergisine ev sahipliği yapacak.

Küratörlüğünü Artsa Danışmanlık’ın üstleneceği ve 4 Temmuz – 1 Eylül 2024 tarihleri arasında gerçekleşecek olan “Persona” sergisi, vizyoner sanatçılar Erwin Wurm, Tony Cragg, Tom Sachs ve Sylvie Fleury’nin eserlerini sanatseverlerle buluşturacak. Bu prestijli etkinlik, doğanın içinde sanatla buluşmanın eşsiz deneyimini sunacak.

Geçtiğimiz yıllarda Almanya merkezli KÖNİG Galerie ve Fransa merkezli Perrotin galerisi ile düzenlediği sanat etkinlikleriyle dikkat çeken Bodrum Loft, bu yıl ise Avrupa’nın önde gelen bir başka galerisi Thaddaeus Ropac ile işbirliği yaparak “Persona” sergisini sanatsevereler ile buluşturuyor.

Bayramı üç sergi ile karşıladı

Bayramı üç sergi ile karşıladı

Bodrum Marina Yacht Club, Merqezart’ta Derin Uludağ’ın “Düş Yanı”, Burak Erim’in “Düşlere Yolculuk” ve İsmail Atmalı’nın “Dokunun Rengi” kişisel sergileri Bodrum’da bir araya geldi.

Derin Uludağ’ın eserlerine hakim olan oyuncu desenler, bize unutulmuş masal dünyalarından anlar fısıldıyor.

Burak Erim kalbi açan renklerle resmettiği kentsel ve doğal yaşam alanlarına ruhu havalandırmak için koyduğu kapıların, pencerelerin önüne bisikletler ekliyor; yaşadığımız yeri daha iyi anlayabilmemiz, istersek de uzaklara gidebilmemiz için.

İsmail Atmalı, “Gözün gördüğü her şey resimdir, önemli olan o günkü ruh halinin resime bakmasıdır” diyerek, paslı tenekeler ve değişik topraklardan elde ettiği renkler ve dokularla bizi çeşitliliğin ve bir araya gelişin büyüsüne tanık ediyor.

Bodrum Marina Yacht Club, Merqezart’ta açılan kişisel sergiler, 14 Temmuz tarihine kadar görülebilecek.

Primeclass, yolcu salonlarında sanata yer veriyor

Primeclass, yolcu salonlarında sanata yer veriyor

TAV İşletme Hizmetleri, globalde Primeclass yolcu salonlarında sanata yer vererek Türk sanatçıların ve ayrıca lokal sanatçıların dünya çapında tanıtımına da katkı sağlamayı hedefliyor.

Bu vizyon doğrultusunda geçtiğimiz yıl Türkiye’nin önde gelen sanat galerilerinden PİLEVNELİ ile Milas-Bodrum Havalimanı’ndaki Primeclass Lounge’da hayata geçirilen özel iş birliği, bu yıl da devam ediyor. İş birliği kapsamında, PİLEVNELİ sanatçılarından Mehmet & Kazım Akal’ın Bodrum Primeclass Lounge için özel olarak hazırladıkları enstalasyonun yanı sıra, TAV Passport sponsorluğunda sanatçıların PİLEVNELİ Yalıkavak’taki orijinal duvar resmi de yaz boyunca sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Dünyanın 19 ülkesinde 90’a yakın yolcu salonu bulunan TAV İşletme Hizmetleri, deneyim kürasyonu odaklı hizmet yaklaşımını; sanat, gastronomi, eğlence ve sürdürülebilirlik temaları ile zenginleştirerek misafirlerinin seyahat deneyimini bir üst seviyeye taşıyor.

Cesare Catania: Sanatın Metaverse Yolculuğu

Röportaj: Melis BAYRAKTAR

Cesare Catania: Sanatın Metaverse Yolculuğu

İtalyan sanatçı Cesare Catania, geleneksel sanatın digital dünyayla kucaklaştığı bir evrende sınırları zorluyor. Eserleri, renk, form ve kompozisyonun bir araya geldiği bir dünyada izleyiciyi büyülüyor. Sanatçının soyut eserleri, figüratif detayları soyutlamak suretiyle duygusal bir deneyim sunuyor. Renklerin dansı, şekillerin ritmi ve soyut formların anlamı, izleyiciyi içine çeken bir yolculuğa çıkartıyor. Metaverse ile bu soyut dünyaların sınırları daha da genişliyor. Sanatçının eserleri, sanal dünyanın içinde de yeni bir boyut kazanıyor.

Cesare Catania ile sanatın sınırlarını keşfetmek isteyen herkes için ilham verici bir röportaj gerçekleştirdik.

Sanat hayatınız ne zaman ve nasıl başladı?

Sanat hayatım aslında benden habersiz çocukluk yıllarımda başlamıştı. Dedem keman sanatçısıydı. Klasik müziğin yaratıcılığına ve titizliğine karşı tutkum onun sayesinde başladı. 9 yaşımdayken piyano dersleri almaya başladım. Hem müzikal hem de figüratif sanata karşı her zaman bir tutkum oldu. Benim için ikisi birbirinden uzak ya da ayrı şeyler değildi o yıllarda bile. Hayatı algılayışım, kendimi eğlendirme arayışım genellikle kendi yarattığım küçük dünyaların içinde hikayecikler halinde belirdi önümde. Gördüğüm en küçük beni etkileyen şey günlerce hayalimde yaşattığım dünyaları mümkün kılıyordu. Anılarıma dâhil olan herkesin psikolojisi, karakterleri, düşünceleri, görünüşleri vb. birçok şey benim etkilenme ve beslenme alanlarım oldu.  Hayatımın dönüm noktasının bu süreçle başladığına inanıyorum. İlk kayda değer resmim 1995 yılına kadar uzansa da bu tutkumu 10 yılı aşkın bir süre önce mesleğe dönüştürmeye başladım. “Metaphysical Composition” – 2016, in “Artistic Composition” – 2016 , “The Dynamics of Movement” – 2016) , the “Vanity” ve diğer soyut ve sembolik olanlarda – 2014, “Flamingos in the Mirror” – 2015 – the “Tear” – 2012 gibi eserlerim ortaya çıktı.

Eserleriniz oldukça etkileyici bir dile sahip. Bize çalışmalarınızı ve tarzınızın oluşum sürecini anlatır mısınız?

1998 yılında mühendislik fakültesinde okumaya başladım. Ve burada perspektif ve aksonometri alanında uzmanlaştım. Bu bana tüm şekilleri basit üç boyutlu çokgenlere bölerek kendisini çevreleyen sorunları ve gerçekliği gözlemlemeyi öğretti. 144: Jazz Trio” – 2014, “Nice (A Tribute to Matisse and Chagall)” – 2015) ve katı ve eğrisel figürlerin zarif ve uyumlu bir şekilde yan yana gelmesiyle “Summer Readings (Tribute to Pierluigi Nervi)” – 2016 adlı eserlerim bu sayede çıktı ortaya. Yıllar içinde fotoğrafçılığa karşı da özel bir tutkum gelişti. Fotoğraf teknikleri ile oluşturulan yumuşak tonlamalar, ışık oyunları, çekim sırasında ve sonrasında elde edilen duygusal, dramatik ve şiirsel çalışmalara yoğunlaştım. Renk ve biçimsel bozulma gibi çeşitli teknikleri kullanarak soyut sanat örnekleri çıkartmaya başladım.

Bu süreçteki çalışmalarımda hiçbir sınırlamaya yer vermedim. Sanat sonsuzdur ve ifade biçimleri de sonsuzdur. O sebeple, ben sadece üretiyorum ve üretilen her eser kendi içinde kendi varlığını inşa ediyor.  İlhamımı yaşamın acı ve tatlı olan kendisinden ve evrenin bütünlüğünden, renklere olan aşkımdan alıyorum. Yaşam benim ilhamım.

Cesare Catania

Çalışmanız güçlü renklerden ve renk kontrastlarından oluşuyor. Belirli bir eserde hangi rengi kullanacağınıza nasıl karar veriyorsunuz?

Her düşüncenin, arzunun, bilginin, hislenmenin yani her şeyin bir rengi ve tonları var.  Ben, rengin algılanamaz olduğunu kabul edip, yine de ulaşmaya çalışma durumunun gerekliliğini estetik açıdan değerlendiriyor ve iki gerçeklik (renk – nesne) arasındaki en kısa mesafeyi arayarak, yeni bir gerçekliği gün yüzüne çıkarmaya çalışıyorum. Rengi yaşıyorum, arzuluyorum, hayal ediyorum, hissediyorum ve eserlerimle gün yüzüne çıkartıyorum. Dolayısı ile her eser kendi rengine kendisi karar veriyor diyebilirim.

Dijitalleşme ve teknolojiyle birlikte sanat dünyasının dinamiklerinde çok ciddi değişimlerle karşılaştık. Bu değişim rüzgârı eser üretimlerini de etkiledi. Kripto sanat, NFT eserler ve blockchain teknolojisi de bu değişimlerin en önemli örneklerinden oldu. Siz de “Artistic Metaverse” olarak adlandırdığınız bir metaverse sergi düzenlediniz? Nasıl oldu bu süreç?

Hepimizin Covid19 salgını nedeniyle evlere kapandığı Pandemi döneminde “Artistic Metaverse” adını verdiğim ilk Metaverse sergimi gerçekleştirdim. Davetlilerim herhangi bir çaba göstermeden, yalnızca kullandıkları sanal gerçeklik cihazları sayesinde, sergime katılıp, diledikleri tablomu kolayca satın alabildiler. Kendi aramızda bir söyleşi bile gerçekleştirdik. Mikrofon ve sohbet kutusu aracılığıyla eserlerim hakkında sohbet ettik. Bir sanatçı olarak en büyük arzularımdan biri sanat tarihinde ileride yazılacak bir değişime şahit olma arzusuydu. Bu arzumun karşılık bulduğunu gördüm. Ayrıca bu sergimin yeni nesil koleksiyoner ortaya çıkarmak konusunda farklı bir işlevi de oldu.

Harika! Benim de en merak ettiğim konuların başında NFT’lerin yükselişe geçmesi koleksiyonerlik kavramını nasıl etkilediğiydi.

Şöyle ki hayatını tamamen ekranda yaşayan, internetin var olduğu bir dünyada doğan, dijital madencilik yaparak zengin olan, alışverişini kripto parayla yapan, oyun evrenlerinde avatarına tasarım kıyafetler, silahlar, ayakkabılar alan ve bunlara ciddi paralar harcayan insanlarla; nerdeyse tamamen fiziksel dünyada yaşayan insanların yaşamı ele alış biçimleri, estetik zevkleri ve paraya bakışı haliyle birbirinden çok farklı. Tamamen fiziksel dünyada yaşayanların “fiziksel olmayan bir eseri ne yapacağım?” sorusunu yeni nesil “fiziksel bir eseri ne yapacağım?” olarak soruyor. Zira onların evleri, duvarları sosyal medya hesaplarında, ekranlarında. Bu yüzden belki de hiçbir zaman bir sanat eseri almayacaklardı. NFT ise onlar için bu ortamlarda sergileyebilecekleri, varlıklarını, kültürel birikimlerini gösterebilecekleri bir alan yarattı. Fiziksel koleksiyonerlikte de olan sahip olma, bunu paylaşma, kültürel statüsünü sergileme, sanatçının macerasına eşlik etme zevklerini NFT koleksiyonları üzerinde onlar da yaşamaya başladı. Böylece NFT hem sanatçının, sanat piyasasının hem de koleksiyonerlik kavramının gelişmesine, bir alan daha kazanmasına sebep oldu. Tanınmış, fiziksel sanat piyasasında önemli yerlerde olan sanatçıların bu piyasaya ilgi göstermesiyle de hibrit bir ortam oluşmaya başladı.

Cesare Catania

Peki sanatın gerçek değerinin NFT’ler ile belirlenip belirlenemeyeceği konusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dijital sanatın kripto paralar ile değerinin ölçülmesini doğru anlamak ve detaylandırmak için NFT teknolojisini doğru anlamak gerekiyor. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de göreceli bir değere sahip sanat, NFT ile en azından sanatçının hak ettiği gerçek değeri elde etmesine olanak tanıyor. Gelecekte özgün bir sanat eserini NFT ortamında elinde tutmak ciddi bir kazanç sağlamada bir araç olarak değerlendirilebilir.

Gelecek için başka iş birlikleriniz ve projeleriniz var mı? Son dönem sergilerinden bahsedelim, şu an sanat tutkunlarını burada neler bekliyor?

Şu anda Venedik Bienali’nde, aynı anda hem fiziksel hem de dijital bir heykel olan son sanat eserimin açılışını yapıyorum. Bu Phygital Embrace Versiyonu.

Venedik Bienali ziyaretçileri heykelimi fiziksel bir versiyonda gözlemlemeye ya da artırılmış gerçeklikte onunla “oynamaya” karar verebilirler. Bu vesileyle, yine yapay zeka sayesinde, herkese benzersiz bir dijital kucaklaşma heykeli yapma ve bunu dijital sanat eserleri olarak benimle birlikte imzalama imkanı veren bir yazılım da geliştirdim. İnsanların sanatla oynarken nasıl eğlendiklerini ve sanatın demokratikleşmesinin, sanatsever olsun ya da olmasın, genel halk tarafından nasıl takdir edilen bir süreç olduğunu görmek harika.

Peki Türkiye’deki sanat ortamı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye çok özel bir yer. Yakın zamanda Türkiye’de de sanatsal bir proje geliştirebilmeyi çok istiyorum.